Terör Zararı Nasıl Karşılanır? Başvuru Süresi, Süregelen Zarar ve Sulhname (5233)

Terör Zararı Nasıl Karşılanır? Başvuru Süresi, Süregelen Zarar ve Sulhname (5233)
Kısaca
  • 5233 sayılı Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin zararlarının sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirler.
  • Kanun kapsamında karşılanan zararlar arasında taşınır ve taşınmazlara verilen zararlar, yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar yer alır (m.7).
  • Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yeri terk edenlerin zararları kapsam dışıdır (m.2/2-d).
  • Başvuru, zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde ilgili valiliğe yapılır; bu sürelerden sonraki başvurular kabul edilmez (m.6).
  • 19/07/1987 ile Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi arasındaki döneme ilişkin zararlar bakımından ise ayrı ve uzatılmış bir başvuru süresi öngörülmüştür.
  • Geçici maddelerdeki uzatmalar sonucunda bu döneme ilişkin başvurular için son tarih 30/05/2008 olarak belirlenmiştir.
  • Anayasa Mahkemesi, malvarlığına ulaşamamayı “süregelen müdahale” saymış ve m.6’daki sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğine karar vermiştir.
  • Danıştay 10. Dairesi, bu karar doğrultusunda 20/12/2022 tarihli ilke kararıyla süregelen zararlara ilişkin görüş değişikliğine gitmiştir.
  • Yeni yaklaşıma göre, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden söz edilemez; süre ancak kesinti meydana gelirse işlemeye başlar.
  • Bu nedenle “her yıl yeniden başvuru yapılması” gerektiği yönündeki katı yorum terk edilmiştir.
  • Başvuru, zararın gerçekleştiği veya olayın meydana geldiği il valiliği bünyesindeki zarar tespit komisyonu tarafından incelenir.
  • Komisyon, doğrudan veya bilirkişi aracılığıyla yaptığı tespitten sonra uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler ve sulhname tasarısını hak sahibine tebliğ eder (m.12).
  • Hak sahibi otuz gün içinde gelmez veya temsilci göndermezse sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılır; yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.
  • Dava sürerken aynı dönemi kapsayan bir sulhname imzalanırsa dava konusuz kalabilir; bu durumda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.
  • Kararlar hakkında karar düzeltme yolu, İYUK’un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 54. madde çerçevesinde açık tutulabilmektedir.

Kısa cevap: Başvuru, zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde ilgili valiliğe yapılır; bu sürelerden sonraki başvurular kabul edilmez (m.6). Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yeri terk edenlerin zararları kapsam dışıdır.

Terör olayları nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kalan kişilerin zararları, genel haksız fiil hükümlerine göre değil, kendine özgü bir kanunla ve idari bir usulle karşılanır. Başvuru valiliğe yapılır, zarar tespit komisyonu inceler, tazminat teklifi sulhname biçiminde sunulur; sulh sağlanamazsa yargı yolu açıktır.

Bu alandaki en sert tartışma, sürelerdir. Uzun yıllar boyunca “her yıl için ayrı başvuru yapılması” gerektiği yönündeki yorum uygulanmış ve pek çok talep süre aşımından reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi 2022’de bu yorumu aşırı şekilci bularak ihlal kararı vermiş; Danıştay 10. Dairesi de aynı yıl aldığı bir ilke kararıyla görüş değiştirmiştir. Aşağıda kapsamı, süreleri, süregelen zarar doktrinini ve sulhname sürecini ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

5233 sayılı Kanun m.6 – Başvurunun süresi
“Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz.”
5233 sayılı Kanun m.12 – Zararların karşılanmasına ilişkin sulhname
“Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8’inci maddeye göre belirlenen zararı, 9’uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10’uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11’inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. … Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”
Değişiklik uyarısı
Bu alanda kanun metni değil, uygulanış biçimi değişmiştir ve değişiklik dosyaların sonucunu doğrudan belirlemektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 28/07/2022 tarihli ve 2021/11655 başvuru numaralı kararında, mülke ulaşamamanın süregelen bir müdahale olduğu ve “süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez … Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir.” denilmiştir. Bunun üzerine Danıştay Onuncu Dairesi, bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 20/12/2022 tarihli toplantıda aldığı ilke kararı ile süregelen zararlara ilişkin görüş değişikliğine gitmiştir. Daire, bu tarihten sonra görüşülen dosyalarda önceki kararlarıyla arasında çelişki bulunmadığını, açıkça bir içtihat değişikliği söz konusu olduğunu belirtmiştir. Öte yandan 19/07/1987–27/07/2004 dönemine ilişkin başvuru süresi, 5442, 5562 ve 5666 sayılı Kanunlarla eklenen geçici maddelerle uzatılmış ve son tarih 30/05/2008 olarak belirlenmiştir; bu düzenlemeler kapsanan dönemi genişletmemiş, yalnızca başvuru süresini uzatmıştır.
KonuAnlık zararSüregelen zarar
ÖrnekBelirli bir tarihte yakılan ürün veya hayvanMalvarlığına ulaşamama
Sürenin başlangıcıMüdahale tarihiMüdahalenin kesildiği tarih
SürelerÖğrenmeden altmış gün, olaydan bir yılKesinti olmadıkça işlemez
Her yıl başvuruKonu dışıAranmaz
Süre aşımı savunmasıUygulanırKesinti ispatlanmadıkça uygulanmaz
1987–2004 dönemiGeçici maddeler uyarınca son başvuru tarihi 30/05/2008
2004 sonrası dönemm.6’daki süreler uygulanır
İnceleme merciiİl valiliği bünyesindeki zarar tespit komisyonu
SonuçSulhname veya uyuşmazlık tutanağı; sulh sağlanamazsa dava
Kritik nokta
Bu dosyalarda kazanılan ve kaybedilen noktayı belirleyen tek soru şudur: zarar anlık mıdır, süregelen midir? Malvarlığına ulaşamamaktan kaynaklanan zararlar süregelen niteliktedir ve bu tür zararlarda müdahale kesintiye uğramadıkça başvuru süresi işlemeye başlamaz. Buna karşılık idare, çoğu dosyada başvuru tarihinden geriye doğru yalnızca bir yıllık dönemin karşılanabileceğini savunmaktadır. Danıştay’ın 2022 sonrası uygulaması bu savunmayı kabul etmemekte; başvuruyu bir bütün olarak m.6 kapsamında değerlendirmekte ve kesinti bulunmadığı sürece geçmiş dönemler bakımından da süresinde sayılması gerektiğini kabul etmektedir. Bu nedenle dilekçenin merkezine “hangi tarihte hangi kesinti oldu” sorusu yerleştirilmeli; köye dönüşün fiilen mümkün olmadığı kesintisiz biçimde ortaya konmalıdır.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Zararın türünü belirleyin: taşınır ve taşınmaza verilen zarar mı, yaralanma veya ölüm mü, yoksa malvarlığına ulaşamama mı?
  2. Zararın anlık mı yoksa süregelen mi olduğunu tespit edin; süre hesabı buna göre değişir.
  3. Zararın hangi döneme ilişkin olduğunu belirleyin: 19/07/1987–27/07/2004 arası mı, yoksa 27/07/2004 sonrası mı?
  4. 1987–2004 dönemi için geçici maddelerdeki son başvuru tarihinin geçip geçmediğini kontrol edin.
  5. 2004 sonrası dönem için m.6’daki altmış günlük ve bir yıllık süreleri, süregelen zararda kesinti bulunup bulunmadığını gözeterek hesaplayın.
  6. Başvuruyu zararın gerçekleştiği veya olayın meydana geldiği il valiliğine yapın ve kayıt tarihini belgeleyin.
  7. Dilekçede talep edilen dönemi açık aralıkla yazın ve kesinti bulunmadığını ayrıca belirtin.
  8. Köye dönüşün fiilen mümkün olmadığını gösteren delilleri toplayın: güvenlik durumu yazıları, geri dönüş izni kayıtları, muhtarlık belgeleri.
  9. İdare “ekonomik ve sosyal sebeplerle terk” savunması yaparsa, terk sebebinin güvenlik kaygısı olduğunu somutlaştırın.
  10. Daha önce sulhname imzalanmışsa hangi dönemi kapsadığını tespit edin; mükerrer ödeme iddiasına karşı bu sınırı gösterin.
  11. Zarar tespit komisyonu sulhname tasarısı gönderirse otuz günlük süreyi takip edin; imzalamamak yargı yolunu kapatmaz.
  12. Dava sürerken sulhname imzalanırsa mahkemeye bildirin; aksi hâlde konusu kalmayan dava hakkında iptal kararı verilmesi bozma sebebi olur.
Danıştay kararları

Danıştay 10. Daire, 28.02.2023 T., 2019/1769 E., 2023/825 K.
Bu kararda Daire, süregelen zararlara ilişkin görüş değişikliğini açıkça ilan etmiş ve müdahale devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Davacılar, terör olayları nedeniyle köylerini boşaltmak zorunda kalan murislerinin 1995–2005 yılları arasındaki zararları sulhname ile karşılandıktan sonra, hâlen köye dönemediklerinden bahisle 2006–2014 yılları arasındaki zararlarının karşılanmasını istemişti. Daire, Anayasa Mahkemesi’nin 28/07/2022 tarihli ve 2021/11655 başvuru numaralı kararını esas alarak şu sonuca varmıştır: “süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün – 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır.” Kararın sonunda içtihat değişikliği açıkça belirtilmiştir: “Dairemizin bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 20/12/2022 tarihli toplantı sonucu verilen ilke kararı ile, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen … kararı doğrultusunda süregelen zararlara ilişkin görüş değişikliğine gidildiği, … bu nedenle Dairemizce verilen kararlar arasında çelişki bulunmayıp içtihat değişikliğinin söz konusu olduğu açıktır.” Sonuç: İdare Mahkemesi kararı belirtilen gerekçeyle ONANMIŞ; karar 28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Danıştay 10. Daire, 10.12.2025 T., 2025/2913 E., 2025/6076 K.
Daire, başvurunun bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiğini ve kesinti bulunmadıkça geçmiş dönemler bakımından da sürenin işlemeyeceğini belirlemiştir. Davacı, 2006 yılına kadarki zararları sulhname ile karşılandıktan sonra 2006–2014 dönemi için 30/06/2014’te başvurmuş; idare mahkemesi 2006–30/05/2007 arası dönemi süre aşımından reddetmişti. Daire önce iki ayrı başvuru süresi rejimini ayırmıştır: “5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararlar bakımından Kanun’un 6. maddesinde belirlenen süreler içinde, 19/07/1987 ile 27/07/2004 tarihleri arasında meydana gelen zararlar bakımından ise Kanun’un Geçici 4. maddesinde öngörülen süre içinde idareye başvurulabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.” Ardından somut sonuca varmıştır: “davacının başvurusunda belirtilen tarih aralığının (01/01/2006-30/06/2014) 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonrasına ilişkin olduğu, bu nedenle davacının başvurusunun bütün halinde 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 6. maddede belirtilen sürelerin (60 gün – 1 yıl) işlemeye başlamasının ancak zararda kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olduğu, … davacının mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan zararında 01/01/2006-30/06/2014 tarihleri arasında herhangi bir kesintinin mevcut olmadığı, bu nedenle davacının başvurusunun 01/01/2006-30/05/2007 tarihleri arasındaki dönem yönünden de süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.” Sonuç: İdare Mahkemesi kararının davanın kısmen reddine ilişkin kısmı BOZULMUŞ; karar 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle ve karar düzeltme yolu açık olmak üzere verilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 20.11.2024 T., 2024/847 E., 2024/2910 K.
Kurul, yargılama sürerken taraflar arasında sulhname imzalanıp imzalanmadığının araştırılması ve imzalanmışsa bunun dikkate alınarak yeniden karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Davacılar, 2013 tarihinden itibaren köye dönemediklerinden bahisle devam eden zararlarının tazmini için 2014’te başvurmuş; başvurunun zımnen reddi üzerine açtıkları davada idare mahkemesi işlemi iptal etmiş, Danıştay Onuncu Dairesinin bozması üzerine mahkeme ısrar etmişti. Israr gerekçesine, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararındaki değerlendirme eklenmişti: bu değerlendirmede, zarar tespit komisyonuna başvuru süresine ilişkin yorumun “makul olmayan, zarar konusu olayın adeta her yıl kesintiye uğrayarak tekrarlandığını kabul eden, aşırı şekilci ve başvurucunun 5233 sayılı Kanun’la getirilen tazminat imkânından yararlanmasını zorlaştıran bir yorum” olduğu belirtilmişti. Kurul ise temyiz aşamasında sunulan yeni belgeleri esas alarak şu sonuca varmıştır: “İdare Mahkemesince, dava konusu zararlara ilişkin olarak taraflar arasında sulhname imzalanıp imzalanmadığının araştırılması, imzalanması durumunda ise sulhname dikkate alınarak davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.” Sonuç: İdare Mahkemesinin ısrar kararı BOZULMUŞ; karar 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle ve karar düzeltme yolu açık olmak üzere verilmiştir.

Danıştay 10. Daire, 03.02.2025 T., 2023/5209 E., 2025/391 K.
Daire, dava konusu dönemi de kapsayan bir sulhname imzalanmışsa davanın konusuz kaldığını ve karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini belirlemiştir. Davacı, 2006 yılına kadarki zararları sulhname ile tazmin edildikten sonra 2006–2014 dönemi için başvurmuş; başvurunun reddi üzerine açtığı davada idare mahkemesi işlemi iptal etmişti. Mahkeme kararında, bölgede güvenlik sorunu bulunduğu, köye dönüş için güvenliğin sağlanamadığı ve davacının köye dönme iradesinin olmadığına ilişkin somut bir tespit bulunmadığı saptanmıştı. Ancak temyiz aşamasında, davacıya malvarlığına ulaşamaması sebebiyle uğradığı zararlara karşılık ödeme yapılmasına karar verildiği ve taraflar arasında sulhname imzalandığı ortaya çıkmıştır. Daire şu sonuca varmıştır: “Davacı ile davalı idare arasında imzalanan sulhnamenin, davacının yaşanan terör olayları nedeniyle göç ettiğinden ve halen köye dönüş yapamadığından bahisle maddi tazminat talep ettiği, İdare Mahkemesi kararında belirtilen 2006-2014 tarihleri arasındaki dönemi de kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesince bakılan davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.” Sonuç: İdare Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle ve karar düzeltme yolu açık olmak üzere verilmiştir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda 5233 sayılı Kanun uyuşmazlıklarının belirli bir mantık zinciri izlediği görülür. İlk halka, iki ayrı başvuru süresi rejiminin bulunmasıdır. Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararlar m.6’daki altmış günlük ve bir yıllık sürelere; 19/07/1987 ile 27/07/2004 arasındaki döneme ilişkin zararlar ise geçici maddelerde öngörülen ve nihayetinde 30/05/2008’e kadar uzatılan süreye tabidir. Bu iki rejim birbirine karıştırılmamalıdır: sonraki düzenlemeler kapsanan dönemi genişletmemiş, yalnızca başvuru süresini uzatmıştır.

İkinci halka, zararın niteliğidir ve bu alandaki dönüşümün merkezinde yer alır. Malvarlığına ulaşamamaktan kaynaklanan zarar, tek bir tarihe bağlanabilecek anlık bir müdahaleden doğmaz; erişim kısıtlaması devam ettiği sürece müdahale de devam eder. Anayasa Mahkemesi bu niteliği “süregelen müdahale” olarak adlandırmış ve sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten başlatılması gerektiğini belirtmiştir.

Üçüncü halka, bu tespitin idari yargıya yansımasıdır. Danıştay Onuncu Dairesi, 20/12/2022 tarihli ilke kararıyla süregelen zararlara ilişkin görüşünü değiştirmiş ve bunu kararlarında açıkça ifade etmiştir. Bu, aynı köye ilişkin daha önce verilmiş farklı yöndeki kararların bir çelişki değil, tarihsel bir içtihat değişikliği olduğunu gösterir. Eski tarihli kararlara dayanan idari savunmalar bu nedenle geçerliliğini yitirmiştir.

Dördüncü halka, sonucun pratikte ne anlama geldiğidir. İdare, çoğu dosyada başvuru tarihinden geriye doğru yalnızca bir yıllık dönemin karşılanabileceğini savunur. 2025 tarihli karar bu yaklaşımı kabul etmemekte; başvuruyu bir bütün hâlinde m.6 kapsamında değerlendirmekte ve kesinti bulunmadığı sürece daha eski dönemler bakımından da başvurunun süresinde olduğunu kabul etmektedir. Savunmanın odağı bu nedenle “kesinti var mı” sorusudur.

Beşinci halka, kapsam dışı hâllerdir. Kanun, terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yeri terk edenlerin zararlarını kapsam dışında bırakmıştır. İdare bu hükme sıkça dayanır; buna karşı köye dönüşün fiilen mümkün olmadığını gösteren belgeler sunulmalıdır. 2025 tarihli dosyada idare mahkemesi, bölgede güvenlik sorunu bulunduğunu ve davacının dönmeme iradesine ilişkin somut bir tespit olmadığını saptamıştı.

Altıncı halka, sulh usulüdür. Zarar tespit komisyonu, doğrudan veya bilirkişi aracılığıyla yaptığı tespitten sonra sulh yoluyla karşılanacak safi miktarı belirler ve sulhname tasarısını hak sahibine tebliğ eder. Otuz gün içinde gelinmezse tasarı kabul edilmemiş sayılır; ancak yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır. Bu yönüyle sulhname, bir zorunlu başvuru yolu değil, uyuşmazlığı idari aşamada bitirme imkânıdır. Süreç, idari başvuru ve zımni ret kuralları çerçevesinde işler; başvuruya süresinde cevap verilmemesi zımni ret sayılır.

Yedinci halka, sulhnamenin dava üzerindeki etkisidir. Yargılama sürerken aynı dönemi kapsayan bir sulhname imzalanırsa dava konusuz kalır ve karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir; buna rağmen iptal kararı verilmesi bozma sebebidir. Aynı biçimde, sulhname imzalanıp imzalanmadığının araştırılmadan ısrar edilmesi de bozmaya yol açmaktadır. Bu nedenle dosyada mükerrer ödeme riskine karşı hangi dönemin karşılandığı belgeyle sabitlenmelidir.

Son halka, zararın hesaplanmasıdır. Kanun, taşınır ve taşınmazlara verilen zararlar ile yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararları, tedavi ve cenaze giderlerini ve malvarlığına ulaşamamaktan doğan zararları kapsar. Hesaplama komisyon veya bilirkişi marifetiyle yapılır ve mahsup edilecek miktarlar ayrıca dikkate alınır. Zararın kalemleri ile manevi tazminat talepleri karıştırılmamalı; Kanun’un maddî zararlara ilişkin olduğu gözetilerek talep buna göre kurulmalıdır. Kanun kapsamı dışında kalan istemler bakımından ise genel idari yargı yolları ayrıca değerlendirilmelidir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
İki süre rejimini karıştırmakYanlış süre hesabı yapılır2004 öncesi ve sonrası ayrı değerlendirilmeli
Zararı anlık saymakSüre aşımı savunması kabul edilirSüregelen zarar niteliği ortaya konmalı
Kesinti bulunmadığını göstermemekGeçmiş dönemler kapsam dışı kalırKesintisizlik belgelerle ispatlanmalı
Her yıl ayrı başvuru gerektiğini kabul etmekTerk edilmiş yorumla hak kaybı doğar2022 sonrası içtihat esas alınmalı
Terk sebebini belgelememekEkonomik-sosyal sebep savunması güçlenirGüvenlik kaynaklı terk somutlaştırılmalı
Talep dönemini belirsiz bırakmakKısmi ret riski doğarBaşlangıç ve bitiş tarihi yazılmalı
Önceki sulhnamenin kapsamını gözden kaçırmakMükerrer ödeme iddiasıyla karşılaşılırKarşılanan dönem belgeyle sınırlanmalı
Sulhname imzasını mahkemeye bildirmemekKonusu kalmayan davada karar bozulurSulhname derhâl dosyaya sunulmalı
Sulhname tasarısını imzalamayı zorunlu sanmakGereksiz kabul yapılırİmzalamamak yargı yolunu kapatmaz
5233 sayılı Kanun hangi zararları kapsar?

Kanun’un 7. maddesi uyarınca hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar bu Kanun’a göre sulh yoluyla idarece karşılanır.

Hangi zararlar kapsam dışıdır?

m.2/2-(d) uyarınca terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar Kanun kapsamı dışındadır.

Başvuru süresi nedir?

m.6’ya göre zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya olayın meydana geldiği il valiliğine başvurulması gerekir. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez.

1987–2004 arası zararlar için süre nedir?

Bu dönem için geçici maddelerde ayrı bir süre öngörülmüş; 5442, 5562 ve 5666 sayılı Kanunlarla yapılan uzatmalar sonucunda idareye başvuru için son tarih 30/05/2008 olarak belirlenmiştir.

Süregelen zarar ne demektir?

Anayasa Mahkemesi’nin 28/07/2022 tarihli kararına göre mülke ulaşamama süregelen bir müdahaledir; erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını korur. Bu tür müdahalelerde zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez.

Süregelen zararda süre ne zaman işlemeye başlar?

Müdahalenin kesildiği tarihten itibaren. Danıştay 10. Daire’nin ifadesiyle, m.6’daki altmış günlük ve bir yıllık sürelerin uygulanması ancak kesinti meydana gelmesi hâlinde mümkündür; müdahale ve zarar devam ettiği sürece süre aşımından söz edilemez.

Danıştay görüş değiştirdi mi?

Değiştirdi. Danıştay Onuncu Dairesi, bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 20/12/2022 tarihli toplantı sonucu verdiği ilke kararıyla, Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda süregelen zararlara ilişkin görüş değişikliğine gitmiştir.

Başvurudan geriye doğru sadece bir yıl mı karşılanır?

Danıştay 10. Daire’nin 10.12.2025 tarihli kararına göre başvuru bir bütün hâlinde m.6 kapsamında değerlendirilir; zararda kesinti bulunmadığı sürece daha eski dönemler bakımından da başvurunun süresinde olduğu kabul edilir.

Başvuru nereye ve nasıl yapılır?

Zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine yapılır. Başvuru, valilik bünyesinde kurulan zarar tespit komisyonu tarafından incelenir ve sonuçlandırılır.

Sulhname nedir ve imzalamak zorunlu mu?

m.12’ye göre komisyon, tespitten sonra uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler ve sulhname tasarısını hak sahibine tebliğ eder. Otuz gün içinde gelinmez veya temsilci gönderilmezse tasarı kabul edilmemiş sayılır; yargı yoluna başvurarak zararın tazminini talep etme hakkı saklıdır.

Sulhname imzalarsam dava açabilir miyim?

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda yargı yolu açıktır. Buna karşılık imzalanan sulhname, kapsadığı dönem bakımından uyuşmazlığı sona erdirir; aynı döneme ilişkin derdest bir dava varsa konusuz kalır.

Dava sürerken sulhname imzalanırsa ne olur?

Danıştay 10. Daire’nin 03.02.2025 tarihli kararına göre, sulhname dava konusu dönemi de kapsıyorsa davanın konusu kalmaz ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir; buna rağmen iptal kararı verilmesi bozma sebebidir.

İdare sulhname imzalandığını sonradan bildirirse mahkeme ne yapar?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 20.11.2024 tarihli kararına göre, mahkemece taraflar arasında sulhname imzalanıp imzalanmadığının araştırılması ve imzalanmışsa sulhname dikkate alınarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekir.

Köye dönmediğim için zararım devam ediyor; ne yapmalıyım?

Malvarlığınıza ulaşamamanızın kesintisiz sürdüğünü belgelemeniz gerekir. Güvenlik durumuna ilişkin resmî yazılar, geri dönüş izni kayıtları ve muhtarlık belgeleri bu noktada belirleyicidir; ayrıca köye dönme iradenizin bulunmadığına dair bir tespit olmadığını da ortaya koymalısınız.

Dosyaya hangi belgeler konmalı?

Valiliğe yaptığınız başvuru dilekçesi ve kayıt tarihi, zarar tespit komisyonu kararı ve sulhname örnekleri, daha önce yapılan ödemelere ilişkin belgeler, tapu ve zilyetlik kayıtları, köyün boşaltılmasına ve güvenlik durumuna ilişkin resmî yazışmalar, geri dönüşe ilişkin kayıtlar ile bilirkişi raporları.

İlgili mevzuat
  • 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun m.1 – Amaç
  • 5233 sayılı Kanun m.2 – Kapsam ve kapsam dışı hâller
  • 5233 sayılı Kanun m.6 – Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması
  • 5233 sayılı Kanun m.7 – Sulh yoluyla ödeme yapılacak zararlar
  • 5233 sayılı Kanun m.8 ilâ m.11 – Zararın tespiti, nakdî ödeme, ifa tarzı ve mahsup
  • 5233 sayılı Kanun m.12 – Sulhname ve uyuşmazlık tutanağı
  • 5233 sayılı Kanun geçici m.1, m.3 ve m.4 – 1987–2004 dönemi başvuruları ve süre uzatımları
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.1, m.3 ve m.4 – Kapsama giren eylemler
  • 2709 sayılı Anayasa m.35 – Mülkiyet hakkı
  • 2709 sayılı Anayasa m.40 – Etkili başvuru hakkı
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.10 – İdareye başvuru ve zımni ret
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.54 (geçici m.8 uyarınca uygulanan) – Karar düzeltme

İlgili yazılarımız: idari başvuru ve zımni ret, idari işlemin geri alınması ve kaldırılması, kamulaştırma bedelinin tespiti, manevi tazminatın belirlenmesi ve koruma tedbirleri nedeniyle tazminat.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İdare hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Vergi Mükellefiyeti Re’sen Terkin Edilirse Ne Yapılır? Teminat İsteme (VUK 153/A, 160/A)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Mükellefiyet kaydının vergi dairesince tek taraflı silinmesi iki…

09.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

İlan ve Reklam Vergisi Kimden Alınır? Tabela İstisnası, Tarife ve Vergi Ziyaı Cezası (2464)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu m.12’ye göre belediye…

13.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

İdareye Açılacak Tazminat Davası

İçindekilerİdareye Açılabilecek Tazminat Davaları: Haklarınızı Korumanın YoluTam Yargı Davası ve Tazminat Davası: Farklı Kavramlar, Aynı Amaçİptal Davası ve…

01.05.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

ÖSYM Sınavlarına İtiraz ve Soru İptali Davası

İçindekilerÖSYM Sınavlarına İtiraz ve Soru İptali Davası: Farklılıklar ve Başvuru YollarıİtirazSoru İptali DavasıÖSYM Sınavları: Türkiye’deki Merkezi Sınavlara Genel…

13.08.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

İdari Dava Avukatı Bursa – Bursa İdare Avukatı

İçindekilerBursa İdare Hukuku Avukatı: İptal ve Tam Yargı Davaları, Süreler ve Yürütmenin Durdurulmasıİdari Dava TürleriDava Açma SüreleriÜst Makama…

13.01.2025 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Sınır Dışı Etme Kararına Nasıl İtiraz Edilir? Yedi Günlük Süre, İdari Gözetim ve Giriş Yasağı

İçindekilerÜç ayrı işlem, üç ayrı yolSınır dışı kararına itirazHangi hâllerde karar alınır, hangi hâllerde alınamaz?İdari gözetim ve alternatif…

26.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara