Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Tazminat (HMK 399): Şartlar, Görevli Mahkeme ve Bir Yıllık Süre

- Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, haksız olduğu anlaşılırsa tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür (HMK m. 399/1).
- Sorumluluk kusura bağlı değildir; tedbirin haksız çıkması yeterlidir.
- Sorumluluk üç hâlde doğar: talep anında haksızlığın anlaşılması, tedbirin kendiliğinden kalkması ya da itiraz üzerine kaldırılması.
- Tazminata hükmedilebilmesi için icra edilmiş bir tedbir, haksızlığın ortaya çıkması, zarar ve uygun illiyet bağı birlikte aranır.
- Dava, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır (m. 399/2).
- Bu kural hem görev hem yetki bakımından sonuç doğurur; birden fazla davalı varsa her biri için ayrı ayrı değerlendirilir.
- Dava açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar (m. 399/3).
- Tedbir mahkeme kararıyla kaldırılmışsa süre başlamaz; ölçüt asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesidir.
- Bunun sebebi, tedbir kaldırılsa bile lehine tedbir verilenin asıl davada haklı çıkma ihtimalinin sürmesidir.
- Bir yıllık süre ıslahla artırılan kısım bakımından da işler; ıslah süreden sonra yapılırsa zamanaşımı def’i sonuç doğurur.
- Tedbir talep eden, haksız çıkarsa doğacak zararlar için kural olarak teminat göstermek zorundadır (m. 392/1).
- Talep resmî belgeye ya da kesin delile dayanıyorsa mahkeme, gerekçesini açıklayarak teminat almayabilir.
- Teminat, hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa iade edilir (m. 392/2).
- Dava açılmadan alınan tedbirde, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde esas dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar (m. 397/1).
- Zararın ispatı davacıya aittir; soyut kayıp iddiası tazminata yetmez.
İhtiyati tedbir, dava sonuçlanana kadar hakkın korunmasını sağlayan güçlü bir araçtır. Bir taşınmazın satışı durdurulabilir, bir banka hesabı bloke edilebilir, bir yayın kaldırılabilir. Ancak bu güç, karşı taraf açısından ciddi bir maliyet doğurur: satılamayan taşınmaz, kullanılamayan para, durdurulan faaliyet.
Kanun bu dengeyi, tedbiri isteyen tarafa bir risk yükleyerek kurar. Tedbir sonuçta haksız çıkarsa, onu talep eden kişi karşı tarafın zararını karşılamakla yükümlüdür ve bu sorumluluk kusura bağlı değildir. Aşağıda bu tazminat davasının şartlarını, hangi mahkemede açılacağını ve uygulamada en çok hak kaybına yol açan bir yıllık sürenin nasıl hesaplanacağını ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
HMK m. 399 — Tazminat
“(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
HMK m. 392 — Teminat gösterilmesi
“(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. (2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.”
HMK m. 396 ve m. 397 — Tedbirin değiştirilmesi, kaldırılması ve tamamlayıcı işlemler
“MADDE 396- (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.”
“MADDE 397- (1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. (2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder… (4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.”
Tazminat davasının unsurları ve süre
| Unsur | Aranan durum | Gerçekleşmezse |
|---|---|---|
| Uygulanmış tedbir | Tedbirin fiilen icra edilmiş olması | Tazminat doğmaz |
| Haksızlık | Talep anındaki haksızlık, kendiliğinden kalkma veya kaldırılma | Sorumluluk doğmaz |
| Zarar | Somut ve ispatlanmış zarar | Talep reddedilir |
| İlliyet bağı | Zararın doğrudan tedbirden kaynaklanması | Talep reddedilir |
| Kusur | Aranmaz | — |
| Görevli ve yetkili mahkeme | Esas davayı karara bağlayan mahkeme | Görevsizlik veya yetkisizlik |
| Zamanaşımı başlangıcı | Hükmün kesinleşmesi veya tedbirin kalkması | — |
| Tedbirin kaldırılması hâli | Süre, asıl hükmün kesinleşmesiyle başlar | — |
| Islah | Artırılan kısım da bir yıllık süreye tâbidir | Zamanaşımı def’i kabul edilir |
Kritik nokta: Bir yıllık sürenin başlangıcı, uygulamadaki en kritik ayrımdır. HMK m. 399/3 iki başlangıç anı sayar: hükmün kesinleşmesi veya tedbirin kalkması. Buradaki “kalkma”, tedbirin kanun gereği kendiliğinden ortadan kalkmasıdır; tedbirin mahkeme kararıyla kaldırılması ise süreyi başlatmaz. Gerekçe açıktır: tedbir kaldırılmış olsa bile lehine tedbir verilen taraf asıl davada haklı çıkabilir; bu ihtimal sürdüğü sürece tedbirin haksızlığından söz edilemez. Bu ayrım kaçırıldığında dava, esasına hiç girilmeden zamanaşımından reddedilir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Aleyhinize verilen tedbirin fiilen uygulanıp uygulanmadığını ve uygulama tarihini dosyadan belgeleyin.
- Tedbirin hangi yolla sona erdiğini belirleyin: kendiliğinden kalkma mı, itiraz üzerine kaldırılma mı, yoksa asıl davanın reddiyle mi?
- Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşme tarihini kesin biçimde saptayın; zamanaşımı hesabınızı bu tarihe göre kurun.
- Tedbir kanun gereği kendiliğinden kalkmışsa (örneğin iki hafta içinde dava açılmaması), süreyi o tarihten başlatın.
- Zararınızı kalem kalem somutlaştırın: satılamayan malın değer kaybı, kullanılamayan paranın getirisi, durdurulan faaliyetin cirosu gibi.
- Zarar ile tedbir arasındaki uygun illiyet bağını ayrıca kurgulayın; alternatif imkânlarınızın bulunmadığını gösterin.
- Zararı belgeleyin: satış vaadi, ilan, banka kayıtları, ticarî defterler ve bilirkişi incelemesine elverişli veriler sunun.
- Davayı, esas hakkındaki davayı karara bağlayan mahkemede açın; iş dağılımı yönünden aynı numaralı mahkeme belirleyicidir.
- Birden fazla davalı varsa her biri için asıl davanın hangi mahkemede karara bağlandığını ayrı ayrı tespit edin.
- Talebinizi baştan mümkün olduğunca tam belirtin; ıslahla artıracaksanız bir yıllık sürenin dolmasını beklemeyin.
- Karşı taraftaysanız, tedbir talebinizde teminattan muafiyet istiyorsanız resmî belge veya kesin delil sunun.
- Teminatın iadesi için, hükmün kesinleşmesinden ya da tedbirin kalkmasından itibaren bir aylık süreyi takip edin.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1313, K. 2019/7735, 02.12.2019
Tedbir mahkeme kararıyla kaldırılmışsa zamanaşımı başlamaz; ölçüt asıl hükmün kesinleşmesidir. Fikrî ve sınaî haklar mahkemesinde açılan bir davada verilen tedbir yargılama sırasında kaldırılmış, asıl dava ise reddedilerek kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, sürenin tedbirin kaldırıldığı tarihte başladığını kabul ederek davayı zamanaşımından reddetmiştir. Daire bu yorumu benimsememiştir: “zamanaşımı süresi, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbirin yasa gereği kalkmasından itibaren işlemeye başlar. Asıl davanın reddedilmesi nedeniyle ihtiyati tedbir yasa gereği kalkmamış mahkeme kararı ile kaldırılmış olduğu için zamanaşımı süresi başlamış olmaz.” Gerekçe de açıklanmıştır: “ihtiyati tedbir itiraz üzerine kaldırılmış olsa da, lehine tedbir kararı verilenin asıl davada haklı çıkması ihtimal dahilindedir ve tedbir kendiliğinden kalkmayıp kaldırıldığı için zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz.” Daire, bölge adliye mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 02.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/13481, K. 2014/17191, 15.12.2014
Görevli ve yetkili mahkeme, asıl davayı karara bağlayan mahkemedir; her davalı için ayrı belirlenir. İnternet yayınının durdurulmasına ilişkin tedbir kararının ardından iki davalı ayrı mahkemelerde manevî tazminat davası açmış, bu davalar reddedilmiştir. Tazminat davasında mahkeme, davalılar arasında ayrım yapmadan tek bir mahkemeyi görevli ve yetkili saymıştır. Daire kuralı şöyle ortaya koymuştur: “Haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat davası, aleyhine haksız olarak ihtiyati tedbir konulmuş olan kişi (asıl davanın davalısı) tarafından, haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafa (asıl davanın davacısına) karşı açılır. Bu dava, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. Bir başka deyişle, görevli ve yetkili mahkeme, asıl davayı görüp karara bağlayan mahkemedir (HMK m.399/2).” Somut olayda bir davalı yönünden asıl davanın asliye ticaret mahkemesinde karara bağlandığı gözetilmeden karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Daire, kararın bir davalı yönünden BOZULMASINA, 15.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/14997, K. 2019/132, 16.01.2019
Bir yıllık süre, ıslahla artırılan kısım bakımından da işler. Banka hesabına konulan tedbir nedeniyle parasını kullanamayan davacı, asıl davanın reddiyle tedbirin haksızlığı ortaya çıktıktan sonra tazminat davası açmış; yargılama sırasında talebini ıslahla artırmıştır. Daire, HMK m. 399/1 ve 399/3’ü aktardıktan sonra somut hesabı yapmıştır: asıl davanın reddine ilişkin kararın “derecattan geçmek suretiyle 20/02/2014 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 30/12/2015 tarihinde davasını bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra ıslah ettiği ve davalı vekilinin de süresinde ıslaha karşı zamanaşımı itirazı bulunduğu” tespit edilmiş; “davacı vekilinin ıslah ettiği kısmın zamanaşımına uğramış olduğu hususu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış” denilmiştir. Daire, kararın bu nedenle BOZULMASINA ve davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 16.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9603, K. 2024/6742, 01.07.2024
Tedbirin haksızlığı kesinleşse bile illiyet bağı ispat edilemezse tazminata hükmedilemez. Taşınmazı üzerine konulan tedbir nedeniyle bu taşınmazı satamadığını ve bu yüzden girdiği ihalenin bedelini ödeyemediğini ileri süren davacı, maddî tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, ihale bedelini ödemek için tedbirden önce yedi günlük bir süre bulunduğunu, davacının aynı yerde başka bir taşınmazının da olduğunu ve satış yönünde yazılı bir belge sunulamadığını belirterek davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise tazminatın koşullarını sıralamıştır: “haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminata hükmedilebilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunmasının gerektiği”; somut olayda diğer koşullar bulunsa da illiyet bağının ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
İlk halka, sorumluluğun niteliği. HMK m. 399, tedbiri isteyen tarafın kusurunu aramaz. Tedbir sonuçta haksız çıkmışsa, bunu talep eden kişi karşı tarafın zararından sorumludur. Bu, geçici hukukî korumanın hızlı ve tek taraflı verilebilmesinin karşılığıdır: hız, riskle dengelenir.
İkinci halka, haksızlığın üç görünümü. Kanun üç hâl sayar: talep anında haksız olunduğunun anlaşılması, tedbirin kendiliğinden kalkması ve itiraz üzerine kaldırılması. Uygulamada en sık rastlanan, asıl davanın reddedilmesiyle tedbirin dayanağını yitirmesidir.
Üçüncü halka, dört unsurun birlikte aranması. İcra edilmiş bir tedbir, haksızlığın ortaya çıkması, gerçekleşmiş bir zarar ve uygun illiyet bağı bir arada bulunmalıdır. Tedbirin haksızlığı kesinleşmiş olsa bile, zararın bu tedbirden doğduğu gösterilemezse dava reddedilir.
Dördüncü halka, illiyet bağının somut incelenmesi. Mahkemeler burada oldukça ayrıntıya iner: tedbirden önce kaç gün süre kaldığı, davacının başka malvarlığı bulunup bulunmadığı, satış iradesini gösteren bir belge sunulup sunulmadığı tek tek değerlendirilir. Sadece tanık beyanına dayanan satış iddiası çoğu zaman yeterli görülmemektedir.
Beşinci halka, mahkemenin kanunla belirlenmiş olması. Dava, esas hakkındaki davayı karara bağlayan mahkemede açılır. Bu hüküm hem görevi hem yetkiyi birlikte belirler; taraflar başka bir mahkemeyi seçemez. Birden fazla davalı varsa ve asıl davalar farklı mahkemelerde görülmüşse, her davalı için ayrı değerlendirme yapılması gerekir.
Altıncı halka, zamanaşımının iki başlangıcı. Kanun, hükmün kesinleşmesi ile tedbirin kalkmasını yan yana sayar. Yargıtay bu ikinciyi dar yorumlar: tedbirin kanun gereği kendiliğinden kalkması ile mahkeme kararıyla kaldırılması aynı şey değildir. Kaldırma hâlinde süre işlemez; çünkü lehine tedbir verilenin asıl davada haklı çıkma ihtimali sürmektedir.
Yedinci halka, ıslahın süreye tâbi olması. Dava süresinde açılmış olsa bile, sonradan ıslahla artırılan kısım için zamanaşımı ayrıca değerlendirilir. Karşı taraf ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def’i ileri sürmüşse, artırılan kısım reddedilir. Bu nedenle talebin baştan doğru belirlenmesi ya da belirsiz alacak davası imkânlarının değerlendirilmesi önemlidir.
Sekizinci halka, teminatın işlevi. Tedbir talep eden kural olarak teminat gösterir; bu teminat, ileride doğacak tazminatın güvencesidir. Hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir. Dolayısıyla teminattan yararlanmak isteyen zarar gören için gerçek süre baskısı, bir yıllık zamanaşımından çok daha kısadır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Süreyi tedbirin kaldırıldığı tarihten başlatmak | Dava erken açılıp reddedilebilir | Hükmün kesinleşme tarihi esas alınmalı |
| Kesinleşme tarihini belgelememek | Zamanaşımı tartışması kaybedilir | Kesinleşme şerhi dosyaya konulmalı |
| Davayı başka mahkemede açmak | Görevsizlik veya yetkisizlik | Asıl davayı karara bağlayan mahkeme seçilmeli |
| Birden fazla davalıda tek mahkeme belirlemek | Bozma sebebi | Her davalı için ayrı değerlendirme yapılmalı |
| Zararı soyut anlatmak | Talep reddedilir | Kalem kalem somutlaştırılmalı ve belgelenmeli |
| İlliyet bağını kurgulamamak | Diğer şartlar dolsa bile ret | Alternatif imkânsızlık ortaya konmalı |
| Satış iddiasını yalnız tanıkla ispata çalışmak | Yeterli görülmeyebilir | İlan, sözleşme, yazışma sunulmalı |
| Islahı bir yıl geçtikten sonra yapmak | Artırılan kısım zamanaşımına uğrar | Talep baştan doğru belirlenmeli |
| Teminat için bir aylık süreyi kaçırmak | Teminat iade edilir | Süre takip edilip dava zamanında açılmalı |
Haksız ihtiyati tedbir tazminatı nedir?
Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın, tedbirin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın uğradığı zararı karşılama yükümlülüğüdür. HMK m. 399’da düzenlenmiştir.
Tedbiri isteyenin kusuru aranır mı?
Aranmaz. Sorumluluk kusura bağlı değildir; tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması yeterlidir.
Hangi hâllerde sorumluluk doğar?
Üç hâlde: tedbir talebinde bulunulduğu anda haksız olunduğunun anlaşılması, tedbir kararının kendiliğinden kalkması veya itiraz üzerine kaldırılması.
Tazminat için hangi şartlar gerekir?
Uygulamada dört şart aranır: icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmesi ve zarar ile tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması.
Dava hangi mahkemede açılır?
HMK m. 399/2 uyarınca esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede. Bu kural hem görev hem yetki bakımından sonuç doğurur.
Birden fazla davalı varsa ne olur?
Her davalı yönünden asıl davanın hangi mahkemede karara bağlandığına bakılır. Davalılar arasında ayrım yapılmadan tek bir mahkemenin belirlenmesi bozma sebebidir.
Dava ne kadar sürede açılmalıdır?
Hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl içinde. Bu süre geçtikten sonra dava açma hakkı zamanaşımına uğrar.
Tedbir yargılama sırasında kaldırıldı; süre o tarihte mi başlar?
Başlamaz. Yargıtay, kanunun aradığı “kalkma”nın tedbirin kanun gereği kendiliğinden ortadan kalkması olduğunu; mahkeme kararıyla kaldırılması hâlinde sürenin işlemeyeceğini kabul etmektedir. Bu hâlde süre, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesiyle başlar.
Tedbir hangi hâllerde kendiliğinden kalkar?
Örneğin dava açılmadan önce alınan tedbirde, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki dava açılmaz ve buna ilişkin evrak dosyaya konulmazsa tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397/1).
Talebimi ıslahla artırabilir miyim?
Artırabilirsiniz; ancak artırılan kısım da bir yıllık zamanaşımına tâbidir. Islah bu süre geçtikten sonra yapılır ve karşı taraf süresinde zamanaşımı def’inde bulunursa artırılan kısım reddedilir.
Teminat neden alınır?
HMK m. 392/1 uyarınca ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Teminat, doğacak tazminatın güvencesidir.
Teminatsız tedbir mümkün mü?
Mümkündür. Talep resmî belgeye veya başkaca kesin bir delile dayanıyor ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimseden de teminat istenmez.
Teminat ne zaman iade edilir?
Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
Manevî tazminat da istenebilir mi?
Uygulamada haksız tedbir nedeniyle maddî tazminatın yanında manevî tazminat da talep edilmektedir. Ancak her talepte olduğu gibi burada da zararın ve illiyet bağının ortaya konması gerekir.
Tedbirin etkisi ne zamana kadar sürer?
HMK m. 397/2 uyarınca aksi belirtilmedikçe ihtiyati tedbir kararının etkisi, nihaî kararın kesinleşmesine kadar devam eder.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389-390 — İhtiyati tedbirin şartları ve talep
- 6100 sayılı HMK m. 392 — Teminat gösterilmesi ve iadesi
- 6100 sayılı HMK m. 393 — İhtiyati tedbir kararının uygulanması
- 6100 sayılı HMK m. 394 — İhtiyati tedbir kararına itiraz
- 6100 sayılı HMK m. 396 — Tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması
- 6100 sayılı HMK m. 397 — İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler
- 6100 sayılı HMK m. 398 — Tedbire muhalefetin cezası
- 6100 sayılı HMK m. 399 — Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat
- 6100 sayılı HMK m. 400 vd. — Delil tespiti ve diğer geçici hukukî korumalar
- 6100 sayılı HMK m. 176-182 — Islah
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49-52 — Haksız fiil sorumluluğu ve tazminatın belirlenmesi
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 259 — İhtiyati hacizde teminat ve tazminat
Geçici hukukî korumalar konusunda ihtiyati tedbir kararı, ihtiyati tedbire itiraz ve delil tespiti davası yazılarımızı; icra hukukundaki karşılığı için ihtiyati haciz teminatının iadesi yazımızı; talebin sonradan artırılması için davanın ıslahı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Haksız ihtiyati tedbir tazminatında sonuç; tedbirin nasıl sona erdiğine, zararın ispatına ve illiyet bağına göre değişir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.