Borçlunun Temerrüdü (TBK m. 117-126): İhtar, Vade ve Seçimlik Haklar

legapro kapak 16413 LegaPro Hukuk Borçlunun Temerrüdü (TBK m. 117-126): İhtar, Vade ve Seçimlik Haklar

Kısaca

  • Kural açıktır: muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117/1). İhtar yoksa kural olarak temerrüt de yoktur.
  • Temerrüt için iki ön şart aranır: borcun ifasının mümkün ve muaccel olması. Muaccel olmayan borç için temerrüt işlemez.
  • Vade üçe ayrılır: olağan vade (ihtar gerekir), belirli vade ve kesin vade (vadenin geçmesiyle kendiliğinden temerrüt).
  • Haksız fiilde fiil tarihinde, sebepsiz zenginleşmede zenginleşme tarihinde temerrüt doğar; ancak zenginleşen iyiniyetliyse bildirim şarttır.
  • İhtarnamede ödeme için süre verilmesi zorunlu değildir; işin niteliğinin ve bedelin belirtilmesi yeterlidir.
  • Süre verilmişse temerrüt sürenin bitiminde, verilmemişse ihtarın tebliğiyle doğar.
  • İhtar yoksa dava veya icra takibi de temerrüt doğurur; bu hâlde faiz takip ya da dava tarihinden işler.
  • Temerrüde düşen borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe gecikme zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m. 118).
  • Para borçlarında temerrüt faizi istenir; sözleşmeyle kararlaştırılan oran, kanunî oranın %100 fazlasını aşamaz (TBK m. 120).
  • Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının üç seçimlik hakkı vardır: aynen ifa + gecikme tazminatı; ifadan vazgeçip müspet zarar; sözleşmeden dönme + menfi zarar.
  • Dönme seçildiğinde artık ifaya eklenen gecikme cezası istenemez; seçim yapıldıktan sonra dönülemez.
  • TBK m. 124’teki üç hâlde (süre vermenin etkisiz olması, ifanın yararsız kalması, kesin vadeli işlem) süre vermeye gerek yoktur.

Borçlar hukukunda en çok tartışılan tarih, borcun doğduğu tarih değil, faizin başladığı tarihtir. Alacak davalarının önemli bir bölümünde asıl alacak konusunda uyuşmazlık kalmaz; taraflar temerrüdün ne zaman gerçekleştiği üzerinde çekişir. Çünkü temerrüt tarihi hem faizin başlangıcını hem de alacaklının hangi hakları kullanabileceğini belirler.

Türk Borçlar Kanunu bu konuyu 117 ile 126. maddeler arasında düzenler. Sistem sade görünür ama uygulamada üç noktada düğümlenir: ihtarın gerekli olup olmadığı, ihtarın içeriğinin yeterli olup olmadığı ve alacaklının seçimlik haklarından hangisini kullandığı.

Kanunî dayanak

Temerrüdün doğumu TBK m. 117’de düzenlenmiştir:

“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”

Temerrüdün ilk sonucu gecikme tazminatıdır (TBK m. 118):

“Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.”

Para borçlarında temerrüt faizi oranı TBK m. 120’de sınırlanmıştır:

“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”

Süre vermeye gerek olmayan hâller TBK m. 124’te sayılmıştır:

“Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:

1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.

2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.

3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.”

Alacaklının seçimlik hakları ise TBK m. 125’te düzenlenmiştir:

“Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.

Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.

Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.”

Vade türleri ve ihtar ihtiyacı

Vade türüAnlamıİhtar gerekir mi?Temerrüt anı
Olağan vadeBorcun muaccel olduğu tarihi gösterirEvetİhtarın tebliği (veya verilen sürenin bitimi)
Belirli vadeMuacceliyet + kendiliğinden temerrüt anıHayırVadenin geçmesi
Kesin vadeKesin vadeli işlem; gecikme ifayı anlamsız kılarHayırVadenin geçmesi
Haksız fiilKanunen belirlenmişHayırFiilin işlendiği tarih
Sebepsiz zenginleşme (kötüniyetli)Kanunen belirlenmişHayırZenginleşmenin gerçekleştiği tarih
Sebepsiz zenginleşme (iyiniyetli)Bildirim şarttırEvetBildirimin ulaşması

