Alan Adı (Domain) Uyuşmazlıkları: Markam Başkasının Sitesinde Kullanılıyorsa Ne Yapmalı?

- Bir işaretin internet ortamında ticarî etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması, marka sahibinin yasaklayabileceği fiillerdendir (SMK m. 7/3-d).
- Yasak, kullanan kişinin işaret üzerinde hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartına bağlıdır.
- Alan adının yalnız kayıtlı olması yetmez; kullanımın markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerle aynı, benzer veya bağlantılı olması aranır.
- Alan adı tahsisinde “önce gelen alır” ilkesi geçerlidir; markadan önce alınmış ve farklı alanda kullanılan alan adı tecavüz sayılmayabilir.
- Tanınmış markalarda ölçüt genişler: farklı mal ve hizmetlerde bile itibardan haksız yarar veya ayırt edici karaktere zarar aranır (SMK m. 7/2-c).
- Tanınmış bir markayı içeren alan adını üçüncü kişiye tahsis edip pazarlamak, hem marka tecavüzü hem haksız rekabet sayılabilir.
- Sonradan alınan marka tescili, önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında savunma gerekçesi olamaz (SMK m. 155).
- Buna karşılık davalının kendi tescilli markasıyla uyumlu bir alan adı kullanması, sınıf bazında ayrıntılı incelemeyi zorunlu kılar.
- Talepler tecavüzün tespiti, men’i, ref’i ile alan adının iptali veya devri ve erişimin engellenmesi olarak kurulur.
- Yer ve hizmet sağlayıcıların içeriği önceden denetleme yükümlülüğü yoktur; tespit, durdurma ve önleme talepleri yine de onlara yöneltilebilir.
- Yer sağlayıcının tazminat sorumluluğu için önce uyarılması ve hak sahipliğinin yaklaşık ispatının sunulması gerekir.
- Alan adı uyuşmazlıklarında delil tespiti ve site içeriğinin kayıt altına alınması, davanın en kritik ilk adımıdır.
Markanızı yıllardır kullanıyorsunuz, ama markanızı taşıyan alan adı bir başkasının üzerine kayıtlı. Ya da tam tersi: yıllar önce aldığınız bir alan adı için, sonradan aynı ibareyi marka olarak tescil ettiren bir şirket size ihtarname gönderiyor. Her iki senaryo da Türkiye’de sık görülür ve ikisinin çözümü de aynı hükümde toplanır: Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesi.
Ancak maddenin uygulanışı, ilk bakışta göründüğünden çok daha ayrıntılıdır. “Markam alan adında geçiyor” demek tek başına yeterli değildir; kullanımın ticarî etki yaratması, kullananın meşru bağlantısının bulunmaması ve sınıf bakımından örtüşme gibi eşikler aşılmalıdır. Aşağıda bu eşikleri ve Yargıtayın çizdiği sınırları ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: …
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.”
“(1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.”
Bu iki hüküm birlikte okunduğunda tablo netleşir: alan adı kullanımı marka hakkının kapsamı içindedir; ancak yasaklama, hem ticarî etki hem de meşru bağlantı yokluğu şartlarına bağlanmıştır. Ayrıca, tecavüz iddiasıyla karşılaşan kişinin sonradan aldığı marka tescili, önceki tarihli hak sahibine karşı kalkan işlevi görmez.
Hangi hâlde tecavüz var, hangi hâlde yok?
| Durum | Değerlendirme |
|---|---|
| Alan adı markayla aynı, aynı/benzer mal ve hizmetlerde ticarî kullanım var | Kural olarak tecavüz; alan adının iptali ve erişimin engellenmesi istenebilir |
| Alan adı markadan önce alınmış, farklı ve bağlantısız alanda kullanılıyor | “Önce gelen alır” ilkesi gereği kullanım haklı görülebilir; devir koşulları oluşmaz |
| Alan adı kayıtlı ama site pasif, ticarî etki yok | m. 7/3-d’nin “ticari etki” şartı tartışmalı hâle gelir; somut kullanım aranır |
| Kullanan kişinin işaret üzerinde meşru bağlantısı var (kendi ticaret unvanı, kendi adı) | Yasaklama şartı olan “hak veya meşru bağlantı yokluğu” gerçekleşmez |
| Tanınmış marka, farklı sınıfta kullanım | İtibardan haksız yarar, itibara zarar veya ayırt edici karaktere zarar varsa tecavüz |
| Alan adı sahibi sonradan aynı ibareyi marka olarak tescil ettirmiş | Önceki tarihli hak sahibine karşı savunma gerekçesi olamaz (m. 155) |
| Davalının kendi tescilli markasıyla uyumlu alan adı kullanımı | Sınıf bazında ayrıntılı inceleme ve müktesep hak değerlendirmesi zorunlu |
| İhlâl, üçüncü kişilerin ilanlarıyla bir platformda gerçekleşiyor | Tespit, men ve ref platforma da yöneltilebilir; tazminat için uyarı ve kusur aranır |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Öncelik sırasını çıkarın: markanın başvuru/rüçhan tarihi, ticaret unvanının tescil tarihi ve alan adının kayıt tarihi. Alan adı davalarının çoğu bu üç tarihin karşılaştırılmasıyla çözülür.
- Alan adının kayıt tarihini ve sahibini WHOIS sorgusu ile belgeleyin; “.tr” uzantılarında tahsis kayıtlarını da isteyin.
- Sitenin içeriğini gecikmeden kayıt altına alın: ekran görüntüleri, arşiv kayıtları ve mümkünse mahkemeden delil tespiti. İçerik değiştirildiğinde iddianız dayanaksız kalabilir.
- Kullanımın ticarî etki yarattığını gösterin: satış sayfaları, fiyat listeleri, iletişim formu, reklam, arama motoru sonuçlarındaki görünürlük.
- Sınıf analizini baştan yapın. Sitedeki faaliyetlerin marka sınıflandırma sistemine göre hangi sınıfa girdiğini ve bunun sizin tescil kapsamınızla örtüşüp örtüşmediğini ortaya koyun.
- Markanız tanınmışsa bunu ayrıca ileri sürün; tanınmışlık farklı sınıflardaki kullanımlara karşı da koruma sağlar.
- Karşı tarafın meşru bağlantısını değerlendirin: alan adı onun ticaret unvanına, adına veya uzun süredir kullandığı işarete mi dayanıyor? Varsa stratejinizi buna göre kurun.
- Dava öncesi ihtarname gönderin ve ihtarnamenin ekine üstün hak sahipliğinizi yaklaşık ispata yeterli belgeleri koyun: marka tescil belgesi, kullanım delilleri, önceki faaliyet kayıtları.
- Talep sonucunuzu eksiksiz kurun: tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, alan adının iptali (mümkünse devri), erişimin engellenmesi, maddî ve manevî tazminat ile hükmün ilanı.
- Platform veya barındırma sağlayıcısına dava açacaksanız ayrımı gözetin: tespit, durdurma ve önleme talepleri kusur aranmaksızın yöneltilebilir; tazminat için uyarı ve kusur şarttır.
- Karşı taraftan gelen cevabı dikkatle okuyun; cevabî ihtarnamede marka hakkınızın kabul edilmesi, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği sonucunu doğurabilir.
- Siz alan adı sahibi tarafındaysanız kullanımınızın ticarî etkisini, sınıf farkını ve önceliğinizi belgeleyin; ayrıca varsa kendi tescilli markanız kapsamındaki kullanımı ortaya koyun.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2239, K. 2024/7497, 23.10.2024
Tanınmış bir markayı aynen içeren alan adını tahsis edip üçüncü kişiye pazarlamak, hem marka tecavüzü hem haksız rekabettir. Bir büyükşehir belediyesi iştiraki, “.istanbul” üst düzey alan adı programı çerçevesinde “halkbank.istanbul” alan adını açık artırmayla üçüncü bir kişiye satmıştır. Şirket savunmasında, alan adının “ilk gelen ilk alır” kuralı çerçevesinde başvurana tahsis edilmek zorunda olduğunu ve başvuranın hak sahipliğini sorgulamayacağını ileri sürmüştür. Derece mahkemesi bu savunmayı kabul etmemiştir: “davalı şirketin, davacıya ait tanınmış markayı aynen içerecek şekilde alan adı tescilini sağlayarak diğer davalı …’a satması nedeniyle oluşan eyleminin … marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davalı şirketin kendi ticari faaliyeti kapsamında bir başkasına ait ticaret unvanını ve ticari işletmenin adı sayılan bir işareti alan adı olarak 3. bir kişiye tescil olanağını sağlayıp pazarlamasının da haksız rekabet niteliğinde olduğu, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu” belirtilmiştir. Alan adını satın alan kişinin eylemi de ayrıca marka tecavüzü sayılmıştır. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 23.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4758, K. 2026/1478, 12.03.2026
Markadan önce alınmış ve farklı alanda kullanılan alan adı, “önce gelen alır” ilkesi gereği korunur. Markasını 2010 yılında tescil ettiren davacı, aynı ibareyi taşıyan alan adının davalı adına kayıtlı olması nedeniyle markasıyla internet sitesi kuramadığını ileri sürerek tecavüzün durdurulmasını ve alan adının kendisine devrini istemiştir. Derece mahkemesi talebi reddetmiştir: “davalı tarafça kullanılan … alan adında, davacı adına tescilli ‘…’ markasının aynen yer aldığı; ancak davalının alan adının davacının ticaret sicile tescil tarihinden ve davacının markasının tescil tarihinden daha önce alındığı, alan adlarında ‘önce gelen alır’ kuralı gereğince davalının, alan adını kullanmakta haklı olduğu, davalının internet sitesi içeriğindeki marka kullanımlarının, davacının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile aynı, benzer ya da bağlantılı olmadığı, davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz etmediği, davalıya ait alan adının davacıya devir edilmesi koşullarının oluşmadığı.” Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/673, K. 2025/4474, 24.06.2025
Alan adının iptaline karar verilmeden önce sitedeki kullanımın hangi sınıfa girdiği ve davalının kendi markasından doğan hakları incelenmelidir. Davacı, “…” ibaresini 1983’ten beri ticaret unvanında ve tescilli markalarında kullandığını ileri sürerek davalının ticaret unvanının terkinini, alan adının iptalini ve erişimin engellenmesini istemiştir. Bölge adliye mahkemesi talepleri kabul etmiş; ancak Daire, kendi önceki bozma kararının gereklerinin karşılanmadığını tespit etmiştir. Daireye göre bilirkişiden, davalının internet sitesindeki faaliyetlerinin marka sınıflandırma sistemine göre hangi sınıfta yer aldığı, bu hizmetlerin davacının hangi markası kapsamına girdiği ve işaretlerin karşılaştırılması istenmeliydi. Ayrıca davalı şirket yetkilisi adına 35. sınıfta tescilli bir marka bulunduğu ve dava konusu alan adının bu markayla uygunluk içerdiği gözetilmeliydi: “davalının internet sitesindeki kullanımının davacı adına tescilli markalar kapsamında bulunan 42. sınıf hizmetleri mi yoksa 2018/… sayılı markanın kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetleri mi içerdiği tespit edilmeden, 6769 sayılı Kanun’un 155. maddesinin de değerlendirilmesi yapılmadan, bozma gereklerini karşılamayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olup, eksik incelemeye dayalı olarak ve davalının usulü müktesep hakları gözönüne alınmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş”tir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4955, K. 2025/4445, 26.06.2025
Yer sağlayıcıya karşı tespit ve men her hâlde istenebilir; tazminat için uyarı ve üstün hak sahipliğinin yaklaşık ispatı gerekir. Bir ilan sitesinde üçüncü kişilerin verdiği ilanlarda davacının tescilli markası kullanılmış; davacı, yer sağlayıcı şirkete ihtarname göndermesine rağmen içeriklerin kaldırılmadığını ileri sürerek tazminat istemiştir. Daire, çerçeveyi şöyle çizmiştir: “5651 sayılı … Kanun’un 5. maddesi ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi ile yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak marka hakkı sahibi, devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davalarını herkese karşı yöneltebilecektir.” Tazminat bakımından ise yer sağlayıcının önceden uyarılması ve hak sahibinin üstün hak sahipliğini yaklaşık ispata yeterli delilleri sunmuş olması aranır. Somut olayda davalının cevabî ihtarnamesinde davacının marka hakkı sahipliğini kabul etmesi, bu koşulun gerçekleştiği sonucuna vardırmıştır. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 26.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Birinci halka: tarih sırası her şeyi belirler. 2026 tarihli karar, uygulamada en çok şaşırtan sonucu gösteriyor: markanız tescilli olsa ve alan adında aynen geçse bile, alan adı sizin markanızdan önce alınmışsa ve farklı bir alanda kullanılıyorsa devir isteyemezsiniz. Alan adı tahsisinde “önce gelen alır” ilkesi geçerlidir. Bu nedenle marka stratejisiyle alan adı stratejisi birlikte yürütülmeli, tescil başvurusuyla eş zamanlı olarak ilgili uzantılar alınmalıdır.
İkinci halka: benzerlik yetmez, örtüşme gerekir. SMK m. 7/2-b, karıştırılma ihtimalini “aynı veya benzer mal ve hizmetler” şartına bağlar. 2026 tarihli kararda davalının site içeriğindeki kullanımlar davacının tescil sınıflarıyla bağlantılı bulunmadığından tecavüz kabul edilmemiştir. 2025 tarihli bozma kararı ise bu incelemenin ne kadar teknik olması gerektiğini gösteriyor: sitedeki faaliyetler marka sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılmalı, hangi markanın kapsamına girdiği belirlenmeli, işaretler karşılaştırılmalıdır. “Gözle bakıp benzetmek” yeterli değildir.
Üçüncü halka: tanınmışlık, sınıf sınırını aşan tek anahtardır. Marka tanınmışsa, farklı mal ve hizmetlerde kullanım bile yasaklanabilir; ölçüt itibardan haksız yarar, itibara zarar veya ayırt edici karakterin zedelenmesidir. 2024 tarihli halkbank.istanbul kararı bunun tipik örneğidir. Kararın ikinci katmanı ise daha çarpıcı: alan adını satan platform, “ilk gelen ilk alır kuralı gereği tahsis etmek zorundayım, başvuranın hak sahipliğini sorgulamam” savunmasına sığınamamıştır. Tanınmış bir markayı içeren alan adını üçüncü kişiye tahsis edip pazarlamak, tahsis edenin kendi eylemi olarak haksız rekabet sayılmıştır.
Dördüncü halka: sonradan alınan tescil kalkan değildir, ama yok da sayılmaz. SMK m. 155 açıktır: önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında, kişi kendi sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi yapamaz. Ancak 2025 tarihli bozma kararı bunun mekanik uygulanmasını engelliyor. Davalı adına, alan adıyla uyumlu ve farklı bir sınıfta tescilli bir marka bulunuyorsa, önce sitedeki kullanımın hangi sınıfa ait olduğu belirlenmeli, sonra m. 155 değerlendirmesi yapılmalıdır. Usulî müktesep hak da ayrıca gözetilir.
Beşinci halka: platformlar için iki ayrı rejim vardır. 2025 tarihli karar bu ayrımı çok net koyuyor. Marka hakkı mutlak bir haktır; tespiti, durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri illiyet bağı varsa kusur aranmaksızın herkese, bu arada yer ve hizmet sağlayıcılara da yöneltilebilir. Buna karşılık tazminat için kusur şarttır ve kusur, ancak platform hukuka aykırılığı bildiği hâlde makul sürede kaldırmadığında doğar. Bilgilendirmenin usulü de belirlenmiştir: hak sahibi, kaldırma talebiyle birlikte üstün hak sahipliğini yaklaşık ispata yeterli delilleri sunmalıdır.
Altıncı halka: ihtarname, davanın yarısıdır. Aynı kararın somut olay değerlendirmesi bu noktada öğreticidir: hak sahibinin ihtarnamesine ek delil koymamış olması ilk bakışta aleyhineyken, platformun cevabî ihtarnamesinde marka hakkı sahipliğini kabul etmesi yaklaşık ispat koşulunu gerçekleştirmiş sayılmıştır. Dolayısıyla ihtar süreci yalnızca bir formalite değil, tazminat sorumluluğunun doğup doğmayacağını belirleyen delil üretme aşamasıdır. İhtarnameyi eksiksiz kurmak, cevabı dikkatle okumak ve her ikisini de dosyaya koymak gerekir.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Markam alan adında geçiyor, devir alırım.” | Ticarî etki, meşru bağlantı yokluğu ve sınıf örtüşmesi ayrıca aranır; öncelik tarihleri belirleyicidir. |
| “Markam tescilli, alan adı ne zaman alınmış fark etmez.” | Markadan önce alınmış ve farklı alanda kullanılan alan adı “önce gelen alır” ilkesiyle korunabilir. |
| “Alan adını ben aldım, sonra markayı da tescil ettirdim, güvendeyim.” | Sonraki tarihli tescil, önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında savunma gerekçesi olamaz (SMK m. 155). |
| “Farklı sektördeyiz, marka tanınmış olsa da sorun olmaz.” | Tanınmış markalarda farklı mal ve hizmetlerde kullanım da yasaklanabilir. |
| “Alan adını tahsis eden platformun sorumluluğu yoktur.” | Tanınmış markayı içeren alan adını tahsis edip pazarlamak, tahsis edenin kendi eylemi olarak haksız rekabet sayılabilir. |
| “Site kapalı ama alan adı onun üzerinde, dava açarım.” | Yasaklama, işaretin internet ortamında ticarî etki yaratacak biçimde kullanılmasına bağlıdır. |
| “Platforma ihtar çektim, tazminat alırım.” | İhtarla birlikte üstün hak sahipliğinizi yaklaşık ispata yeterli delilleri de sunmuş olmanız gerekir. |
| “Platformdan hiçbir şey isteyemem.” | Tespit, durdurma, önleme ve sonuçların ortadan kaldırılması talepleri kusur aranmaksızın yöneltilebilir. |
| “Ekran görüntüsü alırım, yeter.” | İçerik değişebileceğinden delil tespiti yaptırmak ve tarihli kayıtlar üretmek gerekir. |
Markamı içeren alan adını kullanan kişiye dava açabilir miyim?
SMK m. 7/3-d uyarınca, kullanan kişinin işaret üzerinde hakkı veya meşru bağlantısı bulunmaması şartıyla, işaretin internet ortamında ticarî etki yaratacak biçimde alan adı olarak kullanılması yasaklanabilir. Ayrıca kullanımın markanızın kapsadığı mal ve hizmetlerle örtüşmesi ya da markanızın tanınmış olması aranır.
“Ticarî etki” ne demektir?
İşaretin ticaret alanında, yani ekonomik faaliyet kapsamında kullanılmasını ifade eder. Satışa sunma, hizmet tanıtımı, reklam, iletişim ve sipariş kanalı olarak kullanım tipik örneklerdir. Salt kayıt altında tutulan, ticarî bir işlevi olmayan alan adında bu şart tartışmalı hâle gelir.
Alan adı markamdan önce alınmışsa ne olur?
Alan adı tahsisinde “önce gelen alır” ilkesi geçerlidir. Yargıtay, markadan ve ticaret unvanı tescilinden önce alınmış ve site içeriği markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerle aynı, benzer ya da bağlantılı olmayan bir alan adının kullanımını haklı bulmuş, devir koşullarının oluşmadığına karar vermiştir.
Markam tanınmışsa koruma genişler mi?
Evet. Tanınmış markalarda, aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, markanın itibarından haksız yarar sağlayacak, itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki kullanımlar haklı sebep yoksa yasaklanabilir.
Alan adının iptalini mi, devrini mi istemeliyim?
Uygulamada her ikisi de talep edilmektedir. Mahkemeler koşulları oluştuğunda alan adının iptaline ve siteye erişimin engellenmesine karar vermekte; devir ise ancak devir koşullarının varlığı hâlinde mümkün olmaktadır. Talebi terditli kurmak yerinde olur.
Sonradan aynı ibareyi marka olarak tescil ettirirsem korunur muyum?
Önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin açtığı tecavüz davasında kendi sınai mülkiyet hakkınızı savunma gerekçesi olarak ileri süremezsiniz (SMK m. 155). Ancak tescilinizin kapsamı ve sitedeki kullanımın hangi sınıfa girdiği ayrıca incelenir.
Dava tarihinden sonra yaptığım marka başvurusu kullanımımı hukuka uygun hâle getirir mi?
Hayır. Uygulamada dava tarihinden sonraki marka tescil başvurusunun, önceki kullanımı hukuka uygun hâle getirmeyeceği kabul edilmektedir.
Ticaret unvanım alan adımla aynı; bu beni korur mu?
Ticaret unvanının tescilli olması, o ibarenin unvana uygun biçimde kullanılmasını meşru kılabilir. Ancak unvanın markasal olarak, yani mal ve hizmetleri ayırt edici biçimde kullanılması ayrı bir değerlendirmeye tabidir ve marka hakkına tecavüz oluşturabilir.
Alan adını satan platforma dava açabilir miyim?
Koşulları varsa evet. Yargıtay, tanınmış bir markayı aynen içeren alan adının tescilini sağlayıp üçüncü kişiye pazarlayan şirketin eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu kabul etmiştir.
İlan sitesinde markam izinsiz kullanılıyor; siteye dava açabilir miyim?
Tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri, illiyet bağı varsa kusur aranmaksızın yer ve hizmet sağlayıcılara da yöneltilebilir. Tazminat için ise ayrı koşullar aranır.
Yer sağlayıcıdan tazminat almanın şartı nedir?
Yer ve hizmet sağlayıcıların içeriği kontrol etme veya hukuka aykırılık araştırma yükümlülüğü yoktur. Tazminat sorumluluğu için önceden uyarılmaları, hukuka aykırı içeriği makul sürede kaldırmalarının talep edilmesi ve hak sahibinin üstün hak sahipliğini yaklaşık ispata yeterli delilleri sunmuş olması gerekir.
İhtarnameme ne eklemeliyim?
Marka tescil belgeniz, kullanım delilleriniz, önceki tarihli faaliyet kayıtlarınız ve tanınmışlığa ilişkin belgeler. Yargıtay, kaldırma talebiyle birlikte üstün hak sahipliğine ilişkin yaklaşık ispata yeterli delillerin sunulmuş olmasını aramaktadır.
Sitenin içeriği değişirse ne olur?
İçerik davadan sonra değiştirilirse iddianızı ispat güçleşir. Bu nedenle dava öncesinde fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinden delil tespiti istemek ve tarihli kayıtlar üretmek büyük önem taşır.
Hangi mahkeme görevlidir?
Fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemeleri görevlidir; bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu sıfatla bakar. Haksız rekabet talepleri de aynı davada ileri sürülebilir.
Marka sahibi olarak hangi talepleri ileri sürebilirim?
Tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i; alan adının iptali veya devri; siteye erişimin engellenmesi; maddî ve manevî tazminat ile hükmün ilanı. Maddî tazminat bakımından SMK’daki hesaplama yöntemleri arasından seçim yapmanız gerekir.
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 7 — Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 6 — Nispi ret nedenleri ve kötüniyetli başvuru
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 19 — Kullanım ispatı
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 29 — Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 149-151 — Tecavüz hâlinde talepler ve tazminatın hesabı
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 155 — Önceki tarihli hakların etkisi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54-56 — Haksız rekabet
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 52 — Ticaret unvanının korunması ve terkini
- 5651 sayılı Kanun m. 5 — Yer sağlayıcının yükümlülükleri
- 5651 sayılı Kanun m. 9 — İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi
- 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m. 9 — Aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50 — Zararın belirlenmesi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Marka hakkına tecavüz, Markaya tecavüz ve tazminat, Marka hükümsüzlüğü ve iptal davası, Haksız rekabet davası, E-ticarette pazaryeri sorumluluğu, Telif hakkı ihlâlinde uyar-kaldır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Alan adı uyuşmazlıklarında sonuç, tarih sırası, kullanımın sınıfı ve delillerin zamanında güvence altına alınmasına göre değişir.