Ticari Sırrın Açıklanması Suçu (TCK m.239): Unsurlar, Şikâyet ve İspat

- TCK m.239/1, sıfat veya görevi, meslek ya da sanatı gereği vâkıf olunan ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin yetkisiz kişilere verilmesini ya da ifşa edilmesini suç sayar.
- Ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır.
- Suç kural olarak şikâyete bağlıdır; şikâyet olmadan soruşturma yapılamaz.
- Aynı fıkranın ikinci cümlesi, bu bilgi ve belgeleri hukuka aykırı yolla elde eden kişilerin ifşasını da aynı cezaya bağlamıştır.
- Fennî keşif ve buluşlar ile sınaî uygulamaya ilişkin bilgiler de aynı korumadan yararlanır.
- Sırların Türkiye’de oturmayan bir yabancıya ya da onun memurlarına açıklanması hâlinde ceza üçte bir oranında artırılır ve bu hâlde şikâyet koşulu aranmaz.
- Cebir veya tehditle bu bilgileri açıklamaya zorlayan kişi için üç yıldan yedi yıla kadar hapis öngörülmüştür.
- Hangi bilgilerin ticari sır kapsamında olduğu somut verilerle gösterilmeden mahkûmiyet kurulamaz.
- Belgelerin ticari sır niteliği taşıyıp taşımadığı, konunun uzmanlarından oluşan bir bilirkişi kurulu raporuyla belirlenmelidir.
- Eski işverenin portföyündeki bir müşteriye faaliyet tanıtımı yapmak, tek başına ticari sır ifşası sayılmamaktadır.
- Şirkete ait bilgi ve belgeler “kişisel veri” kapsamında değerlendirilemez; kişisel veri kavramı gerçek kişiye ait bilgileri ifade eder.
- Bu nedenle şirket bilgileri bakımından TCK m.135 ve 136 değil, TCK m.239 uygulanır.
- TCK m.239/1 kapsamındaki suç, cezanın üst sınırı itibarıyla sekiz yıllık asli dava zamanaşımına tâbidir.
- Uzun süren dosyalarda zamanaşımı gerçekleştiğinde hüküm bozulur ve kamu davası düşer.
- Suç, cezaî sorumluluk yanında haksız rekabet ve rekabet yasağı hükümlerine dayalı hukukî sorumluluk da doğurabilir.
İşten ayrılan bir çalışanın yanında götürdüğü müşteri listesi, üretim formu ya da fiyat tablosu, çoğu şirket için ticari sırrın kendisidir. Bu belgelerin rakip bir işletmeye verilmesi hâlinde gündeme gelen ilk hüküm, Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesidir.
Ancak Yargıtay 5. Ceza Dairesinin kararları, bu suçun iddia edildiği kadar kolay kurulmadığını gösterir. Mahkemelerin en sık düştüğü hata, “ticari sır” nitelendirmesini şikâyetçinin beyanına dayanarak kabul etmektir. Dairenin ölçütü nettir: hangi bilginin neden ticari sır sayıldığı somut verilerle ve uzman bilirkişi raporuyla ortaya konulmalıdır.
Kanunî dayanak
“(1) Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur. (2) Birinci fıkra hükümleri, fenni keşif ve buluşları veya sınai uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanır.”
“(3) Bu sırlar, Türkiye’de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz. (4) Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”
Üçüncü fıkra, şikâyete bağlılık kuralının tek istisnasını getirir: sır yurt dışında oturan bir yabancıya açıklanmışsa suç resen soruşturulur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 14.09.2022 tarihli kararında, bu suçun “5237 sayılı TCK’nın 239/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu”nu belirlemiştir. Ayrıca temyiz incelemesinde görevli daire, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararlarına göre dönem dönem değişmiştir. Yargıtay Kanunu m.14’e göre daireler arasındaki iş bölümü belirlenirken mahkûmiyet kararlarında mahkemenin nitelendirmesi, diğer kararlarda ise iddianamedeki nitelendirme esas alınır; birden çok suç varsa en ağır suça bakmakla görevli daire yetkilidir. Bu nedenle eski tarihli dosyalarda hangi dairenin inceleme yaptığına dikkat edilmelidir.
