İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır? Bir Yıllık Süre ve İcra İnkâr Tazminatı (İİK m.67)

İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır? Bir Yıllık Süre ve İcra İnkâr Tazminatı (İİK m.67)
Kısaca
  • İİK m.67/1: takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispatla itirazın iptalini dava edebilir.
  • Dava, itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan bir eda davasıdır.
  • İcra inkâr tazminatı: borçlunun itirazı haksız çıkarsa, talep üzerine, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmolunur.
  • Tazminat için kötü niyet ve alacağın belgeye bağlı olması aranmaz — ancak alacağın likit olması zorunludur.
  • Likit alacak: borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması.
  • Takipte haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı da aynı oranda tazminata mahkûm edilebilir.
  • Bir yıllık süre kaçırılırsa takip düşer; ancak alacağı genel hükümler dairesinde dava etme hakkı saklıdır.

Kısa cevap: Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak alacağının varlığını ispatla itirazın iptalini dava edebilir (İİK m.67/1). Borçlunun itirazı haksız çıkarsa hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmolunur ve bunun için alacağın likit olması zorunludur.

İlamsız takipte borçlu süresinde itiraz ederse takip durur.

Alacaklının önündeki asıl yol, itirazın iptali davasıdır.

Madde metni

İİK m.67/1: “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.”

İİK m.67/2: “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.”

Davanın niteliği ve süre

İtirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK m.66’ya göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davasıdır. Süre bir yıldır ve itirazın tebliği tarihinden işlemeye başlar. Bu süre geçirilirse, alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır — ancak o dava artık duran takibi canlandırmaz.

İcra inkâr tazminatının şartları

ArananAranmayan
Usulüne uygun yapılmış bir icra takibiBorçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması
Borçlunun süresi içinde ödeme emrine itirazıAlacağın bir belgeye bağlanmış bulunması
Davanın bir yıl içinde açılması
Alacaklının davada haklı çıkması
Tazminatın talep edilmiş olması
Alacağın likit olması

Likit alacak ölçütü

Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması, ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması gerekir. Kısaca: borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olmalıdır.

Değerlendirme yapılırken alacak ve onun borçlusu birlikte ele alınır. Hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez.

Uygulamada üç önemli kural

  • Kısmen kabul: alacak likit olmak şartıyla, itirazın kısmen kabulü hâlinde dahi kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
  • Asıl alacak: icra inkâr tazminatı asıl alacak bakımından söz konusu olur; işlemiş faiz istemi yönünden tazminata hükmedilemez.
  • Talep esası: İİK’da öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır (m.67/son).

Ne yapmalı?

  1. İtirazın size tebliğ tarihini saptayın; bir yıllık süre bu tarihten işler.
  2. Dava dilekçesinde icra inkâr tazminatını açıkça talep edin; talep yoksa hükmedilmez.
  3. Alacağın likit olduğunu gösteren fatura, sözleşme, cari hesap ve ihtarnameleri dosyaya koyun.
  4. Borçlunun miktarı bilebilecek durumda olduğunu somut olgularla ortaya koyun.
  5. Talebinizi asıl alacak üzerinden kurun; işlemiş faiz için tazminat istemeyin.
  6. Uyuşmazlığın türüne göre dava şartı olarak arabuluculuk hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığını ayrıca değerlendirin.
  7. Borçlu tarafındaysanız, itirazınızın haksız sayılması hâlinde en az %20 tazminat riskini hesaba katın.
Yargıtay uygulaması — likit alacak ve inkâr tazminatı
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/1530, K.2020/58, 23.01.2020 Ölçütün en kapsamlı ifadesi. Kurul önce davanın niteliğini belirledi: İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK m.66’ya göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davasıdır. Ardından tazminatın şartlarını sıraladı: usulüne uygun bir icra takibi, borçlunun süresinde itirazı, alacaklının bir yıl içinde dava açması, davada haklı çıkarak inkâr tazminatı talep etmiş olması. Kurul, “Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz” dedikten sonra likitlik ölçütünü tanımladı: alacağın gerçek miktarı belli ve sabit olmalı ya da “borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” gerekir. Somut olayda davalının iade etmesi gereken ecrimisil bedellerini ve ödemesi gereken fatura bedelini bildiğinin kabulü gerektiği belirtilerek alacak likit sayıldı ve yerel mahkemenin direnme kararı oybirliğiyle onandı.
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2016/26927, K.2020/456, 16.01.2020 Miktarı tartışmalı alacak likit değildir. Daire, kuralları özetledikten sonra üç noktayı vurguladı: “hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez”; “alacağın likit olması şartıyla … borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir”; ve “İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.” Somut uyuşmazlıkta dava konusu yıllık ücretli izin alacağı miktarının tespiti tartışmalı olup yargılamayı gerektirdiğinden alacak likit sayılmadı. Bu nedenle mahkemece tazminat talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı bulundu; yeniden yargılama gerektirmediğinden hüküm, %20 icra inkâr tazminatına ilişkin fıkra çıkarılıp yerine talebin reddi yazılmak suretiyle düzeltilerek onandı.
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E.2019/307, K.2020/39, 13.01.2020 Önceki bir yargılamayla belirlenmiş bedel likittir. Yerel mahkeme, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkâr tazminatı istemini reddetmişti. Daire, dava konusu alacağın “bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu”nun kuşkusuz bulunduğunu; ayrıca somut olayda iş mahkemesince bir yargılama yapıldığını ve işveren tarafından bu yargılama sonucu hüküm altına alınan bedelin ödendiğini saptadı. Alacağın bu niteliğine göre davacı yararına İİK m.67/2 uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesi doğru görülmeyerek karar davacı yararına oybirliğiyle bozuldu.
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2021/651, K.2021/12354, 18.10.2021 Oran asgaridir: en az %20. Yersiz ödenen aylıkların tahsili için başlatılan takibe itiraz üzerine açılan davada itirazın iptaline karar verilmiş, ancak alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle inkâr tazminatı istemi reddedilmişti. Daire, “İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır” saptamasını yaptıktan sonra likitlik ölçütünü tekrarladı ve takip konusu asıl alacağın likit, yani belirgin olması karşısında borçlunun, hükmedilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak takip tarihi itibarıyla asgari %20 icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiğine hükmetti. Yeniden yargılama gerektirmediğinden karar, ret ibaresi çıkarılıp yerine “asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkâr tazminatı” yazılmak suretiyle düzeltilerek onandı.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67‘de düzenlenmiştir. İlamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip İİK m.66 uyarınca durur; alacaklının bu duran takibi yeniden işler hâle getirmek için başvurabileceği yollardan biri itirazın iptali davasıdır. m.67/1‘e göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Hukuk Genel Kurulunun tanımıyla bu dava, itirazın iptali ile itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan bir eda davasıdır; dolayısıyla mahkeme yalnızca itirazı iptal etmekle kalmaz, alacağın varlığını da genel hükümlere göre inceler. Bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması hâlinde takip düşer, ancak m.67/5 uyarınca alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır — bu durumda açılacak alacak davası duran takibi canlandırmaz, bağımsız bir dava olarak görülür. Davanın en çok tartışılan sonucu icra inkâr tazminatıdır. m.67/2‘ye göre borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine, iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkâr tazminatı talep etmiş olması gerekir. Buna karşılık borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Likitlik değerlendirilirken alacak ve onun borçlusu birlikte ele alınır: likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması, ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması gerekir. Ölçütün pratik özeti şudur: borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda mı? Cevap olumluysa alacak likittir; hak tartışmalıysa veya miktarın belirlenmesi yargılamayı gerektiriyorsa likitlikten söz edilemez. Nitekim uygulamada, miktarının tespiti tartışmalı olan ve yargılama gerektiren yıllık ücretli izin alacağı likit sayılmamış; buna karşılık önceki bir yargılamayla hüküm altına alınmış ve ödenmiş bedeller, faturaya bağlanmış mal bedelleri ve iade edilmesi gereken, tutarı taraflarca bilinen ecrimisil ödemeleri likit kabul edilmiştir. Uygulamada sık karşılaşılan üç ayrıntı da önemlidir. Birincisi, alacağın likit olması şartıyla, itirazın kısmen kabulü hâlinde dahi kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir; kısmi kabul tek başına tazminatı ortadan kaldırmaz. İkincisi, icra inkâr tazminatı asıl alacak bakımından söz konusu olur; işlemiş faiz istemi yönünden tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Üçüncüsü, %20 bir asgari orandır: mahkeme tarafların durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre daha yüksek bir oran da belirleyebilir; nitekim bir olayda takdiren %40 uygulanmıştır. m.67/3 bir istisna getirir: itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Nihayet 6352 sayılı Kanun’la eklenen son fıkra uyarınca bu Kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır. Bu nedenle takip talebinin ve dava dilekçesindeki talebin doğru ve tam kurulması, tazminatın hesabı bakımından belirleyicidir.
İtirazın iptali davası kaç günde açılır?

İİK m.67/1 uyarınca süre bir yıldır ve itirazın tebliği tarihinden itibaren işler. Bu süre içinde mahkemeye başvurulmazsa takip düşer. Ancak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır; bu dava duran takibi canlandırmaz.

İcra inkâr tazminatı yüzde kaçtır?

İİK m.67/2 uyarınca red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata hükmedilir. Yüzde yirmi asgari orandır; mahkeme iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre daha yüksek bir oran da belirleyebilir. Nitekim uygulamada takdiren yüzde kırk uygulanan kararlar bulunmaktadır.

Likit alacak ne demek?

Yargıtay’a göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Kısaca borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olmalıdır. Hak tartışmalıysa alacak likit sayılmaz.

Borçlunun kötü niyetli olması şart mı?

Hayır. Hukuk Genel Kurulu, alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşullarının aranmadığını belirtmiştir. Ancak itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, İİK m.67/3 uyarınca tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

Dava kısmen kabul edilirse tazminat verilir mi?

Evet. Yargıtay, alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü hâlinde dahi kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Kısmi kabul tek başına tazminatı ortadan kaldırmaz.

Faiz için de inkâr tazminatı istenebilir mi?

Hayır. Yargıtay’a göre icra inkâr tazminatı asıl alacak bakımından söz konusu olur; işlemiş faiz istemi yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle talep, asıl alacak üzerinden kurulmalıdır.

Alacaklı da tazminata mahkûm edilebilir mi?

Evet. İİK m.67/2 uyarınca takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Alacaklı bakımından burada kötü niyet ayrıca aranmaktadır.

Tazminatın hesabında hangi tutar esas alınır?

2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’la eklenen son fıkra uyarınca, İİK’da öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır. Bu nedenle takip talebinin ve dava dilekçesindeki talebin doğru ve tam kurulması önemlidir.

İlgili mevzuat
  • 2004 sayılı İİK m.67 — İtirazın iptali
  • 2004 sayılı İİK m.66 — İtirazın takibi durdurması
  • 2004 sayılı İİK m.62 — İtiraz süresi ve şekli
  • 2004 sayılı İİK m.68 — İtirazın kesin kaldırılması
  • 2004 sayılı İİK m.72 — Menfi tespit ve istirdat davaları
  • 6325 sayılı Kanun m.18/A ve 18/B — Dava şartı olarak arabuluculuk

Bağlantılı başlıklar için menfi tespit davası, kambiyo takibine itiraz ve zorunlu arabuluculuk yazılarımıza bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.

Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İcra ve tazminat hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İcra ve Tazminat Hukuku Makale

İtirazın Kaldırılması Nasıl İstenir? Altı Aylık Süre ve Gerekli Belgeler (İİK m.68)

İçindekilerİki yolun karşılaştırmasıHangi belgeler yeterlidir?İmza inkârı: iki farklı sonuçBorçlu borcu kabul edip “ödedim” derseTazminat ve para cezasıNe yapmalı?…

24.08.2026 Yazıyı oku ›
İcra ve Tazminat Hukuku Makale

İpotekli Takipte İcra Emri mi Ödeme Emri mi Gönderilir? Limit Aşımı ve Süreli İpotek

İçindekilerİcra emri mi, ödeme emri mi?Limitle sorumlulukSüreli ipotek: değişen içtihatNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalarSık sorulan…

27.08.2026 Yazıyı oku ›
İcra ve Tazminat Hukuku Makale

Satış İsteme Süresi Kaç Yıl? Haczin Kalkması ve Giderlerin Yatırılması (İİK m.106-110)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca İİK m.106’nın güncel metnine göre alacaklı veya borçlu,…

16.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

İcra Masrafı Hesaplama

İçindekilerİcra Masrafı Hesaplama: Maliyetinizi Öğrenin, Adım Atınİcra Masrafı Hesaplama Robotuİcra Masrafı Hesaplama SonuçlarıToplam İcra Takibi Masrafı: ${toplamMasraf.toFixed(2)} TLİcra…

22.05.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Kıymet Takdirine İtiraz Davası ve Dilekçesi

İçindekilerİcra Hukukunda Kıymet Takdirine İtiraz Prosedürü ve HaklarınızKıymet Takdiri Nedir?Kıymet Takdirine İtiraz Nedir?Kıymet Takdirine İtiraz Süresi, Usulü, Görevli…

01.01.2025 Yazıyı oku ›
Makaleler

Kredi Borcu Ödenmezse Ne Olur?

İçindekilerBanka Kredi Borcu Ödenmezse Süreç Nasıl İşler?1. Gecikme Bildirimi ve Hatırlatma2. Gecikme Faizinin İşlemeye Başlaması3. 90 Günlük Yasal…

29.01.2025 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara