Tüketim Ödüncü (Karz) Sözleşmesi: Verilen Borç Parayı Geri Alma Rehberi

Kısaca
- Halk arasında “borç para verme” denilen ilişki, kanunda tüketim ödüncü (eski adıyla karz) sözleşmesi olarak düzenlenmiştir (TBK m. 386).
- Sözleşme şekle bağlı değildir; ancak değeri kanunî sınırı aşan işlemler senetle ispat edilmelidir.
- Banka dekontu tek başına yetmez: dekont paranın gönderildiğini gösterir, hangi hukukî sebeple gönderildiğini göstermez.
- Dekonta “borç olarak verildi” yazmak da tek başına belirleyici değildir; karşı taraf yazılı belgeyle aksini ispat edebilir.
- Havale bir ödeme aracıdır; mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine vardır.
- Karşı taraf “aldım ama ödünç değildi” derse bu vasıflı ikrardır; ödünç ilişkisini ispat yükü davacıda kalır.
- “Ödünç aldım ama ödedim” derse bu bağlantısız bileşik ikrardır; ödemeyi ispat yükü davalıya geçer.
- Geri verme zamanı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir (TBK m. 392).
- Bu altı haftalık sürenin niteliği tartışmalıdır: bazı daireler muacceliyet şartı, bazıları yalnızca temerrüt ve faiz şartı saymaktadır.
- Ticari olmayan ödünçte kararlaştırılmadıkça faiz istenemez; ticari ödünçte kararlaştırılmasa da faiz istenebilir (TBK m. 387).
- İhtar bir şekil şartına tabi değildir; arabuluculuk görüşmesindeki açık talep de ihtar sayılabilir.
- Delil başlangıcı niteliğindeki belgeler ve ikrar, senetle ispat zorunluluğunu aşmanın en pratik yollarıdır.
Bir tanıdığa, akrabaya veya iş ortağına borç para vermek Türkiye’de son derece yaygındır. Uyuşmazlık da çoğu zaman aynı noktada çıkar: para gönderildiği tartışmasızdır, ancak neden gönderildiği tartışmalıdır. Alan taraf “bu bir borç değildi”, “bağıştı”, “başka bir alacağıma mahsuptu” ya da “aldım ama ödedim” der.
Bu yazı, tüketim ödüncü sözleşmesinin nasıl kurulduğunu, verilen paranın hangi delillerle ispat edilebileceğini, geri isteme usulünü ve faiz kurallarını güncel Yargıtay kararlarıyla ele almaktadır.
Kanunî dayanak
Sözleşmenin tanımı TBK m. 386’dadır:
“Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.”
Faiz bakımından TBK m. 387 ikili bir ayrım yapar:
“Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez.
Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir.”
Geri verme zamanı TBK m. 392’de düzenlenmiştir:
“Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.”
Teslim istemlerine ilişkin özel zamanaşımı ise TBK m. 389’dadır:
“Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
Karşı tarafın savunmasına göre ispat yükü
| Savunma | Hukukî niteliği | İspat yükü | Ne ispatlanmalı? |
|---|---|---|---|
| “Böyle bir para almadım” | İnkâr | Davacıda | Paranın verildiği ve ödünç olduğu |
| “Aldım, borcum var” | Basit ikrar | İspat gerekmez | — |
| “Aldım ama ödünç değil, bağış” | Vasıflı ikrar | Davacıda | Ödünç ilişkisinin varlığı |
| “Aldım ama başka alacağıma mahsuptu” | Vasıflı ikrar | Davacıda | Ödünç ilişkisinin varlığı |
| “Ödünç aldım ama ödedim” | Bağlantısız bileşik ikrar | Davalıda | Ödemenin bu borca ilişkin olduğu |
| “Para şirket adına gönderildi” | Sıfat itirazı | Davacıda | Alacağın kendisine ait olduğu |
Kritik nokta: Uygulamada en sık yapılan hata, banka dekontunun tek başına yeterli olacağını sanmaktır. Dekont paranın gönderildiğini ispatlar; hangi hukukî sebeple gönderildiğini ispatlamaz. Üstelik havale, kanunen bir ödeme aracıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda karine vardır. Bu karinenin aksini — yani havalenin ödünç verme amacıyla yapıldığını — ileri süren taraf ispatla yükümlüdür. Dekontun açıklama kısmına “borç olarak verilmiştir” yazmak yararlıdır ancak karşı taraf yazılı bir belgeyle paranın başka bir sebeple gönderildiğini ispatlarsa bu açıklama sonuç doğurmaz.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Yazılı bir belge düzenleyin. İki satırlık bir borç senedi ya da imzalı bir yazı, sonraki tüm ispat sorunlarını ortadan kaldırır.
- Geri verme gününü kararlaştırın. Belirli bir gün yazılırsa TBK m. 392’deki altı haftalık tartışma hiç doğmaz.
- Parayı banka üzerinden gönderin. Elden verilen paranın ispatı çoğu zaman mümkün olmaz.
- Dekont açıklamasını doldurun. “Borç olarak verilmiştir” ibaresi delil başlangıcı değeri taşıyabilir.
- Faiz kararlaştırın. Ticari olmayan ödünçte kararlaştırılmadıkça faiz istenemez; oranı yazıya dökün.
- İadeyi yazılı olarak isteyin. Noter ihtarı hem talebi hem tarihini ispatlar; altı haftalık süre bu tarihten işler.
- Süreyi bekleyip öyle takibe geçin. Bazı daireler altı haftayı muacceliyet şartı saymaktadır; beklemek riski ortadan kaldırır.
- Arabuluculuk tutanağını saklayın. Görüşmede alacağın açıkça talep edilmesi ihtar yerine geçebilir.
- Delil başlangıcı arayın. Karşı tarafça verilmiş her belge, tanık dinletme imkânını açabilir.
- Yemin deliline açıkça dayanın. Yazılı delil yoksa geriye kalan tek kesin delil çoğu zaman yemindir.
- Şirket ile ortağı ayırın. Şirket hesabından gönderilen parayı ortak kendi adına dava edemez; temlik yoksa sıfat sorunu doğar.
- Ödeme savunmasına hazırlıklı olun. Karşı taraf ödeme iddia ederse, ödemenin bu borca ilişkin olduğunu ispat yükü ona düşer.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/982, K. 2023/2769, 18.10.2023
Altı haftalık süre, dava şartı değil temerrüt şartıdır: “Emanet verilen” açıklamasıyla gönderilen 400.000 TL’nin bakiyesi için açılan itirazın iptali davasında Daire, TBK m. 392’yi yorumlamıştır: “İşbu maddede yer alan ‘ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir’ ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığı anlaşılmaktadır.” Daire ayrıca havalenin niteliğini hatırlatmıştır: “‘havale’ bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini… ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.” Somut olayda dava dışı şirket hesabından yapılan ödemenin borcun iadesi olduğu ispatlanamamıştır. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/973, K. 2024/3493, 02.05.2024
Karşı görüş: altı hafta beklenmeden başlatılan takip usule aykırıdır: Şirket ortağının, şirkete verdiği ödüncü tahsil için başlattığı takibe ilişkin davada ilk derece mahkemesi TBK m. 392’yi farklı yorumlamıştır: “ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerektiği, aksi halde, ödünç alanın ödüncü geri vermekle yükümlü olmadığı… davacı taraf iade talebinde bulunup altı hafta geçtikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takibin usul ve yasaya aykırı olduğu”. Davacı, ortak ile şirket arasında yazılı bildirim beklenmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüşse de Daire, bu yoruma dayanan ret kararını “usul ve yasaya uygun” bularak onamıştır. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/5301, K. 2023/1781, 06.06.2023
Dekonta “borç” yazmak tek başına yetmez: Davacı, 1.200.000 TL’lik havalenin dekontuna “10.01.2020 tarihinde geri alınmak üzere borç olarak ödenen” açıklamasını yazdırmıştı. Buna karşılık davalı, davacı ile dava dışı bir kişi arasındaki 30.12.2019 tarihli adi yazılı belgeyi sunmuş; belgede taşınmaz bedelinin ödenmesiyle ipoteğin çözüleceği yazılıydı. Daire sonucu şöyle bağlamıştır: “davacı her ne kadar davalı hesabına gönderilen 1.200.000,00 TL’ye ilişkin dekonta ”10.01.2020 tarihinde geri alınmak üzere borç olarak ödenen” açıklamasını yazmışsa da, gönderilen bedelin borç olmadığını ispatla yükümlü olan davalı tarafından sunulan… belgede… denildiği ve böylece davacı tarafın davalının hesabına gönderdiği 1.200.000,00 TL’nin borç olarak değil gayrimenkul bedeli olarak gönderildiğinin davalı tarafça yazılı belge ile ispatlandığı”. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4106, K. 2025/3040, 26.05.2025
Delil başlangıcı ve ikrar zinciri: Şirkete 70.000 ABD doları ödünç verdiğini ileri süren davacının elinde, o dönemde şirket çalışanı olan bir kişi tarafından imzalanmış ve şirket kaşesi taşıyan belgeler vardı. Daire ispat zincirini adım adım kurmuştur: davacının iddiasını “delil başlangıcı niteliğinde olan ve yargılama sırasında davalı şirket temsilcisi tarafından ikrar edilen belgelerle ispat ettiği, ispat külfeti kendisine geçen davalının ise borcun 50.000,00 USD’lik kısmını ödediğine dair dosyaya whatsap yazışmaları ve 27.08.2020 tarihli adi yazılı belge sunduğu, ödemenin, davacının başka bir alacağından kaynaklandığına yönelik dosya kapsamında delil de bulunmadığı dolayısıyla davalının da 50.000,00 USD tutarındaki geri ödemeyi ispat ettiği” belirtilerek karar onanmıştır. Karar, hem delil başlangıcının hem de WhatsApp yazışmalarının ispatta oynadığı rolü göstermesi bakımından öğreticidir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).
Dört karar, ödünç davalarının pratikte hangi eşiklerde kazanıldığını ya da kaybedildiğini gösterir. Birinci eşik ispattır ve buradaki temel yanılgı dekonta duyulan aşırı güvendir. Havale, kanunen bir ödeme aracıdır; mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda karine vardır. Bu nedenle “hesabına para gönderdim” demek, “ona borç verdim” demek değildir. Dekontun açıklama kısmına yazılan ibare yararlıdır ancak mutlak değildir: 2023 tarihli karar, “borç olarak ödenen” ibaresine rağmen davalının yazılı bir belgeyle paranın taşınmaz bedeli olduğunu ispatlamasıyla davanın reddedilebildiğini göstermektedir.
İkinci eşik karşı tarafın savunmasının doğru okunmasıdır. Davalı parayı aldığını kabul edip niteliğini reddediyorsa — “aldım ama bağıştı”, “aldım ama başka alacağıma mahsuptu” — bu vasıflı ikrardır ve ikrar bölünemediğinden ödünç ilişkisini ispat yükü davacıda kalır. Buna karşılık davalı hem parayı hem ödünç niteliğini kabul edip “ödedim” diyorsa bu bağlantısız bileşik ikrardır ve ispat yükü ona geçer. 2025 tarihli karar bu geçişi somut olarak gösterir: davacı delil başlangıcı ve ikrarla ödüncü ispatlamış, ardından davalı da WhatsApp yazışmaları ve adi yazılı belgeyle kısmî ödemeyi ispatlamıştır. Dikkat edilmesi gereken ayrıntı şudur: ödemeyi ispat eden tarafın, ödemenin bu borca ilişkin olduğunu da göstermesi gerekir; karşı taraf ödemenin başka bir alacaktan kaynaklandığını ileri sürerse bu kez o iddia ispat konusu olur.
Üçüncü eşik senetle ispat zorunluluğudur. Ödünç sözleşmesi şekle bağlı değildir; sözlü olarak da kurulabilir. Ancak değeri kanunî sınırı aşan hukukî işlemler senetle ispat edilmelidir. Bu duvarı aşmanın üç yolu vardır: karşı tarafın tanık dinlenmesine açık muvafakati, yazılı delil başlangıcının bulunması ya da kesin delillere — ikrar, yemin, ticari defterler — başvurulması. Uygulamada en sık işleyen yol delil başlangıcıdır: karşı tarafça verilmiş, iddiayı tamamen ispatlamasa da muhtemel gösteren herhangi bir belge bu niteliği taşıyabilir.
Dördüncü eşik geri isteme usulüdür ve burada daireler arasında canlı bir görüş ayrılığı bulunmaktadır. TBK m. 392, geri verme zamanı kararlaştırılmamışsa ödünç alanın ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü olmadığını söyler. 3. Hukuk Dairesi bu hükmü dar yorumlar: süre yalnızca temerrüdün doğması ve faiz istenebilmesi içindir, dava açmaya ya da takip başlatmaya engel değildir. Buna karşılık 11. Hukuk Dairesi’nin onadığı çizgide süre bir muacceliyet şartı sayılmakta ve beklenmeden başlatılan takip usule aykırı bulunmaktadır. Bu ayrılık, dosyanın hangi daireye gideceğine göre sonucu değiştirebileceğinden, pratikte en güvenli yol yazılı istemde bulunup altı haftayı beklemektir. Bu bekleme hiçbir hak kaybına yol açmazken, beklememek davanın usulden reddi riskini doğurur.
Son olarak iki ayrıntı: birincisi ihtarın şekli. Yargıtay uygulamasında ihtar bir şekil şartına tabi değildir; hatta arabuluculuk görüşmesinde alacağın açıkça talep edilmesi de ihtar niteliğinde kabul edilebilmektedir. İkincisi sıfat: para bir şirketin hesabından gönderilmişse alacak şirkete aittir. Ortak, temlik almadıkça bu alacağı kendi adına dava edemez; aksi hâlde dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Yalnızca dekontla dava açmak | Dekont paranın gönderildiğini gösterir; ödünç ilişkisini göstermez |
| Parayı elden vermek | Elden ödemenin ispatı çoğu zaman mümkün olmaz |
| Geri verme gününü belirlememek | Belirli gün kararlaştırılırsa TBK m. 392 tartışması hiç doğmaz |
| İhtar çekmeden takibe geçmek | Bazı daireler altı haftayı muacceliyet şartı saymaktadır |
| Faizi kararlaştırmadan faiz beklemek | Ticari olmayan ödünçte kararlaştırılmadıkça faiz istenemez |
| Şirket parasını ortak adına dava etmek | Alacak şirkete aittir; temlik yoksa sıfat yokluğu doğar |
| Yemin deliline dayanmamak | Yazılı delil yoksa geriye kalan tek kesin delil çoğu zaman yemindir |
| Ödeme savunmasını belgesiz yapmak | Ödemenin bu borca ilişkin olduğu da ispatlanmalıdır |
| WhatsApp yazışmalarını silmek | Yazışmalar ödeme ve ikrar bakımından delil değeri taşıyabilir |
Tüketim ödüncü sözleşmesi nedir?
Ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Eski Borçlar Kanunu’nda “karz” olarak adlandırılırdı.
Yazılı sözleşme şart mı?
Geçerlilik için şart değildir; sözlü olarak da kurulabilir. Ancak değeri kanunî sınırı aşan hukukî işlemler senetle ispat edilmelidir; bu nedenle yazılı belge fiilen zorunlu hâle gelir.
Banka dekontu ödünç ilişkisini ispatlar mı?
Tek başına hayır. Havale bir ödeme aracıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda karine vardır. Paranın ödünç olarak verildiğini ispat yükü, bunu iddia eden tarafa aittir.
Dekonta “borç” yazmam yeterli mi?
Yararlıdır ancak yeterli değildir. Karşı taraf yazılı bir belgeyle paranın başka bir sebeple gönderildiğini ispatlarsa bu açıklama sonuç doğurmaz.
Karşı taraf “aldım ama bağıştı” derse ne olur?
Bu vasıflı ikrardır (gerekçeli inkâr) ve bölünemez. Ödünç ilişkisinin varlığını ispat yükü davacıda kalır. Ayrıntı için ispat yükü yazımıza bakabilirsiniz.
Karşı taraf “ödedim” derse ne olur?
Bu bağlantısız bileşik ikrardır; ispat yükü davalıya geçer. Davalının hem ödemeyi hem de ödemenin bu borca ilişkin olduğunu ispatlaması gerekir.
Parayı ne zaman geri isteyebilirim?
Belirli bir gün, bildirim süresi ya da istenildiğinde muaccel olacağı kararlaştırılmışsa buna göre. Kararlaştırılmamışsa TBK m. 392 uyarınca ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir.
Altı hafta beklemeden dava açabilir miyim?
Bu konuda daireler arasında görüş farkı vardır. Bir görüşe göre süre yalnızca temerrüt ve faiz için önemlidir; diğerine göre muacceliyet şartıdır ve beklenmeden başlatılan takip usule aykırıdır. Güvenli yol, yazılı istemde bulunup altı haftayı beklemektir.
İhtarın noterden çekilmesi zorunlu mu?
Hayır, ihtar bir şekil şartına tabi değildir. Ancak noter ihtarı hem talebi hem tarihini ispatlar. Yargıtay, arabuluculuk görüşmesinde alacağın açıkça talep edilmesini de ihtar niteliğinde kabul edebilmektedir.
Faiz isteyebilir miyim?
Ticari olmayan tüketim ödüncünde ancak kararlaştırılmışsa. Ticari tüketim ödüncünde ise kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir.
Delil başlangıcı nedir, ne işe yarar?
İddia edilen işlemi tamamen ispata yetmemekle birlikte varlığını muhtemel gösteren ve karşı tarafça verilmiş belgedir. Varlığı hâlinde senetle ispat zorunluluğuna rağmen tanık dinletilebilir.
WhatsApp yazışmaları delil olur mu?
Yargıtay uygulamasında yazışmalar, özellikle ödeme ve ikrar bakımından dosya kapsamında değerlendirilmektedir. Güvenli saklanması ve içeriğinin bütün olarak sunulması önemlidir.
Şirket hesabından gönderdiğim parayı kendi adıma dava edebilir miyim?
Hayır. Alacak şirkete aittir; temlik almadıkça ortak kendi adına dava açamaz. Aksi hâlde dava sıfat yokluğundan reddedilir. Ayrıntı için taraf sıfatı yazımıza bakabilirsiniz.
Zamanaşımı süresi ne kadar?
Ödünç alacağı genel zamanaşımına tabidir. Buna karşılık ödünç konusunun teslimine ilişkin istemler, TBK m. 389 uyarınca temerrütten başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Hangi mahkeme görevlidir?
Taraflar tacir ve iş ticari nitelikteyse asliye ticaret, aksi hâlde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Uyuşmazlığın niteliği baştan doğru belirlenmelidir.
İlgili mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 386 — Tüketim ödüncü sözleşmesinin tanımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 387-388 — Faiz ve faize ilişkin özel kurallar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 389 — Teslim istemlerinde zamanaşımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 390-391 — Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü ve geri verme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 392 — Geri verme zamanı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 117-120 — Temerrüt ve temerrüt faizi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 555 vd. — Havale
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 — İspat yükü
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 188, 190 — İkrar ve ispat yükü
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200-203 — Senetle ispat ve istisnaları
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 225 vd. — Yemin
- 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: ispat yükü, borçlunun temerrüdü, takas, munzam zarar, taraf sıfatı ve dava ehliyeti.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, elinizdeki belgelere ve karşı tarafın savunmasının niteliğine göre değişir. Borç verirken iki satırlık yazılı bir belge düzenlemek, sonradan telafisi mümkün olmayan ispat sorunlarını önler.