Kritik nokta: Uygulamada en pahalı hata, ihtar çekmeden dava açmaktır. Sözleşmede kesin bir vade yoksa ve ihtar da gönderilmemişse, temerrüt ancak dava veya icra takibiyle doğar; bu da bazen yıllara yayılan işlemiş faizin tümüyle kaybı anlamına gelir. Buna karşılık ihtarın uzun ve ayrıntılı olması gerekmez: Yargıtay uygulamasında işin niteliğinin ve bedelin belirtilmesi yeterlidir, ayrıca ödeme için süre verilmesi zorunlu değildir. Ancak bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen bir ihtarname temerrüt doğurmaz.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Önce muacceliyeti tespit edin. TBK m. 90 uyarınca ifa zamanı kararlaştırılmadıkça ve ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur.
  2. Sözleşmede vade var mı, bakın. Ödeme planı, taksit tarihleri veya “şu tarihte ödenecektir” ifadesi kesin vade sayılabilir; bu hâlde ihtara gerek kalmaz.
  3. Sözleşmedeki temerrüt kaydını okuyun. “Vadesinde ödenmezse ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşülür” türü kayıtlar geçerlidir ve ihtar zorunluluğunu kaldırır.
  4. İhtarnameyi noterden gönderin. Tebliğ tarihi ispatlanabilir olmalıdır; e-posta ya da telefonla yapılan bildirimlerin ispatı çoğu zaman mümkün olmaz.
  5. İhtarnamede alacağı somutlaştırın. İşin niteliği, dayanağı ve tutarı yazılmalı; tutar belirtilmeyen ihtarname temerrüt doğurmaz.
  6. Süre verip vermeyeceğinize bilinçli karar verin. Süre verilirse temerrüt sürenin bitiminde başlar; süre verilmezse tebliğ ile başlar.
  7. Taksitli borçlarda her taksidi ayrı değerlendirin. Kesin vadeli ödeme planında her taksit kendi vadesinde temerrüde düşer; faiz de taksit bazında hesaplanır.
  8. Ticari işlerde özel hükümleri kontrol edin. Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde TTK m. 1530 özel bir temerrüt rejimi öngörür ve genel hükmün önüne geçer.
  9. Faiz oranı sınırını aşmayın. Sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizi, kanunî oranın %100 fazlasını aşamaz; aşan kısım geçersizdir.
  10. Seçimlik hakkınızı açıkça belirtin. İfadan vazgeçiyorsanız bunu “hemen” bildirmeniz gerekir; bildirim yoksa aynen ifa talebinde bulunulmuş sayılırsınız.
  11. Dönme ile fesih arasındaki farkı gözetin. Dönme geçmişe etkilidir ve edimlerin iadesini gerektirir; sürekli edimli sözleşmelerde ise ileriye etkili fesih söz konusu olur.
  12. Zamanaşımını unutmayın. Asıl alacak zamanaşımına uğrarsa faiz alacağı da düşer; ıslahla artırılacak kısım için de süre işlemeye devam eder.

Yargıtay kararlarıyla

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/404, K. 2026/254, 15.04.2026

Vade türlerinin tasnifi ve kesin vadede ihtarın gereksizliği: Bir banka dekontunun altına “28.02.2020 tarihinde … ödenmek üzere iş bu dekonttaki 1.250.000 TL tarafımdan borç olarak elden alınmıştır” yazılıp imzalanmış; alacaklı bu tarihten itibaren işlemiş faiz talep edince özel daire, temerrüt ihtarı bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, ilk derece mahkemesi direnmiştir. Genel Kurul önce vadeyi üçe ayırmıştır: “Olağan vade borcun muaccel olduğu, alacaklının edimini talep edebildiği, borçlunun da bunu ifa etmek zorunda olduğu zamanı (tarihi) gösterir… Burada vadenin gelmesiyle borçlu kendiliğinden mütemerrit olmaz, borçlunun mütemerrit olması için alacaklının ayrıca vadeye ilaveten borçluya bir ihtarda bulunması gerekir. Belirli vade ise yalnız borcun muaccel olduğu zamanı değil aynı zamanda borçlunun borcu ifa etmemesi hâlinde alacaklının ihtarına gerek kalmaksızın kendiliğinden mütemerrit duruma düşeceği zamanı da ifade eder.” Ardından sonuca varmıştır: “Borçlu ifayı belirli bir vadede yapmakla yükümlüyse ihtarda bulunmaya gerek yoktur. Bu durumda kararlaştırılan belirli vadede ifada bulunmazsa kendiliğinden temerrüde düşer.” Somut olayda “takibe dayanak belgede kesin vade belirlendiği ve bu nedenle borçluya temerrüt ihtarı da gerekmediğinden işlemiş faize itirazın kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur” denilmiştir. Sonuç: Direnme kararı ONANMIŞTIR (oy çokluğu).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2939, K. 2022/5159, 27.05.2022

İhtarda süre verilmesi zorunlu değildir: Hemzemin geçide bariyer sistemi kuran davacı kurum, işi tamamladıktan sonra fatura ile birlikte ödeme talebini belediyeye tebliğ etmiş; bölge adliye mahkemesi yazıda ödeme tarihi belirtilmediği için temerrüdün doğmadığını kabul etmişti. Daire ölçütü şöyle koymuştur: “Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Alacaklının ihtarında işin niteliği ve bedelinin belirtilmesi yeterlidir. Alacaklı tarafından ödeme talep edilmekle temerrüt oluşmuş sayılmalıdır.” Süre verilmesinin niteliği de açıklanmıştır: “Karşılıklı borç yükleyen sözleşme ilişkilerinde süre verilmesi yani borçluya atıfet tanınması, alacaklının takdirine bırakılmıştır… Süre verilmeyen hallerde ihtarın tebliği ile temerrüdün başlayacağı, TBK’nın 123. maddesinin düzenleme biçiminden ortaya çıkmaktadır.” Somut olayda yazıyı 30.07.2012’de tebliğ alan idarenin “31/07/2012 tarihinde temerrüde düş[tüğü]” kabul edilmiştir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı davacı yararına BOZULMUŞTUR (oy çokluğu).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3377, K. 2025/2969, 22.05.2025

Üç seçimlik hak ve menfi–müspet zarar ayrımı: Teslim edilmeyen konut nedeniyle satış vaadi sözleşmesinden dönen alıcının davasında Daire, önce iki zarar türünü ayırmıştır: “Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır… menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır.” Ardından seçimlik hakları saymıştır: “6098 sayılı Kanun’un 125. maddesi uyarınca iki tarafa borç yükleyen sözleşmeyle temerrüde düşen borçluya karşı, alacaklıya üç ayrı seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar; aynen ifa ve gecikmeden dolayı tazminat isteme hakkı, aynen ifayı reddederek edimi ifa sebebiyle müspet zararı talep hakkı, sözleşmeden dönme ve menfi zararı talep hakkı olarak sayılmıştır.” Daire ayrıca nitelendirme yetkisini vurgulamıştır: maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukukî nitelendirme yapmak hâkime aittir (HMK m. 33); dilekçedeki ifadelerden talebin gerçekte müspet zarar olduğu anlaşıldığından, alıcının teslim edilmesi gereken konutun rayiç değerini isteyebileceği kabul edilmiştir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5304, K. 2023/3628, 11.12.2023

Dönmeyi seçen, gecikme cezasını isteyemez: Alıcı, aynen ifadan vazgeçip ödediği satış bedelinin iadesini istemişti. Daire, seçimlik hakların birbirini dışladığını uygulayarak, “davacı aynen ifadan vazgeçip satış bedelinin iadesini istediği bu dava ile sözleşmeden döndüğüne göre, artık ifaya eklenen gecikme cezasını isteyemeyecek olmasına” ve “sözleşmeden dönme iradesini ilk defa dava ile açıkladığından faizin dava tarihinden itibaren işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına” göre temyiz itirazlarını reddetmiştir. Karar, hem seçimin bağlayıcılığını hem de dönme iradesinin ilk kez dava ile açıklandığı hâllerde faizin dava tarihinden işleyeceğini göstermesi bakımından önemlidir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).

Bu dört karar, temerrüt kurumunun üç eklemini ayrı ayrı aydınlatır. Birinci eklem ihtarın gerekli olup olmadığıdır. 2026 tarihli Genel Kurul kararı, doktrindeki üçlü vade tasnifini yargısal bir ölçüte dönüştürür: olağan vade yalnızca muacceliyeti gösterir ve ihtarı gerektirir; belirli ve kesin vade ise temerrüt anını da içerir, bu nedenle ihtar aranmaz. Uygulamadaki pratik sonuç şudur: sözleşmede ya da borç ikrarı içeren belgede bir ödeme günü açıkça yazılıysa, alacaklının ayrıca ihtar çekmemiş olması işlemiş faiz talebini düşürmez. Buna karşılık “en kısa sürede”, “iş bitiminde” gibi ifadeler vade değildir; bunlar olağan vade sayılır ve ihtar zorunluluğu doğurur.

İkinci eklem ihtarın içeriğidir. 2022 tarihli karar burada oldukça alacaklı lehine bir çizgi çeker: ihtarnamede ödeme için süre verilmesi gerekmez; işin niteliğinin ve bedelinin belirtilmesi yeterlidir ve ödeme talep edilmekle temerrüt oluşur. Süre vermek, borçluya tanınan bir atıfettir ve alacaklının takdirindedir. Bu tercihin somut sonucu vardır: süre verilirse temerrüt sürenin bitiminde, verilmezse tebliğ tarihinde doğar. Bir başka deyişle süre vermek, alacaklının kendi faiz başlangıcını geriye atması anlamına gelir. Buna karşılık ihtarnamenin bir bedel içermesi ya da içeriğinden bedelin belirlenebilmesi şarttır; miktarı belirsiz bir uyarı temerrüt doğurmaz.

Üçüncü eklem seçimlik haklardır ve burada yapılan hata en çok kayba yol açanıdır. TBK m. 125 üç yol açar: aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı; ifadan vazgeçip ifa edilmemeden doğan zararı (müspet zarar) isteme; sözleşmeden dönerek edimlerin iadesi ve menfi zarar. Bu üç yol birbirini dışlar. 2023 tarihli karar bunu net biçimde uygular: dönmeyi seçen alıcı, artık ifaya eklenen gecikme cezasını talep edemez; çünkü gecikme cezası, sözleşmenin ayakta kalmasını varsayar. Aynı kararın ikinci mesajı faiz başlangıcına ilişkindir: dönme iradesi ilk kez dava ile açıklanmışsa, faiz de dava tarihinden işler.

2025 tarihli karar bu tabloya iki tamamlayıcı unsur ekler. Birincisi, hukukî nitelendirmenin hâkime ait olmasıdır: dilekçede “sözleşmeden dönüldüğünün tespiti” denilse bile, talep sonucunun bütününden müspet zarar istendiği anlaşılıyorsa mahkeme buna göre karar verir. Bu, dilekçedeki terminolojik hatanın her zaman ölümcül olmadığını gösterir; ancak ileri sürülen maddi olayların doğru ve eksiksiz anlatılması gerekir. İkincisi, tüketici işlemlerinde bağlantıdır: konutun kararlaştırılan sürede teslim edilmemesi Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 8/III uyarınca sözleşmeye aykırı ifadır ve TKHK m. 83 yollamasıyla genel hükümlere, yani TBK m. 117 ve 125’e bağlanır.

Son olarak, tacirler arasındaki ilişkilerde genel hüküm her zaman uygulanmaz. Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedarikine ilişkin işlemlerde TTK m. 1530, temerrüdün doğumu, faiz başlangıcı ve faiz oranı bakımından özel bir rejim kurar; özel hüküm bulunan yerde TBK m. 117’ye gidilmez. Dava dilekçesinin dayanağını seçerken bu ayrımın yapılmaması, hem faiz oranının hem de başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesine yol açar.

Sık yapılan hatalar

HataDoğrusu
İhtar çekmeden dava açıp geçmişe dönük faiz istemekKesin vade yoksa temerrüt ancak ihtar, dava ya da takiple doğar; öncesi için faiz istenemez
Tutar yazmadan “borcunuzu ödeyin” ihtarı göndermekBedel içermeyen veya bedeli belirlenemeyen ihtarname temerrüt doğurmaz
İhtarda gereksiz yere uzun süre tanımakSüre verilirse temerrüt sürenin bitiminde başlar; faiz o kadar geç işlemeye başlar
Sözleşmedeki ödeme planını vade saymamakKesin vadeli ödeme planında her taksit kendi vadesinde kendiliğinden temerrüde düşer
Hem dönme hem gecikme cezası talep etmekSeçimlik haklar birbirini dışlar; dönme seçilirse ifaya eklenen gecikme cezası istenemez
İfadan vazgeçtiğini bildirmeden müspet zarar istemekTBK m. 125/2 “hemen bildirme” şartı arar; bildirim yoksa aynen ifa talebi sayılır
Sözleşmeye sınırsız temerrüt faizi yazmakKararlaştırılan oran kanunî oranın %100 fazlasını aşamaz
Ticari tedarik işlemlerinde genel hükme dayanmakTTK m. 1530 özel hükümdür; temerrüt tarihi ve faiz oranı ona göre belirlenir
Sebepsiz zenginleşmede her hâlde ihtarsız faiz istemekZenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır
Borçlu ne zaman temerrüde düşer?

Kural olarak muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse, o günün geçmesiyle ihtara gerek olmaksızın temerrüt doğar.

İhtarname göndermeden dava açarsam faiz ne zamandan işler?

Kesin bir vade yoksa temerrüt dava veya icra takibiyle doğar; faiz de dava ya da takip tarihinden işler. Bu nedenle uzun süredir ödenmeyen alacaklarda ihtarname çekmek doğrudan parasal sonuç doğurur.

İhtarnamede ödeme için süre vermek zorunlu mu?

Hayır. Yargıtay uygulamasında ihtarda işin niteliğinin ve bedelin belirtilmesi yeterlidir. Süre verilirse temerrüt sürenin bitiminde, verilmezse ihtarın tebliğiyle doğar.

Sözleşmede “ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşülür” kaydı geçerli mi?

Evet. Taraflar ifa zamanına ilişkin düzenleyici hükümlerin aksini kararlaştırabilir. Ödeme planında belirlenmiş kesin vadeler bakımından bu kayıt zaten kanunun sonucunu tekrarlar.

Haksız fiilde ihtar gerekir mi?

Hayır. TBK m. 117/2 uyarınca haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte temerrüt doğar. Ayrıntılar için haksız fiilde zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

Sebepsiz zenginleşmede faiz ne zaman başlar?

Kural olarak zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte. Ancak zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır; bu hâlde ihtarın tebliği ya da dava tarihi esas alınır.

Temerrüt faizi oranı ne kadar olabilir?

Sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükteki mevzuata göre belirlenir. Sözleşmeyle kararlaştırılan oran ise bu kanunî oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Borçlu “geciktim ama kusurum yok” diyebilir mi?

Gecikme tazminatı bakımından evet. TBK m. 118, borçlunun temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmesi hâlinde gecikme zararından sorumlu tutulmayacağını öngörür. Ancak para borçlarında temerrüt faizi bakımından kusur aranmaz.

Alacaklının seçimlik hakları nelerdir?

Üç tanedir: aynen ifa ve gecikme tazminatı istemek; ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek ifa edilmemeden doğan müspet zararı istemek; sözleşmeden dönerek edimlerin iadesi ile menfi zararı istemek.

Seçimimi sonradan değiştirebilir miyim?

Kural olarak hayır. Seçimlik hak kullanıldıktan sonra bağlayıcı hâle gelir. Nitekim Yargıtay, sözleşmeden dönen alacaklının artık ifaya eklenen gecikme cezasını isteyemeyeceğini kabul etmektedir.

Menfi zarar ile müspet zarar arasındaki fark nedir?

Müspet zarar, borç gereği gibi ifa edilseydi malvarlığının bulunacağı durum ile mevcut durum arasındaki farktır. Menfi zarar ise sözleşmenin hüküm ifade etmemesi yüzünden güvenin boşa çıkmasından doğan, yani sözleşme hiç yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.

Hangi hâllerde borçluya süre vermek gerekmez?

TBK m. 124 üç hâl sayar: süre vermenin borçlunun durumu veya tutumu nedeniyle etkisiz olacağının anlaşılması; temerrüt sonucunda ifanın alacaklı için yararsız kalması; sözleşmeden ifanın belirli zamanda gerçekleşmemesi hâlinde artık kabul edilmeyeceğinin anlaşılması.

Konutum zamanında teslim edilmedi; hangi hükümlere dayanabilirim?

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 8/III uyarınca malın kararlaştırılan sürede teslim edilmemesi sözleşmeye aykırı ifadır. Aynı Kanun’un 83. maddesi yollamasıyla genel hükümler, yani TBK m. 117 ve m. 125 uygulanır ve seçimlik haklar kullanılabilir.

Ticari işlerde de aynı kurallar mı geçerli?

Hayır. Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde TTK m. 1530 özel bir düzenleme getirir; borçlu sözleşmedeki tarihte ya da ödeme süresinde ödemezse ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.

Temerrüt faizi için ayrıca dava açmak gerekir mi?

Hayır; faiz asıl alacakla birlikte talep edilir. Ancak dava dilekçesinde faiz türü ve başlangıç tarihi açıkça belirtilmelidir, aksi hâlde mahkeme talep ile bağlı kalır.

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 90-98 — İfa zamanı ve muacceliyet
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112 — Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 117 — Borçlunun temerrüdü
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 118 — Gecikme tazminatı
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 119 — Beklenmedik hâlden sorumluluk
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 120-122 — Temerrüt faizi ve munzam zarar
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 123-124 — Süre verilmesi ve süre gerektirmeyen hâller
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 125-126 — Seçimlik haklar ve sürekli edimli sözleşmeler
  • 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1, 2 — Faiz oranları
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1530 — Ticari işlemlerde geç ödemenin sonuçları
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 8, 83 — Sözleşmeye aykırı ifa ve genel hükümlere yollama

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: alacaklının temerrüdü ve tevdi mahalli, takas, borcun üstlenilmesi, müteselsil sorumluluk ve rücu, haksız fiilde zamanaşımı.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, sözleşmede vade bulunup bulunmadığına, ihtarın içeriğine ve kullanılan seçimlik hakka göre değişir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Hukuki rehberler — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)

İçindekilerKanunî dayanakDürüstlük kuralı ile iyiniyet arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 2…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Kişilik Haklarına Saldırı (TMK m. 24-25): Açılabilecek Davalar ve Ölçütler

İçindekilerKanunî dayanakTMK m. 25’teki davalarNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 24 kuralı tersine…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Munzam (Aşkın) Zarar – TBK m. 122: Şartları, İspatı ve Daireler Arası Ayrılık

İçindekilerKanunî dayanakTemerrüt faizi ile munzam zarar arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Munzam (aşkın)…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71): Elektrik, Doğalgaz ve Denkleştirme

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 71, önemli…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m. 67): Köpek Isırması ve Tazminat

İçindekilerKanunî dayanakHangi kusursuz sorumluluk hangi maddede?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 67, hayvanın…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Yapı Malikinin Sorumluluğu (TBK m. 69): Kurtuluş Kanıtı Yoktur

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasında yapı malikinin yeriNe yapmalı?Sık yapılan hatalarSık sorulan sorular Kısaca Bir binanın veya diğer…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara