Çek ya da Senet Vermek Borcu Öder mi? İfa Yerine Edim ve İfa Uğruna Edim

- Bir borca karşılık çek veya senet verilmesi, kural olarak borcu sona erdirmez; borç ancak senedin bedeli tahsil edildiğinde ödenmiş olur.
- TBK m. 133 açıktır: mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tarafların açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme (tecdit) sayılmaz.
- Yenileme, yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesidir ve ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur.
- İfa yerine edim: taraflar açıkça kararlaştırmışsa temel borç düşer, yerini kambiyo borcu alır.
- İfa uğruna edim: temel borç ayakta kalır; alacaklının elinde biri temel ilişkiden, diğeri senetten doğan iki yarışan talep hakkı bulunur.
- Yargıtay, tereddüt hâlinde kambiyo senedinin ifa uğruna verildiğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
- Alacaklı bu iki haktan hangisini kullanacağını seçmekte serbesttir; ancak adi (temel) alacağı talep ederse senedi borçluya geri vermekle yükümlüdür.
- Hukuk Genel Kurulu, borca karşılık verilen ileri tarihli çekin vadeyi uzatmadığına ve borçlunun dava açılmasına sebebiyet verdiğine oy çokluğuyla karar vermiştir.
- Yenileme iradesi yoksa iş sözleşmesinden doğan alacak, senede bağlansa bile ticari alacağa dönüşmez; iş mahkemesi görevli kalır.
- Zamanaşımına uğramış bonoda yazılı alacak, temel ilişkiye dayanılarak genel hükümlere göre istenebilir.
- Cari hesaba kaydedilmiş olmak tek başına yenileme değildir; hesabın kesilip sonucunun kabul edilmesiyle borç yenilenir (TBK m. 134).
- Yenileme gerçekleşirse rehin, kefalet ve ceza koşulu gibi fer’î haklar da sona erebilir; bu, alacaklı için en büyük risktir.
- Uygulamada en sık hata, “senedi aldım, borç bitti” ya da “çeki verdim, borcum kalmadı” varsayımıdır; ikisi de yanlıştır.
- Aynı alacak için hem temel ilişkiye hem senede dayanılabilir; ancak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla.
Ticari hayatın en sık tekrarlanan sahnelerinden biridir: fatura ödenmemiştir, taraflar oturur, borçlu ileri tarihli bir çek ya da bir bono verir. Herkes rahatlar. Peki hukuken ne olmuştur? Borç sona ermiş midir, yoksa alacaklının elinde artık iki ayrı alacak mı vardır?
Bu sorunun cevabı Türk Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde ve onu yorumlayan Yargıtay içtihadında saklıdır. Aşağıda yenileme (tecdit) kavramını, ifa yerine edim ile ifa uğruna edim ayrımını, alacaklının seçimlik hakkını ve senedin iadesi yükümlülüğünü somut kararlarla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TBK m. 133 – Yenileme: “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.”
TBK m. 134 – Cari hesaplarda yenileme: “Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez. Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda, borç yenilenmiş olur. Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.”
TBK m. 131 – Fer’î hakların sona ermesi: “Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.”
TBK m. 132 – İbra: “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.”
TBK m. 420/2 – İşçinin ibrası: “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.”
İfa yerine edim mi, ifa uğruna edim mi?
| Ölçüt | İfa yerine edim (yenileme) | İfa uğruna edim |
|---|---|---|
| Kabul şartı | Tarafların açık yenileme iradesi gerekir | Kanunen olağan durumdur; ayrıca anlaşma gerekmez |
| Temel borcun kaderi | Sona erer, yerine kambiyo borcu geçer | Ayakta kalır, senet borcuyla birlikte var olur |
| Alacaklının talep hakkı | Tek: senede dayalı kambiyo alacağı | İki: temel ilişki alacağı ve kambiyo alacağı |
| Tereddüt hâlinde | Kabul edilmez | Yargıtay bu yönde karine kabul eder |
| Senedin iadesi | Söz konusu değil; senet alacaklıda kalır | Alacaklı temel alacağı talep ederse senedi iade etmelidir |
| Fer’î haklar (rehin, kefalet) | Asıl borç sona erdiği için sona erebilir | Temel borç sürdüğü için ayakta kalır |
| Görevli mahkeme etkisi | Alacağın niteliği değişebilir | Temel ilişkinin niteliği ve görev kuralı korunur |
| Senet ödendiğinde | Zaten tek borç ödenmiş olur | Temel borç da geriye etkili olarak sona erer |
| Senet ödenmediğinde | Alacaklının elinde yalnızca kambiyo alacağı vardır | Alacaklı temel ilişkiye dayanarak da talepte bulunabilir |
Kritik nokta: Alacaklının iki talep hakkı bulunması, iki kez tahsil edebileceği anlamına gelmez. Yargıtay bu noktayı “tahsilde tekerrür olmamak üzere” formülüyle çözer: alacaklı hem temel ilişkiye hem senede dayanabilir, hatta ikisi için ayrı ayrı takip yapabilir; ancak alacağını yalnızca bir kez tahsil eder. Buna karşılık temel ilişkiye dayanan alacaklı, senedi borçluya iade etmekle yükümlüdür — aksi hâlde borçlu, elinde kalan senet nedeniyle ikinci bir riskle karşı karşıya kalır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Yenileme iradesini yazıya dökün ya da dökmeyin — ama bilinçli karar verin. Senedin borcu sona erdirmesini istiyorsanız protokolde “taraflar mevcut borcun sona erdirilerek yerine senet borcunun geçirilmesi konusunda anlaşmışlardır” gibi açık bir ifade zorunludur.
- Alacaklıysanız yenilemeden kaçının. Yenileme, temel borcu ve ona bağlı rehin, kefalet, ceza koşulu gibi güvenceleri riske atar. Sessiz kalmak alacaklının lehinedir; kanun zaten yenilemeyi varsaymaz.
- Senedi teslim alırken tutanak tutun. Hangi faturaya, hangi sözleşmeye karşılık verildiğini yazın. Bu kayıt, sonradan “hatır senedi” savunmasını karşılamanın en pratik yoludur.
- Borçluysanız senedi verdiğinizde borcun bitmediğini bilin. Senedin bedeli tahsil edilmedikçe temel borç ayakta kalır; alacaklı dilerse ikisine birden dayanabilir.
- İleri tarihli çeke güvenmeyin. Hukuk Genel Kurulu, borca karşılık verilen ileri tarihli çekin vadeyi uzatmayacağına karar vermiştir; bu, borçlunun icra takibiyle karşılaşmasını engellemez.
- Takip veya dava açarken hangi hakka dayandığınızı belirleyin. Temel ilişkiye mi, senede mi? Dilekçede bunu açıkça yazın; ispat yükü ve zamanaşımı süresi buna göre değişir.
- Temel ilişkiye dayanıyorsanız senedi iadeye hazır olun. Yargıtay, adi alacağı talep eden alacaklının kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlü olduğunu belirtmektedir.
- Zamanaşımına uğramış senette pes etmeyin. Senet kambiyo vasfını yitirmiş olsa bile, temel ilişkiye dayanılarak genel hükümlere göre alacak istenebilir; genel zamanaşımı süresi ayrıca hesaplanır.
- Mükerrer tahsil riskini dilekçeyle bertaraf edin. “Tahsilde tekerrür olmamak üzere” kaydı, hem talebin reddedilmesini önler hem de borçluyu korur.
- İşçilik alacaklarında ibra ve senedi ayrı ayrı denetleyin. TBK m. 420/2’nin şartlarını taşımayan ibraname kesin hükümsüzdür; senet verilmesi de tek başına alacağı ticari alacağa dönüştürmez.
- Cari hesapta hesap kesimine dikkat edin. Kalemlerin hesaba kaydı yenileme değildir; ancak hesabın kesilip sonucunun kabul edilmesiyle borç yenilenir. Bu an, güvencelerin akıbeti bakımından kritik eşiktir.
- Üçüncü kişiye ait senet alırken ciro zincirini kontrol edin. Cirosu bulunmayan bir çekin teslimi, borcun ödendiği anlamına gelmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2244, K. 2015/1342, 13.05.2015
Çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatmaz; borçlu, çek verilen kısım için de dava açılmasına sebebiyet vermiştir. Hırdavat satışından doğan alacak için icra takibi yapılmış, borçlu itiraz etmiş, ardından borcuna karşılık ileri keşide tarihli bir çek vermiştir. Çek bedeli itirazın iptali davası açıldıktan sonra ödenmiş; yerel mahkeme, çek verilen bölüm için davalının dava açılmasına sebep olmadığı gerekçesiyle davalı yararına vekâlet ücretine hükmetmiş ve direnmiştir. Kurul çoğunluğu şu değerlendirmeyi yapmıştır: “818 sayılı Borçlar Kanununun 114 ncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun m. 133) maddesine göre, borcun yenilenmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradeleri ile mümkün olup, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması durumunda tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.” Kurul, ileri tarihli çekin vadeyi uzatıp uzatmayacağı sorusunu ise net biçimde yanıtlamıştır: “Çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatması mümkün değildir. Bu nedenlerle borcun bir kısmı için verilen ve ödenip ödenmeyeceği belli olamayan ileri tarihli çek yönünden de davalı borçlu dava açılmasına sebebiyet vermiştir.” Sonuç olarak direnme kararı, Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmuş ve karar oy çokluğuyla verilmiştir. Kararda yer alan ve ileri tarihli çekin ifa uğruna edim niteliğiyle vadeyi uzatacağını savunan görüş, kararın kendi ifadesiyle “Kurul çoğunluğu tarafından benimsenme”miş; bu görüş karşı oy yazısında dile getirilmiştir ve Kurulun hükmüne dahil değildir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/12668, K. 2014/12462, 12.05.2014
Açık yenileme iradesi yoksa işçilik alacağı senede bağlansa bile ticari alacağa dönüşmez; iş mahkemesi görevlidir. İş sözleşmesi sona erdirilirken taraflar sulh ve ibra protokolü imzalamış, protokoldeki alacaklara karşılık işçilere senet verilmiştir. İşveren, borcun TBK m. 133 uyarınca yenilendiğini ve alacağın bonoya bağlı ticari alacağa dönüştüğünü savunmuş; yerel mahkeme bu savunmayı kabul ederek ticaret mahkemesine görevsizlik kararı vermiştir. Daire, protokolde yenileme iradesinin açıkça yer almadığını saptadıktan sonra ayrımı şöyle kurmuştur: “Bu durumda kambiyo taahhüdüne ifa yerine değil ifa uğruna girilmiştir. Temel borç ilişkisinden doğan talep hakkı ortadan kalkmamış, bu hakka paralel ve yarışan bir kambiyo talep hakkı doğmuştur. Alacaklı bu haklardan birini veya ötekini kullanmak zorunluluğunda değildir ve seçim yapmakta serbesttir. Fakat adi alacağı talep ederse kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür.” Davacı seçim hakkını temel borç ilişkisi yönünde kullandığından davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak görevsizlik kararı bozulmuş ve karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/8595, K. 2016/3612, 04.04.2016
Haciz sırasında verilen çek ödeme uğruna verilmiştir; alacaklının kambiyo ilişkisinden doğan talep hakkı da devam eder. Haciz mahallinde bulunan üçüncü kişiler, okulda haciz yapılmaması için dosya alacağı tutarında bir çeki alacaklı vekiline elden teslim etmiş; sonra bu çekin hatır çeki olduğunu ileri sürerek menfi tespit ve çekin iptali istemiyle dava açmışlardır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Daire bu kararı onamıştır. Onanan gerekçede mahkeme şu tespitleri yapmıştır: yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesi ancak açık iradeyle olabileceğinden “borçlunun temel borç ilişkisine dayalı bir borcun ödenmesi amacı ile ticari bir senet düzenleyerek alacaklısına vermesi halinde temel borç ilişkisinin varlığını devam ettireceği, ancak kambiyo senedinin ödeme uğruna değil de ifa yerine geçmek üzere düzenlendiği takdirde borcun yenilenmiş sayılacağı, kambiyo senedinin ifa uğruna düzenlemesi durumunda ise birisi temel borç ilişkisinden diğeri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkının ortaya çıkacağı” belirtilmiş; somut olayda “önceki borcun yenilenmediği, haciz sırasında verilen çekin ödeme uğruna verildiği, ifa yerine geçmek üzere düzenlenmediği, bu durumda davalı alacaklının kambiyo ilişkisinden doğan talep hakkının da olduğu, mükerrer ödemeye yol açacak bir durumun da söz konusu olmadığı” sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak Daire, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarını reddederek hükmün onanmasına oybirliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/15442, K. 2016/4073, 13.04.2016
Tereddüt hâlinde kambiyo senedinin ifa uğruna verildiği kabul edilir; senet verilmesi borcun ödendiği anlamına gelmez. Alacaklı, zamanaşımına uğrayan bonolardaki alacağını temel ilişkiye dayanarak istemiş; borçlu ise hapis cezasından kurtulmak için verdiği üçüncü kişiye ait çekle borcun ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, çekin bir ödeme aracı olduğu ve borcun ödendiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire ise şu ilkeyi ortaya koymuştur: “hukukumuzda soyut nitelik taşıyan kambiyo taahhüdünde bulunmak iki sonuç doğurur yani, kambiyo senedi ya ifa yerine ya da ifa uğruna verilmiş olabilir. Kuşku durumunda kambiyo senedinin temel borç yerine geçmek için değil, ifa nedeninin özel bir çeşidi olan ifa uğruna yapıldığı, eş deyişle alacaklıya temel borç ilişkisinden doğan nedensel alacağın yanında, koşut ve yarışan bir alacak hakkı verdiği kabul edilmelidir.” Somut olayda cirosu bulunmayan bir çekin verilmesinin borcun ödendiği anlamına gelmeyeceği belirtilerek “davacının tahsilde tekerrür olmamak üzere temel ilişkiye dayanarak davalıdan alacağını istemesi mümkündür” denilmiştir. Sonuç olarak karar, davacı yararına ve oybirliğiyle bozulmuştur.
Bu dört karar, tek bir kanun maddesinin ticari hayatın en yaygın refleksini nasıl hukuki bir çerçeveye oturttuğunu gösteriyor. TBK m. 133 iki cümleden ibarettir; ama bu iki cümlenin altında yatan tercih son derece bilinçlidir: kanun koyucu, borcun sona ermesini istisna, devam etmesini kural saymıştır.
Birinci halka yenilemenin şartıdır. Yenileme, yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesidir ve ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle gerçekleşir. Maddenin ikinci fıkrası bu kuralı en çok karıştırılan üç örnek üzerinden pekiştirir: kambiyo taahhüdü, yeni alacak senedi ve yeni kefalet senedi düzenlenmesi. Bunların hiçbiri, açık yenileme iradesi yoksa yenileme sayılmaz. Hukuk Genel Kurulu 2015 tarihli kararında bu kuralı doğrudan uygulamış ve borca karşılık verilen çekin borcu yenilemediğini belirtmiştir.
İkinci halka, yenileme olmadığında ne olduğudur. Cevap “ifa uğruna edim”dir. Bu kavram, alacaklıya temel ilişkiden doğan sebebe bağlı alacağın yanında, senetten doğan soyut ve yarışan ikinci bir alacak hakkı verir. 22. Hukuk Dairesinin kararında bu yapı en açık biçimde ifade edilmiştir: temel borç ilişkisinden doğan talep hakkı ortadan kalkmamış, ona paralel ve yarışan bir kambiyo talep hakkı doğmuştur. İki hak vardır ama bir alacak vardır — bu incelik, “tahsilde tekerrür olmamak üzere” kaydının varlık sebebidir.
Üçüncü halka, tereddüt hâlinde hangi ihtimalin tercih edileceğidir. 11. Hukuk Dairesinin 13.04.2016 tarihli kararı bunu bir yorum kuralına bağlamıştır: kuşku durumunda kambiyo senedinin temel borç yerine geçmek için değil, ifa uğruna verildiği kabul edilmelidir. Bu karine alacaklıyı korur, çünkü senedin ödenmemesi hâlinde alacaklı elinde bir talep hakkıyla kalmamış olur. Karine ayrıca ispat yükünü de belirler: yenilemeyi ileri süren taraf, açık iradenin varlığını kanıtlamak zorundadır.
Dördüncü halka, alacaklının seçimlik hakkı ve bunun bedelidir. Alacaklı temel alacağa da senede de dayanabilir, hatta ikisi için ayrı ayrı takip yapabilir. Ancak 22. Hukuk Dairesinin altını çizdiği yükümlülük buna eşlik eder: adi alacağı talep eden alacaklı, kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür. Bu, borçluyu aynı borç için ikinci bir kambiyo takibi riskinden korur ve pratikte dava dilekçesine “senedin iadesine hazır olunduğu” kaydının konulmasıyla karşılanır.
Beşinci halka, ileri tarihli çek meselesidir ve burada dikkatli olmak gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 2015 tarihli kararında ileri tarihli çekin temel alacağın vadesini uzatacağı, dolayısıyla çek vadesi gelmeden takip yapılamayacağı yönünde bir görüş dile getirilmiştir; ancak bu görüş karar metninin kendi ifadesiyle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiş, karşı oy yazısında kalmıştır. Kurulun hükmü ise açıktır: çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatmaz ve çek verilen kısım için de borçlu dava açılmasına sebebiyet vermiş sayılır. Karar oy çokluğuyla verildiğinden, bir dilekçede yalnızca çoğunluk gerekçesine dayanmak gerekir.
Altıncı halka, iş hukuku uygulamasıdır. İşçilik alacaklarının senede bağlanması ve buna ibraname eşlik etmesi, işveren tarafından sıklıkla “artık bu bir ticari alacaktır” savunmasına dönüştürülür. 22. Hukuk Dairesi bu savunmayı iki ayrı gerekçeyle karşılamıştır: birincisi, protokolde açık yenileme iradesi yoksa TBK m. 133 uyarınca yenileme yoktur; ikincisi, TBK m. 420/2’nin sıraladığı şartları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Sonuç, iş ilişkisinden doğan borcun ayakta kalması ve iş mahkemesinin görevli olmasıdır.
Yedinci halka, zamanaşımının açtığı ikinci yoldur. Bir bono kambiyo hukukuna özgü zamanaşımına uğradığında alacak kendiliğinden yok olmaz; ifa uğruna edim yapısı sayesinde temel ilişki ayakta kalmıştır ve alacaklı genel hükümlere göre bu ilişkiye dayanabilir. 11. Hukuk Dairesinin 13.04.2016 tarihli kararı tam da böyle bir dosyada verilmiştir. Bu, senedin zamanaşımına uğradığını fark eden alacaklı için gerçek bir kurtarma hattıdır — yeter ki temel ilişki ispatlanabilsin ve o ilişkinin kendi zamanaşımı süresi dolmamış olsun.
Sekizinci ve son halka, yenilemenin gerçekten istendiği hâllerde ödenecek bedeldir. TBK m. 131 uyarınca asıl borç sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi fer’î hak ve borçlar da sona erer. Yenileme yoluyla temel borcu ortadan kaldıran alacaklı, farkında olmadan güvencelerini de kaybedebilir. TBK m. 134 cari hesaplar için benzer bir eşik koyar: kalemlerin hesaba kaydı yenileme değildir, ama hesabın kesilip sonucunun kabul edilmesi yenilemedir — bununla birlikte kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça hesap kesimi güvenceyi sona erdirmez. Bu ayrıntı, cari hesapla çalışan tacirler için sözleşmeye tek cümle eklenerek yönetilebilecek bir risktir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| “Senedi verdim, borcum bitti” varsayımı | Açık yenileme iradesi yoksa temel borç devam eder |
| “Senedi aldım, artık sadece senede dayanabilirim” sanmak | Alacaklının temel ilişkiye dayanma hakkı da vardır |
| İleri tarihli çekin takibi engelleyeceğini düşünmek | Hukuk Genel Kurulu, çek verilmesinin vadeyi uzatmayacağına karar vermiştir |
| Temel alacağı dava ederken senedi elde tutmak | Adi alacağı talep eden alacaklı senedi borçluya iade etmelidir |
| Aynı alacak için iki kez tahsil yoluna gitmek | Talep “tahsilde tekerrür olmamak üzere” ileri sürülmelidir |
| Protokole yenileme iradesini yazmadan yenileme sonucu beklemek | Yenileme ancak açık irade ile olur; zımni kabul yeterli değildir |
| Zamanaşımına uğrayan senette alacağı tamamen kaybolmuş saymak | Temel ilişkiye dayanılarak genel hükümlere göre talep mümkündür |
| İşçilik alacağının senede bağlanmasıyla iş mahkemesinin görevinin düştüğünü sanmak | Yenileme iradesi yoksa iş ilişkisinden doğan borç devam eder |
| Cari hesaba kayıtla borcun yenilendiğini düşünmek | Yenileme, hesabın kesilip sonucunun kabul edilmesiyle gerçekleşir |
Borcuma karşılık senet verdim, borcum sona erdi mi?
Kural olarak hayır. TBK m. 133 uyarınca mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Bu durumda senet “ifa uğruna” verilmiş olur ve temel borç ayakta kalır. Borç, ancak senedin bedeli fiilen tahsil edildiğinde sona erer.
Yenileme (tecdit) nedir?
Yenileme, yeni bir borç kurularak mevcut borcun sona erdirilmesidir. TBK m. 133’e göre bu ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle mümkündür. Yenileme gerçekleşirse temel borç ortadan kalkar ve yerini yeni borç alır; buna bağlı olarak rehin, kefalet ve ceza koşulu gibi fer’î haklar da sona erebilir.
İfa yerine edim ile ifa uğruna edim arasındaki fark nedir?
İfa yerine edimde taraflar senedin temel borcun yerine geçmesini açıkça kararlaştırmıştır; temel borç düşer. İfa uğruna edimde ise senet, temel borcun ödenmesi amacıyla verilmiştir; temel borç devam eder ve alacaklının elinde biri temel ilişkiden diğeri senetten doğan iki yarışan talep hakkı bulunur. Yargıtay, kuşku hâlinde ifa uğruna edim bulunduğunu kabul eder.
Alacaklı hem senede hem temel alacağa dayanabilir mi?
Evet. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin belirttiği gibi alacaklı bu haklardan birini veya ötekini kullanmak zorunda değildir ve seçim yapmakta serbesttir. Ancak alacağını iki kez tahsil edemez; bu nedenle talepler “tahsilde tekerrür olmamak üzere” ileri sürülür.
Temel alacağı dava edersem senedi ne yapmalıyım?
Yargıtay, adi alacağı talep eden alacaklının kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlü olduğunu belirtmektedir. Uygulamada dava dilekçesine senedin iadesine hazır olunduğuna dair bir kayıt konulur ve senet dosyaya sunulur. Bu, borçlunun aynı borç için ikinci bir kambiyo takibiyle karşılaşmasını önler.
İleri tarihli çek verilmesi vadeyi uzatır mı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.05.2015 tarihli kararında çek verilmesinin ödeme sayılmadığı ve bu nedenle vadeyi uzatmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kurul, çek verilen kısım yönünden de borçlunun dava açılmasına sebebiyet verdiğini kabul etmiştir. Bu karar oy çokluğuyla verilmiş olup, aksi yöndeki görüş karşı oy yazısında kalmıştır.
Senet ödenirse temel borç ne olur?
İfa uğruna verilen kambiyo senedinin bedeli tahsil edildiğinde temel borç ilişkisinden doğan alacak da sona erer. Bu nedenle alacaklının iki talep hakkına sahip olması, iki kez tahsil edeceği anlamına gelmez; senet ödendiği anda temel alacak ödenmiş sayılır.
Senet zamanaşımına uğrarsa alacağım biter mi?
Hayır. Senedin kambiyo hukukuna özgü zamanaşımına uğraması, temel ilişkiden doğan alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.04.2016 tarihli kararında da belirtildiği üzere alacaklı, tahsilde tekerrür olmamak üzere temel ilişkiye dayanarak alacağını isteyebilir. Bu yolda temel ilişkinin ispatı ve kendi zamanaşımı süresi önem kazanır.
Üçüncü kişiye ait çek verilmesi borcu öder mi?
Tek başına ödemez. Yargıtay, cirosunu ihtiva etmeyen bir çekin borca karşılık verilmesinin borcun ödendiği anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Çek yalnızca bir ödeme aracıdır; borç, çek bedelinin fiilen tahsil edilmesiyle sona erer.
İşçilik alacağına karşılık senet verilirse alacak ticari alacağa dönüşür mü?
Açık yenileme iradesi bulunmadıkça dönüşmez. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, sulh ve ibra protokolünde yenileme iradesinin açıkça yer almadığı bir dosyada iş ilişkisinden kaynaklanan borcun yenileme veya ibra ile sona ermiş sayılamayacağını ve davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğunu belirtmiştir.
İbraname imzalarsam borç kesin olarak sona erer mi?
İbra, TBK m. 132 uyarınca borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırabilir ve şekle bağlı değildir. Ancak işçinin işverenden alacağına ilişkin ibrada TBK m. 420/2 özel şartlar arar: yazılı olma, fesihten itibaren en az bir ay geçmesi, alacağın tür ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin noksansız ve banka aracılığıyla yapılması. Bu unsurları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Yenileme olursa kefil ve rehin ne olur?
TBK m. 131 uyarınca asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona erer. Bu nedenle yenileme, alacaklı için güvencelerin kaybı anlamına gelebilir. İşlemiş faiz ve ceza koşulu ise sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bildirimle saklı tutulmuşsa istenebilir.
Cari hesaba kayıt borcu yeniler mi?
Hayır. TBK m. 134’e göre çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması borcun yenilendiği anlamına gelmez. Ancak hesabın kesilmesi ve hesap sonucunun diğer tarafça kabul edilmesi durumunda borç yenilenmiş olur. Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça hesap kesimi bu güvenceyi sona erdirmez.
Yenileme iradesini nasıl belgelemeliyim?
Protokole veya sözleşmeye, mevcut borcun sona erdirilerek yerine yeni borcun geçirildiğini açıkça yazmak gerekir. “Borcuna karşılık senet verilmiştir” gibi ifadeler yenileme sayılmaz. Yenileme sonucunu isteyen taraf, açık iradenin varlığını ispat yükü altındadır; tereddüt hâlinde ifa uğruna edim kabul edilir.
Alacaklıysam yenilemeyi istemeli miyim?
Çoğu durumda hayır. Yenileme temel borcu sona erdirdiği için ona bağlı rehin, kefalet ve ceza koşulu gibi güvenceler de sona erebilir; ayrıca alacaklı, elindeki iki yarışan talep hakkından birini kaybeder. Kanun zaten yenilemeyi varsaymadığından, sessiz kalmak alacaklının lehinedir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 131 – Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 132 – İbra
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 133 – Yenileme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 134 – Cari hesaplarda yenileme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420 – Hizmet sözleşmesinde ibra
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 89 vd. – Cari hesap sözleşmesi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 749 – Bonoda zamanaşımı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 814 – Çekte zamanaşımı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 795-796 – Çekte ibraz
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67 – İtirazın iptali davası
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 72 – Menfi tespit ve istirdat davası
- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (mülga) m. 1 – İş mahkemelerinin görevi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: itirazın iptali davası, kambiyo senedinde imza itirazı, senet zamanaşımı, borcun üstlenilmesi ve cari hesap sözleşmesi.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.