Marka Hükümsüzlüğü ve İptal Davası: İki Ayrı Yol, İki Ayrı Sonuç

legapro kapak 16231 LegaPro Hukuk Marka Hükümsüzlüğü ve İptal Davası: İki Ayrı Yol, İki Ayrı Sonuç

Kısaca

  • Tescilli bir markayı ortadan kaldırmanın iki ayrı yolu vardır ve bunlar birbirinin yerine geçmez: hükümsüzlük (SMK m.25) ve iptal (SMK m.26).
  • Hükümsüzlük, markanın tescil edilmemesi gereken bir sebeple tescil edilmiş olmasına dayanır; SMK m.5’teki mutlak veya m.6’daki nispi ret sebepleri gerekçe olur ve karar mahkemece verilir.
  • İptal ise tescil sonrasında ortaya çıkan bir sebebe dayanır: kullanmama, markanın yaygın ad hâline gelmesi, kullanım sonucu halkı yanıltması veya garanti/ortak marka teknik şartnamesine aykırı kullanım. Bu taleplerde karar mercii TÜRKPATENT‘tir.
  • Sonuçları da farklıdır: hükümsüzlük kararı başvuru tarihinden itibaren etkilidir ve koruma hiç doğmamış sayılır; iptal kararı ise kural olarak talebin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir.
  • Kullanmama nedeniyle iptalde ölçüt SMK m.9’dur: tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı sebep olmaksızın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka iptal edilir.
  • Kullanmama iptalinde ispat yükü marka sahibindedir; talep sahibinin markasıyla iltibas bulunması ise bir ön koşul değildir.
  • SMK m.25/6’ya göre marka sahibi, sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalmışsa, sonraki tescil kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi yapamaz. Bu süre hak düşürücüdür.
  • Yargıtay uygulamasında, sessiz kalma süresinin tescil tarihinden başlatılması mutlak bir kural değildir; hükümsüzlüğü istenen marka tescilden önce de kullanılmışsa bu kullanım tarihleri dikkate alınır.
  • Kötüniyetli tescilde beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz ve kötüniyet bölünemediğinden hükümsüzlük markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetleri kapsayabilir.
  • Hükümsüzlük ve iptale ilişkin kesinleşmiş kararlar herkese karşı hüküm doğurur; karar kesinleştikten sonra marka sicilden terkin edilir ve Bültende yayımlanır.

Bir markanın “iptali” ile “hükümsüzlüğü” günlük dilde aynı şeymiş gibi kullanılır. Oysa Sınai Mülkiyet Kanunu bu ikisini ayrı maddelerde, ayrı sebeplere bağlamış, ayrı mercilere vermiş ve ayrı sonuçlara tabi tutmuştur. Yanlış yolu seçmek yalnızca zaman kaybı değil, çoğu zaman hak kaybı da doğurur.

Ayrımın özü basittir: hükümsüzlük “bu marka baştan tescil edilmemeliydi” demektir; iptal ise “tescil doğruydu ama sonradan koruma sebebi ortadan kalktı” anlamına gelir. Aşağıda bu iki yolu, sürelerini, ispat düzenini ve özellikle beş yıllık sessiz kalma kuralını Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.

İki yol arasındaki fark

ÖlçütHükümsüzlük (m.25)İptal (m.26)
SebepTescil anında mevcut olan m.5 veya m.6 hâlleriTescil sonrasında doğan hâller
Karar merciiMahkemeTÜRKPATENT
Talep edebileceklerMenfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıİlgili kişiler
EtkisiBaşvuru tarihinden itibaren; koruma hiç doğmamış sayılırTalebin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren
Kısmi sonuçKısmi hükümsüzlük mümkündürKısmi iptal mümkündür
Süre sınırım.25/6’daki beş yıllık sessiz kalma kuralıKullanmama iptalinde hak düşürücü süre yoktur

SMK m.27: “(1) 25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. (2) 26 ncı madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir… (5) Markanın hükümsüzlüğüne veya iptaline ilişkin kesinleşmiş kararlar, herkese karşı hüküm doğurur.”

