Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

- Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır; resen veya yetkili kurum ya da kuruluşun bildirimi üzerine yapılan tesciller istisnadır.
- Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır.
- Sicil müdürü, tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.
- Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratmaması ve kamu düzenine aykırı olmaması şarttır.
- Çözümü mahkeme kararına bağlı olan ya da müdürün tescilinde duraksadığı hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil edilir.
- Geçici tescilde ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya anlaştıklarını ispat etmezlerse kayıt resen silinir.
- İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleriyle ilgili müdürlük kararlarına karşı tebliğden itibaren sekiz gün içinde asliye ticaret mahkemesine itiraz edebilir.
- İtiraz davası açmadan önce sicil müdürlüğüne başvurup bir karar alınması dava şartıdır ve bu şart sonradan tamamlanamaz.
- Müdürlüğün başvuruya sessiz kalması, itiraz süresi bakımından talebin reddi olarak değerlendirilebilmektedir.
- Anonim şirkette tescil ve terkin başvurusuna yetkili olanlar kural olarak yönetim kurulu ile temsile yetkili üyelerdir.
- Salt pay sahibi olmak, sicil işlemine karşı itiraz davası açmak için tek başına yeterli görülmemektedir.
- Buna karşılık, yok hükmündeki bir yönetim kurulu kararının tesciline karşı, karara katılmayan yönetim kurulu üyeleri “ilgili” sayılır.
- Sicil müdürlüğü, bir genel kurul kararının yokluğunu ya da butlanını kendisi değerlendiremez; bu ancak mahkeme kararıyla saptanır.
- Tescil edilen hususlar kural olarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilir ve ilanı izleyen iş gününden itibaren üçüncü kişilere karşı sonuç doğurur.
- Tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş bir husus, ancak karşı tarafın bildiği veya bilmesi gerektiği ispat edilirse üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir.
Bir şirketin kim tarafından temsil edildiği, sermayesinin ne kadar olduğu, kimin müdür ya da yönetim kurulu üyesi olduğu, ticaret sicilinde ne yazıyorsa odur. Bu yüzden sicil kaydı, ortaklar arasındaki çekişmelerin de doğal hedefi hâline gelir: bir taraf kararını bir an önce tescil ettirmek, diğer taraf aynı kaydı sildirmek ister. Uygulamadaki dosyaların büyük bölümü de tam bu noktada, yani Türk Ticaret Kanunu’nun 34. maddesindeki itiraz yolunda toplanır.
Bu yazıda ticaret siciline tescilin nasıl istendiği, sicil müdürünün neyi inceleyip neyi inceleyemeyeceği, geçici tescilin ne işe yaradığı, sicil müdürlüğü kararına karşı sekiz günlük itirazın kimler tarafından ve hangi ön koşulla açılabileceği, “ilgili” kavramının sınırlarının nasıl çizildiği Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarıyla birlikte ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Konu | Tescil / terkin başvurusu (m.27-33) | İtiraz davası (m.34) |
|---|---|---|
| Muhatap | Yetkili ticaret sicili müdürlüğü | Sicilin bulunduğu yerde asliye ticaret mahkemesi |
| Kim başvurabilir | İlgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri | Aynı anlamda “ilgililer” |
| Anonim şirkette kural | Yönetim kurulu ya da temsile yetkili üye veya üyeler | Kural olarak aynı kişiler |
| Süre | Tescili zorunlu hususlarda kanundaki özel süreler | Kararın tebliğinden itibaren sekiz gün |
| İnceleme kapsamı | Kanuni şartlar, emredici hükümlere uygunluk, gerçeği yansıtma | Müdürlük kararının hukuka uygunluğu |
| Yokluk ve butlan iddiası | Müdürlükçe değerlendirilemez | Ayrı bir dava ile ileri sürülür |
| Ön koşul | — | Müdürlüğe başvurulmuş ve karar alınmış olması |
| İnceleme usulü | Evrak üzerinden idari inceleme | Dosya üzerinden; menfaati etkilenen üçüncü kişi dinlenir |
| Sonuç | Tescil, ret ya da geçici tescil | Tescilin emredilmesi veya istemin reddi |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tescil ettirmek ya da sildirmek istediğiniz olguyu net biçimde belirleyin; tescile tabi olmayan bir husus için sicil müdürlüğünden karar alınamaz.
- Başvuruya yetkili olup olmadığınızı Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 22. maddesine göre kontrol edin; anonim şirkette kural, yönetim kurulu veya temsile yetkili üyelerdir.
- Başvuruyu MERSİS üzerinden yapın ve sistem dışı elden verilen dilekçelerde mutlaka evrak kayıt tarihi ve sayısı alın.
- Dilekçenizde talebinizi “tescil”, “değişiklik” ya da “silinme” başlıklarından biriyle açıkça adlandırın; muğlak bir şikâyet dilekçesi, itiraz davasının ön koşulunu karşılamayabilir.
- Müdürlük eksiklik bildirirse eksikleri tamamlayın; bildirimi ve tamamlama tarihini yazılı olarak belgeleyin.
- Müdürlük talebinizi reddederse kararın tebliğ tarihini esas alarak sekiz günlük süreyi hemen takvime işleyin.
- Müdürlük hiç cevap vermezse sessizliği ret olarak değerlendirip aynı sekiz günlük süre içinde dava açın; beklemek süreyi durdurmaz.
- Dava dilekçesini sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine verin ve yasal hasım olarak ilgili ticaret sicili müdürlüğünü gösterin.
- Tescil edilmiş bir kararın dayanağı olan genel kurul ya da yönetim kurulu kararını da hedefliyorsanız, iptal veya butlan davasını şirkete karşı ayrıca açın; bu iki dava birbirinin yerine geçmez.
- Tescil işlemi geçici tescil ise üç aylık süreyi takip edin; mahkemeye başvurduğunuzu süresinde ispat etmezseniz kayıt resen silinir.
- Sicilde kayıtlı hususlara ilişkin menfaati etkilenen üçüncü kişi varsa dilekçenizde bunu belirtin; kanun, bu durumda üçüncü kişinin de dinlenmesini öngörür.
- Kesinleşmiş bir mahkeme kararı elde ettiğinizde, kararın sicile işlenmesi için müdürlüğe yeniden başvurun; mahkeme kararı kendiliğinden sicile yansımaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 20.12.2023 T., 2023/2074 E., 2023/2082 K.
Sicil müdürlüğüne başvurup karar almadan doğrudan dava açılamaz; bu dava şartı sonradan tamamlanamaz. Daire, TTK m.27, 28, 31 ve 34’ü birlikte değerlendirdikten sonra kuralı şöyle ifade etmiştir: “Ticaret Sicil Müdürlüğüne hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulması mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem dilekçesi olmalıdır.” Daire, davacının benzer dava şartlarında süre verilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebini de karşılamış ve “Dava açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılarak bir karar alınması dava şartı niteliğinde olmakla birlikte bu dava şartı daha sonradan tamamlanabilir bir dava şartı da değildir.” demiştir. Kararda ayrıca itiraz davasında ilgili ticaret sicili müdürlüğünün yasal hasım konumunda olduğu belirtilmiştir. Sonuç: davacı vekilinin istinaf başvurusu 20.12.2023 tarihinde oybirliğiyle ESASTAN REDDEDİLMİŞ, karar temyizi kabil olmak üzere verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.05.2024 T., 2023/356 E., 2024/4114 K.
Nisap sağlanmadan alınan yönetim kurulu kararının tesciline karşı, karara katılmayan yönetim kurulu üyeleri TTK m.34 anlamında “ilgili” sayılır. Daire, uyuşmazlığı “davacıların 6102 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinde belirtilen ‘ilgililer’ kavramına dahil olup olmadığı” noktasında toplamış ve şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olup bu kararın tesciline ilişkin işlemin iptalinde karara katılmayan diğer yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinde belirtilen ilgili kişiler kapsamına girdiği açıktır.” Bu nedenle Daire, bölge adliye mahkemesinin işin esasına girmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararı 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR. Bozulan bölge adliye mahkemesi kararındaki, şirket ortakları ile organ olarak hareket etmeyen yönetim kurulu üyelerinin “ilgililer” kapsamına girmediği yönündeki gerekçe, bozma ile ortadan kalkmıştır ve yürürlükteki içtihat değildir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 19.06.2026 T., 2025/1745 E., 2026/793 K.
Temsil yetkisi bulunmayan salt pay sahibi, sicil işlemine karşı itiraz davası açamaz. Daire, TTK m.28 ve m.34 ile Ticaret Sicili Yönetmeliği m.22 ve m.39’u ayrıntılı biçimde aktardıktan sonra “anonim şirket bakımından tescil işlemi ve itiraz başvurusunda bulunmaya yetkili kişilerin yukarıda olduğunun kabulü gerekmektedir” demiş ve somut olayda şu sonuca varmıştır: “davacıların şirket ortağı olması nedeniyle ilgililer kavramı içerisinde olmadığı ve davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.” Kararda, sicil müdürlüğünün başvurana mahkeme yolunu göstermiş olmasının da sonucu değiştirmediği kabul edilmiştir. Sonuç: davacının istinaf başvurusu 19/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ESASTAN REDDEDİLMİŞ, karara karşı temyiz yolu açık bırakılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 16.10.2025 T., 2025/713 E., 2025/1699 K.
Sicil müdürlüğü bir genel kurul kararının yokluğunu ya da butlanını kendisi değerlendiremez; tereddüt hâlinde geçici tescil yapılır. Daire, önce müdürlüğün sessizliğinin sonucunu saptamıştır: “davalı Müdürlük tarafından sessiz kalınmasının talebin reddi olarak kabul edilmesi gerektiği”. Ardından inceleme yükümlülüğünün sınırını çizmiştir: “Genel kurul toplantısına davet konusunda alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olup olmadığı, bunun uzantısı olarak da genel kurul toplantısının yok hükmünde veya batıl olup olmadığı, davalı müdürlükçe değerlendirilmesi mümkün bir durum değildir. Bu hususun ancak dava konusu edilmesi ve bu davanın kabulüne karar verilmesi halinde, kararın kesinleşmesini takiben sicilden terkin talebinde bulunulması gerekir.” Daire, görev kabul beyanı eksikliği nedeniyle duraksanan hususun TTK m.32/4 uyarınca geçici olarak tescil edilmesinde usulsüzlük görmemiştir. Sonuç: davacılar vekilinin istinaf başvurusu 16/10/2025 tarihinde oy birliğiyle ESASTAN REDDEDİLMİŞ, Yargıtay temyiz yolu açık bırakılmıştır. Kararda yer alan taraf iddia ve savunmaları Dairenin gerekçesi değildir.
İkinci eşik sürenin nasıl işlediği. Müdürlüğün açık bir ret kararı vermesi hâlinde sekiz gün tebliğden başlıyor. Müdürlük hiç cevap vermediğinde ise sessizliğin talebin reddi sayıldığı ve davanın buna göre süresinde açılmış kabul edildiği görülüyor. Uygulamada bu, cevap beklemenin değil, takvimi hemen işletmenin doğru davranış olduğu anlamına geliyor.
Üçüncü eşik sıfat. “İlgili” kavramı kanunda tanımlanmadığı için mahkemeler Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 22. maddesindeki sayma yöntemine başvuruyor. Anonim şirkette bu kural, tescil ve terkin talebinin yönetim kurulu ya da temsile yetkili üyelerden gelmesini gerektiriyor; yönetimde yeri olmayan pay sahibi bu kapsamda görülmüyor.
Dördüncü eşik bu kuralın istisnası. Yargıtay, nisapsız alındığı için yok hükmünde olan bir yönetim kurulu kararının tescili söz konusu olduğunda, o karara katılmayan yönetim kurulu üyelerinin “ilgili” olduğunu kabul ediyor. Yani sıfat, kişinin unvanına değil, işlemin niteliğine ve kişinin o işlemle ilişkisine göre belirleniyor.
Beşinci eşik sicil müdürünün yetkisinin sınırı. Müdür, kanuni şartların varlığını ve emredici hükümlere aykırılığı incelemekle yükümlü; ancak bir organ kararının yokluğu ya da butlanı gibi yargısal nitelendirme gerektiren meseleleri kendisi çözemiyor. Bu ayrımı görmeyen dilekçeler, müdürlükten çıkması mümkün olmayan bir karar talep etmiş oluyor.
Altıncı eşik geçici tescilin işlevi. Kanun, tescilinde duraksanan ya da çözümü mahkeme kararına bağlı hususlar için ara bir çözüm öngörüyor: kayıt geçici olarak konuluyor, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını ispat etmezse kayıt resen siliniyor. Bu, hem ticari hayatı kilitlememeye hem de tartışmalı kaydı kalıcılaştırmamaya yarıyor.
Yedinci eşik iki davanın birbirinden ayrılması. Tescil işleminin iptali ayrı, o işlemin dayanağı olan kararın iptali ya da butlanı ayrı bir davadır; ikincisi şirkete karşı açılır. Anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali ile genel kurul çağrısı ve gündeme bağlılık bakımından yürütülecek dava, sicil dosyasından bağımsız ilerler.
Son eşik, uyuşmazlığın arkasındaki asıl mesele. Bu dosyaların çoğu ortaklar arası bir güç çekişmesinden doğuyor ve sicil kaydı yalnızca görünen yüzü oluyor. Bu nedenle sicil itirazı çoğu zaman tek başına yeterli olmuyor; azlık haklarının kullanılması ile birlikte kurgulanmış bir strateji gerekiyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Müdürlüğe başvurmadan doğrudan mahkemeye gitmek | Dava, dava şartı yokluğundan reddedilir | Önce yazılı tescil, değişiklik ya da silinme talebi verilmelidir |
| Dava şartının süre verilerek tamamlanacağını varsaymak | Mahkeme süre vermeden davayı reddeder | Eksik başvuru sonradan giderilemez, yeniden başvurulmalıdır |
| Müdürlüğün cevabını süresiz beklemek | Sessizlik ret sayılır ve sekiz günlük süre dolar | Başvuru tarihinden itibaren süre takip edilmelidir |
| Salt pay sahibi sıfatıyla itiraz davası açmak | Aktif husumet yokluğundan ret | Yönetim kurulu ya da temsile yetkili üye üzerinden hareket edilmelidir |
| Genel kurul kararının butlanını sicil müdürlüğünden istemek | Müdürlük bu değerlendirmeyi yapamaz, talep reddedilir | Butlan ya da iptal davası şirkete karşı açılmalıdır |
| Tescil iptali davasını şirkete yöneltmek | Husumet yanlış yöneltilmiş olur | TTK m.34 davasında yasal hasım sicil müdürlüğüdür |
| Geçici tescilden sonra üç aylık süreyi kaçırmak | Geçici tescil resen silinir | Mahkemeye başvuru süresinde ispat edilmelidir |
| Tescil edilmemiş bir hususa üçüncü kişiye karşı dayanmak | Karşı tarafın bilgisi ispat edilemezse ileri sürülemez | Tescil ve ilan zamanında tamamlanmalıdır |
| Kesinleşen mahkeme kararının sicile kendiliğinden işleneceğini sanmak | Kayıt olduğu gibi kalır | Karar kesinleştikten sonra müdürlüğe yeniden başvurulmalıdır |
Ticaret siciline tescil kimin talebiyle yapılır?
Türk Ticaret Kanunu m.27’ye göre tescil kural olarak istem üzerine yapılır; resen ya da yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tesciller istisnadır. m.28 ise tescil isteminin ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılacağını söyler. Bir hususun tescilini istemeye birden çok kişi yetkiliyse, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır.
Sicil müdürü başvuruyu ne ölçüde inceler?
Kanun’un 32. maddesine göre müdür, tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerde şirket sözleşmesinin emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve kanunun zorunlu tuttuğu hükümleri içerip içermediği özellikle incelenir. Ayrıca tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratmaması ve kamu düzenine aykırı olmaması aranır.
Müdürlük bir genel kurul kararının geçersizliğini kendisi tespit edebilir mi?
Hayır. Bölge adliye mahkemesi kararlarında, bir genel kurul toplantısının ya da çağrı kararının yok hükmünde veya batıl olup olmadığının müdürlükçe değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu nitelendirme ancak açılacak bir davayla ve verilen kararın kesinleşmesiyle yapılır. Kesinleşmeden sonra sicilden terkin talebinde bulunulabilir.
Geçici tescil nedir, ne zaman yapılır?
Kanun m.32/4’e göre çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan ya da sicil müdürünün kesin olarak tescilinde duraksadığı hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil edilir. Bu, tartışmalı bir kaydın ne tamamen reddedilmesini ne de kalıcı hâle gelmesini sağlayan bir ara çözümdür. Uygulamada, örneğin yönetim kurulu üyesinin görev kabul beyanının eksik olduğu hâllerde başvurulmaktadır.
Geçici tescilden sonra ne kadar sürem var?
İlgililerin üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmeleri gerekir. Aksi hâlde geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulmuşsa kesinleşmiş hükmün sonucuna göre işlem yapılır. Bu üç aylık süre, sekiz günlük itiraz süresinden bağımsızdır ve ayrıca takip edilmelidir.
Sicil müdürlüğü kararına ne kadar sürede itiraz edilir?
Kanun m.34, ilgililerin tescil, değişiklik veya silinme istemleriyle ilgili olarak müdürlükçe verilecek kararlara karşı tebliğden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçeyle itiraz edebileceğini düzenler. Bu süre çok kısadır ve uygulamada en sık kaçırılan sürelerden biridir.
Müdürlük başvuruma hiç cevap vermezse ne yapmalıyım?
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, müdürlüğün sessiz kalmasının talebin reddi olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu kabule göre sekiz günlük süre içinde açılan davanın süresinde sayıldığı görülmektedir. Bu nedenle cevap beklemek yerine, başvuru tarihinden itibaren süreyi işletmek ve süresinde dava açmak gerekir.
İtiraz davasında davalı kim olmalıdır?
TTK m.34 uyarınca açılan itiraz davasında ilgili ticaret sicili müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Buna karşılık tescile konu kararın kendisinin iptali ya da butlanı isteniyorsa, o dava şirkete karşı açılır. İki davanın karıştırılması, husumetin yanlış yöneltilmesi sonucunu doğurur.
Şirket ortağıyım, tescile itiraz edebilir miyim?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında, şirketin temsil ve ilzama yetkili kişisi olmayan pay sahiplerinin “ilgililer” kavramı içinde yer almadığı ve aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m.22, anonim şirkette başvuruya yetkili kişileri sayma yöntemiyle belirlemektedir. Bu nedenle salt ortaklık sıfatı tek başına yeterli görülmemektedir.
Yönetim kurulu üyesiyim ama karara katılmadım. Dava açabilir miyim?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, nisap sağlanmadan alınmış ve bu nedenle yok hükmünde olan bir yönetim kurulu kararının tesciline ilişkin işlemin iptalinde, karara katılmayan diğer yönetim kurulu üyelerinin TTK m.34 anlamında ilgili kişiler kapsamına girdiğinin açık olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla bu durumda dava açma imkânı bulunmaktadır.
Sicil kaydı üçüncü kişilere karşı ne zaman hüküm doğurur?
Kanun m.36’ya göre ticaret sicili kayıtları, tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği günü izleyen iş gününden itibaren üçüncü kişiler hakkında hukuki sonuç doğurur. İlanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamışsa son kısmın yayımlandığı gün esas alınır. Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.
Tescil edilmemiş bir hususu karşı tarafa karşı ileri sürebilir miyim?
Kural olarak hayır. Kanun m.36/4, tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş ya da tescil edilip de ilanı zorunlu iken ilan olunmamış bir hususun, ancak karşı tarafın bunu bildiği veya bilmesi gerektiği ispat edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceğini düzenler. İspat yükü, o hususa dayanan tarafın üzerindedir.
Sicil dosyasındaki belgeleri inceleyebilir miyim?
Evet. Kanun m.35’e göre herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri inceleyebilir; giderini ödeyerek onaylı suretlerini de alabilir. Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge istenmesi de mümkündür. Bu imkân, dava hazırlığında delil toplamanın en pratik yoludur.
Tescili zorunlu bir hususu hiç tescil ettirmezsem ne olur?
Kanun m.33, tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresinde tescili istenmemiş bir hususu haber alan sicil müdürünün, ilgilileri uygun bir süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmeye ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispata çağıracağını düzenler. Verilen sürede tescil istenmez ve kaçınma sebepleri de bildirilmezse, müdürün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından idari para cezası uygulanır.
Mahkeme itirazı duruşmalı mı inceler?
Kanun m.34/2, itirazın mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanacağını söyler. Ancak sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı hususlara ilişkin menfaatlerine aykırıysa, itiraz eden ile üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezse dosya üzerinden karar verilir. Menfaati etkilenen üçüncü kişinin dinlenmemesi, kararın kaldırılma sebebi olarak değerlendirilebilmektedir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.24 — ticaret sicili ve sicil müdürlüğünün kurulması
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.26 — Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin dayanağı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.27 — tescilin istem üzerine yapılması kuralı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.28 — tescil istemine yetkili ilgililer
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.31 — değişikliklerin tescili ve kaydın silinmesi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.32 — inceleme görevi ve geçici tescil
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.33 — tescile davet ve idari para cezası
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.34 — sicil müdürlüğü kararına sekiz günlük itiraz
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.35 — sicilin açıklığı ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.36 — tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi
- Ticaret Sicili Yönetmeliği m.22, m.34 ve m.39 — başvuruya yetkili kişiler, inceleme yükümlülüğü ve itiraz
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114 ve m.115 — dava şartları ve dava şartı eksikliğinin sonucu
İlgili yazılarımız: ticari işletme devri · tacir olmanın hükümleri · şirketin ihyası ve ek tasfiye · yabancı şirketlerin Türkiye’de şube açması · anonim şirkette pay devri ve bağlam
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.