İdari Yargıda Temyiz (İYUK 46): Hangi Kararlar Danıştay’a Götürülebilir?

- Bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz, yalnızca İYUK m.46’da tahdidi olarak sayılan davalarda mümkündür.
- İYUK m.45/6: bölge idare mahkemelerinin 46’ya göre temyize açık olmayan kararları kesindir.
- Kararda “temyiz yolu açıktır” yazması, kanunen temyiz öngörülmeyen bir davada ilgilisine temyiz hakkı vermez.
- 7589 sayılı Kanun m.46’nın (c) bendini mülga etti ve yeni bir ikinci fıkra ekledi.
- Yeni fıkra ile, birinci fıkra kapsamı dışındaki davalarda bölge idare mahkemesinin kaldırma üzerine yeniden verdiği kararlara temyiz yolu açıldı.
- Bu yolun da altı istisnası var: tek hâkim davaları, 4081/3091/6458 uygulaması, parasal sınırın altındaki fark ve yalnız vekâlet ücreti-yargılama gideri kararları.
- Geçici m.1/(3): değişiklik yalnız 31.07.2026’dan sonra verilen bölge idare mahkemesi kararlarına uygulanır.
İdari yargıda temyiz, hukuk yargısındaki gibi genel bir yol değildir.
Kanun hangi davaların temyiz edilebileceğini tek tek sayar. Listede yoksa karar kesindir.
Üç kademeli yapı
| Kademe | Kural |
|---|---|
| İlk derece kararı | Parasal sınırı geçmeyen vergi, tam yargı ve iptal davalarında karar kesindir; istinafa gidilemez (m.45/1) |
| İstinaf | Diğer kararlara karşı, tebliğden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine |
| Temyiz | Yalnız m.46’daki konularda, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay’a |
Parasal sınırlar her yıl, bir önceki yıla ilişkin yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Hangi yılın sınırının geçerli olduğu ise İYUK Ek m.1/2‘de düzenlenmiştir:
İYUK Ek m.1/2 (7550 sayılı Kanun’la değişik): “17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davalar ile 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır.”
Bu ölçüt 7524 sayılı Kanun döneminde nihai karar tarihi iken, 04.06.2025‘te dava tarihi olarak değiştirilmiştir. Eski dosyalarda hangi kuralın uygulandığına ayrıca bakılmalıdır.
Temyiz edilebilen davalar (m.46/1)
- Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları
- Konusu maddede yazılı parasal sınırı aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar
- Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı iptal davaları
- Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemler
- Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma ile daire başkanı ve üstü görevlilerin atama işlemleri
- İmar planları ve parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar
- Tabiat ve Kültür Varlıkları kurullarının itiraz üzerine verdiği kararlar ile 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uygulaması
- Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular mevzuatı
- Ülke çapında yapılan sınavlar hakkındaki davalar
- Kıyı tesislerine işletme izni, 3996 ve 4283 sayılı Kanun uygulamaları, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu
- Düzenleyici ve denetleyici kurulların kendi piyasa veya sektörüne ilişkin kararları
7589 ile gelen yeni ikinci fıkra
İYUK m.46/2 (yeni): “Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir.”
Bu, temyiz yolunu genişleten bir düzenlemedir: daha önce m.46/1 listesinde olmayan bir dava, bölge idare mahkemesi kaldırma yapıp yeniden karar verse dahi kesin sayılıyordu. Artık bu kararlar temyiz edilebilir. Ancak maddede altı istisna sayılmıştır:
- İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar
- 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun uygulaması
- 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun uygulaması
- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulaması
- Bölge idare mahkemesinin yeni kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın, m.45/1’deki parasal sınırı geçmemesi
- Sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar
İstinaf incelemesi de yeniden yazıldı (m.45)
7589 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle İYUK m.45/3 ve m.45/5 değiştirildi.
| Fıkra | Yeni kural |
|---|---|
| 45/3 | Bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulursa, sonucu doğru ama gerekçesi yanlış veya eksikse gerekçeyi değiştirerek, maddi yanlışlık düzeltilebiliyorsa düzelterek istinaf başvurusunun reddine karar verir |
| 45/5 | Yedi bentte sayılan hâllerde kaldırma + dosyanın mahkemeye gönderilmesi, kesin olarak |
m.45/5‘teki hâller: ilk inceleme ve usule ilişkin nihai kararlar; görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması; dilekçe reddi gerekirken esasa girilmesi; eksik veya yanlış hasımla karar verilmesi; talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm; keşif veya bilirkişi yaptırılmadan karar verilmesi; duruşma yapılmadan karar verilmesi.
İki önemli ayrıntı: bölge idare mahkemesi keşif/bilirkişi ve duruşma eksikliğini kendisi giderebilir; ayrıca “Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.”
Ne yapmalı?
- Davanızın m.46/1 listesinde olup olmadığını en baştan tespit edin.
- Listede yoksa, kararın kaldırma üzerine yeniden verilmiş olup olmadığına bakın — yeni m.46/2 ancak o hâlde işler.
- Kararın 31.07.2026’dan sonra verilip verilmediğini kontrol edin; geçici m.1/(3) belirleyicidir.
- Kararın altındaki kanun yolu bildirimine güvenmeyin; hatalı bildirim hak doğurmaz.
- İşlemin gerçekte ne olduğunu tartışın: “ilişik kesme” ile “eğitime ara verdirme” farklı sonuç doğurur.
- Parasal sınıra dayanıyorsanız, İYUK Ek m.1/2 uyarınca davanın açıldığı tarihteki sınırı esas alın.
- Temyiz yolu kapalıysa kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü yolları değerlendirin.
- Danıştay 6. Dairesi, E.2022/3681, K.2022/6374, 27.05.2022
Kararda “temyiz yolu açık” yazması hak doğurmaz. Bölge idare mahkemesi idari dava dairesi, istinaf incelemesi sonunda verdiği kararın hüküm fıkrasında temyiz yolunun açık olduğunu belirtmişti. Daire, uyuşmazlığın “2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan temyize konu edilebilecek davalardan olmadığı” sonucuna vardıktan sonra şu tespiti yaptı: “Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında, temyiz yolunun açık olduğunun belirtilmesinin, kanunen temyiz yolu öngörülmeyen davalarda ilgilisine temyiz hakkı vermeyeceği açıktır.” Temyiz istemi incelenmeksizin reddedildi ve karar kesin olarak, oybirliğiyle verildi. Uygulamada sık rastlanan bu hata, tarafın süre kaybetmesine yol açtığı için kanun yolu bildiriminin bağımsızca denetlenmesi gerekir. - Danıştay 8. Dairesi, E.2020/4449, K.2022/5178, 27.09.2022
“Çıkarılma” ile “ara verdirme” aynı şey değildir. Polis Meslek Yüksek Okulu öğrencisi, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği‘ndeki şartı taşımadığı gerekçesiyle okulla ilişiği kesilince dava açmış; yürütmenin durdurulması kararı üzerine okula yeniden başlatılmıştı. İdare bu kez devamsızlıktan kaldığı gerekçesiyle bir sonraki dönem bahar yarıyılına kadar eğitimine ara verdirmişti. İdare mahkemesi işlemi iptal etti, bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti, idare temyize gitti. Daire, dava konusu işlemle “davacının öğrencilikle ilişiğinin kesilmediği, devamsızlığı nedeniyle bir sonraki eğitim döneminde eğitime alınacağı şeklinde bir işlem tesis edildiği”ni saptadı. Bu nedenle dava, m.46/1’de tahdidi olarak sayılan “belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları” kapsamında nitelendirilemedi ve temyiz istemi incelenmeksizin reddedildi; karar kesin olarak, oybirliğiyle verildi. (Kararın verildiği tarihte bu hüküm (c) bendinde yer alıyordu; bent harfleri sonraki değişikliklerle kaymıştır.) - Danıştay 8. Dairesi, E.2022/6267, K.2022/8412, 29.12.2022
Sistemin özeti. Daire, İYUK m.45 ve m.46’yı birlikte değerlendirerek üç kademeli yapıyı şöyle formüle etti: “İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.” Kararda ayrıca m.45/6‘daki “Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verildi. Temyiz istemi incelenmeksizin reddedildi; karar kesin olarak, oybirliğiyle verildi. - Danıştay 5. Dairesi, E.2024/2569, K.2024/1722, 26.02.2024
Kesin karara ilişkin ret kararı da temyiz edilemez. Bölge idare mahkemesi idari dava dairesinin kararı, m.46’da sayılan temyiz edilebilecek konular arasında yer almadığı ve istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği için kesindi. İlgili, bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuş; başvuru reddedilince ret kararını temyiz etmişti. Daire, “istinaf incelemesi sonucunda kesinleşen karara yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin kararın temyizen incelenmesine kanunen imkan bulunmamaktadır” diyerek bu ikinci başvuruyu da incelenmeksizin reddetti; karar oybirliğiyle, kesin olarak verildi. Karar, kesinlik sınırının aşılamayacağını ve ara kararlar üzerinden dolaylı bir temyiz yolu yaratılamayacağını göstermektedir.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. İdari yargıda kanun yolu düzeni 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 45. ve 46. maddelerinde kurulmuştur ve hukuk yargısından temel bir noktada ayrılır: temyiz genel bir kanun yolu değildir, yalnızca kanunda tahdidi olarak sayılan davalar bakımından açıktır. m.45/1 uyarınca idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir; ancak konusu maddede yazılı parasal sınırı geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararlar kesindir ve bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu parasal sınırlar her yıl güncellendiğinden, başvuru öncesinde o yıl için geçerli tutarın ayrıca doğrulanması gerekir. İkinci kademede m.46 devreye girer: bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi üzerine verdiği kararlara karşı yalnızca m.46’da sayılan konularla sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabilir. Bunun zorunlu sonucu m.45/6‘da yazılıdır: “Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” Danıştay daireleri bu çerçeveyi istikrarlı biçimde uygular ve kapsam dışı başvuruları incelenmeksizin reddeder. Uygulamada en sık karşılaşılan iki tuzak vardır. Birincisi hatalı kanun yolu bildirimidir: bölge idare mahkemesi kararının hüküm fıkrasında “temyiz yolu açıktır” yazması, kanunen temyiz öngörülmeyen bir davada ilgilisine temyiz hakkı vermez. İkincisi işlemin nitelendirilmesidir: m.46’daki bentler dar yorumlanır. Örneğin “belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler” bendi, öğrencinin okulla ilişiğinin kesilmediği, yalnızca devamsızlık nedeniyle bir sonraki eğitim döneminde eğitime alınmasına karar verildiği bir olayda uygulanmamış ve karar kesin sayılmıştır. Aynı katılık, kesin karara karşı yapılan temyiz başvurusunun reddine ilişkin karar bakımından da geçerlidir: bu ikinci karar da temyizen incelenemez. 7589 sayılı Kanun, bu yapıyı iki noktadan değiştirmiştir. Birincisi, m.46/1’in (c) bendi mülga edilmiştir. İkincisi ve daha önemlisi, maddeye yeni bir ikinci fıkra eklenmiştir: birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda, bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz edilebilir. Bu düzenleme, kanun yolunu daraltan değil genişleten bir hükümdür; zira önceki rejimde m.46/1 listesinde bulunmayan bir dava, bölge idare mahkemesi kaldırma yapıp esas hakkında yeniden karar verse dahi kesin sayılıyordu. Yeni fıkra altı istisna öngörür: tek hâkimle görülen davalar; 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından kaynaklanan davalar; bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece kararı arasındaki farkın m.45/1’deki parasal sınırı geçmemesi; ve sadece vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kararlar. Değişikliğin zaman bakımından uygulanması geçici m.1/(3) ile sınırlandırılmıştır: yeni hükümler yürürlük tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır; bu tarihten önce verilen kararlara önceki hükümler uygulanmaya devam eder. Aynı Kanun’un 5. maddesiyle İYUK m.45’in üçüncü ve beşinci fıkraları da yeniden yazılmıştır. m.45/3‘e göre bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulursa, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa gerekçeyi değiştirerek, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verir. Bu, önceki metne göre daha ayrıntılı bir düzenlemedir ve gerekçe değiştirerek ret ihtimalini açıkça tanır. m.45/5 ise kaldırma ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi hâllerini yedi bentte sayar: ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin diğer nihai kararlar; davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması; dilekçenin reddi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi; dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi; talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi; keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken yaptırılmaması; duruşma yapılması gerekirken yapılmaması. Bu hâllerde verilen kaldırma kararı kesindir. Fıkra iki önemli sınır daha çizer: bölge idare mahkemesi (f) ve (g) bentlerindeki eksikliği kendisi giderek karar verebilir — yani keşif, bilirkişi veya duruşma eksikliği zorunlu olarak dosyanın geri gönderilmesini gerektirmez; ve “Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.” Bu son cümle, uygulamada dosyaların ilk derece ile istinaf arasında gidip gelmesini önlemeyi amaçlayan kapalı bir liste kurmaktadır.
Bölge idare mahkemesi kararı her zaman temyiz edilebilir mi?
Hayır. Temyiz yalnızca İYUK m.46’da tahdidi olarak sayılan davalarda mümkündür. İYUK m.45/6 uyarınca bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. Danıştay daireleri kapsam dışı başvuruları incelenmeksizin reddetmektedir.
Kararda “temyiz yolu açıktır” yazıyor, ne olacak?
Danıştay 6. Dairesi’nin ifadesiyle, kararın hüküm fıkrasında temyiz yolunun açık olduğunun belirtilmesi, kanunen temyiz yolu öngörülmeyen davalarda ilgilisine temyiz hakkı vermez. Bu nedenle kanun yolu bildirimine güvenmek yerine davanın m.46 kapsamında olup olmadığı bağımsızca denetlenmelidir.
7589 sayılı Kanun temyiz yolunu daraltıyor mu?
İki yönlü bir değişiklik var. Bir yandan m.46/1’in (c) bendi mülga edildi. Öte yandan eklenen yeni ikinci fıkra ile, birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin kaldırma üzerine yeniden verdiği kararlara temyiz yolu açıldı. Bu ikinci düzenleme kanun yolunu genişletmektedir.
Yeni temyiz yolunun istisnaları neler?
Altı istisna sayılmıştır: idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar; 4081, 3091 ve 6458 sayılı Kanunların uygulanmasından kaynaklanan davalar; bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece kararı arasındaki farkın parasal sınırı geçmemesi; ve sadece vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kararlar.
Değişiklik derdest dosyaları etkiler mi?
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İYUK m.46’da yapılan değişiklikler yürürlük tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında ise değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam eder.
İstinafta hangi hâllerde dosya geri gönderilir?
İYUK m.45/5’te yedi hâl sayılmıştır: ilk inceleme ve usule ilişkin nihai kararlar; görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılması; dilekçe reddi gerekirken esasa girilmesi; eksik veya yanlış hasım; talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm; keşif veya bilirkişi eksikliği; duruşma yapılmaması. Bu hâller dışında kaldırma ve gönderme kararı verilemez.
Bilirkişi veya duruşma eksikliğinde dosya mutlaka geri gider mi?
Hayır. İYUK m.45/5’in son cümlelerinden birine göre bölge idare mahkemesi, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılmaması ile duruşma yapılmaması hâllerindeki eksikliği kendisi giderek karar verebilir. Bu, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini zorunlu olmaktan çıkarır.
Temyiz yolu kapalıysa başka çare var mı?
Kesinleşen kararlar bakımından olağanüstü yollar gündeme gelebilir. Koşulları varsa kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi değerlendirilebilir. Ancak bu yollar dar koşullara bağlıdır; kesinlik sınırının aşılması amacıyla ara kararlar üzerinden dolaylı bir temyiz yolu yaratılamaz.
- 2577 sayılı İYUK m.45 — İstinaf (7589/5 ile değişik)
- 2577 sayılı İYUK m.46 — Temyiz (7589/6 ile değişik)
- 2577 sayılı İYUK m.50 — Kararın taraflara tebliği
- 7589 sayılı Kanun geçici m.1/(3) — Geçiş hükmü
- 2576 sayılı Kanun m.7 — Tek hâkimle çözümlenecek davalar
- 4081, 3091 ve 6458 sayılı Kanunlar — Kapsam dışı davalar
Bağlantılı başlıklar için 12. Yargı Paketi, istinaf nedir ve idari işlemin iptali davası yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.