Tacir Olmanın Hükümleri (TTK m. 18-22): Basiretli İş Adamı, Fatura ve Ceza Yasağı

Kısaca
- Tacir; her türlü borcu için iflâsa tabidir, ticaret unvanı seçmek, ticaret siciline tescil ettirmek ve ticari defter tutmakla yükümlüdür (TTK m. 18/1).
- Her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır (TTK m. 18/2).
- Bu ölçüt objektiftir: kişinin kendi imkânları değil, aynı ticaret dalındaki tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özen esas alınır.
- Tacirler arası temerrüt, fesih ve dönme ihbarları noter, taahhütlü mektup, telgraf ya da KEP ile yapılır (TTK m. 18/3).
- Tacir, gördüğü iş veya hizmet için uygun bir ücret, verdiği avans ve giderler için de faiz isteyebilir (TTK m. 20).
- Faturayı alan kişi sekiz gün içinde itiraz etmezse içeriği kabul etmiş sayılır (TTK m. 21/2).
- Bu karine adi karinedir; itiraz edilirse içeriğin doğruluğunu faturayı düzenleyen ispatlar.
- Karine yalnızca faturanın olağan içeriği için işler; sözleşmeyi değiştiren kayıtlar bu kapsamda değildir.
- Fatura, sözleşmenin kuruluşuna değil ifa safhasına ilişkindir; sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir.
- Teyit mektubuna da sekiz gün içinde itiraz edilmezse içeriği kabul edilmiş sayılır (TTK m. 21/3).
- Tacir borçlu, aşırı ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez (TTK m. 22).
- Ancak ceza, tacirin ekonomik mahvına yol açacak ağırlıktaysa ahlâka aykırı sayılarak kısmen geçersiz kabul edilebilir.
Tacir sıfatı bir unvan değil, bir hukukî statüdür. Bu statüye girmek, sözleşme yaparken, borç öderken, ihtar çekerken ve fatura alırken tacir olmayanlardan farklı ve daha ağır kurallara tabi olmak anlamına gelir. Uygulamada bu farkın en pahalıya mal olan üç noktası vardır: basiretli iş adamı ölçütü, faturaya sekiz günlük itiraz süresi ve ceza indirimi isteyememe yasağı.
Aşağıda tacir olmanın hükümleri, bu hükümlerin sınırları ve Yargıtay’ın uygulamada geliştirdiği yumuşatmalar güncel kararlarla ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
Tacir olmanın genel sonuçları TTK m. 18’de sayılmıştır:
“(1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.”
Ücret ve faiz isteme hakkı TTK m. 20’de düzenlenmiştir:
“Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.”
Fatura ve teyit mektubu TTK m. 21’dedir:
“(1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.
(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
(3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.”
Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi yasağı TTK m. 22’de yer alır:
“Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.”
Tacir ile tacir olmayan arasındaki farklar
| Konu | Tacir | Tacir olmayan |
|---|---|---|
| Özen ölçüsü | Basiretli iş adamı (objektif) | Genel özen |
| İflâs | Her türlü borcu için iflâsa tabi | İflâsa tabi değil |
| Defter tutma | Zorunlu | Zorunlu değil |
| İhtar şekli | Noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP | Şekle bağlı değil |
| Ücret ve faiz | Kararlaştırılmasa da isteyebilir | Kural olarak kararlaştırılmalı |
| Faturaya itiraz | Sekiz gün; karine aleyhine işler | İtiraz yükü yine vardır |
| Ceza indirimi | İsteyemez (TTK m. 22) | Hâkim fahiş cezayı resen indirir |
| Ticari örf ve âdet | Bilmese de uygulanır | Ancak bilmesi hâlinde |
Kritik nokta: TTK m. 22’deki yasak mutlak değildir. Tacir borçlu “ceza fahiştir, indirin” diyemez; ancak ceza, onun ekonomik mahvına yol açacak ve eskisi gibi ticari faaliyetini sürdürmesine imkân tanımayacak ağırlıkta ise bu ceza ahlâka ve adaba aykırı sayılarak kısmen geçersiz kabul edilir. Buradaki ölçüt son derece dardır ve sübjektif değildir: bir tacirin masraflarını azaltmak ya da bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kalması yeterli değildir. Değerlendirme, tarafların veya hâkimin kişisel kanaatine göre değil, “doğru ve makul kimselerin ortalama görüşlerine” göre yapılır ve borçlunun cezanın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu esas alınır. Uygulamada bu, ticari defterler ve bilançolar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Sözleşmeyi imzalamadan önce cezayı hesaplayın. Tacir, sonradan “fahişti” diyerek indirim isteyemez.
- Ceza tavanını sözleşmeye yazın. Ceza ile edim arasındaki oranı baştan sınırlandırmak en etkili korumadır.
- İhtarı TTK m. 18/3’e uygun gönderin. Noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP dışındaki bildirim riskli olur.
- Faturayı geldiği gün okuyun. Sekiz günlük süre teslimden değil, faturanın alınmasından işler.
- İtirazı yazılı ve ispatlanabilir yapın. Sözlü itiraz, karineyi bertaraf ettiğini göstermeye yetmez.
- İtirazı kayıt altına alın. Noter, KEP veya iade faturası tarihini belgeleyin.
- Faturanın olağan içeriğini ayırın. Malın cinsi, miktarı, fiyatı olağan içeriktir; vade farkı kaydı değildir.
- Hesap yöntemini faturada isteyin. Denetlenemeyen bir hesap, faturanın olağan içeriği hâline gelmez.
- Ödemede ihtirazî kayıt koyun. Kayıtsız ödeme, sonradan itiraz imkânını zayıflatır.
- Defterlerinizi usulüne uygun tutun. Açılış-kapanış onayı olmayan defter, sahibi aleyhine delil olur.
- Ticari defterlerin ibrazını talep edin. Karşı taraf ibrazdan kaçınırsa bunun sonuçları lehinize işleyebilir.
- Ücret ve faizi talep etmeyi unutmayın. Tacir, gördüğü iş için uygun ücreti, avans ve giderleri için faizi isteyebilir.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/108, K. 2024/596, 27.11.2024
Basiretli iş adamı ölçütü ve ceza indirimi yasağının sınırı: Akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshi üzerine hükmedilen cezaî şarttan mahkemece %50 indirim yapılmıştı. Hukuk Genel Kurulu önce ölçütü tanımlamıştır: “Objektif bir özen ölçüsü getiren basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesi gerektiği anlamına gelir.” Yasağın gerekçesi de şudur: “bir tacir, basiretli bir iş adamı gibi davranarak ekonomik açıdan yüksek bulduğu cezaî şartı en baştan kabul etmemelidir… Tacir borçlunun önceden kabul ettiği cezaî şartın fahişliğini iddia ederek indirilmesini sağlaması, alacaklının menfaatlerine ters düştüğü gibi ticari hayatta gerekli olan güven ve istikrarı da zedeler.” Yasağın sınırı ise ahlâka aykırılıktır: “cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, ekonomik mahvına sebep olacak ve onun eskisi gibi ticari faaliyetini devam etmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise bu cezaî şart, ahlâka ve adaba aykırı bir şart olarak kabul edilmeli ve kısmen veya tamamen geçersiz sayılmalıdır.” Değerlendirmenin ölçüsü de nettir: bu husus “taraflar veya hâkimin bu husustaki sübjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir.” Somut olayda ceza, davalının öz varlığının yaklaşık %12’sine karşılık geldiğinden ekonomik mahva yol açmayacağı sonucuna varılmıştır. Sonuç: Direnme kararı BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/793, K. 2024/149, 06.03.2024
Fatura karinesi yalnızca olağan içerik için işler: Bayilik protokolüne aykırı hesaplanan kâr marjı faturalarını beş yıl boyunca itirazsız defterine kaydeden bayi, sonradan farkı talep etmişti. Hukuk Genel Kurulu, karinenin kapsamını sınırlandırmıştır: “6102 sayılı Kanun’un 21/2 maddesi, niteliği gereği faturaya yazılması gereken hususlar, başka bir deyişle olağan içeriği bakımından uygulanır.” Devamla: “Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda -ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi- bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.” Somut olayda kâr marjının nasıl hesaplandığına ilişkin veriler faturada gösterilmediğinden: “malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı faturanın olağan içeriği olsa da bunların hesabı, sadece satıcının vakıf olacağı bilgilerden ve karmaşık hesaplamalardan elde edilmiş ise bu veriler faturaya yansıtılmadan sadece miktar veya tutarın belirtilmesi malın veya hizmetin fiyatını faturanın olağan içeriği hâline getirmez.” Bu nedenle itirazsız defter kaydı, protokolün tadili anlamına gelmez. Sonuç: Direnme kararı BOZULMUŞTUR (oy çokluğu).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/8370, K. 2023/2122, 06.04.2023
Ekonomik yıkım iddiası bilirkişi incelemesiyle araştırılır: Daire, TTK m. 22’nin uygulanmasında izlenecek yöntemi somutlaştırmıştır: dava tarihi itibarıyla tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezaî şarttan indirim isteyemez ise de “kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir.” Bunun için yapılması gereken iş de gösterilmiştir: “cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden davalının mali durumları gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak” karar verilmelidir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/9069, K. 2021/7657, 01.07.2021
Tacir borçluya hakkaniyet indirimi uygulanamaz: Mahkeme, tacir olan davalının cezaî şartını genel hükümlerdeki hakkaniyet indirimiyle azaltmıştı. Daire bu yöntemi hatalı bulmuştur: tacir sıfatını haiz borçlu cezaî şarttan indirim isteyemez; “Ancak, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre, belirlenen cezai şart miktarının, tacir olan borçlunun mahvına ve ekonomik yıkımına sebep olacağının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi halinde cezai şart miktarında indirim yapılabileceği kabul edilmektedir.” Bu nedenle mahkemenin yapması gereken, cezanın “tacir olan davalının mahvına ve ekonomik yıkımına sebep olup olmayacağı hususu usulünce değerlendirilerek” karar vermektir; “davalının tacir olduğu göz ardı edilerek” hakkaniyet indirimi yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Sonuç: Önceki onama ilamı KALDIRILMIŞ ve mahkeme kararı taraflar yararına BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Kararlar bir arada okunduğunda tacir statüsünün dört pratik yüzü ortaya çıkar. Birincisi özen ölçüsünün objektifleşmesidir. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, tacirden kendi yetenek ve imkânlarına göre beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni ister. Bu yükümlülük, tacire önceden taahhüt etmediği edimler yüklenmesi ya da daha geniş bir sorumluluk altına sokulması biçiminde bir külfet niteliği taşır. Uygulamadaki sonucu şudur: “bilmiyordum”, “öngöremedim”, “piyasa böyle çıktı” savunmaları tacir için genellikle sonuç doğurmaz.
İkincisi faturanın ispat gücüdür. Fatura, sözleşmenin kurulmasına değil ifasına ilişkin bir belgedir; bu nedenle karineden yararlanabilmek için taraflar arasında önceden bir sözleşme ilişkisinin bulunması ve faturanın bu sözleşmenin ifasıyla ilgili düzenlenmiş olması gerekir. Ortada bir sözleşme yoksa düzenlenen belge fatura değil, olsa olsa bir öneridir ve itiraz edilmemesi sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemesi, faturayı alan aleyhine adi bir karine yaratır; itiraz edilirse içeriğin doğruluğunu ispat yükü faturayı düzenleyene döner. Sürenin işlemeye başlaması için faturanın muhataba ulaşmış olması gerekir; itirazın ise karineyi bertaraf eden bir irade açıklaması olduğu için yazılı yapılması aranır.
Üçüncüsü karinenin sınırıdır ve 2024 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı bu sınırı belirginleştirmiştir. Karine yalnızca faturanın olağan içeriği — malın cinsi, miktarı, fiyatı, tutarı gibi — bakımından işler. Sözleşmenin kuruluşunda bulunmayıp sonradan faturaya eklenen ve karşı tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtlar bu kapsama girmez; vade farkı kaydı bunun klasik örneğidir. Karar bir adım daha atmıştır: miktar ve tutar olağan içerikten sayılsa bile, bu tutarın hesabı yalnızca satıcının bilebileceği verilere ve karmaşık hesaplamalara dayanıyor ve bu veriler faturaya yansıtılmıyorsa, alıcı denetleyemediği bir bedele itiraz edememiş sayılır. Bu, kurumsal tedarik ve bayilik ilişkilerinde çok geniş bir uygulama alanı bulan bir korumadır. Ancak burada bir denge notu gerekir: aynı kararda azınlık, verilerin bayiin ulaşabileceği nitelikte olduğu ve beş yıllık itirazsız defter kaydının anlaşmanın değiştirildiğini gösterdiği görüşünü savunmuş, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Pratik ders açıktır: itirazsız geçen her yıl, tacirin konumunu zayıflatır.
Dördüncüsü ceza indirimi yasağı ve tek çıkış kapısıdır. Kanun, tacir borçlunun aşırı ücret ya da sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden istemesini yasaklamıştır; bu yasak, basiretli iş adamı yükümlülüğünün doğrudan bir yansımasıdır. Ancak yasağın mutlak uygulanması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağından Yargıtay, sözleşme özgürlüğünün genel sınırı olan ahlâka aykırılık üzerinden bir çıkış kapısı bırakmıştır: ceza, tacirin ekonomik mahvına yol açacak ağırlıktaysa ahlâka aykırı sayılır ve — tamamen değil — kısmen geçersiz kabul edilerek indirilir. Kısmî geçersizlik tercihinin sebebi, cezanın alacaklının menfaatini de koruyan baskın bir yönünün bulunmasıdır. Bu kapının açılıp açılmayacağı ise duygusal değerlendirmeyle değil, borçlunun cezayı kabul ettiği tarihteki ekonomik durumunun, ticari defterlerinin ve bilançolarının bilirkişi eliyle incelenmesiyle belirlenir. Tacir olan borçluya genel hükümlerdeki hakkaniyet indiriminin doğrudan uygulanması ise hatalıdır. Ayrıntılı değerlendirme için cezaî şart yazımıza bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Fahiş cezayı sonradan indirtmeyi ummak | Tacir, indirim talebinde bulunamaz |
| Ekonomik yıkımı iddia edip belgelememek | Defter ve bilanço üzerinde bilirkişi incelemesi gerekir |
| İhtarı e-posta veya WhatsApp ile göndermek | TTK m. 18/3’teki kanallar kullanılmalıdır |
| Faturaya sözlü itiraz etmek | İtiraz yazılı ve ispatlanabilir olmalıdır |
| Sekiz günü teslim tarihinden saymak | Süre, faturanın alındığı tarihten işler |
| Vade farkı kaydını kabul edilmiş saymak | Bu kayıt faturanın olağan içeriğinden değildir |
| İhtirazî kayıt koymadan ödemek | Kayıtsız ödeme sonraki itirazı zayıflatır |
| Defter onaylarını ihmal etmek | Onaysız defter sahibi aleyhine delil olur |
| Ücret ve faizi talep etmemek | Tacir, uygun ücreti ve avans faizini isteyebilir |
Tacir olmanın başlıca sonuçları nelerdir?
Her türlü borç için iflâsa tabi olmak, ticaret unvanı seçmek, ticaret siciline tescil ettirmek, ticari defter tutmak ve basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek.
Basiretli iş adamı gibi davranmak ne demek?
Objektif bir özen ölçüsüdür: kişinin kendi imkânlarına göre gösterebileceği özen değil, aynı ticaret dalındaki tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özen esas alınır.
Tacirler arasında ihtar nasıl gönderilir?
Temerrüde düşürme, fesih ve dönme ihbarları noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak KEP ile yapılır.
Faturaya kaç gün içinde itiraz edilir?
Faturanın alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde. İtiraz edilmezse içerik kabul edilmiş sayılır.
Bu karine kesin mi?
Hayır, aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. Süresinde itiraz edilirse fatura içeriğinin doğruluğunu faturayı düzenleyen tacir ispat eder.
Faturanın “olağan içeriği” nedir?
Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı gibi, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan hususlardır.
Vade farkı kaydına itiraz etmezsem kabul etmiş olur muyum?
Hayır. Vade farkı kaydı sözleşmenin ifası aşamasıyla ilgili olmadığından faturanın olağan içeriğine dâhil değildir.
Fatura sözleşmeyi değiştirir mi?
Hayır. Fatura, ifa anına ilişkin bir belgedir ve taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir.
Hesabı denetlenemeyen bir fatura ne olur?
Bedelin hesabı yalnızca satıcının bilebileceği verilere dayanıyor ve bunlar faturaya yansıtılmamışsa, o bedel faturanın olağan içeriği hâline gelmez.
Teyit mektubu nedir?
Telefonla, sözlü olarak ya da teknik bir araçla kurulan sözleşmelerin içeriğini doğrulayan yazıdır. Sekiz gün içinde itiraz edilmezse uygun olduğu kabul edilmiş sayılır.
Tacir cezaî şartın indirilmesini isteyebilir mi?
Kural olarak hayır. Ancak ceza, tacirin ekonomik mahvına yol açacak ağırlıktaysa ahlâka aykırı sayılarak kısmen geçersiz kabul edilebilir.
Ekonomik mahv nasıl belirlenir?
Borçlunun cezayı kabul ettiği tarihteki ekonomik durumu, ticari defterleri ve bilançoları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak belirlenir.
Tacir ücret ve faiz isteyebilir mi?
Evet. Ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet gören tacir uygun bir ücret isteyebilir; verdiği avanslar ve yaptığı giderler için ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.
Ticari defterler delil olur mu?
Usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yapılmış ve kayıtları birbirini doğrulayan defterler koşulları varsa sahibi lehine delil olur. Ticari defterlerin delil niteliği yazımıza bakabilirsiniz.
Esnafın gönderdiği faturaya itiraz etmezsem ne olur?
Karinenin işlemesi için faturayı düzenleyenin ticari işletmesi gereği mal satmış, üretmiş ya da iş görmüş bir tacir olması gerekir.
İlgili mevzuat
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11-18 — Ticari işletme ve tacir sıfatı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18 — Tacir olmanın hükümleri
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 19 — Ticari iş karinesi ve teselsül
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 20 — Ücret isteme hakkı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21 — Fatura ve teyit mektubu
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 22 — Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23 — Ticari satış ve mal değişimi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 64 vd. — Ticari defterler
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 179-182 — Ceza koşulu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 26-27 — Sözleşme özgürlüğü ve kesin hükümsüzlük
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 222 — Ticari defterlerin ispat gücü
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 229-230 — Faturanın tanımı ve zorunlu içeriği
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: cezaî şart, ticari defterlerin delil niteliği, borçlunun temerrüdü, eser sözleşmesi, ispat yükü.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayda sonuç, sözleşmenin içeriğine ve faturaların düzenleniş biçimine göre değişir. Tacir statüsünde en değerli iki alışkanlık, sözleşmeyi imzalamadan önce cezayı hesaplamak ve gelen her faturayı sekiz gün içinde okumaktır.