Sermaye Piyasasında Bilgi Suistimali (İçeriden Öğrenenlerin Ticareti) ve Borsada İşlem Yapma Yasağı

legapro kapak 16815 LegaPro Hukuk Sermaye Piyasasında Bilgi Suistimali (İçeriden Öğrenenlerin Ticareti) ve Borsada İşlem Yapma Yasağı

Kısaca

  • Bilgi suistimali, sermaye piyasası araçlarının fiyatını, değerini veya yatırımcı kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgiye dayanarak emir verip menfaat temin etmektir (6362 s.K. m.106).
  • Suçun faili, kanunda sayılan beş kişi grubuyla sınırlıdır: yöneticiler, pay sahipliği nedeniyle bilgiye sahip olanlar, iş-meslek-görev gereği bilgiye sahip olanlar, bilgiyi suç işleyerek elde edenler ve bilginin niteliğini bilen ya da bilmesi gerekenler.
  • Ceza, üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır; adlî para cezasına hükmedilirse ceza, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
  • Piyasa dolandırıcılığı (m.107) ayrı bir suçtur; işleme dayalı ve bilgiye dayalı olmak üzere iki fıkrada düzenlenmiştir.
  • Kurul, m.104, m.106 ve m.107’deki fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunanlar hakkında borsalarda işlem yapma yasağı dâhil her türlü tedbiri almaya yetkilidir (m.101).
  • Bu suçlardan soruşturma yapılması, Kurul’un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır; başvuru muhakeme şartı niteliğindedir (m.115).
  • Danıştay’a göre Kurul’un suç duyurusunda bulunması, tek başına idarî davaya konu edilebilecek icraî bir işlem değildir.
  • Buna karşılık işlem yapma yasağı, hukukî sonuç doğuran ve iptal davasına konu edilebilen bir işlemdir.
  • Yasağın hukukî niteliği belirleyicidir: “şüphe”ye dayanan ve önleme amacı taşıyan bir yasak tedbir, “tespit”e dayanan ve cezalandırma işlevi gören bir yasak ise idarî yaptırımdır.
  • İdarî yaptırım sayılan işlem yasaklarında suç ve cezalara ilişkin ilkeler, özellikle geriye yürümezlik uygulanır.
  • Danıştay ve İdarî Dava Daireleri Kurulu, işlem yasağı sürelerini düzenleyen Tebliğ’in yürürlük tarihinden önceki fiillere uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur.
  • Bu durumda Kurul, fiil tarihinde yürürlükte olan ve lehe olan ilke kararını esas alarak yeniden işlem tesis edebilir.
  • Ceza mahkemesinin beraat kararı, maddî vakıanın gerçekleşmediğine dayanmıyorsa idarî tedbir uygulanmasına engel değildir.
  • İdarî yargının incelemesi, suçun sübutu değil, tedbiri haklı kılacak makul şüphenin bulunup bulunmadığıdır; bu sınır masumiyet karinesini korur.
  • Kurul kararı hangi suç için tesis edilmişse yargısal denetim de o suç yönünden yapılır; başka bir suç yönünden inceleme, olayın hukukî nitelemesinde hatadır.

Borsada yapılan bir alım satım işlemi, kâğıt üzerinde herkesin yapabileceği bir işlemdir. Onu suça dönüştüren şey, işlemi yapan kişinin o anda sahip olduğu ve kamunun bilmediği bilgidir. Sermaye Piyasası Kurulu, bu tür bir şüphe doğduğunda iki ayrı yola aynı anda başvurabilir: savcılığa suç duyurusu ve borsada işlem yapma yasağı.

Bu yazıda bilgi suistimali suçunun unsurlarını, işlem yapma yasağının hukukî niteliğini, geriye yürüme yasağının bu yasağa etkisini, ceza davasındaki beraat kararının sonucunu ve Danıştay’ın bu alanda geliştirdiği denetim ölçütlerini inceliyoruz.

Kanunî dayanak

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.106 (Bilgi suistimali)

“(1) Doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları ya da ihraççılar hakkında, ilgili sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgilere dayalı olarak ilgili sermaye piyasası araçları için alım ya da satım emri veren veya verdiği emri değiştiren veya iptal eden ve bu suretle kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden; a) İhraççıların veya bunların bağlı veya hâkim ortaklıklarının yöneticileri, b) İhraççıların veya bunların bağlı veya hâkim ortaklıklarında pay sahibi olmaları nedeniyle bu bilgilere sahip olan kişiler, c) İş, meslek ve görevlerinin icrası nedeniyle bu bilgilere sahip olan kişiler, ç) Bu bilgileri suç işlemek suretiyle elde eden kişiler, d) Sahip oldukları bilginin bu fıkrada belirtilen nitelikte bulunduğunu bilen veya ispat edilmesi hâlinde bilmesi gereken kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde verilecek ceza elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.”

6362 sayılı Kanun m.115/1 (Yazılı başvuru şartı)

“Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.”

Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca başvuru üzerine kamu davası açılırsa, iddianamenin kabulüyle birlikte bir örneği Kurul’a tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır. Dördüncü fıkra uyarınca Kurul, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itiraza yetkilidir.

Değişiklik uyarısı – m.101 ve m.107’deki güncel düzenlemeler

Tedbirleri düzenleyen m.101’in birinci fıkrası bugün m.104’ü de kapsamaktadır: “Kurul, 104 üncü, 106 ncı ve 107 nci maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; a) Borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması, … dâhil piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişini teminen gerekli her türlü tedbiri almaya ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” Aşağıdaki kararlar, maddenin m.104’ü kapsamayan önceki metnine göre verilmiştir.

Ayrıca 26.06.2024 tarihli 7518 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle m.101’e üçüncü fıkra eklenmiştir: bu maddeler kapsamındaki inceleme ve denetimlerde Kurul, internet aracılığıyla yapılan yayınlar bakımından içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir.

Piyasa dolandırıcılığını düzenleyen m.107’nin ikinci fıkrası 27.03.2015 tarihli 6637 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle değiştirilmiş; maddeye ayrıca etkin pişmanlık hükmü olan üçüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre m.107/1’deki suçu işleyen kişi, beş yüz bin Türk lirasından az olmamak üzere elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı kadar parayı Hazine’ye; soruşturma başlamadan önce öderse hakkında cezaya hükmolunmaz, soruşturma evresinde öderse ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar öderse üçte bir oranında indirilir.

ÖlçütBilgi suistimali (m.106)Piyasa dolandırıcılığı (m.107)
Fiilin özüKamuya duyurulmamış bilgiye dayalı işlemYanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırma
FailKanunda sayılan beş kişi grubuHerkes
Aranan sonuçKendisine veya başkasına menfaat teminiBirinci fıkrada aranmaz, ikinci fıkrada menfaat sağlama
Bilginin niteliğiFiyat, değer veya yatırımcı kararını etkileyebilecek ve gizliYalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi
Hapis cezasıÜç yıldan beş yıla kadarÜç yıldan beş yıla kadar
Adlî para cezasıSeçimlik; menfaatin iki katından az olamazHapisle birlikte; menfaatten az olamaz
Etkin pişmanlıkMaddede öngörülmemiştirm.107/3’te ayrıntılı olarak düzenlenmiştir
Tedbir bakımındanm.101 kapsamında işlem yasağı uygulanabilirm.101 kapsamında işlem yasağı uygulanabilir
Soruşturma usulüKurul’un yazılı başvurusu muhakeme şartıdırKurul’un yazılı başvurusu muhakeme şartıdır

Kritik nokta

Kurul kararı hangi suç kapsamında tesis edildiyse yargısal denetim de o suç yönünden yapılır. Danıştay 13. Dairesi, bilgi suistimali suçu yönünden makul şüphe bulunduğu gerekçesiyle tesis edilen bir işlemin, mahkemece piyasa dolandırıcılığı suçu yönünden incelenmesini “olayın hukukî nitelemesinde hata” saymış ve kararı bozmuştur. Dava dilekçesinin de Kurul kararının dayandığı maddeye göre kurulması gerekir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Kurul kararının dayanağını tespit edin. Karar m.106’ya mı m.107’ye mi dayanıyor, hangi tebliğ maddesi uygulanmış, süre neye göre belirlenmiş? Savunmanın tamamı bu tespit üzerine kurulur.
  2. İşlem yasağı ile suç duyurusunu ayırın. Danıştay’a göre suç duyurusu, ceza yargılamasının önünü açan bir duyuru işlemidir ve tek başına iptal davasına konu edilemez; dava işlem yasağına yöneltilmelidir.
  3. Fiil tarihi ile mevzuatın yürürlük tarihini karşılaştırın. İşlem yasağı sürelerini belirleyen düzenleme fiil tarihinden sonra yürürlüğe girmişse, geriye yürüme yasağına dayanılabilir.
  4. İşlemin tedbir mi yaptırım mı olduğunu tartışın. Yasak, devam eden bir incelemede makul şüpheye dayanıyorsa tedbirdir; fiilden uzun süre sonra tespit üzerine ve cezalandırma işlevi görüyorsa idarî yaptırımdır.
  5. Yaptırım niteliği kabul edilirse ceza hukuku ilkelerini ileri sürün. Suç ve cezaların kanunîliği, lehe olan kuralın uygulanması ve geriye yürümezlik idarî yaptırımlar alanında da uygulanır.
  6. Lehe düzenlemeyi gösterin. Fiil tarihinde yürürlükte olan Kurul ilke kararı daha kısa bir süre öngörüyorsa, bu düzenlemenin uygulanması gerektiği ileri sürülmelidir.
  7. Makul şüphenin dayanaklarını sorgulayın. Denetleme raporundaki tespitler, hesap hareketleri, para transferleri ve iletişim kayıtları teker teker ele alınmalıdır.
  8. Bilginin gerçekten “içsel” olup olmadığını inceleyin. Kamuya açıklanmış bir veriye dayanan işlem, bilgi asimetrisi yaratmaz; asimetrinin kaynağı somut olarak gösterilmelidir.
  9. Menfaat unsurunu tartışın. m.106, kendisine veya bir başkasına menfaat temin edilmesini arar; zarardan kaçınma da menfaat sayılabildiğinden hesaplama ayrıca denetlenmelidir.
  10. Ceza dosyasını takip edin ama ona bel bağlamayın. Beraat kararı, maddî vakıanın gerçekleşmediğine değil hukukî yoruma dayanıyorsa idarî tedbiri ortadan kaldırmaz.
  11. Masumiyet karinesi savunmasını doğru kurun. İdarî yargı, suçun sübutunu değil makul şüphenin varlığını denetler; kararda cezaî sorumluluk yükleyen bir dil kullanılmışsa buna itiraz edilebilir.
  12. Süreleri kaçırmayın. Kurul kararının tebliğinden itibaren idare mahkemesinde iptal davası açılır; işlem yasağı sürerken yürütmenin durdurulması talebi ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargı kararları

Danıştay 13. Daire, 04.12.2024 T., 2021/552 E., 2024/5246 K.

Tespit üzerine ve cezalandırma işlevi taşıyan işlem yasağı idarî yaptırımdır; geriye yürütülemez. Bir bankanın pay piyasasında özel durum açıklaması öncesi ve sonrasındaki işlemler incelenmiş; Kurul, ilgili hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve iki yıl süreyle borsalarda geçici işlem yapma yasağı uygulamıştır. Daire, önce suç duyurusu bakımından davanın incelenmeksizin reddini yerinde bulmuş; ardından yasağın niteliğini tartışmıştır: “Piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişi bakımından sakınca oluşturabilecek fiil veya durumları nedeniyle kişilerin borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapmasının yasaklanmasını düzenleyen kural ise, ilke olarak kanun koyucu tarafından getirilen idari bir tedbir niteliğindedir.” Ancak ayrımı şöyle netleştirmiştir: “kabahat veya suç oluşturan eylemden uzun süre geçtikten sonra, ‘şüphe’den ziyade ‘tespit’e dayanılarak tesis edilen ve ‘önleme’ değil ‘cezalandırma’ işlevi taşıyan işlem yapma yasaklarına ilişkin idari işlemlerin, ‘tedbir’ niteliğinde olmadığının kabulü gereklidir.” Somut olayda yasak süresinin uzunluğu ve işlemin inceleme döneminden sonra tespit edilen eylemler karşılığı uygulanması nedeniyle idarî yaptırım mahiyeti taşıdığı sonucuna varılmış; fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren Tebliğ’in geçmişe etkili uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Sonuç: Bölge İdare Mahkemesi kararının suç duyurusuna ilişkin kısmının ONANMASINA, işlem yasağına ilişkin kısmının BOZULMASINA, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 23.05.2022 T., 2021/1614 E., 2022/1859 K.

Tebliğ hükümleri hukuka uygundur; ancak yürürlüğünden önceki fiillere uygulanamaz. Bir şirketin pay piyasasında 2011 yılına ait dönemde gerçekleştirilen işlemler piyasa dolandırıcılığı sayılarak 2014 yılında iki yıl işlem yasağı uygulanmış; davada hem Kurul kararının hem de dayanağı Tebliğ hükümlerinin iptali istenmiştir. Daire, Tebliğ hükümlerini hukuka uygun bulmuş fakat Kurul kararını iptal etmiş; Kurul bu kısmı temyiz etmiştir. İdari Dava Daireleri Kurulu, Daire kararının gerekçesini benimsemiştir: “davacının 14/11/2011-23/12/2011 döneminde gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak Kurulca … çıkardığı düzenleyici (kural) işlem niteliğinde olan Tebliğ’in ve bu Tebliğ’de yer alan kurallarla öngörülen idarî tedbirlerin, kişilerin aleyhine sonuç doğuracak şekilde geçmişe ve tamamlanmış, hukukî sonuçlarını doğurmuş hukukî durum ve işlemlere etkili olarak uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” Kurul ayrıca idareye yol da göstermiştir: “davalı Kurulca lehe olan 14/10/2011 tarihli ilke kararı esas alınarak, davacı hakkında yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır.” Sonuç: Daire kararının iptale ilişkin kısmının ONANMASINA, 23.05.2022 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verilmiştir.

Danıştay 13. Daire, 13.12.2022 T., 2016/444 E., 2022/4754 K.

Ceza mahkemesindeki beraat, idarî tedbiri kendiliğinden ortadan kaldırmaz; idarî yargı sübutu değil makul şüpheyi denetler. Halka açık bir şirkette yönetim kontrolünü sağlayan payların devri görüşmeleri sürerken, taslak sözleşmelerdeki bedeli bilen kişi kontrolündeki şirketlerden pay satışı yapmış; Kurul bunu bilgi suistimali sayarak işlem yasağı uygulamıştır. Ceza mahkemesi ise, pay devrinin Kurul iznine tâbi olması ve çağrı fiyatının Kurul kararı olmadan kesinleşmemesi gerekçeleriyle beraat kararı vermiştir. Daire, beraatin etkisini şöyle sınırlandırmıştır: “Ceza mahkemesinin kararı iddia olunan maddi vakıaların gerçekleşmediği … nedeniyle değil, ceza mahkemesi tarafından 6362 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca yapılan yorum sonucunda tipikliğin gerçekleşmesi için … maddi unsurlarının varlığının aranmasıdır. Ceza mahkemesi, 6362 sayılı Kanun’un 106. maddesini yukarıda açıklandığı şekilde yorumlamakla birlikte, idari yargı yerlerinin bu maddeyi farklı şekilde yorumlamaları mümkündür.” Masumiyet karinesi bakımından ise incelemenin sınırını çizmiştir: “idari yargı yerlerince yapılan inceleme 6362 sayılı Kanun’un 106. maddesinde belirtilen fiilin sübuta erip ermediği değil, idare tarafından, 6362 sayılı Kanun’un 101. maddesinde yer alan tedbirin uygulanmasını haklı kılacak yeterli delilin yani makul şüphenin bulunup bulunmadığını tespitinden ibarettir.” Karar, işlem yasağının esası bakımından Kurul’u haklı bulmakla birlikte, Tebliğ’in fiil tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması nedeniyle bozulmuştur. Sonuç: İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 13.12.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Danıştay 13. Daire, 10.06.2024 T., 2020/1001 E., 2024/2654 K.

İşlem hangi suç için tesis edilmişse denetim de o suç yönünden yapılır. Kurul, belirli bir dönemdeki borsa işlemlerinin bilgi suistimali suçunu oluşturduğu kanaatiyle savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve iki yıl işlem yasağı uygulamıştır. İdare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi ise davayı, fiillerin piyasa dolandırıcılığı suçunu oluşturduğu kabulüyle incelemiş ve reddetmiştir. Daire, temyiz sebeplerinden biri olan “kararın hukuka aykırı olması”nın alt görünümlerini sayarak şu sonuca varmıştır: “Olayın hukuki nitelemesinde hata, mahkeme tarafından maddi olayın doğru tespit edilmesine karşı, mevzuattaki karşılığının yanlış tespit edilmesidir. … uyuşmazlığa konu fiillerin bilgi suistimali suçunu oluşturduğu yönünde makul şüphenin bulunduğundan bahisle dava konusu Kurul kararının tesis edildiği, bu kapsamda fiillerin bilgi suistimali suçu uyarınca incelenmesi gerektiği anlaşıldığından, olayın hukuki nitelemesinde hata yapılarak fiillerin piyasa dolandırıcılığı suçu yönünden incelenmesi sonucunda verilen … kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.” Sonuç: Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 10.06.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda, sermaye piyasası uyuşmazlıklarının aynı anda üç ayrı düzlemde yürüdüğü görülür: ceza yargılaması, idarî işlem ve idarî yargı denetimi. Bu düzlemler birbirini besler ama birbirinin yerine geçmez.

Birinci halka, işlem ve suç duyurusu ayrımıdır. Kurul kararı çoğunlukla iki kısımdan oluşur: savcılığa suç duyurusunda bulunulması ve işlem yapma yasağı uygulanması. Danıştay, suç duyurusunun ceza yargılamasının önünü açan bir duyuru işleminden ibaret olduğunu, hukuk alanında doğrudan değişiklik yaratmadığını ve bu nedenle idarî davaya konu edilemeyeceğini kabul etmektedir. Dava dilekçesinin bu ayrımı gözetmesi gerekir.

İkinci halka, işlem yasağının hukukî niteliğidir. Kanun bunu bir “tedbir” olarak adlandırır; ancak adlandırma tek başına belirleyici değildir. Danıştay, yasağın devam eden bir incelemede makul şüpheye dayanıp önleme amacı taşıdığı hâllerde tedbir; fiilden uzun süre sonra, tespit üzerine ve cezalandırma işlevi görecek şekilde uygulandığı hâllerde ise idarî yaptırım olduğunu kabul etmektedir.

Üçüncü halka, bu nitelemenin sonucudur. İşlem yasağı idarî yaptırım sayıldığında suç ve cezalara ilişkin ilkeler devreye girer. Bunların başında geriye yürümezlik gelir. Danıştay, geriye yürümemenin yalnızca bir ceza hukuku ilkesi değil, yükümlendirici idarî işlemler bakımından bir idare hukuku ilkesi de olduğunu vurgulamaktadır.

Dördüncü halka, sürelerin kaynağıdır. Ne 6362 sayılı Kanun’da ne de mülga 2499 sayılı Kanun’da işlem yasağı süreleri belirlenmiş; bu konu Kurul’un düzenleyici işlemlerine bırakılmıştır. Bu nedenle uygulanacak sürenin fiil tarihinde yürürlükte olan düzenlemeye göre belirlenmesi gerekir. İdarî Dava Daireleri Kurulu, iptal kararından sonra Kurul’un lehe olan önceki ilke kararını esas alarak yeniden işlem tesis edebileceğini açıkça belirtmiştir.

Beşinci halka, ceza ve idare yargısı arasındaki ilişkidir. Beraat kararının etkisi, kararın dayandığı gerekçeye göre değişir. Maddî vakıanın hiç gerçekleşmediğine dayanan bir beraat idareyi ve idarî yargıyı bağlar. Buna karşılık, kanun maddesinin yorumu sonucu tipikliğin gerçekleşmediğine dayanan bir beraat, idarî yargının aynı maddeyi farklı yorumlamasına engel değildir.

Altıncı halka, masumiyet karinesinin sınırıdır. İdarî yargı, suçun sübutunu değil m.101’deki tedbiri haklı kılacak makul şüphenin varlığını denetler. Bu sınır korunduğu sürece, beraat eden kişi hakkında idarî tedbir uygulanması masumiyet karinesini ihlâl etmez; ancak kararlarda kullanılan dilin kişiye cezaî sorumluluk yüklememesi gerekir.

Yedinci halka, hukukî nitelemedir. Kurul kararı hangi suça dayanıyorsa denetim de o suç yönünden yapılır. Bilgi suistimali iddiasıyla tesis edilen bir işlemin piyasa dolandırıcılığı yönünden incelenmesi, maddî olay doğru tespit edilmiş olsa bile mevzuattaki karşılığının yanlış belirlenmesidir ve bozma sebebidir. Benzer bir denetim mantığı için hâkim durumun kötüye kullanılması yazımıza bakabilirsiniz.

Sekizinci halka, savunmanın kuruluşudur. Bu davalarda “suç işlemedim” demek çoğu zaman yeterli olmaz; çünkü denetimin konusu suçun sübutu değildir. Sonuç alan yaklaşım, makul şüpheye dayanak yapılan verilerin yetersizliğini, uygulanan düzenlemenin fiil tarihinde yürürlükte olmadığını ve yasağın süresinin ölçüsüzlüğünü ayrı ayrı göstermektir. Bu, idarî işlemin iptali davasının şartları çerçevesinde sebep ve konu unsurlarına yönelen bir savunmadır. Gizli bilginin şirket içi boyutu için ticarî sırrın açıklanması suçu yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

HataNeden yanlışDoğrusu
Suç duyurusu kısmına karşı iptal davası açmakSuç duyurusu icraî bir idarî işlem sayılmazDava işlem yapma yasağına yöneltilir
İşlem yasağını her hâlde tedbir saymakCezalandırma işlevi taşıyan yasak idarî yaptırımdırNiteleme somut olaya göre yapılır
Geriye yürümezliği yalnızca ceza hukukuna özgü görmekİlke yükümlendirici idarî işlemler için de geçerlidirFiil tarihindeki mevzuat esas alınır
Tebliğ’in yürürlük tarihini kontrol etmemekFiilden sonra yürürlüğe giren kural uygulanamazYayım ve yürürlük tarihleri karşılaştırılır
Lehe ilke kararını ileri sürmemekKurul lehe düzenlemeye göre yeniden işlem tesis edebilirFiil tarihindeki lehe kural gösterilir
Beraat kararını her hâlde yeterli görmekYoruma dayalı beraat idarî yargıyı bağlamazBeraatin gerekçesi ayrıca incelenir
İdarî davada suçun sübutunu tartışmakDenetim makul şüphenin varlığıyla sınırlıdırŞüphenin dayanakları çürütülür
Kurul kararının dayandığı maddeyi karıştırmakDenetim işlemin dayandığı suç yönünden yapılırDava dilekçesi doğru maddeye göre kurulur
Zarardan kaçınmayı menfaat saymamakMenfaat temini geniş yorumlanmaktadırHesaplama ayrıca denetlenir
Bilgi suistimali nedir?

6362 sayılı Kanun m.106 uyarınca, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgilere dayanarak alım ya da satım emri vermek, verdiği emri değiştirmek veya iptal etmek ve bu suretle kendisine ya da bir başkasına menfaat temin etmektir. Uygulamada “içeriden öğrenenlerin ticareti” olarak da anılır.

Bu suçu kimler işleyebilir?

Kanun failleri sınırlı olarak sayar: ihraççıların veya bunların bağlı ya da hâkim ortaklıklarının yöneticileri; bu ortaklıklarda pay sahipliği nedeniyle bilgiye sahip olanlar; iş, meslek ve görevlerinin icrası nedeniyle bilgiye sahip olanlar; bilgiyi suç işleyerek elde edenler; sahip oldukları bilginin bu nitelikte olduğunu bilen veya ispat edilmesi hâlinde bilmesi gereken kişiler.

Cezası nedir?

Üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Adlî para cezasına hükmedilmesi hâlinde verilecek ceza, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Piyasa dolandırıcılığından farkı nedir?

Bilgi suistimali gizli bilgiye dayalı işlem yapmaktır ve faili kanunda sayılan kişilerdir. Piyasa dolandırıcılığı ise fiyatlara, fiyat değişimlerine, arz ve talebe ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmaktır (m.107/1) ya da fiyat ve yatırımcı kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi yaymaktır (m.107/2).

Piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık var mı?

Evet. m.107/3 uyarınca, birinci fıkradaki suçu işleyen kişi beş yüz bin Türk lirasından az olmamak üzere elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı kadar parayı Hazine’ye; henüz soruşturma başlamadan önce öderse hakkında cezaya hükmolunmaz, soruşturma evresinde öderse ceza yarısı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar öderse üçte biri oranında indirilir.

SPK soruşturma açılması için savcılığa başvurmak zorunda mı?

Evet. m.115/1 uyarınca bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.

Kurul’un suç duyurusuna karşı dava açabilir miyim?

Danıştay tarafından incelenen dosyalarda, suç duyurusunun ceza yargılaması sürecinin başlatılması için adlî makamlara yapılan bir duyuru niteliğinde olduğu, hukuk alanında değişikliğe yol açan idarî işlem sayılamayacağı ve bu nedenle esasının incelenemeyeceği kabul edilmiştir. Dava, işlem yapma yasağına yöneltilmelidir.

Borsada işlem yapma yasağı nedir?

6362 sayılı Kanun m.101 uyarınca Kurul, kanunda sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişiler hakkında borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması dâhil piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişini teminen gerekli her türlü tedbiri almaya yetkilidir.

İşlem yapma yasağı tedbir mi yoksa yaptırım mı?

Somut olaya göre değişir. Danıştay’a göre kural olarak idarî bir tedbirdir; ancak kabahat veya suç oluşturan eylemden uzun süre geçtikten sonra, şüpheden ziyade tespite dayanılarak tesis edilen ve önleme değil cezalandırma işlevi taşıyan yasaklar tedbir niteliğinde sayılmaz, idarî yaptırım mahiyeti taşır.

Bu ayrım pratikte ne değiştirir?

İşlem yasağı idarî yaptırım sayıldığında suç ve cezalara ilişkin ilkeler uygulanır. En önemlisi geriye yürümezliktir: fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren bir düzenlemeye dayanılarak yasak uygulanamaz. Danıştay ve İdarî Dava Daireleri Kurulu bu gerekçeyle Kurul kararlarını iptal etmiştir.

İptal kararından sonra Kurul yeniden işlem yapabilir mi?

Evet. İdarî Dava Daireleri Kurulu, Tebliğ’in geçmişe uygulanamayacağına ilişkin gerekçeyi benimsedikten sonra, Kurul’ca lehe olan önceki tarihli ilke kararı esas alınarak ilgili hakkında yeniden işlem tesis edilebileceğini açıkça belirtmiştir.

Ceza davasından beraat edersem işlem yasağı kalkar mı?

Kendiliğinden kalkmaz. Danıştay’a göre beraat kararı, maddî vakıanın gerçekleşmediğine dayanıyorsa idareyi ve idarî yargıyı bağlar. Ancak beraat, kanun maddesinin yorumu sonucu tipikliğin gerçekleşmediğine dayanıyorsa idarî yargının aynı maddeyi farklı yorumlamasına engel değildir.

Beraat ettiğim hâlde tedbir uygulanması masumiyet karinesini ihlâl eder mi?

İdarî yargının incelemesi suçun sübutuna değil, m.101’deki tedbiri haklı kılacak makul şüphenin varlığına yöneldiği sürece ihlâl oluşmaz. Danıştay, bu sınır içinde kalan bir denetimde masumiyet karinesinin ihlâl edilmediği sonucuna varmış; ancak kararlarda kullanılan dilin kişiye cezaî sorumluluk yüklememesi gerektiğini vurgulamıştır.

Kurul kararı yanlış maddeye göre incelenirse ne olur?

Bu, olayın hukukî nitelemesinde hata sayılır ve bozma sebebidir. Danıştay, bilgi suistimali suçu yönünden makul şüphe bulunduğu gerekçesiyle tesis edilen bir işlemin piyasa dolandırıcılığı suçu yönünden incelenmesini hatalı bulmuştur.

6362 sayılı Kanun m.101’de yakın zamanda değişiklik oldu mu?

Evet. Maddenin birinci fıkrası bugün m.104’ü de kapsamaktadır. Ayrıca 26.06.2024 tarihli 7518 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle eklenen üçüncü fıkra uyarınca Kurul, bu maddeler kapsamındaki inceleme ve denetimlerde internet aracılığıyla yapılan yayınlar bakımından içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir.

İlgili mevzuat

  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.1 – Amaç
  • 6362 sayılı Kanun m.101 – Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler
  • 6362 sayılı Kanun m.104 – Piyasa bozucu eylemler
  • 6362 sayılı Kanun m.106 – Bilgi suistimali
  • 6362 sayılı Kanun m.107 – Piyasa dolandırıcılığı ve etkin pişmanlık
  • 6362 sayılı Kanun m.108 – Bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı sayılmayan hâller
  • 6362 sayılı Kanun m.115 – Yazılı başvuru ve özel soruşturma usulleri
  • Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği (V-101.1)
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.16 – Yaptırım türleri
  • 2709 sayılı Anayasa m.2, m.36 ve m.38 – Hukuk devleti, hak arama hürriyeti ve masumiyet karinesi
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 ve m.49 – İptal davası ve temyiz sebepleri
  • Mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.46 ve m.47 – Tedbirler ve cezaî sorumluluk

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: hâkim durumun kötüye kullanılması, ticarî sırrın açıklanması suçu, idarî işlemin iptali davası ve şartları, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, kabahatler kanununda idarî para cezasına itiraz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukukî görüş yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Şirketler hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Makaleler

Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır;…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Gayrimenkul Hukuku Makale

Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi: Başvuru, Süreler, Yenileme ve İptal

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 3194 sayılı İmar Kanunu m.21 uyarınca, m.26’daki istisna…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Aldatıcı Reklam ve Haksız Ticari Uygulama: Reklam Kurulu Kararları (6502)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticari reklam, bir mal veya hizmetin satışını sağlamak…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku Makale

Fiilî Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) – 5510 Sayılı Kanun m.40

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Fiilî hizmet süresi zammı, halk arasındaki adıyla yıpranma…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Kira Hukuku Makale

Kiracının Geri Verme Borcu ve Hor Kullanma Tazminatı (TBK m.334)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kiracı, kiralananı ne durumda teslim almışsa o durumda…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Aile Hukuku Makale

Evlenmenin Butlanı Davası (TMK m.145-160)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Evlenmenin butlanı, şeklen kurulmuş bir evliliğin kanunun aradığı…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara