Yetki Sözleşmesi ve Yetki İtirazı (HMK 17-19): Sözleşmedeki Yetki Şartı Ne Zaman Geçerlidir?

- Yetki sözleşmesini yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri yapabilir (HMK m. 17).
- Buradaki ölçüt işin ticarî nitelikte olması değil, tarafların kanunen tacir sayılan kişiler olmasıdır.
- Tacir olmayan kişiler, kendi aralarında dahi yetki sözleşmesi yapamaz.
- Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılır.
- Kanunen yetkili genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de sürmesi isteniyorsa bu sözleşmede ayrıca belirtilmelidir.
- Kesin yetki hâllerinde ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konularda yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK m. 18/1).
- Geçerlilik için sözleşmenin yazılı olması, hukukî ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili mahkemenin gösterilmesi şarttır (m. 18/2).
- Yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkemenin yetkisi münhasırdır, ancak kesin yetki değildir.
- Bu nedenle hâkim, sözleşmedeki yetki şartına dayanarak kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez.
- Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir (m. 19/2).
- İtirazda bulunan taraf yetkili mahkemeyi; birden fazla varsa seçtiğini bildirmelidir; aksi hâlde itiraz dikkate alınmaz.
- Süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
- Yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme yetkiyi davanın sonuna kadar resen araştırır.
- Özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkisinden doğan davalarında tüzel kişi merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (m. 14/2).
- Yetkisizlik kararı üzerine iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi istenmezse dava açılmamış sayılır (m. 20).
Ticarî sözleşmelerin sonuna eklenen “uyuşmazlıkta İstanbul Mahkemeleri yetkilidir” cümlesi, çoğu zaman üzerinde hiç konuşulmadan imzalanır. Oysa bu tek cümle, ileride davanın hangi şehirde görüleceğini, takibin hangi icra dairesinde başlatılacağını ve bazen davanın usulden reddedilip reddedilmeyeceğini belirler.
Buna karşılık bu cümlenin her sözleşmede geçerli olmadığını, geçerli olsa bile mahkemenin kendiliğinden uygulayamayacağını ve karşı taraf zamanında itiraz etmezse hiçbir hüküm doğurmayacağını bilmek gerekir. Aşağıda yetki sözleşmesini kimlerin yapabileceğini, geçerlilik şartlarını, kesin yetki sınırını ve yetki itirazının usulünü ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
HMK m. 17 — Yetki sözleşmesi
“(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.”
HMK m. 18 — Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
“(1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. (2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.”
HMK m. 19 — Yetki itirazının ileri sürülmesi
“(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.”
HMK m. 6 ve m. 14 — Genel yetki ve bir kesin yetki hâli
“MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir…”
“MADDE 14- (1) Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.”
Yetki türleri ve sonuçları
| Ölçüt | Genel/özel yetki | Yetki sözleşmesiyle belirlenen yetki | Kesin yetki |
|---|---|---|---|
| Kaynağı | Kanun | Tarafların anlaşması | Kanun |
| Kamu düzeni | İlgili değildir | İlgili değildir | İlgilidir |
| Resen inceleme | Yapılmaz | Yapılmaz | Davanın sonuna kadar yapılır |
| İtirazın zamanı | Cevap dilekçesi | Cevap dilekçesi | Her zaman |
| Yetkili mahkemeyi gösterme | Zorunlu | Zorunlu | Aranmaz |
| İtiraz edilmezse | Mahkeme yetkili hâle gelir | Mahkeme yetkili hâle gelir | Yetkisizlik kararı verilir |
| Sözleşme yapılabilir mi? | Yapılabilir | — | Yapılamaz |
| Kimler yapabilir? | — | Tacirler ve kamu tüzel kişileri | — |
| Örnek | Davalının yerleşim yeri (m. 6) | Sözleşmede gösterilen mahkeme | Ortaklık ilişkisinde tüzel kişi merkezi (m. 14/2) |
Kritik nokta: Yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkemenin yetkisi münhasırdır; yani taraflar aksini kararlaştırmadıkça dava yalnızca orada açılır. Ancak bu, o mahkemenin kesin yetkili olduğu anlamına gelmez. Aradaki fark uygulamada belirleyicidir: kesin yetki resen gözetilir, sözleşmeyle belirlenen yetki ise ancak karşı taraf usulüne uygun ve süresinde itiraz ederse dikkate alınır. Davalı cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmaz ya da itirazında yetkili mahkemeyi göstermezse, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Sözleşmeyi imzalamadan önce tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olup olmadığını kontrol edin.
- Taraflardan biri tacir değilse yetki şartının geçersiz olacağını bilin; bu durumda genel ve özel yetki kuralları uygulanır.
- Yetki şartını yazılı olarak düzenleyin ve hangi hukukî ilişkiye ait olduğunu belirli hâle getirin.
- Yetkili mahkemeyi açıkça gösterin; “yetkili mahkemeler taraflarca belirlenecektir” gibi ifadeler geçersizliğe yol açar.
- Kanunî yetkili mahkemelerin yetkisinin de sürmesini istiyorsanız bunu sözleşmeye ayrıca yazın.
- Uyuşmazlığın kesin yetki kuralına girip girmediğini denetleyin; giriyorsa yetki şartı geçersizdir.
- Dava açarken sözleşmedeki yetki şartının kapsamına giren bir uyuşmazlık olup olmadığını değerlendirin.
- Davalıysanız yetki itirazını mutlaka cevap dilekçesinde ileri sürün; sonraki dilekçelerde ileri sürülen itiraz dikkate alınmaz.
- İtirazınızda hangi mahkemenin yetkili olduğunu açıkça gösterin; birden fazla yetkili yer varsa seçiminizi belirtin.
- İcra takibinde hem icra dairesinin hem mahkemenin yetkisine itiraz ediyorsanız, önce icra dairesinin yetkisinin inceleneceğini gözetin.
- Yetkisizlik kararı verilirse, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edin.
- Bu talebi yapmazsanız davanın açılmamış sayılacağını ve zamanaşımı bakımından hak kaybı doğabileceğini unutmayın.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/449, K. 2015/11466, 28.04.2015
Ölçüt işin ticarî olması değil, tarafların tacir olmasıdır. Bonoya dayalı kambiyo takibinde borçlular yetki itirazında bulunmuş; icra mahkemesi bonodaki yetki şartına dayanarak itirazı reddetmiştir. Daire, mülga HUMK ile HMK arasındaki farkı ortaya koymuştur: “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.” Düzenlemenin amacı da açıklanmıştır: “Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir.” Kararda ayrıca “maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir” denilmiş; somut olayda bir şirket dışındaki tarafların tacir olduğuna dair ibare ve belge bulunmadığından yetki şartı geçersiz sayılmıştır. Daire, mahkeme kararının BOZULMASINA, 28.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/21119, K. 2014/30298, 15.12.2014
Tacir sıfatı belirlendiğinde yetki şartı geçerlidir ve seçilen yer münhasır yetkilidir. Bonoya dayalı takipte borçlular, bonoda İstanbul İcra Daireleri’nin yetkili kılındığını ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş; icra mahkemesi istemi reddetmiştir. Daire önce kuralı hatırlatmıştır: “HMK’nun 17. maddesi uyarınca, tarafların yetkili mahkemeyi belirlemesi mümkün olup, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, tarafların tacir ya da kamu tüzel kişisi olması gerekir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşme ile yetkili kılınan yer münhasır yetkilidir.” Somut olayda lehtarın sermaye şirketi olduğu, borçluların bir kısmının da sermaye şirketi olduğu, gerçek kişi borçluların ise yetki şartını kabul ettikleri ve tacir olmadıkları yönünde bir iddia ileri sürülmediği belirtilerek yetki sözleşmesinin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca bonoda, kanunen yetkili icra dairelerinin yetkisinin de sürdürülmek istendiğine dair bir ibare bulunmadığı vurgulanmıştır. Daire, borçluların yetki itirazının kabulü gerektiği gerekçesiyle kararın BOZULMASINA, 15.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2075, K. 2023/1622, 25.05.2023
Yetki şartına dayanılarak resen yetkisizlik kararı verilemez. Menfi tespit davasında ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkemenin belirlendiği gerekçesiyle davayı yetkisizlikten reddetmiştir. Daire, yetki türleri arasındaki farkı ortaya koymuştur: “İlke olarak, özel yetki kuralları genel yetkiyi kaldırmaz, onunla birlikte uygulanır… Özel yetki kuralları ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir.” Ardından belirleyici tespiti yapmıştır: “Yetki sözleşmesi ya da sözleşmeye konulan yetki şartı ile belirlenen bir veya birden fazla mahkemenin yetkili kılınması hususu kesin yetki olarak değerlendirilemez.” Buna bağlı olarak “6100 sayılı HMK’nın 19/2. maddesine göre, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Kesin yetki kuralının bulunmadığı durumlarda, hâkim doğrudan yetkisizlik kararı veremez” denilmiştir. Somut olayda ayrıca mahkemenin dayandığı sözleşmenin taraflarca imzalanmadığı da saptanmıştır. Daire, mahkeme kararının BOZULMASINA, 25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/8626, K. 2023/2504, 27.04.2023
Kesin yetki varsa yetki sözleşmesi yapılamaz; ancak kesin yetkinin şartları de dar yorumlanır. Hisse satış sözleşmesinden doğan cezaî şart alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali istenmiş; sözleşmelerde Londra ve Zürih mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Bölge adliye mahkemesi, uyuşmazlığın ortaklık ilişkisinden doğduğunu ve HMK m. 14/2 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu, kesin yetki hâlinde yetki sözleşmesi yapılamayacağını kabul ederek davayı usulden reddetmiştir. Daire, kesin yetki kuralının kapsamını sınırlamıştır: “6100 sayılı Kanun’un 14 ncü maddesi gereğince özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Anılan kesin yetki kuralının… uygulama yeri bulunmakta olup somut olayda davalı şirket henüz ortaklık sıfatını haiz olmadığından kesin yetki kuralından bahsetmek mümkün değildir.” Bu nedenle davalının tahkim itirazının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Daire, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE ve bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
İlk halka, kişi bakımından sınır. Yetki sözleşmesi yapma yetkisi yalnızca tacirlere ve kamu tüzel kişilerine tanınmıştır. Bu, mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminden ayrılan en önemli yeniliktir; o dönemde gerçek kişiler de yetki sözleşmesi yapabiliyordu. Değişikliğin gerekçesi, zayıf konumdaki kişinin güçlü tarafın belirlediği uzak bir mahkemeye zorlanmasını önlemektir.
İkinci halka, ölçütün sıfat olması. Sözleşmenin konusunun ticarî iş olması yetmez; bakılan şey tarafların kanunen tacir sayılıp sayılmadığıdır. Bir bonoda yalnızca bir tarafın şirket olduğu, diğerlerinin tacir olduğuna dair ibare ya da belge bulunmadığı hâllerde yetki şartı geçersiz sayılmaktadır. Bu nedenle tacir sıfatının belgelenmesi, yetki tartışmasının ilk basamağıdır.
Üçüncü halka, münhasırlık. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, sözleşmeyle belirlenen mahkeme münhasır yetkilidir; yani kanunî yetkili mahkemelerin yetkisi ortadan kalkar. Kanunî yetkilerin de sürmesi isteniyorsa bunun sözleşmeye açıkça yazılması gerekir. Uygulamada bu kayıt çoğu zaman unutulur ve sonuç, davacının seçim hakkını kaybetmesi olur.
Dördüncü halka, münhasırlık ile kesin yetkinin karıştırılmaması. Sözleşmeyle belirlenen mahkeme münhasır yetkili olsa da kesin yetkili değildir. Kesin yetki kamu düzenindendir ve resen gözetilir; sözleşmesel yetki ise taraf iradesine dayanır ve ancak itiraz üzerine dikkate alınır. Hâkimin yetki şartına dayanarak kendiliğinden yetkisizlik kararı vermesi bozma sebebidir.
Beşinci halka, itirazın usulü. Yetkinin kesin olmadığı davalarda itiraz cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Dahası itirazda yetkili mahkemenin gösterilmesi zorunludur; birden fazla yetkili yer varsa hangisinin seçildiği belirtilmelidir. Bu gösterilmezse itiraz hiç yapılmamış gibi sonuç doğurur.
Altıncı halka, sessizliğin bedeli. Davalı süresinde ve usulüne uygun itiraz etmezse, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. Bu, sözleşmede ne yazarsa yazsın geçerlidir; yetki şartı kendiliğinden korunmaz.
Yedinci halka, kesin yetkinin sınırı. Kesin yetki hâllerinde yetki sözleşmesi yapılamaz. Ancak kesin yetki kuralları da geniş yorumlanmaz. Özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkisinden doğan davalarına ilişkin kesin yetki, ancak gerçekten bu sıfata dayanan uyuşmazlıklarda uygulanır; henüz ortaklık sıfatı kazanılmamışsa kural devreye girmez.
Sekizinci halka, icra takibiyle bağlantı. İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin hem mahkemenin yetkisine itiraz edilmişse, önce icra dairesinin yetkisi incelenir. Yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir takip yoksa dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Bu nedenle sözleşmedeki yetki şartı, yalnızca dava değil takip stratejisini de belirler.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Tacir olmayan tarafla yetki şartı kararlaştırmak | Şart geçersizdir | Tarafların sıfatı önceden denetlenmeli |
| İşin ticarî olmasına güvenmek | Ölçüt karşılanmaz | Kanunen tacir sıfatı aranır |
| Yetkili mahkemeyi belirsiz bırakmak | Geçerlilik şartı eksik kalır | Mahkeme açıkça gösterilmeli |
| Sözleşmeyi yazılı yapmamak | Şart geçersizdir | Yazılı şekil zorunludur |
| Kanunî yetkilerin sürdüğünü varsaymak | Seçim hakkı kaybedilir | Bu husus sözleşmeye yazılmalı |
| Kesin yetki hâlinde yetki şartı koymak | Şart uygulanmaz | Kesin yetki kuralları önce denetlenmeli |
| Yetki itirazını cevap dilekçesinden sonra ileri sürmek | İtiraz dikkate alınmaz | Cevap dilekçesinde ileri sürülmeli |
| İtirazda yetkili mahkemeyi göstermemek | İtiraz sonuç doğurmaz | Yetkili yer ve seçim belirtilmeli |
| Yetkisizlik kararından sonra iki haftayı kaçırmak | Dava açılmamış sayılır | Süresinde gönderme talebi yapılmalı |
Yetki sözleşmesini kimler yapabilir?
Yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri. HMK m. 17 bu kişiler dışındakilere yetki sözleşmesi yapma imkânı tanımamaktadır.
İş ticarî ise gerçek kişi de yetki şartı koyabilir mi?
Koyamaz. Yargıtay, maddedeki ölçütün işin ticarî nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olması olduğunu belirtmektedir.
Tacir olmayan iki kişi kendi arasında yetki sözleşmesi yapabilir mi?
Yapamaz. Yargıtay uygulamasına göre tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki kişilerin kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?
Yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukukî ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi.
Sözleşmede gösterilen mahkeme münhasır mıdır?
Kural olarak evet. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılır. Kanunî yetkilerin de sürmesi isteniyorsa bu ayrıca kararlaştırılmalıdır.
Yetki şartı kesin yetki doğurur mu?
Doğurmaz. Yargıtay, yetki sözleşmesi ya da yetki şartıyla belirlenen mahkemenin yetkisinin kesin yetki olarak değerlendirilemeyeceğini kabul etmektedir.
Hâkim yetki şartına dayanarak kendiliğinden yetkisizlik kararı verebilir mi?
Veremez. Kesin yetki kuralının bulunmadığı durumlarda hâkim doğrudan yetkisizlik kararı veremez; yetki itirazının taraflarca ileri sürülmesi gerekir.
Yetki itirazı ne zaman yapılmalıdır?
Yetkinin kesin olmadığı davalarda cevap dilekçesinde. Daha sonra ileri sürülen yetki itirazı dikkate alınmaz.
İtirazda yetkili mahkemeyi göstermek zorunda mıyım?
Zorundasınız. HMK m. 19/2 uyarınca itirazda bulunan taraf yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir; aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Yetki itirazı yapılmazsa ne olur?
Yetkinin kesin olmadığı davalarda davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
Kesin yetki nedir, nasıl anlaşılır?
Kanunun belirli bir mahkemeyi münhasıran ve kamu düzeni gereği yetkili kıldığı hâllerdir. Bu hâllerde mahkeme yetkisini davanın sonuna kadar resen araştırır ve taraflar her zaman yetkisizliği ileri sürebilir.
Ortaklık ilişkisinden doğan davalarda yetki nedir?
HMK m. 14/2 uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla açılan davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Ancak bu kural, gerçekten bu sıfata dayanan uyuşmazlıklarla sınırlıdır.
İcra takibinde yetki itirazı nasıl işler?
İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin hem mahkemenin yetkisine itiraz edilmişse önce icra dairesinin yetkisi incelenir. Yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir takip bulunmuyorsa dava, dava şartı yokluğundan reddedilebilir.
Yetkisizlik kararından sonra ne yapmalıyım?
HMK m. 20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurup dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelisiniz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
Yetki sözleşmesi ile tahkim şartı aynı şey midir?
Değildir. Yetki sözleşmesi, uyuşmazlığın hangi devlet mahkemesinde görüleceğini belirler; tahkim şartı ise uyuşmazlığın devlet yargısı yerine hakem önünde çözülmesini öngörür ve ayrı kurallara tâbidir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6 — Genel yetkili mahkeme
- 6100 sayılı HMK m. 7-16 — Özel yetki hâlleri
- 6100 sayılı HMK m. 14 — Şube işlemleri ve ortaklık ilişkisinde kesin yetki
- 6100 sayılı HMK m. 17 — Yetki sözleşmesi
- 6100 sayılı HMK m. 18 — Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
- 6100 sayılı HMK m. 19 — Yetki itirazının ileri sürülmesi
- 6100 sayılı HMK m. 20 — Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler
- 6100 sayılı HMK m. 114-115 — Dava şartları
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 12 ve 16 — Gerçek ve tüzel kişi tacir
- 6102 sayılı TTK m. 3 ve 7 — Ticarî işler ve müteselsil sorumluluk
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 50 — İcra dairesinin yetkisi
- 2004 sayılı İİK m. 67 — İtirazın iptali davası
Usul hukukunun bağlantılı başlıkları için görevsizlik ve yetkisizlik kararı, dava şartları ve tahkim ve tahkim sözleşmesi yazılarımızı; icra boyutu için itirazın iptali davası ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yetki sözleşmesinin geçerliliği ve yetki itirazının sonucu; tarafların sıfatına, sözleşmenin metnine ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.