| Ölçüt | TCK m.239 — ticari sır | TCK m.135-136 — kişisel veri |
|---|---|---|
| Korunan değer | Ticari, bankacılık ve müşteri sırrı | Gerçek kişiye ait her türlü bilgi |
| Konu | Şirkete ait bilgi ve belgeler | Kişisel veri niteliğindeki bilgiler |
| Şirket bilgileri | Kapsamdadır | Kapsam dışıdır |
| Temel ceza | 1-3 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adlî para | Maddesine göre değişir |
| Şikâyet | Kural olarak aranır | Resen soruşturulur |
| Yabancıya açıklama | Ceza üçte bir artar, şikâyet aranmaz | Ayrıca düzenlenmemiştir |
| Cebir veya tehditle elde etme | 3-7 yıl hapis | Ayrı suçlar gündeme gelir |
| Zamanaşımı | 8 yıllık asli dava zamanaşımı | Cezaya göre belirlenir |
| İspat | Uzman bilirkişi raporu aranır | Verinin niteliği hukukî değerlendirmeye tâbidir |
Bu dosyalarda belirleyici soru “belge verildi mi” değil, “verilen belge gerçekten ticari sır mı” sorusudur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, katılan şirkete ait hangi nitelikteki bilgilerin ticari sır kapsamında değerlendirildiğinin somut verilerle gösterilmediği ve hangi bilgilerin paylaşıldığı konusunda açıklık bulunmadığı bir dosyada, konunun uzmanlarından oluşacak bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan mahkûmiyet kurulmasını eksik inceleme saymıştır. Savunmanın ilk hamlesi, iddiaya konu belgelerin sır niteliğini tartışmaya açmak olmalıdır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- İddianameyi okuyarak hangi belgelerin ve hangi bilgilerin suça konu edildiğini tek tek listeleyin.
- Her belge için, o bilginin kamuya açık olup olmadığını ve gizlilik için somut tedbir alınıp alınmadığını araştırın.
- Şirketin bu bilgileri sır olarak koruma iradesini belgeleyin ya da böyle bir iradenin bulunmadığını gösterin.
- Belgelerin ticari sır niteliği tartışmalıysa, konunun uzmanlarından oluşan bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasını talep edin.
- Sanığın bu bilgilere sıfatı, görevi, mesleği ya da sanatı gereği vâkıf olup olmadığını netleştirin; bu, suçun unsurudur.
- Bilgilerin hukuka aykırı yolla elde edilip edilmediğini ayrıca değerlendirin; ikinci cümle bu hâli de kapsar.
- Bilginin “yetkisiz kişiye” verilip verilmediğini denetleyin; yetkili kişiye aktarım suçu oluşturmaz.
- Şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını kontrol edin; suç kural olarak şikâyete bağlıdır.
- Sırların yurt dışında oturan bir yabancıya açıklandığı iddiası varsa, artırım ve şikâyetten bağımsızlık sonucunu hesaba katın.
- Suça konu bilgilerin şirkete mi yoksa gerçek kişiye mi ait olduğunu ayırın; şirket bilgileri kişisel veri sayılmaz.
- Zamanaşımını hesaplayın; sekiz yıllık asli süre uzun süren dosyalarda düşme sonucu doğurabilir.
- Aynı fiil için haksız rekabet ve rekabet yasağına dayalı hukuk davası açılıp açılmayacağını ayrıca değerlendirin.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 07.06.2023 T., 2020/6015 E., 2023/7213 K.
Hangi bilgilerin ticari sır olduğu somut verilerle gösterilmeden mahkûmiyet kurulamaz. Kalıplı üretim elemanı olarak çalışan sanığın, işten çıkarılması üzerine şirkete ait hammadde izleme kartları ile makine silo takip formlarını rakip bir işletmeye götürdüğü iddiasıyla mahkûm edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde Daire, ispat standardını belirlemiştir: “Katılan şirkete ait hangi nitelikteki bilgilerin ticari sır kapsamında değerlendirildiğinin somut verilerle gösterilmediği ve hangi bilgilerin paylaşıldığı hususunda bir açıklık bulunmadığı nazara alınarak, sanık ve müdafiinin aşamalardaki söz konusu bilgilerin ticari sır veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerden olmadığı savunmalarının da üzerinde durulup, … verildiği iddia edilen belgelerin ticari sır mahiyetinde olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından özellikle bu konunun uzmanlarından oluşacak bir bilirkişi kurulundan rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu ve gerekçeden yoksun biçimde mahkumiyet hükmü kurulması” hukuka aykırı bulunmuştur. Daire ayrıca hükümde uygulama maddesinin gösterilmemesini, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği hâlde adlî para cezasında alt sınırdan uzaklaşılmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının hiç tartışılmamasını da ayrı aykırılıklar saymıştır. Hükmün oy birliğiyle BOZULMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 07.06.2023 T., 2020/6703 E., 2023/7215 K.
Eski işverenin müşterisine tanıtım yazısı göndermek tek başına ticari sır ifşası değildir. İhracat ve müşteri temsilcisi olarak çalışan sanık, ayrıldığı şirketin portföyündeki bir müşteriye teklif mektubu gönderdiği iddiasıyla yargılanmış ve beraat etmişti. Yerel mahkeme, “sanığın katılan şirketten ayrıldıktan sonra yeni çalıştığı veya iş birliği yaptığı şirketler adına olabilecek müşterilere yaptıkları faaliyetleri tanıtmak amaçlı yazışma yapmaktan öte bir eyleminin dosyaya yansımamış olması, bu tanıtım yazılarında da doğrudan katılan şirketin ticari sır ve özel bilgi ve belgesi sayılabilecek herhangi bir bilgisini paylaştığına dair delil ve belgenin dosyaya sunulmamış olması” gerekçesiyle beraat kararı vermişti. Daire, kanıtları inceleyip irdeleyen ve iddianın reddi sebeplerini ayrı ayrı gösteren mahkemenin takdir ve kanaati karşısında hukuka aykırılık görmemiştir. Hükmün oy birliğiyle ONANMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.05.2018 T., 2017/12341 E., 2018/5844 K.
Şirkete ait bilgi ve belgeler kişisel veri kapsamında değerlendirilemez. Bir holdinge bağlı şirkette muhasebeci olarak çalışan sanığın, şirketin malî ve ticarî sırlarını kendi bilgisayarına kaydettiği, işten ayrıldıktan sonra rakip konumdaki bir kişiye menfaat karşılığı verdiği ve katılanı tehdit ettiği iddiasıyla üç ayrı suçtan yargılandığı dosyada Daire, kavramsal ayrımı yapmıştır: “TCK’nın 135 ve 136. maddelerindeki suçların maddi konusunu oluşturan ‘kişisel veri’ kavramından, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği, … firmaya ait bilgi ve belgelerin ‘kişisel veri’ kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, iddianamedeki anlatımın içeriğinden sanığa yüklenen eylemlerin TCK’nın 239. maddesindeki ticarî sır … suçu ve TCK’nın 106. maddesindeki tehdit suçlarından ibaret olduğu” belirlenmiştir. Daire ayrıca TCK m.239’daki suçun cezasının, kişisel verilerin kaydedilmesi ve tehdit suçlarının cezalarından daha ağır olduğunu saptamıştır. Dairenin GÖREVSİZLİĞİNE ve dosyanın görevli daireye gönderilmesine, oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 14.09.2022 T., 2018/7835 E., 2022/10470 K.
Suç sekiz yıllık asli dava zamanaşımına tâbidir. Beraatle sonuçlanan bir dosyanın temyiz incelemesinde Daire, süreyi doğrudan hesaplamıştır: “Sanığın üzerine atılı ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçunun 5237 sayılı TCK’nın 239/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 10/06/2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı” saptanmıştır. Hükmün oy birliğiyle BOZULMASINA ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE karar verilmiştir.
Birinci halka, suçun failine ilişkindir. TCK m.239/1, sırra “sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği” vâkıf olan kişiyi hedef alır. Bu, tipik olarak çalışan, yönetici, danışman ya da hizmet sağlayıcıdır. Aynı fıkranın ikinci cümlesi ise bilgiyi hukuka aykırı yolla elde eden kişileri de kapsayarak korumayı genişletir. Dolayısıyla dosyada önce failin sırla ilişkisinin hangi kategoriye girdiği belirlenmelidir.
İkinci halka, suçun konusudur ve pratikte en çok atlanan noktadır. Kanun üç ayrı sır türü sayar: ticari sır, bankacılık sırrı ve müşteri sırrı. Ancak hangi bilginin bu kategorilere girdiği kanunda tanımlanmamıştır. 5. Dairenin 07.06.2023 tarihli bozma kararı bu boşluğu usulî bir yükümlülükle doldurur: nitelik, somut verilerle gösterilmeli ve gerektiğinde uzman bir bilirkişi kurulundan rapor alınmalıdır.
Üçüncü halka, ispat yükünün pratik sonucudur. Şikâyetçi şirketin “bu belgeler bizim ticari sırrımızdır” beyanı yeterli değildir. Hangi bilgilerin paylaşıldığı da açıkça ortaya konulmalıdır. Bu iki eksiklik birlikte bulunduğunda, mahkûmiyet hükmü eksik inceleme ve gerekçesizlikle sakat sayılmaktadır.
Dördüncü halka, suçun sınırıdır. Aynı gün verilen 07.06.2023 tarihli onama kararı, beraatle sonuçlanan bir dosyayı ayakta tutar. Eski işverenin portföyündeki bir müşteriye, yeni çalışılan şirket adına faaliyet tanıtımı yapmak, tek başına ticari sır ifşası oluşturmaz. Belirleyici olan, tanıtım yazılarında eski işverene ait sır niteliğindeki bir bilginin paylaşılıp paylaşılmadığıdır. Bu ayrım, işten ayrılan çalışanlara karşı açılan dosyaların çoğunda savunmanın merkezini oluşturur.
Beşinci halka, kişisel verilerle sınırın çizilmesidir. 12. Dairenin 23.05.2018 tarihli kararı, kişisel veri kavramının gerçek kişiye ait bilgileri ifade ettiğini ve firmaya ait bilgi ile belgelerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirtir. Bu tespit iki yönlü çalışır: şirket bilgileri bakımından TCK m.135 ve 136’ya dayanılamaz; buna karşılık şirket kayıtları içinde gerçek kişilere ait veriler varsa, o veriler bakımından ayrı suçlar gündeme gelebilir.
Altıncı halka, nitelendirmenin usulî sonuçlarıdır. Aynı karar, Yargıtay Kanunu m.14 uyarınca daireler arasındaki iş bölümünün mahkûmiyet kararlarında mahkemenin, diğer kararlarda ise iddianamenin nitelendirmesine göre belirlendiğini ve birden çok suç varsa en ağır suça bakmakla görevli dairenin yetkili olduğunu aktarır. TCK m.239’daki suçun cezası, kişisel verilerin kaydedilmesi ve tehdit suçlarının cezalarından daha ağırdır.
Yedinci halka, zamanaşımıdır ve uzun süren dosyalarda tek başına belirleyici olabilir. 5. Dairenin 14.09.2022 tarihli kararı, cezanın üst sınırı itibarıyla sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin uygulanacağını ve süreyi kesen son işlemle inceleme günü arasında bu sürenin dolması hâlinde kamu davasının düşeceğini göstermektedir. Savunma, dosyaya girer girmez süreyi kesen işlemleri kronolojik olarak çıkarmalıdır.
Sekizinci halka, cezaî ve hukukî sorumluluğun birlikte yürümesidir. Aynı fiil, Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümleri ile Türk Borçlar Kanunu’ndaki rekabet yasağı ve sadakat borcu hükümleri bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve beraat ya da mahkûmiyet kararı, paralel yürüyen hukuk davasında da etki gösterir. Konuyla bağlantılı olarak iş sözleşmesinde gizlilik ve sadakat borcu, rekabet yasağı sözleşmesi ve haksız rekabet davası yazılarımıza bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Şikâyetçinin beyanını ticari sır tespiti saymak | Nitelik somut verilerle gösterilmemiş olur, hüküm bozulur | Her belge için sır niteliğini ayrı ayrı ortaya koymak |
| Uzman bilirkişi raporu almadan mahkûmiyet kurmak | Eksik inceleme nedeniyle bozma sonucu doğar | Konunun uzmanlarından oluşan kuruldan rapor istemek |
| Hangi bilgilerin paylaşıldığını netleştirmemek | Fiil belirsiz kalır, savunma hakkı zedelenir | Paylaşılan bilgileri belge belge tespit ettirmek |
| Müşteriye tanıtım yazısını otomatik ifşa saymak | Beraatle sonuçlanacak dosya gereksiz sürer | Yazının içeriğinde sır niteliğinde bilgi olup olmadığına bakmak |
| Şirket bilgilerini kişisel veri olarak nitelendirmek | Yanlış madde uygulanır, nitelendirme bozulur | Kişisel verinin gerçek kişiye ait bilgi olduğunu esas almak |
| Şikâyet süresini takip etmemek | Şikâyete bağlı suçta soruşturma yapılamaz | Şikâyetin süresinde ve yetkili kişice yapıldığını denetlemek |
| Yabancıya açıklama hâlini gözden kaçırmak | Artırım ve şikâyetten bağımsızlık sonucu hesaba katılmaz | Sırrın kime açıklandığını ayrıca araştırmak |
| Zamanaşımını hesaplamamak | Düşme kararı verilebilecek dosyada yargılama sürer | Sekiz yıllık süreyi ve kesen işlemleri kronolojik çıkarmak |
| Ceza ve hukuk dosyalarını ayrı ayrı yürütmek | Bilirkişi raporu ve kararlar birbirine etkisi gözetilmez | İki süreci birlikte planlamak ve delilleri paylaştırmak |
Ticari sırrın açıklanması suçunun cezası nedir?
TCK m.239/1’e göre, sıfat veya görevi, meslek ya da sanatı gereği vâkıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren ya da ifşa eden kişi, şikâyet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Suç şikâyete bağlı mıdır?
Kural olarak evet. Maddede “şikayet üzerine” ibaresi açıkça yer almaktadır. Tek istisna m.239/3’tür: sırlar Türkiye’de oturmayan bir yabancıya ya da onun memurlarına açıklanmışsa ceza üçte bir oranında artırılır ve bu hâlde şikâyet koşulu aranmaz.
Ticari sır nedir?
Kanun bu kavramı tanımlamamıştır. Bu nedenle Yargıtay 5. Ceza Dairesi, katılan şirkete ait hangi nitelikteki bilgilerin ticari sır kapsamında değerlendirildiğinin somut verilerle gösterilmesini ve gerektiğinde konunun uzmanlarından oluşacak bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasını aramaktadır.
Müşteri listesi ticari sır sayılır mı?
Kendiliğinden sayılmaz. Belirleyici olan, o listenin kamuya açık olup olmadığı, gizlilik için tedbir alınıp alınmadığı ve içerdiği bilgilerin ticari değeridir. Nitelik tartışmalıysa uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.
Eski işverenimin müşterisine teklif göndermem suç mudur?
Tek başına değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 07.06.2023 tarihli onama kararında, sanığın ayrıldığı şirketin portföyündeki müşteriye yeni çalıştığı şirket adına faaliyet tanıtımı yapmaktan öte bir eyleminin bulunmadığı ve tanıtım yazılarında sır niteliğinde bilgi paylaşıldığına dair delil sunulmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını yerinde bulmuştur.
Bilgiyi hukuka aykırı yolla elde eden kişi de sorumlu mudur?
Evet. TCK m.239/1’in ikinci cümlesi, bu bilgi veya belgelerin hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi ya da ifşa edilmesi hâlinde de aynı fıkraya göre cezaya hükmolunacağını düzenler.
Buluş ve sınaî bilgiler de korunur mu?
Evet. TCK m.239/2, birinci fıkra hükümlerinin fennî keşif ve buluşlar ile sınaî uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanacağını öngörmektedir.
Cebir veya tehditle sır elde etmenin cezası nedir?
TCK m.239/4’e göre, cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu, temel hâle göre çok daha ağır bir yaptırımdır.
Şirket bilgileri kişisel veri sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kişisel veri kavramından gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiğini ve firmaya ait bilgi ile belgelerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle şirket bilgileri bakımından TCK m.135 ve 136 değil, m.239 uygulanır.
Bu suçta zamanaşımı ne kadardır?
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 14.09.2022 tarihli kararında, cezanın üst sınırı itibarıyla TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin uygulanacağını belirlemiştir. Süreyi kesen son işlemle inceleme günü arasında bu süre dolmuşsa kamu davasının düşmesine karar verilir.
Mahkeme hükmünde hangi hataları yapıyor?
07.06.2023 tarihli bozma kararında dört ayrı aykırılık sayılmıştır: uygulama maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi; hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği hâlde adlî para cezasında alt sınırdan uzaklaşılması; kısa süreli hapis cezası adlî para cezasına çevrildiği hâlde ilgili maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek çelişki doğurulması; ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının hiç tartışılmaması.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ne zaman değerlendirilir?
Diğer kişiselleştirme kurumlarından önce. Aynı kararda aktarılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceği, seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer nedenlerden önce hâkim tarafından değerlendirilmelidir.
Aynı fiilden hukuk davası da açılabilir mi?
Evet. Ticari sırrın ifşası, ceza sorumluluğu yanında Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümleri ile iş sözleşmesindeki sadakat borcu ve rekabet yasağı hükümleri bakımından da sonuç doğurabilir. Bu davalar birbirinden bağımsız olarak yürütülür.
Hangi mahkeme görevlidir?
TCK m.239 kapsamındaki suçlar, öngörülen ceza miktarı itibarıyla asliye ceza mahkemesinde görülür. İncelenen kararların tamamında ilk derece mahkemesi asliye ceza mahkemesidir.
Temyiz incelemesini hangi daire yapar?
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümü kararlarına göre değişmiştir. Yargıtay Kanunu m.14 uyarınca, daireler arasındaki iş bölümü belirlenirken mahkûmiyet kararlarında mahkemenin, diğer kararlarda ise iddianamedeki nitelendirme esas alınır; çeşitli suçlara ait davalarda suçların en ağırını incelemeye yetkili daire görevlidir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.239 — ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrının açıklanması
- 5237 sayılı Kanun m.135 — kişisel verilerin kaydedilmesi
- 5237 sayılı Kanun m.136 — verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
- 5237 sayılı Kanun m.50 — kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar
- 5237 sayılı Kanun m.52 — adlî para cezası
- 5237 sayılı Kanun m.62 — takdiri indirim nedenleri
- 5237 sayılı Kanun m.66 — dava zamanaşımı
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223 — beraat ve düşme kararları
- 5271 sayılı Kanun m.231 — hükmün açıklanmasının geri bırakılması
- 5271 sayılı Kanun m.232 — hükmün gerekçesi ve içeriği
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.54-55 — haksız rekabet
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.396 ve 444-447 — sadakat borcu ve rekabet yasağı
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: iş sözleşmesinde gizlilik ve sadakat borcu, rekabet yasağı sözleşmesi, haksız rekabet davası, kişisel verileri yok etmeme suçu ve kişisel veri kavramı.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukukî görüş niteliği taşımaz. Ticari sır dosyaları, suça konu belgelerin niteliğine ve dosyadaki bilirkişi incelemesine göre tamamen farklı sonuçlar doğurur. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.