Karşılıksız Yararlanma Suçu (TCK m.163): Kaçak Elektrik, Su ve Doğal Gaz ile Etkin Pişmanlık

Kısaca
- TCK m.163 üç ayrı fıkrada üç farklı fiili cezalandırır: otomatlardan bedelsiz yararlanma, telefon hattı ve yayınlardan izinsiz yararlanma, abonelik esasına göre sunulan enerji ve suyun ölçümsüz tüketilmesi.
- Üçüncü fıkra 02.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’un 83. maddesiyle eklenmiştir; bu tarihten önce aynı fiil hırsızlık suçu kapsamında değerlendiriliyordu.
- m.163/3’ün suç oluşturması için iki şart birlikte aranır: sahibinin rızası bulunmaması ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketim yapılması.
- Sayaçtan geçirmeden, ölçümsüz veya bağlantısız kullanımda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden suçun unsurları oluşur.
- Buna karşılık sayaçtan geçen ancak eksik ölçülen kullanımda suçun oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilir.
- m.163/3’ün cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; adlî para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir.
- Karşılıksız yararlanmaya özgü bir etkin pişmanlık hükmü vardır: TCK m.168/5, 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesiyle eklenmiştir.
- Zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilirse kamu davası açılamaz; bu bir dava şartıdır.
- Zarar hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilirse verilecek ceza üçte birine kadar indirilir.
- Kişi bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz; bu nedenle verilen kararlar adlî sicilde ayrı bir sisteme kaydedilir.
- Ödenmesi gereken tutar, kurumun vergili ve cezasız gerçek zararıdır; gecikme faizi ve benzeri kalemler bu kapsamda değerlendirilmez.
- Savcılık, zararı bilirkişiye hesaplattırmalı ve şüpheliye miktarı da belirterek “öderseniz hakkınızda dava açılmayacağı” bildiriminde bulunmalıdır.
- Soruşturmada bu bildirim yapılmamış ve zarar kovuşturmada ödenmişse, ödeme soruşturma aşamasında yapılmış sayılır ve düşme kararı verilir.
- Bildirim usulünce yapılmış ama zarar ödenmemişse, kovuşturmada yapılan ödeme düşme değil yalnızca indirim sebebidir.
- Özelleştirme sonrası elektrik dağıtım şirketi görevlilerinin sayaç mühürlemesi kanunî dayanaktan yoksun sayıldığından, bu mührün bozulması mühür bozma suçunu oluşturmaz.
Kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenen bir abone için iki ayrı süreç aynı anda başlar: dağıtım şirketinin alacak takibi ve savcılığın ceza soruşturması. İkisi farklı hukuk dallarına aittir; ancak ceza tarafında hemen hemen her şey tek bir soruya bağlanır: kurumun zararı ne zaman ve ne kadar ödendi?
Bu yazıda karşılıksız yararlanma suçunun unsurlarını, hangi kullanım biçiminin suç oluşturduğunu, ödemenin hangi aşamada yapılmasının hangi sonucu doğurduğunu ve Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin bu ayrımları nasıl kurduğunu inceliyoruz.
Kanunî dayanak
5237 sayılı TCK m.163 (Karşılıksız yararlanma)
“(1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
5237 sayılı TCK m.168/5 (Karşılıksız yararlanmada etkin pişmanlık)
“(Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.”
Değişiklik uyarısı – 05.07.2012 tarihi belirleyicidir
Elektrik, su ve doğal gazın ölçümsüz tüketilmesi, 6352 sayılı Kanun’un 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce hırsızlık suçu kapsamındaydı. Bu tarihten sonra işlenen fiiller m.163/3 kapsamına alınmış; aynı Kanun’un 84. maddesiyle m.168’e beşinci fıkra eklenerek suça özgü bir etkin pişmanlık rejimi getirilmiştir. Yargıtay kararlarında bu tarih açıkça ölçüt olarak kullanılmaktadır.
Ayrıca aynı Kanun’un 103. maddesiyle 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 6. maddesine eklenen fıkra uyarınca, m.168/5’ten kaç kez yararlanıldığının denetlenebilmesi için verilen kararların adlî sicilde bunlara mahsus sisteme kaydedilmesi gerekir. Bu kayıt, “iki defadan fazla yararlanılamaz” sınırının işletilmesini sağlar.
| Ölçüt | Soruşturmada ödeme | Kovuşturmada ödeme |
|---|---|---|
| Hukukî sonuç | Kamu davası açılamaz | Ceza üçte birine kadar indirilir |
| Niteliği | Dava şartı | Cezada indirim sebebi |
| Verilecek karar | Kovuşturmaya yer olmadığına | Mahkûmiyet ve indirim |
| Ön şart | Zararın bilirkişiye hesaplattırılması | Zararın belirlenmiş olması |
| Bildirim yükümlülüğü | Savcılık usulünce bildirim yapar | Mahkeme hatırlatır ve süre verir |
| Bildirim yapılmamışsa | — | Ödeme soruşturmada yapılmış sayılır, düşme verilir |
| Bildirim yapılmış ama ödenmemişse | Dava açılır | Sonraki ödeme yalnızca indirim sağlar |
| Ödenecek tutar | Vergili ve cezasız gerçek zarar | Vergili ve cezasız gerçek zarar |
| Kapsam dışı kalemler | Gecikme faizi ve benzeri zararlar | Gecikme faizi ve benzeri zararlar |
Kritik nokta
Ödemenin hangi sonucu doğuracağı, yalnızca ödeme tarihine değil, savcılığın bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine de bağlıdır. Soruşturmada usulüne uygun bildirim yapılmışsa ve zarar ödenmemişse, kovuşturmada yapılan ödeme düşme sağlamaz; yalnızca indirim sebebi olur. Buna karşılık bildirim hiç yapılmamışsa, kovuşturmada yapılan ödeme soruşturma aşamasında yapılmış sayılır ve düşme kararı verilir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Suç tarihini belirleyin. Fiil 05.07.2012 tarihinden önce işlenmişse hırsızlık, sonrasında işlenmişse karşılıksız yararlanma hükümleri uygulanır. Bu tarih, hem nitelendirmeyi hem etkin pişmanlık rejimini belirler.
- Kullanım biçimini tespit edin. Tutanakta “sayaçtan geçmeden”, “ölçümsüz” veya “sayaçsız-bağlantısız” ifadeleri varsa tüketim miktarının belirlenmesi engellenmiş sayılır ve suçun unsurları oluşur.
- Tutanağın düzenlenme usulünü inceleyin. Sayaç değişimi, laboratuvar raporu ve ödeme bildirimi sıralamasına uyulup uyulmadığı savunmada ileri sürülebilir.
- Bilirkişi raporunu talep edin. Kurulu güç, tüketim ihtiyacı ve varsa tüketim föyleri getirtilerek teknik kullanım miktarı hesaplanmalı ve sayaç endeksiyle karşılaştırılmalıdır.
- Zararın hangi kalemlerden oluştuğunu ayrıştırın. Ödenmesi gereken tutar, kurumun vergili ve cezasız gerçek zararıdır; gecikme faizi ve benzeri zararlar m.168 kapsamında değerlendirilmez.
- Soruşturmada bildirim yapılıp yapılmadığını dosyadan kontrol edin. Bildirimin varlığı, tarihi, tutarı ve verilen süre tutanakla belgelenmiş olmalıdır.
- Bildirim yapılmışsa süresinde ödeyin. Zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmini hâlinde kamu davası açılamaz; bu, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi anlamına gelir.
- Bildirim yapılmamışsa bunu tutanağa geçirtin. Kovuşturmada yapılan ödemenin soruşturmada yapılmış sayılabilmesi, bildirim eksikliğinin dosyadan anlaşılmasına bağlıdır.
- Duruşmada etkin pişmanlık talebinizi açıkça bildirin. Mahkeme, zararı gidermeniz için makul süre vermeli ve sonucunu tutanağa geçirmelidir.
- Daha önce kaç kez yararlandığınızı hesaplayın. m.168/5 hükmünden iki defadan fazla yararlanılamaz; adlî sicildeki özel kayıt bu denetime esas alınır.
- Mühür bozma iddiasını ayrıca inceleyin. Özelleştirme sonrası dağıtım şirketi görevlilerinin mühürlemesi kanunî dayanaktan yoksun sayıldığından, bu mührün bozulması mühür bozma suçunu oluşturmaz.
- Hukukî ve cezaî süreci birlikte yürütün. Ceza dosyasındaki ödeme, dağıtım şirketinin alacak takibindeki savunmayı da etkiler; iki dosyadaki tutarların mahsubu ayrıca istenmelidir.
Yargı kararları
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 18.03.2025 T., 2025/1667 E., 2025/4724 K.
Ölçümsüz tüketimde suçun unsurları oluşur; savcılık zararı hesaplattırıp ödeme bildirimi yapmak zorundadır. Kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağında şüphelinin sayaçtan geçmeden ölçümsüz tüketim yaptığı belirlenmiş; savcılık, tüketim miktarının belirlenmesinin mümkün olduğu ve bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmiştir. Daire her iki değerlendirmeyi de hatalı bulmuştur: “Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağında, şüphelinin ‘sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde tüketim yaptığı’ şeklinde tespitin bulunduğu, bu tür sayaçsız kullanımlarda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden karşılıksız yararlanma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu” belirtilmiş; ardından soruşturmanın nasıl yürütülmesi gerektiği gösterilmiştir: savcılıkça kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilerek usulünce süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerekir. Daire ayrıca gecikme faizi ve benzeri zararların m.168 kapsamında değerlendirilemeyeceğini de vurgulamıştır. Sonuç: Sulh Ceza Hâkimliği kararının KANUN YARARINA BOZULMASINA, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 29.04.2025 T., 2025/3133 E., 2025/7635 K.
Sayaçsız ve bağlantısız kullanımda takipsizlik kararı verilemez; eksik soruşturma bozma sebebidir. Kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağında şüphelinin sayaçsız ve bağlantısız şekilde tüketim yaptığı belirlenmiş; savcılık yine tüketim miktarının belirlenebilir olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Şikâyetçi şirketin özelleştirilmiş olması nedeniyle uyuşmazlığın hukukî nitelikte olduğu ve tutanağın usulüne uygun sıralamayla düzenlenmediği de ileri sürülmüştür. Daire, sulh ceza hâkiminin soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceğini hatırlattıktan sonra somut olayda yapılması gerekenleri sıralamıştır: şüphelinin ifadesinin alınması, kaçak kullanım konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve “karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda katılan kurumun uğradığı zararı, suç tutanakları ile belirlenmiş veya belirlenecek olan vergili ve cezasız tutarı ödemesi halinde hakkında kamu davası açılamayacağı hususu, ödeme süresi ve yerinin şüpheliye bildirilmesi”. Sonuç: Sulh Ceza Hâkimliği kararının KANUN YARARINA BOZULMASINA, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 16.10.2024 T., 2024/6999 E., 2024/14784 K.
Soruşturmada bildirim yapılmamışsa kovuşturmadaki ödeme düşme sağlar; dağıtım şirketinin mührünü bozmak mühür bozma suçu değildir. Sanık hakkında karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiş; soruşturmada ödeme ihtarı yapılmamış, ancak sanık kurum zararını kovuşturma sırasında ödemiştir. Daire iki ayrı hukuka aykırılık saptamıştır. Birincisi ödemenin sonucudur: “eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek hükümlü hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği”. İkincisi mühür bozma suçudur: “kamu güvenine karşı işlenen suçlardan olan mühür bozma suçunun oluşabilmesi için mühürleme yetkisinin kanunî dayanağının bulunmasının gerekli olduğu, elektrik dağıtım ve satış yetkisinin özel hukuk kişilerine devrine ilişkin yasal düzenlemelerde özelleştirme sonrasında özel şirketlere mühürleme yetkisi verildiğine dair hüküm bulunmadığı gibi kamusal faaliyetin özel hukuk kişileri eliyle ihale yoluyla yürütülmesinin bahse konu görevlileri kamu görevlisi haline getirmeyeceği”. Sonuç: Her iki istem bakımından KANUN YARARINA BOZULMASINA; karşılıksız yararlanma suçundan kamu davasının DÜŞMESİNE, mühür bozma suçundan BERAATİNE, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 31.05.2023 T., 2022/12523 E., 2023/3210 K.
Soruşturmada usulünce bildirim yapılmış ve ödenmemişse, kovuşturmadaki ödeme düşme değil indirim sağlar. Sanık hakkında iki ayrı kaçak kullanım tespiti nedeniyle dava açılmış; soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alınmış ve sanığa usulüne uygun ödeme ihtarı yapılmış, ancak sanık verilen sürede ödememiştir. Bölge adliye mahkemesi, sanığın kovuşturmada zararı gidermesi üzerine mahkûmiyeti kaldırıp davanın düşmesine karar vermiştir. Daire önce genel kuralı ortaya koymuştur: soruşturmada bildirim yapılmadan dava açılmışsa ve sanık kovuşturmada zararı tamamen giderirse, zarar soruşturmada giderilmiş gibi düşme kararı verilir. Somut olayda ise durum farklıdır: “soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alınarak, sanığa usulüne uygun ödeme ihtarı yapılmış olduğu, ancak sanığın soruşturma aşamasında kendisine tanınan sürede zararı tazmin etmediği ve hakkında kamu davasının açıldığı, sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan idarenin zararının giderilmiş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında verilecek cezada 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesine göre etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde davanın düşmesine karar verilmek suretiyle … karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” Daire ayrıca verilecek kararın, m.168/5’ten kaç kez yararlanıldığının denetimi için adlî sicilde özel sisteme kaydedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda, karşılıksız yararlanma dosyalarının kaderini belirleyen üç noktanın öne çıktığı görülür: kullanımın ölçülebilir olup olmadığı, zararın nasıl hesaplandığı ve ödemenin hangi aşamada yapıldığı.
Birinci halka, suçun maddî unsurudur. m.163/3, yalnızca rızasız tüketimi değil, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde yapılan tüketimi cezalandırır. Bu nedenle sayaçtan geçmeden, ölçümsüz veya bağlantısız yapılan kullanımlarda unsur gerçekleşmiş sayılır. Savcılıkların “tüketim miktarı belirlenebiliyordu, o hâlde suç yok” gerekçesiyle verdiği takipsizlik kararları Yargıtay tarafından iki ayrı kararda hatalı bulunmuştur.
İkinci halka, teknik tespittir. Kaçak kullanımın varlığı ve miktarı, kurulu güç, tüketim ihtiyacı ve varsa tüketim föyleri getirtilerek bilirkişi marifetiyle belirlenir; elde edilen değer sayaç endeksiyle karşılaştırılır. Bu inceleme yapılmadan verilen karar eksik soruşturmaya dayanır.
Üçüncü halka, ödenecek tutarın kapsamıdır. Etkin pişmanlıktan yararlanmak için ödenmesi gereken, kurumun vergili ve cezasız gerçek zararıdır. Dağıtım şirketinin cezalı tarife üzerinden çıkardığı fatura tutarı bu kapsamda değildir; gecikme faizi ve benzeri kalemler de m.168 bakımından dikkate alınmaz. Bu ayrım, ödenecek tutarı çoğu zaman ciddi biçimde düşürür.
Dördüncü halka, savcılığın bildirim yükümlülüğüdür. Savcılık zararı hesaplattırdıktan sonra şüpheliye miktarı bildirmeli, makul süre vermeli ve süresinde ödeme yapılırsa dava açılmayacağını açıkça hatırlatmalıdır. Bu bildirim usulî bir ayrıntı değil, sonucu belirleyen bir aşamadır.
Beşinci halka, ödeme zamanının hukukî sonucudur. Zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilirse kamu davası açılamaz; bu bir dava şartıdır ve yokluğunda kanun yararına bozma yoluyla dahi düzeltilebilecek bir hukuka aykırılık doğar. Zarar hüküm verilinceye kadar ödenirse ceza üçte birine kadar indirilir.
Altıncı halka, bu iki sonucu birbirinden ayıran ölçüttür. Belirleyici olan yalnızca ödeme tarihi değildir. Soruşturmada usulüne uygun bildirim yapılmamışsa, kovuşturmada yapılan ödeme soruşturmada yapılmış sayılır ve düşme kararı verilir. Buna karşılık bildirim yapılmış ve süresinde ödenmemişse, sonraki ödeme yalnızca indirim sağlar. Etkin pişmanlık hükümlerinin bu suça özgü işleyişi budur.
Yedinci halka, tekrar sınırıdır. Kişi m.168/5 hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. Bu sınırın denetlenebilmesi için verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus sisteme kaydedilir. Daha önce bu imkândan yararlanmış bir kişi için savunmanın odağı, zararın miktarına ve suçun unsurlarına kayar.
Sekizinci halka, yan suçlamalardır. Kaçak kullanım dosyalarında sıklıkla mühür bozma suçlaması da yöneltilir. Ancak Yargıtay, elektrik dağıtım ve satış yetkisinin özel hukuk kişilerine devrine ilişkin düzenlemelerde bu şirketlere mühürleme yetkisi verilmediğini; kamusal faaliyetin ihale yoluyla yürütülmesinin görevlileri kamu görevlisi hâline getirmediğini kabul etmektedir. Mühür bozma suçu bu nedenle oluşmaz. Uyuşmazlığın hukuk davası boyutu için kaçak elektrik kullanımı ve tahakkuk yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden yanlış | Doğrusu |
|---|---|---|
| Fiili her hâlde hırsızlık saymak | 05.07.2012’den sonra m.163/3 uygulanır | Suç tarihi baştan belirlenir |
| “Tüketim ölçülebiliyordu” diyerek takipsizlik vermek | Sayaçsız kullanımda ölçüm zaten engellenmiştir | Kullanım biçimi tutanaktan tespit edilir |
| Bilirkişi incelemesi yaptırmadan karar vermek | Zarar miktarı teknik inceleme gerektirir | Kurulu güç ve föyler üzerinden hesap yapılır |
| Cezalı fatura tutarını ödemeye çalışmak | Etkin pişmanlıkta vergili ve cezasız zarar esastır | Ödenecek tutar ayrıca hesaplattırılır |
| Gecikme faizini de ödeme kapsamında saymak | Bu kalemler m.168 kapsamında değerlendirilmez | Yalnızca gerçek zarar ödenir |
| Soruşturmadaki bildirimi kontrol etmemek | Bildirimin yokluğu düşme sonucunu doğurur | Dosyadaki bildirim tarihi ve tutarı incelenir |
| Kovuşturmadaki ödemenin her hâlde düşme sağladığını sanmak | Usulünce bildirim yapılmışsa yalnızca indirim olur | Bildirimin yapılıp yapılmadığına bakılır |
| Tekrar sınırını hesaba katmamak | Bu hükümden iki defadan fazla yararlanılamaz | Adlî sicildeki özel kayıt kontrol edilir |
| Mühür bozma suçlamasını kabullenmek | Dağıtım şirketinin mühürleme yetkisi kanunî dayanaktan yoksundur | Bu suç yönünden beraat talep edilir |
Karşılıksız yararlanma suçu nedir?
TCK m.163 üç fıkrada üç ayrı fiili düzenler: otomatlar aracılığıyla sunulan ve bedeli ödendiğinde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanmak; telefon hatları, frekanslar veya elektromanyetik dalgalarla yapılan yayınlardan sahibinin ya da zilyedinin rızası olmadan yararlanmak; abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik, su veya doğal gazı rıza olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketmek.
Kaçak elektrik kullanımının cezası nedir?
TCK m.163/3 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Bu fıkrada adlî para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir. Fıkra, 02.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’un 83. maddesiyle eklenmiştir.
Her kaçak kullanım suç oluşturur mu?
Hayır. m.163/3, tüketimin “tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde” yapılmasını arar. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, sayaçtan geçmeden ölçümsüz veya sayaçsız-bağlantısız yapılan kullanımlarda bu unsurun gerçekleştiğini kabul etmiştir.
2012’den önceki kaçak kullanımlar ne olur?
6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce işlenen fiiller hırsızlık suçu kapsamında değerlendiriliyordu. Bu tarih, hem suçun nitelendirilmesinde hem de m.168/5’teki etkin pişmanlık rejiminin uygulanmasında ölçüt olarak kullanılmaktadır.
Zararı ödersem hakkımda dava açılmaz mı?
Zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin ederseniz TCK m.168/5 uyarınca kamu davası açılamaz. Yargıtay bunu bir dava şartı olarak nitelendirmektedir; bu nedenle savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.
Ne kadar ödemem gerekir?
Kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı. Yargıtay, ödenmesi hâlinde takipsizlik sonucunu doğuracak tutarın gerekirse keşif yaptırılarak tespit edilmesi gerektiğini; gecikme faizi ve benzeri zararların m.168 kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
Savcılık bana ödeme bildirimi yapmak zorunda mı?
Evet. Yargıtay’a göre soruşturma aşamasında savcılık, şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını bilirkişiye hesaplattırıp, şüpheliye miktarı da belirterek usulüne uygun süre verecek ve zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağını bildirecektir.
Bildirim yapılmadan dava açılırsa ne olur?
Bu durumda kovuşturma aşamasında zararın tamamen karşılanması hâlinde, ödeme soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilir ve CMK m.223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir. Yargıtay bu hukuka aykırılığı kanun yararına bozma yoluyla doğrudan gidermiştir.
Bildirim yapılmış ama ödeyemedim, sonra ödersem ne olur?
Bu hâlde düşme kararı verilmez. Yargıtay, soruşturma aşamasında usulüne uygun ödeme ihtarı yapılmış ve süresinde ödenmemişse, kovuşturmada yapılan ödemenin yalnızca etkin pişmanlık indirimi sağlayacağını; verilecek cezada m.168/5’e göre indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Etkin pişmanlık indirimi ne kadardır?
Zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi hâlinde verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Soruşturma tamamlanmadan önceki tazminde ise indirim değil, kamu davası açılamaması söz konusudur.
Bu haktan kaç kez yararlanabilirim?
TCK m.168/5’in son cümlesi uyarınca kişi bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. Bu sınırın denetlenebilmesi için verilen kararlar, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 6. maddesine 6352 sayılı Kanun’la eklenen fıkra uyarınca adlî sicilde bunlara mahsus sisteme kaydedilir.
Savcılık takipsizlik verirse ne yapabilirim?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilir. Hâkimlik, delillerin toplanmadığını veya araştırmanın yetersiz ve yüzeysel kaldığını tespit ederse CMK m.173/3 uyarınca soruşturmanın genişletilmesine karar vererek savcılıktan talepte bulunabilir.
Sayacın mührünü söktüğüm için mühür bozma suçundan da yargılanır mıyım?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 2. Ceza Dairesi kararlarına göre hayır. Mühür bozma suçunun oluşabilmesi için mühürleme yetkisinin kanunî dayanağının bulunması gerekir; özelleştirme sonrası elektrik dağıtım ve satış şirketlerine mühürleme yetkisi verildiğine dair bir düzenleme bulunmadığından bu suçun hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmez.
Kaçak elektrik tutanağının usulüne uygunluğu ceza dosyasında tartışılır mı?
Tartışılabilir. Tutanağın hangi sırayla düzenlendiği, sayaç değişimi ve laboratuvar raporu aşamalarına uyulup uyulmadığı savunmada ileri sürülen hususlar arasındadır. Ancak Yargıtay, tutanakta ölçümsüz kullanım tespiti bulunduğu hâllerde suçun unsurlarının oluştuğunu kabul ederek soruşturmanın genişletilmesini istemiştir.
Ceza dosyasındaki ödeme, dağıtım şirketinin alacak takibini etkiler mi?
Ceza dosyasında ödenen tutar kurumun gerçek zararına karşılık gelir; dağıtım şirketinin cezalı tarife üzerinden çıkardığı tahakkuk ise ayrı bir hukuk uyuşmazlığının konusudur. Bu nedenle iki dosyadaki tutarların mahsubu ve fazla ödemenin iadesi ayrıca talep edilmelidir.
İlgili mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.163 – Karşılıksız yararlanma
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.168 – Etkin pişmanlık (özellikle beşinci fıkra)
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.141-142 – Hırsızlık (05.07.2012 öncesi fiiller)
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.203 – Mührü bozma
- 6352 sayılı Kanun m.83, m.84 ve m.103 – TCK m.163/3, m.168/5 ve adlî sicil kaydı
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.160 – Soruşturma görevi
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.170 ve m.172 – İddianame ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.173 – Karara itiraz ve soruşturmanın genişletilmesi
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223/8 – Düşme kararı
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.309 – Kanun yararına bozma
- 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu m.6 – Bunlara mahsus sisteme kayıt
- Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m.43 – Kaçak tüketimin tespiti
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: kaçak elektrik kullanımı ve tahakkuk, etkin pişmanlık, mühür bozma suçu, kanun yararına bozma, iddianamenin iadesi.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukukî görüş yerine geçmez.