İyiniyet (TMK m. 3) ve Tapu Siciline Güven: Kim Korunur, Kim Korunmaz?

Kısaca
- TMK m. 3 iki cümleden oluşur: kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâllerde asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak kendisinden beklenen özeni göstermeyen iyiniyet iddiasında bulunamaz.
- İyiniyet, hakkın kazanılmasına engel bir durumu bilmemek ve bilebilecek durumda olmamaktır; TMK m. 2’deki dürüstlük kuralından farklıdır.
- Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı en önemli hâl, tapulu taşınmazlarda TMK m. 1023 — tapu siciline güven ilkesidir.
- Yolsuz tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur; yolsuzluğu bilen veya bilmesi gereken kişi korunmaz (TMK m. 1024).
- İyiniyet bir karinedir; kötüniyeti iddia eden taraf bunu ispat etmek zorundadır.
- Kötüniyet ispatı zor olduğundan uygulamada fiilî karineler kabul edilmiştir.
- Tipik karineler: taşınmazın çok kısa aralıklarla el değiştirmesi, rayiç değerin çok altında satılması, taraflar arasında yakınlık veya organik bağ bulunması.
- Kötüniyet iddiası bir def’i değil itirazdır; savunmanın genişletilmesi yasağına tabi değildir ve hâkim re’sen gözetir.
- Kanun koyucunun amacı şeklen iyiniyetli görüneni değil, gerçekten iyiniyetli olanı korumaktır.
- Aranan iyiniyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı anında mevcut olmalıdır.
- Kuşkulanmasına rağmen araştırma yapmayan, taşınmazı hiç görmeden satın alan veya basiretli tacir gibi davranmayan kişi korunmaz.
- Buna karşılık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini tapuya şerh ettirmeyen arsa sahibi, iyiniyetli üçüncü kişi karşısında korunmaz.
Tapuya güvenerek taşınmaz satın alan kişi, o taşınmazın sonradan elinden alınmayacağından emin olabilmelidir. Aksi hâlde hiç kimse güvenle alışveriş yapamaz. Ancak madalyonun diğer yüzünde, sahte vekâletname ya da yolsuz bir işlemle mülkiyetini kaybeden gerçek malik vardır.
Türk Medeni Kanunu bu çatışmayı iyiniyet ölçütüyle çözer: yolsuz tescile iyiniyetle dayanan üçüncü kişi korunur, kötüniyetli olan korunmaz. Uygulamadaki asıl mesele ise iyiniyetin nasıl ölçüleceğidir — ve Yargıtay bu konuda oldukça ayrıntılı bir karine sistemi geliştirmiştir.
Kanunî dayanak
Genel kural TMK m. 3’tedir:
“Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.”
Tapulu taşınmazlar bakımından özel hüküm TMK m. 1023’tür:
“Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”
Tamamlayıcı hüküm TMK m. 1024’tür:
“Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.”
İyiniyet ile dürüstlük kuralı arasındaki fark
| Ölçüt | İyiniyet (TMK m. 3) | Dürüstlük kuralı (TMK m. 2) |
|---|---|---|
| İlgili olduğu aşama | Hakkın kazanılması | Hakkın kullanılması ve borcun ifası |
| Niteliği | Sübjektif; bilgi ve inanca ilişkin | Objektif davranış kuralı |
| Sorulan soru | Engeli biliyor muydu, bilmeli miydi? | Dürüst bir kişi böyle davranır mıydı? |
| Karine | Varlığı asıldır; aksini iddia eden ispatlar | Karine yok; somut olguya bağlıdır |
| Sınırı | Beklenen özeni göstermemek | Hakkın açıkça kötüye kullanılması |
| Usulî niteliği | Kötüniyet iddiası itirazdır; re’sen gözetilir | Aykırılık itirazdır; re’sen gözetilir |
Kritik nokta: İyiniyet karinesi mutlak bir kalkan değildir. TMK m. 3’ün ikinci fıkrası, özen göstermeyeni karinenin dışına atar. Ölçüt de sübjektif değil objektiftir: makul bir insanın hayatın olağan akışı içinde göstereceği davranış esas alınır. Bu nedenle “ben bilmiyordum” savunması tek başına yetmez; sorulacak soru “normal bir insan aynı koşullarda araştırsaydı bilebilir miydi?” sorusudur. Özellikle şüphelendiği hâlde araştırmayan kişi hiçbir hâlde korunmaz.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tapu kaydını geçmişe doğru inceleyin. Son işlemi görmek yetmez; taşınmazın son yıllardaki el değiştirme sıklığına bakın.
- Kısa aralıklı devirlerden şüphelenin. Günler veya haftalar içinde iki kez el değiştiren taşınmaz, en güçlü fiilî karinedir.
- Bedeli rayiçle karşılaştırın. Rayicin belirgin biçimde altında bir bedel, kötüniyet karinesi olarak değerlendirilir.
- Ödemeyi banka üzerinden yapın. “Kalanını elden ödedim” savunması ispatlanamadığında aleyhe değerlendirilir.
- Taşınmazı mutlaka yerinde görün. Değerli bir taşınmazı hiç görmeden satın almak, hayatın olağan akışına aykırı bulunmaktadır.
- Zilyetliği ve fiilî durumu araştırın. Üzerinde inşaat, kiracı ya da başka bir kullanan varsa gerçek hak sahibini araştırma yükü doğar.
- Vekâletname ile yapılan işlemleri denetleyin. Vekâletnamenin noterden doğruluğunu teyit ettirin; yetki kapsamını okuyun.
- Satıcının profilini değerlendirin. Ödeme gücü görünmeyen, çok genç ya da ilgisiz bir ara malikten alım ek araştırma gerektirir.
- Tacirseniz daha fazlasını yapın. Basiretli tacir ölçütü, sıradan alıcıdan beklenenden daha yüksek bir özen düzeyi getirir.
- Arsa sahibiyseniz sözleşmenizi şerh ettirin. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tapunun beyanlar hanesine şerhi, üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını bertaraf eder.
- Kötüniyet iddiasını her aşamada ileri sürün. İtiraz niteliğinde olduğundan savunmanın genişletilmesi yasağına tabi değildir.
- Bedel talebini terditli olarak ekleyin. Üçüncü kişi korunursa tapu iptali mümkün olmaz; bu ihtimale karşı bedel talebi hazır bulunmalıdır.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/425, K. 2022/729, 24.05.2022
Kuşkulanan ama araştırmayan korunmaz: Sahte vekâletname ile devredilen taşınmazı kısa süre sonra satın alan şirketin iyiniyeti tartışılmıştır. Genel Kurul önce kanun koyucunun amacını belirtmiştir: “yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.” Ölçütü de objektifleştirmiştir: “makul bir insanın göstereceği özenle herkesçe bilinebilecek bir gerçeği görmeyen ve tedbirli bir insanın şüphelenebileceği bir durumu dikkate almayarak ihmalkâr davranan kişi iyi niyetli sayılamaz.” Somut olayda şirket yetkilisi kısa aralıklı devirden kuşkulanmış, hatta vekâletnameyi noterden sordurmuş; ancak rayici 314.055,50 TL olan taşınmazı çok daha düşük bir bedelle ve hiç görmeden satın almıştır. Genel Kurul, “iyi niyet karinesine dayanan ve durumdan şüphelenen kişinin de kuşkuya yer vermeyecek şekilde ciddi bir araştırma yapmadan özen yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez” diyerek korumayı reddetmiştir. Sonuç: Direnme kararı BOZULMUŞTUR (oy çokluğu).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/182, K. 2025/8, 05.02.2025
Karine sistemi ve kötüniyet iddiasının usulî niteliği: Kısıtlı kişinin bizzat verdiği geçersiz vekâletnameye dayanan devirden sonra, payı satın alan ikinci elin durumu incelenmiştir. Genel Kurul ispat düzenini şöyle kurmuştur: “iyiniyetin varlığı kanun tarafından öngörülen bir karine olduğundan, tapu siciline güvenerek iyiniyetle hak kazandığını savunan kişi aleyhine açılan bu tür davalarda, davalının iyiniyetli olmadığını iddia eden davacının bunu ispat etmesi gerekmektedir. İspat yükü, üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu ileri süren tarafa ait olmakla birlikte kötüniyet iddiasının hukuki niteliği uyarınca ispat edilmesi çoğu zaman zordur. Bu nedenle uygulamada üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu ileri süren davacının bazı fiili karinelerden yararlanabileceği kabul edilmiştir. Yargıtay kararlarında taşınmazın çok sık aralıklarla el değiştirmesi ya da rayiç değerinin çok altındaki bir fiyatla satın alınması gibi durumlar, fiili birer karine olarak kabul edilmektedir.” İçtihadı birleştirme kararlarına dayanarak usulî niteliği de belirlemiştir: “kötüniyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece resen nazara alınacağı kabul edilmiş”tir. Somut olayda 11 gün içindeki devir, rayicin yarısına yakın bedel, ödeme gücü görünmeyen ara malik ve gerekmediği hâlde önceki malikle görüşme birlikte değerlendirilerek koruma reddedilmiştir. Sonuç: Direnme kararı BOZULMUŞTUR (oy çokluğu).
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/3280, K. 2022/849, 16.02.2022
Şerh vermeyen arsa sahibi, iyiniyetli üçüncü kişi karşısında korunmaz: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye devredilen taşınmazdaki bağımsız bölümü satın alan üçüncü kişinin durumu ele alınmıştır. Daire önce iyiniyetin sınırını çizmiştir: “kendisinden beklenen özeni göstermeyen, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan üçüncü kişiler iyi niyet iddiasında bulunamazlar. Burada aranan iyi niyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı esnasında mevcut olmalıdır.” Ardından menfaat dengesini kurmuştur: “Arsa sahibi iyi niyetli ve risk almak istemiyorsa; tapu devrinin, sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebilir. Tapu siciline basit bir şerh vermekten kaçınan arsa sahibinin tamamen iyi niyetli üçüncü kişiler karşısında ve onların zararına sebep olacak şekilde korunması menfaatler dengesine aykırıdır.” Somut olayda üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından kazanımı korunmuştur. Sonuç: Karar davalı üçüncü kişi yararına BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/1232, K. 2023/1649, 04.05.2023
Somut emare yoksa üçüncü kişinin kazanımı korunur: Adi yazılı ve tapuya şerh edilmemiş arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sonrası yüklenici, hiçbir inşai faaliyete başlamadan taşınmazı üçüncü bir şirkete devretmişti. Daire, kötüniyet karinelerini tek tek yoklamıştır: “Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat etme yükü, iddia eden tarafa aittir. Ancak iyiniyetin olmadığını kanıtlamak zor olduğundan bunu iddia eden bazı fiili karinelerden yararlanabilir. Örneğin, ayni hak kazanan kişiyle yakın bir ilişkinin bulunması, malın kısa sürede el değiştirmesi veya düşük bir bedelle el değiştirmesi durumlarında iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı karine olarak kabul edilir.” Somut olayda ise “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi adi yazılı şekilde yapılmış ayrıca tapuya şerh edilmemiştir. Davalı… tapu siciline güvenerek, üzerinde inşai faaliyet bulunmayan boş arsa niteliğindeki taşınmazın tam hissesini tapuda malik gözüken kişiden satın almıştır. Sunulan ödeme dekontları ve yüklenici şirket ile aralarında organik bağ bulunduğuna dair iddia ve emare söz konusu olmaması da dikkate alındığında” üçüncü kişi bakımından davanın reddi ve arsa sahibinin terditli bedel talebinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR (oy çokluğu).
Dört karar, aynı ölçütün iki farklı yönde nasıl uygulandığını gösterir ve bu karşıtlık, kurumun gerçek işleyişini anlamanın anahtarıdır. Ortak çerçeve nettir: tapu sicilinin içeriğinin doğruluğu karinedir, iyiniyet asıldır, kötüniyeti iddia eden ispatlar. Ancak TMK m. 3/2 bu karineye bir kapı bırakır: durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Davalar bu kapının önünde kazanılır ya da kaybedilir.
Birinci halka karinelerdir. Kötüniyeti doğrudan ispatlamak neredeyse imkânsız olduğundan yargı, fiilî karineler geliştirmiştir. En sık başvurulan üçü şudur: taşınmazın çok kısa aralıklarla el değiştirmesi, rayiç değerin belirgin biçimde altında bir bedelle satılması ve taraflar arasında yakınlık ya da organik bağ bulunması. Bunlar tek başına kesin sonuç doğurmaz; ancak birden fazlası bir arada bulunduğunda ispat yükü fiilen tersine döner ve alıcının gösterdiği özeni anlatması beklenir.
İkinci halka özen düzeyidir ve burada alıcının sıfatı belirleyicidir. Sıradan bir alıcıdan tapu kaydını incelemesi, taşınmazı görmesi ve fiilî durumu araştırması beklenir. Tacirden ise basiretli tacir ölçütüyle daha fazlası istenir. 2022 tarihli Genel Kurul kararında şirket yetkilisi kısa aralıklı devirden bizzat kuşkulanmış ve vekâletnameyi noterden sordurmuş olmasına rağmen koruma görmemiştir; çünkü rayicin çok altındaki bedelle ve taşınmazı hiç görmeden alım, “kuşkuya yer vermeyecek ciddi bir araştırma” sayılmamıştır. Buradaki mesaj açıktır: şüphe duyulmuşsa yarım araştırma korumaz.
Üçüncü halka arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleridir ve uygulamada en yoğun uyuşmazlık alanı burasıdır. Arsa sahibi taşınmazını yükleniciye devreder; yüklenici inşaatı yapmadan payı üçüncü kişiye satar. Yargıtay bu tabloda arsa sahibini otomatik olarak korumaz. Gerekçe menfaat dengesine dayanır: arsa sahibi, sözleşmeyi tapunun beyanlar hanesine şerh ettirerek üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını çok basit bir işlemle bertaraf edebilirdi. Bu imkânı kullanmayan arsa sahibinin, hiçbir kusuru bulunmayan alıcı karşısında korunması dengesizlik yaratır. Nitekim 2023 tarihli kararda üçüncü kişi lehine sonuç doğuran unsurlar somut olarak sayılmıştır: sözleşmenin şerh edilmemiş olması, taşınmazın boş arsa niteliğinde olması, ödemenin belgelenmesi ve yüklenici ile organik bağ bulunmaması.
Dördüncü halka zamanlamadır. Aranan iyiniyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı anında mevcut olmalıdır. Sonradan öğrenilen bilgiler kazanımı etkilemez; buna karşılık işlem anında bilinen ya da bilinmesi gereken bir durum korumayı ortadan kaldırır. Bu nedenle alıcının araştırmasını tapu işleminden önce tamamlaması ve bunu belgeleyebilmesi önemlidir.
Son olarak usulî bir kazanım: kötüniyet iddiası def’i değil itirazdır. Bunun iki sonucu vardır. Davacı bu iddiayı iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına takılmadan yargılamanın her aşamasında ileri sürebilir; dahası, dosyadan anlaşılıyorsa hâkim re’sen dikkate alır. Buna karşılık iddianın soyut kalması iyiniyet karinesini sarsmaz; karinelerin somut olgularla — tapu kaydı, kıymet takdiri raporu, ödeme belgeleri, tanık beyanları — desteklenmesi gerekir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Yalnızca son tapu kaydına bakıp satın almak | Geçmiş devirler ve el değiştirme sıklığı da incelenmelidir |
| Taşınmazı görmeden almak | Değerli bir taşınmazı görmeden almak hayatın olağan akışına aykırı bulunmaktadır |
| Bedelin bir kısmını elden ödemek | İspatlanamayan ödeme savunması aleyhe değerlendirilir |
| Rayicin çok altındaki fiyatı fırsat sanmak | Düşük bedel, kötüniyet karinesi olarak değerlendirilir |
| Şüphelenip yarım araştırma yapmak | Kuşkulanan kişiden kuşkuya yer vermeyecek ciddi araştırma beklenir |
| Arsa payı karşılığı sözleşmeyi şerh ettirmemek | Şerh, üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını bertaraf eder |
| Kötüniyet iddiasını süresinde ileri sürmediği için vazgeçmek | İtiraz niteliğindedir; her aşamada ileri sürülebilir ve re’sen gözetilir |
| Sadece tapu iptali talep etmek | Üçüncü kişi korunursa bedel talebi gerekir; terditli talep konulmalıdır |
| Tacir olarak sıradan alıcı özeniyle yetinmek | Basiretli tacir ölçütü daha yüksek bir araştırma yükü getirir |
İyiniyet nedir?
Bir hakkın kazanılmasına veya bir hukukî sonucun doğmasına engel olan bir durumu bilmemek ve hâlin gerektirdiği özen gösterilse dahi bilecek durumda olmamaktır.
İyiniyet ile dürüstlük kuralı aynı şey mi?
Hayır. TMK m. 3’teki iyiniyet hakların kazanılmasıyla, TMK m. 2’deki dürüstlük kuralı ise hakların kullanılması ve borçların ifasıyla ilgilidir. Ayrıntı için dürüstlük kuralı yazımıza bakabilirsiniz.
Tapu siciline güven ilkesi ne demektir?
Gerçek hak sahipliğine dayanmayan bir tescile (yolsuz tescile) dayanılarak iyiniyetle kazanılan ayni hakkın geçerli olarak hükümlerini doğurmasıdır. Dayanağı TMK m. 1023’tür.
Yolsuz tescil nedir?
Gerçek hak durumuna uymayan tescildir. Fiil ehliyeti veya tasarruf yetkisi olmayan kişinin talebi, sahte vekâletname, şekil eksikliği, irade sakatlığı, çifte tapu kaydı ya da memur hatası gibi sebeplerden doğabilir.
Kötüniyeti kim ispatlar?
İyiniyetin varlığı karine olduğundan, üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür. Ancak fiilî karinelerden yararlanabilir.
Hangi durumlar kötüniyet karinesi sayılır?
Taşınmazın çok kısa aralıklarla el değiştirmesi, rayiç değerinin çok altında bir bedelle satılması ve devreden ile devralan arasında yakınlık veya organik bağ bulunması başlıca fiilî karinelerdir.
Kötüniyet iddiasını ne zaman ileri sürebilirim?
Yargılamanın her aşamasında. Kötüniyet iddiası def’i değil itiraz niteliğindedir; iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi değildir ve hâkim tarafından re’sen de gözetilir.
İyiniyet hangi anda aranır?
Tescil isteminin yevmiye defterine kaydı anında. Bu andan sonra öğrenilen bilgiler kazanımı etkilemez; ancak o anda bilinen ya da bilinmesi gereken bir durum korumayı ortadan kaldırır.
Taşınmazı görmeden almak kötüniyet sayılır mı?
Tek başına kesin sonuç doğurmaz; ancak Yargıtay, değerli bir taşınmazın hiç görülmeden satın alınmasını hayatın olağan akışına aykırı bularak diğer emarelerle birlikte kötüniyet göstergesi saymıştır.
Tacir isem daha mı dikkatli olmam gerekir?
Evet. Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü, sıradan alıcıdan beklenenden daha yüksek bir araştırma ve özen düzeyi getirir.
Yükleniciden daire aldım, arsa sahibi dava açtı; ne olur?
Tapu siciline güvenerek ve kötüniyetiniz ispatlanamadan satın aldıysanız kazanımınız TMK m. 1023 uyarınca korunur. Sözleşmenin tapuya şerh edilmiş olması, üzerinde inşaat bulunması veya yüklenici ile aranızda bağ bulunması ise aleyhinize değerlendirilir.
Arsa sahibi olarak kendimi nasıl korurum?
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini tapunun beyanlar hanesine şerh ettirerek. Yargıtay, bu basit işlemi yapmayan arsa sahibinin iyiniyetli üçüncü kişi karşısında korunmasını menfaatler dengesine aykırı bulmaktadır.
Üçüncü kişi korunursa hakkım tamamen kaybolur mu?
Tapu iptali mümkün olmaz; ancak yolsuz tescile sebep olanlara karşı bedel ve tazminat talepleri saklıdır. Bu nedenle dava dilekçesinde terditli bedel talebine yer verilmesi önemlidir.
Menkul mallarda da aynı ilke geçerli mi?
Benzer bir koruma vardır; taşınırlar bakımından TMK m. 988 ve 989 özel hükümleri uygulanır. Tapulu taşınmazlarda ise TMK m. 1023 geçerlidir.
Tapu memurunun hatasından doğan zararı kim öder?
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumludur. Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk niteliğindedir ve ayrı bir dava konusu yapılabilir.
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 — Dürüst davranma
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 3 — İyiniyet
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 — İspat yükü
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 7 — Resmî belgelerle ispat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 988-989 — Taşınırlarda iyiniyetle kazanma
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1007 — Tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluk
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1013, 1015, 1021, 1022 — Tescil ve tasarruf yetkisi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1023 — İyiniyetli üçüncü kişilere karşı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1024 — İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1025 — Tapu sicilinin düzeltilmesi davası
- Tapu Sicili Tüzüğü m. 16, 18 — İstem ve kimlik denetimi
- 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 E., 1951/1 K. ile 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 E., 1991/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması, ispat yükü, irade bozuklukları, temsil ve yetkisiz temsil, taraf sıfatı ve dava ehliyeti.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, alıcının işlem anında gösterdiği özene ve dosyadaki fiilî karinelere göre değişir. Satın alma öncesinde yapılan araştırmanın belgelenmesi, sonradan ispat sorunlarını önler.