Takip Kesinleştikten Sonra Borcu Ödediniz mi? Takibin İptali ve Taliki (İİK m.71)

Kısaca
- İİK m.71, takip kesinleştikten sonra borcun ödendiğini (itfa) veya alacaklının süre verdiğini (imhal) ileri süren borçluya açılan yoldur; kesinleşmeden önceki olgular buraya girmez.
- Talep süreye tabi değildir; borçlu takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden isteyebilir.
- İspat aracı sınırlıdır: noterden tasdikli ya da imzası ikrar edilmiş bir belge. Alacaklının kabul beyanı da yeterlidir.
- Alacaklı belgedeki imzayı inkâr ederse icra mahkemesi imza incelemesi yapamaz; İİK m.169/a-3’teki imkân m.71’de yoktur.
- Borç tamamen ödenmişse takibin iptali, süre verilmişse taliki (ertelenmesi) söz konusudur; kısmi ödemede takip o oranda indirilir.
- Takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımı ileri sürülürse İİK m.33/a kıyasen uygulanır; bu iddia resmî vesikalara dayanılarak incelenir.
- İİK m.71, kiralanan taşınmazın tahliyesine ilişkin tahliye edimi bakımından uygulanmaz; m.269/d’nin yollama yaptığı maddeler arasında m.71 yoktur.
Kısa cevap: İİK m.71, takip kesinleştikten sonra borcun ödendiğini (itfa) veya alacaklının süre verdiğini (imhal) ileri süren borçluya açılan yoldur; talep süreye tabi değildir ve ispat aracı noterden tasdikli ya da imzası ikrar edilmiş bir belge ile sınırlıdır. Borç tamamen ödenmişse takibin iptali, süre verilmişse taliki söz konusudur.
Takibe itiraz edilmemiş ya da itiraz kaldırılmış, dosya kesinleşmiştir. Borçlu bu aşamadan sonra borcu öder veya alacaklıyla anlaşıp süre alır; ama dosya kapanmaz, hacizler kalkmaz. İşte İİK m.71 tam bu boşluğu doldurur.
Aşağıda bu yolun kimlere, hangi belgeyle ve hangi sınırlar içinde açık olduğunu; itirazın kaldırılması, menfi tespit ve istirdat gibi komşu kurumlardan nasıl ayrıldığını ele alıyoruz.
Hüküm ne diyor?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.71 – İcra mahkemesinin karariyle takibin talik veya iptali: “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden istiyebilir.
Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a. Maddesi hükmü kıyasen uygulanır.”
Hükmün dört unsuru vardır ve dördü birlikte aranır:
| Unsur | Anlamı |
|---|---|
| Zaman | Olgu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede gerçekleşmiş olmalıdır |
| Sebep | İtfa (borcun ve ferilerinin ödenmesi) veya imhal (alacaklının süre vermesi) |
| Belge | Noterden tasdikli ya da imzası ikrar edilmiş belge — veya alacaklının kabulü |
| Mercii | İcra mahkemesi; başvuru her zaman yapılabilir |
Hangi hüküm ne zaman? m.71 – m.33 – m.168/5 ayrımı
Uygulamada en çok karıştırılan nokta budur ve yanlış nitelendirme dosyanın süreden reddine yol açabilir.
| Durum | Uygulanacak hüküm | Süre |
|---|---|---|
| İlamsız takipte, takip kesinleşmeden önce ödeme | Borca itiraz (ödeme emrine itiraz) | 7 gün |
| Kambiyo takibinde, kesinleşmeden önce ödeme | İİK m.168/5 – m.169/a borca itiraz | 5 gün |
| İlamsız/kambiyo takibinde, kesinleştikten sonra ödeme | İİK m.71 | Süresiz |
| İlamlı takipte, icra emri tebliğinden sonra ödeme | İİK m.33/2 – icranın geri bırakılması | Her zaman |
| İlamlı takipte, icra emri tebliği üzerine itiraz | İİK m.33/1 | 7 gün |
| Kesinleşmeden sonra zamanaşımı | İİK m.71/2 → m.33/a kıyasen | Her zaman |
İİK m.33/a – İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası: “İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.”
Belge şartı: en dar halka
İİK m.71 dar yetkili bir yoldur. İcra mahkemesi burada tanık dinlemez, yemin teklif ettirmez, kural olarak bilirkişi eliyle imza incelemesi yaptırmaz.
| Belge | Yeterli mi? |
|---|---|
| Noterden tasdikli ibraname veya makbuz | Evet |
| Adi yazılı belge, alacaklı imzayı kabul ediyorsa | Evet |
| Adi yazılı belge, alacaklı imzayı inkâr ediyorsa | Hayır — imza incelemesi yapılamaz |
| Alacaklının duruşmadaki kabul beyanı | Evet |
| Banka dekontu / EFT kaydı | Tek başına tartışmalıdır; dosyaya yapılan ödeme ile ilişkilendirilmelidir |
| Belgenin fotokopisi | Tek başına yeterli değildir; alacaklının beyanı alınmalıdır |
| Şarta bağlı ibraname | Şartın gerçekleşmesi yargılamayı gerektiriyorsa yeterli değildir |
| Tanık beyanı | Hayır |
İptal mi, talik mi?
- İptal: Borç ve ferileri tamamen sona ermişse takip iptal edilir; hacizler kalkar, dosya kapanır.
- Talik: Alacaklı borçluya süre vermişse takip iptal edilmez, verilen süre boyunca durur; süre dolunca kaldığı yerden devam eder.
- Kısmi itfa: Ödeme borcun bir kısmını karşılıyorsa takip tümden iptal edilmez; ödenen tutar düşülerek takip o oranda indirilir. Bu inceleme İİK m.71 ve m.33 çerçevesinde, gerekirse bilirkişi raporu alınarak yapılır.
Ne yapmalı?
- Ödemeyi dosya üzerinden yapın. İcra dosyasına yapılan ödeme icra zaptıyla belgelenir ve ispat sorunu doğurmaz.
- Elden ödeme yapacaksanız noterde belgeleyin. Adi yazılı makbuz, alacaklı imzayı inkâr ettiği anda değerini yitirir.
- İbranameyi şarta bağlamayın. “Şu ödendiğinde ibra edilmiş sayılır” ifadesi, şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini yargılama konusu yapar.
- Belgenin aslını sunun. Fotokopi üzerinden karar verilmesi bozma sebebidir; en azından alacaklının beyanı alınmalıdır.
- Dilekçenizde bütün takipleri ve belgeleri gösterin. Sonradan başka bir takip dosyasını şikâyete eklemek iddianın genişletilmesi yasağına takılır.
- Nitelendirmeyi doğru yapın. Kesinleşme tarihini dilekçede açıkça belirtin; hukuki nitelendirme hâkime ait olsa da yanlış hüküm sevki süre tartışması doğurur.
- Kısmi ödeme talebinizi ayrıca kurun. “Takibin iptali, olmazsa kısmi itfa nedeniyle indirim” şeklinde terditli talep, incelemenin eksik kalmasını önler.
- Zamanaşımını resmî belgeyle destekleyin. m.33/a incelemesi resmî vesikalara dayanır; dosya safahatı, haciz ve satış tarihleri buradan çıkarılır.
