Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m.220): Hiyerarşi, Devamlılık ve Üyelik

legapro kapak 16788 LegaPro Hukuk Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m.220): Hiyerarşi, Devamlılık ve Üyelik
Kısaca
  • TCK m.220/1, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranları ve yönetenleri beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır; örgüte üye olanlar için m.220/2’de iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür.
  • Örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması kanunun açık şartıdır.
  • Örgüt, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olmalıdır; elverişsiz bir birliktelik örgüt sayılmaz.
  • Örgütün üç yapısal unsuru vardır: hiyerarşik ilişki, iş bölümü ve devamlılık. Bunlardan biri yoksa örgütten değil iştirakten söz edilir.
  • Hiyerarşik ilişki bazı yapılarda gevşek olabilir; ancak tamamen yoksa örgüt kurulmuş sayılmaz.
  • Devamlılık, amaç suçların fiilen sürekli işlenmesini değil, öncelikle bunları sürekli biçimde işleme kararlılığının bulunmasını ifade eder.
  • Örgüt, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından hazırlık hareketi niteliğindedir; amaç suçların işlenmiş olması şart değildir.
  • Belirli bir suçu işlemek için bir araya gelme örgüt değil, iştirak iradesidir.
  • Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılır (m.220/5).
  • 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle m.220/5’e, örgüt faaliyetinde çocukların araç olarak kullanılması hâlinde yöneticilerin cezasının artırılmasını öngören yeni bir cümle eklenmiştir.
  • “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme”yi düzenleyen m.220/6, Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.
  • Hiyerarşik yapıya dâhil olmadan örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi gibi cezalandırılır; ceza yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir (m.220/7).
  • TCK m.221, örgütü dağıtma, gönüllü ayrılma ve teslim olma hâllerinde geniş bir etkin pişmanlık rejimi öngörür.
  • Örgüt suçlarından doğrudan zarar görmeyen kurumların davaya katılma ve temyiz hakkı bulunmaz.
  • İletişimin tespiti yoluyla elde edilen konuşma kayıtları, başka delillerle doğrulanmadıkça tek başına cezalandırmaya yeterli sayılmaz.

Aynı işi birlikte yapan üç kişinin ceza sorumluluğu, aralarındaki ilişkinin nasıl nitelendirildiğine göre tamamen değişir. Bu kişiler bir suçu birlikte işlemişse iştirak hükümleri uygulanır; aralarında hiyerarşik bir yapı ve süreklilik varsa buna örgüt kurma suçu eklenir ve her biri ayrıca beş ilâ on yıl arasında bir hapis cezasıyla karşılaşır.

Yargıtay’ın TCK m.220 uygulamasındaki asıl mesele bu ayrımdır. Kararlar, örgüt iddiasının somut delillerle desteklenmesini istikrarlı biçimde aramakta; hiyerarşi, iş bölümü ve devamlılık unsurları gösterilmeden kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozmaktadır.

Kanunî dayanak

TCK m.220 — Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır. (4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.”
TCK m.220/7 ve 220/8 — Yardım etme ve propaganda
“(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. (8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
Yedinci fıkra, 02.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’un 85. maddesiyle bugünkü hâlini almıştır.
Değişiklik uyarısı — 220/6’nın iptali ve 220/5’e eklenen cümle
Maddenin altıncı fıkrası, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” hâlini düzenliyordu. Bu fıkra 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilmiş, ardından Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve E.2024/81, K.2024/189 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Beşinci fıkraya ise 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle şu cümle eklenmiştir: “Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.” Fıkranın kalan kısmı, örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılacağını öngörmeyi sürdürmektedir. Suç tarihi bu değişikliklerden önceyse, lehe kanun karşılaştırması yapılması gerekir.
ÖlçütÖrgüt (TCK m.220)İştirak (TCK m.37-41)
Kişi sayısıEn az üç kişi (kanunî şart)İki kişi yeterlidir
HiyerarşiGevşek de olsa zorunlu unsurAranmaz
DevamlılıkZorunlu; sürekli suç işleme kararlılığı aranırAranmaz; tek suç için birleşme yeterlidir
Amaç suçİşlenmiş olması şart değilSuçun işlenmesi ya da teşebbüsü gerekir
ElverişlilikÜye sayısı, araç ve gereç bakımından aranırAranmaz
Ayrı cezaÖrgüt suçu, amaç suçlardan bağımsız ayrıca cezalandırılırAyrı bir suç oluşmaz
Yöneticinin sorumluluğuFaaliyet kapsamındaki bütün suçlardan fail olarak sorumludurAzmettiren ya da müşterek fail olarak sorumluluk
Etkin pişmanlıkTCK m.221’de ayrıntılı rejimGenel hükümlere tâbidir
Görevli mahkemeAmaç suça ve ceza miktarına göre değişirAmaç suça göre belirlenir
Kritik nokta
Örgüt iddiası, çoğu dosyada iletişimin tespiti kayıtlarına dayandırılır. Yargıtay bu kayıtları tek başına yeterli görmez: başka delillerle doğrulanmayan telefon konuşmaları, suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delil sayılmaz. Ayrıca örgüt kararına dayanılarak alınan dinleme kararıyla elde edilen kayıtlar, katalog suçlar arasında yer almayan bir suç bakımından delil olarak kullanılamaz. Savunmanın ilk işi, hangi delilin hangi suça dayanak yapıldığını ayrıştırmaktır.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. İddianameyi okurken örgüt iddiasının hangi somut delillere dayandırıldığını madde madde listeleyin; iletişim kayıtlarını diğer delillerden ayırın.
  2. Örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilerin sayısını sayın; üç kişiden azsa kanunî şart gerçekleşmemiştir.
  3. Aralarındaki ilişkide emir-komuta zinciri, altlık-üstlük bağı ya da iş bölümü bulunup bulunmadığını sorgulayın; akrabalık ya da tanışıklık tek başına hiyerarşi kurmaz.
  4. Devamlılık unsurunu ayrıca tartışın: taraflar belirli bir suçu işlemek için mi bir araya gelmiş, yoksa süreklilik gösteren bir suç işleme kararlılığı mı var?
  5. Örgütün elverişliliğini sorgulayın; üye sayısı, araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir yapı gösterilmiş mi?
  6. Müvekkilinizin örgütteki konumunu netleştirin: yönetici mi, üye mi, yoksa hiyerarşiye dâhil olmayan bir yardım eden mi? Bu ayrım hem nitelendirmeyi hem indirim imkânını belirler.
  7. İletişimin tespiti kararlarının hangi suç için ve hangi tarihte alındığını inceleyin; katalog dışı suçlar bakımından bu delillerin dışlanmasını talep edin.
  8. Ses kayıtlarının müvekkilinize ait olduğu tartışmalıysa ses örneği alınmasını ve uzman kuruma ses analizi yaptırılmasını isteyin.
  9. Örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği iddia edilen her bir amaç suç bakımından müvekkilinizin hangi eyleme katıldığının ayrı ayrı tespitini talep edin.
  10. İddianamede açıkça dava açılmamış bir suçtan hüküm kurulup kurulmadığını denetleyin; dava açılmayan suçtan beraat kararı verilmesi bile usule aykırıdır.
  11. Zamanaşımını hesaplayın; m.220/2 kapsamındaki üyelik suçunda olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır ve uzun süren dosyalarda düşme gündeme gelebilir.
  12. Etkin pişmanlık koşullarını erkenden değerlendirin; TCK m.221 gönüllü ayrılma, teslim olma ve bilgi verme hâllerinde cezasızlık ya da ciddi indirim öngörür.
İçtihat

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 26.06.2024 T., 2023/13410 E., 2024/9200 K.
Hiyerarşi ve devamlılık yoksa örgüt değil iştirak vardır. Tefecilik ve tehdit eylemleri nedeniyle örgüt kurma ve yönetmeden mahkûm edilen sanık hakkındaki hükmü inceleyen Daire, önce unsurları saymıştır: “5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinde tanımlanan ‘örgütün’ varlığının kabul edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket etmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, ‘devamlılık’ göstermesi gerekir.” Ardından devamlılık ölçütünü netleştirmiştir: “devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olması gerekir.” Somut olayda sanığın “örgüt üyesi olarak kabul edilen ve akrabaları olan diğer sanıklarla arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin mevcut olmadığı, iş bölümü ve suç işleme iradesinde devamlılığın bulunmadığı” saptanarak beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan HÜKMÜN BOZULMASINA; diğer suçlar yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davaların oy birliğiyle DÜŞMESİNE karar verilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.05.2025 T., 2025/2075 E., 2025/9188 K.
Örgüt tespiti kesin ve inandırıcı kanıtlara bağlanmalı; telefon kayıtları tek başına yetmez. Göçmen kaçakçılığı ve örgüt suçlarından açılan geniş kapsamlı davada Daire, hükmün gerekçesizliğini ayrıntılı biçimde eleştirmiştir. Örgüt bakımından aranan ölçütü şöyle ortaya koymuştur: “örgüt yöneticisi ya da üyesi oldukları kabul edilen sanıklar arasında devamlılık içeren, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına … ilişkin kesin ve inandırıcı kanıtların neler olduğu dosyadaki deliller ile ilişkilendirilerek” gösterilmelidir. Daire ayrıca delil standardını da belirlemiştir: “telefon görüşme kayıtlarının başka deliller ile doğrulanmadıkça faillerin cezalandırılması açısından tek başına yeterli delil niteliğinde olmadığı” hususu dikkate alınmalıdır. Hükümlerin oy birliğiyle BOZULMASINA, bir kısım sanık yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın DÜŞMESİNE karar verilmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 07.03.2023 T., 2022/2131 E., 2023/2279 K.
Örgüt kararına dayanan dinleme, katalog dışı suçta delil olamaz; Hazinenin katılma hakkı yoktur. Tefecilik, tehdit ve örgüt suçlarından açılan davada mahkeme örgüt suçlarından beraat, tefecilik ve tehditten mahkûmiyet kurmuştu. Daire önce usulî bir tespit yapmıştır: suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen Hazinenin, örgüt kurma, örgüte üye olma ve tehdit suçları yönünden “kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı” anlaşılmıştır. Esas bakımından ise delil yasağını uygulamıştır: “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen kararlara dayanılarak uygulanan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri uygulanmak suretiyle elde edilen görüşme kayıtlarının, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesiyle 135 inci maddeye eklenen ve suç tarihlerinde katalog suçlar arasında yer almayan tefecilik suçu yönünden yasal delil olarak kabul edilemeyeceği nazara alınarak, hukuka aykırı nitelikteki bu deliller dışlanarak mevcut delillerin değerlendirilmesi” gerekir. Hazinenin temyiz isteminin oy birliğiyle REDDİNE, hükümlerin oy birliğiyle BOZULMASINA karar verilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.04.2023 T., 2022/7227 E., 2023/17089 K.
Örgüt yerine iştirak kabulü onanabilir; dava açılmayan suçtan beraat kararı bile verilemez. Göçmen kaçakçılığı dosyasında ilk derece mahkemesi, sanıklar arasında “örgüt hiyerarşisinin değil iştirak ilişkisinin bulunduğu” gerekçesiyle bir kısım sanık hakkında örgüt suçlarından beraat kararı vermişti. Daire, Cumhuriyet savcısının bu beraatlara yönelik temyizini yerinde görmemiş ve bu hükümler yönünden temyiz davasının esastan reddiyle HÜKÜMLERİN ONANMASINA karar vermiştir. Buna karşılık usulî bir aykırılığı ayrıca saptamıştır: “iddianame içeriği ve sevk maddelerine göre, sanıklar … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden … dava açılmayan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan sanıklar hakkında beraat kararı verilerek, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması” hukuka aykırıdır. Diğer hükümlerin BOZULMASINA; göçmen kaçakçılığında eylem sayısınca cezalandırma yönünden oy çokluğuyla, kalan hükümler yönünden oy birliğiyle karar verilmiştir. Karara yazılan karşı oyda, birden fazla eyleme katılan sanıklara ayrı ayrı ceza yerine TCK m.43 uyarınca tek ceza verilip artırım yapılması gerektiği savunulmuştur. Bu görüş Dairenin hükmü değil, muhalif üyelerin görüşüdür.

Kararlardan çıkan bütünlüklü tablo

Birinci halka, örgütün tanımıdır ve dört kararın ortak zeminidir. Yargıtay istikrarlı biçimde beş unsur arar: en az üç kişi, hiyerarşik ilişki, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından elverişlilik, iş bölümü ve eylemli paylaşım, devamlılık. Bu unsurlar birer süs değil, her biri ayrı ayrı gösterilmesi gereken maddi şartlardır. Kararların gerekçesinde bu beş başlığın tek tek karşılanıp karşılanmadığı, temyiz denetiminin merkezindedir.

İkinci halka, hiyerarşinin niteliğidir. 26.06.2024 tarihli karar bu unsuru esnetir ama kaldırmaz: hiyerarşik ilişki bazı yapılanmalarda gevşek olabilir, ancak bu ilişki dolayısıyla örgüt mensupları üzerinde hâkimiyet kuran bir güç kaynağına dönüşür. Aynı kararda akrabalar arasındaki birlikteliğin, gevşek biçimde dahi olsa hiyerarşi doğurmadığı saptanmıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan “aile şirketi gibi çalışıyorlardı” tespiti, tek başına örgüt kurmaz.

Üçüncü halka, devamlılığın nasıl ölçüleceğidir ve pratikte en yanlış anlaşılan noktadır. Örgüt, amaç suçlar bakımından bir hazırlık hareketidir; dolayısıyla amaç suçların işlenmiş olması gerekmez. Buradan çıkan sonuç şudur: devamlılık, işlenen suçların sayısıyla değil, bunları sürekli işleme kararlılığının varlığıyla belirlenir. Az sayıda suç işlenmiş olması örgütü dışlamayacağı gibi, çok sayıda suç işlenmiş olması da tek başına örgütü kurmaz.

Dördüncü halka, iştirak-örgüt sınırıdır. Kişilerin belli bir suçu ya da bir suçu işlemek amacıyla bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil iştirak iradesinden söz edilir. 11.04.2023 tarihli karar bu sınırın pratik sonucunu gösterir: ilk derece mahkemesinin sanıklar arasında örgüt hiyerarşisi değil iştirak ilişkisi bulunduğu yolundaki kabulü, savcılık temyizine rağmen onanmıştır. Örgüt iddiasının reddi, çok sanıklı dosyalarda gerçekçi bir savunma hedefidir.

Beşinci halka, delil standardıdır ve bu dosyaların kaderini belirler. 15.05.2025 tarihli karar, örgüt tespitinin “kesin ve inandırıcı kanıtlarla” ve dosyadaki delillerle ilişkilendirilerek yapılmasını arar; ayrıca telefon görüşme kayıtlarının başka delillerle doğrulanmadıkça tek başına cezalandırmaya yeterli olmadığını açıkça söyler. Aynı kararda hangi görüşme kaydının hangi eyleme delil sayıldığının kararda gösterilmesi de zorunlu görülmüştür.

Altıncı halka, delilin hukuka uygunluğudur. 07.03.2023 tarihli karar, örgüt suçundan alınan dinleme kararının doğurduğu yayılma etkisini sınırlar: bu kararla elde edilen kayıtlar, suç tarihinde CMK m.135’teki katalogda yer almayan bir suç bakımından delil olarak kullanılamaz ve dışlanması gerekir. Bu, örgüt iddiası düşen dosyalarda geriye kalan suçlar bakımından son derece etkili bir savunma aracıdır: örgüt gitmişse, örgüt kararına dayanan dinleme de çoğu kez gitmelidir.

Yedinci halka, usulî denetimlerdir. 11.04.2023 tarihli karar, iddianamede yer almayan bir suçtan beraat kararı verilmesini bile CMK m.225’e aykırı saymıştır. 07.03.2023 tarihli karar ise örgüt suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve temyiz hakkı bulunmadığını belirlemiştir. Çok sanıklı ve çok suçlu dosyalarda bu tür usulî aykırılıklar, esasa girilmeden sonuç doğurabilir.

Sekizinci halka, mevzuatın güncel hâlidir ve mutlaka kontrol edilmelidir. “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme”yi düzenleyen altıncı fıkra, Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararıyla iptal edilmiştir; bu nitelendirmeye dayanan eski dosyalarda durumun yeniden değerlendirilmesi gerekir. Beşinci fıkraya ise 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la, örgüt faaliyetinde çocukların araç olarak kullanılması hâline özgü bir artırım nedeni eklenmiştir. Suç tarihi ile hüküm tarihi arasındaki bu değişiklikler, lehe kanun karşılaştırmasını zorunlu kılar. Konuyla bağlantılı olarak etkin pişmanlık, iletişimin denetlenmesi ve zincirleme suç yazılarımıza bakılabilir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Örgüt unsurlarını tek tek tartışmadan savunma yapmakBeş unsurdan hangisinin eksik olduğu ortaya konmazKişi sayısı, hiyerarşi, elverişlilik, iş bölümü ve devamlılığı ayrı ayrı ele almak
Tanışıklık ya da akrabalığı hiyerarşi saymakÖrgüt iddiası gereksiz yere kabul edilirEmir-komuta zinciri ve altlık-üstlük ilişkisinin varlığını sorgulamak
Devamlılığı işlenen suç sayısıyla ölçmekÖlçüt yanlış kurulur, tartışma verimsizleşirSürekli suç işleme kararlılığının bulunup bulunmadığını tartışmak
İletişim kayıtlarını tartışmasız delil kabul etmekTek başına yetersiz olan delil hükme esas alınırKayıtların başka delillerle doğrulanmasını istemek
Ses kaydının aidiyetine itiraz etmemekAidiyet tartışması hiç açılmazSes örneği alınmasını ve uzman kurumdan analiz raporu istemek
Örgüt kararına dayanan dinlemenin kapsamını sorgulamamakKatalog dışı suçta hukuka aykırı delil dışlanmazDinleme kararının hangi suç için alındığını ve suç tarihindeki katalogu denetlemek
Yönetici-üye-yardım eden ayrımını yapmamakm.220/7’deki üçte bire kadar indirim talep edilmezMüvekkilin hiyerarşiye dâhil olup olmadığını netleştirmek
Etkin pişmanlık koşullarını geç değerlendirmekCezasızlık doğurabilecek imkân kaçırılırTCK m.221’deki hâlleri soruşturma aşamasında incelemek
Zamanaşımını hesaplamamakDüşme kararı verilebilecek dosyada mahkûmiyet kurulurÜyelik suçunda sekiz yıllık olağan süreyi ve kesen işlemleri hesaplamak
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmanın cezası nedir?

TCK m.220/1’e göre örgüt kuranlar veya yönetenler beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Örgüte üye olanlar için m.220/2’de iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür. Örgütün silahlı olması hâlinde bu cezalar yarı oranında artırılır.

Örgütün varlığı için kaç kişi gerekir?

En az üç kişi. Bu, TCK m.220/1’in son cümlesinde açıkça düzenlenmiş kanunî bir şarttır. Üç kişiden az sayıda kişinin birlikte hareket etmesi hâlinde örgütten söz edilemez.

Örgüt ile iştirak arasındaki fark nedir?

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin ifadesiyle, örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil iştirak iradesinden söz edilir. Belirleyici olan hiyerarşi, iş bölümü ve süreklilik unsurlarının varlığıdır.

Amaç suçların işlenmiş olması şart mıdır?

Hayır. Örgüt, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğindedir ve varlığı için amaç suçları işleme zorunluluğu yoktur. Yargıtay, devamlılığın belirlenmesinde öncelikle amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının aranacağını belirtmektedir.

Hiyerarşik ilişki her zaman katı olmak zorunda mı?

Hayır. Yargıtay, bu ilişkinin bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabileceğini kabul etmektedir. Ancak ilişki tamamen yoksa örgüt kurulmuş sayılmaz; 26.06.2024 tarihli kararda gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunmadığı saptanarak mahkûmiyet bozulmuştur.

Örgüte yardım eden kişi nasıl cezalandırılır?

TCK m.220/7’ye göre, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Ancak verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

Örgüt yöneticisi hangi suçlardan sorumludur?

TCK m.220/5 uyarınca örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. Bu, yöneticinin o suçlara fiilen katılmamış olması hâlinde de geçerli olan ağır bir sorumluluk kuralıdır.

“Örgüt adına suç işleme” hükmü hâlâ yürürlükte mi?

Hayır. Bu hâli düzenleyen TCK m.220/6, 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la değiştirildikten sonra Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve E.2024/81, K.2024/189 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nitelendirmeye dayanan dosyalarda durumun yeniden değerlendirilmesi gerekir.

2025 sonunda maddede bir değişiklik oldu mu?

Evet. 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle m.220/5’e şu cümle eklenmiştir: örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması hâlinde, örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Suç tarihi bu değişiklikten önceyse lehe kanun karşılaştırması yapılmalıdır.

Telefon dinleme kayıtları tek başına mahkûmiyete yeter mi?

Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 15.05.2025 tarihli kararında, telefon görüşme kayıtlarının başka delillerle doğrulanmadıkça faillerin cezalandırılması açısından tek başına yeterli delil niteliğinde olmadığını belirtmiştir. Ayrıca hangi kaydın hangi eyleme delil sayıldığının kararda açıkça gösterilmesi gerekir.

Örgüt suçu için alınan dinleme kararı diğer suçlarda kullanılabilir mi?

Her zaman değil. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 07.03.2023 tarihli kararında, örgüt kurma suçundan verilen kararlara dayanılarak elde edilen görüşme kayıtlarının, suç tarihinde CMK m.135’teki katalog suçlar arasında yer almayan tefecilik suçu bakımından yasal delil sayılamayacağını ve bu delillerin dışlanması gerektiğini belirtmiştir.

Hazine örgüt davasına katılabilir mi?

Kural olarak hayır. Yargıtay, suçtan zarar görme kavramının doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli olarak anlaşılması gerektiğini, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğini belirtmektedir. Bu nedenle örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve temyiz hakkı bulunmaz.

İddianamede yer almayan bir suçtan hüküm kurulabilir mi?

Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 11.04.2023 tarihli kararında, hakkında dava açılmamış olan örgüte üye olma suçundan beraat kararı verilmesini bile CMK m.225’in birinci fıkrasına aykırı bulmuştur. Mahkeme yalnızca iddianamede yer alan ve hakkında dava açılan fiillerle bağlıdır.

Etkin pişmanlıktan nasıl yararlanılır?

TCK m.221 birkaç ayrı hâl öngörür: soruşturmaya başlanmadan ve amaç suç işlenmeden önce örgütü dağıtan kurucu ve yöneticiler, herhangi bir suça iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını bildiren üyeler ve yakalandıktan sonra örgütün dağılmasını sağlayacak bilgi veren üyeler hakkında cezaya hükmolunmaz. Gönüllü teslim olup bilgi veren kişiler bakımından da cezasızlık, yakalandıktan sonra bilgi verenler bakımından ise üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngörülmüştür.

Örgüt üyeliği suçunda zamanaşımı ne kadardır?

TCK m.220/2 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, m.66/1-e gereğince sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresi uygulanır. Kesen işlemlerle birlikte olağanüstü zamanaşımı süresi on iki yıla ulaşır. Uzun süren dosyalarda bu hesaplama düşme kararı doğurabilir.

İlgili mevzuat
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.220 — suç işlemek amacıyla örgüt kurma
  • 5237 sayılı Kanun m.221 — etkin pişmanlık
  • 5237 sayılı Kanun m.37-41 — iştirak hükümleri
  • 5237 sayılı Kanun m.43 — zincirleme suç
  • 5237 sayılı Kanun m.58 — mükerrirlere özgü infaz rejimi
  • 5237 sayılı Kanun m.66 ve 67 — dava zamanaşımı ve süreyi kesen işlemler
  • 5237 sayılı Kanun m.79 — göçmen kaçakçılığı ve örgüt faaliyeti artırımı
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.135 — iletişimin denetlenmesi ve katalog suçlar
  • 5271 sayılı Kanun m.138 — tesadüfen elde edilen deliller
  • 5271 sayılı Kanun m.225 — iddianame ile bağlılık kuralı
  • 5271 sayılı Kanun m.237 — kamu davasına katılma
  • 7571 sayılı Kanun m.20 ve Anayasa Mahkemesinin E.2024/81, K.2024/189 sayılı kararı — m.220/5’e ekleme ve m.220/6’nın iptali

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: etkin pişmanlık, iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik takip, zincirleme suç ve tefecilik suçu.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukukî görüş niteliği taşımaz. Örgüt dosyaları, sanıkların yapı içindeki konumuna, delil durumuna ve suç tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre tamamen farklı sonuçlar doğurur. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Ceza hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Kamu İhale Sözleşmesinin İdarece Feshi (4735 m.20): İhtar, Teminat ve Yasaklama

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 4735 sayılı Kanun m.20, idarenin sözleşmeyi feshedeceği iki…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu (TCK m.181): Atık, Deşarj ve Sorumluluk

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.181/1, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Parada Sahtecilik Suçu (TCK m.197): Aldatma Kabiliyeti ve Tedavüle Koyma

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.197/1, sahte parayı üretme, ülkeye sokma, nakletme,…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Aşırı Düşük Teklif Açıklaması: 4734 Sayılı Kanun m.38 ve Sınır Değer

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Aşırı düşük teklif, ihale komisyonunun diğer tekliflere ya…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı: Yazılı, Sözlü ve İptal Davası

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Görevde yükselme, memurun aynı kurum içinde daha üst…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Anonim Şirkette İmtiyazlı Paylar (TTK m.478-479) ve İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca İmtiyaz, ilk esas sözleşmeyle veya esas sözleşme değiştirilerek…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara