Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık: Yönetim Kurulunun Yükümlülükleri (TTK m. 376)

- Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa, yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve iyileştirici önlemleri sunar (TTK m. 376/1).
- Bu toplam üçte ikisi oranında karşılıksız kalmışsa, derhâl toplanan genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinme veya sermayenin tamamlanması kararı vermezse şirket kendiliğinden sona erer (m. 376/2).
- Borca batıklık şüphesi uyandıran işaretler varsa yönetim kurulu, aktifleri hem işletmenin devamlılığı esasına hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden gösteren bir ara bilanço çıkarır (m. 376/3).
- Aktifler alacakları karşılamıyorsa yönetim kurulu durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir ve iflas ister.
- Alacaklıların yeterli tutardaki alacaklarının sırasını en sona koymayı yazılı olarak kabul etmesi ve bunun bilirkişilerce doğrulanması hâlinde iflas kararı verilmez.
- Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru dahi iflas bildirimi sayılır.
- Yönetim kurulu, m. 376/3 uyarınca yapacağı iflas talebiyle birlikte veya iflas yargılaması sırasında konkordato da talep edebilir (m. 377).
- Borca batıklık kaydî değerlere göre değil, rayiç değerlere göre tespit edilir; uzman bilirkişi incelemesi zorunludur.
- Aciz hâli ile borca batıklık farklıdır: aciz, muaccel borçları ödeyememe; borca batıklık, aktiflerin pasifleri karşılayamamasıdır.
- Borca batıklıktan kurtulmak, tüm borçların ödenmesi değil, aktifin pasiften fazla olması demektir.
- Borca batıklık yalnız dava tarihine göre değil, yargılama sırasındaki gelişmeler de gözetilerek belirlenir.
- Konkordato reddedilip iflasa karar verilmeden önce borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması zorunludur.
Ekonomik dalgalanmalarda sermaye şirketlerinin karşılaştığı ilk hukukî eşik, bilançodaki özkaynak satırıdır. Zarar birikip sermaye ve yedek akçelerin belirli bir oranını yiyip bitirdiğinde, artık bu bir muhasebe meselesi olmaktan çıkar ve yönetim kurulu için doğrudan sorumluluk doğuran bir yükümlülükler zinciri başlar.
Türk Ticaret Kanunu bu zinciri m. 376’da üç kademede kurar: yarı kaybında çağrı, üçte iki kaybında karar zorunluluğu, borca batıklıkta mahkemeye bildirim. Aşağıda her kademede ne yapılması gerektiğini ve uygulamada nerelerde hata yapıldığını ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.”
Üç kademe, üç ayrı yükümlülük
| Durum | Ölçü | Yönetim kurulunun görevi | Yapılmazsa |
|---|---|---|---|
| Sermaye kaybı — birinci kademe | Sermaye + kanunî yedek akçelerin yarısı karşılıksız | Genel kurulu hemen çağırmak, iyileştirici önlem sunmak | Sorumluluk doğar |
| Sermaye kaybı — ikinci kademe | Sermaye + kanunî yedek akçelerin üçte ikisi karşılıksız | Genel kurulu derhâl çağırmak | Şirket kendiliğinden sona erer |
| Genel kurulun seçenekleri | — | Üçte birle yetinme veya sermayenin tamamlanması | Sona erme |
| Borca batıklık şüphesi | Şüphe uyandıran işaretler | İki esaslı ara bilanço çıkarmak | Sorumluluk doğar |
| Borca batıklık tespiti | Aktifler alacakları karşılamıyor | Mahkemeye bildirim ve iflas isteme | Kişisel sorumluluk riski |
| İflastan kurtulma | Alacaklıların sıra geriye alma beyanı | Beyanın bilirkişilerce doğrulanması | İflas kararı |
| Alternatif | — | İflas talebiyle birlikte konkordato istemek | — |
| Tespit yöntemi | Rayiç değer | Uzman bilirkişi incelemesi | Karar bozulur |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Yıllık bilanço çıkar çıkmaz sermaye ve kanunî yedek akçeler toplamının ne kadarının karşılıksız kaldığını hesaplayın; eşikleri (yarı ve üçte iki) yönetim kurulu gündemine alın.