Geriye etkinin de sınırları vardır. m.27/3 uyarınca, marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyeti nedeniyle zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, geriye dönük etki; karardan önce tecavüz nedeniyle açılan davada verilen kesinleşmiş ve uygulanmış kararları ve karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeleri etkilemez. Bu sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin hakkaniyet gereği kısmen veya tamamen iadesi istenebilir.

Hükümsüzlük davası

SMK m.25: “(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez… (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.”

Uygulamada üç noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, Kurum taraf gösterilmez; dava sicilde kayıtlı marka sahibine karşı açılır. İkincisi, hükümsüzlük kısmi olabilir; yalnızca uyuşmazlık konusu mal ve hizmet sınıfları yönünden karar verilebilir. Üçüncüsü, m.5/1-(b), (c) ve (d) bentlerine aykırı tescil edilmiş bir marka, kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.

Ayrıca m.25/7, davalıya güçlü bir savunma imkânı verir: m.6/1 uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında, davacı markasının kullanılmadığı def’i ileri sürülebilir ve beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.

Kullanmama nedeniyle iptal

SMK m.26: “(1) Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir: a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması. b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi. c) … markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması. ç) 32 nci maddeye aykırı kullanımın olması. (2) İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir… (4) Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.”

Kullanma yükümlülüğünün ölçütü m.9’dur: tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka iptal edilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması ve marka sahibinin izniyle kullanılması da marka sahibinin kullanımı sayılır.

KonuKural
İspat yüküMarkanın kullanıldığını ispat yükü marka sahibindedir
İltibas şartıTalep sahibinin markasıyla iltibas bulunması ön koşul değildir
Talep edebilecek kişi“İlgili kişi”; aynı sektörde faaliyet göstermek hukuki yararı kurabilir
Hak düşürücü süreKullanmama iptali için hak düşürücü süre yoktur
Son üç ay kuralıTalep beklenerek yapılan kullanım, talepten önceki üç ay içindeyse dikkate alınmaz
UsulTalep marka sahibine tebliğ edilir; bir ay içinde delil ve cevap sunulur, bir aya kadar ek süre verilebilir

İptal yetkisinin TÜRKPATENT’e geçişi kademeli olmuştur. SMK’nın geçiş hükümleri uyarınca m.26 yürürlüğe girene kadar iptal yetkisi, aynı maddedeki usul ve esaslara göre mahkemelerce kullanılmış; maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemelerde görülmekte olan iptal davalarının yine mahkemelerce sonuçlandırılacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle eski tarihli dosyalarda görev, davanın açıldığı tarihe göre belirlenmektedir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı

SMK m.25/6: “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”

Bu ilkenin temeli Türk Medeni Kanunu m.2’deki dürüstlük kuralıdır. Yargıtay uygulamasında şartları şöyle belirlenmiştir:

  • Önceki hak sahibinin, sonraki işaretin kullanıldığını bilmesi gerekir; kullanımı bilebilecek durumda olmayan kişinin dava hakkı düşmez.
  • Bilmenin yanında bu kullanıma katlanmış olması aranır.
  • Sonraki tescil sahibinin iyiniyetli olması şarttır; kötüniyet varsa sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemez.
  • Sessizlik mücbir sebep veya objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanıyor ve bu ispatlanıyorsa hak kaybı doğmaz.
  • Hak genel olarak sona ermez; yalnızca eylemine sessiz kalınan kişinin bu haktan yararlanmasına katlanılır.

Sürenin başlangıcı da tartışmalıdır ve mutlak değildir. Hükümsüzlüğü istenen marka tescil tarihinden önce de kullanılmışsa, tescilden önceki kullanım tarihlerinin dikkate alınması gerekir.

Kötüniyetli tescil

Kötüniyet, hem hükümsüzlüğün bağımsız bir sebebidir hem de sessiz kalma kuralını devre dışı bırakır. SMK m.25/1’in yollamasıyla uygulanan m.6/9, kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğini düzenler.

