Mera Tahsis Kararına Nasıl İtiraz Edilir? Tahsis Amacının Değiştirilmesi (4342)

- 4342 sayılı Mera Kanunu, mera, yaylak, kışlak ile kamuya ait otlak ve çayırların tespitini, tahdidini ve köy ya da belediye tüzel kişilikleri adına tahsisini düzenler.
- Tahsis, bu alanların kullanımının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun biçimde düzenlenerek bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılmasıdır.
- Tespit, tahdit ve tahsis işlemlerini valilik onayıyla oluşturulan mera komisyonu ile ona bağlı teknik ekipler yürütür.
- Komisyon kararlarına karşı otuz günlük askı ilan süresi içinde, tebligat gereken hâllerde tebliğden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir.
- Kadastro yapılan yerlerde bu dava kadastro mahkemesinde, diğer yerlerde asliye hukuk mahkemesinde görülür.
- Kanun’un 21. maddesi, tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra önceki hukukî sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceğini öngörür.
- Yargıtay’a göre bu süreler mülkiyet hakkının özüyle değil, komisyon çalışmalarının sonuçlarıyla ilgilidir.
- 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tâbi tutulmamıştır.
- Bu nedenle mera komisyon kararının, kişilere ait hakları sonlandıran bir etkisi bulunmamaktadır.
- Mülkiyet iddiasına dayalı davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.12’deki on yıllık süre esas alınır.
- Kişilerin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ancak kamulaştırma yapılmak suretiyle Kanun kapsamına alınabilir.
- Tahsis amacı değiştirilmedikçe meradan Kanun’da gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz.
- Tahsis amacı, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine valilikçe değiştirilebilir.
- Değişiklik başvuruları Mera Kanunu ve Mera Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilir; genelge gibi alt düzenlemelerle bu çerçeve daraltılamaz.
- Tahsis amacı değişikliğinde kamu yararı, teknik ekip raporundaki kaba yem açığı, alternatif alan ve çevresel etki gibi somut verilerle denetlenir.
Kısa cevap: Mera komisyonu kararlarına karşı otuz günlük askı ilan süresi içinde, tebligat gereken hâllerde tebliğden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir; kadastro yapılan yerlerde dava kadastro mahkemesinde, diğer yerlerde asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kanun’un 21. maddesi, tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra önceki hukukî sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceğini öngörür.
Bir arazinin tapuda mera olarak sınırlandırılması, üzerinde yıllardır tarım yapan kişiler için ani ve ağır bir sonuç doğurur. Uygulamada bu kişilerin açtığı davalar sıklıkla esasa girilmeden reddedilir: mahkemeler, Mera Kanunu’ndaki beş yıllık süreyi hak düşürücü sayarak dosyayı kapatır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin son yıllardaki kararları bu refleksi düzeltmektedir. Kanun’daki süreler tahsis işleminin kendisine karşı öngörülmüştür; mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayanan davalar ise ayrı bir rejime tâbidir. Bu ayrım kavranmadan açılan davalar, haklı olsalar bile usulden kaybedilmektedir.
Kanunî dayanak
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin aktardığı üzere Kanun’un amacı, “daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır.” Kanun’un 3. maddesindeki tanıma göre tahsis, “çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması”dır.
“Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden; a) Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan, … yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır. Bu madde kapsamında başvuruda bulunan kamu kurumları ile işletmeciler, faaliyetlerini çevreye ve kalan mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde yürütmek ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.”
Kanun’un 13. maddesinin beşinci fıkrası komisyon kararlarına karşı otuz günlük dava süresi, 21. maddesinin ikinci fıkrası ise tahsislerin kesinleşmesinden itibaren beş yıllık bir süre öngörmektedir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu iki hükmün işlevini açıkça sınırlamıştır: “Kanunun 13. maddesindeki dava açma süreleri mülkiyet hakkının özü ile değil, tahsise dair mera komisyonu çalışma sonuçları ile ilgilidir. Keza, Kanunun 21. maddesi de yine tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hükümdür. 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tabi tutulmamıştır.” Ayrıca Danıştay 8. Dairesi, tahsis amacı değişikliği başvurularının bir Başbakanlık genelgesi uyarınca reddedilmesini hukuka aykırı bulmuş; idarelerin düzenleme yetkisinin “yasalarla getirilen hükümleri aşacak veya daraltacak bir biçimde kullanılamayacağı”nı vurgulamıştır.
| Ölçüt | Tahsis işlemine itiraz | Mülkiyet iddiasına dayalı dava |
|---|---|---|
| Dayanak | 4342 s.K. m.13/5 ve m.21/2 | Mülkiyet ve zilyetlik hükümleri |
| Konu | Komisyon çalışmalarının sonuçları | Mülkiyet hakkının özü |
| Süre | Askı ilanından ya da tebliğden itibaren 30 gün | 4342 sayılı Kanun’da süre öngörülmemiştir |
| Ek süre kuralı | Tahsisin kesinleşmesinden itibaren 5 yıl | Kadastro sonrası 3402 s.K. m.12’deki 10 yıl |
| Görevli mahkeme | Kadastro yapılan yerde kadastro, diğerlerinde asliye hukuk | Genel mahkemeler |
| Komisyon kararının etkisi | Tahsis işlemini kesinleştirir | Kişisel hakları sonlandırmaz |
| Özel mülkiyet | Doğrudan kapsama alınamaz | Ancak kamulaştırmayla kapsama girer |
| İnceleme | Askı, ilan ve tebligat usulü denetlenir | Zilyetlik ve imar-ihya koşulları araştırılır |
| Yargı kolu | Adlî yargı | Adlî yargı |
Dava dilekçesinin nasıl kurulduğu, davanın kaderini belirler. Talep yalnızca “mera komisyon kararının iptali” olarak yazılırsa, mahkeme 4342 sayılı Kanun’daki otuz günlük ve beş yıllık süreleri uygulayarak dosyayı usulden reddedebilir. Buna karşılık talep, tahsisten önce gerçekleşen zilyetliğe ya da murislerden gelen mülkiyet hakkına dayandırılırsa, artık Kanun’daki süreler değil, kadastro mevzuatındaki süreler devreye girer. Yargıtay, mera komisyon kararının kişilere ait hakları sonlandıran bir etkisi bulunmadığını açıkça belirtmektedir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Taşınmazın mera olarak ne zaman sınırlandırıldığını, tahsis kararının tarihini ve askı ilan tarihlerini tespit edin.
- Tahsis kararının usulüne uygun ilan edilip edilmediğini ve tebligat gereken hâllerde tebligatın yapılıp yapılmadığını denetleyin.
- Bölgede kadastro çalışması yapılıp yapılmadığını ve kadastro tutanaklarının ne zaman kesinleştiğini araştırın.
- Talebinizi ikiye ayırın: tahsis işlemine yönelik itiraz ile mülkiyet ya da zilyetliğe dayalı tescil istemi.
- Mülkiyet iddianızı belgeleyin; murislerden intikal, tapu kaydı, vergi kayıtları ve tanık beyanları bu aşamada belirleyicidir.
- Zilyetliğe dayanıyorsanız, zilyetliğin tahsis kararından önce başladığını ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ortaya koyun.
- Taşınmazın kadim mera olarak nitelendirilip nitelendirilmediğini araştırın; kadim meralar zilyetlikle kazanılamaz.
- Özel mülkiyete konu bir taşınmazın kamulaştırma yapılmaksızın kapsama alındığını düşünüyorsanız bunu ayrı bir iddia olarak ileri sürün.
- Tahsis amacı değişikliği talebinde bulunacaksanız, Mera Yönetmeliği’nin aradığı bilgi ve belgeleri eksiksiz hazırlayın.
- Teknik ekip raporunda kaba yem açığı, alternatif alan, otlatma kapasitesi ve çiftçi görüşü başlıklarının nasıl doldurulduğunu inceleyin.
- Talebiniz genelge ya da benzeri alt düzenlemelere dayanılarak reddedilmişse, normlar hiyerarşisine dayalı itirazınızı kurun.
- Tahsis amacı değişikliği alırsanız, tahsis süresi bitiminde alanı eski vasfına getirme yükümlülüğünü ve çevreye zarar vermeme şartını hesaba katın.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 18.06.2025 T., 2024/4892 E., 2025/3079 K.
Mera komisyon kararının kişilere ait hakları sonlandıran bir etkisi yoktur. 2000 yılında mera olarak sınırlandırılan taşınmaz için 2024 yılında açılan tapu iptali ve tescil davası, ilk derece mahkemesince beş yıllık hak düşürücü süre gerekçesiyle usulden reddedilmiş, istinaf da esastan reddedilmişti. Daire, önce Anayasa m.35 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokol m.1’deki mülkiyet güvencesini hatırlatmış, ardından Kanun’daki sürelerin işlevini belirlemiştir: “Kanun’un 13. maddesindeki dava açma süreleri mülkiyet hakkının özü ile değil, tahsise dair mera komisyonu çalışma sonuçları ile ilgilidir. Keza, Kanun’un 21. maddesi de yine tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hükümdür. 4342 sayılı Kanun’da mülkiyet ve zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tâbi tutulmamıştır.” Somut olayda davacı, sınırlandırmadan önce gerçekleşen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmaktaydı. Daire, “Mera komisyon kararının kişilere ait hakları sonlandıran bir etkisi bulunmadığı gözetilerek, davanın esasına ilişkin inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, salt hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karar doğru görülmemiş” demiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 24.09.2024 T., 2023/4327 E., 2024/4051 K.
Mülkiyet iddiasına dayalı davada kadastro mevzuatındaki on yıllık süre esastır. 2002’de mera olarak tahsis edilen ve 2003’te kadastro tutanakları kesinleşen parseller için 2012’de açılan davada, ilk derece mahkemesi beş yıllık süreyi uygulayarak davayı reddetmişti. Daire, özel mülkiyetin kapsama alınma yolunu da belirlemiştir: “Anılan Yasa uyarınca, kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ancak kamulaştırma yapılmak suretiyle 4342 sayılı Yasa kapsamına alınabilir.” Ardından süre değerlendirmesini yapmıştır: “4342 sayılı Kanun’da mülkiyet hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye tabi tutulmadığından Mahkemece tüm bu yönler gözden kaçırılarak Yasanın tahsise ilişkin hükümlerine bakılarak açılan davanın süre yönünden reddi doğru olmamıştır.” Buna göre davanın 3402 sayılı Kanun m.12’de belirtilen süre içinde açıldığı dikkate alınarak esas hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verilmiştir. Karara yazılan karşı oyda, sürenin geçmediği kabul edilmekle birlikte, kesinleşen tahsis kararında arazinin kaynağının kadim mera olarak belirtilmesi ve kadim meraların zilyetlikle kazanılamaması nedeniyle davanın başkaca tahkikat yapılmaksızın esastan reddi gerektiği savunulmuştur. Bu görüş Dairenin hükmü değil, karşı oy yazan üyenin görüşüdür.
Danıştay 8. Daire, 07.04.2021 T., 2017/670 E., 2021/2132 K.
Tahsis amacı değişikliği başvurusu genelgeye göre değil, Kanun ve Yönetmeliğe göre değerlendirilir. Mera vasıflı arazinin bir kısmının maden sahası olarak kullanılabilmesi için yapılan tahsis amacı değişikliği başvurusu, defterdarlık uygun görüş verdiği hâlde, bir Başbakanlık genelgesi kapsamında alınan olumsuz görüş üzerine reddedilmişti. Daire, normlar hiyerarşisini şöyle kurmuştur: “idarelerin, takdir yetkisini kullanarak yaptıkları yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenleyici işlemler, bir üst hukuk kuralının uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla açıklayıcı hükümler taşıyan … genel düzenleyici işlemlerdir. … idarelerin düzenleme yetkisinin yasalarla getirilen hükümleri aşacak veya daraltacak bir biçimde kullanılamayacağı hususu da göz önünde tutulmalıdır.” Buna göre “davacının başvurularının Mera Kanunu ve Mera Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken, 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca verilen olumsuz görüş üzerine başvuruların reddedildiği” saptanmıştır. İdare Mahkemesi kararının belirtilen açıklama ile ONANMASINA, oy birliğiyle karar verilmiştir.
Danıştay 8. Daire, 23.03.2021 T., 2017/589 E., 2021/1762 K.
Tahsis amacı değişikliği talebinin reddine karşı açılan davada iptal kararı onanmıştır. Kalker ruhsat alanı içinde kalan mera parselinin bir kısmının yedi yıl süreyle işletme sahası olarak kullanılması amacıyla yapılan tahsis amacı değişikliği talebi, İl Mera Komisyonunca reddedilmiş ve valilikçe onaylanmıştı. İdare Mahkemesi, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda tahsis amacının değiştirilmesinde kamu yararı bulunduğu sonucuna vararak işlemi iptal etmişti. Daire, “İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından” temyiz istemini reddetmiştir. İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, oy çokluğuyla karar verilmiştir. Karşı oyda, teknik ekip raporundaki alternatif alan tespiti, yüksek kaba yem açığı, çiftçilerin olumsuz görüşü ve faaliyetin köy merkezine yaklaşık yüz metre mesafede bulunması gerekçe gösterilerek tahsis amacı değişikliğinde kamu yararı bulunmadığı ve kararın bozulması gerektiği savunulmuştur. Bu görüş Dairenin hükmü değil, karşı oy yazan üyenin görüşüdür.
Birinci halka, mera rejiminin kurumsal yapısıdır. 4342 sayılı Kanun, mera niteliğindeki alanların tespitini, tahdidini ve tahsisini merkezî bir idarî sürece bağlar. Uygulayıcı merci, valilik onayıyla oluşturulan mera komisyonu ile ona bağlı teknik ekiplerdir. Tahsis ise mülkiyet devri değil, kullanımın bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılmasıdır. Bu ayrım, sonraki bütün tartışmaların temelini oluşturur.
İkinci halka, Kanun’daki iki süredir. On üçüncü madde komisyon kararlarına karşı otuz günlük dava süresi öngörür; yirmi birinci madde ise tahsisin kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçtikten sonra önceki hukukî sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceğini söyler. Uygulamada bu iki hüküm, mera olarak sınırlandırılan arazilerle ilgili her davanın kapısını kapatan bir kalkan gibi kullanılmıştır.
Üçüncü halka, Yargıtay’ın bu kalkanı daralttığı noktadır. 7. Hukuk Dairesi hem 24.09.2024 hem 18.06.2025 tarihli kararlarında aynı formülü kullanır: bu süreler mülkiyet hakkının özüyle değil, komisyon çalışmalarının sonuçlarıyla ilgilidir ve Kanun’da mülkiyet ile zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davalar bir süreye bağlanmamıştır. Bu tespitin dayanağı Anayasa’nın 35. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesindeki mülkiyet güvencesidir.
Dördüncü halka, doğrudan pratik sonuçtur. Mera komisyon kararının kişilere ait hakları sonlandıran bir etkisi yoktur. Dolayısıyla tahsisten önce doğmuş bir mülkiyet ya da zilyetlik iddiası, tahsis kesinleşmiş olsa bile incelenmelidir. Mülkiyet iddiasına dayalı davalarda uygulanacak süre, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki on yıllık süredir.
Beşinci halka, özel mülkiyetin korunmasıdır. 24.09.2024 tarihli karar, kişilerin özel mülkiyetindeki taşınmazların ancak kamulaştırma yapılmak suretiyle 4342 sayılı Kanun kapsamına alınabileceğini belirtir. Kamulaştırma yapılmaksızın kapsama alma, mülkiyet hakkına kanunda öngörülmeyen bir müdahale oluşturur ve ayrı bir hukuka aykırılık iddiasına dayanak olur.
Altıncı halka, karşı oydaki sınırdır ve savunma açısından öngörülebilirlik sağlar. Aynı kararda muhalif üye, sürenin geçmediğini kabul etmekle birlikte, kesinleşen tahsis kararında arazinin kaynağının kadim mera olarak gösterilmiş olmasına dikkat çekmiş ve kadim meraların süresi ne olursa olsun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağını hatırlatmıştır. Bu nedenle davanın açılabilir olması, kazanılacağı anlamına gelmez; arazinin kadim mera olup olmadığı esasa ilişkin belirleyici soru olarak durmaktadır.
Yedinci halka, tahsis amacı değişikliğinin usulüdür ve idarî yargının alanına girer. Kanun’un 14. maddesi, maden ve petrol faaliyeti gibi sayılı hâllerde tahsis amacının değiştirilmesine imkân tanır; süreç ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü ve valilik kararı biçiminde işler. Danıştay 8. Dairesinin 07.04.2021 tarihli kararı, bu sürece bir genelge aracılığıyla ek bir izin aşaması eklenmesini normlar hiyerarşisine aykırı bulmuştur.
Sekizinci halka, kamu yararı denetiminin içeriğidir. Mera Yönetmeliği, teknik ekip raporunun bölgedeki hayvan sayısını, kaba yem üretimi ve açığını, meranın vasfını, otlatma kapasitesini, alternatif alan bulunup bulunmadığını ve çiftçi görüşünü içermesini arar. 23.03.2021 tarihli kararın karşı oyu, tam da bu başlıklara dayanarak kamu yararının bulunmadığını savunmuştur. Dolayısıyla hem talep sahibi hem de talebe itiraz eden bakımından mücadele, bu raporun içeriği üzerinden yürütülmelidir. Konuyla bağlantılı olarak kadastro tespitine itiraz davası, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hakkı olmayan yere tecavüz yazılarımıza bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Talebi yalnızca komisyon kararının iptali olarak yazmak | Kanun’daki süreler uygulanır, dava usulden reddedilir | Mülkiyet ya da zilyetliğe dayalı tescil istemini ayrıca kurmak |
| Beş yıllık sürenin her talebi kapattığını sanmak | Açılabilir bir dava hiç açılmaz | Mülkiyet iddiasının süreye tâbi olmadığını bilmek |
| Kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihini araştırmamak | On yıllık sürenin başlangıcı belirlenemez | Kadastro çalışmasının tarihini ve kesinleşmeyi tespit etmek |
| Zilyetliğin tahsisten önce başladığını belgelememek | İddia soyut kalır, esas incelemesi sonuç vermez | Keşif, tanık ve kayıtlarla zilyetliğin başlangıcını göstermek |
| Arazinin kadim mera olup olmadığını sorgulamamak | Kadim mera ise zilyetlikle kazanım mümkün olmaz | Tahsis kararındaki kaynak ibaresini ve kayıtları incelemek |
| Özel mülkiyetin kamulaştırmasız kapsama alınmasına itiraz etmemek | Bağımsız bir hukuka aykırılık iddiası kaybedilir | Kamulaştırma yapılmadığını ayrı bir sebep olarak ileri sürmek |
| Tahsis amacı değişikliği başvurusunu eksik belgeyle yapmak | Teknik ekip raporu olumsuz düzenlenir | Yönetmelikte sayılan bilgi ve belgeleri eksiksiz sunmak |
| Genelgeye dayalı ret kararını sorgusuz kabul etmek | Kanun ve yönetmelikle çizilen çerçeve daraltılmış olur | Normlar hiyerarşisine dayalı itirazı açıkça kurmak |
| Tahsis süresi bitiminde eski vasfa getirme yükümlülüğünü atlamak | Sonradan sorumluluk ve yaptırım doğar | Rehabilitasyon yükümlülüğünü baştan planlamak |
Mera tahsisi ne anlama gelir?
4342 sayılı Kanun m.3’teki tanıma göre tahsis, çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılmasıdır. Tahsis bir mülkiyet devri değil, kullanımın düzenlenmesidir.
Mera komisyon kararına nasıl itiraz edilir?
Kanun’un 13. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, komisyon kararlarına karşı otuz günlük askı ilan süresi içinde, tebligat gerektiren hâllerde tebliğden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir. Kadastro yapılan yerlerde dava kadastro mahkemesinde, diğer yerlerde asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Beş yıllık süre geçtiyse dava açamaz mıyım?
Talebinizin dayanağına bağlıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Kanun’un 21. maddesindeki beş yıllık sürenin tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirildiğini ve Kanun’da mülkiyet ile zilyetlik hakkına dayanılarak açılan davaların bir süreye tâbi tutulmadığını belirtmektedir.
Mülkiyet iddiasına dayalı davada hangi süre uygulanır?
Yargıtay, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan davalar bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde belirtilen süreyi esas almaktadır. 24.09.2024 tarihli kararda, davanın bu süre içinde açıldığı dikkate alınarak esas hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mera komisyon kararı mülkiyet hakkımı sona erdirir mi?
Hayır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 18.06.2025 tarihli kararında, mera komisyon kararının kişilere ait hakları sonlandıran bir etkisi bulunmadığını açıkça belirtmiş ve bu nedenle davanın esasına girilmesi gerektiğini söyleyerek hak düşürücü süreden ret kararını bozmuştur.
Özel mülkiyetteki arazi mera kapsamına alınabilir mi?
Ancak kamulaştırma yoluyla. Yargıtay, 4342 sayılı Kanun uyarınca kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların ancak kamulaştırma yapılmak suretiyle Kanun kapsamına alınabileceğini belirtmiştir. Kanun’un 5. maddesinin (c) bendinde de mera olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerler sayılmıştır.
Kadim mera zilyetlikle kazanılabilir mi?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.09.2024 tarihli kararına yazılan karşı oyda, kadim meraların süresi ne olursa olsun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar-ihya yoluyla kazanılamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle tahsis kararında arazinin kaynağının kadim mera olarak gösterilip gösterilmediği ayrıca araştırılmalıdır.
Tahsis amacı nasıl değiştirilir?
4342 sayılı Kanun m.14’e göre, Kanun’da sayılan hâllerde ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir. Tahsis amacı değiştirilen alanların tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.
Madencilik için mera arazisinin tahsis amacı değiştirilebilir mi?
Kanun’un 14. maddesinin (a) bendi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, Maden Kanunu ve Petrol Kanunu hükümlerine göre arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan yerler bakımından bu imkânı tanımaktadır. Ancak diğer şartların da gerçekleşmesi gerekir.
Tahsis amacı değişikliğinde hangi belgeler istenir?
Mera Yönetmeliği m.8’e göre başvuruda talebin amacını ve büyüklüğünü belirten belgelerle birlikte istenen diğer belgelerin asılları ya da onaylı suretleri sunulur. Teknik ekip raporu; bölgedeki hayvan sayısı, kaba yem üretimi ve açığı, meranın vasfı, otlatma kapasitesi, alternatif alan bulunup bulunmadığı ve çiftçi görüşü gibi bilgileri içerir.
Başvurum genelgeye dayanılarak reddedilebilir mi?
Danıştay 8. Dairesi 07.04.2021 tarihli kararında, tahsis amacı değişikliği başvurularının Mera Kanunu ve Mera Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken bir Başbakanlık genelgesi uyarınca verilen olumsuz görüş üzerine reddedilmesini hukuka aykırı bulmuş; idarelerin düzenleme yetkisinin yasalarla getirilen hükümleri aşacak ya da daraltacak biçimde kullanılamayacağını vurgulamıştır.
Tahsis amacı değiştirilen alanı eski hâline getirmek zorunda mıyım?
Evet. Kanun m.14, bu madde kapsamında başvuruda bulunan kamu kurumları ile işletmecilerin faaliyetlerini çevreye ve kalan mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde yürütmek ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlü olduklarını düzenler.
Kamu yararı nasıl denetlenir?
Somut verilerle. Danıştay 8. Dairesinin 23.03.2021 tarihli kararında, İdare Mahkemesinin keşif ve bilirkişi incelemesiyle kamu yararı bulunduğu sonucuna varması yerinde görülmüştür. Aynı kararın karşı oyunda ise alternatif alan bulunması, yüksek kaba yem açığı, çiftçilerin olumsuz görüşü ve faaliyetin köy merkezine yakınlığı gerekçe gösterilerek aksi sonuca varılmıştır.
Mera kadastrosu ile genel kadastro nasıl ilişkilenir?
Kanun’un 7. maddesi uyarınca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında programa alınan yerler çalışmaların başlamasından en az dört ay önce Bakanlığa bildirilir ve bu süre içinde komisyonlarca mera tespit ve tahdidi yapılır. Komisyonlar bu süre içinde işlemi yapmazsa, tespit ve tahdit kadastro komisyonlarınca gerçekleştirilir.
Bu davalarda hangi mahkeme görevlidir?
Mera tahsis kararının iptali ile tapu iptali ve tescil istemleri adlî yargıda, asliye hukuk ya da kadastro mahkemelerinde görülür. Buna karşılık tahsis amacının değiştirilmesi talebinin reddine ilişkin valilik işlemleri idarî işlem niteliğinde olduğundan idarî yargıda dava konusu edilir.
- 2709 sayılı Anayasa m.35 — mülkiyet hakkı
- 2709 sayılı Anayasa m.45 — çayır ve meraların amaç dışı kullanımının önlenmesi
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokol m.1 — mülkiyetin korunması
- 4342 sayılı Mera Kanunu m.1 — amaç
- 4342 sayılı Kanun m.3 — tahsis tanımı
- 4342 sayılı Kanun m.5 — tahsis edilecek yerler ve kamulaştırma
- 4342 sayılı Kanun m.6 — tespit, tahdit ve tahsis yetkisi
- 4342 sayılı Kanun m.7 — kadastro çalışmalarıyla ilişki
- 4342 sayılı Kanun m.13 — komisyon kararlarına karşı dava süresi
- 4342 sayılı Kanun m.14 — tahsis amacının değiştirilmesi
- 4342 sayılı Kanun m.21 — beş yıllık itiraz sınırı
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.12 — hak düşürücü süreler
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: kadastro tespitine itiraz davası, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hakkı olmayan yere tecavüz, orman kadastrosu ve 2/B arazileri ve kamulaştırmasız el atma.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukukî görüş niteliği taşımaz. Mera uyuşmazlıkları, tahsis kararının tarihine, kadastro durumuna ve arazinin kadim mera olup olmamasına göre farklı sonuçlar doğurur. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.