Marka Lisans Sözleşmesi ve Lisans Alanın Dava Hakkı (SMK m. 24, 148, 158)

- Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilir (SMK m. 24/1).
- Lisans inhisarî veya inhisarî olmayan şekilde verilebilir; sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans inhisarî değildir.
- İnhisarî olmayan lisansta lisans veren markayı kendisi kullanabilir ve üçüncü kişilere başka lisanslar verebilir.
- İnhisarî lisansta lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz.
- Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri haklarını devredemez ve alt lisans veremez (m. 24/3).
- Lisans veren, üretilecek malın veya sunulacak hizmetin kalitesini garanti altına alacak önlemleri almakla yükümlüdür.
- Lisans sözleşmeleri yazılı şekle tabidir; devir sözleşmelerinin geçerliliği ise noter onayına bağlıdır (m. 148/4).
- Sicile kaydedilmeyen hukukî işlemlerden doğan haklar, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (m. 148/5).
- İnhisarî lisans sahibi, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa tecavüz davalarını kendi adına açabilir (m. 158/1).
- İnhisarî olmayan lisans alan, önce hak sahibinden dava açmasını ister; üç ay içinde dava açılmazsa kendi adına dava açabilir (m. 158/2).
- Ciddi zarar tehlikesi varsa lisans alan, süre dolmadan ihtiyatî tedbir talep edebilir (m. 158/3).
- Bayilik veya yetkili satıcılık sözleşmesi, açıkça “lisans” denmese de marka kullanımı bakımından lisans ilişkisi içerebilir.
Bir markanın değeri, çoğu zaman onu kullanan işletmelerin sayısıyla büyür: franchise ağları, bölge bayilikleri, alt lisanslar. Ancak bu ağın hukukî iskeleti tek bir soruya bağlıdır — markayı kullanan kişi, marka sahibinin haklarından hangilerini, hangi sınırlar içinde kullanabilir?
Sınaî Mülkiyet Kanunu bu soruyu lisans kurumuyla cevaplar. Aşağıda inhisarî lisansın inhisarî olmayan lisanstan farkını, sicile kaydın rolünü ve lisans alanın tecavüz davası açabilmesinin şartlarını ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“(1) Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilir.
(2) Lisans, inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans, inhisari değildir. İnhisari olmayan lisans sözleşmelerinde lisans veren markayı kendi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de başka lisanslar verebilir. İnhisari lisans sözleşmelerinde lisans veren, başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz.
(3) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez.
(4) Lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin kalitesini garanti altına alacak önlemleri alır. Lisans alan, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara uymak zorundadır. Aksi takdirde marka sahibi, tescilli markadan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir.”
“(1) Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir…
(4) Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.
(5) Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
(7) Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi, sicile kayıt hâlinde geçerlidir.”
“(1) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.
(2) İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister. Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması hâlinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir. Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir.
(3) Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı hâlinde ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir…”
İnhisarî lisans ile inhisarî olmayan lisans
| Ölçüt | İnhisarî lisans | İnhisarî olmayan lisans |
|---|---|---|
| Varsayım | Sözleşmede açıkça kararlaştırılmalı | Aksi yazılmamışsa geçerli olan budur |
| Lisans verenin kendi kullanımı | Hakkını açıkça saklı tutmadıkça kullanamaz | Kullanabilir |
| Başkasına lisans verme | Veremez | Verebilir |
| Tecavüz davası | Kendi adına açabilir | Önce hak sahibinden istemek gerekir |
| Bekleme süresi | Yok | Üç ay |
| İhtiyatî tedbir | Doğrudan | Ciddi zarar tehlikesinde süre beklemeden |
| Alt lisans | Aksi kararlaştırılmadıkça verilemez | Aksi kararlaştırılmadıkça verilemez |
| Sicile kayıt | Üçüncü kişilere karşı ileri sürme için gerekli | Üçüncü kişilere karşı ileri sürme için gerekli |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Lisans sözleşmesini yazılı yapın; sözlü ya da zımnî anlaşmalar ispat sorunları doğurur.
- Lisansın inhisarî olup olmadığını sözleşmeye açıkça yazın; yazmazsanız kanunen inhisarî olmayan lisans sayılır.
- İnhisarî lisans veriyorsanız, lisans verenin kendi kullanım hakkını saklı tutup tutmadığını açıkça belirtin.
- Lisansın kapsamını sınırlarıyla tanımlayın: hangi mal ve hizmet sınıfları, hangi coğrafî bölge, hangi süre.
- Alt lisans verilip verilemeyeceğini kararlaştırın; sözleşmede hüküm yoksa alt lisans verilemez.
- Lisans verenin kalite kontrol yetkisini ve lisans alanın uyacağı standartları yazın; bunlar kanunen lisans verenin yükümlülüğüdür.
- Lisans alanın tecavüz davası açma yetkisini sözleşmede açıkça düzenleyin; inhisarî olmayan lisansta bu yetki sınırlandırılabilir.
- Sözleşmeyi sicile kaydettirin; kaydedilmeyen işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
- Ortak marka veya garanti markası söz konusuysa lisansın geçerliliğinin sicile kayda bağlı olduğunu gözetin.
- Dava açacaksanız lisans sözleşmesini dava dilekçesinde delil olarak gösterin ve dosyaya sunun; istinaf aşamasında ilk kez ileri sürülen lisans iddiası kabul görmemektedir.
- İnhisarî olmayan lisans alansanız önce marka sahibine bildirim yapın, üç aylık süreyi bekleyin ve dava açtığınızı hak sahibine bildirin.
- Bayilik veya yetkili satıcılık sözleşmenizde marka kullanımı varsa, sözleşme sona erdiğinde kullanımı derhâl durdurun; sözleşme bittikten sonraki kullanım tecavüz oluşturur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/6694, K. 2021/5284, 22.06.2021
Lisans sözleşmesi atipiktir; bayilik sözleşmesi de marka kullanımı bakımından lisans ilişkisi doğurabilir. Bir üretici, yetkili satıcılık sözleşmesi sona erdiği hâlde bayinin markasını kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespitini ve tazminat istemiştir. Daire önce kavramı tanımlamıştır: “6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmemiş olması nedeniyle atipik sözleşmelerden olan lisans sözleşmelerini, ‘mülkiyet hakları sahiplerinde kalmak koşuluyla, marka, patent, tasarım ve know-how gibi gayri maddi nitelikteki fikri ve sınai hakların, başkalarınca kullanımına izin verilmesi’ olarak tanımlamak mümkündür.” Ardından somut ilişkiyi nitelendirmiştir: “Her ne kadar, somut olayda taraflar arasında açıkça bir marka lisans sözleşmesi yapılmamış ise de, sözleşme hükümlerinden ve taraflar arasındaki ticari ilişkiden, taraflar arasındaki 01.09.2008 tarihli Yetkili Bayilik Sözleşmesinin davacıya ait markayı sözleşme süresince kullanma hakkını da kapsadığı ve bu anlamda marka kullanımı yönünden bir lisans ilişkisinin varlığı kabul edilmelidir.” Kararda ayrıca lisans sözleşmelerine hangi hükümlerin uygulanacağı tartışılmış; FSEK m. 56/3’teki düzenlemeye atıfla, sözleşmenin amacına göre hasılat kirası ve intifa hükümlerinin uygulanabileceği ve bu sözleşmelerin haklı sebep bulunmadıkça süresinden önce sona erdirilemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda sözleşmenin 01.09.2014’te sona erdiği, ancak dava tarihi olan 01.10.2014 itibarıyla markanın izinsiz kullanılmaya devam edildiği saptanmış ve bu bir aylık dönem yönünden taleplerin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç: kararın BOZULMASINA, 22.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5208, K. 2024/7205, 08.10.2024
Sicile kaydedilmemiş lisans, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Marka sahibi ve lisans aldığını ileri süren şirket, davalıların markayı izinsiz kullandığını iddia etmiştir. Davalılar, kendilerinin dava dışı bir şirketle beş yıl süreli franchise sözleşmesi imzaladıklarını ve 390.000 TL marka ve logo kullanım ücreti ödediklerini savunmuştur. İlk derece mahkemesi bu savunmayı kabul etmemiştir: “davalıların dava dışı … Gıda Ltd Şti ile yaptığı lisans sözleşmesinin sicile kayıtlı olmadığı ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 148 inci maddesi kapsamında bu hakkın iyiniyetli davacılara karşı ileri sürülemeyeceği, davalıların … markasını kullanmalarının davacı …’ın marka hakkı tescilinden doğan haklarına tecavüz niteliğinde ve haksız rekabet mahiyetinde olduğu”. Aynı dosyada, inhisarî marka lisans sözleşmesi sicile kaydedilmediği için lisans aldığını ileri süren şirketin davası da reddedilmiş; yalnız marka sahibi gerçek kişi lehine tazminata hükmedilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 08.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2709, K. 2025/1130, 20.02.2025
İnhisarî lisans iddiası dava dilekçesinde ileri sürülmeli ve sözleşme dosyaya sunulmalıdır. Bir restoran işletmesi, tescilli markasının başka bir işletmece kullanıldığını ileri sürerek tecavüzün giderilmesini ve tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, “davaya konu 2019/55233 tescil numaralı markanın … adına kayıtlı olduğu, davacının herhangi bir münhasır lisans sözleşmesi beyan ve iddiasında bulunmadığı, dava açmakta aktif dava ehliyetinin bulunmadığı” gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Davacı istinaf aşamasında, şirket yetkilisi olan marka sahibinin 10.01.2022 tarihli inhisarî lisans sözleşmesiyle dava açma yetkisi verdiğini ileri sürmüştür. Bölge adliye mahkemesi bunu kabul etmemiştir: dava dilekçesinde bildirilen deliller arasında lisans sözleşmesinin bulunmadığı, dilekçe içeriğinde lisanstan söz edilmediği, “ilk kez istinaf dilekçesinde sözü edilen sözleşme örneğinin dosyaya sunulmadığı, bu durumda davacının marka üzerinde inhisari lisans sözleşmesi nedeniyle hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı”. Kararda ayrıca SMK ile korunan marka hakkının ayrıca haksız rekabet hükümleriyle korunamayacağı ve tecavüzün tespiti ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin objektif dava yığılması oluşturduğu belirtilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 20.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6643, K. 2025/4274, 18.06.2025
Alt lisans sözleşmesinde münhasırlık kaydı kimin lehine konulduğuna göre yorumlanır. Bir marka için Türkiye lisansını elinde bulunduran şirket ile alt lisans alan işletme arasındaki sözleşmede, alt lisans sahibine İstanbul’un Asya yakasında markayı kullanma hakkı tanınmış; lisans sahibinin bu alt bölgede kendisi kullanmamayı ve başka alt lisans vermemeyi taahhüt ettiği kararlaştırılmıştır. Alt lisans alan, ürün tedarikinin yapılmadığını ve ikinci restoran açılışının engellendiğini ileri sürerek tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi ürün tedariki yönünden tazminata hükmetmiş, mağaza açılışı yönünden ise sözleşmedeki “alt bölgede başka mağaza açılamaz” kaydına dayanarak talebi reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi bu yorumu düzeltmiştir: sözleşme bir bütün olarak incelendiğinde “sözleşmenin 3. maddesindeki alt bölgedeki mağaza açma yasağının davacı için değil, davalı için öngörüldüğü, davacının sözleşmenin 5. maddesindeki prosedüre uyarak alt lisans bölgesinde mağaza açmasında bir sınırlama bulunmadığı” saptanmış; elektronik posta yazışmalarındaki “her yeni mağazanın 100.000 euro ödemesi gerekmektedir” ifadesi karşısında lisans verenin haksız talebiyle açılışın engellendiği kabul edilerek tazminata hükmedilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 18.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Birinci halka: lisans, adıyla değil içeriğiyle vardır. 2021 tarihli bozma kararı, taraflar arasında “marka lisans sözleşmesi” başlıklı bir metin bulunmasa dahi, yetkili bayilik sözleşmesinin marka kullanma hakkını kapsadığı ölçüde bir lisans ilişkisi doğurduğunu kabul eder. Bu, franchise, bayilik, yetkili servis ve tek satıcılık sözleşmelerinin hemen hepsi için geçerlidir. Aynı kararda lisans sözleşmesinin atipik niteliği vurgulanmış ve içeriğine göre hasılat kirası ile intifa hükümlerinden yararlanılabileceği, bu sözleşmelerin haklı sebep bulunmadıkça süresinden önce sona erdirilemeyeceği belirtilmiştir.
İkinci halka: sözleşme bittiğinde kullanım da biter. Aynı kararda dikkat çekici bir ayrıntı vardır: sözleşme 01.09.2014’te sona ermiş, dava 01.10.2014’te açılmıştır ve Daire yalnız bu bir aylık dönem yönünden talepleri değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bayilik ilişkisi biten işletmelerin tabela, totem, ambalaj ve internet kullanımlarını derhâl kaldırmaması, kısa bir süre için dahi tecavüz sorumluluğu doğurur.
Üçüncü halka: sicile kayıt bir formalite değildir. SMK m. 148/5, sicile kaydedilmeyen hukukî işlemlerden doğan hakların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini söyler. 2024 tarihli onama kararında bu hüküm iki yönlü işlemiştir: davalılar, ödedikleri yüksek franchise bedeline rağmen sicile kaydedilmemiş lisanslarını marka sahibine karşı savunma olarak kullanamamış; lisans aldığını ileri süren davacı şirket ise aynı sebeple dava hakkını kullanamamıştır. Marka kullanım hakkı satın alan işletmeler için sicil kaydı, ödenen bedelin güvencesidir.
Dördüncü halka: dava hakkı lisansın türüne bağlıdır. SMK m. 158, inhisarî lisans sahibine doğrudan dava açma yetkisi verir; inhisarî olmayan lisans alan ise önce hak sahibine bildirimde bulunmalı, üç ay beklemeli ve dava açtığını hak sahibine bildirmelidir. Ciddi zarar tehlikesi hâlinde süre dolmadan ihtiyatî tedbir istenebilir ve tedbir kararı verilirse lisans alan dava açmaya da yetkili olur. Kanunun varsayımı inhisarî olmama yönünde olduğundan, sözleşmede münhasırlığın açıkça yazılması bu yolun kısaltılması demektir.
Beşinci halka: iddia, dava dilekçesinde kurulmalıdır. 2025 tarihli onama kararı usulî bir uyarı içeriyor: davacı, inhisarî lisans sahibi olduğunu dava dilekçesinde ileri sürmemiş, sözleşmeyi delil olarak göstermemiş ve ilk kez istinaf aşamasında bu iddiayı dile getirmiştir. Sonuç, aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden ret olmuştur. Aynı kararda iki ek tespit daha yer alır: SMK ile korunan marka hakkı ayrıca haksız rekabet hükümleriyle korunamaz ve tecavüzün tespiti ile maddî ve manevî tazminat talepleri objektif dava yığılması oluşturduğundan her biri için ayrı vekâlet ücretine hükmedilir.
Altıncı halka: münhasırlık kaydı iki tarafı da bağlar, ama kimi bağladığı yoruma açıktır. 2025 tarihli alt lisans kararında, “alt bölgede bir mağaza açılamaz” kaydının alt lisans alanı değil, lisans vereni bağladığı sonucuna varılmıştır. Sözleşme bir bütün olarak okunduğunda, ilgili maddenin amacı alt lisans alana münhasırlık sağlamaktır; lisans veren bu kaydı, alt lisans alanın kendi bölgesinde ikinci bir mağaza açmasını engellemek ve bunun için ek bedel istemek amacıyla kullanamaz. Lisans zincirlerinde münhasırlık hükümlerinin kimin yararına konulduğunun sözleşmede açıkça yazılması bu tür uyuşmazlıkları baştan önler.
Yedinci halka: lisans veren pasif kalamaz. SMK m. 24/4, lisans verene üretilecek malın veya sunulacak hizmetin kalitesini garanti altına alacak önlemleri alma yükümlülüğü getirir. Buna karşılık lisans alan da sözleşmedeki şartlara uymak zorundadır; uymazsa marka sahibi tescilli markadan doğan haklarını doğrudan lisans alana karşı ileri sürebilir. Yani lisans ilişkisi, marka sahibini kullanımın kalitesinden sorumlu tutan, lisans alanı ise sözleşme şartlarına aykırılıkta tecavüz konumuna düşüren çift yönlü bir bağdır.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Bölgemde tek yetkili olduğuma göre lisansım inhisarîdir.” | Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans inhisarî değildir. |
| “Lisans sözlü de olur.” | Hukukî işlemler yazılı şekle tabidir. |
| “Sicile kaydettirmesek de olur.” | Kaydedilmeyen işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere ileri sürülemez. |
| “Lisans aldım, alt lisans da verebilirim.” | Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça alt lisans verilemez. |
| “Lisans alan her hâlde dava açabilir.” | İnhisarî olmayan lisansta önce bildirim ve üç aylık bekleme gerekir. |
| “Sözleşmeyi duruşmada sunarım.” | Lisans sözleşmesi dava dilekçesinde delil olarak gösterilmeli ve sunulmalıdır. |
| “Marka hakkımı ayrıca haksız rekabetle de korurum.” | SMK ile korunan marka hakkı ayrıca haksız rekabet hükümleriyle korunmaz. |
| “Sözleşme bitti ama tabelayı bir süre bıraksam olur.” | Sözleşme sonrası kullanım kısa süre için dahi tecavüz oluşturur. |
| “Franchise bedelini ödedim, hakkım güvencededir.” | Sicile kaydedilmeyen lisans, marka sahibine karşı savunma sağlamaz. |
Marka lisansı nedir?
Mülkiyet hakkı sahibinde kalmak koşuluyla, markanın başkalarınca kullanımına izin verilmesidir. Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisansa konu olabilir.
İnhisarî lisans nedir?
Lisans verenin başkasına lisans veremediği ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisinin de markayı kullanamadığı lisans türüdür.
Sözleşmede belirtmezsek lisans hangi türde sayılır?
Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans inhisarî değildir.
Lisans sözleşmesi hangi şekle tabidir?
Yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği ise noter onayına bağlıdır.
Sicile kayıt zorunlu mu?
Geçerlilik şartı değildir; ancak sicile kaydedilmeyen hukukî işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Ortak marka için lisans verilmesi ise sicile kayıt hâlinde geçerlidir.
Alt lisans verilebilir mi?
Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri haklarını üçüncü kişilere devredemez ve alt lisans veremez.
Lisans alan tecavüz davası açabilir mi?
İnhisarî lisans sahibi, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa hak sahibinin açabileceği davaları kendi adına açabilir. İnhisarî olmayan lisans alan ise önce hak sahibinden dava açmasını istemelidir.
Üç aylık süre nasıl işler?
Lisans alanın bildirimi üzerine hak sahibi talebi kabul etmez ya da bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde davayı açmazsa, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına ve menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir.
Acil durumda ne yapabilirim?
Ciddi zarar tehlikesi varsa lisans alan, sürenin geçmesinden önce ihtiyatî tedbir talep edebilir. Tedbir kararı verilirse dava açmaya da yetkili olur.
Bayilik sözleşmem lisans sayılır mı?
Yargıtay, açıkça marka lisans sözleşmesi yapılmamış olsa da sözleşme hükümleri ve ticarî ilişki markayı kullanma hakkını kapsıyorsa lisans ilişkisinin varlığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Lisans sözleşmesi süresinden önce sona erdirilebilir mi?
Yargıtay, lisans sözleşmelerine içeriğine göre hasılat kirası ve intifa hükümlerinin uygulanabileceğini, haklı sebep bulunmadıkça bu sözleşmelerin süresinden önce sona erdirilemeyeceğini belirtmiştir.
Sözleşme bittikten sonra markayı kullanırsam ne olur?
Sözleşme sona erdikten sonraki kullanım marka hakkına tecavüz oluşturur; kısa süreli kullanım da tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Lisans verenin kalite yükümlülüğü nedir?
Lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin kalitesini garanti altına alacak önlemleri almakla yükümlüdür.
Lisans alan sözleşmeye aykırı davranırsa ne olur?
Marka sahibi, tescilli markadan doğan haklarını doğrudan lisans alana karşı ileri sürebilir.
Tazminat nasıl hesaplanır?
SMK’daki hesaplama yöntemlerinden biri, tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesiyle hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelidir. Emsal lisans bedeli belirlenemezse mahkeme tazminatı takdir edebilmektedir.
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 7 — Marka tescilinden doğan hakların kapsamı
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 24 — Lisans
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 29 — Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 115 — Sicile güven ilkesi
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 148 — Hukukî işlemler ve sicile kayıt
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 149 — Sınaî mülkiyet hakkı tecavüze uğrayanın talepleri
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 150-151 — Tazminat ve yoksun kalınan kazanç
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 158 — Lisans alanın dava açması
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 159 — İhtiyatî tedbir
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 56 — Ruhsat (lisans)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 357-378 — Ürün kirası
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 794-822 — İntifa hakkı
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Markaya tecavüz ve tazminat, Marka hükümsüzlüğü ve iptal davası, Franchise sözleşmesi, Tek satıcılık (distribütörlük) sözleşmesi, Ticaret unvanına tecavüz ve terkin davası, Endüstriyel tasarım tescili ve tasarıma tecavüz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Lisans uyuşmazlıklarında sözleşme metni ve sicil kaydı belirleyici olduğundan, ilişki kurulurken bu iki noktaya özen gösterilmesi gerekir.