- Yarı kaybında genel kurulu hemen toplantıya çağırın ve somut iyileştirici önlemleri yazılı bir raporla sunun; “önlem sunulmuştur” ifadesi tek başına yeterli değildir.
- Üçte iki kaybında derhâl toplanın; genel kurul ya sermayenin üçte biriyle yetinmeye ya da sermayenin tamamlanmasına karar vermelidir.
- Sermaye artırımı yapacaksanız kaybedilen tutarın karşılanması ile artırımın ilişkisini kararda açıkça kurun ve bu konudaki mevzuatı gözden geçirin.
- Borca batıklık şüphesi uyandıran işaretleri kayda geçirin: kesintisiz zarar, işletme sermayesi açığı, protestolar, karşılıksız çekler, kredi kat ihtarları.
- Şüphe doğduğunda iki esaslı ara bilanço çıkarın: hem işletmenin devamlılığı hem de muhtemel satış fiyatları esasına göre.
- Aktifler alacakları karşılamıyorsa durumu merkezin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirin ve iflası isteyin; gecikme kişisel sorumluluk doğurabilir.
- İflastan kaçınmak istiyorsanız yeterli tutardaki alacaklıdan, alacağının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul ettiğine dair beyan alın.
- Bu beyanın yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliğinin mahkemece atanacak bilirkişilerce doğrulanacağını hesaba katın; aksi hâlde bilirkişi incelemesi için yapılan başvuru dahi iflas bildirimi sayılır.
- Konkordato seçeneğini değerlendirin; yönetim kurulu iflas talebiyle birlikte veya iflas yargılaması sırasında konkordato da talep edebilir.
- Borca batıklık raporunun rayiç değerlere dayandığını denetleyin; kaydî değerlerle yapılan hesap kararı sakatlar.
- İflasa karar verilmeden önce şirket yetkilisinin dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması gerektiğini gözetin; bu usul kuralına uyulmaması bozma sebebidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5934, K. 2025/4434, 23.06.2025
Sermayesini tamamen kaybetmiş şirkette alınan sermaye artırımı kararı, iptal edilebilir bir karar değildir. Özkaynağı eksi 9.280.997,22 TL’ye düşmüş, yani sermayesinin tamamını kaybetmiş bir anonim şirkette, olağanüstü genel kurul sermayeyi 7.100.000 TL’den 23.770.000 TL’ye çıkarmıştır. Bölge adliye mahkemesi, TTK m. 376/2’deki durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden — yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan — doğrudan sermaye artırımı yapamayacağı gerekçesiyle bu kararı iptal etmiştir. Daire ise değerlendirmeyi tersine çevirmiştir: “Bu durumda davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş olup borca batıktır… sermaye şirketinin TTK’nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin sermaye artırılmasına dair kararının yasa, ana sözleşme ile dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş”tir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2882, K. 2022/3015, 02.06.2022
Borca batıklık ile aciz hâli farklıdır; tespit rayiç değerlerle ve resen yapılır. Deri sektöründe faaliyet gösteren bir limited şirket, borca batıklığının tespitiyle iflasına karar verilmesini istemiştir. Onanan gerekçede kavramlar ayrılmıştır: “Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur.” Tespit yöntemi bakımından: “Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.” Kararda ayrıca üç önemli tespit daha yer alır: borca batıklıktan kurtulma tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip “aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder”; bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunması hâlinde bu durumun mahkemece resen tespiti gerekir; ve borca batıklık “sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak” belirlenmelidir. Somut olayda özkaynakların rayiç tutarı eksi 9.499.846,67 TL bulunarak iflasa karar verilmiştir. Sonuç: hükmün ONANMASINA, 02.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2959, K. 2022/2876, 26.05.2022
Kaydî değerlerle yapılan borca batıklık tespiti kararı sakatlar. Kendi iflasını isteyen bir şirket hakkında, aktif toplamının 437.725,35 TL, borç toplamının 2.695.284,81 TL olduğu belirlenerek iflasa karar verilmiş; müdahil alacaklılar bu tespite itiraz etmiştir. Daire, hesabın dayanağını denetlemiştir: “Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, özellikle varlıklarının rayiç değerlerine bakılmalı, bu noktada konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Borca batıklık, TTK’nın 376. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir.” Somut olayda rayiç değer tespiti için ayrı bir rapor alınmış olmasına rağmen, hükme esas alınan ek raporda “kaydi değerler üzerinden hesaplama yapılarak” borca batıklık sonucuna varılmıştır. Daireye göre iflas talep eden şirketin rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığı tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmeliydi. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 26.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2430, K. 2025/3381, 14.10.2025
Konkordato reddedilip iflasa karar verilmeden önce borçlu dinlenmelidir. Konkordato talep eden bir konfeksiyon şirketinin gider avansını yatırmaması üzerine tasdik talebi reddedilmiş; şirketin güncel rayiç değerlere ve TTK m. 376’daki esaslara göre düzenlenen bilançoya göre eksi 3.844.163,91 TL borca batık olduğu tespit edilerek iflasına karar verilmiştir. Şirket, borca batık olmadığını ve son duruşmaya usulüne uygun davet edilmeden iflas kararı verildiğini ileri sürmüştür. Daire, borca batıklığa ilişkin itirazları yerinde görmemiş; ancak usul yönünden bozmuştur: “İİK’nın 308. Maddesinin doğrudan doğruya iflas sebeplerine yaptığı atıf gereği uygulanması gereken aynı Kanunun 177/4.b. uyarınca borçlunun iflasına karar verilmeden önce dinlenmesi için mahkemeye çağrılması gerekir. Somut olayda, mahkemece iflaslarına karar verilen borçlu şirket yetkili temsilcilsinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.” Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Birinci halka: eşikler bilançodan okunur, takdire bağlı değildir. TTK m. 376, iki oran belirler: yarı ve üçte iki. Bu oranlar sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamı üzerinden hesaplanır; yalnız sermayeye bakmak yanıltıcıdır. Yarı kaybında yönetim kurulunun görevi genel kurulu çağırmak ve iyileştirici önlem sunmaktır; üçte iki kaybında ise genel kurulun karar vermesi zorunludur ve karar alınmazsa şirket kendiliğinden sona erer. Bu, mahkeme kararına gerek olmayan bir sona erme hâlidir ve uygulamada çoğu zaman fark edilmeden yaşanır.
İkinci halka: sermayenin tamamlanması bir zorunluluktur. 2025 tarihli 11. Hukuk Dairesi kararı, tüm sermayesini kaybetmiş bir şirkette alınan sermaye artırımı kararının iptalini bozarken tam da bu noktaya dayanıyor: sermaye şirketi TTK m. 376 uyarınca sermayesini tamamlamak zorundadır, aksi hâlde faaliyetleri sona erer. Bu çerçevede alınan artırım kararı kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı sayılmamıştır. Azınlık pay sahipleri açısından bu, sermaye kaybı hâlinde alınan artırım kararlarına karşı iptal davasının kolay kazanılmadığını gösteriyor; itirazın artırımın kendisine değil, artırımın koşullarına ve pay sahiplerinin haklarının nasıl korunduğuna yönelmesi gerekir.
Üçüncü halka: borca batıklık, ödeyememekten farklıdır. 2022 tarihli onama kararı bu ayrımı net biçimde yapar. Aciz hâli bir likidite sorunudur: muaccel borçları ödeyecek araçtan yoksunluk. Borca batıklık ise bir bilanço sorunudur: aktif toplamının pasif toplamını karşılayamaması. Bir şirket nakit sıkışıklığı içinde olabilir ama borca batık olmayabilir; tersi de mümkündür. TTK m. 376/3’ün işlettiği mekanizma, ikincisine bağlanmıştır.
Dördüncü halka: ölçü rayiç değerdir. Hem 2022 tarihli bozma hem onama kararı aynı kuralı vurgular: borca batıklık, yalnız defter kayıtlarına göre değil varlıkların rayiç değerlerine göre, uzman bilirkişi görüşüyle belirlenir. Bozma kararındaki olayda rayiç değer tespiti için ayrı bir rapor alınmasına rağmen hükme esas alınan ek raporun kaydî değerlerle hesap yapması bozma sebebi olmuştur. Bu, hem borçlu hem alacaklı için stratejik bir noktadır: rayiç değerleme, tabloyu her iki yöne de çevirebilir.
Beşinci halka: tespit ana değil, sürece bakar. Onanan gerekçede yer alan bir başka önemli ilke, borca batıklığın sadece dava tarihi itibarıyla değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğidir. Yargılama sırasında yapılan sermaye enjeksiyonu, alacak tahsili ya da yeni bir zarar bu değerlendirmeye dâhil olur. Ayrıca sermaye şirketinin kendi borca batıklığını bildirmesi hâlinde durumun mahkemece resen tespiti gerekir; mahkeme borçlunun sunduğu belgelerle yetinemez.
Altıncı halka: iflastan çıkışın kanunî yolu bellidir. m. 376/3, iflas kararından önce şirketin açığını karşılayacak tutardaki alacaklıların, alacaklarının sırasını diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya koymayı yazılı olarak kabul etmesi ve bu beyanın bilirkişilerce doğrulanması hâlinde iflas kararı verilmeyeceğini öngörür. Hükmün son cümlesi ise dikkat çekicidir: aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru dahi iflas bildirimi sayılır. Yani yönetim kurulu “sadece tespit yaptıralım” diyerek mahkemeye gittiğinde, sıra geriye alma beyanı doğrulanmazsa dosya kendiliğinden iflas talebine dönüşür. Buna alternatif olarak TTK m. 377, iflas talebiyle birlikte ya da iflas yargılaması sırasında konkordato istenmesine imkân verir.
Yedinci halka: usul, sonucu değiştirebilir. 2025 tarihli 6. Hukuk Dairesi kararı, borca batıklığa ilişkin esas itirazları reddettiği hâlde kararı yalnız bir usul kuralı nedeniyle bozmuştur: iflasa karar verilmeden önce borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması. Konkordato talebinin reddiyle sonuçlanan dosyalarda bu kural özellikle önem taşır; zira orada iflas, ayrı bir dava olarak değil aynı dosyanın devamı olarak verilmektedir.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Oranı yalnız sermaye üzerinden hesaplarım.” | Ölçü, sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamıdır. |
| “Üçte iki kaybında karar almasak da şirket devam eder.” | Karar alınmazsa şirket kendiliğinden sona erer. |
| “Borca batıklık defterdeki özkaynakla belirlenir.” | Rayiç değerlere göre ve uzman bilirkişi görüşüyle belirlenir. |
| “Aciz hâlindeyim, demek ki borca batığım.” | Aciz hâli ile borca batıklık farklı kavramlardır. |
| “Borca batıklıktan kurtulmak için tüm borçları ödemeliyim.” | Aktifin pasiften fazla olması yeterlidir. |
| “Tek bir ara bilanço yeterli.” | Hem işletmenin devamlılığı hem muhtemel satış fiyatları esasına göre iki değerleme gerekir. |
| “Sadece tespit istedim, iflas talebim yok.” | Şartlar sağlanmazsa bilirkişi incelemesi başvurusu iflas bildirimi sayılır. |
| “Alacaklının sözlü muvafakati yeterli.” | Sıranın geriye alınması yazılı kabul ve bilirkişi doğrulaması gerektirir. |
| “Borca batıklık dava tarihine göre sabittir.” | Yargılama sırasındaki gelişmeler de dikkate alınır. |
TTK m. 376 hangi eşikleri öngörür?
Sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısının karşılıksız kalması ve üçte ikisinin karşılıksız kalması olmak üzere iki eşik; ayrıca borca batıklık hâli için ayrı bir rejim.
Yarı kaybında ne yapılır?
Yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
Üçte iki kaybında ne olur?
Derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer.
Sermayenin tamamlanması ne demektir?
Kaybedilen sermayenin ortaklarca karşılanmasıdır. Yargıtay, sermaye şirketinin TTK m. 376 uyarınca sermayesini tamamlamak zorunda olduğunu, aksi hâlde faaliyetlerinin sona ereceğini belirtmiştir.
Sermaye kaybı varken sermaye artırımı yapılabilir mi?
Yargıtay, sermayesini tamamen kaybetmiş bir şirkette alınan sermaye artırımı kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığını, iptal şartlarının gerçekleşmediğini kabul etmiştir.
Borca batıklık nedir?
Borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur.
Aciz hâli ile farkı nedir?
Aciz hâli, ödeme araçlarından yoksunluk nedeniyle derhâl ödenmesi gereken para borçlarını ödeyememektir; bir likidite sorunudur. Borca batıklık ise bilanço sorunudur.
Ara bilanço nasıl çıkarılır?
Aktifler hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden değerlendirilerek iki ayrı esasa göre gösterilir.
Borca batıklık nasıl tespit edilir?
Kaydî değerlerle değil, varlıkların rayiç değerlerine göre ve konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurularak. Kaydî değerlerle yapılan tespitler bozma sebebidir.
Mahkeme kendiliğinden araştırma yapar mı?
Evet. Sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi hâlinde bu durumun mahkemece resen tespiti gerekir.
Borca batıklıktan nasıl kurtulunur?
Tüm borçların ödenmesi gerekmez; aktifin pasiften fazla hâle gelmesi yeterlidir. Ayrıca alacaklıların alacaklarının sırasını geriye alması yoluyla da iflastan kaçınılabilir.
Alacaklıların sıra geriye alması nasıl olur?
Şirketin açığını karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki alacaklıların, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul etmesi ve bu beyanın mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanması gerekir.
Sadece tespit için mahkemeye başvurabilir miyim?
Kanun, şartlar gerçekleşmezse mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvurunun iflas bildirimi olarak kabul olunacağını öngörür.
Konkordato talep edilebilir mi?
Evet. Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, m. 376/3 uyarınca yapılacak iflas talebiyle birlikte veya bu kapsamdaki iflas yargılaması sırasında konkordato da talep edebilir.
İflas kararından önce dinlenmem gerekir mi?
Evet. Yargıtay, borçlunun iflasına karar verilmeden önce dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması gerektiğini, bu amir hükme uyulmamasının bozma sebebi olduğunu kabul etmiştir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 376 — Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 377 — Konkordato
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 375/1-g — Yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 529-530 — Sona erme ve ihya
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 553-561 — Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 473-475 — Esas sermayenin azaltılması
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 633 — Limited şirkette sermaye kaybı ve borca batıklık
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 177-178 — Doğrudan doğruya iflas
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 179 — Sermaye şirketlerinin iflası
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 285 vd. — Konkordato
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 292 — Kesin mühletin kaldırılması ve iflas
- 6102 sayılı Kanun’un 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Konkordatoda geçici ve kesin mühlet süreci, İflas yoluyla takip, Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, Sermaye artırımı ve rüçhan hakkı, Genel kurul kararlarının iptali, Şirketin ihyası ve ek tasfiye.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Sermaye kaybı ve borca batıklık hâllerinde yönetim kurulunun yükümlülükleri süreye bağlı olduğundan, bilanço eşikleri aşıldığında gecikmeden hareket edilmesi gerekir.