İstirdat Davası (İİK m. 72): İcra Baskısıyla Ödenen Paranın Geri Alınması

legapro kapak 16622 LegaPro Hukuk İstirdat Davası (İİK m. 72): İcra Baskısıyla Ödenen Paranın Geri Alınması
Kısaca
  • İstirdat davası, borçlu olmadığı bir parayı cebrî icra tehdidi altında ödemek zorunda kalan kişinin bu parayı geri istemesidir (İİK m. 72/7).
  • Davanın iki şartı vardır: biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkindir.
  • Takip hukukuna ilişkin şart: paranın kesinleşmiş icra takibi dolayısıyla, cebrî icra tehdidi altında ödenmiş olmasıdır.
  • Maddi hukuka ilişkin şart: ödenen paranın gerçekte borçlu olunmayan bir para olmasıdır.
  • Takip kesinleşmeden, ödeme süresi içinde yapılan ödeme istirdat davasına konu olmaz; dava başka bir hukukî nitelendirmeye tâbi olur.
  • Dava, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
  • Bu bir yıllık süre hak düşürücü süredir; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece resen gözetilir.
  • Borç taksitle ödenmişse süre son taksidin ödendiği tarihte işlemeye başlar.
  • Paranın icra dairesince alacaklıya ne zaman ödendiği, sürenin başlangıcı bakımından önemli değildir.
  • Davacı, yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispatla yükümlüdür; hataen ödediğini ispat zorunda değildir.
  • Menfi tespit davası açıp tedbir alamayan ve borcu ödeyen borçlu, davasına istirdat davası olarak devam eder (İİK m. 72/6).
  • Yetki: takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri mahkemesi.
  • Alacak gerçek olsa bile haczedilemeyen bir kaynaktan yapılan tahsilat, istirdat davasıyla geri alınabilir.
  • İstirdat davası, TBK’daki sebepsiz zenginleşme davasının özel bir türü olup kendine has kuralları vardır.
  • Cebrî icra baskısı iddiası ispatlanamazsa, ödeme iradî sayılır ve dava esastan reddedilir.

İcra takibi kesinleşmiş, banka hesabına haciz gelmiş, borçlu parayı ödemiş. Aradan birkaç ay geçtikten sonra o borcun aslında hiç doğmamış olduğu ortaya çıkıyor. Ödenen para geri alınabilir mi? İcra ve İflas Kanunu bu soruya “evet” diyor; ancak bunu çok dar bir kapıdan ve çok kısa bir süreye bağlayarak yapıyor.

İstirdat davası, uygulamada en sık süre yönünden kaybedilen davalardan biridir. Sebep basittir: bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkeme bunu kimse söylemese bile kendiliğinden dikkate alır. İkinci sık hata ise nitelendirmedir: her fazla ödeme istirdat davasının konusu değildir. Aşağıda davanın şartlarını, süresini, görev ve yetki kurallarını ve Yargıtay’ın konuya bakışını ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

İİK m. 72 — Menfi tespit ve istirdat davası (ilgili fıkralar)

“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir… Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.”

İstirdat davasının şartları

UnsurAranan durumAranmayan / yeterli olmayan durum
Ödemenin zamanıTakip kesinleştikten sonra yapılmış olmasıÖdeme süresi içinde, takip kesinleşmeden yapılan ödeme
Ödemenin niteliğiCebrî icra tehdidi altında yapılmış olmasıTamamen iradî, baskısız ödeme
Ödemenin kapsamıBorcun tamamen ödenmiş olmasıKısmî ödeme (süre henüz başlamaz)
Borcun varlığıMaddi hukuk bakımından borçlu olunmamasıBorcun gerçekte var olması
Takibe karşı tutumİtiraz edilmemiş ya da itiraz kesin olarak kaldırılmış olmasıİtirazla takibin durdurulmuş olması
İspat yüküParanın verilmesi gerekmediğinin ispatıHataen ödediğinin ayrıca ispatı gerekmez
SüreTam ödeme tarihinden itibaren bir yılAlacaklının parayı icra dosyasından çektiği tarih
Sürenin niteliğiHak düşürücü süre; resen gözetilirZamanaşımı değildir; defi olarak ileri sürülmesi şart değildir
YetkiTakibi yapan icra dairesi yeri veya davalının yerleşim yeriDavacının yerleşim yeri (tek başına yeterli değildir)

Kritik nokta: Bir yıllık süre, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihte başlar. Borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği ya da haczedilen mallarının satılıp bedelinin icra dairesine yatırıldığı an belirleyicidir. Paranın icra dairesince alacaklıya hangi tarihte ödendiği sürenin başlangıcını etkilemez. Ödeme takside bağlanmışsa süre son taksitle işlemeye başlar. Süre hak düşürücü olduğu için hâkim, davalı ileri sürmese dahi resen dikkate alır ve süre geçmişse dava reddedilir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Ödemenin hangi tarihte ve hangi biçimde yapıldığını icra dosyasından belgeleyin; tam ödeme tarihini kesin olarak tespit edin.
  2. Takibin ne zaman kesinleştiğini kontrol edin: ödeme, kesinleşmeden önce mi yoksa sonra mı yapıldı?
  3. Ödeme kesinleşmeden ve ödeme süresi içinde yapılmışsa, davayı istirdat olarak değil temel ilişkiye göre kurgulayın.
  4. Bir yıllık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığını hesaplayın; süre daralmışsa dava dilekçesini bekletmeyin.
  5. Ödemenin cebrî icra tehdidi altında yapıldığını gösteren delilleri toplayın: haciz tutanakları, banka blokesi, haciz ihbarnameleri, ihtirazi kayıt beyanı.
  6. Ödeme sırasında mümkünse ihtirazi kayıt koydurun ve bunu icra dosyasına geçirtin.
  7. Borçlu olunmadığını ortaya koyan maddi hukuk delillerini hazırlayın: ödeme belgeleri, ibraname, sözleşme, hesap mutabakatı, ilgili mahkeme kararları.
  8. Halen devam eden bir menfi tespit davanız varsa ve tedbir alınmadan borç ödendiyse, davaya istirdat davası olarak devam edilmesini talep edin.
  9. Yetkili mahkemeyi seçin: takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri mahkemesi.
  10. Görevli mahkemeyi uyuşmazlığın niteliğine göre belirleyin; taraflar tacir ve iş ticarî ise asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
  11. Haczedilemeyen bir kaynaktan tahsilat yapıldıysa bunu ayrıca vurgulayın; alacağın gerçek olması bu ihtimalde sonucu değiştirmez.
  12. Faiz talebinizi ödeme tarihinden itibaren isteyin ve talep sonucunda açıkça gösterin.
Yargıtay ne diyor?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/186, K. 2007/171, 28.03.2007

Davanın iki şartı ve bir yıllık hak düşürücü sürenin işleyişi. Kamulaştırma bedeline uygulanan faiz oranı nedeniyle fazla ödendiği ileri sürülen tutarın istirdadı istenmiş; Hukuk Genel Kurulu önce kurumun genel çerçevesini çizmiştir: “İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İstirdat davası açılması için ilk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. İcra dairesine yapılmış olan ödemenin… kesinleşmiş olan icra takibi dolayısıyla, bu parayı gerek nakten, gerekse malların haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir.” İspat yükü bakımından ise “davacı (borçlu) yalnız borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını ispat etmekle yükümlü olup, bu parayı hataen, kendisini borçlu sanıp ödemiş olduğunu ispat etmek zorunda değildir” denilmiştir. Süre konusunda Kurul, sürenin tam ödeme tarihinde başladığını, paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği anın önemli olmadığını, taksitli ödemede son taksidin esas alınacağını ve “Kanunda öngörülen 1 yıllık süre, hak düşürücü süre olduğundan taraflarca ileri sürülmese bile, mahkemece re’sen göz önüne alınır” ilkesini vurgulamıştır. Somut olayda ödeme 11.12.2003, dava ise 29.03.2005 tarihinde açılmıştır. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararının ONANMASINA, 28.03.2007 tarihinde oy birliği ile karar vermiştir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/9978, K. 2010/4056, 07.04.2010

Ödeme süresi içinde yapılan ödeme istirdat davasına konu olmaz. Kira alacağı için gönderilen tahliye ihtarlı ödeme emri üzerine borçlu, parayı ihtirazi kayıtla ve ödeme süresi içinde icra dosyasına yatırmış; sonra fazla ödediğini ileri sürerek dava açmıştır. Yerel mahkeme, bir yıllık istirdat süresinin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire bu nitelendirmeyi yerinde bulmamıştır: “İstirdat davasından söz edebilmek için ödemenin cebri icra tehdidi altında, bir diğer deyişle takibin kesinleşmesinden sonra yapılmış olması gerekir. Somut olayda davacı ödeme süresi içinde icra dosyasına parayı yatırmıştır. Açıklanan yasal düzenleme karşısında davanın istirdat davası olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır.” Kararda, istemin kira ilişkisi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti ve fazla ödenen paranın iadesine ilişkin olduğu, bu nedenle zamanaşımının kira sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Daire, hükmün BOZULMASINA, 07.04.2010 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3575, K. 2025/2379, 17.06.2025

Haczedilemeyen bir kaynaktan yapılan tahsilat, alacak gerçek olsa bile istirdat davasıyla geri alınır. Belediyeye karşı kesinleşen ilamsız takipte, 5393 sayılı Belediye Kanunu m. 15/son uyarınca haczedilemeyecek nitelikteki hesaplara haciz konularak tahsilat yapılmış; haczedilmezlik şikâyeti istinafta kabul edilerek Yargıtay denetiminden geçip kesinleşmiştir. Bölge adliye mahkemesi, alacak gerçek olduğundan istirdat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire bu sonucu benimsememiştir: “davalının bu alacağını, ancak borçlunun (belediyenin) haczedilebilen nitelikteki mal, hak ve parasından alabileceğinin kabulü gerekir”; haczi kabil olmayan paradan yapılan tahsilat “kanuna aykırı bir tahsilat niteliğinde olacaktır” ve “bu şekilde yapılan tahsilatın, ancak istirdat davası ile geri alınabileceğinin kabulü gerekir.” Daire, bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4218, K. 2023/334, 17.01.2023

Cebrî icra baskısı iddiası ispatlanamazsa istirdat istemi reddedilir. Haciz sırasında imzalanan borç tasfiye protokolünün müzayaka hâlinde imzalandığı ileri sürülerek protokolün hükümsüzlüğü ve ödenen 75.000,00 TL’nin istirdadı istenmiştir. İlk derece mahkemesi; davacının haciz sonrası istihkak davası açmasına rağmen ertesi gün ikinci protokolü avukat yardımıyla imzaladığını, senetlerin vadesi gelmeden dava açma imkânı varken beş senedi ödedikten sonra dava açtığını, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu m. 37 anlamında bir korkutma hâlinin bulunmadığını, korkutma kabul edilse bile korkutma tehlikesi ortadan kalktıktan sonra ödemeye devam edilmesinin sözleşmeye onay anlamına geldiğini belirterek davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, kararı “tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun” bulmuştur. Daire, bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.

Bu dört karar bir arada okunduğunda, istirdat davasının neden bu kadar sık kaybedildiği ve nasıl doğru kurgulanacağı görünür hâle geliyor.

İlk halka, davanın iki ayaklı yapısı. Takip hukuku ayağı, paranın kesinleşmiş bir icra takibi dolayısıyla cebrî icra tehdidi altında ödenmiş olmasını arar. Maddi hukuk ayağı ise ödenen paranın gerçekte borçlu olunmayan bir para olmasını arar. Bu iki ayaktan biri eksikse dava, ne kadar haklı görünürse görünsün istirdat davası olarak ayakta duramaz.

İkinci halka, nitelendirmenin kaderi belirlediği. Ödeme, ödeme emrindeki süre içinde ve takip henüz kesinleşmeden yapılmışsa ortada cebrî icra tehdidi yoktur. Bu durumda dava istirdat davası değildir; temel ilişkiye göre nitelendirilir ve o ilişkinin zamanaşımına tâbi olur. Bu ayrım, dosyayı bir yıllık hak düşürücü sürenin dışına da çıkarabilir. Yerel mahkemelerin “süre geçmiş” diyerek verdiği ret kararlarının bir kısmı tam bu nedenle bozulmaktadır.

Üçüncü halka, sürenin katılığı. Bir yıllık süre hak düşürücüdür. Zamanaşımından farkı şudur: zamanaşımı bir defidir ve ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz; hak düşürücü süre ise hakkın kendisini sona erdirir ve mahkemece resen gözetilir. Bu nedenle davalının süreyi hiç ileri sürmemesi davacıya bir avantaj sağlamaz.

Dördüncü halka, sürenin başlangıç anının belirlenmesi. Süre, borç olmayan paranın tamamen ödendiği anda başlar. Kısmî ödemeler süreyi başlatmaz; taksitli ödemede son taksit esas alınır. Paranın icra dairesinden alacaklıya hangi tarihte ödendiği ise sürenin başlangıcı bakımından önemsizdir. Bu ayrıntı, dava tarihini gün gün hesaplamayı zorunlu kılar.

Beşinci halka, ispat yükünün hafifletilmiş olması. Genel sebepsiz zenginleşme hükümlerinde ödeyenin, borçlu olmadığını bilmeden ödediğini de göstermesi beklenir. İstirdat davasında ise davacı, yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispatla yükümlüdür. Bu, kanunun icra baskısı altındaki ödemeye tanıdığı özel bir kolaylıktır.

Altıncı halka, menfi tespitle kurulan köprü. Menfi tespit davası açan ve ihtiyati tedbir alamayan borçlu, borç ödendiğinde davasını kaybetmez; dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve devam eder. Bu, uygulamada gözden kaçan ve borçluyu ayrı bir dava açmaktan kurtaran bir imkândır.

Yedinci halka, haczedilemezlik ile istirdatın kesiştiği nokta. Alacağın gerçekten var olması, her tahsilatı hukuka uygun kılmaz. Alacaklı, alacağını yalnızca borçlunun haczi kabil mal, hak ve parasından alabilir. Kanunen haczedilemeyen bir kaynaktan yapılan tahsilat kanuna aykırı bir tahsilattır ve istirdat davasıyla geri alınır. 2025 tarihli karar bu noktayı açıkça ortaya koymuştur.

Sekizinci halka, baskının ispatlanması gereği. “Mecbur kaldım” demek yeterli değildir. Haciz sonrası avukat yardımıyla protokol imzalanması, dava açma imkânı varken ödemeye devam edilmesi gibi davranışlar, iradenin sakatlanmadığı yönünde değerlendirilmektedir. Bu nedenle ödeme anında ihtirazi kayıt konulması ve baskının somut belgelerle kayda geçirilmesi, davanın en kritik hazırlık adımıdır.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Bir yıllık süreyi zamanaşımı sanmakDava resen reddedilirSüre hak düşürücüdür; gün hesabı yapılmalı
Süreyi alacaklının parayı çektiği tarihten başlatmakSüre kaçırılırTam ödeme tarihi esas alınır
Kısmî ödemeyle süreyi başlatmakErken veya geç davaBorcun tamamen ödenmesi beklenir; taksitte son taksit esastır
Ödeme süresi içindeki ödemeyi istirdat sanmakYanlış nitelendirmeTemel ilişkiye göre dava kurgulanmalı
İhtirazi kayıt koymadan ödemekİradî ödeme izlenimi doğarÖdeme anında ihtirazi kayıt konulmalı
Cebrî icra baskısını belgelendirmemekBaskı ispatlanamazHaciz tutanakları ve bloke kayıtları dosyaya sunulmalı
Menfi tespit davasını kapatıp yeni dava açmakSüre ve masraf kaybıMevcut davaya istirdat olarak devam edilmeli
Yetkili mahkemeyi yanlış seçmekYetkisizlik kararıİcra dairesi yeri veya davalının yerleşim yeri seçilmeli
Haczedilemezlik itirazını hiç ileri sürmemekGüçlü bir dayanak kaybedilirKaynağın haczi kabil olup olmadığı denetlenmeli
İstirdat davası nedir?

Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması nedeniyle, borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişinin bu parayı geri istemesidir. İİK m. 72/7’de düzenlenmiştir ve normal bir eda davasıdır.

Hangi süre içinde açılmalıdır?

Borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren bir yıl içinde. Bu süre hak düşürücü süre olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece resen dikkate alınır.

Süre tam olarak ne zaman başlar?

Borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği ya da haczedilen mallarının satılıp bedelinin icra dairesine yatırıldığı tarihte. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, sürenin başlangıcı bakımından önemli değildir.

Borcu taksitle ödedim; süre nasıl işler?

Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa bir yıllık dava açma süresi, son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Neyi ispat etmem gerekir?

Yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini. İİK m. 72’nin son fıkrası bunu açıkça düzenler; davacı, parayı hataen veya kendisini borçlu sanarak ödediğini ayrıca ispat etmek zorunda değildir.

Ödemeyi ödeme süresi içinde yaptım; istirdat davası açabilir miyim?

Bu ihtimalde ödeme cebrî icra tehdidi altında sayılmadığından dava istirdat davası olarak nitelendirilemez. Talebiniz temel hukukî ilişkiye göre değerlendirilir ve o ilişkinin zamanaşımına tâbi olur.

Menfi tespit davam varken borcu ödedim, ne olur?

İİK m. 72/6 uyarınca, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı alınmamış ve borç ödenmişse davaya istirdat davası olarak devam edilir. Ayrı bir dava açmanız gerekmez.

Dava kime karşı açılır?

Parayı tahsil eden alacaklıya karşı açılır. İcra dairesi ya da icra müdürlüğü davalı olarak gösterilmez.

Hangi mahkeme yetkilidir?

İİK m. 72 uyarınca menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Görevli mahkeme hangisidir?

Görev, uyuşmazlığın niteliğine ve genel görev kurallarına göre belirlenir. Uyuşmazlık ticarî nitelikteyse asliye ticaret mahkemesi, aksi hâlde asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Alacak gerçekten varsa hiç şansım yok mu?

Kural olarak borcun gerçekten mevcut olması istirdat talebini karşılıksız bırakır. Ancak alacaklı, alacağını yalnızca haczi kabil mal, hak ve paradan tahsil edebilir. Kanunen haczedilemeyen bir kaynaktan yapılan tahsilat kanuna aykırı sayılmakta ve istirdat davasıyla geri alınabilmektedir.

Ödeme sırasında ne yapmalıyım?

Mümkünse ihtirazi kayıt koyarak ödeyin ve bu kaydın icra dosyasına geçmesini sağlayın. Haciz tutanakları, banka bloke yazıları ve haciz ihbarnamelerini de saklayın; bunlar cebrî icra baskısının delilidir.

Baskı altında imzaladığım protokol için istirdat isteyebilir miyim?

İstenebilir, ancak korkutma iddiasının Türk Borçlar Kanunu m. 37 çerçevesinde ispatı gerekir. Uygulamada, korkutma tehlikesi ortadan kalktıktan sonra ödemeye devam edilmesi sözleşmeye onay verildiği biçiminde değerlendirilebilmektedir.

İstirdat davası ile sebepsiz zenginleşme davası aynı mı?

Aynı değildir. İstirdat davası, sebepsiz zenginleşme davasının özel bir türüdür; icra takibine bağlı özel şartları, kısa hak düşürücü süresi ve hafifletilmiş ispat yükü ile ondan ayrılır.

Ödediğim paranın faizini isteyebilir miyim?

Talep edilebilir. Uygulamada faiz, paranın ödendiği veya icra dosyasına yatırıldığı tarihten itibaren istenmekte olup talebin dava dilekçesinde açıkça gösterilmesi gerekir.

İlgili mevzuat
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 72 — Menfi tespit ve istirdat davası
  • 2004 sayılı İİK m. 62-68 — Ödeme emrine itiraz, itirazın kaldırılması
  • 2004 sayılı İİK m. 67 — İtirazın iptali davası
  • 2004 sayılı İİK m. 71 — İcra takibinin iptali ve taliki
  • 2004 sayılı İİK m. 82-83 — Haczedilemeyen mal ve haklar
  • 2004 sayılı İİK m. 361 — Fazla veya yanlış ödenen paranın geri alınması
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77-82 — Sebepsiz zenginleşme
  • 6098 sayılı TBK m. 37-39 — Korkutma ve iptal hakkı
  • 6098 sayılı TBK m. 49 — Haksız fiil sorumluluğu
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 — İspat yükü
  • 6100 sayılı HMK m. 33 — Hâkimin hukuku resen uygulaması
  • 5393 sayılı Belediye Kanunu m. 15/son — Belediyenin haczedilemeyen gelir ve malları

İcra takibine karşı başvurulabilecek diğer yollar için menfi tespit davası, itirazın iptali davası, itirazın kaldırılması ve icra takibinin iptali ve taliki yazılarımızı; haciz sınırları için haczedilemeyen mal ve haklar ile meskeniyet iddiası başlıklı yazılarımızı; genel hükümler için sebepsiz zenginleşme yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. İstirdat davasında sonuç; ödemenin zamanı ve biçimi, takibin kesinleşme tarihi, delil durumu ve bir yıllık sürenin işleyişine göre değişir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İcra ve tazminat hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Kamu İhale Sözleşmesinin İdarece Feshi (4735 m.20): İhtar, Teminat ve Yasaklama

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 4735 sayılı Kanun m.20, idarenin sözleşmeyi feshedeceği iki…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m.220): Hiyerarşi, Devamlılık ve Üyelik

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.220/1, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu (TCK m.181): Atık, Deşarj ve Sorumluluk

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.181/1, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Parada Sahtecilik Suçu (TCK m.197): Aldatma Kabiliyeti ve Tedavüle Koyma

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.197/1, sahte parayı üretme, ülkeye sokma, nakletme,…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Aşırı Düşük Teklif Açıklaması: 4734 Sayılı Kanun m.38 ve Sınır Değer

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Aşırı düşük teklif, ihale komisyonunun diğer tekliflere ya…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı: Yazılı, Sözlü ve İptal Davası

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Görevde yükselme, memurun aynı kurum içinde daha üst…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara