Parada Sahtecilik Suçu (TCK m.197): Aldatma Kabiliyeti ve Tedavüle Koyma

- TCK m.197/1, sahte parayı üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza etme ve tedavüle koyma fiillerini seçimlik hareketler olarak sayar; ceza iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezasıdır.
- Suçun konusu, memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan paradır. Tedavülden kalkmış bir para bu suçun konusunu oluşturmaz.
- Suçun oluşabilmesi için sahte paranın aldatma (iğfal, sürüm) kabiliyetine sahip olması zorunludur. Bu, suçun unsurudur; yokluğu beraat sebebidir.
- Aldatma kabiliyeti mahkemenin gözlemiyle değil, Merkez Bankasının inceleme ve değerlendirme raporuyla belirlenir.
- Üzerinde “geçersizdir” ya da benzeri bir ibare bulunan, basit bir denetimle sahteliği anlaşılabilen banknotta aldatma kabiliyeti yoktur.
- Aldatma kabiliyeti bulunmayan sahte para, eylem hile boyutuna ulaşmadığından kural olarak dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz.
- Aldatma kabiliyeti bulunmayan paralar müsadere edilmez; dosyada delil olarak saklanır.
- Tedavüle koyma, sahte paranın piyasada kullanıma sürülmesidir; alışveriş, borç ödeme ve bağış gibi yollarla başkasının egemenlik alanına sokulması yeterlidir.
- Tedavüle koyma seçimlik hareketinde paranın gerçekten tedavül görmesi aranmaz; fail parayı bu amaçla muhatabına verdiği anda suç tamamlanır.
- Bu nedenle sahte parayı alışverişte veren failin eylemi teşebbüs aşamasında kaldı sayılmaz.
- Buna karşılık henüz kupür hâline getirilmemiş, tabaka hâlindeki sahte baskılarda üretim tamamlanmadığından teşebbüs hükümleri uygulanabilir.
- TCK m.198, Devletçe ihraç edilen hamiline yazılı bono, hisse senedi, tahvil ve kuponlar ile millî ziynet altınlarını para hükmünde sayar.
- Millî ziynet altını niteliğinde olmayan sahte bilezikler m.198 kapsamına girmez; bu durumda parada sahtecilikten beraat kararı verilir.
- Beraat hâlinde bile, iğfal kabiliyeti bulunan sahte eşyanın müsaderesine karar verilebilir.
- Sahte parayı bilerek kabul etmek m.197/2’de, sahteliğini sonradan öğrendiği parayı tedavüle koymak ise m.197/3’te daha hafif ceza ile ayrıca düzenlenmiştir.
Elinize geçen iki yüz liralık bir banknotun sahte çıkması, çoğu insan için yalnızca maddi bir kayıptır. Aynı banknotu bir alışverişte kullanan kişi bakımından ise sonuç çok farklıdır: parada sahtecilik, alt sınırı iki yıl hapis olan ve ağır ceza mahkemesinde görülen bir suçtur.
Yargıtay’ın bu alandaki kararları, sanığın kaderini genellikle tek bir teknik belgeye bağlar: Merkez Bankasının düzenlediği sahte banknot inceleme ve değerlendirme raporu. Bu raporun “aldatma kabiliyeti vardır” ya da “yoktur” satırı, dosyanın mahkûmiyetle mi beraatle mi biteceğini belirler.
Kanunî dayanak
“(1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
“(1) Devlet tarafından ihraç edilip de hamiline yazılı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve kuponlar, yetkili kurumlar tarafından çıkarılmış olup da kanunen tedavül eden senetler, tahviller ve evrak ile milli ziynet altınları, para hükmündedir.”
Bu maddedeki sayım sınırlıdır. Sahte olduğu belirlenen bir ziynet eşyasının “millî ziynet altını” niteliğini taşımadığı saptanırsa, fiil parada sahtecilik olarak nitelendirilemez.
“(1) Kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. … (4) Damgalı kağıtlar, damga ve posta pulları ve muayyen bir miktar vergi veya harcın ödendiğini belgelemek amacıyla kullanılan pullar, kıymetli damga sayılır.”
Parada sahtecilik ile kıymetli damgada sahtecilik arasındaki ayrım suçun konusundan doğar ve ceza aralığını köklü biçimde değiştirir.
| Ölçüt | Parada sahtecilik (m.197/1) | Sahte parayı bilerek kabul (m.197/2) |
|---|---|---|
| Fiil | Üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza, tedavüle koyma | Sahte olduğunu bilerek parayı kabul etme |
| Ceza aralığı | 2-12 yıl hapis ve 10.000 güne kadar adlî para | 1-3 yıl hapis ve adlî para |
| Kast | Doğrudan kast; sahtelik bilgisi şart | Kabul anında sahtelik bilgisi şart |
| Aldatma kabiliyeti | Unsur; yoksa beraat | Unsur; yoksa beraat |
| Görevli mahkeme | Ağır ceza mahkemesi | Asliye ceza mahkemesi |
| Teşebbüs | Üretme fiilinde mümkün; tedavüle koymada verme anında tamamlanır | Kabul anında tamamlanır |
| Şikâyet | Aranmaz; resen soruşturulur | Aranmaz |
| Uzlaştırma | Kapsam dışı | Kapsam dışı |
| Sahte paranın akıbeti | Aldatma kabiliyeti varsa müsadere, yoksa delil olarak saklanır | Aynı esas geçerlidir |
Dosyanın seyrini belirleyen belge, Merkez Bankasının sahte banknot inceleme ve değerlendirme raporudur. Bu rapor yalnızca “sahtedir” demez; aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığını, sahteliğin ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını ve para destesi içinde fark edilip edilemeyeceğini de değerlendirir. Savunma stratejisi bu raporun üzerine kurulmalıdır. Rapor aldatma kabiliyeti bulunmadığını söylüyorsa, ne parada sahtecilik ne de kural olarak dolandırıcılık oluşur.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Dosyaya ilk girdiğinizde Merkez Bankası raporunu bulun ve aldatma kabiliyetine ilişkin cümleyi kelimesi kelimesine not edin.
- Raporda aldatma kabiliyeti bulunmadığı yazıyorsa, doğrudan beraat talebi kurun; bu bir takdir meselesi değil, unsur eksikliğidir.
- Raporun hangi kuruma ve hangi tarihte yazdırıldığını kontrol edin; ele geçen bütün kupürler için ayrı ayrı inceleme yapılıp yapılmadığını denetleyin.
- Sahte paranın nasıl ele geçtiğini ayrıştırın: üzerinde bulundurma mı, alışverişte verme mi, üretim yerinde yakalanma mı? Seçimlik hareketin hangisi olduğu, teşebbüs tartışmasını belirler.
- Tedavüle koyma iddiasında, paranın muhataba fiilen verilip verilmediğini tespit edin; verilmişse teşebbüs savunması sonuç vermez.
- Üretim iddiasında, ele geçen materyalin tamamlanmış kupür mü yoksa henüz kesilmemiş tabaka mı olduğunu araştırın; bu ayrım teşebbüs indirimini doğurabilir.
- Sanığın paranın sahteliğini bildiğine dair somut delil olup olmadığını sorgulayın; sahtelik bilgisi olmadan m.197/1 uygulanamaz.
- Sahteliği sonradan öğrenip yine de kullandığı iddiasında, fiilin m.197/3’ün daha hafif kapsamına girip girmediğini tartışın.
- Ele geçen değerin banknot değil ziynet eşyası olduğu dosyalarda, eşyanın millî ziynet altını niteliğinde olup olmadığını raporla belirletin.
- Beraat hâlinde dahi müsadere kararı verilebileceğini hesaba katın; eşyanın iadesini istiyorsanız iğfal kabiliyeti tespitine ayrıca itiraz edin.
- Aldatma kabiliyeti bulunmayan paraların müsaderesine karar verilmişse, bunun hukuka aykırı olduğunu ve delil olarak saklanması gerektiğini temyizde ayrı bir sebep yapın.
- Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği hükümlerde, mahkemenin hangi somut ölçütlere dayandığını gerekçeli kararda arayın ve gerekçesizlik iddiasını buna göre kurun.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.09.2023 T., 2020/19387 E., 2023/6152 K.
Tedavüle koyma, parayı muhataba verme anında tamamlanır; teşebbüs söz konusu olmaz. Sahte iki yüz liralık banknotla alışveriş yapan sanığın teşebbüs savunmasını değerlendiren Daire, seçimlik hareketi şöyle tanımlamıştır: “Sahte parayı tedavüle koyma, sahte paranın günlük hayatta ekonomik ortama sokulması, başka deyişle piyasada kullanıma sürülmesidir. Failin bir mal satın alarak kısmen veya tamamen sahte para ile ödeme yapması, borç olarak vermesi, bağış yapması vb. … ve yöntemlerle sahte parayı başka bir gerçek veya tüzel kişinin egemenlik alanına sokması, tedavüle koyma sayılır. Bu seçimlik harekette suç teşkil eden davranış, sahte parayı tedavüle koyma / sürme olup, tedavül görmesini sağlaması gerekli değildir. Tedavüle sürme eylemi, failin sahte parayı bu amaçla muhatabına vermesi ile tamamlanmaktadır.” Dairenin dayandığı rapora göre banknotun aldatma kabiliyeti bulunmakta, sahteliği ilk bakışta herkesçe kolaylıkla anlaşılamamaktaydı. Hükmün oy birliğiyle ONANMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 02.11.2023 T., 2021/5145 E., 2023/8385 K.
Aldatma kabiliyeti yoksa ne parada sahtecilik ne de dolandırıcılık oluşur; para müsadere de edilemez. Ön ve arka yüzünde “geçersizdir/invalid” ibaresi bulunan yüz liralık banknotla alışveriş yapan sanık hakkındaki mahkûmiyet kararını inceleyen Daire, iki ayrı hukuka aykırılık saptamıştır. Birincisi esasa ilişkindir: raporda “aldatma kabiliyetinin bulunmadığı belirtilmekle, sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi” hukuka aykırıdır. İkincisi eşyanın akıbetine ilişkindir: “Dava konusu aldatma kabiliyeti bulunmayan paraların dosyada delil olarak saklanması gerekirken müsaderesine karar verilmesi” da hukuka aykırı bulunmuştur. Daire ayrıca tebliğnamedeki dolandırıcılık görüşüne katılmayarak, “basit bir denetim sonucunda ön ve arka yüzde yazılı ‘geçersiz’ ibaresinin kolaylıkla tespit edilmesinin mümkün olduğu, sanığın eylemin hile boyutuna ulaşmadığı dolayısıyla olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının da oluşmadığı” sonucuna varmıştır. Hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir. Karar metninde oy birliği ya da oy çokluğu ibaresine yer verilmemiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17.09.2025 T., 2025/4031 E., 2025/6716 K.
Kesilmemiş tabaka hâlindeki sahte baskıda üretim tamamlanmadığından teşebbüs hükümleri uygulanır. Bir ikamette baskı makinesiyle sahte dolar basıldığı ihbarı üzerine yapılan aramada, kupürler hâlinde yüz dolarlık görseller ve aynı şekilde düzenlenmiş tabakalar ele geçirilmişti. Daire, olayı şöyle özetlemiştir: ele geçen materyal “sahte para baskısı için ofset baskı kalıbı yapımında kullanılmak üzere hazırlanmış olduğu, aynı şekilde düzenlenmiş tabakaların da sahte olduğu, ancak tabaka halinde oldukları için aldatma kabiliyetinin olmadığı, kesilip kupür haline getirildiğinde aldatma kabiliyetlerinin olduğunun belirlenmesi” karşısında sanıkların sahte para üretmeye teşebbüs ettikleri kabul edilmiştir. Daire, önceki bozma ilâmı gereği “sanıklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulandığı”nı saptayarak hükümde hukuka aykırılık görmemiştir. Hükümlerin oy birliğiyle ONANMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 21.03.2024 T., 2021/18246 E., 2024/2656 K.
Millî ziynet altını niteliğinde olmayan sahte bilezik m.198 kapsamına girmez; beraat hâlinde de müsadere mümkündür. Araçlarında on altı adet sahte bilezik ele geçirilen sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi parada sahtecilikten mahkûmiyet kurmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ise “ele geçirilen sahte bileziklerin 5237 sayılı Kanun’un 198 inci maddesinde sayılan eşya niteliğinde olmadığı gerekçesiyle” beraat kararı vermiş, buna rağmen bileziklerin müsaderesine hükmetmişti. Sanıklar müdafii yalnızca müsadere yönünden temyiz etmiştir. Daire, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün raporunda “sahte bileziklerin iğfal kabiliyeti bulunduğuna ilişkin tespitlere göre mahkemenin müsadereye ilişkin kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığı” sonucuna varmıştır. Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin oy birliğiyle ONANMASINA karar verilmiştir.
Birinci halka, suçun konusudur. TCK m.197 yalnızca “kanunen tedavülde bulunan para”yı korur; m.198 ise bu korumayı sınırlı bir listeyle genişletir. Bu listenin sınırlı olduğu, 8. Dairenin 21.03.2024 tarihli kararında somutlaşmıştır: sahte olduğu ve iğfal kabiliyeti bulunduğu tespit edilen bilezikler, millî ziynet altını niteliğini taşımadıkları için m.198 kapsamına alınmamış ve parada sahtecilikten beraat kararı verilmiştir. Savunmanın ilk sorusu bu nedenle “eşya sahte mi” değil, “eşya kanunun koruduğu değerlerden mi” olmalıdır.
İkinci halka, aldatma kabiliyetidir ve bu suçun gerçek eşiğidir. Yargıtay her dört kararda da aynı belgeye dayanır: Merkez Bankasının ya da Darphanenin düzenlediği inceleme raporu. 02.11.2023 tarihli kararda, üzerinde “geçersizdir/invalid” yazan bir banknot için verilen mahkûmiyet, doğrudan “unsurları oluşmayan suç” gerekçesiyle bozulmuştur. Aldatma kabiliyeti, mahkemenin gözlemine bırakılmış bir takdir değil, teknik raporla saptanan bir unsurdur.
Üçüncü halka, aldatma kabiliyetinin yokluğunun dolandırıcılığa etkisidir. Uygulamada sık rastlanan bir refleks, parada sahtecilik unsurları oluşmayınca fiili dolandırıcılığa çevirmektir. 8. Daire aynı kararda bu yolu kapatmıştır: basit bir denetimle sahteliği anlaşılabilen bir banknotun verilmesi hile boyutuna ulaşmadığından, dolandırıcılığın da unsurları oluşmaz. Tebliğnamedeki aksi görüşe açıkça iştirak edilmemiştir.
Dördüncü halka, aldatma kabiliyeti bulunmayan paranın akıbetidir. Aynı karar, bu paraların müsadere edilemeyeceğini, dosyada delil olarak saklanması gerektiğini ayrı bir bozma sebebi yapmıştır. Bu, pratikte gözden kaçan ama temyizde bağımsız sonuç doğuran bir noktadır.
Beşinci halka, tedavüle koymanın tamamlanma anıdır. 14.09.2023 tarihli karar, bu seçimlik hareketi ayrıntılı biçimde tanımlar: sahte parayı alışveriş, borç ödeme ya da bağış yoluyla başkasının egemenlik alanına sokmak yeterlidir ve paranın gerçekten tedavül görmesi aranmaz. Bunun doğrudan sonucu, alışverişte sahte para veren failin teşebbüs savunmasının kabul edilmemesidir; suç, para muhataba verildiği anda tamamlanmıştır.
Altıncı halka, teşebbüsün gerçekten mümkün olduğu alandır. 17.09.2025 tarihli karar bu sınırı çizer: sahte baskı henüz tabaka hâlindeyse ve kesilip kupür hâline getirilmedikçe aldatma kabiliyeti doğmuyorsa, üretim fiili tamamlanmamıştır ve teşebbüs hükümleri uygulanır. İki karar birlikte okunduğunda ortaya tutarlı bir ölçüt çıkar: teşebbüs, tedavüle koymada değil üretim sürecinde aranır.
Yedinci halka, cezanın belirlenmesidir. 14.09.2023 tarihli kararda Daire, mahkemenin “suçun işleniş biçimi, sanığın fiilden sonraki davranışları, yakalanan para miktarı” ölçütlerini gözeterek alt sınırdan hüküm kurduğunu saptamış ve gerekçesizlik iddiasını reddetmiştir. Aynı kararda erteleme talebinin reddi de, sanığın yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi gerekçesine dayandırıldığı için hukuka uygun bulunmuştur. Alt sınırdan uzaklaşma iddiası, kararın gerekçesindeki somut ölçütler okunmadan kurulmamalıdır.
Sekizinci halka, savunmanın sırasıdır. Bu dört karar, parada sahtecilik dosyasında izlenmesi gereken mantık zincirini verir: önce eşyanın kanunun koruduğu değerlerden olup olmadığı, sonra aldatma kabiliyetinin raporla saptanıp saptanmadığı, ardından hangi seçimlik hareketin gerçekleştiği ve nihayet müsadere ile temel ceza belirlemesi. Bu sıra atlanarak doğrudan “suçu işlemedim” savunmasına geçilen dosyalar, teknik raporun aleyhe olduğu hâllerde çoğunlukla mahkûmiyetle sonuçlanmaktadır. Konunun diğer sahtecilik suçlarıyla ilişkisi için özel belgede sahtecilik, resmî belgede sahtecilik ve suça teşebbüs yazılarımıza bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Merkez Bankası raporunu okumadan savunma kurmak | Dosyanın kaderini belirleyen tek belge tartışma dışında kalır | Raporun aldatma kabiliyetine ilişkin cümlesini savunmanın merkezine koymak |
| Aldatma kabiliyeti yokken “suçu işlemedim” savunmasıyla yetinmek | Unsur eksikliğine dayalı beraat talebi hiç ileri sürülmemiş olur | Doğrudan unsurların oluşmadığını, dolayısıyla beraat gerektiğini ileri sürmek |
| Aldatma kabiliyeti bulunmayan paraların müsaderesine sessiz kalmak | Bağımsız bir bozma sebebi kaybedilir | Paraların delil olarak saklanması gerektiğini ayrı sebep yapmak |
| Alışverişte sahte para vermeyi teşebbüs olarak nitelemek | Tedavüle koyma verme anında tamamlandığı için savunma sonuç vermez | Teşebbüs tartışmasını üretim fiiline ilişkin dosyalarda kurmak |
| Tabaka hâlindeki baskıyı tamamlanmış üretim saymak | Teşebbüs indirimi talep edilmemiş olur | Materyalin kupür hâline getirilip getirilmediğini rapora bağlatmak |
| Sahte ziynet eşyasını otomatik olarak m.198 kapsamında görmek | Beraat sonucu doğurabilecek nitelik tartışması hiç açılmaz | Eşyanın millî ziynet altını niteliğinde olup olmadığını raporla belirletmek |
| Beraat kararının müsadereyi de ortadan kaldıracağını varsaymak | Eşyanın iadesi talebi zamanında ileri sürülmez | Beraatten bağımsız olarak müsadere kararını ayrıca temyiz etmek |
| Parada sahteciliğin uzlaştırma kapsamında olduğunu düşünmek | Süreç yanlış kurgulanır, beklenti karşılıksız kalır | Suçun kamu düzenine karşı işlendiğini ve uzlaştırmaya tâbi olmadığını bilmek |
| Alt sınırdan uzaklaşma iddiasını gerekçeyi okumadan kurmak | Mahkeme somut ölçüt göstermişse iddia reddedilir | Gerekçedeki ölçütleri tek tek karşılamak ya da hiç gösterilmediğini ortaya koymak |
Parada sahtecilik suçunun cezası nedir?
TCK m.197/1’e göre, kanunen tedavülde bulunan parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Sahte parayı bilerek kabul etme m.197/2’de bir yıldan üç yıla kadar, sahteliğini sonradan öğrendiği parayı tedavüle koyma ise m.197/3’te üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Aldatma kabiliyeti ne demektir?
Sahte paranın, gerçek para gibi kabul edilmesini sağlayacak nitelikte olmasıdır; uygulamada iğfal veya sürüm kabiliyeti olarak da anılır. Bu, suçun unsurudur. Merkez Bankası raporu paranın sahteliğinin ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını, para destesi içinde fark edilip edilemeyeceğini ayrıca değerlendirir.
Aldatma kabiliyeti olmayan sahte parayı kullanan kişi ceza alır mı?
Parada sahtecilikten almaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 02.11.2023 tarihli kararında, ön ve arka yüzünde “geçersizdir/invalid” ibaresi bulunan banknotla ilgili olarak, unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyeti bozmuştur.
Aldatma kabiliyeti yoksa dolandırıcılık suçu oluşur mu?
Kural olarak oluşmaz. Aynı kararda Daire, sahteliğin basit bir denetimle kolaylıkla tespit edilebildiği hâlde eylemin hile boyutuna ulaşmadığını, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun da unsurlarının oluşmadığını belirterek tebliğnamedeki aksi görüşe katılmamıştır.
Sahte para müsadere edilir mi?
Aldatma kabiliyeti bulunuyorsa müsadere edilir. Bulunmuyorsa müsadere edilemez; dosyada delil olarak saklanması gerekir. Yargıtay, aldatma kabiliyeti bulunmayan paraların müsaderesine karar verilmesini ayrı bir bozma sebebi saymıştır.
Alışverişte sahte para vermek teşebbüs sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 14.09.2023 tarihli kararında, tedavüle sürme eyleminin failin sahte parayı bu amaçla muhatabına vermesiyle tamamlandığını, paranın tedavül görmesinin gerekli olmadığını belirterek teşebbüs savunmasını reddetmiştir.
Peki teşebbüs hangi hâlde mümkündür?
Üretim fiilinde mümkündür. 17.09.2025 tarihli kararda, ele geçen sahte dolar baskılarının tabaka hâlinde oldukları için aldatma kabiliyetinin bulunmadığı, ancak kesilip kupür hâline getirildiğinde bu kabiliyetin doğacağı saptanmış ve sanıklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması hukuka uygun bulunmuştur.
Tedavüle koyma ne anlama gelir?
Sahte paranın günlük hayatta ekonomik ortama sokulması, yani piyasada kullanıma sürülmesidir. Bir mal satın alarak kısmen veya tamamen sahte parayla ödeme yapmak, borç olarak vermek ya da bağışlamak gibi yollarla sahte parayı başka bir gerçek veya tüzel kişinin egemenlik alanına sokmak tedavüle koyma sayılır.
Sadece sahte parayı üzerinde bulundurmak suç mudur?
Evet. TCK m.197/1 muhafaza etmeyi de seçimlik hareketler arasında saymıştır. Bu nedenle sahte parayı tedavüle koymamış olmak tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak sahtelik bilgisinin bulunması gerekir.
Sahte bilezik veya ziynet eşyası parada sahtecilik sayılır mı?
Yalnızca millî ziynet altını niteliğindeyse. TCK m.198 paraya eşit sayılan değerleri sınırlı biçimde sayar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 21.03.2024 tarihli kararında, ele geçen sahte bileziklerin m.198’de sayılan eşya niteliğinde olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararına yönelik temyizi bu yönüyle incelememiş, yalnızca müsadere hükmünü onamıştır.
Beraat edersem sahte eşya bana iade edilir mi?
Zorunlu olarak edilmez. Aynı kararda, parada sahtecilikten beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, iğfal kabiliyeti bulunduğu tespit edilen sahte bileziklerin müsaderesine ilişkin hüküm hukuka uygun bulunmuştur. Müsadere, beraatten bağımsız olarak ayrıca değerlendirilir.
Bu suç hangi mahkemede görülür?
TCK m.197/1 kapsamındaki fiiller, cezanın üst sınırı itibarıyla ağır ceza mahkemesinde görülür. Buna karşılık m.197/2 ve m.197/3 kapsamındaki daha hafif fiiller asliye ceza mahkemesinin görev alanına girer. Uygulamada bu ayrım, iddianamedeki nitelendirmeye göre belirlenir.
Sahte olduğunu bilmeden aldığım parayı harcarsam ne olur?
Bu durum TCK m.197/3’te ayrıca düzenlenmiştir: sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Sahteliği hiç bilmeden harcayan kişide ise kast bulunmadığından suç oluşmaz.
Parada sahtecilik uzlaştırmaya tâbi midir?
Hayır. Suç, kamu güvenine karşı işlenen suçlar arasında yer alır ve doğrudan devlete ait bir hukukî değeri korur. Bu nedenle uzlaştırma kapsamı dışındadır; şikâyete de bağlı değildir, resen soruşturulur.
Hükümde alt sınırdan uzaklaşılmışsa itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz, ancak mahkemenin gerekçesi belirleyicidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 14.09.2023 tarihli kararında, mahkemenin “suçun işleniş biçimi, sanığın fiilden sonraki davranışları, yakalanan para miktarı” ölçütlerini gözettiğini saptayarak gerekçesizlik iddiasını reddetmiştir. Bu nedenle itiraz, gerekçedeki ölçütlerin somut olayla bağdaşmadığını göstermek üzerine kurulmalıdır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.197 — parada sahtecilik
- 5237 sayılı Kanun m.198 — paraya eşit sayılan değerler
- 5237 sayılı Kanun m.199 — kıymetli damgada sahtecilik
- 5237 sayılı Kanun m.200 — para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar
- 5237 sayılı Kanun m.35 — suça teşebbüs
- 5237 sayılı Kanun m.43 — zincirleme suç
- 5237 sayılı Kanun m.51 — hapis cezasının ertelenmesi
- 5237 sayılı Kanun m.54 — eşya müsaderesi
- 5237 sayılı Kanun m.61 — cezanın belirlenmesi
- 5237 sayılı Kanun m.62 — takdiri indirim nedenleri
- 5237 sayılı Kanun m.157-158 — dolandırıcılık ve nitelikli hâlleri
- 5320 sayılı Kanun m.17 — sahte madenî para ve sikkelerin incelenmesi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: özel belgede sahtecilik, resmî belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, müsadere ve zincirleme suç.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukukî görüş niteliği taşımaz. Parada sahtecilik dosyaları, ele geçen paranın niteliğine ve teknik inceleme raporunun içeriğine göre tamamen farklı sonuçlar doğurur. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.