Hâkimlerin Hukuki Sorumluluğu (HMK 46-49): Yargılama Faaliyetinden Dolayı Devlet Aleyhine Tazminat Davası

- Hâkimin verdiği karardan dolayı açılacak tazminat davası, hâkime karşı değil Devlet (Hazine) aleyhine açılır.
- Dava sebepleri HMK m. 46’da altı bent hâlinde sınırlı (numerus clausus) sayılmıştır; listede olmayan bir gerekçeyle dava açılamaz.
- Yargıtay’ın istikrarlı ifadesiyle bu sebeplerin kabulü için hâkimin kasıtlı veya ağır kusurlu tutumu gerekir.
- Kararın salt hukuka aykırı olması yetmez; 46/a bendinde kayırma, taraf tutma, kin veya düşmanlık gibi öznel bir saik aranır.
- 46/c bendinde öznel unsur aranmaz ama “farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin” bir kanun hükmüne aykırılık şarttır.
- Hâkimin takdir yetkisi içinde kalan delil değerlendirmesi ve hukuk kuralı yorumu tazminata konu edilemez.
- Görev HMK m. 47’de: ilk derece ve BAM hâkimleri için Yargıtay ilgili hukuk dairesi, ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakar.
- Yargıtay Başkan ve üyeleri için görevli daire 4. Hukuk Dairesi; bu dairenin kendi mensupları söz konusuysa 3. Hukuk Dairesi.
- Bu kararların temyiz incelemesini Hukuk Genel Kurulu yapar; kararı veren başkan ve üyeler incelemeye katılamaz.
- Dava dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça gösterilmelidir (HMK m. 48/1).
- Mahkeme, açılan davayı ilgili hâkime resen ihbar etmek zorundadır (HMK m. 48/2); bu yapılmazsa karar bozulur.
- Dava esastan reddedilirse davacı 500 TL ile 5.000 TL arasında disiplin para cezasına mahkûm edilir (HMK m. 49).
- Tazminat davası açılması, hâkim hakkında ceza soruşturması veya mahkûmiyet şartına bağlanamaz (HMK m. 46/2).
- Devlet ödediği tazminat için sorumlu hâkime, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder (HMK m. 46/3).
- Sorumluluk kabul edilse bile tazminatın kapsamı genel hükümlere göre belirlenir; her zarar kalemi otomatik olarak Hazineye yüklenemez.
Bir davayı kaybeden hemen herkesin aklından şu geçer: “Bu hâkim bana haksızlık etti, ondan hesap sorabilir miyim?” Türk hukuku bu soruya kapalı bir kapı ile cevap vermiyor; ancak açtığı kapı, çoğu kişinin sandığından çok dar. Hâkimlerin yargılama faaliyetinden doğan hukuki sorumluluğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46 ilâ 49. maddelerinde, hem davalıyı hem sebepleri hem de görevli mahkemeyi ayrıca belirleyen özel bir rejime bağlanmıştır.
Bu rejimin mantığı iki yönlüdür. Bir yandan hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, verdiği her karar için kişisel dava tehdidi altında bırakılmayarak korunur. Öte yandan, yargı erkinin kullanımından doğan ağır ve açık ihlaller için hak arama yolu tamamen kapatılmaz. Aşağıda bu dengenin kanun metninde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında nasıl kurulduğunu adım adım ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
HMK m. 46 — Devlet aleyhine tazminat davası
“(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. (2) Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz. (3) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.”
HMK m. 47 — Davaların açılacağı mahkeme
“(1) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesine, kararı veren başkan ile üyeler katılamaz. (2) Devletin sorumlu hâkime karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.”
HMK m. 48 — Dava dilekçesi ve davanın ihbarı
“(1) Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de eklenir. (2) Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime resen ihbar eder.”
HMK m. 49 — Davanın reddi hâlinde verilecek ceza
“(1) Dava esastan reddedilirse davacı, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilir.”
Hangi sebep, hangi eşiği gerektirir?
| Sorumluluk sebebi (HMK m. 46/1) | Aranan kusur eşiği | Uygulamada ne anlama gelir? |
|---|---|---|
| a) Kayırma, taraf tutma, kin veya düşmanlık | Öznel saik + hukuka aykırılık birlikte | Kararın yanlış olması yetmez; yanlışın belirli bir saikle yapıldığı ispatlanmalı |
| b) Sağlanan veya vaat edilen menfaat | Kasıt (rüşvet nitelikli davranış) | Menfaat ilişkisinin somut delille ortaya konması gerekir |
| c) Açık ve kesin kanun hükmüne aykırılık | Öznel unsur aranmaz; aykırılığın “açık” olması aranır | Yorum farkı, içtihat değişikliği veya tartışmalı hüküm bu bende girmez |
| ç) Tutanakta olmayan sebebe dayanma | Ağır kusur / kasıt | Dosyada hiç bulunmayan bir olguya dayanılarak hüküm kurulması |
| d) Tutanak veya hükümde değiştirme, tahrifat | Kasıt | Belge güvenilirliğinin ayrıca denetlenmesi gereken en ağır hâl |
| e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınma | Ağır kusur | Adalet dağıtmaktan kaçınma; salt gecikme tek başına yetmez |
| Delillerin takdiri ve hukuk kuralının yorumu | Sorumluluk doğurmaz | Takdir yetkisi kapsamındaki değerlendirmeler dava konusu yapılamaz |
| Kararın üst mahkemece bozulmuş olması | Tek başına sebep değildir | Bozma, hâkimin kusurlu olduğunu göstermez |
| Listede olmayan başka bir sebep | — | Numerus clausus nedeniyle dava dinlenmez |
Kritik nokta: Bu davada davalı taraf hâkim değil, Devlettir. Dava dilekçesini hâkimi hasım göstererek düzenlemek en sık yapılan hatalardan biridir. Hâkim, davaya ancak HMK m. 48/2 uyarınca yapılan resen ihbar üzerine, HMK m. 65 vd. hükümlerine göre fer’î müdahil sıfatıyla katılabilir. Buna karşılık, mahkemenin ihbar yükümlülüğünü hiç yerine getirmemesi de tek başına bozma sebebidir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Şikâyet konusu kararı, ara kararı veya işlemi tam metniyle temin edin; duruşma tutanaklarının onaylı örneklerini alın.
- İddianızı HMK m. 46/1’deki altı bentten hangisine oturttuğunuzu netleştirin; birden fazla bende dayanacaksanız her birini ayrı ayrı gerekçelendirin.
- 46/a veya 46/b’ye dayanıyorsanız, öznel saiki (kayırma, kin, menfaat) gösteren somut delilleri baştan toplayın; soyut iddia bu bentlerde sonuç vermez.
- 46/c’ye dayanıyorsanız, ihlal edildiğini iddia ettiğiniz kanun hükmünün tartışmasız olduğunu gösterin: doktrinde ve içtihatta farklı yorumlanan bir hüküm bu bende girmez.
- Kararın olağan kanun yollarından geçip geçmediğini kontrol edin; istinaf ve temyiz yolları tüketilmeden açılan davalarda hem sonuç alınamaz hem disiplin para cezası riski doğar.
- Görevli daireyi HMK m. 47’ye göre belirleyin: ilk derece veya bölge adliye mahkemesi hâkimi söz konusuysa Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, Yargıtay üyeleri söz konusuysa 4. Hukuk Dairesi.
- Davayı Hazine aleyhine açın; dilekçenin taraf kısmında hâkimi davalı olarak göstermeyin.
- Dilekçede sorumluluk sebebini, dayandığınız delilleri ve varsa belgeleri HMK m. 48/1’in aradığı açıklıkta gösterin; genel ve dağınık anlatım dilekçeyi baştan zayıflatır.
- Zararınızı kalem kalem somutlaştırın: fiilî zarar, yoksun kalınan kâr ve manevi zarar ayrımını yapın; miktarı belirsizse belirsiz alacak veya kısmi dava tercihinizi bilinçli yapın.
- Zarar ile şikâyet konusu yargısal işlem arasındaki uygun illiyet bağını ayrıca kurgulayın; araya giren üçüncü kişi davranışı bağı kesebilir.
- Mahkemenin ilgili hâkime ihbar yapıp yapmadığını dosyadan takip edin; ihbar yapılmamışsa bunu tutanağa geçirin.
- Ret riskini baştan hesaba katın: dava esastan reddedilirse HMK m. 49 uyarınca disiplin para cezası ve karşı vekâlet ücreti ile karşılaşırsınız.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/789, K. 2024/725, 11.12.2024
Kararın salt hukuka aykırı olması yetmez; 46/a’da saik, 46/c’de “açıklık” aranır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği ret kararı incelenirken, HMK m. 46’daki sorumluluk nedenlerinin sınırlı olarak sayıldığı vurgulanmış; bentlerin uygulanma şartları ayrı ayrı ortaya konmuştur. Kararda benimsenen gerekçeye göre “Hakimin bu bent hükmüne göre hukuken sorumlu tutulabilmesi için kararın salt hukuka aykırı olması yeterli değildir. Hakim hukuka aykırılığı taraflardan birini kayırma veya taraf tutma yada taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle yapmış olmalıdır.” 46/c bendi bakımından ise “(a) bendinde olduğu gibi subjektif bir unsura yer verilmemiş fakat ‘açıkca kanuna aykırılık’ şartı aranmıştır. Bir kanun hükmü farklı bir anlam yüklenemeyecek şekilde açık ve kesin değilse… artık burada hakimin sorumluluğundan bahsetmek mümkün değildir.” denilmiştir. Davanın esastan reddi üzerine HMK m. 49 gereğince 1.000,00 TL disiplin para cezasına da hükmedilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Dairenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/772, K. 2023/1378, 21.12.2023
Sebepler numerus clausus’tur; takdir yetkisi kapsamındaki değerlendirmeler tazminata konu edilemez. Adalet Bakanlığının soruşturma izni vermemesine ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davada görev alan hâkimlerin açık kanun hükmüne aykırı karar verdiği iddiasıyla açılan tazminat davasında Özel Daire, “Kanunun öngördüğü sorumluluk sebepleri sınırlı sayılmıştır (numerus clausus) ve bunların varlığının kabul edilebilmesi için hakimlerin genel olarak kasıtlı veya ağır kusurlu tutum ve davranışlarının varlığı gerekmektedir.” demiş; ispat yükünü de “davacı, hakimin yargılama faaliyetinin… sayılan sebeplerden birisine girdiğini… hakimin ağır kusuru veya kastı olduğunu, bundan dolayı zarar gördüğünü ve hakimin davranışıyla zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının varlığını ispatla yükümlüdür” şeklinde belirlemiştir. Aynı gerekçede “Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez.” denilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, “Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere” atıfla kararın ONANMASINA, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/858, K. 2023/1399, 27.12.2023
Sorumluluk kabul edilse bile tazminatın kapsamı genel hükümlere göre belirlenir; her zarar kalemi Hazineye yüklenemez. Boşanma davası sırasında verilen kişisel ilişki ara kararının ardından babanın ortak çocuğu öldürmesi üzerine anne tarafından açılan davada Özel Daire, hâkimin hukuki sorumluluğunu kabul ederek destekten yoksun kalma tazminatına hükmetmiştir. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, sorumluluğun kabulünü yerinde bulmakla birlikte hükmedilen kalemi isabetsiz görmüştür: “Hukuk Muhakemeler Kanunu’nun 46 ilâ 49 uncu maddeleri arasında hâkimin hukuki sorumluluğunun kabul edildiği durumlarda hükmedilecek tazminat kapsamının ne şekilde tayin edileceği belirtilmediğinden tazminat kapsamının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekmektedir.” Kararda ayrıca “burada Hazinenin sorumluluğu bizatihi davacının çocuğunun vefatıyla sonuçlanan eylemden doğmaz” ve “Hazinenin hâkimin hukuki sorumluluğu kapsamında destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulması doğru değildir” denilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire kararının değişik gerekçe ile BOZULMASINA, 27.12.2023 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak karar vermiştir. Karara ekli karşı oyda, üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını kesecek yoğunlukta olduğu ve davanın tümden reddi gerektiği görüşü savunulmuştur; bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/770, K. 2025/894, 25.12.2025
Davanın ilgili hâkime resen ihbar edilmemesi tek başına bozma sebebidir. Aile mahkemesi hâkiminin taraflı karar verdiği iddiasıyla açılan ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla reddedilen davada Hukuk Genel Kurulu, HMK m. 48/2’nin amacını şöyle açıklamıştır: “Bu düzenleme ile dava kendisine ihbar edilen hâkimin, davalı Devlet yanında davaya katılabilmesi, böylece ilgili hâkimin de davadan haberdar olması ve hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde davada etkili olabilmesi, delil getirebilmesi imkânı sağlanmak istenmiştir.” Somut olayda “HMK’nın 48. maddesinin 2. fıkrası gereğince davanın hâkim …’a resen ihbar edilmesi gerekirken bu yasal gereklilik yerine getirilmeden yargılamaya devam olunması usul ve yasaya aykırıdır” denilmiştir. Kurul ayrıca, HMK m. 46 vd. işlerde duruşmalı temyiz incelemesi öngören açık bir düzenleme bulunmadığından davacının duruşma isteğini oy birliğiyle reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu, Özel Dairenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA, 25.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar vermiştir.
İlk halka, kapının hangi genişlikte açık olduğu. HMK m. 46 bir genel sorumluluk kuralı değil, altı bentten oluşan kapalı bir listedir. Yargıtay bunu her fırsatta “numerus clausus” ifadesiyle tekrarlıyor. Bu, davacının önüne bir kalıp koyuyor: iddianızın bentlerden birine tam olarak oturması gerekir; “kararı hukuka aykırı buluyorum” demek, listedeki hiçbir bendi karşılamaz.
İkinci halka, kusur eşiğinin nerede durduğu. Bentlerin tamamı, nitelikleri gereği hâkimin kasıt veya kasta yakın ağır kusuruna işaret ediyor. 46/a bendinde bu, kayırma, taraf tutma, kin veya düşmanlık şeklinde açıkça öznel bir saik olarak aranıyor. Yani karar yanlış olsa bile, bu yanlışlığın hangi saikle yapıldığı ispatlanamıyorsa bent devreye girmiyor.
Üçüncü halka, 46/c bendinin sınırı. Bu bentte öznel unsur aranmadığı için ilk bakışta daha kolay bir yol gibi görünür. Ancak Yargıtay burada “açıklık” filtresini koyuyor: hüküm farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin değilse, aykırılık iddiası bu bende girmiyor. Tartışmalı bir hükmün farklı yorumlanması, içtihadın değişmesi veya doktrinde ihtilaf bulunması bu bendin kapısını kapatıyor.
Dördüncü halka, takdir yetkisinin dokunulmazlığı. Delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması, tanım gereği hâkimin işidir. Bu alandaki tercihler tazminat davasının konusu yapılamaz. Aksi bir kabul, her kaybedilen davayı ikinci bir yargılamaya çevirir ve HMK m. 46’nın korumaya çalıştığı yargı bağımsızlığını fiilen ortadan kaldırırdı.
Beşinci halka, ispat yükünün ağırlığı. Davacı yalnızca hukuka aykırılığı değil; hâkimin kastını veya ağır kusurunu, uğradığı zararı ve davranış ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını da ispatlamakla yükümlü. Bu dört unsurdan biri eksik kaldığında dava esastan reddediliyor.
Altıncı halka, sorumluluk kabul edildiğinde bile kapsamın ayrı bir mesele olduğu. 2023 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı bunun çarpıcı örneği: Özel Daire sorumluluğu kabul etmiş, ancak Kurul çoğunluğu destekten yoksun kalma tazminatının Hazineye yüklenmesini isabetsiz bulmuştur. Çünkü Hazinenin sorumluluğu ölüme yol açan eylemden değil, yargısal faaliyetten doğar. Tazminatın kapsamı, HMK’da özel bir düzenleme bulunmadığından genel hükümlere göre, gerçek zarar ölçütüyle belirlenir.
Yedinci halka, usulün esas kadar belirleyici olduğu. HMK m. 48/2’deki resen ihbar bir tercih değil, mahkemenin yükümlülüğüdür. 2025 tarihli karar, davanın esastan reddedilmiş olmasının bile bu eksikliği tamamlamaya yetmediğini göstermektedir: ihbar yapılmadan yürütülen yargılama usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur.
Sekizinci halka, ret hâlinin bedeli. HMK m. 49’daki disiplin para cezası, mahkemenin takdirine bırakılmış olmakla birlikte esastan ret hâlinde uygulanması gereken bir yaptırımdır. Uygulamada 1.000 TL ile 3.000 TL arasında miktarlara hükmedildiği görülmektedir. Buna karşı vekâlet ücreti ve harçlar eklendiğinde, dayanaksız bir dava ciddi bir maliyetle sonuçlanmaktadır. Bu nedenle HMK m. 46 yolu, kaybedilen bir davanın devamı olarak değil, gerçekten istisnaî ve ağır ihlaller için düşünülmesi gereken bir yoldur.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Davayı hâkimi hasım göstererek açmak | Taraf sıfatı sorunu, süre ve masraf kaybı | Dava Devlet (Hazine) aleyhine açılır; hâkime yalnızca ihbar yapılır |
| Genel asliye hukuk mahkemesinde dava açmak | Görevsizlik | Görev HMK m. 47’ye göre Yargıtay’ın ilgili dairesindedir |
| “Karar hatalıydı” demekle yetinmek | Esastan ret + disiplin para cezası | Dayanılan bent ve kusur eşiği ayrıca gösterilmelidir |
| Tartışmalı bir hükme dayanarak 46/c iddiası | Bendin şartı oluşmaz | Hükmün “farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık” olduğu ortaya konmalı |
| Delil takdirini ve gerekçeyi dava konusu yapmak | Ret | Takdir yetkisi kapsamındaki değerlendirmeler tazminata konu edilemez |
| Bozma kararını tek başına delil saymak | Kusur ispatlanmış olmaz | Bozma, kasıt veya ağır kusur göstergesi değildir |
| Zararı ve illiyet bağını somutlaştırmamak | İspat yükü karşılanmaz | Zarar kalemleri ve nedensellik ayrı ayrı kurgulanmalı |
| Her zarar kalemini Hazineye yüklemeye çalışmak | Kapsam yönünden bozma | Tazminatın kapsamı genel hükümlere göre belirlenir |
| İhbar yapılmadığını fark etmemek | Karar bozulur, süreç uzar | HMK m. 48/2’nin uygulandığı dosyadan denetlenmeli |
Hâkimi doğrudan dava edebilir miyim?
Hayır. HMK m. 46 uyarınca yargılama faaliyetinden doğan tazminat davası Devlet aleyhine açılır. Hâkim, davaya ancak HMK m. 48/2 uyarınca yapılan resen ihbar üzerine fer’î müdahil olarak katılabilir. Devletin sorumlu hâkime rücuu ise ayrı bir davanın konusudur.
Kararımın istinafta veya temyizde bozulmuş olması yeterli mi?
Değildir. Bozma, kararın hukuka uygun bulunmadığını gösterir; hâkimin kasıtlı veya ağır kusurlu davrandığını göstermez. Yargıtay uygulamasında kararın salt hukuka aykırı olması sorumluluk için yeterli görülmemektedir.
Dava hangi mahkemede açılır?
HMK m. 47’ye göre ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararları için Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde, ilk derece mahkemesi sıfatıyla açılır. Yargıtay Başkan ve üyeleri söz konusuysa 4. Hukuk Dairesi, bu dairenin mensupları söz konusuysa 3. Hukuk Dairesi görevlidir.
Bu kararlara karşı kanun yolu var mı?
Vardır. HMK m. 47/1 uyarınca verilen kararların temyiz incelemesini Hukuk Genel Kurulu yapar. Kararı veren başkan ve üyeler temyiz incelemesine katılamaz.
Temyiz incelemesi duruşmalı yapılır mı?
Hukuk Genel Kurulu, HMK m. 46 ve devamı hükümlerine dayanan işlerde duruşmalı temyiz incelemesi öngören açık bir düzenleme bulunmadığını belirterek duruşma taleplerini reddetmektedir. Kurul, Yargıtay Kanunu’nda da bu yönde açık bir hüküm bulunmadığını vurgulamaktadır.
“Açık ve kesin kanun hükmüne aykırılık” ne demek?
HMK m. 46/1-c bendindeki bu ölçüt, hükmün farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık olmasını gerektirir. Doktrinde veya içtihatta farklı yorumlanabilen, tartışmalı bir hükmün farklı uygulanması bu bende girmez.
Hâkimin delilleri yanlış değerlendirdiğini iddia edebilir miyim?
Bu iddia HMK m. 46 kapsamında sonuç vermez. Yargıtay uygulamasına göre hâkimin takdir yetkisi kapsamında kalan delil değerlendirmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez.
Neyi ispatlamam gerekir?
Dört unsuru birlikte: yargılama faaliyetinin HMK m. 46’daki sebeplerden birine girdiğini, hâkimin kastını veya ağır kusurunu, uğradığınız zararı ve davranış ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını.
Dava reddedilirse ne olur?
HMK m. 49 uyarınca davacı 500 TL ile 5.000 TL arasında disiplin para cezasına mahkûm edilir. Buna ayrıca karşı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri eklenir. Uygulamada 1.000 TL ve 3.000 TL gibi miktarlara hükmedildiği görülmektedir.
Disiplin para cezası her ret hâlinde verilir mi?
Madde metni “dava esastan reddedilirse” ifadesini kullanmaktadır. Yani esasa girilmeden verilen usulî ret kararlarından farklı olarak, esastan ret hâlinde bu yaptırım gündeme gelir; miktarın belirlenmesi mahkemenin takdirindedir.
Hâkim hakkında ceza soruşturması açılmış olması şart mı?
Hayır. HMK m. 46/2 açıkça, tazminat davasının açılmasının hâkime karşı bir ceza soruşturması yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamayacağını düzenlemektedir.
Devlet ödediği tazminatı hâkimden geri alabilir mi?
Alabilir. HMK m. 46/3 uyarınca Devlet, ödediği tazminat nedeniyle sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder. Bu rücu davası, HMK m. 47/2 gereğince tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.
Sorumluluk kabul edilirse istediğim her tazminatı alabilir miyim?
Hayır. HMK m. 46-49 arasında tazminatın kapsamının nasıl belirleneceği düzenlenmediğinden kapsam genel hükümlere göre saptanır. Hukuk Genel Kurulu, hâkimin sorumluluğunun kabul edildiği bir olayda dahi destekten yoksun kalma tazminatının Hazineye yüklenmesini isabetsiz bulmuştur.
Dilekçemde nelere yer vermek zorundayım?
HMK m. 48/1 uyarınca hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve deliller açıkça belirtilmeli, varsa belgeler dilekçeye eklenmelidir. Sebebin bent düzeyinde somutlaştırılmaması davanın en sık karşılaşılan zayıflığıdır.
Mahkeme davayı hâkime bildirmezse ne olur?
Bu, usul ve yasaya aykırılık oluşturur. Hukuk Genel Kurulu 2025 tarihli bir kararında, HMK m. 48/2 uyarınca resen ihbar yapılmadan yargılamaya devam edilmesini bozma sebebi saymış; davanın reddedilmiş ve yalnızca davacı tarafından temyiz edilmiş olmasının bu eksikliği gidermeyeceğini kabul etmiştir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 46 — Devlet aleyhine tazminat davası, sorumluluk sebepleri, rücu
- 6100 sayılı HMK m. 47 — Davaların açılacağı mahkeme, temyiz mercii
- 6100 sayılı HMK m. 48 — Dava dilekçesi ve davanın ilgili hâkime resen ihbarı
- 6100 sayılı HMK m. 49 — Davanın esastan reddi hâlinde disiplin para cezası
- 6100 sayılı HMK m. 30 — Usul ekonomisi ilkesi
- 6100 sayılı HMK m. 65 vd. — Fer’î müdahale
- 6100 sayılı HMK m. 114-115 — Dava şartları ve dava şartlarının incelenmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49-52 — Haksız fiil sorumluluğu, tazminatın belirlenmesi ve indirilmesi
- 6098 sayılı TBK m. 53 — Ölüm hâlinde uğranılan zararlar ve destekten yoksun kalma
- 2709 sayılı Anayasa m. 36 — Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı
- 2709 sayılı Anayasa m. 138-141 — Mahkemelerin bağımsızlığı, duruşmaların açıklığı ve kararların gerekçeli olması
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 — Adil yargılanma hakkı
Yargı kararlarından doğan zararlarda idarenin ve Devletin sorumluluğunun diğer görünümleri için tapu sicilinin tutulmasından Devletin sorumluluğu ve idareye açılacak tazminat davası başlıklı yazılarımızı; yargılama sırasında hâkimin tarafsızlığına ilişkin ayrı bir yol olan hâkimin reddi kurumunu; kamu görevlilerine rücu meselesi için memurun mali sorumluluğu ve rücu yazımızı; dava masraflarını karşılayamayacak durumdaki taraflar için adli yardım başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Hâkimlerin hukuki sorumluluğuna dayanan davalarda sonuç, dayanılan bent, somut delil durumu ve ilgili yargılamanın seyrine göre değişir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.