Sözleşme Öncesi Sorumluluk (Culpa in Contrahendo): Şartları ve Tazmini

Kısaca
- Sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla taraflar arasında edim yükümünden bağımsız bir güven ilişkisi doğar; dayanağı TMK m. 2’deki dürüstlük kuralıdır.
- Bu ilişki koruma yükümleri içerir: aydınlatma, bilgilendirme, boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama ve karşı tarafın kişi ile malvarlığına zarar vermeme.
- Sorumluluğun genel şartları her sorumlulukta olduğu gibi zarar, kusur ve illiyet bağıdır.
- Kurumu diğerlerinden ayıran özel şart, normatif anlamda korunmaya değer güvenin ihlalidir.
- Güven, olumlu bir davranışla doğabileceği gibi açıklanması gereken bir hususun açıklanmamasıyla da doğabilir.
- Aranan güven, ortalama, makul ve dürüst bir kişinin duyabileceği inançtır; güven duyan kişi ayrıca iyiniyetli olmalıdır.
- Görüşmeleri kesmek kural olarak serbesttir ve tek başına sorumluluk doğurmaz; sorumluluk, haklı güven yaratıldıktan sonra bunun boşa çıkarılmasıyla doğar.
- Sorumluluk hem sözleşme kurulmadığı hem de kurulduğu hâllerde doğabilir; geçerli bir sözleşmenin varlığı şart değildir.
- Tazmini gereken zarar kural olarak menfi (güven) zarardır: görüşmelere girilmeseydi yapılmayacak olan harcamalar.
- Bu zarar, istisnaen müspet zararı dahi aşabilir; kapsamı her somut olayda hâkim tarafından takdir edilir.
- Şekil eksikliğini bilerek sözleşme yapmak tazminat hakkını kaldırmaz; ancak müterafik kusur olarak indirim sebebi olabilir.
- Manevi tazminat ancak kişilik hakkı ihlal edilmişse istenebilir; sözleşmenin kurulmamasından duyulan hayal kırıklığı yeterli değildir.
Bir kira sözleşmesi için aylarca görüşülür, taslak hazırlanır, evraklar istenir; sonra karşı taraf sessizce çekilir. Bir distribütörlük anlaşmasına güvenilerek yatırım yapılır; sonuçta bayilik başka bir şirkete verilir. Bir aracın satışı için kredi çekilir; taahhüt edilen tarihte para yatmaz ve vergi artışı alıcının sırtında kalır.
Bu durumların ortak özelliği şudur: ortada geçerli bir sözleşme yoktur, ancak bir zarar vardır. Türk hukukunda bu boşluğu culpa in contrahendo — sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk — doldurur. Kanunda genel bir düzenlemesi bulunmayan bu kurum, dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinden alır ve Yargıtay içtihadıyla şekillenmiştir.
Kanunî dayanak
Kurumun genel bir hükmü yoktur; temeli TMK m. 2’dir:
“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”
Türk Borçlar Kanunu’nda ise bu sorumluluğun münferit görünümleri düzenlenmiştir:
“Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür…” (TBK m. 35)
“Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.” (TBK m. 39/2)
“Yetkisiz temsilcinin bir sözleşme yapması hâlinde… temsil olunan hukuki işlemi onamazsa… karşı taraf, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.” (TBK m. 47 çerçevesinde)
Menfi zarar mı, müspet zarar mı?
| Ölçüt | Menfi (güven) zarar | Müspet zarar |
|---|---|---|
| Tanım | Sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak zarar | Sözleşme gereği gibi ifa edilseydi elde edilecek durum |
| Tipik kalemler | Görüşme, ekspertiz, noter, kredi masrafları | Kaçırılan kâr, ifa menfaati |
| Sözleşme kurulmamışsa | İstenebilir | Kural olarak istenemez |
| Kapsam | İstisnaen müspet zararı aşabilir | İfa menfaatiyle sınırlıdır |
| Kaçırılan başka fırsat | Kapsama girebilir | — |
| Manevi tazminat | Yalnızca kişilik hakkı ihlali varsa | Yalnızca kişilik hakkı ihlali varsa |
Kritik nokta: Sözleşme görüşmelerini kesmek başlı başına haksız değildir. Sözleşme özgürlüğü, görüşmelere başlamayı olduğu kadar görüşmeleri tek taraflı kesmeyi de içerir ve kural olarak sorumluluk doğurmaz. Sorumluluğun doğması için üç aşamanın birlikte gerçekleşmesi gerekir: (1) karşı tarafta sözleşmenin kurulacağına dair somut ve haklı bir güven yaratılmış olmalı, (2) bu güven kusurlu bir davranışla boşa çıkarılmalı, (3) bu yüzden bir zarar doğmuş olmalıdır. Bu nedenle dosyanın omurgasını, güvenin nasıl yaratıldığını gösteren yazışmalar, taslaklar ve istenen evraklar oluşturur.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Yazışmaları eksiksiz toplayın. E-posta, WhatsApp, teklif ve taslak metinleri güvenin yaratıldığını gösteren birincil delillerdir.
- İstenen belgeleri listeleyin. Vergi levhası, imza sirküleri, ekspertiz gibi taleplerin istenmesi, sözleşmenin kurulacağı izlenimini güçlendirir.
- Görüşmenin aşamasını gösterin. Sözleşmenin somut, belirli ve öngörülebilir bir tarihte kurulabilecek nitelikte olması aranır.
- Harcamaları tarih sırasına dizin. Hangi harcamanın hangi güven verici davranıştan sonra yapıldığı illiyet bağını kurar.
- Kaçırılan fırsatları belgeleyin. Bu görüşme yüzünden reddettiğiniz başka teklifler menfi zarara dâhil olabilir.
- Kusuru somutlaştırın. Karşı tarafın ciddi bir niyetle görüşmediğini, bilgi vermediğini veya yanılttığını gösteren olguları yazın.
- Kendi kusurunuzu değerlendirin. Şekil eksikliğini biliyor olmanız tazminatı kaldırmaz ama indirim sebebi olabilir.
- Basiretli tacir ölçütünü unutmayın. Bilmeniz gereken bir hususu karşı tarafın açıklamaması, her zaman kusurlu davranış sayılmaz.
- Talebinizi menfi zarar olarak kurun. Sözleşme kurulmamışsa ifa menfaatini değil, boşa giden harcamaları talep edin.
- Manevi tazminat için ayrı gerekçe gösterin. Kişilik hakkı ihlali yoksa yalnızca hayal kırıklığı manevi tazminat doğurmaz.
- Hukukî nitelendirmeyi hâkime bırakın. Vakıaları eksiksiz anlatın; HMK m. 33 uyarınca hukuku uygulamak hâkimin görevidir.
- Faiz türünü doğru belirleyin. İşin ticari nitelikte olup olmaması, avans faizi ile yasal faiz arasındaki seçimi belirler.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/435, K. 2022/352, 22.03.2022
Kurumun şartları, sınırı ve tazmin edilecek zararın kapsamı: Alışveriş merkezindeki mağaza için aylarca görüşülen, taslak sözleşme hazırlanan ve evrak istenen, ancak sonunda kurulmayan kira ilişkisi nedeniyle açılan davada Genel Kurul önce özgürlüğü teyit etmiştir: “bir sözleşme akdetmek amacıyla görüşmelere başlamak gibi, görüşmeleri sözleşmeyi akdetmeksizin, tek taraflı olarak kesmek de taraflara tanınmış bir özgürlüktür ve kural olarak herhangi bir sorumluluğa yol açmaz.” Ardından sorumluluğun şartlarını sıralamıştır: “Culpa in contrahendo sorumluluğunun genel şartları, her türlü hukukî sorumluluğun doğumu için gerekli olan zarar, kusur ve illiyet bağıdır. Bu sorumluluk türünü diğerlerinden ayıran özel şartlar ise ‘normatif anlamda korunmaya değer güvenin ihlal edilmesi’ cümlesinden yola çıkılarak tespit olunabilecektir.” Güvenin niteliğini de tanımlamıştır: “Burada bahsedilen güven, ortalama, makul ve dürüst bir kişinin duyabileceği inançtır ve hukuk düzeni bu güveni, haklı güven olarak değerlendirerek koruma altına alır.” Tazmin edilecek zarar bakımından ise: “Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (olumsuz zarardan) sorumluluğu değil… karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar… görüşmelerden doğan zarar sözleşmenin hiç kurulmadığı hâllerde de doğabileceği gibi istisnai de olsa bazı durumlarla müspet zararı dahi aşabileceğinden daha geniş kapsamlıdır.” Manevi tazminat bakımından sınır çizilmiştir: taşınmazın rakip şirkete kiralanması kişilik haklarına saldırı sayılmamıştır. Sonuç: Direnme kararı BOZULMUŞTUR (birinci uyuşmazlık yönünden oy çokluğu, diğerleri yönünden oy birliği).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2625, K. 2021/766, 15.06.2021
Sorumluluk kusura dayanır; bilinmesi gereken hususu açıklamamak her zaman kusur değildir: Karayoluyla taşınması hukuken mümkün olmayan bir yükün taşınmasına ilişkin sözleşmenin geçersizliğinden doğan zarar istenmişti. Genel Kurul önce kurumun tanımını vermiştir: “Sözleşme öncesi sorumluluk… sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere karşı, aralarında… dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlâli sonucu meydana gelen sorumluluktur.” Koruma yükümlerinin içeriğini de açıklamıştır: “görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması ve bu kapsamda yaratılan güveni boşa çıkarmaması gerekir.” Ancak somut olayda sorumluluğun sınırı vurgulanmıştır: “anılan sorumluluk niteliği itibariyle bir tür kusur sorumluluğu olup”, taşıma sektöründe basiretli davranma yükümlülüğü altındaki tacirin bilmesi gereken bir hususun karşı tarafça açıklanmaması kusurlu davranış sayılmamıştır. Sonuç: Direnme kararı genişletilmiş gerekçeyle BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/782, K. 2025/4129, 18.09.2025
Şeklen geçersiz sözleşme, culpa in contrahendo talebini engellemez: Taşınmaz satışı konusunda anlaşan, kredi çeken ve ekspertiz ücreti ödeyen alıcının davası, “şeklen geçersiz sözleşmeye dayanılamaz” gerekçesiyle reddedilmişti. Daire önce nitelendirme yetkisini hatırlatmıştır: “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi gereği hakim, Türk hukukunu resen uygular. Diğer bir ifadeyle, vakıaları ileri sürmek davanın taraflarına, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir.” Ardından şekil eksikliğinin etkisini belirlemiştir: “hiç ifa edilmemiş bir sözleşmede, her iki taraf da şekil eksikliğini bilerek sözleşmeyi yapmış olsa bile bunun mutlaka ifa edileceği hususunda karşı tarafa taahhütte bulunan veya davranışlarıyla haklı bir beklenti ve güven oluşturan taraf sonradan ilk davranışıyla çelişkiye düşerek ifayı reddederse culpa in contrahendo ilkesine göre sorumludur. Bu durumda şekil eksikliğini bilerek sözleşme yapmak, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz ancak zarar görenin kusuru çerçevesinde değerlendirilerek tazminattan indirim sebebi yapılabilir.” Talep edilebilecek zarar da netleştirilmiştir: “ifayı talep etme hakkı olmayan alacaklı, ifanın gerçekleşmemesi sebebiyle elde edemediği çıkar kaybının (müspet zararının) tazmin edilmesini kural olarak isteyemez ise de sözleşmenin yapılacağına ilişkin güveninin boşa çıkarılmış olması dolayısıyla uğradığı menfi zararlarının tazmin edilmesini talep edebilir.” Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, ilk derece kararı BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/944, K. 2025/4399, 29.09.2025
Yanlış bilgi vermek de güven ihlalidir: Araç satışında satıcının temsilcisi, alıcıya kredi kullanması hâlinde tutarın 24 saat içinde hesaba geçeceği yönünde bilgi ve güven vermiş; alıcının bedelin tamamını peşin ödeme teklifi bu gerekçeyle kabul edilmemişti. Kredi taahhüt edilen tarihten sonra yatınca özel tüketim vergisindeki artış alıcının üzerinde kalmıştı. Daire, sorumluluğu şu olgular üzerine kurmuştur: “davacıya kredi kullanması halinde 24 saat içinde kredinin hesaba geçeceği yönünde bilgi ve güven verildiği, davacının satış bedeli tamamını ödemeyi teklif etmesine rağmen davalı tarafça kredinin zamanında onaylanıp hesaba geçeceği belirtilerek davacının teklifinin kabul edilmediği, dolayısıyla davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığı, kredi tutarının geç yatırılmasında davacının kusurunun bulunmadığı… davacının uğradığı zarardan davalının görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal etmesi nedeniyle sorumlu olduğu”. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).
Dört karar, kanunda yazılı olmayan bir sorumluluk türünün nasıl işletildiğini adım adım gösterir. Başlangıç noktası bir gerilimdir: sözleşme özgürlüğü görüşmeleri kesmeyi de kapsar, ancak bu özgürlüğün sınırsız kabulü hukukî güvenliği zedeler. Yargıtay bu gerilimi, sorumluluğu görüşmeleri kesme fiiline değil yaratılan haklı güvenin ihlaline bağlayarak çözer. Bu nedenle davanın kaderi, “karşı taraf neden vazgeçti?” sorusunda değil, “bende hangi davranışla haklı bir güven yaratıldı?” sorusunda belirlenir.
Birinci halka güvenin doğuşudur. Güven, söz ve yazı gibi olumlu bir davranışla doğabileceği gibi açıklanması gereken bir hususun açıklanmamasıyla, yani olumsuz bir davranışla da doğabilir. Ancak korunan güven, kişinin sübjektif beklentisi değildir; ölçüt ortalama, makul ve dürüst bir kişinin aynı koşullarda duyacağı inançtır. Ayrıca güvenin belirli bir sözleşmeye, belirli taraflar arasında ve öngörülebilir bir zaman diliminde kurulacak bir ilişkiye yönelmesi aranır. Yıllar sonra kurulması ihtimal dâhilinde olan belirsiz bir iş birliği beklentisi, bu ölçütü karşılamaz.
İkinci halka kusurdur ve 2021 tarihli karar bu noktada önemli bir denge kurar. Sorumluluk kusur sorumluluğudur; her olumsuz sonuç sorumluluk doğurmaz. Özellikle tacirler arasındaki ilişkilerde basiretli davranma yükümlülüğü devreye girer: taraf, kendi sektöründe bilmesi gereken bir hususu bilmiyorsa, bunun karşı tarafça açıklanmamış olması kusurlu davranış sayılmayabilir. Buna karşılık 2025 tarihli karar tersi durumu gösterir: karşı tarafa aktif olarak yanlış bilgi verilmesi ve bu bilgiye dayanarak alternatif çözümünün reddedilmesi, doğrudan güven ihlalidir.
Üçüncü halka zararın kapsamıdır ve uygulamada en çok hata yapılan yer burasıdır. Sözleşme kurulmamışsa ifa menfaati doğmamıştır; bu nedenle kural olarak müspet zarar istenemez. İstenebilecek olan menfi zarardır: görüşmelere girilmeseydi yapılmayacak harcamalar. Ekspertiz ücreti, kredi tahsis ve iptal masrafları, noter giderleri, boşa giden hazırlık yatırımları bu kapsamdadır. Genel Kurul bir adım daha atar: bu zarar, koruma yükümlerine aykırılıktan doğan kişi ve malvarlığı zararlarını da kapsadığı için istisnaen müspet zararı dahi aşabilir. Kaçırılan başka fırsatlar da somut olarak ispatlandığında bu kapsamda değerlendirilebilir.
Dördüncü halka şekil eksikliğidir. Taşınmaz satışı gibi resmî şekle bağlı işlemlerde sözlü ya da adi yazılı anlaşma geçersizdir; ancak 2025 tarihli karar, bunun tazminat talebini otomatik olarak sona erdirmediğini gösterir. Geçersizliği bilerek anlaşan taraf da, karşı tarafta ifa edileceği yönünde haklı bir güven yaratıp sonra çelişkiye düşmüşse sorumludur. Şekil eksikliğini bilmek, tazminatı kaldırmaz; yalnızca zarar görenin kusuru olarak tartılır ve indirim sebebi olur.
Son halka manevi tazminattır ve burada eşik yüksektir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Sözleşmenin kurulmamasından duyulan hayal kırıklığı, öfke veya memnuniyetsizlik — kişilik hakkı ihlaline dayanmadığı sürece — manevi tazminat doğurmaz. Tüzel kişiler bakımından ise unvan, ticari itibar ve saygınlığa yönelik bir saldırı aranır; işin rakibe verilmiş olması tek başına bu niteliği taşımaz.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Görüşmelerin kesilmesini tek başına haksız saymak | Görüşmeleri kesmek serbesttir; sorumluluk haklı güvenin ihlaliyle doğar |
| Sözleşme kurulmadığı hâlde müspet zarar istemek | Kural olarak yalnızca menfi (güven) zarar istenebilir |
| Yazışmaları saklamamak | Güvenin yaratıldığını gösteren yazışmalar davanın omurgasıdır |
| Şekil eksikliği var diye davadan vazgeçmek | Geçersizlik tazminat hakkını kaldırmaz; indirim sebebi olabilir |
| Harcamaların tarihini önemsememek | Harcamanın güven verici davranıştan sonra yapılmış olması illiyet bağını kurar |
| Her olumsuz sonuçtan sorumluluk beklemek | Sorumluluk kusura dayanır; basiretli tacirin bilmesi gerekeni bilmemesi korunmaz |
| Manevi tazminatı otomatik talep etmek | Kişilik hakkı ihlali yoksa manevi tazminata hükmedilmez |
| Belirsiz bir iş birliği beklentisine dayanmak | Güven, belirli ve öngörülebilir bir sözleşmeye yönelmelidir |
| Faiz türünü ayırt etmemek | İşin ticari niteliği avans faizi ile yasal faiz arasındaki seçimi belirler |
Culpa in contrahendo nedir?
Sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine karşı, aralarında dürüstlük kuralı gereğince doğan güven ilişkisini ihlal etmesi sonucu meydana gelen sorumluluktur. Türkçede sözleşme öncesi sorumluluk ya da sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk denir.
Kanunda düzenlenmiş mi?
Genel bir hükmü yoktur. Dayanağı TMK m. 2’deki dürüstlük kuralıdır. Türk Borçlar Kanunu’nda yanılmada kusurlu yanılanın sorumluluğu (m. 35), aldatma ve korkutmada tazminat hakkının saklı kalması (m. 39/2) ve yetkisiz temsilcinin sorumluluğu gibi münferit görünümleri düzenlenmiştir.
Görüşmeleri kesmek sorumluluk doğurur mu?
Kural olarak hayır. Sözleşme özgürlüğü görüşmeleri tek taraflı kesmeyi de kapsar. Sorumluluk, karşı tarafta sözleşmenin kurulacağına dair haklı bir güven yaratıldıktan sonra bu güvenin kusurlu biçimde boşa çıkarılmasıyla doğar.
Şartları nelerdir?
Genel şartlar zarar, kusur ve uygun illiyet bağıdır. Özel şart ise normatif anlamda korunmaya değer güvenin ihlal edilmesidir: güvenin doğmuş olması, korunmaya değer olması ve dürüstlüğe aykırı biçimde boşa çıkarılması.
Nasıl bir güven aranıyor?
Ortalama, makul ve dürüst bir kişinin aynı koşullarda duyabileceği inanç. Ayrıca güvenin belirli bir sözleşmeye, belirli taraflar arasında ve öngörülebilir bir tarihte kurulabilecek bir ilişkiye yönelmesi gerekir.
Sözleşme kurulmuşsa da bu sorumluluk doğar mı?
Evet. Sözleşme öncesi görüşmelerdeki kusurdan sorumluluk hem sözleşmenin kurulmadığı hem de kurulduğu hâllerde doğabilir; kusurlu ihlalin sonuçları bu iki durumda farklılık gösterir.
Hangi zararı isteyebilirim?
Kural olarak menfi (güven) zararı: görüşmelere girilmeseydi yapmak zorunda kalmayacağınız harcamalar. Bu zarar, koruma yükümlerine aykırılıktan doğan kişi ve malvarlığı zararlarını da kapsadığından istisnaen müspet zararı aşabilir.
Kaçırdığım başka fırsatları talep edebilir miyim?
Somut olarak ispatlanabiliyorsa evet. Bu görüşmeye güvenerek reddedilen başka teklifler, güven zararının kapsamında değerlendirilebilir.
Şekil şartına uyulmamışsa yine tazminat isteyebilir miyim?
Evet. Şekil eksikliğini bilerek sözleşme yapmış olmak tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; ancak zarar görenin kusuru olarak değerlendirilip tazminattan indirim sebebi yapılabilir.
Tacirler arasında da uygulanır mı?
Evet, ancak basiretli davranma yükümlülüğü ölçütü devreye girer. Tacirin kendi sektöründe bilmesi gereken bir hususu karşı tarafın açıklamaması, kusurlu davranış sayılmayabilir.
Manevi tazminat isteyebilir miyim?
Ancak kişilik hakkınız ihlal edilmişse. Sözleşmenin kurulmamasından duyulan hoşnutsuzluk, öfke veya hayal kırıklığı tek başına manevi tazminat doğurmaz.
Şirketler manevi tazminat isteyebilir mi?
Tüzel kişiler de unvan, şeref, ticari itibar ve saygınlık gibi kişisel değerlerinin ihlali hâlinde kişiliğin korunmasına ilişkin hükümlerden yararlanır. Ancak işin rakip bir şirkete verilmiş olması tek başına saldırı sayılmamıştır.
Dilekçemde hukukî sebebi yanlış yazarsam ne olur?
HMK m. 33 uyarınca hâkim Türk hukukunu re’sen uygular. Vakıaları ileri sürmek taraflara, hukukî nitelendirme yapmak hâkime aittir; bu nedenle vakıaların eksiksiz anlatılması esastır.
Hangi mahkeme görevlidir?
Uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Ticari işlerde asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Bu sorumluluk ile dürüstlük kuralı arasındaki ilişki nedir?
Doğrudan bir bağdır. Sözleşme öncesi sorumluluğun pozitif hukuktaki dayanağı TMK m. 2’dir; koruma yükümleri bu maddeden çıkarılır ve çelişkili davranış yasağıyla yakından ilgilidir.
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 — Dürüst davranma ve hakkın kötüye kullanılması yasağı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 3 — İyiniyet
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 — Kişiliğin korunması
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 1-12 — Sözleşmenin kurulması ve şekil
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27 — Kesin hükümsüzlük
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 35 — Yanılmada kusurlu yanılanın sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39/2 — Aldatma ve korkutmada tazminat hakkı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 47 — Yetkisiz temsilcinin sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 — Haksız fiil sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 — Kişilik hakkının zedelenmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112-114 — Borca aykırılık ve tazminat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33 — Hukukun uygulanması
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması, irade bozuklukları, temsil ve yetkisiz temsil, borçlunun temerrüdü, kişilik haklarına saldırı.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, görüşmelerin hangi aşamaya geldiğine ve yaratılan güvenin ispatına göre değişir. Görüşme yazışmalarının saklanması, sonradan telafisi mümkün olmayan ispat sorunlarını önler.