- Tahliye için bu yola başvurmayın. Para borcunun ödenmesi, kesinleşmiş tahliye kararının infazını engellemez.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/8152, K. 2023/7468, 20.11.2023
Yanlış hüküm sevki süreden ret sonucunu doğuramaz; m.71 şikâyeti süreye tabi değildir. Kambiyo senetlerine özgü takipte ödeme emri 22.10.2022’de tebliğ edilmiş, takip kesinleştikten sonra 20.11.2022 tarihli ödeme belgesine dayanılarak 14.02.2023’te icra mahkemesine başvurulmuştu. Mahkeme başvuruyu İİK m.168/5 kapsamında borca itiraz sayarak beş günlük süreden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı onamıştı. Daire kararı bozarken iki tespiti art arda sıralamıştır: istem takibin kesinleşmesinden sonraki itfaya ilişkin olduğundan “İİK’nun 71. maddesi uyarınca değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, takibin kesinleşmesinden önce borcun ödenmesi sebebiyle borca itirazı düzenleyen İİK’nun 169/a maddesi hükümlerine göre hüküm tesisi isabetsizdir”; ve “HMK’nun 33. maddesi uyarınca hukuki nitelendirme hakime ait olup, İİK 71. madde uyarınca açılan şikayet süreye tabi olmadığından işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın süre nedeniyle reddi isabetsizdir.”
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/4264, K. 2024/1111, 08.02.2024
İmzası inkâr edilen adi belge yeterli değildir; ama kısmi ödeme iddiası ayrıca incelenmelidir. Borçlu şirket, alacaklının düzenlediği ibranameye dayanarak takibin iptalini, olmazsa yapılan ödemelerin kısmi itfa sayılmasını istemişti. Daire önce belge şartını uygulamıştır: ibraname adi yazılı belge niteliğinde olup imza alacaklı tarafından inkâr edildiğine göre, “Takibin kesinleşmesinden sonraki itfa şikayetlerinde belge altındaki imzanın inkarı halinde icra mahkemesince imza incelemesi yapılması mümkün değildir”; belge m.71/1 anlamında imzası ikrar edilmiş belge sayılmaz ve kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğinden yargılamayı gerektirir. Buna karşılık Daire, borçlunun kısmi ödeme iddiası bakımından m.71 ve m.33’e göre hiç inceleme yapılmadığını saptayarak, bu ödemeler yönünden bilirkişi raporu alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/4042, K. 2025/6899, 30.10.2025
Fotokopi belgede alacaklının beyanı alınmadan karar verilemez; sonradan eklenen takip dosyası incelenemez. Borçlu, şikâyet dilekçesinde bir takip dosyasının durdurulmasını isteyip 29.02.2024 tarihli belgeye dayanmış; yargılama sırasında verdiği beyan dilekçesiyle başka bir takip dosyasını da şikâyet ettiğini bildirerek ikinci bir belge sunmuştu. Daire iki yönden bozma yapmıştır. Usul yönünden: “şikayet tarihinden sonra ileri sürülen söz konusu takip dosyasının incelenmesinin iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunun kabulü gerekir.” Esas yönünden: dayanak belgenin fotokopi olduğu ve alacaklının ne cevap dilekçesi verdiği ne de aşamalarda beyanda bulunduğu saptanarak, “borçlu tarafından sunulan belge hakkında alacaklının beyanı alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz” görülmüştür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/2986, K. 2025/4591, 17.06.2025
Tahliye ediminde İİK m.71 uygulanmaz. Adi kira ve hasılat kiralarına özgü 13 örnek takipte kiracı, borcu ödediğini ileri sürerek tahliyenin durdurulmasını istemiş; ilk derece mahkemesi İİK m.33 uyarınca icranın geri bırakılmasına karar vermişti. Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur. Gerekçede önce sistematik bir tespit yapılmıştır: İİK m.269/d, kiralanan taşınmazın tahliyesinde kıyasen uygulanacak maddeleri sayarken “takibin iptal ve talikinin düzenlendiği 71. maddeye atıf yapılmamıştır.” Ardından edimlerin niteliği ayrılmıştır: takip konusu para borcu ödenerek dosya infazen kapanmış olsa da, “tahliye ile para alacağının ödenmesi edimi, nitelikleri itibariyle birbirinden farklı edimlerdir.” Sonuç olarak m.71 hükmünün “İcra Mahkemesince verilen tahliye ilamının infazında uygulanma imkanı bulunmamaktadır” denilmiş; kiracının protokole dayanan kiracılık iddiasını genel mahkemede ileri sürmesine engel bulunmadığı da eklenmiştir.
Bu kararlar İİK m.71’in nerede güçlü, nerede dar olduğunu birlikte gösteriyor. Güçlü yanı zamansızlığı: kesinleşmeden sonra ortaya çıkan bir olguya dayandığı için hiçbir hak düşürücü süreye bağlanmamış ve yanlış nitelendirilse bile mahkemenin doğru hükmü uygulaması gerekiyor — hukuki nitelendirme hâkime ait. Dar yanı ise ispat rejimi. Kanun burada bilinçli olarak icra mahkemesini dar yetkili tutmuş: noterden tasdikli ya da imzası ikrar edilmiş belge dışında bir şey aranmıyor, aranamıyor da. Kambiyo takiplerinde borca itiraz bakımından İİK m.169/a-3 ile tanınan imza inceleme imkânının m.71’de bulunmaması bir boşluk değil, tercih. Alacaklı imzayı inkâr ettiği anda uyuşmazlık artık icra mahkemesinin işi olmaktan çıkıp genel mahkemenin — menfi tespit veya istirdat davasının — konusu hâline geliyor. Aynı sınırlayıcı mantık kiralananın tahliyesinde de kendini gösteriyor: kanun koyucu m.269/d’de kıyasen uygulanacak maddeleri tek tek saymış ve m.71’i dışarıda bırakmış; kira borcunun sonradan ödenmesi kesinleşmiş bir tahliye kararını etkisiz kılamıyor, çünkü ödeme edimiyle tahliye edimi aynı şey değil. Buradan çıkan pratik sonuç şu: m.71 hızlı ve süresiz bir yol, ama yalnızca ispatı tartışmasız dosyalar için. Belgeniz tartışmalıysa doğru adres icra mahkemesi değil.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun yaratır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Kesinleşmeden önceki ödemeyi m.71’e dayandırmak | Hüküm yalnızca kesinleşme sonrası devreye ilişkindir | Süresi içinde borca itiraz yoluna gitmek |
| Elden ödeme yapıp adi makbuz almak | Alacaklı imzayı inkâr ederse belge işe yaramaz | Ödemeyi icra dosyasına yatırmak veya noterde belgelemek |
| Fotokopi belge sunmak | Tek başına hüküm kurmaya elverişli değildir | Aslını sunmak; en azından alacaklının beyanını istemek |
| İmza incelemesi talep etmek | m.71’de imza incelemesi yapılamaz | Genel mahkemede menfi tespit davası açmak |
| Şarta bağlı ibraname ile yetinmek | Şartın gerçekleşmesi yargılama konusudur | Kayıtsız şartsız ibraname veya makbuz almak |
| Kısmi ödemeyi ayrıca talep etmemek | Yalnızca iptal istenirse indirim incelenmeyebilir | Terditli talep kurmak |
| Sonradan başka dosyayı şikâyete eklemek | İddianın genişletilmesi yasağına aykırıdır | Her takip için ayrı başvuru yapmak |
| Kira borcunu ödeyip tahliyenin durmasını beklemek | m.269/d, m.71’e atıf yapmaz | Tahliye için ayrı hukuki yol izlemek |
İİK 71 hangi durumda kullanılır?
Takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin ödendiğini (itfa) veya alacaklının borçluya süre verdiğini (imhal) ileri süren borçlu, takibin iptal veya talikini icra mahkemesinden isteyebilir.
Bu talebin süresi var mı?
Yoktur. Kanun “her zaman” ifadesini kullanmaktadır. Yargıtay da İİK m.71 uyarınca açılan şikâyetin süreye tabi olmadığını, bu nedenle işin esasına girilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Hangi belgeyle ispat edilir?
Noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle. Alacaklının kabul beyanı da kabul edilmektedir. Bunun dışındaki delillerle sonuç alınamaz.
Alacaklı imzayı inkâr ederse ne olur?
İcra mahkemesi imza incelemesi yapamaz. Kambiyo takiplerinde borca itiraz bakımından İİK m.169/a-3’te düzenlenen imkân, İİK m.71’de düzenlenmemiştir. Bu durumda itfa itirazının reddi gerekir.
Banka dekontu yeterli mi?
Dekont tek başına tartışmalıdır. Ödemenin takip dosyasındaki borca ilişkin olduğu ortaya konmalı ve alacaklı bunu kabul etmelidir. En güvenlisi ödemeyi doğrudan icra dosyasına yapmaktır; bu takdirde ödeme icra zaptıyla sabit olur.
Borcun bir kısmını ödedim, takip tümden iptal olur mu?
Hayır. Kısmi ödeme takibin tümden iptalini gerektirmez; ödenen tutar düşülerek takip o oranda indirilir. Yargıtay, kısmi ödeme iddiasının İİK m.71 ve m.33 çerçevesinde, gerekirse bilirkişi raporu alınarak ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
İptal ile talik arasındaki fark nedir?
Borç tamamen sona ermişse takip iptal edilir ve dosya kapanır. Alacaklı yalnızca süre vermişse takip iptal edilmez, verilen süre boyunca durur; süre dolduğunda kaldığı yerden devam eder.
Zamanaşımı iddiası da bu yolla ileri sürülebilir mi?
Evet, ancak farklı bir rejime tabidir. İİK m.71/2, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede ileri sürülen zamanaşımı iddiasında m.33/a’nın kıyasen uygulanacağını öngörür. Bu iddia icra mahkemesince resmî vesikalara dayanılarak incelenir.
Zamanaşımı kabul edilirse alacaklı ne yapabilir?
İİK m.33/a uyarınca alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde genel mahkemede dava açarak zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat edebilir. Aksi hâlde ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm oluşturur.
Kira borcunu ödedim, tahliye durur mu?
Hayır. İİK m.269/d, kiralanan taşınmazın tahliyesinde kıyasen uygulanacak maddeler arasında m.71’e atıf yapmamaktadır. Yargıtay, para borcunun ödenmesi ile tahliyenin nitelikleri itibarıyla farklı edimler olduğunu ve m.71 hükmünün tahliye ilamının infazında uygulanma imkânı bulunmadığını belirtmiştir.
Belgem tartışmalıysa ne yapabilirim?
İcra mahkemesi dar yetkili olduğundan uyuşmazlık genel mahkemenin konusudur. Borçlu olmadığınızın tespiti için menfi tespit, ödemek zorunda kaldığınız paranın iadesi için ise istirdat davası açılabilir.
Başvuruya sonradan başka bir takip dosyası ekleyebilir miyim?
Hayır. Yargıtay, şikâyet tarihinden sonra beyan dilekçesiyle ileri sürülen başka bir takip dosyasının incelenmesini iddianın genişletilmesi yasağına aykırı bulmuştur. Her takip için ayrı başvuru yapılmalıdır.
İlgili mevzuat
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.71 — Takibin talik veya iptali
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.33 — İcranın geri bırakılması
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.33/a — İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72 — İstirdat davası
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.169 ve 169/a — Kambiyo takiplerinde borca itiraz
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.269/d — Tahliyede kıyasen uygulanacak hükümler
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.33 — Hukukun uygulanması
Bu konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: tehiri icra ve icranın geri bırakılması, itirazın kaldırılması, icra memurunun muamelesini şikâyet ve senet zamanaşımı.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belge ve olgularıyla değerlendirilir, benzer görünen olaylarda dahi farklı sonuçlara ulaşılabilir. Kararların güncel hâli ve tam metinleri için bağlantı verilen resmî kaynaklara başvurulmalıdır.