Haksız Tutuklama Tazminatı: Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

- CMK m.141-144 arasında “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” düzenlenmiştir.
- Maddi ve manevi her türlü zarar Devletten istenir.
- Süre: kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl (m.142/1).
- Üç aylık süre, kararın verildiği değil tebliğ edildiği tarihten işler.
- Dava tali dava niteliğindedir; ağır ceza mahkemesinde görülür.
- Asıl davanın sonucuna bağlı olmayan taleplerde kesinleşme şartı aranmaz.
- Manevi tazminat, hak ve nesafete uygun makul bir miktar olmalıdır; çok eksik takdir bozma sebebidir.
Tutuklandınız, sonra beraat ettiniz. Ya da gözaltına alındınız, hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
Kanun bu durumlar için Devletten tazminat istenmesine izin verir.
Tazminat sebepleri (m.141/1)
Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında:
| Bent | Durum |
|---|---|
| a | Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen |
| b | Kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan |
| c | Kanuni hakları hatırlatılmadan veya haklarından yararlandırılmadan tutuklanan |
| d | Kanuna uygun tutuklandığı hâlde makul sürede yargı mercii önüne çıkarılmayan |
| e | Kanuna uygun yakalandıktan/tutuklandıktan sonra KYOK veya beraat kararı verilen |
| f | Gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre hükümlülük süresinden fazla olan |
| g | Yakalama/tutuklama nedenleri ve suçlamalar açıklanmayan |
| h | Yakalanması veya tutuklanması yakınlarına bildirilmeyen |
| ı | Hakkındaki arama kararı ölçüsüz gerçekleştirilen |
| j | Eşyasına koşulları oluşmadan elkonulan veya zamanında geri verilmeyen |
Süre: üç ay ve bir yıl
CMK m.142/1: tazminat istemi, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülür. Üç aylık süre, kararın verildiği tarihten değil, size tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar.
Kesinleşme her zaman şart mı?
Hayır. Asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden, davanın esasıyla ilgili kararın kesinleşmesi zorunlu değildir. Örneğin m.141/1-a kapsamındaki “kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanma” iddiası, asıl ceza davasının sonucundan bağımsızdır.
Manevi tazminatın ölçütleri
Nesnel bir ölçüt bulunmamakla birlikte manevi tazminat belirlenirken şunlar gözetilir:
- Davacının sosyal ve ekonomik durumu
- Üzerine atılı suçun niteliği
- Tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı
- Tutuklu kaldığı süre
- Davanın kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle elde edilecek parasal değer
Bunlar dikkate alınarak hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar tayin edilmelidir.
Mahsup meselesi
CMK m.144/1-a yürürlükten kaldırıldığından mahsup tazminata engel oluşturmaz. Ancak haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkûmiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiğinden, tutukluluk süresinin başka bir hükümlülükten mahsup edilip edilmediği araştırılmalıdır.
Ne yapmalı?
- Kesinleşme şerhinin size tebliğ edildiği tarihi belgeleyin.
- Yakalama, gözaltı, tutuklama ve tahliye müzekkerelerinin asıl veya onaylı örneklerini dosyaya koydurun.
- Tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediğini ceza infaz kurumundan sordurun.
- Gün sayısını tereddüde yer bırakmayacak biçimde hesaplatın.
- Gelir kaybını bordro, vergi kaydı veya SGK dökümüyle ispatlayın.
- Manevi tazminat için her ölçütü ayrı ayrı somutlaştırın.
- Miktar çok düşük takdir edilmişse kanun yoluna başvurun.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2011/677, K.2011/815, 16.12.2011 Kurumun çerçevesi ve davanın niteliği. Kurul, CMK’nın Yedinci Bölümünde “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” ana başlığı altında m.141 ilâ 144’te tazminat istemi, koşulları ve sonuçları ile tazminatın geri alınması ve tazminat isteyemeyecek kişilerin kapsamlı biçimde yeniden düzenlendiğini belirtti ve m.141/1‘deki on bendi tam metin olarak aktardı: koşullar dışında yakalanan veya tutuklanan, kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, kanuni hakları hatırlatılmadan tutuklanan, makul sürede yargı mercii huzuruna çıkarılmayan, sonradan KYOK veya beraat kararı verilen, tutuklulukta geçirdiği süre hükümlülük süresinden fazla olan, suçlamalar kendilerine açıklanmayan, yakalanmaları yakınlarına bildirilmeyen, hakkındaki arama kararı ölçüsüz gerçekleştirilen ve eşyasına koşulları oluşmadan elkonulan kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilirler. Kurul ayrıca kurumun mantığını açıkladı: burada düzenlenen tazminat nedenleri, sayılan koruma tedbirlerine dair kararın yerindeliğine ilişkin değerlendirme yapılmasını ve sonradan haksızlığın anlaşılmasını gerektiren hükümlerdir. Davanın niteliği ve süresi ise şöyledir: “Tali dava niteliğinde bulunan tazminat davası, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde açılabilir (CMK m.142/1).”
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2015/16397, K.2016/4834, 23.03.2016 Üç aylık süre tebliğ tarihinden işler. Davacı, terör örgütüne yardım etme suçundan tutuklu kalmış, soruşturma sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve karar itiraz edilmeksizin kesinleşmişti. Kritik nokta tarihlerdi: KYOK kararı 25.12.2012 tarihinde verilmiş, ancak davacıya 03.03.2014 tarihinde tebliğ edilmişti; tazminat davası ise 04.03.2014 tarihinde açılmıştı. Daire, CMK m.142/1‘e göre taleplerin kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceğini belirterek şu sonuca vardı: davacı yönünden tazminat davası için öngörülen sürenin başlangıç tarihi, davacının hakkındaki karardan haberdar olduğu 03.03.2014 tarihidir. Bu nedenle dava süresinde açılmış ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu kabul edilmiştir. Karar, kesinleşme ile tebliğ arasında uzun süre geçen dosyalarda hak kaybını önleyen ölçütü ortaya koyar.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2020/3895, K.2021/8562, 06.12.2021 Her talepte kesinleşme şartı aranmaz. Davacı, haksız şekilde darp edilerek gözaltına alındığından bahisle manevi tazminat istemiş; yerel mahkeme CMK m.142/1 uyarınca tazminat isteyebilmek için karar veya hükümlerin kesinleşmesinin gerektiği ve dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire bu yaklaşımı düzeltti: m.142‘deki süre kuralını aktardıktan sonra “Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir.” tespitini yaptı ve m.141/1-a uyarınca kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğun devamına karar verilen kişilerin tazminat isteminde bulunabileceğini vurguladı. Karar, gözaltı sırasındaki kötü muamele, ölçüsüz arama veya eşyanın geri verilmemesi gibi asıl davanın kaderinden bağımsız iddialarda dava yolunu açık tutar.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2022/5663, K.2024/5349, 15.10.2024 Manevi tazminatın ölçütleri ve “çok eksik” takdirin bozulması. Daire önce şeklî bir hatayı gösterdi: dava türünün gerekçeli karar başlığında “Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat” yerine başka biçimde yazılması hukuka aykırıdır. Asıl önemli tespit ise miktara ilişkindir: “Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması” hukuka aykırı bulundu. Hüküm yalnızca davacı vekilince temyiz edildiğinden verilen tazminat miktarının davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilerek bölge adliye mahkemesi kararı oybirliğiyle bozuldu.
Beraat etmeden tazminat isteyebilir miyim?
Bazı hâllerde evet. CMK m.141/1’de sayılan sebeplerin bir kısmı asıl davanın sonucundan bağımsızdır; örneğin kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama, hakların hatırlatılmaması, ölçüsüz arama veya eşyanın zamanında geri verilmemesi. Yargıtay, asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden esasa ilişkin kararın kesinleşmesinin zorunlu olmadığını belirtmiştir.
Dava açma süresi ne zaman başlar?
CMK m.142/1 uyarınca karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istenebilir. Yargıtay, üç aylık sürenin kararın verildiği tarihten değil ilgiliye tebliğ edildiği tarihten işleyeceğini vurgulamış; kararın verilmesinden bir yıldan uzun süre sonra tebliğ edildiği bir dosyada davanın süresinde açıldığını kabul etmiştir.
Hangi mahkemede dava açılır?
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları CMK m.142/2 uyarınca zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde görülür; o yer ağır ceza mahkemesinin tazminat konusu işlemle ilişkisi varsa en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir. Dava Devlet aleyhine açılır ve hazine temsilcisi taraf olarak yer alır. Yargıtay uygulamasında bu dava “tali dava” niteliğinde kabul edilmektedir.
Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Nesnel bir ölçüt bulunmamakla birlikte davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değer dikkate alınarak hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar tayin edilir. Bu ölçütlere uymayan çok eksik tazminat bozma sebebidir.
Tutukluluğum başka cezamdan mahsup edildi; tazminat alabilir miyim?
Alabilirsiniz. CMK m.144/1-a yürürlükten kaldırıldığından mahsup tazminata engel oluşturmaz. Ancak Yargıtay, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkûmiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiğini belirterek, tutuklu kalınan sürenin ne kadarının diğer hükümlülükten mahsup edildiğinin araştırılmasını aramaktadır.
Tutukluluk süresi nasıl hesaplanır?
Belgeye dayalı ve tereddütsüz olmalıdır. Yargıtay, yakalama, gözaltına alma, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin aslı ya da onaylı örneklerinin dosyaya alınmasını, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediğinin ve infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulmasını aramaktadır. Ayrıca kişinin aynı gün başka soruşturma dosyaları nedeniyle de gözaltına alınıp alınmadığı araştırılmalıdır.
Tutukluluğun uzun sürmesi tek başına sebep olur mu?
Olabilir. CMK m.141/1-d, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilere tazminat hakkı tanır. Yargıtay, sonuç olarak tayin edilen ceza miktarı karşısında tutukluluğun uzun olduğu ve Sözleşme’nin 5/3. maddesine aykırılık oluşturduğu bir dosyada bu bendin koşullarının gerçekleştiğini kabul ederek red kararını bozmuştur.
Elkonulan eşyam için de tazminat isteyebilir miyim?
Evet. CMK m.141/1-j uyarınca eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı hâlde elkonulan, korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişiler de maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilir. Bu talepler çoğu kez asıl davanın sonucundan bağımsızdır.
- 5271 sayılı CMK m.141 — Tazminat istemi
- 5271 sayılı CMK m.142 — Tazminat isteminin koşulları
- 5271 sayılı CMK m.143 — Tazminatın geri alınması
- 5271 sayılı CMK m.144 — Tazminat isteyemeyecek kişiler
- Anayasa m.19/son — Kişi hürriyeti ve tazminat
- AİHS m.5 — Özgürlük ve güvenlik hakkı
- 6098 sayılı TBK m.56 — Manevi tazminat
Bağlantılı başlıklar için koruma tedbiri nedir, beraat kararı ve sonuçları ve manevi tazminatın belirlenmesi yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.