Uygulamada kötüniyet göstergeleri şunlardır: taraflar arasında önceden ticari ilişki bulunması, tescili yapanın karşı tarafın markasından mesleki konumu gereği haberdar olması, aynı sektörde faaliyet gösterilmesi ve markanın tesadüfen seçilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı düşmesi. Kötüniyet tespit edildiğinde, kötüniyetin bölünemeyeceği kabul edilerek hükümsüzlük markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetleri kapsayabilmektedir.

Ne yapmalı?

  1. Önce doğru yolu seçin: tescil anındaki bir sakatlık varsa hükümsüzlük, sonradan doğan bir sebep varsa iptal.
  2. Hükümsüzlük davasını sicilde kayıtlı marka sahibine karşı açın; Kurumu taraf göstermeyin.
  3. Kullanmama nedeniyle iptal talebinizi TÜRKPATENT’e yöneltin; talebe ilişkin süreç dosya üzerinden yürür.
  4. Beş yıllık sessiz kalma süresini yalnızca tescil tarihinden değil, karşı tarafın fiilî kullanım başlangıcından da hesaplayın.
  5. Kötüniyet iddianız varsa bunu ayrı bir başlık olarak ve somut delillerle ileri sürün; kötüniyet beş yıllık süreyi devre dışı bırakır.
  6. Ticari ilişki, yazışma, sipariş ve fatura kayıtları gibi karşı tarafın markanızdan haberdar olduğunu gösteren belgeleri toplayın.
  7. Kullanmama iddiasına karşı savunuyorsanız kullanım delillerini hazırlayın: fatura, katalog, ambalaj, reklam, ihracat belgeleri ve tarih içeren görseller.
  8. Kullanımın “ciddi” olduğunu gösterin; sembolik veya göstermelik kullanım yeterli sayılmaz.
  9. Talep beklentisiyle yapılan kullanımın son üç ay kuralına takılabileceğini hesaba katın.
  10. Kısmi sonuç talep edin; yalnızca çakışan mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlük veya iptal isteyebilirsiniz.
  11. Hükümsüzlük ile iptalin farklı tarihlerden itibaren etkili olduğunu, tazminat hesabınızı buna göre kurmanız gerektiğini unutmayın.
  12. Karar kesinleştikten sonra sicilden terkin ve Bültende yayım işlemlerini takip edin.

Yargı kararlarından

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/376, K. 2025/798, 10.12.2025

Sessiz kalma yoluyla hak kaybının şartları: bilme, katlanma ve karşı tarafın iyiniyeti. Kurul, ilkenin çerçevesini ayrıntılı biçimde çizmiştir: “Sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için, önceki hak sahibinin markasındaki işaretin aynısının veya benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirildiğini ve markasal anlamda kullanıldığını bilmesi ve buna rağmen kabul edilebilir bir süre sessiz kalmış olması gereklidir. Bununla birlikte önceki hak sahibinin uzun süre sessiz kalması mücbir sebep ya da objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanıyorsa ve bunun ispatlanması hâlinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için her şeyden önce ticaret unvanını sonradan tescil ettiren ve markasal olarak kullanan kişinin iyiniyetli olması gerekir. Zira bu kişi kötüniyetli ise sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemez.” Kurul ayrıca, mülga 556 sayılı KHK döneminde süre belirlemesi bulunmadığından TMK m.2 gözetilerek her somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini; SMK ile birlikte hükümsüzlük davaları yönünden beş yıllık sürenin ilk kez yasal düzenleme hâline getirildiğini belirtmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/840, K. 2025/5647, 24.09.2025

Beş yıllık süre tescilden değil, fiilî kullanımdan da başlayabilir. Daire, önce ilkenin uygulama alanını belirlemiştir: “Önceki marka sahibinin dava açma hakkının düşmesi için karşı tarafın kullanımını bilmesi yanında bu kullanıma katlanmış olması gerekir. Kullanımı bilebilecek durumda olmayan bir kişinin dava açma hakkının düştüğünden bahsedilemeyecektir.” Ardından SMK m.25/6’daki sürenin niteliğini ve başlangıcını ortaya koymuştur: “Anılan hükümde düzenlenen beş yıllık süre hak düşürücü süredir. Hükümsüzlük davaları bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybında uygulanacak sürenin başlangıcının, tescil tarihinden başlatılması mutlak bir kural değildir. Eğer hükümsüzlüğü talep edilen marka, tescil tarihinden önce kullanılmış ise tescil tarihinden önceki kullanım tarihleri de dikkate alınmak zorundadır.” Somut olayda davalının markasının asıl unsurunu 1973 yılından beri kullandığı savunması karşısında m.25/6 koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılmış ve karar oybirliğiyle bozulmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/670, K. 2025/5370, 15.09.2025

Kullanmama iptalinde ispat yükü marka sahibindedir ve iltibas ön koşul değildir. İlaç sektöründe faaliyet gösteren davacı, davalıya ait markanın beş yılı aşkın süredir kullanılmadığını ileri sürerek SMK m.9 ve m.26 uyarınca iptalini istemişti. Bölge adliye mahkemesi, davacının aynı sektörde faaliyet yürüttüğü için “kullanılmayan markanın iptalini talep etmekte hukuki yararı bulunan ilgili kişi konumunda” olduğunu; davalının markasını dava tarihinden geriye doğru beş yıllık sürede ciddi biçimde kullandığını gösterir delil sunmadığından kullanımın ispatlanmadığını; ve “iptal talebinin kabulü için talepte bulunana ait marka ile davalı markası arasında iltibas tehlikesinin bulunmasının bir ön koşul veya gereklilik olmadığı”nı belirtmiştir. Daire, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığını tespit ederek kararı 15.09.2025 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/345, K. 2024/8763, 09.12.2024

Kötüniyetli tescilde beş yıllık süre işlemez ve hükümsüzlük tüm emtiaları kapsar. Davalının, davacı şirketin marka başvurularında marka vekili olarak görev yapmış olması nedeniyle davacının markalarından haberdar bulunduğu ve buna rağmen aynı şekilde tescil ettirdiği tespit edilmişti. İlk derece mahkemesi, bu nedenle tescilin kötüniyetli olduğunu, “marka tescilinden itibaren 5 yıl geçmediği için sessiz kalma durumunun gerçekleşmediği”ni ve “SMK’nın 25/1 inci maddesi hükmünün yollaması ile uygulanması gereken SMK’nın 6/9 uncu maddesi hükmü uyarınca kötü niyetli tescilin davaya konu markanın tescil edildiği tüm emtiaları kapsadığı”nı belirterek markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmiş, Daire de kararı 09.12.2024 tarihinde onamıştır.

Bu kararlar, marka uyuşmazlıklarında zaman faktörünün iki yönlü işlediğini gösterir. Bir yanda önceki hak sahibinin süre içinde harekete geçmesi beklenir: SMK m.25/6’daki beş yıl hak düşürücü nitelikte kabul edilmekte ve sürenin tescil tarihinden başlatılmasının mutlak olmadığı, karşı tarafın markayı tescilden önce de kullanmış olması hâlinde bu kullanımın hesaba katılması gerektiği belirtilmektedir — bu, sürenin sanılandan çok daha erken başlayabileceği anlamına gelir. Diğer yanda, sürenin işlemesi için salt zaman geçmesi yetmez; hak sahibinin kullanımı bilmesi ve buna katlanmış olması, karşı tarafın da iyiniyetli olması aranır, sessizlik mücbir sebebe dayanıyorsa hak kaybı doğmaz. Kötüniyet ise bu dengeyi tümüyle bozar: kötüniyetli tescilde beş yıllık süre uygulanmaz ve kötüniyetin bölünemeyeceği kabul edilerek hükümsüzlük markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetlere yayılabilir. Kullanmama nedeniyle iptalde ise denge marka sahibi aleyhine kurulmuştur: hak düşürücü süre bulunmaz, talep sahibinin markasıyla iltibas bulunması aranmaz ve markanın ciddi biçimde kullanıldığını ispat yükü doğrudan marka sahibine düşer. Dolayısıyla tescilli marka sahipleri için pratik sonuç nettir: kullanım delillerinin düzenli biçimde arşivlenmesi, tescilin kendisi kadar önemlidir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Hükümsüzlük ile iptali karıştırmakYanlış mercie başvuru, süre kaybıSebebin tescil anında mı sonradan mı doğduğuna bakmak
Hükümsüzlük davasında Kurumu taraf göstermekm.25/3’e aykırıdırDavayı sicilde kayıtlı marka sahibine karşı açmak
Beş yılı yalnızca tescil tarihinden saymakSüre çoktan dolmuş olabilirFiilî kullanım başlangıcını da hesaba katmak
Kötüniyeti ayrıca ileri sürmemekBeş yıllık süre devreye girerKötüniyeti bağımsız başlık olarak ve delille ileri sürmek
Kullanım delillerini saklamamakİptal talebinde ispat yükü karşılanamazFatura, katalog, reklam ve ambalajı tarihli arşivlemek
Sembolik kullanımla yetinmek“Ciddi kullanım” şartı sağlanmazPiyasaya yönelik gerçek kullanımı belgelemek
Talep beklentisiyle aceleyle kullanım yapmakSon üç aylık kullanım dikkate alınmazKullanımı düzenli ve sürekli tutmak
İptalde iltibas şartı arandığını sanmakGereksiz ispat yükü üstlenilirİlgili kişi sıfatını ve hukuki yararı ortaya koymak
Kısmi talep imkânını kullanmamakTüm sınıflar için sonuç alınamayabilirÇakışan sınıflar yönünden kısmi talepte bulunmak
Hükümsüzlük mü, iptal mi istemeliyim?

Marka tescil edilmemesi gereken bir sebeple tescil edilmişse hükümsüzlük, tescil doğru yapılmış ancak sonradan kullanmama gibi bir sebep doğmuşsa iptal istenir. İkisi birlikte de talep edilebilir.

İptal talebini nereye yaparım?

SMK m.26 uyarınca iptal talepleri TÜRKPATENT’e yapılır ve Kurum, iddia, savunma ve deliller çerçevesinde dosya üzerinden karar verir.

Kullanmama nedeniyle iptalde süre sınırı var mı?

Kullanmama nedenine dayalı iptal için hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Aranan şey, talep tarihinden geriye doğru beş yıllık sürede ciddi kullanımın bulunmamasıdır.

Markamı kullandığımı nasıl ispat ederim?

Tarihli fatura, katalog, ambalaj örnekleri, reklam ve tanıtım materyalleri, ihracat belgeleri ve satış kayıtları kullanılır. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması da kullanım sayılır.

İptal isteyen kişinin benzer markası olmalı mı?

Hayır. İptal talebinin kabulü için talepte bulunanın markasıyla iltibas tehlikesi bulunması bir ön koşul değildir. Aranan, talep sahibinin “ilgili kişi” olması ve hukuki yararının bulunmasıdır.

Beş yıl sessiz kalırsam hakkımı büsbütün kaybeder miyim?

Hak genel olarak sona ermez; yalnızca eylemine sessiz kalınan kişinin bu haktan yararlanmasına katlanılır. Ayrıca sonraki tescil kötüniyetliyse sessiz kalma yoluyla hak kaybı işlemez.

Beş yıllık süre ne zaman başlar?

Yargıtay uygulamasına göre sürenin tescil tarihinden başlatılması mutlak bir kural değildir; hükümsüzlüğü istenen marka tescilden önce de kullanılmışsa bu kullanım tarihleri de dikkate alınır.

Kullanımı bilmiyordum, yine de süre işler mi?

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı için hak sahibinin kullanımı bilmesi veya bilmesi gerekmesi ve buna katlanmış olması aranır. Kullanımı bilebilecek durumda olmayan kişinin dava hakkının düştüğünden söz edilemez.

Kötüniyet nasıl ispatlanır?

Taraflar arasında önceden ticari veya mesleki ilişki bulunması, aynı sektörde faaliyet gösterilmesi, markanın tesadüfen seçilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı düşmesi gibi somut olgular değerlendirilmektedir.

Kötüniyetli tescilde hükümsüzlük hangi sınıfları kapsar?

Kötüniyetin bölünemeyeceği kabul edilerek hükümsüzlüğün markanın tescil edildiği tüm mal ve hizmetleri kapsayabileceği yönünde kararlar bulunmaktadır.

Hükümsüzlük kararı geçmişe etkili mi?

Evet. m.27/1 uyarınca karar marka başvuru tarihinden itibaren etkilidir ve koruma hiç doğmamış sayılır. İptal kararı ise kural olarak talebin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir.

Daha önce yapılmış lisans sözleşmeleri ne olur?

m.27/3 uyarınca geriye dönük etki, karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeleri etkilemez. Ancak ödenmiş bedelin hakkaniyet gereği kısmen veya tamamen iadesi istenebilir.

Karar yalnızca tarafları mı bağlar?

Hayır. m.27/5 uyarınca hükümsüzlüğe veya iptale ilişkin kesinleşmiş kararlar herkese karşı hüküm doğurur; karar kesinleştikten sonra marka sicilden terkin edilir ve Bültende yayımlanır.

Davalı olarak hangi savunmaları yapabilirim?

Kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanıldığı (m.25/4), sessiz kalma yoluyla hak kaybı (m.25/6) ve davacı markasının kullanılmadığı def’i (m.25/7) başlıca savunmalardır.

İlgili mevzuat

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.5 (mutlak ret sebepleri), m.6 (nispi ret sebepleri, özellikle 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9), m.9 (markanın kullanılması), m.19 (kullanmama def’i), m.25 (hükümsüzlük hâlleri ve talebi), m.26 (iptal hâlleri ve talebi), m.27 (hükümsüzlüğün ve iptalin etkisi), m.32 (garanti ve ortak markada teknik şartname), m.155 (önceki tarihli hakların etkisi), Geçici m.4 (iptal yetkisinin geçiş dönemi)
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2 (dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması)
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.54 vd. (haksız rekabet)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (görev, istinaf ve temyiz hükümleri)
  • Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

Bağlantılı yazılarımız: markaya tecavüz ve tazminat, marka tescil başvurusu, patent başvurusu nasıl yapılır ve telif hakkı nedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Marka uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsurlar doğru yolun seçilmesi, beş yıllık sürenin doğru hesaplanması ve kullanım ile kötüniyete ilişkin delillerin zamanında toplanmasıdır.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Şirketler hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Munzam (Aşkın) Zarar – TBK m. 122: Şartları, İspatı ve Daireler Arası Ayrılık

İçindekilerKanunî dayanakTemerrüt faizi ile munzam zarar arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Munzam (aşkın)…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Borçlunun Temerrüdü (TBK m. 117-126): İhtar, Vade ve Seçimlik Haklar

İçindekilerKanunî dayanakVade türleri ve ihtar ihtiyacıNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kural açıktır: muaccel bir…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71): Elektrik, Doğalgaz ve Denkleştirme

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 71, önemli…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m. 67): Köpek Isırması ve Tazminat

İçindekilerKanunî dayanakHangi kusursuz sorumluluk hangi maddede?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 67, hayvanın…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Yapı Malikinin Sorumluluğu (TBK m. 69): Kurtuluş Kanıtı Yoktur

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasında yapı malikinin yeriNe yapmalı?Sık yapılan hatalarSık sorulan sorular Kısaca Bir binanın veya diğer…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (TBK m. 66): Şartları ve Kurtuluş Kanıtı

İçindekilerKanunî dayanakTBK m. 66 ile TBK m. 116’nın farkıNe yapmalı?Sık yapılan hatalarSık sorulan sorular Kısaca Adam çalıştıran, çalışanının…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara