Oturma (Sükna) Hakkı Nasıl Kurulur? Tapuya Tescil, Boşanma Protokolü ve Aile Konutu (TMK m.823)

Kısaca
- Oturma (sükna) hakkı, bir binadan veya bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren sınırlı aynî haktır (TMK m. 823).
- Hak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır: başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez.
- Aynî hak olduğu için herkese karşı ileri sürülebilir; taşınmaz el değiştirse de hak varlığını sürdürür.
- Yalnızca taşınmazlar üzerinde kurulabilir ve tapu kütüğüne tescille doğar.
- Tescil, resmî şekilde düzenlenmiş bir sözleşmeye dayanmalıdır; resmî şekil geçerlilik şartıdır.
- Boşanma protokolüne konulan oturma hakkı, hâkim tarafından onaylanmakla resmî şekil koşulunu karşılamış sayılır.
- Hakkın kapsamı hak sahibinin kişisel ihtiyaçlarına göre belirlenir (TMK m. 824).
- Aksi açıkça belirtilmedikçe hak sahibi, ailesi ve ev halkıyla birlikte oturabilir.
- Binanın tamamından yararlanılıyorsa olağan bakım ve onarım giderleri hak sahibine; malikle birlikte kullanılıyorsa malike aittir (TMK m. 825).
- Eşlerden birinin ölümünde sağ kalan eşe, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilebilir (TMK m. 652).
- Oturma hakkını etkisiz kılmak için yapılan muvazaalı devir, tapu iptali ile sonuçlanabilir.
- Aksine hüküm yoksa intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır.
Kısa cevap: Oturma (sükna) hakkı, bir binadan veya bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren sınırlı aynî haktır (TMK m.823); kişiye sıkı sıkıya bağlıdır, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez. Yalnızca taşınmazlar üzerinde kurulabilir, tapu kütüğüne tescille doğar ve tescil resmî şekilde düzenlenmiş bir sözleşmeye dayanmalıdır.
Oturma hakkı, günlük dilde “sükna hakkı” olarak bilinir ve en çok üç durumda karşımıza çıkar: boşanma protokolünde eşlerden birine tanınan oturma güvencesi, miras paylaşımında sağ kalan eşin aile konutunda kalması ve yaşlı bir malikin taşınmazını devrederken kendisine ömür boyu oturma hakkı ayırması.
Bu üç durumun ortak sorunu aynıdır: söz ile hak arasındaki fark. Protokolde yazılı olan ya da sözle verilen taahhüt, tapuya tescil edilmedikçe aynî hak doğurmaz. Aşağıda hakkın nasıl kurulduğu, kimlere karşı ileri sürülebildiği ve elden kaçırılmasının nasıl önlendiği güncel Yargıtay kararlarıyla ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
Hakkın tanımı ve niteliği TMK m. 823’tedir:
“Oturma hakkı, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi verir.
Oturma hakkı, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır.”
Kapsamı TMK m. 824’te düzenlenmiştir:
“Oturma hakkının kapsamı, genel olarak hak sahibinin kişisel ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Oturma hakkı sahibi, hakkın şahsına özgülendiği açıkça belirtilmedikçe, bina veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı ile birlikte oturabilir.
Binanın bir bölümü üzerinde oturma hakkına sahip olan kimse, ortaklaşa kullanmaya özgülenen yerlerden de yararlanabilir.”
Giderler TMK m. 825’te ikiye ayrılmıştır:
“Oturma hakkı, binanın veya bir bölümünün tamamından yararlanma yetkisi veriyorsa; bina veya bölümün muhafazası ve olağan bakımı için gerekli onarım ve yenileme giderleri, oturma hakkı sahibine aittir.
Oturma hakkı sahibi bina veya onun bir bölümünü malik ile birlikte kullanıyorsa, bakım ve onarım giderleri malike ait olur.”
Miras hukukunda ise TMK m. 652 devreye girer:
“Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.”
Oturma hakkı, intifa hakkı ve kira karşılaştırması
| Ölçüt | Oturma hakkı | İntifa hakkı | Kira |
|---|---|---|---|
| Hukukî nitelik | Sınırlı aynî hak | Sınırlı aynî hak | Kişisel (nispî) hak |
| Konu | Yalnızca bina / bölümü | Taşınır, taşınmaz, hak, malvarlığı | Her tür şey |
| Yararlanma biçimi | Yalnızca konut olarak | Tam yararlanma, semere alma | Sözleşmeye göre |
| Devredilebilir mi? | Hayır | Kullanımı devredilebilir | Devir malikin iznine bağlı |
| Mirasçıya geçer mi? | Hayır | Hayır | Evet (kural olarak) |
| Kiraya verilebilir mi? | Kural olarak hayır | Evet | Alt kira izne bağlı |
| Kuruluş | Resmî senet + tapu tescili | Resmî senet + tapu tescili | Şekle bağlı değil |
| Üçüncü kişiye karşı | İleri sürülebilir | İleri sürülebilir | Kural olarak sürülemez |
| Olağan bakım gideri | Hak sahibinde (tam yararlanmada) | Hak sahibinde | Kiracıda |
Kritik nokta: Boşanma protokolüne “eve X oturacak” yazmak ile tapuya oturma hakkı tescil ettirmek arasında dağlar kadar fark vardır. Protokol, taahhüt işlem olarak geçerlidir ve malik borcunu yerine getirmezse hak sahibi mahkemeden ifayı isteyebilir. Ancak tescil yapılmadığı sürece ortada aynî hak yoktur; malik taşınmazı devrederse hak sahibinin durumu ciddi biçimde zayıflar. Boşanma kararı kesinleşir kesinleşmez tapuya gidip tescili yaptırmak, sonradan açılacak muvazaa davalarının yerini tutar ve yıllar süren yargılamayı baştan önler.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Hakkı resmî senede bağlayın. Oturma hakkı tesisi, tapu müdürlüğünde düzenlenecek resmî senede dayanmalıdır.
- Tescili geciktirmeyin. Aynî hak, tapu kütüğüne tescille doğar; tescilden önce hak sahibi yalnızca alacaklıdır.
- Süreyi ve şartı açıkça yazın. “Ömür boyu”, “evleninceye kadar”, “on yıl süreyle” gibi ifadeler tereddüdü ortadan kaldırır.
- Kapsamı belirleyin. Binanın tamamı mı, belirli bir bağımsız bölüm mü, eklentiler dâhil mi — hepsi senette yer almalıdır.
- Giderleri paylaştırın. Kanunî dağılımdan farklı bir düzen isteniyorsa bunu senette kararlaştırın.
- Boşanma protokolünde net olun. “Oturma hakkı tesis edilecektir” ifadesi, “oturabilir” ifadesinden çok daha güçlüdür.
- Protokol onaylanır onaylanmaz harekete geçin. Tescil talebini geciktirmek, malike taşınmazı devretme fırsatı verir.
- Devri öğrenirseniz hemen dava açın. Muvazaalı devirlerde tapu iptali ve oturma hakkının tescili birlikte istenebilir.
- Miras dosyasında talebi yazılı yapın. TMK m. 652 kapsamındaki özgüleme talebi kendiliğinden dikkate alınmaz.
- Değer farkını hesaplatın. Aile konutunun değeri miras payını aşıyorsa aradaki bedelin depo edilmesi gerekebilir.
- Terkin koşullarını bilin. Hakkın süresi dolduğunda ya da hak sahibi öldüğünde tapudan terkin edilmesi gerekir.
- Kiraya verme yasağını unutmayın. Oturma hakkı, konut ihtiyacını karşılamaya özgüdür; gelir elde etme aracı değildir.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/4160, K. 2021/9457, 13.12.2021
Hakkın niteliği ve talebin sınırı: Daire, oturma hakkını tanımlayarak işe başlamıştır: “Oturma hakkı, bir binanın tamamında veya bir bölümünde, bir kişiye oturma hakkı veren, konut olarak ondan yararlanma hakkı veren bir irtifak hakkıdır. Oturma hakkı, sahibine sadece orayı, konut ihtiyacını gidermek için kullanma yetkisi verir ve sahibine, kişisel ihtiyacını karşılaması için bir binada oturabilme imkanı tanıdığı için bu hakkın kullanımının bir başkasına devrine imkan vermemektedir. Ayni bir haktır ve dolayısıyla herkese karşı ileri sürülebilmektedir.” Somut olayda taşınmaz, malik tarafından ablasına devredilmişti. Daire, davacı lehine “evleninceye kadar geçerli olmak kaydıyla, oturma hakkı tesis edilmesine karar verilmesi gerekirken, davalı … adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı … adına tesciline de karar verilmiş olması”nı usul ve kanuna aykırı bulmuştur. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, ilk derece kararı bu yönden BOZULMUŞ, diğer bölümleri ONANMIŞTIR (oy birliği).
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7856, K. 2024/3157, 06.05.2024
Hâkim onayı resmî şekil yerine geçer: Anlaşmalı boşanma protokolünde kadına “evlenmediği sürece” oturma hakkı tanınmış, ancak taşınmaz devirden on beş gün sonra eniştesine satılmıştı. Dairenin uyulan bozma kararında yer alan gerekçe şudur: “oturma hakkı tesisine ilişkin sözleşmenin, resmi şekilde yapılmış olması da geçerlilik şartıdır… boşanma davasında, tarafların boşanma anlaşmasına koydukları ‘davalıya ait taşınmazdan yararlanmaya’ ilişkin sözleşmenin hakim tarafından tasdik edilip karara bağlanmasıyla, akdin sıhhati için şart olan ‘resmi şekil’ koşulu tahakkuk etmiş sayılmalıdır.” Devir bakımından da: “satışın muvazaalı olarak ve kadının sükna hakkını ortadan kaldırmak maksadı ile yapıldığı anlaşılmaktadır.” Protokoldeki “denk evin kirası ödenir” kaydının, malikin kendi iradesiyle yaptığı muvazaalı satışa uygulanamayacağı da belirtilmiştir. Sonuç: Tapu iptali ve oturma hakkının tesciline ilişkin karar ONANMIŞTIR (oy birliği).
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/17041, K. 2020/5645, 30.09.2020
Aile konutunda mülkiyet yerine oturma hakkı: Sağ kalan eşin TMK m. 652’ye dayanan özgüleme talebini inceleyen Daire, izlenecek yöntemi adım adım göstermiştir: “mahkemece murisin terekesine ait tüm malvarlığı ve bu malvarlığının hüküm tarihine yakın değeri tespit edilerek terekenin toplam değeri belirlendikten sonra mirasçıların miras paylarının da ayrı ayrı değerleri belirlenmelidir. Yapılan hesaplamalar sonucunda aile konutu ve eşyaların değeri, sağ kalan eşin miras payına düşen kısımdan fazla ise eksik bedelin depo ettirilmesi, karşılıyorsa miras payına mahsuben mülkiyet hakkı tanınması suretiyle özgülenmesi gerekir. Şartların oluşması halinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilerek bunun sonucunda taşınmaz özgülendiği için ortaklığın giderilmesi talepli davanın da reddine karar verilmesi gerekmektedir.” Daire ayrıca hüküm fıkrasının HMK m. 297 uyarınca “açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde” kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç: Hüküm BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/521, K. 2025/707, 12.11.2025
Sükna hakkı sahipliğinin önceden tespiti: Vakfiyeye dayalı sükna hakkı sahibi olduğunu ileri süren davacı, taşınmaz üzerine otel yapıldığı için hakkını kullanamadığını belirterek tahsis, olmazsa bedel istemişti. Özel Daire, “davacının eldeki davayı açabilmesi için öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı olması gerektiği” gerekçesiyle bozma yapmış; mahkeme direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, 1993 tarihli bir ilamla davacının “sükna hakkına müstehak vakıf evladı olduğu hususu kesinleşmiştir” tespitini yaparak şu sonuca varmıştır: “Hâl böyle olunca Mahkemesince davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğu yönünde verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.” Sonuç: Direnme kararı UYGUN bulunmuş, diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmiştir (oy birliği).
Kararlar bir arada okunduğunda oturma hakkının hukukî fizyonomisi netleşir. İlk halka hakkın niteliğidir: oturma hakkı bir irtifak hakkıdır, yani aynî haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir. Bu, kira ile arasındaki en temel farktır. Kiracı, kiralananın el değiştirmesi hâlinde yeni malikin sözleşmeye halef olmasına dayanır; oturma hakkı sahibi ise doğrudan tapu kütüğüne dayanır. Ancak aynı nitelik bir sınırı da beraberinde getirir: hak, sahibinin konut ihtiyacını karşılamaya özgülenmiştir. Bu yüzden başkasına devredilemez, mirasçılara geçmez ve kural olarak gelir elde etmek amacıyla kiraya verilemez.
İkinci halka kuruluş biçimidir ve uygulamadaki hataların çoğu buradadır. Oturma hakkı yalnızca taşınmazlar üzerinde kurulabilir ve tapu kütüğüne tescille doğar. Tescil, resmî şekilde düzenlenmiş bir sözleşmenin varlığını gerektirir; resmî şekil, geçerlilik şartıdır. Buradaki hayatî istisna 2. Hukuk Dairesi’nin çizdiği çizgidir: anlaşmalı boşanmada tarafların protokole koydukları oturma hakkına ilişkin anlaşma, hâkim tarafından tasdik edilip karara bağlanmakla resmî şekil koşulunu karşılamış sayılır. Bu, protokolü doğrudan aynî hak doğuran bir belge hâline getirmez; ancak taahhüt işlemi geçerli kılar ve malik borcunu yerine getirmezse hak sahibinin mahkemeden ifayı istemesinin önünü açar. Tarafların sözleşmede kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılacağı da ayrıca vurgulanmıştır: nafaka ve tazminat talebinden vazgeçilerek elde edilen “oturma” kaydı, oturma hakkı tesisini amaçlamış sayılır.
Üçüncü halka hakkın elden kaçırılmasına karşı korunmasıdır. Protokolde oturma hakkı tanınan taşınmazın kısa süre içinde bir yakına devredilmesi, uygulamada sık görülen bir kaçırma yöntemidir. Yargıtay bu tür devirlerde devir bedeli ile rayiç bedel arasındaki oransızlığa, devralanın malî gücüne, taraflar arasındaki yakınlığa ve devirler arasında geçen süreye bakmaktadır. Bu ölçütler bir arada muvazaayı gösteriyorsa tapu iptal edilir ve oturma hakkı tescil edilir. Ancak burada bir usul inceliği vardır: 2021 tarihli karar, koşulları oluşmadan tapu iptaline de karar verilmesini bozma sebebi saymıştır. Yani her olayda tapu iptali istenemez; talep, olayın özelliğine göre kurulmalıdır.
Dördüncü halka miras hukuku boyutudur. Eşlerden birinin ölümünde sağ kalan eş, birlikte yaşadıkları konut üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet isteyebilir; haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. 14. Hukuk Dairesi’nin gösterdiği yöntem şudur: önce terekenin tamamı ve hüküm tarihine yakın değerler tespit edilir, sonra mirasçıların pay değerleri ayrı ayrı belirlenir, ardından konutun değeri ile sağ kalan eşin payı karşılaştırılır. Pay yetmiyorsa fark depo ettirilir. Özgüleme gerçekleştiğinde, o taşınmaz bakımından ortaklığın giderilmesi davasının reddi gerekir — bu sonuç, aile konutunun satılarak elden çıkmasını önleyen pratik kilittir.
Son halka hakkın sınırları ve sona ermesidir. Hakkın kapsamı hak sahibinin kişisel ihtiyaçlarına göre belirlenir; aksi açıkça yazılmadıkça hak sahibi ailesi ve ev halkıyla birlikte oturabilir. Giderlerde ikili bir düzen vardır: binanın tamamından yararlanılıyorsa olağan bakım ve onarım hak sahibine, malikle birlikte kullanılıyorsa malike aittir. Hakkın süresi dolduğunda, kararlaştırılan şart gerçekleştiğinde ya da hak sahibi öldüğünde hak sona erer ve tapudan terkin edilmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu’nun 2025 tarihli kararı ise farklı bir noktayı hatırlatır: sükna hakkına dayanan bir talepte, hak sahipliği sıfatı önceki bir yargılamayla kesinleşmişse artık yeniden tespit davası açılması istenemez. Bu, usul ekonomisi ve kesin hükmün olumlu etkisinin oturma hakkı alanındaki yansımasıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Protokole güvenip tescil yaptırmamak | Aynî hak, tapu kütüğüne tescille doğar |
| Adi yazılı sözleşmeyle oturma hakkı kurmaya çalışmak | Resmî şekil, geçerlilik şartıdır |
| “Oturabilir” ifadesiyle yetinmek | “Oturma hakkı tesis edilecektir” ifadesi tereddüdü kaldırır |
| Süre ve şartı yazmamak | Ömür boyu mu, evleninceye kadar mı — açıkça belirtilmelidir |
| Oturma hakkını kiraya vermek | Hak, konut ihtiyacını karşılamaya özgülenmiştir |
| Mirasçıya geçtiğini sanmak | Oturma hakkı mirasçılara geçmez |
| Devri geç öğrenip harekete geçmemek | Muvazaalı devirde tapu iptali istenebilir |
| Miras davasında özgüleme talebini yazmamak | TMK m. 652 talebi kendiliğinden dikkate alınmaz |
| Terkini ihmal etmek | Hak sona erdiğinde tapu kaydı düzeltilmelidir |
Oturma (sükna) hakkı nedir?
Bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren sınırlı aynî haktır. TMK m. 823-825 arasında düzenlenmiştir.
Oturma hakkı nasıl kurulur?
Tapu müdürlüğünde düzenlenecek resmî senede dayanan tescille kurulur. Resmî şekil, sözleşmenin geçerlilik şartıdır.
Tescil edilmeden oturma hakkı doğar mı?
Aynî hak olarak doğmaz. Tescilden önce yalnızca taahhüt işlemi vardır; hak sahibi mahkemeden ifayı isteyebilir ancak üçüncü kişilere karşı aynî hakka dayanamaz.
Boşanma protokolündeki oturma hakkı geçerli mi?
Yargıtay uygulamasında, protokoldeki bu anlaşmanın hâkim tarafından tasdik edilip karara bağlanmasıyla resmî şekil koşulu gerçekleşmiş sayılmaktadır. Yine de tescilin gecikmeden yaptırılması gerekir.
Oturma hakkımı başkasına devredebilir miyim?
Hayır. Hak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; devredilemez ve mirasçılara geçmez.
Oturma hakkı olan evi kiraya verebilir miyim?
Kural olarak hayır. Hak, sahibinin konut ihtiyacını gidermesine özgülenmiştir; gelir elde etme aracı olarak kullanılamaz.
Ailemle birlikte oturabilir miyim?
Evet. Hakkın şahsa özgülendiği açıkça belirtilmedikçe hak sahibi, ailesi ve ev halkı ile birlikte oturabilir (TMK m. 824).
Malik evi satarsa hakkım biter mi?
Hayır. Tapuya tescil edilmiş oturma hakkı aynî haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir; yeni malik de bu hakka katlanmak zorundadır.
Malik, hakkımı engellemek için evi yakınına devrederse ne yapabilirim?
Devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve oturma hakkının tescili istenebilir. Devir bedeli, devralanın malî gücü, yakınlık ve devirler arasındaki süre değerlendirilir. Muvazaa yazımıza bakabilirsiniz.
Bakım ve onarım giderlerini kim öder?
Binanın veya bölümün tamamından yararlanılıyorsa olağan bakım ve onarım giderleri hak sahibine; malikle birlikte kullanılıyorsa malike aittir (TMK m. 825).
Oturma hakkı ile intifa hakkı arasındaki fark nedir?
İntifa hakkı taşınır, taşınmaz, hak ve malvarlığı üzerinde kurulabilir ve tam yararlanma sağlar. Oturma hakkı yalnızca bina üzerinde kurulur, sadece konut olarak yararlanma verir ve devredilemez. Ayrıntı için intifa hakkı yazımıza bakabilirsiniz.
Eşim öldü, aile konutunda kalabilir miyim?
TMK m. 652 uyarınca sağ kalan eş, aile konutu üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet isteyebilir; haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilebilir.
Aile konutunun değeri miras payımdan fazlaysa ne olur?
Yargıtay uygulamasında tereke ve pay değerleri tespit edildikten sonra aradaki eksik bedelin depo ettirilmesi gerekir.
Özgüleme kararı verilirse ortaklığın giderilmesi davası ne olur?
Taşınmaz özgülendiği için o taşınmaz bakımından ortaklığın giderilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Ortaklığın giderilmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Oturma hakkı ne zaman sona erer?
Kararlaştırılan sürenin dolmasıyla, şartın gerçekleşmesiyle, hak sahibinin ölümüyle veya terkinle sona erer. Aksine hüküm yoksa intifa hakkının sona ermesine ilişkin kurallar burada da uygulanır.
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 823 — Oturma hakkı, genel olarak
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 824 — Oturma hakkının kapsamı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 825 — Giderler
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 794-822 — İntifa hakkı (kıyasen uygulanır)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 652 — Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194 — Aile konutu şerhi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 705, 1007 — Tescil ve tapu sicilinin tutulması
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1025 — Yolsuz tescilin düzeltilmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19 — Sözleşmelerin yorumu, muvazaa
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 184 — Boşanmada anlaşma ve hâkim onayı bakımından ilgili hükümler
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 — Hükmün kapsamı
- Tapu Sicili Tüzüğü — Tescil ve terkin işlemleri
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: intifa hakkı, muvazaa, ortaklığın giderilmesi, iyiniyet, dürüstlük kuralı.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayda sonuç, senedin içeriğine, tescilin yapılıp yapılmadığına ve tarafların gerçek iradesine göre değişir. Oturma hakkında en kıymetli adım, hakkı kâğıt üzerinde bırakmayıp tapu kütüğüne işletmektir.