Ticaret Unvanına Tecavüz ve Unvanın Terkini Davası (TTK m. 45-52)

- Usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir (TTK m. 50).
- Ticaret unvanı çekirdek ve ek olmak üzere iki kısımdan oluşur; ayırt ediciliği kural olarak ek sağlar.
- Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bir unvandan ayırt edilmesi gerekiyorsa ek yapılması zorunludur (TTK m. 45).
- Unvanın ticarî dürüstlüğe aykırı biçimde başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi tespit, yasaklama, değiştirme veya silme (terkin), maddî durumun ortadan kaldırılması ve tazminat isteyebilir (TTK m. 52).
- Maddî tazminat olarak mahkeme, mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hükmedebilir.
- Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine kararın gazetede yayımlanmasına karar verebilir.
- “Ticarî dürüstlüğe aykırı kullanma”, unvanın aynısının veya iltibas oluşturacak derecede benzerinin kullanılması demektir.
- İltibas değerlendirmesinde unvanlar bir bütün olarak ele alınır; ayrıca işletmelerin faaliyet konularının aynı veya benzer olması aranır.
- Faaliyet konuları farklıysa iltibas kural olarak oluşmaz; ancak tanınmış bir unvanın ekinin farklı alanda tescili hâlinde karıştırılma ihtimali kabul edilebilir.
- Tescilli bir unvanın tescil edildiği biçimde unvan olarak kullanılması, terkin edilinceye kadar haksız rekabet oluşturmaz.
- Buna karşılık unvandaki ibare markasal etki yaratacak şekilde öne çıkarılırsa marka hakkına tecavüz gündeme gelir.
- Uzun süre sessiz kalınması, TMK m. 2 kapsamında hak kaybına yol açabilir.
Bir sabah müşteriniz arar: “Sizin yeni şubeniz mi açıldı, aynı isimle bir firma var.” Ticaret sicilinde bakarsınız; başka bir ilde, hatta bazen aynı ilde, unvanının ayırt edici kelimesi sizinkiyle neredeyse aynı olan bir şirket kurulmuştur. Faturalarınız karışır, ödemeler yanlış hesaba gider, kalitesiz bir işin şikâyeti size ulaşır.
Türk Ticaret Kanunu bu durum için ayrı bir koruma rejimi kurar. Marka hukukundan bağımsız işleyen, kendi şartları ve kendi davası olan bir rejimdir bu. Aşağıda ticaret unvanının nasıl korunduğunu, terkin davasının şartlarını ve markayla kesiştiği noktada nelerin değiştiğini ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.”
TTK m. 45 — Ek yapma zorunluluğu
“Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.”
“(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.”
Unvan koruması mı, marka koruması mı?
| Ölçüt | Ticaret unvanı (TTK m. 52) | Marka (SMK m. 29 vd.) |
|---|---|---|
| İşlev | Taciri diğer tacirlerden ayırt etmek | Mal ve hizmeti diğer teşebbüslerinkinden ayırt etmek |
| Korunan kullanım | Unvanın tescil edildiği biçimde kullanılması | İşaretin markasal kullanımı |
| Tecavüz ölçütü | Ticarî dürüstlüğe aykırı kullanma, iltibas | Karıştırılma ihtimali, tanınmışlık |
| Faaliyet alanı şartı | Kural olarak aynı veya benzer faaliyet aranır | Aynı/benzer mal ve hizmet; tanınmışlıkta genişler |
| Temel talep | Tespit, yasaklama, unvandan ibarenin terkini | Tecavüzün tespiti, men’i, ref’i |
| Tazminat | Kusurun ağırlığına göre maddî ve manevî tazminat | SMK m. 150-151 hesaplama yöntemleri |
| Tescilin etkisi | Terkin edilinceye kadar tescilli unvanın kullanımı korunur | Markasal kullanım varsa tescil korumaz |
| Görevli mahkeme | Asliye ticaret mahkemesi | Fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesi |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Kendi unvanınızın tescil tarihini ve tescil edilmiş tam metnini ticaret sicili kayıtlarından çıkarın; önceliğiniz bu tarihe dayanır.
- Karşı tarafın unvanının tescil tarihini, Ticaret Sicili Gazetesi ilanını ve unvan değişikliği geçmişini belgeleyin.
- İki unvanı çekirdek ve ek kısımlarına ayırın. Karşılaştırmanın ağırlık merkezi, ayırt ediciliği sağlayan ek unsurdur.
- Benzerliği görsel, işitsel ve anlamsal olarak üç eksende değerlendirin; okunuş benzerliği tek başına iltibas için yeterli görülebilmektedir.
- Faaliyet konularının aynı veya benzer olduğunu gösterin: NACE kodları, ticaret sicili amaç ve konu maddeleri, fiilî faaliyet, müşteri çevresi.
- Karışıklığın somut örneklerini toplayın: yanlış gelen faturalar, yanlış adrese giden ödemeler, size ulaşan şikâyetler, tedarikçi yazışmaları.
- Markasal kullanım da iddia edecekseniz delil tespiti yaptırın: tabela, araç giydirme, katalog, fatura başlığı, internet sitesi ve alan adı ekran görüntüleri.
- Dava dilekçesinde unvana tecavüz (TTK m. 52) ile marka hakkına tecavüz (SMK) taleplerini ayrı ayrı ve açıkça kurun; birini sonradan eklemek iddianın genişletilmesi sayılabilir.
- Terkin talebinizi, unvanın tamamının değil, iltibas yaratan ibarenin silinmesi biçiminde formüle edin.
- Maddî tazminat isteyecekseniz hesaplama yöntemini baştan belirtin ve karşı tarafın ticarî defterlerinin incelenmesini talep edin; hesaplama yapılamazsa hâkimin TBK m. 50 uyarınca miktar takdir etmesi gerekir.
- Kararın gazetede yayımlanmasını talep etmeyi unutmayın; bu, piyasadaki karışıklığı gidermenin en etkili yollarındandır.
- Öğrendiğiniz anda harekete geçin. Yıllarca sessiz kalmak, hakkın kötüye kullanılması değerlendirmesiyle davanızı kaybettirebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/372, K. 2022/10, 18.01.2022
Unvanlarda iltibas, “ek” unsuru üzerinden ve okunuş benzerliği gözetilerek belirlenir. Taşımacılık sektöründe 2007’den beri faaliyet gösteren ve unvanının kılavuz sözcüğü “Goose” olan davacı, 2015’te kurulan ve unvanında “Moose” ibaresi bulunan davalıya karşı dava açmıştır. Hukuk Genel Kurulu önce yapıyı ortaya koymuştur: “Ticaret unvanı ‘çekirdek’ ve ‘ek’ olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır… ticaret unvanına ayırt edicilik kazandıran unsur, kural olarak unvanın ‘çekirdek’ kısmına eklenen ‘ek’ unsurudur.” Karara göre iltibas değerlendirmesinde unvanlar bütün hâlinde gözetilmeli, ayrıca “ticari işletmelerin faaliyet konularının aynı veya benzer olması” aranmalıdır; faaliyet konuları farklılaştıkça iltibas ihtimali azalır, ancak tanınmış bir unvanın ek kısmının farklı bir faaliyet konusuyla tescili hâlinde karıştırılma ihtimali kabul edilmelidir. Somut olayda: “Bu ibareler arasındaki tek fark ise sözcüklerin ilk harfi olan ‘G’ ve ‘M’ harfleridir. İbarelerin İngilizce anlamları farklı olsa da ortalama tüketiciler gözetildiğinde bu ibarelerin Türkçe karşılıklarının bilinemeyeceği, ibarelerin okunuşlarının ön planda yer alacağı ve okunuşlarının ise fonetik açıdan birbirinin aynı olduğu aşikârdır.” Kurul ayrıca unvanın markasal kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturacağını, buna karşılık “ticaret unvanının markasal olmayan ve tescilli olduğu biçimde unvan olarak kullanılması durumunda marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten söz edilemeyeceğini” belirtmiştir. Sonuç: direnme kararının ONANMASINA, 18.01.2022 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4629, K. 2023/6296, 30.10.2023
Tescilli unvanın tescil edildiği gibi kullanılması, terkin edilinceye kadar haksız rekabet oluşturmaz. 1994 yılında kurulan ve unvanının çekirdek kısmındaki ibareyi aynı zamanda marka olarak tescil ettiren davacı, aynı ibareyi 2011 yılında unvanına alan davalıya karşı haksız rekabetin men’i, unvandan ibarenin terkini ile maddî ve manevî tazminat istemiştir. Yerel mahkeme, mülga marka mevzuatının tazminat hesabına ilişkin hükmünü uygulayarak yüksek tutarlı maddî tazminata hükmetmiştir. Daire, davanın tescilli ticaret unvanına dayandığını saptadıktan sonra ilkeyi ortaya koymuştur: “Bu düzenleme dikkate alındığında, davalının ticaret unvanı da ticaret sicilde tescilli olduğundan, tescil edilmiş bir hakkın kullanılması terkin edilinceye kadar tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacaktır. Yani, salt unvan tescili ve unvanın tescil edildiği gibi kullanılması haksız rekabet oluşturmaz.” Karara göre mahkemece bu yasal çerçeve ve Dairenin yerleşik uygulaması esas alınmalıydı; tescilsiz sınaî hakların korunmasına ilişkin hükümlere göre değerlendirme yapılması doğru değildir. Sonuç: mahkeme kararının BOZULMASINA, 30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5294, K. 2024/9126, 17.12.2024
Terkin kararından sonra benzer bir ibareye geçilmesi yeni bir terkin sebebidir; tazminat hesaplanamıyorsa TBK m. 50 uygulanır. Unvanı 1986’dan beri tescilli olan tekstil şirketi, daha önce açtığı davada davalının unvanındaki ibarenin silinmesini sağlamış; davalı bunun üzerine unvanını değiştirmiş, ancak yeni ibare de öncekiyle benzer çıkmıştır. Derece mahkemeleri, iki unvanın ayırt edici unsurlarının “okunuş ve işitsel yönden birbirlerinin aynısı” olduğunu, tarafların benzer iş kollarında faaliyet gösterdiğini saptayarak TTK m. 52 uyarınca terkine ve manevî tazminata hükmetmiş; davalının, önceki terkin kararından sonra bilinçli olarak yeni ve benzer bir ibare kullanarak davacıyı yeniden terkin davası açmak zorunda bırakmasını kusur olarak değerlendirmiştir. Daire, terkine ve markasal kullanıma ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş; yalnız maddî tazminat yönünden bozma yapmıştır: mahkemece mütecavizin ticarî defter, belge ve finansal tabloları incelenerek elde edilen kâr belirlenmeli, “tazminat miktarının varsayımsal olarak belirlenememesi durumunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 50. maddesi uyarınca somut olaya uygun bir miktar belirlenip hüküm altına alınması gerekirken tazminat hesaplanamadığından davacının buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış”tır. Sonuç: davalının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, davacının temyizi yönünden bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6818, K. 2025/4422, 23.06.2025
Farklı sektör, markasal kullanımın yokluğu ve dokuz yıllık sessizlik birleşince dava reddedilir. Ayakkabı ve terlik alanında tanınmış markası bulunan davacı, 2012’de kurulan ve kozmetik toptan pazarlaması yapan davalının unvanındaki ibarenin terkinini ve marka hakkına tecavüzün men’ini istemiştir. Derece mahkemeleri davayı reddetmiştir: davalının tescilli unvanını bir bütün olarak unvan gibi kullandığı, ibareyi öne çıkarıp marka gibi kullandığının ispatlanamadığı, tarafların faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğu, davacının tanınmışlığının ayakkabı ve terlik emtiasıyla sınırlı bulunduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca “davalı ticaret unvanının 10.02.2012 tarihinde ticaret sicilinde yayınlandığı ve bu tarihten dava tarihine kadar geçen yaklaşık 9 yıl boyunca davacının davalı yanın bu kullanımına sessiz kalarak hak kaybına uğradığı” vurgulanmış; ilk derece mahkemesi bu durumu TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Birinci halka: karşılaştırma “ek” üzerinden yapılır. Sermaye şirketlerinin unvanlarında çekirdek kısmı zaten işletme konusunu ve şirket türünü gösterir; iki tekstil anonim şirketinin çekirdekleri kaçınılmaz olarak benzeşir. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu, ayırt ediciliği sağlayan unsurun ek olduğunu belirtir ve iltibas incelemesinin ağırlığını oraya kaydırır. Pratikte bu, “Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ibarelerinin ortak olmasının bir savunma değeri taşımadığı anlamına gelir.
İkinci halka: benzerlik gözle değil, kulakla da ölçülür. HGK kararında “Goose” ile “Moose” arasındaki tek farkın ilk harf olduğu, ortalama tüketicinin bu yabancı sözcüklerin anlamlarını bilemeyeceği ve okunuşun ön planda olacağı tespit edilmiştir. Aynı yaklaşım 2024 tarihli kararda da görülür: unvanların ayırt edici unsurları “okunuş ve işitsel yönden birbirlerinin aynısı” bulunmuştur. Dolayısıyla harf değiştirerek yapılan kozmetik farklılaştırmalar, iltibası ortadan kaldırmaya yetmemektedir.
Üçüncü halka: faaliyet alanı, davanın kaderini belirler. HGK kararı, işletmelerin faaliyet konuları farklılaştıkça karıştırılma ihtimalinin azaldığını, ancak tamamen ortadan kalkmadığını; tanınmış bir unvanın ekinin farklı alanda tescili hâlinde ise karıştırılma ihtimalinin kabul edilmesi gerektiğini belirtir. 2025 tarihli onama kararı bu ölçütün ters yönde nasıl işlediğini gösteriyor: ayakkabı ve terlikte tanınmış olan markanın tanınmışlığı kozmetik sektörüne taşındığı ispatlanamadığı için, aynı kelime farklı sektörde korunmamıştır.
Dördüncü halka: tescil, terkine kadar bir kalkandır. 2023 tarihli bozma kararı, uygulamada sıkça gözden kaçan bir sonucu net biçimde ifade eder: tescilli bir unvanın tescil edildiği biçimde kullanılması, o unvan sicilden silininceye kadar haksız rekabet oluşturmaz. Bu, davalının kullanımının hukuka uygun olduğu anlamına gelmez; davacının önce terkin kararı alması, geçmişe dönük haksız rekabet tazminatını ise ancak unvan kullanımını aşan fiiller üzerine kurması gerektiği anlamına gelir.
Beşinci halka: asıl kırılma noktası markasal kullanımdır. Unvan, ticaret sicilindeki hâlinden farklı olarak mal veya hizmetle bağlantılı biçimde, ürünlerde, kataloglarda, tabelalarda ya da internet sitesinde öne çıkarılarak kullanılıyorsa artık taciri değil, mal ve hizmeti ayırt etme işlevi görmeye başlar; bu noktadan sonra marka hakkına tecavüz doğar. 2024 tarihli kararda internet sitesindeki kullanım markasal bulunup tecavüz kabul edilmiş, 2025 tarihli kararda ise keşifte işyerinde ilgili ibareli ürün bulunmaması ve markasal kullanıma dair delil sunulamaması davanın reddine götürmüştür. Aradaki fark hukukî değil, tamamen delil farkıdır.
Altıncı halka: tazminat isteyen, hesabı da hazırlamalıdır — ama hesaplanamaması ret sebebi değildir. TTK m. 52, maddî tazminat olarak mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına hükmedilebileceğini söyler. 2024 tarihli karar, mahkemenin mütecavizin ticarî defterlerini tecavüzden önceki, tecavüz dönemine ait ve sonraki dönemler bakımından incelemesi, kâr farkını belirlemesi, bu da mümkün olmazsa TBK m. 50 uyarınca uygun bir miktar takdir etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Aynı kararda, önceki terkin hükmüne rağmen benzer bir ibareye geçilmesi kusur sayılarak manevî tazminata hükmedilmesi de yerinde bulunmuştur.
Yedinci halka: zaman aleyhinize işler. 2025 tarihli onama kararında dokuz yıllık sessizlik açıkça hak kaybı sebebi sayılmıştır. Unvan uyuşmazlıklarında hak sahibinin en pahalı tercihi, “nasıl olsa hakkım var” diyerek beklemektir; sicilde ilan edilmiş bir unvanın yıllarca sorgulanmaması, sonradan açılan davada dürüstlük kuralı süzgecinden geçememektedir.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Aynı ismi kullanıyor, otomatik tecavüz var.” | Ayrıca faaliyet konularının aynı veya benzer olması ve iltibas ihtimali aranır. |
| “Şirket türü ibareleri farklı, iltibas yok.” | Karşılaştırma, ayırt ediciliği sağlayan ek unsur üzerinden yapılır. |
| “Bir harf değiştirdim, sorun kalmaz.” | Okunuşları aynı olan ibareler iltibas oluşturabilmektedir. |
| “Unvanım tescilli, dokunulmazım.” | Tescil terkine kadar korur; önceki tarihli unvana iltibas varsa terkin edilir. |
| “Unvanında markam geçiyor, markama tecavüz etti.” | Tecavüz için markasal kullanım ispatlanmalıdır. |
| “Tanınmış markam her sektörde korunur.” | Tanınmışlığın ilgili sektöre taşındığının ispatı gerekir. |
| “Dilekçede unvanı yazdım, marka talebini sonra eklerim.” | Sonradan eklenen talep iddianın genişletilmesi sayılabilir. |
| “Zararımı hesaplayamıyorum, tazminat alamam.” | Hesaplanamıyorsa hâkim TBK m. 50 uyarınca uygun miktarı takdir etmelidir. |
| “Yıllardır biliyorum, ne zaman istersem dava açarım.” | Uzun süreli sessizlik hak kaybına yol açabilir. |
Ticaret unvanı nasıl korunur?
Usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. Unvanın ticarî dürüstlüğe aykırı biçimde başkasınca kullanılması hâlinde TTK m. 52’deki talepler ileri sürülebilir.
Terkin davasında neler istenebilir?
Tecavüzün tespiti, yasaklanması, tescil edilmiş unvanın kanuna uygun şekilde değiştirilmesi veya silinmesi, maddî durumun ortadan kaldırılması, gerekiyorsa araç ve malların imhası ile maddî ve manevî tazminat.
Unvanın hangi kısmı karşılaştırılır?
Unvanlar bütün hâlinde değerlendirilir; ancak ayırt ediciliği sağlayan unsur kural olarak çekirdek kısma eklenen “ek” olduğundan karşılaştırmanın ağırlık merkezi burasıdır.
Farklı sektördeysek iltibas olur mu?
Faaliyet konuları farklılaştıkça karıştırılma ihtimali azalır ama tamamen ortadan kalkmaz. Tanınmış bir unvanın ek kısmının farklı faaliyet konusuyla tescili hâlinde karıştırılma ihtimalinin varlığı kabul edilmelidir.
Okunuşları benzer ama yazılışları farklı; ne olur?
Yargıtay, ortalama tüketicinin yabancı sözcüklerin anlamını bilemeyeceğini ve okunuşun ön planda olacağını belirterek fonetik olarak aynı okunan ibareler arasında iltibas kabul etmiştir.
Karşı tarafın unvanı tescilli, yine de dava açabilir miyim?
Evet. TTK m. 52, haksız kullanılan unvan tescil edilmişse değiştirilmesini veya silinmesini isteme hakkı verir. Ancak terkin gerçekleşinceye kadar tescil edildiği biçimdeki kullanım haksız rekabet sayılmaz.
Unvanın tescili markama tecavüz eder mi?
Tek başına hayır. Tecavüz için unvandaki ibarenin tescil edilen biçimin dışına çıkarak mal ve hizmetle bağlantılı biçimde markasal olarak kullanılması gerekir.
Markasal kullanım nasıl ispatlanır?
Tabela, araç giydirme, ürün ve ambalaj, katalog, fatura başlığı, reklam, internet sitesi ve alan adı kullanımları delil olarak sunulur; delil tespiti yaptırmak güçlü bir yoldur.
Maddî tazminat nasıl hesaplanır?
Mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına hükmedebilir. Yargıtay, mütecavizin ticarî defterleri incelenerek kârın belirlenmesini, mümkün olmazsa TBK m. 50 uyarınca miktarın takdir edilmesini aramaktadır.
Manevî tazminat alınabilir mi?
Zarar varsa kusurun ağırlığına göre manevî tazminata da hükmedilebilir. Önceki bir terkin kararına rağmen benzer ibarenin kullanılması, kusur değerlendirmesinde ağırlaştırıcı bir unsur sayılmıştır.
Kararın ilanı istenebilir mi?
Evet. Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere kararın gazete ile yayımlanmasına karar verebilir.
Ne kadar süre içinde dava açmalıyım?
Kanun terkin için özel bir süre öngörmez; ancak uzun süreli sessizlik TMK m. 2 kapsamında hak kaybına yol açabilmektedir. Yargıtay, yaklaşık dokuz yıllık sessizliği hak kaybı sebebi sayan kararı onamıştır.
Yeni şirket kurarken nasıl kontrol yapmalıyım?
Türkiye genelindeki ticaret sicili kayıtlarında ve marka sicilinde arama yaptırın. TTK m. 45 uyarınca daha önce tescil edilmiş bir unvandan ayırt edilmek için gerekliyse ek yapmak zorunludur.
Terkin kararı sonrası ne olur?
İlgili ibare ticaret sicilinden silinir ve unvan değiştirilir. Yeni unvanın da önceki unvanla iltibas oluşturması hâlinde yeni bir terkin davası açılabilir.
Hangi mahkemede dava açılır?
Ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet davaları asliye ticaret mahkemesinde görülür. Marka hakkına tecavüz talebi de varsa fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinin görevi gündeme gelir; talepler doğru mahkemede kurulmalıdır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 39-40 — Ticaret unvanının kullanılması ve tescili
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 41-44 — Gerçek kişi, şahıs şirketi ve sermaye şirketi unvanları
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 45-46 — Ek yapma zorunluluğu ve ekler
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 50 — Tescilin sağladığı koruma ilkesi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 51 — Merkezin ve şubenin unvanı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 52 — Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 53 — İşletme adı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54-63 — Haksız rekabet
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 7 — Marka tescilinden doğan hakların kapsamı
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 29 — Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 149-151 — Talepler ve tazminat hesabı
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 2 — Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Markaya tecavüz ve tazminat, Marka hükümsüzlüğü ve iptal davası, Haksız rekabet davası, Alan adı uyuşmazlıkları ve marka hakkı, Endüstriyel tasarım tescili ve tasarıma tecavüz, Tacir olmanın hükümleri.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Unvan uyuşmazlıklarında sessiz kalma hak kaybına yol açabildiğinden, karışıklık fark edildiğinde gecikmeden hareket edilmesi önem taşır.