Tapum Orman Çıktı: Tapu Sicilinin Tutulmasından Devletin Sorumluluğu (TMK m. 1007)

- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur (TMK m. 1007).
- Bu sorumluluk kusursuz (objektif) sorumluluktur; tapu müdürü veya memurunun kusuru aranmaz.
- Tapu işlemleri kadastro tespitinden başlayan bir bütün oluşturduğundan, kadastro işlemlerindeki hatalardan da Devlet sorumludur.
- Zarar gören, zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir; dava adlî yargıda açılır.
- Davada yasal hasım Hazinedir; Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki dava husumetten reddedilir.
- Tapunun iptal edilmesi kadar, tapuya konulan orman şerhi nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanması da tazminat hakkı doğurabilir.
- Tazminat, malikin gerçek zararı kadardır: tapu kaydının iptali nedeniyle mal varlığında meydana gelen azalma.
- Değerlendirme tarihi itibarıyla taşınmaz arazi ise net gelir metodu, arsa ise emsal karşılaştırma yöntemiyle değer belirlenir.
- Dava, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır (TBK m. 146).
- Zarar ile sicilin tutulması arasında illiyet bağı bulunmalı; zarar görenin ağır kusuru bu bağı kesebilir.
- Tapu kaydında taşınmazın orman olduğunu gösteren kesin nitelikte bir şerhi görerek satın alan kişi bakımından illiyet bağının kesildiği kabul edilmektedir.
- Manevî zarar bu madde kapsamında talep edilemez; korunan yalnızca maddî zarardır.
Yıllardır tapulu olan bir taşınmazın, Orman İdaresinin açtığı dava sonucunda “aslında orman” olduğu gerekçesiyle tapusunun iptal edilmesi Türkiye’de sık karşılaşılan bir durumdur. Aynı sonuç kıyı kenar çizgisi, mera, sit alanı gibi kamu malı nitelendirmelerinde de doğar. Malik, çoğu zaman taşınmazı bedelini ödeyerek satın almış, vergisini vermiş ve tapuya güvenmiştir.
Türk Medenî Kanunu bu durumu tek cümlelik ama çok geniş bir hükümle karşılar: tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Uygulamada bu hükmün nasıl işlediğini, kimin kime hangi sürede dava açacağını ve tazminatın nasıl hesaplandığını aşağıda ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
“Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.”
Hükmün kapsamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 E., 2009/517 K. sayılı kararıyla genişletilmiştir. Bu karara göre tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemlerdir; tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturur. Dolayısıyla bu kayıtlarda yapılan hatalardan da TMK m. 1007 anlamında Devlet sorumludur ve zarar görenler Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Sorumluluğun şartları ve sınırları
| Unsur | Uygulamadaki karşılığı |
|---|---|
| Sicilin tutulmasına ilişkin bir işlem/eylem | Kadastro tespiti dâhil, tapu kütüğünün oluşumuna ilişkin tüm işlemler |
| Kusur | Aranmaz; sorumluluk objektiftir |
| Zarar | Maddî zarar; mülkiyetin kaybı veya mülkiyet hakkının kısıtlanması |
| İlliyet bağı | Zarar ile sicilin tutulması arasında; zarar görenin ağır kusuru bağı keser |
| Davalı | Hazine (yasal hasım); Orman Genel Müdürlüğü hakkında dava husumetten reddedilir |
| Yargı yolu | Adlî yargı; asliye hukuk mahkemesi |
| Zamanaşımı | Mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl (TBK m. 146) |
| Değerlendirme tarihi | Zararın meydana geldiği tarih; taşınmazın o tarihteki niteliği esas alınır |
| Değer tespiti | Arazi: net gelir metodu — Arsa: emsal satış karşılaştırması |
| Manevî tazminat | Bu hüküm kapsamında istenemez |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Öncelikle zararın hangi anda doğduğunu belirleyin: tapu iptal kararının kesinleştiği tarih mi, orman şerhinin konulduğu tarih mi? Zamanaşımı ve değerlendirme tarihi buna göre hesaplanır.
- Tapu kaydının tarihsel dökümünü çıkarın: ilk tesis kadastrosu, sonraki devirler, beyanlar hanesine işlenen şerhler ve tarihleri. Dava bu kronoloji üzerine kurulur.
- Satın alma tarihinizde tapu kaydında orman veya benzeri bir kısıtlayıcı şerh bulunup bulunmadığını belgeleyin. Bu, davanın kaderini belirleyen en kritik olgudur.
- Tapu iptal davasının dosyasını ve kesinleşme şerhini dosyaya sunun; kesinleşme tarihi hem zamanaşımının hem de değerlendirmenin başlangıcıdır.
- Davayı Hazine aleyhine açın. Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilen dava husumetten reddedilir ve aleyhinize vekâlet ücretine hükmedilebilir.
- Taşınmazın değerlendirme tarihindeki niteliğini (arazi mi, arsa mı) baştan tespit ettirin; hesaplama yöntemi buna göre değişir.
- Arazi ise net gelir metodu için münavebe ürünleri, verim ve resmî tarım verilerini; arsa ise özel amacı olmayan emsal satışları dosyaya kazandırın.
- Emsal karşılaştırmasında emsalin üstün ve eksik yönlerinin ayrı ayrı belirlenip kıyaslanmasını isteyin; bu, kamulaştırma mevzuatının kıyasen uygulanmasının gereğidir.
- Tapu kaydınızda değeri düşüren şerhler varsa bunun tazminattan tenkis edilebileceğini öngörün ve buna göre talep kurun.
- Faiz talebinizi değerlendirme tarihine bağlayın: değer dava tarihi esas alınarak biçilmişse faiz de dava tarihinden işletilir.
- Manevî tazminat talep etmeyin; bu madde yalnızca maddî zararı karşılar.
- On yıllık süreyi kaçırmayın. Mülkiyetin kaybedildiği tarihten itibaren on yıl geçmişse dava zamanaşımından reddedilir; şerh nedeniyle kısıtlama hâlinde de sürenin başlangıcı ayrıca tartışılır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/12444, K. 2023/1543, 21.02.2023
Tapuya konulan orman şerhi de mülkiyet hakkını kısıtladığından tazminat hakkı doğurur; yasal hasım Hazinedir. Davacılar taşınmazı 2008 yılında satın almış, kesinleşen orman kadastrosu nedeniyle tapuya 2020 yılında orman şerhi konulmuştur. Daire önce sorumluluğun niteliğini ortaya koymuştur: “4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.” Somut olayda “bu şerh nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlandığından 4721 sayılı Kanun’nun 1007 nci maddesi gereği tazminat hakkı doğduğunun kabulü doğrudur” denilmiş; ayrıca yasal hasmın Hazine olduğu, Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumetten reddinin uygun bulunduğu, arsa niteliğindeki taşınmazda emsalin üstün ve eksik yönleri kıyaslanarak değer biçilmesinin ve dava tarihinden faiz işletilmesinin doğru olduğu belirtilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/6363, K. 2023/12835, 19.12.2023
Dava, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır. Kadastro çalışmalarında taşınmazının yüz ölçümü yaklaşık 14.000 m² eksik ölçülen davacı, aradan geçen yıllardan sonra TMK m. 1007’ye dayanarak tazminat istemiştir. Daire kuralı net biçimde koymuştur: “4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesine (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesine) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir.” Somut olayda kadastro çalışmalarının 25.07.2005 tarihinde kesinleştiği, zararın bu tarihte oluştuğu ve davanın on yıl geçtikten sonra açıldığı belirlenmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/6181, K. 2025/257, 08.01.2025
Tapu iptal kararının kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde açılan dava süresindedir; arazide değer net gelir metoduyla belirlenir. Taşınmazın bir kısmının orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydı iptal edilmiş, karar 09.09.2021 tarihinde kesinleşmiş, dava 22.09.2021 tarihinde açılmıştır. Daire, gerçek zararın ölçüsünü şöyle tanımlamıştır: “Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır… Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.” Somut olayda davanın süresinde açıldığı ve “dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin … davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir” denilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4574, K. 2024/10326, 19.12.2024
Tapuda “tamamı devlet ormanıdır” şerhini görerek satın alan kişi bakımından illiyet bağı kesilir. Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 05.05.1982 tarihinde “tamamı devlet ormanıdır” şerhi konulmuş; davacı taşınmazın 2/3 hissesini 21.01.2015 tarihinde satın almış, sonra tapu iptal edilmiştir. Dairenin aynı dosyada verdiği ve kararda aynen aktarılan bozma ilamında şu değerlendirme yapılmıştır: “Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunun aleniyete intikal ettirdiği, 4721 sayılı Kanun’un 1020 nci maddesinin … hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceği hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile, bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığının söylenemeyeceği gibi, zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağı.” İlk derece mahkemesi bozmaya uyarak davayı reddetmiş, Daire bu kararı yerinde bulmuştur. Sonuç: mahkeme kararının ONANMASINA, 19.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Birinci halka: sorumluluk geniş, gerekçesi güven ilkesidir. Kanun “bütün zararlardan” der ve Yargıtay bu ifadeyi olduğu gibi uygular: sorumluluk asıl ve nesneldir, tapu memurunun kusuru aranmaz, zarar gören doğrudan Devlete başvurabilir. Bunun temelinde tapu sicilinin işlevi vardır — aynî hakların saptandığı, herkese açık, tekel niteliğinde bir sicil. İnsanların bu sicile güvenmesi isteniyorsa, sicilin hatasından doğan zararı da sicili tutan üstlenmelidir. Aynı gerekçeyle kadastro işlemleri de kapsam içindedir; tapu kütüğünün oluşumu kadastroyla başlar.
İkinci halka: iptal şart değildir, kısıtlama da yeter. 2023 tarihli karar bu noktada önemlidir. Taşınmazın tapusu iptal edilmemiş, yalnızca kesinleşen orman kadastrosu üzerine tapuya “orman sınırları içinde kalmıştır” şerhi konulmuştur. Daire, bu şerhin mülkiyet hakkını kısıtladığını ve tazminat hakkı doğurduğunu kabul etmiştir. Yani zarar, mutlaka mülkiyetin tümüyle yitirilmesiyle doğmaz; taşınmazın değerini ve tasarruf imkânını fiilen ortadan kaldıran bir kayıt da yeterlidir.
Üçüncü halka: iki tarih her şeyi belirler. Birincisi zararın doğduğu tarihtir; hem on yıllık zamanaşımı hem de değer tespiti bu tarihe bağlanır. 2023 tarihli zamanaşımı kararında kadastronun kesinleştiği tarih esas alınmış ve dava reddedilmiş; 2025 tarihli kararda ise tapu iptal kararının kesinleşmesinden on üç gün sonra açılan dava süresinde bulunmuştur. İkincisi ise satın alma tarihidir ve asıl ayrım oradadır.
Dördüncü halka: şerhten önce mi, sonra mı aldınız? 2023 tarihli kararda davacılar taşınmazı 2008’de, tapuda hiçbir kısıtlayıcı kayıt yokken almış; şerh 2020’de konulmuştur. Sonuç: tazminat. 2024 tarihli kararda ise tapuda 1982’den beri “tamamı devlet ormanıdır” şerhi bulunmakta; davacı taşınmazı 2015’te bu şerhi görerek almıştır. Sonuç: TMK m. 1020’deki aleniyet kuralı gereği iyiniyet kabul edilmemiş, illiyet bağı kesilmiş ve dava reddedilmiştir. Bu ayrım pratikte tek bir soruya indirgenir: satın aldığınız gün tapuda ne yazıyordu?
Beşinci halka: doğru davalı, doğru yöntem. Davanın Hazineye yöneltilmesi zorunludur; taşınmaz orman vasfıyla Orman Genel Müdürlüğüne geçmiş olsa bile yasal hasım değişmez. Değer tespitinde ise ikili bir yöntem işler: değerlendirme tarihinde taşınmaz arazi ise net gelir metodu, arsa ise özel amacı olmayan emsal satışların karşılaştırılması. Arsa değerlendirmesinde emsalin üstün ve eksik yönlerinin ayrı ayrı belirlenip kıyaslanması aranır; bu, kamulaştırma mevzuatının kıyasen uygulanmasının sonucudur.
Altıncı halka: bu bir tazminat davasıdır, tapu davası değil. TMK m. 1007 davası mülkiyeti geri getirmez; kaybedilen mülkiyetin parasal karşılığını sağlar. Korunan zarar da yalnızca maddî zarardır — sicilin hatalı tutulmasından manevî olarak zarar görüldüğü iddiasıyla açılan davalar bu hüküm kapsamında kabul edilmemektedir. Bu nedenle dosyanın merkezine tapu tartışması değil, değer tespiti ve kronoloji konulmalıdır.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Tapu memurunun kusurunu ispatlamam gerekir.” | Sorumluluk kusursuzdur; memurun kusuru aranmaz. |
| “Hata kadastroda yapıldı, Devlet sorumlu olmaz.” | Kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütündür; kadastro hatalarından da Devlet sorumludur. |
| “Davayı Orman Genel Müdürlüğüne açarım.” | Yasal hasım Hazinedir; Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki dava husumetten reddedilir. |
| “Tapum iptal edilmedi, sadece şerh kondu; dava açamam.” | Şerh nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlanmışsa tazminat hakkı doğabilir. |
| “Tapuda orman şerhi vardı ama ucuzdu, aldım.” | Kesin nitelikte şerhi görerek satın almak, illiyet bağını kesecek nitelikte kabul edilebilir. |
| “Zamanaşımı dava açtığımda başlar.” | Süre, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren on yıldır. |
| “Bugünkü rayiç bedeli isterim.” | Değerlendirme tarihi, zararın meydana geldiği tarihtir; değer o tarihe göre belirlenir. |
| “Arsa gibi hesaplansın.” | Değerlendirme tarihindeki nitelik esastır: arazi ise net gelir metodu uygulanır. |
| “Manevî tazminat da isterim.” | TMK m. 1007 kapsamında yalnızca maddî zarar tazmin edilir. |
Tapum orman olduğu için iptal edildi; kimden tazminat isterim?
Doğrudan Devletten. TMK m. 1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur ve dava Hazine aleyhine adlî yargıda açılır.
Devletin sorumluluğu için kusur aranır mı?
Hayır. Bu sorumluluk asıl ve nesnel (objektif), yani kusursuz sorumluluktur. Tapu müdürü veya memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan kurallara aykırı davranılmış olması yeterlidir.
Hata kadastro aşamasında yapılmışsa Devlet yine sorumlu olur mu?
Evet. Yargıtay, tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğunu, kadastro işlemleri ile tapu işlemlerinin bir bütün oluşturduğunu ve bu kayıtlardaki hatalardan TMK m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunu kabul etmektedir.
Davayı Orman Genel Müdürlüğüne mi açmalıyım?
Hayır. TMK m. 1007’ye dayanan tazminat davalarında yasal hasım Hazinedir. Orman Genel Müdürlüğü hakkında açılan dava husumet yokluğundan reddedilir ve aleyhinize yargılama gideri doğabilir.
Tapum iptal edilmedi, sadece orman şerhi kondu; dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Yargıtay, kesinleşen orman kadastrosu nedeniyle tapuya konulan şerhle mülkiyet hakkının kısıtlanması hâlinde TMK m. 1007 uyarınca tazminat hakkının doğduğunu kabul etmiştir.
Taşınmazı orman şerhi konduktan sonra satın aldıysam ne olur?
Bu durumda konum ciddi biçimde zayıflar. Tapu sicili herkese açık olduğundan ve kimse sicildeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğinden, kesin nitelikte bir orman şerhini görerek satın alan kişinin iyiniyetli sayılamayacağı ve zarar ile tapu işlemleri arasındaki nedensellik bağının kurulamayacağı kabul edilmektedir.
Zamanaşımı süresi nedir?
TMK m. 1007’ye dayanan davalar için özel bir süre öngörülmediğinden TBK m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Süre, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren işler.
Süre ne zaman başlar: tapu iptal davası açıldığında mı, kesinleştiğinde mi?
Mülkiyetin kaybedildiği, yani tapu iptal kararının kesinleştiği tarihte. Kadastro çalışmalarından kaynaklanan zararlarda ise kadastronun kesinleştiği tarih esas alınmaktadır.
Tazminat nasıl hesaplanır?
Gerçek zarar esas alınır; bu da tapu kaydının iptali nedeniyle malikin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumu sağlayacak tutarda olmalıdır.
Hangi tarihteki değer esas alınır?
Değerlendirme tarihi, zararın meydana geldiği tarihtir. Taşınmazın niteliği ve değeri bu tarihe göre belirlenir; güncel rayiç bedel doğrudan esas alınmaz.
Değer tespitinde hangi yöntem uygulanır?
Değerlendirme tarihinde taşınmaz arazi ise net gelir metodu, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplama yapılır. Arsa değerlendirmesinde emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslanır.
Faiz hangi tarihten işler?
Faiz başlangıcı değerlendirme tarihiyle bağlantılıdır. Taşınmaza dava tarihi esas alınarak değer biçilmişse, hükmedilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru kabul edilmektedir.
Manevî tazminat isteyebilir miyim?
Hayır. TMK m. 1007 kapsamında korunan maddî zarardır; sicilin tutulmasından manevî olarak zarara uğranıldığı yönündeki istemler bu hüküm gereğince kabul edilmemektedir.
Aynı kural kıyı kenar çizgisi ve mera için de geçerli mi?
Kural aynıdır: taşınmazın kamu malı niteliğinde olması nedeniyle tapunun iptal edildiği hâllerde Devletin TMK m. 1007 uyarınca sorumluluğu gündeme gelir. Her dosyada zararın doğduğu tarih, satın alma tarihi ve tapudaki kayıtlar ayrıca değerlendirilir.
Hangi mahkemede dava açılır?
Adlî yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde. İdari yargıda değil, Hazine aleyhine adlî yargıda dava açılacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla da benimsenmiştir.
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 1007 — Tapu sicilinin tutulmasından Devletin sorumluluğu
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 1020 — Tapu sicilinin aleniyeti
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 1023-1024 — Tapu siciline güven ve yolsuz tescil
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 2 ve 3 — Dürüstlük kuralı ve iyiniyet
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 1012 — Beyanlar hanesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 — On yıllık genel zamanaşımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50-52 — Zararın ve tazminatın belirlenmesi
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 11 — Değer tespiti ölçütleri (kıyasen)
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12 — Hak düşürücü süre
- 6831 sayılı Orman Kanunu m. 1-2 ve orman kadastrosu hükümleri
- Anayasa m. 35 — Mülkiyet hakkı
- Tapu Sicili Tüzüğü — Ana ve yardımcı siciller
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Tapu kaydının düzeltilmesi davası, Tapu iptal ve tescil davası, Kamulaştırmasız el atma, Kamulaştırma bedelinin tespiti ve artırılması, Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, İyiniyet (TMK m. 3).
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Sonuç, taşınmazın satın alındığı tarihte tapuda hangi kayıtların bulunduğuna ve zararın hangi anda doğduğuna göre değişir; her dosya kendi kronolojisi üzerinden değerlendirilmelidir.