Limited Şirket Müdürünün Sorumluluğu ve Azli (TTK 623-630)

- Limited şirkette yönetim ve temsil şirket sözleşmesiyle düzenlenir; müdür ortak da olabilir, üçüncü kişi de.
- Ancak en az bir ortağın yönetim hakkı ve temsil yetkisinin bulunması zorunludur.
- Müdürler, kanunla veya sözleşmeyle genel kurula bırakılmamış tüm yönetim konularında karar almaya ve yürütmeye yetkilidir.
- Müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür.
- Sözleşmede aksi yoksa veya diğer ortaklar izin vermemişse müdürler rekabet oluşturan faaliyette bulunamaz.
- Genel kurul müdürü görevden alabilir, yetkilerini sınırlayabilir.
- Her ortak, haklı sebep varsa mahkemeden müdürün yetkilerinin kaldırılmasını isteyebilir (azil davası).
- Özen ve bağlılık yükümünün ağır ihlali ya da iyi yönetim yeteneğinin kaybı haklı sebeptir.
- Temsil yetkisi şirketin amaç ve işletme konusuna giren işleri kapsar; ultra vires kuralı terk edilmiştir.
- Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı kural olarak ileri sürülemez.
- Müdür, kendisiyle şirketin menfaatlerinin çatıştığı işlemlerde şirketin menfaatine öncelik vermek zorundadır.
- Müdürlerin sorumluluğuna anonim şirket hükümleri (TTK m. 553 vd.) kıyasen uygulanır.
Limited şirket ortaklığının en sık yaşanan krizi, müdürün şirketi kendi çıkarına yönetmeye başlamasıdır: paralel bir şirket kurulur, işler oraya aktarılır, defterler gösterilmez, şirket aleyhine takip başlatılır. Diğer ortak ise çoğu zaman genel kurulda çoğunluğa sahip olmadığı için müdürü görevden alamaz.
Türk Ticaret Kanunu bu duruma iki ayrı yol sunuyor: mahkemeden azil ve müdür aleyhine sorumluluk davası. Aşağıda bu iki yolun şartlarını, temsil yetkisinin sınırlarını ve ispat sorunlarını Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“(1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
(2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.
(3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.”
“(1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler…
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
(3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir.”
“(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
(4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır.”
İki ayrı yol: azil ve sorumluluk
| Ölçüt | Azil davası (m. 630/2) | Sorumluluk davası (m. 644 yollamasıyla m. 553 vd.) |
|---|---|---|
| Amaç | Yetkinin kaldırılması veya sınırlandırılması | Zararın tazmini |
| Kim açar? | Her ortak | Şirket, ortak ve şartları varsa alacaklı |
| Şart | Haklı sebep | Kusur, zarar, illiyet ve yükümlülük ihlali |
| Tazminat gerekir mi? | Hayır | Evet, zarar ispatlanmalı |
| Ödeme kime yapılır? | — | Ortak açsa dahi şirkete |
| Genel kurul kararı | Aranmaz | Aranmaz |
| Görevli mahkeme | Asliye ticaret mahkemesi | Asliye ticaret mahkemesi |
| Sonuç | Yetki kaldırılır, gerekirse kayyım | Tazminata hükmedilir |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Şirket sözleşmesini inceleyin: müdürlerin kimler olduğu, münferit mi birlikte mi temsil ettikleri, rekabet yasağının kaldırılıp kaldırılmadığı.
- Ticaret sicil kayıtlarından güncel yetki durumunu ve varsa tescilli sınırlamaları alın.
- Ortak sıfatınıza dayanarak bilgi alma ve inceleme hakkınızı yazılı olarak kullanın; reddedilirse bunu belgeleyin.
- İhlalleri somutlaştırın: paralel şirket kurulması, mal ve müşteri aktarımı, şirket aleyhine takip, defterlerin gösterilmemesi, idari para cezaları.
- Müdürün yakınlarıyla yapılan işlemleri ve menfaat çatışması doğuran kararları ayrıca listeleyin.
- Ticaret sicil gazetesi, banka kayıtları, fatura ve sevk irsaliyeleri gibi üçüncü kişi nezdindeki delilleri toplayın.
- Gerekirse dava öncesinde delil tespiti yaptırın; defterlerin kaçırılması riskini azaltır.
- Azil davasında talebinizi kademeli kurun: azil, olmazsa yetkinin sınırlandırılması, gerekiyorsa kayyım atanması.
- Sorumluluk davasında zararı hesaplatabilecek nitelikte veri sunun; salt “şirket zarar etti” ifadesi yeterli değildir.
- Bilirkişi heyetinin uzmanlık alanını denetleyin; kredi ve finansman tartışması varsa bankacılık bilirkişisi talep edin.
- Rekabet yasağına zımnen rıza gösterdiğiniz izlenimi doğuracak yazışma ve protokollerden kaçının.
- Tazminat talebi bakımından arabuluculuk dava şartını kontrol edin; ticari nitelikteki para alacaklarında zorunludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/21, K. 2020/142, 13.02.2020
Menfaat çatışması içindeki müdürün tek başına yaptığı işlem, temsile münferiden yetkili olsa dahi geçerli sayılmaz. Şirket taşınmazları üzerine karşılıksız ipotek tesis edildiği iddiasıyla açılan davada, davayı açan müdürden başka bir müdür — üstelik davalının oğlu — dava dışı kalarak davadan feragat etmiştir. Genel Kurul, limited şirkette yönetimin iç ilişki, temsilin ise dış ilişki kavramı olduğunu belirledikten sonra temsil yetkisinin kapsamını çizmiştir: “temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir… Şirketlerin ehliyetinin işletme konusu ile sınırlı olması ve konu dışı işlemlerin şirketi bağlamaması kuralı (ultra vires) 6102 sayılı TTK ile terk edilmiştir.” Sınırlamaların üçüncü kişilere etkisi bakımından: “temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez”. Özen ve bağlılık yükümü ise şöyle tanımlanmıştır: “Özen, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkati, ciddiyeti ve bilimselliği ifade ederken şirket menfaatinin gözetilmesi ise şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine feda edilmemesi… anlamına gelir.” Somut olayda feragat eden müdürün davalının oğlu olması menfaat çatışması sayılmış ve “şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü gereği tek başına yaptığı feragat beyanının geçerli olmadığı” kabul edilmiştir. Sonuç: direnme kararının genişletilmiş gerekçeyle BOZULMASINA, 13.02.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3524, K. 2025/2160, 26.03.2025
Müdürün kendi alacağı için şirkete karşı icra takibi başlatması azil sebebi sayılabilir. Ortak ve aynı zamanda müdür olan davalı, şirketten olan alacağı için şirket aleyhine icra takibi başlatmış; diğer ortak bunun özen ve bağlılık yükümüne aykırı olduğunu ileri sürerek azil ve kayyım atanması istemiştir. Onanan ilk derece gerekçesine göre, alacak miktarı tarafların iradesiyle belirlenmişken ve şirketin borcu ödememe iradesi gösterdiğine dair bir bilgi ve belge yokken, “şirket müdürü davalının icra takibine girişmeksizin alacağını tahsil yetkisi var iken daha masraflı olan icra takibine girişmesini müdürün sorumluluğunu doğuracak bir olgu olarak kabul etmek gerektiği, davalının özen ve bağlılık yükümlülüğünün yerine getirilmediği, şirketin mal varlığının azaltılması sonucunu doğuracak bu girişiminin dürüstlük kuralı ile de bağdaştırılamayacağı” saptanmıştır. Sonuç: azle ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yolundaki Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 26.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3980, K. 2026/1099, 25.02.2026
İşletmenin fiilî yönetimindeki ağır aksaklıklar da azil için haklı sebep oluşturur. Bursa’da faaliyet gösteren bir özel rehabilitasyon şirketinde ortaklar yüzde elli-yüzde elli paya sahipti; şirketi münferiden temsile yetkili ortak müdürün görevini yerine getirmediği ileri sürülerek azli istenmiştir. Onanan ilk derece gerekçesinde, tanık beyanlarına dayanılarak “davalı yöneticinin, şirketin servis araçlarının seçiminde özen göstermediği, eğitim kurumunda olması şart olan hijyeni temin edemediği, eğitim ve sosyal faaliyetler konusunda velilerin memnuniyetini sağlayamadığı, yasa ve yönetmeliklere aykırı davrandığı için şirketin idari para cezalarına muhatap olmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, davalının şirket yöneticiliğinden azli koşullarının oluştuğu” belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu davranışların “ağır kusur oluşturduğu, dolayısıyla azil için somut olayda haklı sebeplerin bulunduğu” sonucuna varmıştır. Sonuç: istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın ONANMASINA, 25.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2025, K. 2025/860, 13.02.2025
Sorumluluk davasında zarar iddiası, uzmanlığı yeterli bir bilirkişi heyetiyle araştırılmadan reddedilemez. Ortak, müdürün paralel şirketler kurarak şirketin ürettiği malları o şirketler üzerinden sattığını, kâr ve geliri aktardığını ileri sürerek tazminat ve azil istemiştir. Yerel mahkeme, defterlerde müdürün sorumluluğunu gerektiren bir tespit yapılamadığı, zararın büyük ölçüde kredi faiz ödemelerinden kaynaklandığı ve davacının işbirliğine zımnen rıza gösterdiği gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire bu incelemeyi yetersiz bulmuştur: “şirketin defterlerindeki ödemelerin büyük kısmının kredi ve faiz ödemelerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla şirketin kredi kullanma ihtiyacı olup olmadığı, kullanılan kredi tutarının ihtiyaca uygun olup olmadığı, kredinin nereye sarf edildiği hususlarının tespiti için aralarında bankacılık işlemlerinden anlayan bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten rapor alınmak suretiyle yapılacak inceleme ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış”tır. Sonuç: istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Birinci halka: yönetim ile temsil ayrı kavramlardır. Genel Kurul kararında bu ayrım net biçimde kuruluyor: yönetim iç ilişki kavramıdır ve şirketin faaliyet göstermesi için yapılması gereken iş ve işlemlerin tümünü kapsar; temsil ise dış ilişkide şirket adına bağlayıcı irade açıklama yetkisidir. Her ikisi de müdürlere aittir. Bu ayrım, hangi işlemin genel kurul yetkisinde olduğu tartışmasının çıkış noktasıdır.
İkinci halka: temsil yetkisi geniş, sınırlaması dardır. 6102 sayılı Kanun ile ultra vires kuralı terk edilmiştir. Temsile yetkili olanların işletme konusu dışında yaptığı işlemler dahi şirketi bağlar; şirket bunun aksini ancak üçüncü kişinin durumu fiilen bildiğini kanıtlayarak ileri sürebilir. Esas sözleşmenin ilan edilmiş olması bu ispat için tek başına yeterli sayılmamıştır. Temsil yetkisinin sınırlandırılması da iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; yalnızca merkez veya şubeye özgüleme ile birlikte imza şartına ilişkin tescilli sınırlamalar geçerlidir. Uygulamadaki sonucu şudur: şirket, müdürün yaptığı işlemden kurtulmak için iç sınırlamalara değil, karşı tarafın kötüniyetine dayanmak zorundadır.
Üçüncü halka: özen ile bağlılık ayrı yükümlülüklerdir. Genel Kurul kararı bu iki kavramı bilinçli olarak ayırıyor: özen, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkati, ciddiyeti ve bilimselliği; bağlılık ise şirket menfaatinin kişisel menfaatlere feda edilmemesini ifade eder. Menfaat çatışması hâlinde müdür şirketin menfaatine öncelik vermek ve o konudaki müzakereye katılmamak zorundadır. Somut olayda karşı tarafın oğlu olan müdürün tek başına verdiği feragat beyanı bu nedenle geçersiz sayılmıştır; münferiden temsile yetkili olmak, menfaat çatışması bulunan işlemde tek başına hareket etmeyi meşrulaştırmamaktadır.
Dördüncü halka: haklı sebep somut olaylarla ölçülür. 2025 ve 2026 tarihli iki onama kararı, azil için aranan “ağır ihlal” ölçütünün nasıl doldurulduğunu gösteriyor. Birinde müdürün, şirketin ödememe iradesi göstermediği bir borç için şirket aleyhine icra takibi başlatarak şirketin malvarlığını masrafa ve azalmaya uğratması yeterli görülmüştür. Diğerinde ise servis aracı seçiminden hijyene, mevzuata aykırılık nedeniyle idari para cezalarına muhatap olmaya kadar uzanan somut yönetim başarısızlıkları haklı sebep sayılmıştır. Ortak nokta, iddiaların soyut kalmaması ve tanık ile belgeyle desteklenmesidir.
Beşinci halka: azil, çoğunluk gerektirmeyen bir haktır. Kanun genel kurula görevden alma yetkisi tanırken, ayrıca her ortağa haklı sebeple mahkemeye başvurma hakkı vermiştir. 2026 tarihli karara konu olay, ortakların yüzde elli-yüzde elli paya sahip olduğu klasik kilitlenme tablosudur; bu tabloda genel kurul yoluyla sonuç almak mümkün değildir. Mahkeme yolu bu nedenle azınlık ve eşit ortaklık ilişkilerinde belirleyici hâle gelmektedir.
Altıncı halka: sorumluluk davasının kilidi ispattır. 2025 tarihli bozma kararı, bu davaların pratik zorluğunu gösteriyor. Şirketin zarar etmiş olması tek başına müdürün sorumluluğunu doğurmaz; zararın müdürün yükümlülük ihlalinden kaynaklandığı ortaya konulmalıdır. Buna karşılık mahkemenin de yüzeysel bir bilirkişi raporuyla yetinmesi kabul edilmemiş; kredi ihtiyacının bulunup bulunmadığı, kredi tutarının ihtiyaca uygunluğu ve kredinin nereye sarf edildiği gibi soruların bankacılık uzmanı içeren bir heyetçe araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Dava dilekçesinde bu soruların açıkça sorulması, sonraki aşamada eksik inceleme itirazının dayanağını oluşturur.
Yedinci halka: zımnî rıza savunması ciddiye alınmalıdır. Aynı dosyada yerel mahkeme, taraflar arasında imzalanan bir protokolde iki şirketin işbirliği yapacağının kararlaştırılmış olmasından hareketle, davacının rekabet yasağının ihlaline zımnen rıza gösterdiği sonucuna varmıştı. Kanun, rekabet yasağının ancak şirket sözleşmesinde aksinin öngörülmesi ya da diğer tüm ortakların yazılı izniyle kaldırılabileceğini söyler. Buna rağmen uygulamada taraflar arasındaki protokoller ve fiilî uygulamalar aleyhe yorumlanabilmektedir; bu nedenle ortakların, itiraz ettikleri uygulamalara sessiz kalmamaları ve itirazlarını yazılı biçimde kayda geçirmeleri önem taşır.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Çoğunluğum yok, müdürü değiştiremem.” | Her ortak haklı sebeple mahkemeden azil isteyebilir. |
| “Müdür kötü yönetiyor, bu yeter.” | Haklı sebep ağır ihlal düzeyine ulaşmalı ve somutlaştırılmalıdır. |
| “Şirket zarar etti, müdür öder.” | Zararın yükümlülük ihlalinden doğduğu ispatlanmalıdır. |
| “Tazminatı kendim alırım.” | Ortak dava açsa da tazminat şirkete ödenir. |
| “Sözleşmede sınırlama var, işlem geçersiz.” | Sınırlamalar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı kural olarak ileri sürülemez. |
| “İşletme konusu dışında, şirketi bağlamaz.” | Ultra vires terk edilmiştir; karşı tarafın bilmesi ispatlanmalıdır. |
| “Münferit yetkim var, tek başıma karar veririm.” | Menfaat çatışması bulunan işlemlerde bu yetki kullanılamaz. |
| “Rekabet yasağını sözlü konuştuk, kalktı.” | Kaldırma sözleşme hükmüne ya da tüm ortakların yazılı iznine bağlıdır. |
| “Bilirkişi raporu geldi, iş bitti.” | Heyetin uzmanlığı ve incelemenin kapsamı denetlenmelidir. |
Limited şirkette müdür kim olabilir?
Bir veya birden fazla ortak, tüm ortaklar ya da üçüncü kişiler müdür olarak atanabilir. Ancak en az bir ortağın yönetim hakkı ve temsil yetkisi bulunmalıdır.
Müdürün yetkisi nereye kadar uzanır?
Kanunla veya şirket sözleşmesiyle genel kurula bırakılmamış tüm yönetim konularında karar alma ve yürütme yetkisi müdürlerindir.
Özen ve bağlılık yükümlülüğü ne demektir?
Özen, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkat, ciddiyet ve bilimselliktir. Bağlılık ise şirket menfaatinin kişisel veya başkalarının menfaatlerine feda edilmemesidir.
Müdür şirketle rekabet edebilir mi?
Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse edemez.
Müdür nasıl görevden alınır?
Genel kurul müdürü görevden alabilir. Ayrıca her ortak, haklı sebeplerin varlığında mahkemeden yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını isteyebilir.
Hangi hâller haklı sebep sayılır?
Yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya iyi yönetim için gerekli yeteneği kaybetmesi.
Müdürün şirkete karşı takip başlatması azil sebebi olur mu?
Şirketin ödememe iradesi göstermediği bir borç için masraflı bir icra takibine girişilmesi, özen ve bağlılık yükümüne aykırılık sayılarak azil sebebi kabul edilmiştir.
Azil davasında kayyım atanabilir mi?
Uygulamada azil talebiyle birlikte şirketin yönetim ve temsili için kayyım atanması da talep edilmektedir. Mahkeme somut olayın koşullarına göre değerlendirir.
Müdürün yaptığı işlem şirketi bağlar mı?
Kural olarak evet. İşletme konusu dışındaki işlemler de şirketi bağlar; şirket ancak üçüncü kişinin bu durumu fiilen bildiğini kanıtlarsa aksini ileri sürebilir.
Temsil yetkisinin sınırlandırılması üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir mi?
Kural olarak hayır. Yalnızca merkez veya şube işlerine özgüleme ile birlikte imza şartına ilişkin tescil ve ilan edilmiş sınırlamalar geçerlidir.
Müdür kendi yakınıyla ilgili işlemde karar verebilir mi?
Menfaat çatışması bulunan konularda müdürün şirketin menfaatine öncelik vermesi ve o müzakereye katılmaması gerekir. Tek başına yapılan böyle bir işlem geçersiz sayılabilmektedir.
Sorumluluk davasını kim açabilir?
Şirket ve her ortak açabilir; şartları varsa şirket alacaklıları da dava hakkına sahiptir. Tazminat şirkete ödenir.
Şirketin zarar etmesi tek başına yeterli mi?
Hayır. Zararın müdürün yükümlülük ihlalinden kaynaklandığının ortaya konulması gerekir.
Bilirkişi raporu yetersizse ne yapmalıyım?
Heyetin uzmanlık alanına ve incelenmeyen hususlara işaret ederek ek rapor veya yeni heyet talep edin; eksik incelemeye dayalı kararlar bozma sebebi yapılmaktadır.
Hangi mahkeme görevlidir?
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür.
- Türk Ticaret Kanunu m. 623 — Yönetim ve temsil
- Türk Ticaret Kanunu m. 624-625 — Müdürler kurulu ve devredilemez yetkiler
- Türk Ticaret Kanunu m. 626 — Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı
- Türk Ticaret Kanunu m. 627 — Eşit işlem ilkesi
- Türk Ticaret Kanunu m. 629 — Temsil yetkisinin kapsamı ve anonim şirket hükümlerine yollama
- Türk Ticaret Kanunu m. 630 — Görevden alma ve yetkilerin kaldırılması
- Türk Ticaret Kanunu m. 613 — Ortakların bağlılık yükümü ve rekabet yasağı
- Türk Ticaret Kanunu m. 644 — Anonim şirket hükümlerine yollama (m. 553 vd. sorumluluk)
- Türk Ticaret Kanunu m. 370-371 — Temsil yetkisi ve sınırları
- Türk Ticaret Kanunu m. 393 — Müzakereye katılma yasağı
- Türk Ticaret Kanunu m. 614 — Ortakların bilgi alma ve inceleme hakkı
- Türk Ticaret Kanunu m. 4 ve 5 — Ticari davalar ve asliye ticaret mahkemesi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma, Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, Yönetim kurulunda işlem ve rekabet yasağı, Haklı sebeple anonim şirketin feshi, Anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali, Şirketler topluluğu ve hâkimiyetin kötüye kullanılması.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Müdürün azli ve sorumluluğu davalarında sonucu belirleyen çoğunlukla delillerin dava açılmadan önce toplanmış olmasıdır.