Yargılamanın Yenilenmesi (HMK 374-381): Kesinleşmiş Karara Karşı Son Çare

- Yargılamanın yenilenmesi (iadesi), kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur (HMK m. 374).
- Sebepler HMK m. 375’te on bir bent hâlinde sınırlı olarak sayılmıştır; yorumla genişletilemez.
- Sık dayanılan sebepler: mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi, sonradan ele geçen belge, senedin sahteliği, yalan tanıklık, hileli davranış.
- Ayrıca: karara esas alınan hükmün başka bir kesin hükümle ortadan kalkması ve aynı taraflar arasında çelişen iki kesin hüküm bulunması.
- AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararıyla tespit edilen Sözleşme ihlali de bağımsız bir yenileme sebebidir (HMK m. 375/1-i).
- Yalan tanıklık, bilirkişi/tercümanın gerçeğe aykırı beyanı ve yalan yeminde kural olarak kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti aranır (HMK m. 375/2).
- Delil yokluğu dışında bir sebeple ceza kovuşturması yapılamamışsa ceza kararı aranmaz; sebep iade davasında ispatlanır.
- Süre kural olarak, öğrenme veya kesinleşme anından itibaren üç ay; her hâlde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (HMK m. 377).
- Çelişen iki kesin hüküm hâlinde süre, ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.
- Talep, kararı veren mahkemece incelenir (HMK m. 378/1); mahkeme uygun bir teminat isteyebilir.
- Mahkeme ön incelemede süreyi, hükmün kesinleşmiş olup olmadığını ve sebebin kanunda yazılı olup olmadığını resen denetler (HMK m. 379).
- Bu koşullardan biri eksikse dava esasa girilmeden reddedilir.
- Sebep sabit görülürse yeniden yargılama yapılır; karar onanır ya da kısmen veya tamamen değiştirilir (HMK m. 380).
- Belirli iki hâlde ise başka inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.
- Yargılamanın iadesi davası hükmün icrasını kendiliğinden durdurmaz; teminatla icranın durdurulması istenebilir (HMK m. 381).
Türk hukukunda kesin hüküm, uyuşmazlığı sona erdirir. Aynı konu yeniden dava edilemez, mahkeme aynı meseleyi tekrar inceleyemez. Bu, hukuk güvenliğinin temel taşıdır. Ancak bazı durumlarda kararın dayandığı zemin baştan çürüktür: karara esas alınan senet sahtedir, tanık yalan söylemiştir, karşı taraf hile yapmıştır ya da o mahkeme hiç kurulmamış sayılacak biçimde teşekkül etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu bu istisnaî durumlar için kesin hükmün kapısını aralar. Yargılamanın yenilenmesi, kaybedilen bir davanın “bir kez daha denenmesi” değildir; kanunun tek tek saydığı ağır sakatlıklar için öngörülmüş, dar ve kısa süreli bir yoldur. Aşağıda sebepleri, süreleri, usulü ve Yargıtay’ın bu yolu nasıl sınırladığını ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
HMK m. 374 — Yargılamanın iadesi
“(1) Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.”
HMK m. 375 — Yargılamanın iadesi sebepleri
“(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.”
HMK m. 376, 377, 379, 380 ve 381 — Üçüncü kişiler, süre, ön inceleme, sonuç ve icra
“MADDE 376- (1) Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.”
“MADDE 377- (1) Yargılamanın iadesi süresi; … tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. (2) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.”
“MADDE 379- (1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b) … hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.”
“MADDE 380- (1) İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir…”
“MADDE 381- (1) Yargılamanın iadesi davası, hükmün icrasını durdurmaz. Ancak dava veya hükmün niteliğine ve diğer hâllere göre talep üzerine icranın durdurulmasına ihtiyaç duyulursa, yargılamanın iadesi talebinde bulunan kimseden teminat alınmak şartıyla … icranın durdurulması kararı verilebilir. Yargılamanın iadesi sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa bu takdirde teminat istenmez.”
Sebepler ve süreler
| Sebep (HMK m. 375/1) | Sürenin başlangıcı (HMK m. 377) | Ek şart |
|---|---|---|
| a) Mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi | Bu durumun öğrenildiği tarih | — |
| b) Yasaklı veya reddi kabul edilmiş hâkimin karar vermesi | Kararın tebliğ edildiği tarih | Ret talebinin kesin olarak kabul edilmiş olması |
| c) Vekil/temsilci olmayanın huzuruyla yargılama | Kararın gerçek vekil veya temsilciye tebliği | — |
| ç) Sonradan ele geçen belge | Yeni belgenin elde edildiği tarih | Belgenin elde edilememesinin taraftan kaynaklanmaması |
| d) Senedin sahteliği | Ceza hükmünün kesinleştiği veya kovuşturma yapılamadığı tarih | Sahtelik kararı veya resmî makam önünde ikrar |
| e-f-g) Yalan tanıklık, bilirkişi/tercüman beyanı, yalan yemin | Ceza hükmünün kesinleştiği tarih | Kural olarak kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti |
| ğ) Karara esas hükmün kesin hükümle ortadan kalkması | Bozulup ortadan kalkmadan haberdar olunan tarih | — |
| h) Hileli davranış | Hilenin farkına varıldığı tarih | Kasıt + karara etki etmiş olması |
| ı) Çelişen iki kesin hüküm / i) AİHM ihlal kararı | (ı)’da ilam zamanaşımı süresi, (i)’de AİHM kararının tebliği | (ı)’da taraf, konu ve sebep aynılığı |
Kritik nokta: Süre iki katmanlıdır. Üstteki katman üç aylık nispî süredir ve öğrenme ya da kesinleşme anından işler. Alttaki katman ise on yıllık mutlak süredir ve iadesi istenen hükmün kesinleşmesinden itibaren işler; öğrenme ne kadar geç olursa olsun bu sınır aşılamaz. Tek istisna, çelişen iki kesin hükme dayanan (ı) bendidir; orada süre ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır. Ayrıca dikkat: yargılamanın iadesi davası açmak, kesinleşen hükmün icrasını kendiliğinden durdurmaz.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- İadesini istediğiniz hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olduğunu belgeleyin; kesinleşme şerhini dosyaya ekleyin.
- Dayanacağınız sebebi HMK m. 375/1’deki bent numarasıyla belirleyin; birden fazla bende dayanacaksanız her birini ayrı ayrı gerekçelendirin.
- Sebebi kanundaki kalıba oturtun: “adaletsiz karar” veya “hatalı değerlendirme” gibi ifadeler hiçbir bendi karşılamaz.
- Üç aylık sürenin başlangıç tarihini kesin biçimde tespit edin: belgenin ele geçirildiği, hilenin öğrenildiği ya da ceza hükmünün kesinleştiği gün.
- On yıllık mutlak sürenin dolup dolmadığını hükmün kesinleşme tarihinden hesaplayın.
- (e), (f) veya (g) bendine dayanıyorsanız kesinleşmiş ceza mahkûmiyetini dosyaya sunun; yoksa kovuşturmanın neden yapılamadığını belgeleyin.
- Ceza kararı aranmayan hâlde, iade sebebini iade davasında ayrıca ispat edeceğinizi bilerek delil listesi hazırlayın.
- Hileye dayanıyorsanız hilenin kasten yapıldığını ve karara etki ettiğini gösterin; susma veya aleyhe beyanda bulunmama hile sayılmaz.
- Talebi, iadesi istenen kararı veren mahkemeye yöneltin (HMK m. 378/1).
- Mahkemenin teminat isteyebileceğini öngörerek hazırlıklı olun.
- İcranın durdurulmasına ihtiyaç varsa bunu ayrıca talep edin; iade sebebiniz bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat istenmez.
- Üçüncü kişiyseniz HMK m. 376’daki sıfatlardan (alacaklı, aleyhine hüküm verilenin yerine geçen veya borçlu) hangisine girdiğinizi açıkça ortaya koyun.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/494, K. 2024/13709, 25.12.2024
Sebepler tahdidîdir; yorumla genişletilemez. Aynı taşınmaz hakkında biri tapu iptal ve tescil, diğeri tasarrufun iptali olmak üzere iki ayrı kesinleşmiş karar bulunduğu gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi istenmiş; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi talebi kabul etmiştir. Daire çoğunluğu bu sonucu benimsememiştir: iki davanın “yargılama usullerinin, taraflarının ve konusunun da farklı olduğu, yargılamanın yenilenmesine ilişkin HMK madde 375 de tahdidi olarak sayılan hiçbir durumun somut olayda gerçekleşmediği gibi HMK madde 376 da bahsi geçen hile olgusunun da… kanıtlanamadığı” tespit edilmiş; sonuç olarak “yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bahsi geçen HMK 375-376. maddelerin yorum ile genişletilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır” denilmiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 25.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar vermiştir. Karara ekli karşı oyda, HMK m. 376’nın uygulanması gerektiği ve kararın onanmasının uygun olacağı görüşü savunulmuş; bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/1368, K. 2018/3118, 12.03.2018
“Hile” kavramı geniş anlaşılır, ama kasıt ve etki şartı vardır; susmak hile değildir. Boşanma kararında velayeti anneye verilen ve lehine nafakaya hükmedilen çocuğun babası olmadığının sonradan alınan raporla anlaşılması üzerine, koca yargılamanın yenilenmesini istemiş; yerel mahkeme talebi kabul etmiştir. Daire, kurumun niteliğini “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup, kesinleşmiş olan hükümlere karşı başvurulan istisnai ve olağanüstü bir kanun yoludur” biçiminde ortaya koymuş; hile bakımından ise ölçütü şöyle belirlemiştir: “buradaki hilenin diğer kanunlardaki anlamından daha geniş bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Taraf mutlaka kasti olarak bu hileyi yapmalı, ayrıca hileli davranış lehine verilen karara etki etmiş olmalıdır. Hileli davranış olmasa da aynı şekilde karar verilebilecek hallerde yargılamanın yenilenmesine karar verilemez. Davalı kadının susması hileli davranış olarak yorumlanamaz. Zira hiç kimse bir davada aleyhine beyanda bulunma yükümlülüğü altına sokulamaz.” Daire, hükmün BOZULMASINA, 12.03.2018 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/857, K. 2024/427, 05.02.2024
Süre ön incelemede ilk sırada denetlenir; kararı veren hâkimin sonradan meslekten ihracı tek başına yenileme sebebi değildir. Davacı; karara esas alınan belgenin sahteliğinin başka kararlarla saptandığını, karşı tarafın hileli davrandığını ve kararı veren hâkimin FETÖ/PDY nedeniyle meslekten ihraç edildiğini ileri sürerek HMK m. 375/1-a, 1-d ve 1-h bentlerine dayanmıştır. Mahkeme; sahtelik iddiasına ilişkin ceza yargılamasının 2008’de düşme kararıyla kesinleştiğini, bu tarih dikkate alındığında talebin üç aylık süre içinde yapılmadığını; ayrıca kararı veren hâkimin terör örgütü üyeliğinden ihraç edilmesinin tek başına yargılamanın iadesi gerekçesi sayılmadığını, ihraç gerekçesinin bu dosyaya ilişkin olmadığını ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini belirterek talebi HMK m. 379/1-a uyarınca süre yönünden ve esasa girmeden reddetmiştir. Daire, bozmaya uyularak kurulan bu hükümde “bir isabetsizlik bulunmadığı” sonucuna varmıştır. Daire, mahkeme kararının ONANMASINA, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/8478, K. 2023/2031, 06.04.2023
Sebepler emredici ve sınırlı sayıdadır; taraf ehliyeti ise ayrı bir meseledir. Tarım arazilerinin bölünme yasağının, muvazaalı bir tapu iptal ve tescil davasıyla dolanıldığı ileri sürülerek Valilik tarafından yargılamanın yenilenmesi istenmiş; ilk derece mahkemesi Valiliğin HMK m. 376’da sayılan üçüncü kişilerden olmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, kararında önce “6100 sayılı HMK’nın 375 inci maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri emredici olarak ve sınırlı sayıda düzenlenmiştir” tespitini yapmış ve bentlerin tamamını aktarmıştır. Somut uyuşmazlıkta ise ilgili mevzuat kapsamında “davacı kamu idaresinin, kamusal menfaatleri gözetmek suretiyle faaliyetlerini yürütme yükümlülüğü bulunması kapsamında, davada taraf ehliyeti bulunduğu” sonucuna varmış; “davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması” nı doğru görmemiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
İlk halka, yolun istisnaî niteliği. Yargılamanın yenilenmesi, kesin hükmün istisnasıdır. Kesin hüküm hukuk güvenliğini sağlar; her kesinleşmiş karar yeniden tartışmaya açılabilseydi yargı kararlarının bağlayıcılığı kalmazdı. Bu nedenle Yargıtay, kurumu “istisnaî ve olağanüstü bir kanun yolu” olarak nitelendirmekte ve sebeplerin tahdidî sayılmasını bu niteliğin doğal sonucu saymaktadır.
İkinci halka, kıyas ve genişletici yorum yasağı. Sebepler emredici biçimde ve sınırlı sayıda düzenlendiğinden, bir olay bentlerden birine tam olarak oturmuyorsa iade talebi reddedilir. 2024 tarihli karar, iki farklı davanın kesinleşmiş kararları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle verilen kabul kararını, davaların taraf, konu ve usul bakımından farklı olduğu tespitiyle bozmuştur. Yani (ı) bendindeki “tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci dava” ölçütü gerçek anlamıyla uygulanmaktadır.
Üçüncü halka, hilenin ölçütü. HMK m. 375/1-h’deki hile, borçlar hukukundaki hileden daha geniş anlaşılır; ancak iki şartı vardır: davranış kasten yapılmış olmalı ve karara etki etmiş olmalıdır. Hileli davranış olmasaydı da aynı karar verilebilecek idiyse yenileme yoluna gidilemez. Ayrıca tarafın kendi aleyhine beyanda bulunmaması hile sayılmaz; kimse aleyhine açıklama yapma yükümlülüğü altına sokulamaz.
Dördüncü halka, ceza kararı şartının kapsamı. Yalan tanıklık, bilirkişi veya tercümanın kasten gerçeğe aykırı beyanı ve yalan yemin bakımından kural, kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetidir. Bu şartın istisnası dar tutulmuştur: yalnızca delil yokluğu dışında bir sebeple kovuşturma yapılamamışsa ceza kararı aranmaz ve o zaman da sebep iade davasında ayrıca ispatlanır. Zamanaşımı nedeniyle düşen bir kamu davasının sürenin başlangıcı bakımından nasıl değerlendirileceği, uygulamada en çok tartışılan noktalardan biridir.
Beşinci halka, ön incelemenin filtre işlevi. HMK m. 379, mahkemeye üç noktayı resen inceleme görevi verir: süre, hükmün kesinleşmiş olup olmadığı ve sebebin kanunda yazılı olup olmadığı. Bunlardan biri eksikse dava esasa girilmeden reddedilir. Uygulamadaki ret kararlarının önemli bir bölümü bu aşamada, esasa hiç girilmeden verilmektedir.
Altıncı halka, süre hesabının belirleyiciliği. Üç aylık süre bentlere göre farklı anlarda başlar; on yıllık süre ise hükmün kesinleşmesinden itibaren mutlak bir sınır çizer. Bu nedenle iade dilekçesinde, dayanılan bent ile sürenin başlangıç tarihinin birlikte ve açıkça gösterilmesi gerekir. Hangi bende dayanıldığı belirtilmeden verilen ret kararlarının bozulduğu da görülmektedir.
Yedinci halka, hâkime ilişkin iddiaların sınırı. Kararı veren hâkimin sonradan meslekten çıkarılmış olması, tek başına mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmediği anlamına gelmez. Uygulamada, ihraç gerekçesinin o dosyayla ilgisi bulunup bulunmadığı, kararın içeriğine şüphe düşürecek somut bir olgu olup olmadığı ve kararın kanun yolu denetiminden geçip geçmediği birlikte değerlendirilmektedir.
Sekizinci halka, usulî sıfat ile esasın karıştırılmaması. Talebi ileri sürenin dava açma ehliyeti bulunup bulunmadığı ile iade sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı sorunlardır. Taraf ehliyeti bulunan bir davacının talebi, sırf HMK m. 376’daki üçüncü kişi tanımına girmediği düşüncesiyle usulden reddedilemez; ehliyet varsa esas incelenmelidir. Bu ayrım, dosyanın yıllarca usul tartışmasında kalmasını önler.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Kesinleşmemiş karara karşı iade istemek | Esasa girilmeden ret | HMK m. 374’e göre karar kesin veya kesinleşmiş olmalı |
| Dayanılan bendi belirtmemek | Ön inceleme yapılamaz, karar bozulabilir | Bent numarası ve olguları eşleştirin |
| “Karar hatalıydı” demekle yetinmek | Sebep kanunda yazılı değildir | Sebep m. 375’teki bir bende oturmalı |
| Üç aylık sürenin başlangıcını yanlış almak | Süreden ret | Bent bazında başlangıç anı tespit edilmeli |
| On yıllık mutlak süreyi gözden kaçırmak | Talep her hâlde reddedilir | Kesinleşme tarihinden hesap yapılmalı |
| Ceza mahkûmiyeti olmadan (e), (f), (g)’ye dayanmak | Şart gerçekleşmez | Mahkûmiyet sunulmalı veya istisna belgelenmeli |
| Susmayı hile saymak | Talep reddedilir | Kasıt ve karara etki ayrıca gösterilmeli |
| Farklı taraf ve konudaki kararları çelişki saymak | (ı) bendi uygulanmaz | Taraf, konu ve sebep aynılığı aranmalı |
| İcranın kendiliğinden duracağını sanmak | Hüküm icra edilir | Teminatla icranın durdurulması ayrıca istenmeli |
Yargılamanın yenilenmesi nedir?
Kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı, kanunda sınırlı olarak sayılan ağır sakatlık hâllerinde başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur. HMK m. 374-381 arasında düzenlenmiştir.
Her kesinleşmiş karara karşı başvurulabilir mi?
Başvurulabilir; ancak yalnızca HMK m. 375’te sayılan sebeplerden biri varsa. Sebepler emredici ve sınırlı sayıda olduğundan yorumla genişletilemez.
Kaç sebep vardır?
HMK m. 375/1’de (a) ilâ (i) bentleri arasında on bir sebep sayılmıştır. Ayrıca HMK m. 376’da, üçüncü kişilerin hile nedeniyle hükmün iptalini isteyebileceği ayrı bir hâl düzenlenmiştir.
Süre ne kadardır?
Kural olarak, sebebe göre belirlenen öğrenme veya kesinleşme anından itibaren üç ay; her hâlde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Çelişen iki kesin hüküm hâlinde (ı bendi) süre, ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.
Süre kaçırılırsa ne olur?
Mahkeme HMK m. 379 uyarınca süreyi resen inceler ve talep süresinde değilse davayı esasa girmeden reddeder.
Talebi hangi mahkeme inceler?
HMK m. 378/1 uyarınca yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, iadesi istenen kararı veren mahkemece incelenir.
Teminat yatırmam gerekir mi?
Mahkeme, dayanılan sebebin niteliğine göre karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak uygun bir teminat isteyebilir. Bu, mahkemenin takdirindedir.
Sonradan bulduğum belge yenileme sebebi olur mu?
Olabilir. HMK m. 375/1-ç, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin karardan sonra ele geçirilmesini sebep sayar. Belgenin elde edilememesinin tarafın kendi kusurundan kaynaklanmaması gerekir.
Tanığın yalan söylediğini nasıl ispatlarım?
Kural olarak kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti kararıyla. Delil yokluğu dışında bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet verilememişse ceza kararı aranmaz; bu hâlde sebep, iade davasında öncelikle ispat edilir.
“Hileli davranış” ne demektir?
Yargıtay uygulamasında bu hile, diğer kanunlardaki anlamından daha geniş ele alınır; ancak davranışın kasten yapılmış ve karara etki etmiş olması gerekir. Hileli davranış olmasa da aynı karar verilebilecek idiyse yenileme yoluna gidilemez.
Karşı tarafın susması hile sayılır mı?
Sayılmaz. Yargıtay, kimsenin bir davada aleyhine beyanda bulunma yükümlülüğü altına sokulamayacağını belirterek susmanın hileli davranış olarak yorumlanamayacağını kabul etmiştir.
İki çelişen karar varsa yenileme isteyebilir miyim?
HMK m. 375/1-ı, bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmesini ve bunun da kesinleşmesini arar. Taraf, konu ve sebep aynı değilse bu bent uygulanmaz.
AİHM kararı yenileme sebebi midir?
Evet. HMK m. 375/1-i uyarınca kararın Sözleşme veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması bağımsız bir sebeptir. Süre, AİHM kararının tebliğinden itibaren üç aydır.
Kararı veren hâkimin sonradan ihraç edilmesi sebep olur mu?
Tek başına yeterli görülmemektedir. Uygulamada ihraç gerekçesinin ilgili dosyayla bağlantısı, kararın içeriğine şüphe düşürecek somut bir olgunun bulunup bulunmadığı ve kararın kanun yolu denetiminden geçip geçmediği birlikte değerlendirilmektedir.
Dava kabul edilirse ne olur?
HMK m. 380 uyarınca sebep sabit görülürse yeniden yargılama yapılır ve ortaya çıkacak duruma göre karar onanır veya kısmen ya da tamamen değiştirilir. Kanunda sayılan iki hâlde ise başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.
İcra durur mu?
Kendiliğinden durmaz. HMK m. 381 uyarınca talep üzerine, teminat karşılığında icranın durdurulmasına karar verilebilir. Yargılamanın iadesi sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat istenmez.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 374 — Yargılamanın iadesi ve kapsamı
- 6100 sayılı HMK m. 375 — Yargılamanın iadesi sebepleri
- 6100 sayılı HMK m. 376 — Üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi
- 6100 sayılı HMK m. 377 — Süre
- 6100 sayılı HMK m. 378 — İnceleyecek mahkeme ve teminat
- 6100 sayılı HMK m. 379 — Talebin ön incelemesi
- 6100 sayılı HMK m. 380 — Yeniden yargılama veya hükmün iptali
- 6100 sayılı HMK m. 381 — İcranın durdurulması
- 6100 sayılı HMK m. 303 — Kesin hüküm
- 6100 sayılı HMK m. 36-43 — Hâkimin reddi
- 2709 sayılı Anayasa m. 36 — Hak arama hürriyeti
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 — Adil yargılanma hakkı
Kanun yolları ve kesin hüküm konusunda kesin hüküm ve etkisi, istinaf ve temyiz yazılarımızı; yargılama sırasındaki diğer usul kurumları için bekletici mesele ve hâkimin reddi başlıklı yazılarımızı; yargısal faaliyetten doğan sorumluluk için hâkimlerin hukuki sorumluluğu yazımızı; ceza yargılamasındaki karşılığı için kaçak sanık ve yargılamanın yenilenmesi yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yargılamanın yenilenmesinde sonuç; dayanılan bent, sürenin başlangıç anı ve delil durumuna göre değişir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.