Kanun Yararına Bozma (CMK m. 309-310): Kesinleşmiş Karara Karşı Olağanüstü Kanun Yolu

legapro kapak 16576 LegaPro Hukuk Kanun Yararına Bozma (CMK m. 309-310): Kesinleşmiş Karara Karşı Olağanüstü Kanun Yolu
Kısaca
  • Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkları gidermeye yarayan olağanüstü bir kanun yoludur.
  • Başvuru mercii Adalet Bakanlığıdır; Bakanlık istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu nedenleri aynen yazarak bozma istemini ilgili ceza dairesine verir.
  • Daire ileri sürülen nedenleri yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar.
  • Karar henüz kesinleşmemişse istem reddedilir; kesinleşme bu yolun ön şartıdır.
  • Temyiz ve istinaf yollarından geçmeksizin kesinleşen HAGB kararları da bu yola konu edilebilir.
  • Kanun yolu kesin nitelikteki hükümler bakımından da işler; miktar itibarıyla istinaf edilemeyen kararlar bu yolla denetlenebilir.
  • Bozma nedenleri m. 309/4’te dört bent hâlinde sayılmıştır ve her bendin sonucu farklıdır.
  • (a) bendi: davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkinse mahkeme yeniden karar verir.
  • (b) bendi: mahkûmiyet hükmünün esası dışındaki yönlere ya da savunma hakkını kısıtlayan usul işlemlerine ilişkinse yeniden yargılama yapılır; yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz.
  • (c) bendi: davanın esasını çözen mahkûmiyet dışı hükümlere ilişkinse aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
  • (d) bendi: cezanın kaldırılmasını veya daha hafif ceza verilmesini gerektiriyorsa Yargıtay doğrudan hükmeder.
  • Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da yalnız (d) bendi hâllerine özgü olmak üzere resen bu yetkiyi kullanabilir; Bakanlık başvurmuşsa bu yetki artık kullanılamaz (m. 310).

Bir ceza kararı kesinleştikten sonra yapılacak bir şey kalmadığı düşünülür. Oysa istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararlardaki hukuka aykırılıklar için Ceza Muhakemesi Kanunu ayrı bir yol öngörür: kanun yararına bozma.

Bu yol, taraflarca doğrudan işletilemez; Adalet Bakanlığına yapılan bir ihbarla başlar. Aşağıda başvurunun şartlarını, hangi kararların bu yola konu olabileceğini, dört bozma nedeninin birbirinden nasıl ayrıldığını ve her birinin sonucunu Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

CMK m. 309 – Kanun yararına bozma: “(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (4) Bozma nedenleri: a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez. d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.”

CMK m. 310 – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması: “(1) 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak re’sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir. (2) 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.”

CMK m. 193 – Sanığın duruşmada hazır bulunmaması: “(1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. (2) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.”

Bozma nedenleri ve sonuçları

BentKapsamSonuç
m. 309/4-aCMK m. 223’teki, davanın esasını çözmeyen kararlarKararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir
m. 309/4-bMahkûmiyet hükmünün esası çözmeyen yönü veya savunma hakkını kaldıran/kısıtlayan usul işlemleriYeniden yargılama yapılır; yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz
m. 309/4-cDavanın esasını çözen, mahkûmiyet dışındaki hükümlerAleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez
m. 309/4-dCezanın kaldırılmasını veya daha hafif ceza verilmesini gerektiren hâllerYargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder
m. 309/5Bozma kararının bağlayıcılığıBu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez
m. 310/1Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının resen başvurusuYalnız (d) bendindeki hâllere özgüdür
m. 310/2Bakanlığın başvurmuş olmasıBaşsavcı bu yetkiyi artık kullanamaz
Ön şartKararın istinaf/temyizden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıKesinleşmemişse istem reddedilir

Kritik nokta: Kanun yararına bozma yolunun ön şartı kesinleşmedir; bu şart Yargıtay tarafından titizlikle denetlenir. Aynı mahkeme kararı hakkında yapılan iki ayrı başvurunun kaderi bunu göstermektedir: 2. Ceza Dairesi 2022 tarihli kararında, katılan vekili istinaf başvurusunda bulunduğu hâlde mahkemenin bu talep doğrultusunda hiçbir işlem yapmadığını saptayarak, kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle istemi reddetmiştir. Aynı karar hakkında usulüne uygun kesinleştirme yapıldıktan sonra yenilenen başvuru ise 2023’te kabul edilmiştir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Kararın kesinleşip kesinleşmediğini kontrol edin. İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olması gerekir; aksi hâlde istem reddedilir.
  2. Olağan kanun yollarını tüketip tüketmediğinize bakın. Süresi geçmemişse önce itiraz, istinaf veya temyize başvurmak gerekir.
  3. Kesinleştirme şerhini inceleyin. Şerhin tarihini ve dayanağını, dosyadaki başvurularla karşılaştırarak doğrulayın.
  4. Hukuka aykırılığı somut olarak belirleyin. Başvuru, yasal nedenlerin belirtilmesini gerektirir; genel şikâyet yeterli değildir.
  5. Hangi bende girdiğini tespit edin. Aykırılığın m. 309/4’ün (a), (b), (c) ya da (d) bendine girmesi sonucu tamamen değiştirir.
  6. Adalet Bakanlığına ihbarda bulunun. Yol taraflarca doğrudan işletilmez; başvuru Bakanlığa yapılan bir ihbarla başlar.
  7. Dosya örneklerini ekleyin. Karar, kesinleştirme şerhi ve aykırılığı gösteren belgeler ihbara eklenmelidir.
  8. Savunma hakkı ihlallerini ayrıca vurgulayın. Savunma alınmadan hüküm kurulması gibi hâller (b) bendi kapsamında değerlendirilir.
  9. Şikâyet süresi ve zamanaşımı gibi düşme sebeplerini kontrol edin. Bunlar çoğu kez (d) bendi uyarınca doğrudan düşme kararıyla sonuçlanır.
  10. Kanun yolu bildiriminin doğruluğunu denetleyin. Başvuru süresinin yanlış gösterilmesi, kararın usulüne uygun kesinleşmediği sonucunu doğurabilir.
  11. Aleyhe sonuç doğmayacağını bilin. (b) bendinde yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz; (c) bendinde bozma aleyhte sonuç doğurmaz.
  12. Bozmadan sonra direnme beklemeyin. m. 309/5 uyarınca bu bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay ne diyor?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/4518, K. 2022/16718, 12.10.2022

Kesinleşmemiş karar hakkında kanun yararına bozma istenemez. Mala zarar verme suçundan adlî para cezasına hükmedilmiş; Adalet Bakanlığı, şikâyet süresi geçtikten sonra yapılan şikâyet nedeniyle davanın düşürülmesi gerektiğini ileri sürerek kanun yararına bozma istemiştir. Daire ise dosyayı önce usul yönünden incelemiştir: “katılan vekilinin 21/10/2021 tarihinde kararı istinaf etmesine rağmen mahkemece bu istinaf talebi doğrultusunda hiç bir işlem yapılmadığının anlaşılması karşısında; mahkemenin istinaf talebi uyarınca dosyayı istinaf yasa yoluna göndermesi ya da istinaf talebinin reddine karar vermesi gerektiğinden verilen kararın henüz kesinleşmemesi nedeniyle” istemin reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak kanun yararına bozma isteminin REDDİNE 12.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/11790, K. 2023/5167, 04.10.2023

Aynı dosya kesinleştikten sonra: (d) bendi uyarınca Yargıtay doğrudan düşme kararı verir. Yukarıdaki dosyada mahkeme, cezanın kesin olması nedeniyle istinaf isteminin reddine karar vermiş, ek karar tebliğ edilmiş ve karar 18.01.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun üzerine yenilenen kanun yararına bozma istemi bu kez esastan incelenmiştir. Daire, mala zarar verme suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete bağlı olduğunu belirledikten sonra şu sonuca varmıştır: “27.07.2016 tarihinde meydana gelen olay sebebiyle katılanın 6 aylık şikâyet süresi bitiminden sonra, 16.01.2019 tarihinde şikâyette bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 73/4-6. maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.” Sonuç olarak istem kabul edilmiş, hüküm m. 309/3 gereği KANUN YARARINA BOZULMUŞ ve m. 309/4-d uyarınca kamu davasının DÜŞMESİNE 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/7, K. 2022/303, 12.01.2022

Savunma alınmadan kurulan hüküm kanun yararına bozulur. Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanık, savunması alınmadan adlî para cezasına mahkûm edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamede CMK m. 193 hatırlatılarak, “fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda, mahkemece duruşma açılmasını müteakip, sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, savunması alındıktan sonra anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapılıp hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunması alınmadan yokluğunda karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle bozma istenmiştir. Daire, “kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden” diyerek istemi kabul etmiştir. Sonuç olarak hüküm CMK m. 309 uyarınca oy birliğiyle BOZULMUŞ ve müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına karar verilmiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/3065, K. 2025/10729, 28.10.2025

Kanun yolu süresinin yanlış gösterilmesi kesinleşmeyi engeller; HAGB kararı da bu yola konu olur. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda savcılıkça kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş, ancak karar içeriğinde itiraz süresi on beş gün yerine yedi gün olarak gösterilmiştir. Erteleme süresi içinde yeni bir eylem işlendiği gerekçesiyle dava açılmış ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Başsavcılık isteminde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli kararına atıfla, temyiz ve istinaf yollarından geçmeksizin kesinleşen HAGB kararlarının kanun yararına bozma konusu yapılabileceği belirtilmiştir. Daire, Anayasa m. 40 ile CMK m. 171, 172 ve 173 uyarınca “başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup” sürenin yanıltıcı biçimde gösterilmesi nedeniyle “erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı” sonucuna varmış ve kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden CMK m. 223/8 uyarınca durma kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak istem kabul edilmiş, karar m. 309/3 gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMUŞ ve m. 309/4-a uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosya mahkemesine gönderilmek üzere tevdi edilmiştir.

Bu dört karar, kanun yararına bozma yolunun kapıdan çıkışa kadar bütün aşamalarını gösteriyor. İlk iki karar aynı dosyaya ait olduğu için özellikle öğreticidir: aynı hukuka aykırılık, bir yıl arayla önce reddedilmiş sonra kabul edilmiştir; değişen tek şey kararın kesinleşmiş olmasıdır.

Birinci halka kesinleşme şartıdır ve bu yolun kapısıdır. CMK m. 309/1 açıkça “istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hüküm” der. 2. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararında, katılan vekili süresinde istinaf başvurusu yaptığı hâlde mahkeme bu talep hakkında hiçbir işlem yapmamıştır; Daire, mahkemenin ya dosyayı istinafa göndermesi ya da talebi reddetmesi gerektiğini, dolayısıyla kararın henüz kesinleşmediğini belirterek istemi reddetmiştir. Bu, dosyada bekleyen bir başvurunun varlığının kesinleşmeyi engellediğini gösterir.

İkinci halka bu şartın nasıl karşılandığıdır. Aynı dosyada mahkeme daha sonra, cezanın miktar itibarıyla kesin olduğunu belirterek istinaf isteminin reddine karar vermiş, ek karar tebliğ edilmiş ve yeniden istinaf edilmediği için karar kesinleşmiştir. Bunun üzerine yenilenen başvuru esastan incelenmiştir. Buradan çıkan sonuç şudur: kesin nitelikteki hükümler kanun yararına bozmaya kapalı değildir; tersine, olağan kanun yolu bulunmadığı için bu yol asıl işlevini orada görür.

Üçüncü halka başvurunun kim tarafından yapılacağıdır. Yol taraflarca doğrudan işletilemez. Hukuka aykırılığı öğrenen Adalet Bakanlığı, yasal nedenleri belirterek istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir; Başsavcı bu nedenleri aynen yazarak ilgili ceza dairesine verir. Bu nedenle uygulamada taraf vekilinin yapacağı iş, Bakanlığa gerekçeli bir ihbarda bulunmaktır. m. 310 ise sınırlı bir istisna getirir: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yalnızca (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere resen başvurabilir ve Bakanlık başvurmuşsa bu yetki artık kullanılamaz.

Dördüncü halka bozma nedenlerinin ayrımıdır ve pratikte en çok karıştırılan konudur. m. 309/4 dört bent sayar ve her birinin sonucu farklıdır. (a) bendi, CMK m. 223’te tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen kararlara ilişkindir; burada mahkeme gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verir. 10. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararında dosya bu bent uyarınca mahkemesine tevdi edilmiştir.

Beşinci halka (b) bendidir ve savunma hakkını korur. Mahkûmiyet hükmünün davanın esasını çözmeyen yönüne ya da savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin aykırılıklar buraya girer. 11. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararında sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulması bozma sebebi sayılmıştır. Bendin ikinci cümlesi ayrıca bir güvence içerir: yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek hüküm, önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamaz.

Altıncı halka (c) ve (d) bentleridir. (c) bendi, davanın esasını çözen ancak mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin aykırılıkları kapsar; bozma burada aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez, yani karar hukuken düzeltilir ama hükümlünün durumu ağırlaşmaz. (d) bendi ise en güçlü sonucu doğurur: aykırılık cezanın kaldırılmasını veya daha hafif ceza verilmesini gerektiriyorsa Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. 2. Ceza Dairesinin 2023 tarihli kararında şikâyet süresinin geçmiş olması nedeniyle Daire, dosyayı mahkemeye göndermeden doğrudan davanın düşmesine karar vermiştir.

Yedinci halka kanun yolu bildiriminin doğruluğudur ve 10. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararında merkezî yer tutar. Anayasa m. 40 ile CMK m. 171, 172 ve 173 uyarınca başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve sürenin başlangıcı açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmelidir. Kararda itiraz süresinin on beş gün yerine yedi gün olarak gösterilmesi, şüphelinin yanıltılması sayılmış ve kararın usulüne uygun kesinleştiğinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Buradan iki sonuç doğmuştur: denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamaz ve beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamaz.

Sekizinci ve son halka kararın bağlayıcılığıdır. m. 309/5 uyarınca bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez. Olağan temyiz bozmalarında mahkemenin direnme imkânı bulunurken kanun yararına bozmada bu imkân yoktur; bu da kurumun amacına, yani ülke genelinde uygulama birliğini sağlamaya hizmet eder. 10. Ceza Dairesinin kararında aktarılan Ceza Genel Kurulu yaklaşımı da bu amacı açıkça ifade eder: temyiz ve istinaf yollarından geçmeksizin kesinleşen kararlardaki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi.

Sık yapılan hatalar

HataDoğrusu
Kesinleşmemiş karar için başvurmakKesinleşme ön şarttır; aksi hâlde istem reddedilir
Yargıtaya doğrudan dilekçe vermekYol Adalet Bakanlığına yapılan ihbarla başlar
Kesin nitelikteki hükmü denetlenemez sanmakİstinaf edilemeyen kararlar bu yolla incelenebilir
HAGB kararını kapsam dışı saymakKanun yollarından geçmeksizin kesinleşen HAGB kararları da konu edilebilir
Aykırılığı somutlaştırmadan ihbar etmekYasal nedenler açıkça belirtilmelidir
Hangi bende girdiğini belirlememekBent, sonucun ne olacağını doğrudan belirler
Bozmadan sonra daha ağır ceza beklemek(b) bendinde yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz
Her bozmanın yeniden yargılama getireceğini sanmak(c) bendinde yeniden yargılama gerekmez, (d) bendinde Yargıtay doğrudan hükmeder
Mahkemenin direneceğini düşünmekm. 309/5 uyarınca bu bozmaya direnilemez
Kanun yararına bozma nedir?

CMK m. 309’da düzenlenen olağanüstü bir kanun yoludur. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, bunun Yargıtayca bozulmasını isteyebilir.

Başvuruyu taraflar doğrudan yapabilir mi?

Hayır. Kanun, istemi Adalet Bakanlığının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirmesine bağlamıştır. Taraflar ancak Bakanlığa ihbarda bulunarak bu yolun işletilmesini isteyebilir.

Karar kesinleşmemişse ne olur?

İstem reddedilir. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararında, katılan vekilinin istinaf talebi hakkında mahkemece hiçbir işlem yapılmamış olması nedeniyle kararın henüz kesinleşmediği belirtilerek kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir.

Kesin nitelikteki karar bu yolla incelenebilir mi?

Evet. Miktar itibarıyla istinaf edilemeyen kararlar olağan kanun yolu denetiminden geçmediği için tam da bu yolun konusunu oluşturur. Yukarıdaki dosyada mahkeme cezanın kesin olması nedeniyle istinaf isteminin reddine karar verdikten sonra hüküm kesinleşmiş ve kanun yararına bozma incelemesi yapılmıştır.

HAGB kararı kanun yararına bozulabilir mi?

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararında aktarılan Başsavcılık isteminde, Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli kararına atıfla, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların kanun yararına bozma konusu yapılabileceği belirtilmiş ve inceleme bu esasa göre yapılmıştır.

Bozma nedenleri nelerdir?

CMK m. 309/4 dört bent sayar: (a) davanın esasını çözmeyen kararlar, (b) mahkûmiyet hükmünün esası çözmeyen yönü veya savunma hakkını kaldıran ya da kısıtlayan usul işlemleri, (c) davanın esasını çözen mahkûmiyet dışı hükümler, (d) cezanın kaldırılmasını veya daha hafif ceza verilmesini gerektiren hâller.

Bozmadan sonra ceza artabilir mi?

Hayır. m. 309/4-b uyarınca yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. m. 309/4-c’de ise bozmanın aleyhte sonuç doğurmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Yargıtay doğrudan karar verebilir mi?

Evet, m. 309/4-d hâlinde. Bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir ceza verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. 2. Ceza Dairesinin 2023 tarihli kararında bu bent uyarınca doğrudan davanın düşmesine karar verilmiştir.

Şikâyet süresinin geçmesi bozma sebebi midir?

Şikâyete bağlı suçlarda evet. Anılan kararda, olay tarihinden itibaren altı aylık şikâyet süresi geçtikten sonra şikâyette bulunulduğu saptanarak, kamu davasının düşürülmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulmasının kanuna aykırı olduğu kabul edilmiştir.

Savunma alınmadan verilen karar ne olur?

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararında, CMK m. 193 gereği fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat hâli dışında, delillerin takdiri gereken durumlarda duruşma açılıp sanığın çağrılması ve savunması alındıktan sonra hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, savunma alınmadan yokluğunda verilen karar bozulmuştur.

Kanun yolu süresi yanlış yazılırsa ne olur?

Karar usulüne uygun kesinleşmiş sayılmayabilir. 10. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararında, itiraz süresinin on beş gün yerine yedi gün gösterilmesi şüphelinin yanıltılması sayılmış; Anayasa m. 40 ile CMK m. 171, 172 ve 173 uyarınca kanun yolunun, merciinin, şeklinin, süresinin ve başlangıcının yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu bozma kararına direnilebilir mi?

Hayır. CMK m. 309/5 uyarınca bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez. Bu yönüyle olağan temyiz bozmalarından ayrılır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı resen başvurabilir mi?

Sınırlı olarak. CMK m. 310 uyarınca m. 309/4’ün (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak bu yetki resen Başsavcı tarafından da kullanılabilir. Ancak Adalet Bakanlığı başvurmuşsa bu yetki artık Başsavcı tarafından kullanılamaz.

Kanun yararına bozma ile yargılamanın yenilenmesi aynı şey midir?

Hayır. İkisi de olağanüstü kanun yolu olmakla birlikte dayanakları farklıdır. Kanun yararına bozma, kesinleşen karardaki hukuka aykırılığa dayanır ve Adalet Bakanlığının istemiyle işler. Yargılamanın yenilenmesi ise CMK m. 311 ve devamında sayılan, çoğunlukla yeni delil ve olgulara dayanan sebeplerle işletilir.

Bu yolun amacı nedir?

10. Ceza Dairesinin kararında aktarılan Ceza Genel Kurulu yaklaşımına göre amaç, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen kararlarda ülke genelinde uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini sağlamaktır.

İlgili mevzuat
  • Anayasa m. 40 – Temel hak ve hürriyetlerin korunması, kanun yolu bildirimi
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 34 – Kararların gerekçeli olması
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 173 – Kamu davasının açılmaması kararına itiraz
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 193 – Sanığın duruşmada hazır bulunmaması
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223 – Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 – Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308 – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309 – Kanun yararına bozma
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 310 – Başsavcının kanun yararına başvurması
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 311 – Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73 – Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 191 – Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazı, yargılamanın yenilenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, CMK m. 223 kararları ve istinafta kesinleşen karara itiraz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Ceza hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Kamu İhale Sözleşmesinin İdarece Feshi (4735 m.20): İhtar, Teminat ve Yasaklama

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 4735 sayılı Kanun m.20, idarenin sözleşmeyi feshedeceği iki…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m.220): Hiyerarşi, Devamlılık ve Üyelik

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.220/1, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu (TCK m.181): Atık, Deşarj ve Sorumluluk

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.181/1, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Parada Sahtecilik Suçu (TCK m.197): Aldatma Kabiliyeti ve Tedavüle Koyma

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.197/1, sahte parayı üretme, ülkeye sokma, nakletme,…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Aşırı Düşük Teklif Açıklaması: 4734 Sayılı Kanun m.38 ve Sınır Değer

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Aşırı düşük teklif, ihale komisyonunun diğer tekliflere ya…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı: Yazılı, Sözlü ve İptal Davası

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Görevde yükselme, memurun aynı kurum içinde daha üst…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara