Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma: Üç İmza Olmadan Devir Olmaz

- Sözleşmenin devri, devredenin taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır (TBK m. 205).
- Bu, alacağın devri veya borcun üstlenilmesinden farklıdır: burada devredilen tek tek haklar ya da borçlar değil, sözleşmedeki taraf sıfatının kendisidir.
- Devir üç taraflı bir sözleşmedir: devreden, devralan ve sözleşmede kalan taraf. Üçünün de imzası kural olarak geçerlilik şartıdır.
- Alternatif yol: devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan tarafın önceden izin verdiği ya da sonradan onayladığı anlaşma da devir hükümlerine tabidir.
- Devrin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Yazılı bir sözleşme yazılı devir, resmî şekle tabi bir sözleşme resmî şekilde devir gerektirir.
- Kanundan doğan halefiyet hâlleri ve özel hükümler saklıdır; örneğin işyeri devrinde işçinin onayı aranmaz.
- Devirle birlikte devreden sözleşmenin tarafı olmaktan çıkar; artık o sözleşmeye dayanarak dava açamaz.
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, kat karşılığı inşaat sözleşmesini devreden yüklenicinin aktif dava ehliyetini kaybettiğine karar vermiştir.
- Teminatlar kendiliğinden devralana geçmez; teminat mektubunda muhatap değişikliği ancak bankanın kabulüyle mümkündür.
- Devir sözleşmesinde teminatların, kefaletlerin ve rehinlerin akıbeti düzenlenmezse ciddi uyuşmazlık çıkar.
- Yalnızca “sözleşme şu şirkete devredilmiştir” içerikli tek taraflı bir bildirim, taraf sıfatının devrini ispat etmez.
- Kira sözleşmesinde devralan sıfatıyla takip yapan kişi, yazılı devir sözleşmesini ibraz edemezse aktif husumet yokluğuyla karşılaşır.
- Sözleşmeye katılma (TBK m. 206) farklıdır: katılan, mevcut tarafın yerine geçmez, onun yanında yer alır ve aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil alacaklı ve borçlu olur.
- Sözleşmeye katılmanın geçerliliği de katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.
Bayilik sözleşmesi başka bir dağıtıcıya geçer, inşaat işi başka bir yükleniciye devredilir, kiraya veren şirket portföyünü bir gayrimenkul yatırım şirketine aktarır. Bunların hepsi ticari hayatta olağan işlemlerdir; hukuken ise hepsi aynı kurumu ilgilendirir: sözleşmenin devri.
Türk Borçlar Kanunu 2012’ye kadar bu kurumu düzenlememişti; uygulama alacağın temliki ve borcun nakli hükümlerini birleştirerek sonuca ulaşmaya çalışıyordu. TBK m. 205 ile birlikte artık açık bir hüküm var — ve bu hüküm, çoğu uyuşmazlığın kaynağı olan tek bir şartı içeriyor: üç tarafın iradesi.
Kanunî dayanak
TBK m. 205 – Sözleşmenin devri: “Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.”
TBK m. 206 – Sözleşmeye katılma: “Sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere, katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır. Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar. Sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.”
TBK m. 183 – Alacağın devri: “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir…”
TBK m. 195 – İç üstlenme sözleşmesi: “Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur…”
Devir, temlik, üstlenme ve katılma: dört ayrı kurum
| Ölçüt | Sözleşmenin devri (m. 205) | Sözleşmeye katılma (m. 206) |
|---|---|---|
| Devredilen | Taraf olma sıfatı ile bütün hak ve borçlar | Hiçbir şey devredilmez; katılan tarafın yanına eklenir |
| Devredenin durumu | Sözleşmenin tarafı olmaktan çıkar | Taraf olarak kalmaya devam eder |
| Taraf sayısı | Devreden, devralan, sözleşmede kalan (üç taraf) | Katılan ve sözleşmenin tarafları |
| Sorumluluk | Devralan tek başına sorumlu olur | Aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil sorumluluk |
| Şekil | Devredilen sözleşmenin şekline bağlı | Katılma konusu sözleşmenin şekline bağlı |
| Alacağın devrinden farkı | Alacağın devrinde yalnızca alacak geçer; borçlunun rızası aranmaz (TBK m. 183) | |
| Borcun üstlenilmesinden farkı | Borcun üstlenilmesinde yalnızca borç geçer; alacaklının onayı gerekir (TBK m. 195 vd.) | |
| Dava ehliyeti etkisi | Devreden aktif dava ehliyetini kaybeder | Katılan da dava ehliyetine sahip olur |
| Tipik kullanım | Bayilik, inşaat, kira, franchise sözleşmelerinin el değiştirmesi | Grup şirketlerinde ek borçlu ekleme, teminat amaçlı katılım |
Kritik nokta: Devir sözleşmesinde en çok atlanan başlık teminatların akıbetidir. Devir, borç ilişkisinin tarafını değiştirir; ama devreden lehine verilmiş bir teminat mektubunun muhatabını kendiliğinden değiştirmez. Yargıtay uygulamasında teminat mektubunda muhatap değişikliğinin ancak bankanın kabulüyle gerçekleşeceği, dolayısıyla muhatap sıfatının sözleşmenin devriyle kendiliğinden devralana geçmeyeceği kabul edilmektedir. Bu nedenle devir metnine “devreden lehine verilen … numaralı teminat mektubunun iade edileceği ve devralan lehine yeni teminat düzenleneceği” gibi somut bir hüküm konulmalıdır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Önce hangi kurumu kullandığınıza karar verin. Yalnızca alacağı mı devrediyorsunuz (TBK m. 183), yalnızca borcu mu (TBK m. 195 vd.), yoksa taraf sıfatının tamamını mı (TBK m. 205)? Metnin başlığı değil, içeriği belirleyicidir.
- Üç imzayı toplayın. Devreden, devralan ve sözleşmede kalan tarafın aynı belgeyi imzalaması en güvenli yoldur. Yargıtay uygulamasında üç tarafın imzası devrin geçerlilik şartı olarak değerlendirilmektedir.
- Üçüncü imza alınamıyorsa izin veya onay yolunu kullanın. TBK m. 205/2 uyarınca sözleşmede kalan tarafın önceden verdiği izne dayanan ya da sonradan onayladığı anlaşma da devir hükümlerine tabidir. İzin veya onayı yazılı almak şarttır.
- Asıl sözleşmenin şekline uyun. Devrin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Noterde düzenlenmiş bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devri de noterde yapılmalıdır.
- Devir tarihini ve kesim noktasını yazın. Devir tarihinden önce doğmuş borç ve alacakların kime ait olacağı açıkça belirlenmelidir; aksi hâlde geçmiş dönem için kimin muhatap olduğu tartışmalı hâle gelir.
- Teminatların, kefaletlerin ve rehinlerin akıbetini düzenleyin. Devreden elindeki teminat mektubunu iade edecek mi? Devralan lehine yeni teminat verilecek mi? Kefil devri kabul ediyor mu? Bunlar ayrı ayrı yazılmalıdır.
- Devreden olarak “sorumluluğun devam etmeyeceği” kaydını arayın. Devirden sonra da devredenin sorumlu kalacağına dair bir şart yoksa, devirle birlikte devredenin sözleşmeden doğan sorumluluğu sona erer.
- Devralan olarak sözleşmeyi baştan sona okuyun. Taraf sıfatını devralan, sözleşmenin bütün borçlarını da devralır; cezai şart, rekabet yasağı, asgari alım taahhüdü gibi hükümler artık sizi bağlar.
- Tahkim ve yetki şartlarını ayrıca değerlendirin. Sözleşmedeki uyuşmazlık çözüm hükümlerinin devralanı bağlayıp bağlamayacağı, devir metninde açıkça düzenlenmediğinde ayrı bir uyuşmazlık konusu olabilir.
- Dava açmadan önce taraf sıfatını kontrol edin. Sözleşmeyi devreden, o sözleşmeye dayanarak dava açamaz; devralan ise devri yazılı olarak ispat edemezse aktif husumet itirazıyla karşılaşır.
- Bildirim ile devri karıştırmayın. “Sözleşme şu şirkete devredilmiştir, ödemeleri şu hesaba yapınız” içerikli bir yazı, taraf sıfatının geçtiğini tek başına ispatlamaz.
- Kanuni halefiyet hâllerini ayırın. İşyerinin devrinde iş sözleşmeleri kanun gereği devralan işverene geçer; burada işçinin onayı aranmaz. TBK m. 205’in son cümlesi bu tür özel hükümleri saklı tutar.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/138, K. 2024/8690, 05.12.2024
Sözleşmenin devri üç taraflı bir sözleşmedir; üç tarafın imzası geçerlilik şartıdır. Akaryakıt bayii, dağıtıcı şirkete verdiği teminat mektubunun iadesini istemiş; bayilik sözleşmesinin başka bir dağıtıcıya devredildiğini, dolayısıyla devredenle ilişkisinin sona erdiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi bayiyi haklı bulmuştu. Daire, TBK m. 205’i aktardıktan sonra kuralı şöyle formüle etmiştir: “Bu hükümden anlaşıldığı üzere sözleşmenin devri üç taraflı bir sözleşme olup, sözleşmeyi devreden, sözleşmeyi devralan ve sözleşmede kalan tarafından imzalanması geçerlilik şartıdır. Somut olayda sözleşmenin devrine ilişkin sözleşmeyi üç taraf da imzalamış olduğundan geçerli bir devir olduğunun kabulü gerekir.” Daire, bayinin asgari alım taahhüdünü yerine getirmediğinin kendi imzalı yazısıyla beyan edildiğini ve açtığı menfi tespit davasından vazgeçtiğini de saptayarak “teminat mektubunun garanti fonksiyonunun devam ettiğinin de kabulü gerekir” demiştir. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı bozularak kaldırılmış ve karar oybirliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4820, K. 2026/75, 12.01.2026
Bozmaya uyulduktan sonra verilen ret kararı onanmış; üç taraflı devir ve teminatın garanti fonksiyonu sonuçlandırılmıştır. Aynı uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi, bozma ilamına uyarak yeniden yargılama yapmıştır. Onanan gerekçede mahkeme, TBK m. 205 metnini aktardıktan sonra “sözleşmenin devrinin üç taraflı bir sözleşme niteliği taşıdığını, sözleşmeyi devreden, sözleşmeyi devralan ve sözleşmede kalan tarafından imzalanmasının geçerlilik şartı olduğu, somut olayda sözleşmenin devrine ilişkin sözleşmeyi üç taraf da imzaladığından geçerli bir devir olduğunun kabulü gerektiği”ni belirtmiş; ayrıca kararın kesinleşmesinden önce devreden ve devralan dağıtıcı şirketlerin birleşmiş olmasını da gözeterek davanın reddine karar vermiştir. Daire, ilk derece mahkemesinin HMK m. 373/4 uyarınca bozma kararına uyarak hüküm kurduğunu belirterek temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. Sonuç olarak karar onanmış ve hüküm 12.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/14912, K. 2018/15359, 10.09.2018
Yazılı devir sözleşmesi yoksa taraf sıfatının devralındığı ispat edilemez; kira takibi bu nedenle sonuçsuz kalır. Kendisini kira sözleşmesinin devralanı olarak niteleyen şirket, ödenmeyen kiraların tahsili ve tahliye istemiyle takip başlatmış; dayanak olarak yalnızca sözleşmenin taraflarınca düzenlenen ve “kira sözleşmesi aynı koşul ve şartlarda … A.Ş.’ye devredilmiştir” ifadesini içeren bir yazı sunmuştur. Bölge adliye mahkemesi bu belgeyi geçerli bir temlikname sayarak tahliyeye karar vermişti. Daire, TBK m. 205’in üç fıkrasını da aktardıktan sonra somut tespiti yapmıştır: “Yukarıda anılan yasal düzenlemeye göre davacı tarafın devralan ve dava dışı kiraya veren … A.Ş’nin devreden sıfatı ile aralarında yapılan yazılı devir sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu durumda davacı taraf, sözleşmedeki taraf sıfatını devraldığını yasal koşullarda ispatlayamamıştır.” Bu nedenle bölge adliye mahkemesince istinaf talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuş ve karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/572, K. 2018/3178, 12.09.2018
Sözleşmeyi devreden taraf sıfatını kaybeder; artık o sözleşmeye dayanarak dava açamaz. Kat karşılığı inşaat sözleşmesini noterde devreden yüklenici, arsa sahibine karşı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemiyle dava açmıştır; arsa sahibi devre muvafakat etmiştir. Daire önce kurumu tanımlamıştır: “Sözleşmenin devrinde üç taraf bulunmaktadır. Bunlar, sözleşmeyi devreden, sözleşmeyi devralan ve sözleşmede kalandır. Sözleşmeyi devreden, bu sözleşmeye ilişkin taraf olması sıfatını terk etmekte, onun yerine üçüncü bir kişi sözleşmeye dâhil olmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sözleşmeyi devralanın sözleşmeyi devreden yerine sözleşme ilişkisine tüm hak ve yükümlülükleri kapsar biçimde girmesidir.” Somut olaya uygulandığında sonuç nettir: “Davacı-birleşen dosya davacısı yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini davalı devralan yükleniciye devretmekle sözleşmenin tarafı olmaktan çıkmış olup sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan haklarını kaybettiği için bunun usul hukukuna yansıması olan aktif dava ehliyetini de kaybettiğinden davalı-birleşen dosya davalısı arsa sahibine karşı dava açamaz.” Sonuç olarak karar, arsa sahibi yararına bozulmuştur.
Bu dört karar, TBK m. 205’in kısa metninin arkasındaki uygulamayı adım adım gösteriyor. Kurumun kendisi sade: bir sözleşmedeki taraf sıfatı, bütün hak ve borçlarıyla birlikte bir başkasına geçiyor. Zorluk, bu geçişin hangi şartlarla gerçekleştiği ve sonuçlarının nereye kadar uzandığı noktasında başlıyor.
Birinci halka üç taraflılıktır. 11. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararı bunu açık bir formüle bağlamıştır: sözleşmenin devri üç taraflı bir sözleşmedir ve devreden, devralan ile sözleşmede kalan tarafın imzası geçerlilik şartıdır. Bu, alacağın devrinden en keskin ayrıldığı noktadır — TBK m. 183 uyarınca alacağın devri için borçlunun rızası aranmazken, sözleşmenin devrinde karşı tarafın iradesi olmadan sonuç doğmaz. Sebebi açıktır: taraf sıfatı devredildiğinde karşı taraf, borcunu kimden isteyeceğini ve kime karşı ifa edeceğini değiştirmek zorunda kalır.
İkinci halka, bu üçüncü iradenin nasıl açıklanabileceğidir. TBK m. 205/2 esnek bir kapı bırakır: devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan tarafça önceden verilen izne dayanan ya da sonradan onaylanan anlaşma da devir hükümlerine tabidir. Uygulamada bu, çerçeve sözleşmelere baştan konulan “taraflardan biri sözleşmeyi grup şirketlerinden birine devredebilir” tipi kayıtlarla ya da devirden sonra alınan onay yazılarıyla karşılanır. 11. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli onama kararında da devreden ile devralan şirketlerin sonradan birleşmiş olması, devre onay verildiği yolunda bir olgu olarak değerlendirilmiştir.
Üçüncü halka şekildir ve en sık düşülen tuzak buradadır. Devrin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. 8. Hukuk Dairesinin kira dosyasında tam olarak bu eksiklik sonucu belirlemiştir: yazılı kira sözleşmesinin devrini gösteren, devreden ile devralan arasında düzenlenmiş yazılı bir devir sözleşmesi dosyada yoktur; ortada yalnızca kira sözleşmesinin taraflarınca düzenlenmiş, ödemenin başka bir hesaba yapılmasını bildiren bir yazı vardır. Daire bu belgeyi taraf sıfatının devrini ispata yeterli görmemiştir. Ders nettir: bildirim, devir değildir.
Dördüncü halka, devrin devreden üzerindeki etkisidir. 15. Hukuk Dairesinin kararı bunu usul hukukuna kadar taşır: taraf sıfatını terk eden devreden, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca o sözleşmeden doğan haklarını kaybeder ve bunun usul hukukundaki yansıması olarak aktif dava ehliyetini de yitirir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesini devreden yüklenici, inşaatı belli bir seviyeye getirmiş olsa bile artık arsa sahibine karşı o sözleşmeye dayanarak dava açamaz. Devreden yüklenicinin yapabileceği şey, devralan yükleniciyle arasındaki iç ilişkiye dayanmaktır — devir sözleşmesinde bu iç ilişkinin düzenlenmemiş olması, uygulamada büyük kayıplara yol açar.
Beşinci halka teminatlardır ve burada kural, devrin otomatik sonuç doğurmadığıdır. Akaryakıt bayiliği dosyasında bayi, sözleşme devredildiğine göre devreden dağıtıcının elindeki teminat mektubunun da hükümsüz kaldığını savunmuştur. İlk derece ve istinaf bu savunmayı benimsemiş; istinaf kararında ayrıca teminat mektubunda muhatap değişikliğinin ancak bankanın kabulüyle gerçekleşebileceği, bu nedenle muhatap sıfatının sözleşmenin devriyle kendiliğinden devralana geçemeyeceği belirtilmiştir. 11. Hukuk Dairesi ise sonucu tersine çevirmiş; devrin geçerli olduğunu, bayinin asgari alım taahhüdünü ihlâl ettiğini ve menfi tespit davasından vazgeçtiğini gözeterek teminat mektubunun garanti fonksiyonunun devam ettiğini kabul etmiştir. Buradan çıkan pratik sonuç şudur: teminatın akıbeti devir metninde düzenlenmemişse, cevabı kanun değil somut olayın koşulları belirler — ve bu, tarafların hiçbiri için öngörülebilir değildir.
Altıncı halka, sözleşmenin devrinin komşu kurumlardan ayrılmasıdır. Alacağın devrinde (TBK m. 183) yalnızca alacak geçer, borçlunun rızası aranmaz. Borcun üstlenilmesinde (TBK m. 195 vd.) yalnızca borç geçer, alacaklının onayı gerekir. Sözleşmenin devrinde ise taraf sıfatı bir bütün olarak geçer ve karşı tarafın iradesi zorunludur. Sözleşmeye katılmada (TBK m. 206) ise hiçbir şey el değiştirmez: katılan, mevcut tarafın yanına eklenir ve aksi kararlaştırılmadıkça onunla birlikte müteselsilen alacaklı ve borçlu olur. Bir metin “devir” başlığını taşısa bile içeriği bunlardan hangisine uyuyorsa o hükümlere tabi olur.
Yedinci halka, sözleşmeye katılmanın alacaklıya sağladığı avantajdır. Grup şirketlerinde ya da yeniden yapılandırma müzakerelerinde alacaklı, mevcut borçlunun sözleşmeden çıkmasını istemez; yeni bir şirketin de borçlu sıfatıyla eklenmesini ister. TBK m. 206 tam olarak bu ihtiyacı karşılar ve müteselsil sorumluluğu kural olarak öngörür. Katılmanın da katılma konusu sözleşmenin şekline bağlı olduğu unutulmamalıdır.
Sekizinci ve son halka, kanuni halefiyet istisnasıdır. TBK m. 205’in son cümlesi, kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümleri saklı tutar. En bilinen örnek işyeri devridir: iş sözleşmeleri, işçinin onayı aranmaksızın kanun gereği devralan işverene geçer. Buradaki mantık, TBK m. 205’in koruduğu menfaatin tersine dönmesidir — orada karşı taraf devri onaylayarak korunurken, burada işçi devre müdahale edemediği için sonuçlarından olumsuz etkilenmemesi sağlanır. Bu nedenle bir devir işleminde hangi rejimin uygulanacağı, önce ilişkinin niteliğine bakılarak belirlenmelidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Devri iki taraf arasında yapıp karşı tarafa yalnız bildirmek | Devir üç taraflı sözleşmedir; karşı tarafın izni veya onayı gerekir |
| “Ödemeleri şu hesaba yapın” yazısını devir belgesi saymak | Bildirim, taraf sıfatının devrini ispat etmez |
| Sözlü devir yapmak | Devrin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır |
| Noterde yapılmış sözleşmeyi adi yazılı belgeyle devretmek | Resmî şekle tabi sözleşmenin devri de aynı şekle tabidir |
| Devirden sonra devredenin dava açması | Devreden taraf sıfatını ve aktif dava ehliyetini kaybeder |
| Teminat mektubunun kendiliğinden devralana geçeceğini düşünmek | Muhatap değişikliği bankanın kabulüne bağlıdır; devir metninde düzenlenmelidir |
| Geçmiş dönem borçlarının kime ait olduğunu yazmamak | Devir tarihi ve kesim noktası açıkça belirlenmelidir |
| Sözleşmenin devri ile alacağın temlikini aynı saymak | Temlikte borçlunun rızası aranmaz; devirde karşı tarafın iradesi zorunludur |
| Sözleşmeye katılmada devredenin çıktığını sanmak | Katılmada mevcut taraf kalır; aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil sorumluluk doğar |
Sözleşmenin devri nedir?
TBK m. 205’e göre sözleşmenin devri, devredenin sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Devredilen tek tek alacaklar ya da borçlar değil, sözleşmedeki taraf konumunun tamamıdır. Devirden sonra devreden sözleşmenin tarafı olmaktan çıkar, yerini devralan alır.
Karşı tarafın onayı olmadan sözleşme devredilebilir mi?
Kural olarak hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, sözleşmenin devrinin üç taraflı bir sözleşme olduğunu ve devreden, devralan ile sözleşmede kalan tarafça imzalanmasının geçerlilik şartı olduğunu belirtmektedir. TBK m. 205/2, sözleşmede kalan tarafın önceden verdiği izin ya da sonradan verdiği onayı da yeterli sayar.
Devir hangi şekilde yapılmalıdır?
TBK m. 205/3 uyarınca devrin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Yazılı yapılması zorunlu bir sözleşme yazılı olarak, resmî şekle tabi bir sözleşme resmî şekilde devredilir. Şekil şartına uyulmaması devri geçersiz kılar ve devralan taraf sıfatını kazanamaz.
Sözleşmeyi devreden hâlâ dava açabilir mi?
Hayır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini devreden yüklenicinin sözleşmenin tarafı olmaktan çıktığını, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan haklarını kaybettiğini ve bunun usul hukukuna yansıması olarak aktif dava ehliyetini de yitirdiğini belirtmiştir. Devreden, ancak devralanla arasındaki iç ilişkiye dayanabilir.
Sözleşmenin devri ile alacağın temliki arasındaki fark nedir?
Alacağın temlikinde yalnızca alacak hakkı geçer ve TBK m. 183 uyarınca borçlunun rızası aranmaz. Sözleşmenin devrinde ise taraf sıfatı bütün hak ve borçlarla birlikte geçer; bu nedenle sözleşmede kalan tarafın iradesi zorunludur. Devirde devreden sözleşmeden tamamen çıkarken, temlikte borç ilişkisinin tarafları aynı kalır.
Sözleşmenin devri ile borcun üstlenilmesi arasındaki fark nedir?
Borcun üstlenilmesinde yalnızca borç el değiştirir ve alacaklının onayı gerekir; alacak hakları devredende kalır. Sözleşmenin devrinde ise hem alacaklar hem borçlar, taraf sıfatıyla birlikte devralana geçer. Bir metnin hangi kuruma tabi olduğu, başlığına değil içeriğine bakılarak belirlenir.
Sözleşmeye katılma nedir?
TBK m. 206’ya göre sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır. Devirden farkı, mevcut tarafın sözleşmeden çıkmamasıdır.
Sözleşmeye katılmada sorumluluk nasıl paylaşılır?
Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar. Yani alacaklı, borcun tamamını ikisinden herhangi birinden isteyebilir. Katılmanın geçerliliği de katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.
Devirle birlikte teminat mektubu devralana geçer mi?
Kendiliğinden geçmez. Uygulamada teminat mektubunda muhatap değişikliğinin ancak bankanın kabulüyle gerçekleşeceği, dolayısıyla muhatap sıfatının sözleşmenin devriyle kendiliğinden devralana geçmeyeceği kabul edilmektedir. Bu nedenle devir metninde mevcut teminatın iadesi ve devralan lehine yeni teminat düzenlenmesi açıkça kararlaştırılmalıdır.
Kira sözleşmesi devredilen kişi doğrudan takip yapabilir mi?
Ancak devri usulüne uygun biçimde ispat edebilirse. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, devralan ile devreden kiraya veren arasında yazılı bir devir sözleşmesi bulunmayan bir dosyada, davacının sözleşmedeki taraf sıfatını devraldığını yasal koşullarda ispat edemediği sonucuna varmış ve tahliyeye ilişkin kararı bozmuştur.
Devir tarihinden önceki borçlardan kim sorumludur?
Bu, devir sözleşmesinde belirlenmesi gereken bir husustur. Devir, taraf sıfatını bütün hak ve borçlarıyla geçirdiğinden, aksi kararlaştırılmadıkça geçmiş dönem borçları da devralana geçer. Taraflar bir kesim tarihi belirleyerek devir öncesi ve sonrası dönemleri ayırabilir; bu ayrım yapılmazsa uyuşmazlık kaçınılmazdır.
Devirden sonra devreden sorumlu kalmaya devam eder mi?
Kural olarak hayır; devirle birlikte devreden sözleşmenin tarafı olmaktan çıkar ve sorumluluğu sona erer. Ancak taraflar devir sözleşmesine, devredenin belirli bir süre veya belirli borçlar bakımından sorumlu kalmaya devam edeceğine dair bir şart koyabilirler. Böyle bir şart yoksa devreden sorumluluktan kurtulur.
Sözleşmedeki tahkim veya yetki şartı devralanı bağlar mı?
Sözleşmenin devri taraf sıfatını bütün hak ve borçlarıyla geçirdiğinden, sözleşmede yer alan uyuşmazlık çözüm hükümlerinin devralan bakımından da geçerli olacağı savunulur. Ancak bu husus somut sözleşmenin metnine ve devir anlaşmasının kapsamına göre değerlendirilir; tartışmayı önlemek için devir metninde açıkça düzenlenmesi yerinde olur.
İşyeri devrinde işçinin onayı gerekir mi?
Hayır. TBK m. 205’in son cümlesi kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümleri saklı tutar. İşyerinin devrinde iş sözleşmeleri kanun gereği devralan işverene geçer ve işçinin onayı aranmaz. Buradaki amaç, devre müdahale edemeyen işçinin bu hukuki işlemin sonuçlarından olumsuz etkilenmemesidir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183 – Alacağın devri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 184 – Alacağın devrinde şekil
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 195 – İç üstlenme sözleşmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 196-198 – Dış üstlenme sözleşmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 202 – Malvarlığının veya işletmenin devralınması
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 205 – Sözleşmenin devri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 206 – Sözleşmeye katılma
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 322 – Kira ilişkisinin devri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 428-429 – Hizmet ilişkisinin devri
- 4857 sayılı İş Kanunu m. 6 – İşyerinin devri
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 – Ticari işletmenin devri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114 – Dava şartları
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: alacağın temliki, borcun üstlenilmesi, alt kira ve kullanım hakkının devri, banka teminat mektubu ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.