Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması (4054 s.K. m.6): Şartları, Türleri ve Danıştay İçtihadı

legapro kapak 16801 LegaPro Hukuk Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması (4054 s.K. m.6): Şartları, Türleri ve Danıştay İçtihadı

Kısaca

  • 4054 sayılı Kanun hâkim durumda olmayı değil, hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklar; pazar payı yüksek olmak tek başına ihlal değildir.
  • İhlalin iki ayrı unsuru vardır: teşebbüsün ilgili pazarda hâkim durumda bulunması ve davranışın kötüye kullanma niteliği taşıması. İkisi ayrı ayrı ispatlanmalıdır.
  • Hâkim durum, m.3’te “rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” olarak tanımlanmıştır.
  • m.6’daki beş bentlik liste tahdidî değildir; madde “kötüye kullanma hâlleri özellikle şunlardır” der, yani sayılanlar örnektir.
  • Kötüye kullanma davranışları ikiye ayrılır: rakibi pazardan dışlayan dışlayıcı davranışlar ve doğrudan müşteriden değer çeken sömürücü davranışlar.
  • Sözleşme yapmayı reddetme, üç şartın birlikte gerçekleşmesi hâlinde ihlaldir: vazgeçilmezlik, alt pazarda etkin rekabetin ortadan kalkma ihtimali, tüketici zararı ihtimali.
  • Danıştay 13. Daire, vazgeçilmezlik incelemesinde alternatif alanın yalnızca fiziksel varlığını tespit etmenin yetmediğine, teknik ve ekonomik karşılaştırma yapılması gerektiğine karar vermiştir.
  • Aynı Daire, tüketici zararının salt fiyat üzerinden ölçülemeyeceğini; hizmet kalitesi, çeşitliliği, erişilebilirliği ve yenilikçiliğin de tüketici refahına dâhil olduğunu belirtmiştir.
  • Aşırı fiyatlama sömürücü bir davranıştır; incelemeye önce pazarın koşullarının analiziyle başlanması, sonra fiyat-maliyet karşılaştırması yapılması gerekir.
  • Fiyat sıkıştırmasında toptan ve perakende fiyat arasındaki marjın, hâkim teşebbüs kadar etkin bir rakibin kâr edemeyeceği düzeye inip inmediğine bakılır.
  • Rekabet Kurulu, ön araştırma sonucunda soruşturma açıp açmamakta takdir yetkisine sahiptir; ancak bu yetki keyfî değildir.
  • Danıştay’ın yerleşik ölçütü: ihlal bulunmadığı hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmadıkça, ön araştırma aşamasında şikâyetin reddi eksik incelemedir.
  • Aynı davranışla birden fazla pazarda ihlal oluşsa bile fiil tekse, Kabahatler Kanunu m.15/1 ve TCK m.44 uyarınca tek ceza verilir.
  • m.6 ihlalinde idarî para cezası, bir önceki malî yıl yıllık gayrisafi gelirin yüzde onuna kadardır (m.16/3); ayrıca belirleyici etkisi olan yönetici ve çalışanlara bu cezanın %5’ine kadar ceza verilebilir.
  • Kurul kararlarına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılır; karar istinaf ve temyiz yoluyla Danıştay 13. Daire denetimine tâbidir.

Bir şirketin pazarda güçlü olması, kendi başına hukuka aykırı değildir. Rekabet hukuku, başarılı olmayı değil, elde edilen gücün rakipleri dışlamak veya müşterilerden haksız değer çekmek için kullanılmasını yasaklar. Uygulamada tartışma bu ayrımın nerede başladığı üzerinde çıkar: aynı davranış bir pazarda olağan ticarî tercih, başka bir pazarda ihlal sayılabilir.

Bu yazıda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin nasıl uygulandığını, hangi davranışların hangi ölçütlerle değerlendirildiğini ve Danıştay 13. Dairesi’nin bu ölçütleri son yıllarda nasıl sıkılaştırdığını inceliyoruz.

Kanunî dayanak

4054 sayılı Kanun m.6 (Hakim Durumun Kötüye Kullanılması)

“Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır: a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması.”

4054 sayılı Kanun m.3 (Tanımlar – Hakim Durum)

“Hakim Durum : Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücünü, … ifade eder.”

Değişiklik uyarısı – 4054 sayılı Kanun m.41’e eklenen ikinci fıkra (de minimis)

“(Ek fıkra:16/6/2020-7246/8 md.) Kurul; pazar payı ve ciro gibi ölçütleri esas alarak rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlaller hariç olmak üzere, piyasada rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği karar ve eylemlerini soruşturma konusu yapmayabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirlenir.”

16.06.2020 tarihli 7246 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle eklenen bu fıkra, yalnızca anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarını kapsar. Hâkim durumun kötüye kullanılması bu istisnanın dışındadır; m.6 ihlali iddiası “kayda değer değil” gerekçesiyle soruşturma dışı bırakılamaz.

ÖlçütDışlayıcı kötüye kullanmaSömürücü kötüye kullanma
HedefRakip veya potansiyel rakipMüşteri, alıcı, nihaî tüketici
Tipik görünümSözleşme yapmayı reddetme, yıkıcı fiyat, fiyat sıkıştırması, münhasırlıkAşırı fiyatlama, ayrımcı fiyat, üretimin kısıtlanması
Zararın yoluÖnce rekabet yapısı bozulur, tüketici zararı dolaylı doğarZarar doğrudan ve derhâl tüketici refahında görülür
Kanunî karşılıkAğırlıklı olarak m.6/a, c, d bentleriAğırlıklı olarak m.6/b ve e bentleri
İlgili pazar analiziÜst ve alt pazar ayrımı çoğunlukla zorunluTek pazar analizi çoğu kez yeterli
Ana ispat aracıKapama etkisi, eşit etkinlikteki rakip testiFiyat-maliyet karşılaştırması, kâr marjı analizi
Haklı gerekçe savunmasıNesnel haklılık ve etkinlik savunması mümkündürNesnel haklılık savunması dar uygulanır
Müdahalenin niteliğiDavranışsal yükümlülük (erişim sağlama, marj koruma)Fiyat düzeltme, iade, para cezası
Uygulama sıklığıKurul kararlarının büyük çoğunluğuSınırlı sayıda, sıkı koşullarla

Kritik nokta

4054 sayılı Kanun’da m.4 için öngörülen türden bir “muafiyet” mekanizması m.6 için yoktur. Hâkim durumdaki bir teşebbüs, davranışının verimlilik doğurduğunu ileri sürerek muafiyet başvurusu yapamaz. Savunma yalnızca iki eksende yürütülebilir: davranış hiç kötüye kullanma niteliği taşımıyordur, ya da davranışın nesnel haklı gerekçesi vardır. Bu nedenle m.6 dosyalarında savunmanın ağırlığı hukukî nitelendirmeye ve ekonomik analize verilmelidir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. İlgili pazarı doğru tanımlayın. Ürün pazarı ve coğrafî pazar ayrı ayrı belirlenir. Pazar ne kadar dar tanımlanırsa hâkim durum ihtimali o kadar artar; savunmada ilk hamle çoğu zaman pazarın genişletilmesidir.
  2. Hâkim durumun varlığını ayrıca tartışın. Pazar payı bir gösterge, tek başına kanıt değildir. Pazara giriş engelleri, alıcı gücü, kapasite fazlası ve dikey bütünleşme birlikte değerlendirilir.
  3. Davranışı doğru nitelendirin. Aynı olgu “sözleşme yapmayı reddetme”, “ayrımcılık” veya “fiyat sıkıştırması” olarak nitelenebilir; her nitelendirmenin ispat yükü ve testi farklıdır.
  4. Sözleşme yapmayı reddetme iddiasında üç şartı ayrı ayrı ele alın. Vazgeçilmezlik, alt pazarda etkin rekabetin ortadan kalkma ihtimali ve tüketici zararı ihtimali kümülatiftir; birinin eksikliği ihlali ortadan kaldırır.
  5. Vazgeçilmezlik incelemesinde alternatifin niteliğini karşılaştırın. Alternatifin varlığını göstermek yetmez; teknik ve ekonomik olarak karşılaştırılabilir etkin bir rekabet imkânı sunup sunmadığı ortaya konmalıdır.
  6. Altyapının kim tarafından finanse edildiğini araştırın. Tesis kamu kaynağıyla yapılmış ve üçüncü kişilere zaten açıksa, katı vazgeçilmezlik testinin uygulanma alanı daralır.
  7. Tüketici zararını fiyatın ötesinde ölçün. Hizmet kalitesi, çeşitlilik, erişilebilirlik ve yenilikçilik de tüketici refahının parçasıdır; yalnızca fiyat verisine dayanan analiz eksik kalır.
  8. Aşırı fiyatlama iddiasında önce pazarı analiz edin. Doğrudan fiyat-maliyet karşılaştırmasına geçmek yerine, pazarın giriş engelleri ve yapısal koşulları önce ortaya konmalıdır.
  9. Fiyat sıkıştırmasında maliyet yöntemini tartışın. Durağan durum yaklaşımı ile net bugünkü değer yöntemi farklı sonuç verir; hangi yöntemin pazarın özelliklerine uygun olduğu ayrıca gerekçelendirilmelidir.
  10. Ön araştırma kararına karşı iptal davası açmayı ihmal etmeyin. Soruşturma açılmamasına ilişkin Kurul kararı da kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idarî işlemdir; iptal davasına konu edilebilir.
  11. İçtima savunmasını erken kurun. Aynı ticarî politikanın farklı pazarlardaki yansımaları için ayrı ayrı ceza verilmişse, tek fiil savunması ceza aşamasında değil, en baştan ileri sürülmelidir.
  12. Süreleri takip edin. Kurul kararına karşı dava açma süresi ile idarî para cezasının ödenmesine ilişkin süreler ayrıdır; ödemeye ilişkin peşin indirim imkânı, dava hakkını kullanma kararıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Yargı kararları

Danıştay 13. Daire, 12.11.2025 T., 2022/1976 E., 2025/3494 K.

Sözleşme yapmayı reddetmede vazgeçilmezlik: alternatifin varlığını tespit etmek yetmez, niteliği karşılaştırılmalıdır. Bir fuar merkezinin işletmecisi, aynı ilde yıllarca fuar düzenlemiş rakip bir organizatörün tesis kullanma talebini reddetmiş; Rekabet Kurulu ön araştırma sonucunda vazgeçilmezlik ve tüketici zararı şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle soruşturma açılmamasına karar vermiştir. Daire, Kurulun “fuar açık alanda da yapılabilir” tespitiyle yetinmesini eksik inceleme saymıştır: “kararda fuar merkezine alternatif olarak sunulan açık alanın sadece fiziksel varlığının tespit edilmesiyle yetinilerek modern bir fuar merkezinin ikamesi olduğu kabul edilmiştir. Ancak bu tespit tek başına yeterli olmayıp; altyapı imkanları, bütünleşik hizmetler, hava koşullarından bağımsızlık ve katılımcı beklentilerinin karşılanması bakımından kapalı, modern ve organize bir fuar merkezinin sunduğu niteliklerle teknik ve ekonomik açıdan karşılaştırılabilir etkin bir rekabet imkanının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.” Daire ayrıca tüketici zararının stant kiralama fiyatları üzerinden ölçülmesini de isabetsiz bulmuş, “rekabet hukukunda tüketici refahı, fiyat unsurunun yanı sıra hizmet kalitesi, çeşitliliği, erişilebilirliği ve yenilikçiliğini de içeren bütüncül bir kavram olarak ele alındığından” demiştir. Kararda, tesisin belediyeye ait olması ve üçüncü kişilere kapalı bir modelin öngörülmemesi gibi ayırt edici özelliklerin de değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç: Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 12.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Danıştay 13. Daire, 17.12.2025 T., 2025/214 E., 2025/4013 K.

Aşırı fiyatlama iddiasında inceleme sırası: önce pazarın koşulları, sonra fiyat analizi. Liman işletmeciliği alanında sözleşme yapmayı reddetme ve aşırı fiyatlama iddialarıyla yapılan başvuru, Kurul tarafından ön araştırma aşamasında reddedilmiştir. Daire, sömürücü nitelikteki davranışların tüketici refahında doğrudan etki doğurduğunu belirterek inceleme yönteminin sırasını kurmuştur: “Sömürücü nitelikteki davranışlar içinde yer alan aşırı fiyatlamanın, doğrudan tüketici refahında etkisini gösterdiği gözetildiğinde, öncelikle analiz yapılacak pazarın koşullarına yönelik bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.” Karar, zorunlu unsur doktrini ile ekonomik değer testinin somut olayın özelliklerine göre uygulanması gerektiğini, ön araştırma aşamasında yapılan yüzeysel değerlendirmenin bu ölçütleri karşılamadığını ortaya koymuştur. Sonuç: Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Danıştay 13. Daire, 01.11.2024 T., 2021/1153 E., 2024/4401 K.

Fiyat sıkıştırmasında maliyet hesabının yöntemi, sonucu doğrudan belirler. Perakende sabit genişbant internet hizmeti pazarında fiyat sıkıştırması iddiası incelenmiş; uyuşmazlık, maliyet ve kârlılık hesabında durağan durum yaklaşımının mı yoksa net bugünkü değer yönteminin mi esas alınacağı noktasında düğümlenmiştir. Daire, yöntem seçiminin teknik bir tercihten ibaret olmadığını, sonucu belirlediğini vurgulamıştır: “Fiyat sıkıştırmasının var olup olmadığının ortaya konulabilmesi bakımından … maliyetlerin ve karlılığın ilgili pazarın özellikleri de gözetilerek doğruya en yakın şekilde hesaplanması gerekmektedir.” Karar, Kurulun yöntem seçiminde takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmekle birlikte, bu yetkinin pazarın özellikleriyle uyumlu ve gerekçelendirilmiş biçimde kullanılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 01.11.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Danıştay 13. Daire, 03.05.2023 T., 2021/2765 E., 2023/2133 K.

Tek fiille birden fazla pazarda ihlal: ceza da tektir. Bir alkollü içki üreticisinin indirim ve yatırım destek uygulamalarıyla rakiplerin faaliyetini zorlaştırdığı, önce rakı pazarı bakımından tespit edilerek para cezası verilmiş; ardından votka ve cin pazarları için ayrı soruşturma yürütülmüş, ancak Kurul ikinci kararında yeni ceza verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Bu karara karşı, her ihlal için ayrı ceza verilmesi gerektiği iddiasıyla dava açılmıştır. Daire, Kabahatler Kanunu m.15/1 ile TCK m.44’ün paralel düzenlemeler olduğunu belirterek fiil kavramını açıklamıştır: “fikrî içtima hükmündeki ‘fiil’ ile kastedilen ‘hareket’tir. Tek hareketin meydana getireceği neticeler birden fazla olsa bile bu husus fikrî içtima kurallarının uygulanması önünde engel teşkil etmeyecektir.” Bu çerçevede Daire şu sonuca varmıştır: “teşebbüsler tarafından pazar ayrımı gözetmeksizin bir ticarî politikanın icrası çerçevesinde aynı davranışlarla gerçekleştirilen ihlâllerin gerek piyasa gerek nitelik ve kronolojik süreç açısından bağımsız olmadığından tek bir eylem olarak değerlendirilmesi ve birden fazla ceza verilmemesi gerekmektedir.” Sonuç: Davacının temyiz isteminin reddine, Bölge İdare Mahkemesi kararının GEREKÇEYLE ONANMASINA, 03.05.2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda, hâkim durum dosyalarında Danıştay denetiminin nereye yoğunlaştığı görülür: Daire, Kurulun vardığı sonucu değil, o sonuca hangi analizle varıldığını denetlemektedir. Dördünde de tartışma esasa değil, incelemenin yeterliliğine ilişkindir.

Birinci halka, ön araştırmanın hukukî işlevidir. 4054 sayılı Kanun m.40 ve m.41 uyarınca Kurul, ön araştırma sonucunda soruşturma açıp açmamakta takdir yetkisine sahiptir. Ancak Daire bu yetkinin sınırını yerleşik biçimde çizmiştir: rekabet kurallarını ihlal eden bir eylemin bulunmadığı hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmadıkça, soruşturma açılmalıdır. Bilgi ve delillerin eksik olduğu, olayın yeterince aydınlatılmadığı hâllerde ön araştırma aşamasında verilen ret kararı, takdir yetkisinin kullanılması değil, eksik incelemedir.

İkinci halka, vazgeçilmezlik testinin niteliksel karakteridir. Fuar merkezi kararında Daire, alternatifin fiziksel varlığını saptamanın yetmeyeceğini; altyapı imkânları, bütünleşik hizmetler, hava koşullarından bağımsızlık ve katılımcı beklentileri gibi ölçütler üzerinden teknik ve ekonomik karşılaştırma yapılması gerektiğini söylemiştir. Bu, “alternatif daha elverişsiz olsa dahi vazgeçilmezlik yoktur” biçimindeki klasik yaklaşımın somut olayın özellikleriyle yumuşatıldığı bir uygulamadır.

Üçüncü halka, altyapının finansman kaynağıdır. Tesisin hâkim durumdaki teşebbüsün kendi yatırımıyla değil kamu kaynağıyla yapılmış olması ve teşebbüsün altyapının maliki olmaması, vazgeçilmezlik değerlendirmesinde ayrıksı bir durum yaratır. Aynı şekilde, altyapı zaten üçüncü kişilerin kullanımına belli ölçüde açılmışsa, katı vazgeçilmezlik testinin uygulama alanı daralır. Bu ayrım, kamu tesislerini uzun süreli kira ile işleten teşebbüsler bakımından doğrudan sonuç doğurur.

Dördüncü halka, tüketici zararının ölçüsüdür. Kurul, stant kiralama fiyatlarının bir önceki yıla göre düşük olmasını ihlal bulunmadığının belirleyici göstergesi saymış; Daire bunu kabul etmemiştir. Tüketici refahı fiyattan ibaret değildir. Rakip bir organizatörün pazardan dışlanması, katılımcıların alternatif organizatörle çalışma imkânını ortadan kaldırarak hizmet çeşitliliğini azaltır; bu da başlı başına bir zarar kanalıdır.

Beşinci halka, sömürücü davranışlarda analiz sırasıdır. Aşırı fiyatlama incelemesinde doğrudan fiyat-maliyet karşılaştırmasına geçmek yerine, önce pazarın koşullarının değerlendirilmesi gerekir. Çünkü yüksek fiyat, giriş engelinin bulunmadığı bir pazarda kendiliğinden düzelirken, yapısal giriş engeli olan bir pazarda kalıcı hâle gelir. Aynı fiyat düzeyi iki pazarda farklı hukukî sonuç doğurur.

Altıncı halka, ekonomik analizin yöntemidir. Fiyat sıkıştırması kararında görüldüğü gibi, durağan durum yaklaşımı ile net bugünkü değer yöntemi arasındaki tercih, ihlalin var olup olmadığını doğrudan belirleyebilir. Daire, Kurulun yöntem seçiminde takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmekle birlikte, seçilen yöntemin pazarın özellikleriyle uyumunu denetlemektedir. Savunmada yöntem tartışması bu nedenle teknik bir ayrıntı değil, esasa ilişkin bir savunmadır.

Yedinci halka, ceza hukuku ilkelerinin rekabet hukukuna taşınmasıdır. Kabahatler Kanunu m.3 gereği bu Kanun’un genel hükümleri, idarî para cezası gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır. Dolayısıyla tek fiile tek ceza ilkesi rekabet dosyalarında da geçerlidir: bir ticarî politikanın farklı pazarlardaki yansımaları, piyasa, nitelik ve kronolojik süreç bakımından bağımsız davranışlar oluşturmuyorsa tek eylem sayılır. Uygulanacak ceza miktarı, m.16/3 uyarınca bir önceki malî yıl gayrisafi gelirin yüzde onuna kadar olduğundan, tek fiil savunmasının parasal sonucu çok büyüktür.

Sekizinci halka, dosyanın nasıl kurulacağıdır. Kurul kararına karşı açılacak davada iddia, doğrudan “ihlal vardır” veya “yoktur” biçiminde kurulduğunda genellikle sonuç alınamaz; çünkü idarî yargı yerindelik denetimi yapamaz. Sonuç alan yaklaşım, incelemenin eksikliğini somut olarak göstermektir: hangi veri toplanmamış, hangi karşılaştırma yapılmamış, hangi alternatif değerlendirilmemiştir. Bu yaklaşım, idarî işlemin iptali davasının şartları çerçevesinde sebep ve maksat unsurlarına dayanan bir iptal talebine dönüşür. Kurul soruşturması ve ceza aşamasının usulü için Rekabet Kurulu soruşturması ve idarî para cezası yazımıza, teşebbüsler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıkları için haksız rekabet davası (TTK m.54-63) yazımıza bakabilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

HataNeden yanlışDoğrusu
Yüksek pazar payını doğrudan ihlal saymakKanun hâkim durumu değil, kötüye kullanılmasını yasaklarHâkim durum ve kötüye kullanma ayrı ayrı ispatlanır
m.6’daki beş bendi tahdidî liste sanmakMadde “özellikle şunlardır” diyerek örnekleme yaparListede olmayan davranışlar da ihlal oluşturabilir
Sözleşme yapmayı reddetmede tek şarta odaklanmakÜç şart kümülatiftir, biri eksikse ihlal yokturVazgeçilmezlik, etkin rekabetin kalkması ve tüketici zararı birlikte tartışılır
Alternatifin varlığını vazgeçilmezliği kaldırmak için yeterli görmekAlternatifin niteliği karşılaştırılmadan sonuç çıkarılamazTeknik ve ekonomik olarak karşılaştırılabilir olup olmadığı incelenir
Tüketici zararını yalnızca fiyata indirgemekTüketici refahı kalite, çeşitlilik ve yenilikçiliği de kapsarFiyat dışı parametreler ayrıca değerlendirilir
Soruşturma açılmaması kararına dava açılamayacağını sanmakKarar kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idarî işlemdirİdare mahkemesinde iptal davasına konu edilir
m.6 için muafiyet başvurusu yapmaya çalışmakMuafiyet rejimi yalnızca m.4 için öngörülmüştürSavunma nitelendirme ve nesnel haklı gerekçe üzerinden kurulur
Her pazar için ayrı ceza verilmesini kaçınılmaz görmekFiil tekse Kabahatler K. m.15/1 uyarınca tek ceza verilirDavranışların bağımsız olup olmadığı baştan tartışılır
de minimis istisnasının m.6’yı da kapsadığını düşünmekm.41/2 yalnızca anlaşma, uyumlu eylem ve birlik kararlarını sayarHâkim durum iddiaları istisnanın dışındadır
Hâkim durumda olmak tek başına suç mu?

Hayır. 4054 sayılı Kanun hâkim durumun kendisini değil, kötüye kullanılmasını yasaklar. Bir teşebbüs pazarın tamamına yakınını elinde tutuyor olabilir; bu durum, davranışı kötüye kullanma niteliği taşımadıkça ihlal doğurmaz. Danıştay 13. Dairesi de “4054 sayılı Kanun hakim durumun kendisini değil, bu durumun kötüye kullanılmasını yasaklamakta ve hakim durumdaki teşebbüslere, rekabetin korunması adına özel bir sorumluluk yüklemektedir” demiştir.

Hâkim durum nasıl tespit edilir?

Kanun m.3, hâkim durumu “rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” olarak tanımlar. Tespitte pazar payı bir başlangıç göstergesidir; ayrıca pazara giriş engelleri, rakiplerin kapasitesi, alıcı gücü ve dikey bütünleşme birlikte değerlendirilir. Yüksek pazar payı, giriş engelinin bulunmadığı bir pazarda hâkim durum sonucunu doğurmayabilir.

İlgili pazar tanımı neden bu kadar önemli?

Çünkü hâkim durum, ancak tanımlanmış bir pazarda söz konusu olabilir. Pazar dar tanımlanırsa aynı teşebbüsün payı yükselir ve hâkim durum sonucu kolaylaşır; geniş tanımlanırsa pay düşer. Bu nedenle savunmanın ilk hamlesi çoğu zaman ürün pazarının ve coğrafî pazarın Kurul tarafından yapılan tanımına itiraz etmektir.

m.6’daki beş bent dışında kalan davranışlar ihlal sayılmaz mı?

Sayılabilir. Madde metni “Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır” der; bu ifade listenin örnekleme niteliğinde olduğunu gösterir. Fiyat sıkıştırması, aşırı fiyatlama veya sadakat indirimi gibi davranışlar bentlerde açıkça sayılmasa da uygulamada m.6 kapsamında değerlendirilmektedir.

Sözleşme yapmayı reddetme her zaman ihlal midir?

Hayır. Kural, hâkim durumda olsun olmasın her teşebbüsün kiminle iş yapacağını seçme ve malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkı bulunduğudur. Reddetme, ancak istisnaî durumlarda ihlal sayılır: reddedilen ürün veya hizmetin alt pazarda rekabet için vazgeçilmez olması, reddin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırma ihtimali bulunması ve tüketici zararına yol açma ihtimali taşıması gerekir. Bu üç şart birlikte aranır.

Rakibin başka bir alternatifi varsa vazgeçilmezlik ortadan kalkar mı?

Alternatifin yalnızca var olması yeterli değildir. Danıştay 13. Dairesi, alternatif alanın fiziksel varlığının tespitiyle yetinilmesini eksik inceleme saymış; alternatifin altyapı imkânları, bütünleşik hizmetler ve kullanıcı beklentileri bakımından teknik ve ekonomik olarak karşılaştırılabilir etkin bir rekabet imkânı sunup sunmadığının değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Altyapının kamu kaynağıyla yapılmış olması sonucu değiştirir mi?

Değiştirebilir. Vazgeçilmezlik testinin katı biçimde uygulanması, hâkim durumdaki teşebbüsün altyapıyı kendi yatırımıyla ve münhasıran kendi ihtiyacı için geliştirdiği hâllere özgüdür. Tesis kamu kaynağıyla finanse edilmişse, teşebbüs tesisin maliki değilse ve altyapı üçüncü kişilerin kullanımına belli ölçüde açıksa, bu durum ayrıksı bir hâl olarak değerlendirilir.

Tüketici zararı nasıl ölçülür?

Yalnızca fiyat üzerinden değil. Danıştay 13. Dairesi, tüketici refahının “fiyat unsurunun yanı sıra hizmet kalitesi, çeşitliliği, erişilebilirliği ve yenilikçiliğini de içeren bütüncül bir kavram” olduğunu belirtmiş; ilgili hizmette fiyatların düşmüş olmasını tek başına ihlal bulunmadığının göstergesi saymamıştır. Bir rakibin pazardan dışlanması sonucu hizmet çeşitliliğinin azalması da zarar kanalıdır.

Aşırı fiyatlama nasıl incelenir?

Aşırı fiyatlama sömürücü nitelikte bir davranıştır ve etkisini doğrudan tüketici refahında gösterir. Danıştay 13. Dairesi, incelemeye öncelikle pazarın koşullarına yönelik bir değerlendirmeyle başlanması gerektiğini belirtmiştir. Sebebi şudur: giriş engelinin bulunmadığı bir pazarda yüksek fiyat kendiliğinden düzelirken, yapısal engel bulunan bir pazarda kalıcılaşır.

Fiyat sıkıştırması nedir?

Dikey bütünleşik bir teşebbüsün, rakiplerine sattığı toptan girdinin fiyatı ile kendi perakende fiyatı arasındaki marjı, kendisi kadar etkin bir rakibin kâr edemeyeceği düzeye indirmesidir. Tespitinde maliyet ve kârlılık hesabı belirleyicidir; Danıştay, maliyetlerin ve kârlılığın ilgili pazarın özellikleri de gözetilerek doğruya en yakın şekilde hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır.

Rekabet Kurulu şikâyetimi ön araştırma aşamasında reddederse ne yapabilirim?

Soruşturma açılmamasına ilişkin Kurul kararı kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idarî işlemdir; idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Danıştay’ın yerleşik ölçütü, ihlal bulunmadığının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmadığı hâllerde soruşturma açılması gerektiğidir. Dava dilekçesinde, hangi verinin toplanmadığı ve hangi karşılaştırmanın yapılmadığı somut olarak gösterilmelidir.

Kurulun soruşturma açıp açmama konusundaki takdir yetkisi sınırsız mı?

Hayır. Kanun m.40 ve m.41 Kurula bu konuda takdir yetkisi tanır; ancak Danıştay bu yetkinin m.1’deki amaçlar doğrultusunda kullanılması gerektiğini belirtmektedir. Ön araştırma sonucu elde edilen bilgi ve deliller, ihlal bulunmadığı sonucuna ulaşmaya elverişli değilse veya yetersizse soruşturma açılmalıdır; aksi hâlde karar eksik incelemeye dayanır.

Aynı davranış birden fazla pazarda ihlal oluşturursa kaç ceza verilir?

Fiil tekse tek ceza verilir. Kabahatler Kanunu m.15/1, TCK m.44’teki farklı nevi’den fikrî içtima kuralına paralel bir düzenlemedir. Danıştay 13. Dairesi, pazar ayrımı gözetmeksizin bir ticarî politikanın icrası çerçevesinde aynı davranışlarla gerçekleştirilen ihlallerin piyasa, nitelik ve kronolojik süreç açısından bağımsız olmadığı hâlde tek eylem sayılacağına ve birden fazla ceza verilemeyeceğine karar vermiştir.

m.6 ihlalinde ceza ne kadardır?

4054 sayılı Kanun m.16/3 uyarınca, ceza verilecek teşebbüsün nihaî karardan bir önceki malî yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Ayrıca m.16/4 gereği, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs yöneticilerine veya çalışanlarına, teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ceza verilebilir.

Rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan davranışlar için getirilen istisna m.6’yı kapsar mı?

Hayır. 16.06.2020 tarihli 7246 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle m.41’e eklenen fıkra, Kurula “anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği karar ve eylemlerini” soruşturma konusu yapmama imkânı tanır. Hâkim durumun kötüye kullanılması bu sayımın dışındadır; m.6 iddiası, kayda değer kısıtlama bulunmadığı gerekçesiyle incelemesiz bırakılamaz.

İlgili mevzuat

  • 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m.1 – Amaç
  • 4054 sayılı Kanun m.2 – Kapsam
  • 4054 sayılı Kanun m.3 – Tanımlar (hâkim durum, teşebbüs, rekabet)
  • 4054 sayılı Kanun m.4 – Rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar
  • 4054 sayılı Kanun m.6 – Hakim durumun kötüye kullanılması
  • 4054 sayılı Kanun m.16 – İdarî para cezası
  • 4054 sayılı Kanun m.27 – Kurulun görev ve yetkileri
  • 4054 sayılı Kanun m.40 – Önaraştırma
  • 4054 sayılı Kanun m.41 – Önaraştırmanın sonuçlanması
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3 ve m.15 – Genel kanun niteliği ve içtima
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.44 – Farklı nevi’den fikrî içtima
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.45, m.49 ve m.50 – İstinaf, temyiz ve kararın sonuçları

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Rekabet Kurulu soruşturması ve idarî para cezası, haksız rekabet davası (TTK m.54-63), ticarî sırrın açıklanması suçu (TCK m.239), idarî işlemin geri alınması ve kaldırılması, iş sözleşmesinde rekabet yasağı.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukukî görüş yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Şirketler hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Makaleler

Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır;…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Gayrimenkul Hukuku Makale

Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi: Başvuru, Süreler, Yenileme ve İptal

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 3194 sayılı İmar Kanunu m.21 uyarınca, m.26’daki istisna…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Aldatıcı Reklam ve Haksız Ticari Uygulama: Reklam Kurulu Kararları (6502)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticari reklam, bir mal veya hizmetin satışını sağlamak…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku Makale

Fiilî Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) – 5510 Sayılı Kanun m.40

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Fiilî hizmet süresi zammı, halk arasındaki adıyla yıpranma…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Kira Hukuku Makale

Kiracının Geri Verme Borcu ve Hor Kullanma Tazminatı (TBK m.334)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kiracı, kiralananı ne durumda teslim almışsa o durumda…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Aile Hukuku Makale

Evlenmenin Butlanı Davası (TMK m.145-160)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Evlenmenin butlanı, şeklen kurulmuş bir evliliğin kanunun aradığı…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara