Gıdada Taklit ve Tağşiş: İdari Para Cezası, Toplatma ve İtiraz Yolu (5996 s. K.)

- 5996 sayılı Kanun’un amacı gıda ve yem güvenilirliğini, halk sağlığını, bitki ve hayvan sağlığını, tüketici menfaatleri ile çevrenin korunması da dikkate alınarak korumak ve sağlamaktır.
- Tağşiş, ürüne temel özelliğini veren öğelerin veya besin değerlerinin tamamının ya da bir bölümünün mevzuata aykırı olarak çıkarılması, miktarının değiştirilmesi veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin o madde yerine katılmasıdır.
- Taklit, ürünlerin şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi gösterilmesidir.
- Kanun, gıda ve yemde taklit ve tağşiş yapılamayacağını; taklit ve tağşiş yapılmış ürünün işleme tâbi tutulamayacağını ve piyasaya arz edilemeyeceğini hükme bağlar.
- Gıda kodeksine aykırı gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretilemez, işleme tâbi tutulamaz ve piyasaya arz edilemez.
- Gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı, reklâmı ve sunumu tüketiciyi yanıltıcı şekilde yapılamaz.
- Bakanlığın gıda kodeksi düzenleme yetkisi yalnızca gıda güvenilirliği ile sınırlı değildir; tüketicinin yanıltılmasını önlemeye yönelik kurallar getirmeyi de kapsar.
- Gıda kodeksinin hazırlanmasında yetkili teknik ve bilimsel merci Ulusal Gıda Kodeks Komisyonudur.
- Taklit ve tağşiş yapılan ürünlere el konulur, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılır ve duruma göre imha edilir veya mülkiyeti kamuya geçirilir.
- Taklit veya tağşiş yapan üretici, ithalatçı veya kendi adı altında piyasaya arz edenlere yıllık gayri safi gelirin yüzde biri oranında, kanunda gösterilen alt ve üst sınırlar içinde idari para cezası verilir.
- Fiilin üç yıl içinde tekrarlanmasında ceza katlanır; ikinci tekrarda adli para cezası ve sektörden men gündeme gelir.
- Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokan gıdalarda yaptırım idari değil cezaîdir: hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
- Bakanlık, risk oluşabileceğinden şüphe duyulması üzerine alınan önlemleri belirler ve kamuoyunu bilgilendirir.
- Bilimsel belirsizlik sürerken bile üretimin geçici olarak durdurulması, piyasaya arzın engellenmesi ve toplatma gibi ihtiyati tedbirlere başvurulabilir.
- Kanun’da idari yaptırımlara karşı kanun yolu gösterilmediğinden, idari para cezası ve toplatma kararlarına karşı başvurulacak merci sulh ceza hâkimliğidir.
Bir gıda işletmesi için en ağır sonuç doğuran denetim tespiti, ürünün “taklit veya tağşiş” sayılmasıdır. Bu nitelendirme yalnızca yüksek bir idari para cezası değil, ürüne el konulması, piyasadan toplatılması ve çoğu zaman kamuoyuna duyurulması sonucunu doğurur.
Uygulamada iki ayrı tartışma öne çıkar. Birincisi, bir ürünün gerçekten taklit veya tağşiş sayılıp sayılmayacağı; ikincisi, verilen yaptırıma karşı hangi mahkemeye başvurulacağı. Aşağıda tanımları, kodeks düzenlemelerinin sınırlarını, yaptırım rejimini ve görevli merciyi ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“(3) Gıda ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gıdanın ve yemin şekli, görünümü, ambalajı, kullanılan ambalaj malzemesi, tasarlanma ve sergilenme şekli, her tür yazılı veya görsel basın aracılığı ile sunulan bilgi dâhil, etiketlenmesi, tanıtımı, reklâmı ve sunumu tüketiciyi yanıltıcı şekilde yapılamaz. (4) Gıda ve yemde taklit ve tağşiş yapılamaz. Taklit ve tağşiş yapılmış ürün işleme tabi tutulamaz, piyasaya arz edilemez.”
“a) Güvenilir olmayan gıda, gıda ile temas eden madde ve malzeme piyasaya arz edilemez. İnsan sağlığı için tehlike oluşturan ve tüketime uygun olmayan gıda, güvenilir olmayan gıda kabul edilir. … (5) Gıda kodeksine aykırı gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretilemez, işleme tâbi tutulamaz ve piyasaya arz edilemez.”
Yaptırım rejimi 2020 yılında köklü biçimde ağırlaştırılmıştır. Kanun’un 24. maddesinin dördüncü fıkrasına 28/10/2020 tarihli 7255 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle “Taklit ve tağşiş yapılmış ürün işleme tabi tutulamaz, piyasaya arz edilemez.” cümlesi eklenmiştir. Aynı Kanun’un 30. maddesiyle 40. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (l) bentleri değiştirilmiştir. Yeni (a) bendine göre kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdaları üreten, ithal eden veya kendi adı ya da ticari unvanı altında piyasaya arz eden işletmecilere bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verilir; fiilin üç yıl içinde tekrarında ayrıca beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men uygulanır. Yeni (l) bendinde ise taklit ve tağşişte idari para cezası, kanunda gösterilen alt ve üst sınırlar içinde kalmak üzere yıllık gayri safi gelirin yüzde biri oranında belirlenmekte; tekrar hâllerinde ceza katlanmakta ve ikinci tekrarda adli para cezası ile sektörden men öngörülmektedir. Ayrıca 26. maddenin beşinci fıkrasının üçüncü cümlesi, Anayasa Mahkemesi’nin 2/5/2018 tarihli ve E.2018/2, K.2018/43 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kanun metnindeki parasal tutarlar 2010 yılı esas alınarak yazılmış olup her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir; dosyada fiil tarihinde geçerli tutar esas alınmalıdır.
| Konu | Taklit ve tağşiş | Sağlığı tehlikeye sokan gıda |
|---|---|---|
| Dayanak | m.24/4 ve m.40/1-(l) | m.21 ve m.40/1-(a) |
| Yaptırımın türü | İdari para cezası | Hapis ve adli para cezası |
| Ölçü | Gayri safi gelirin yüzde biri | Gün esaslı adli para cezası |
| Ürüne etki | El koyma ve toplatma | Toplatma ve imha |
| Mülkiyet | Değerlendirilebiliyorsa kamuya geçirme | Kamuya geçirme ve imha |
| Tekrar | Ceza katlanır, sonra men | Üç yıl içinde tekrarda men |
| Perakendeci | İzlenebilirlik sağlanmamışsa sorumlu | Genel hükümlere göre |
| Görevli merci | Sulh ceza hâkimliği | Ceza mahkemesi |
| Düzenleyici işlem | Kodeks ve tebliğ iptali davaları idari yargıda görülür | |
Bu dosyalarda en sık yapılan usul hatası, idari para cezası ile toplatma kararına karşı doğrudan idare mahkemesinde dava açmaktır. 5996 sayılı Kanun’da idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, Kabahatler Kanunu’nun genel kanun niteliğine ilişkin hükmü devreye girer ve başvurunun sulh ceza hâkimliğine yapılması gerekir. Buna karşılık kodeks yönetmeliği veya tebliğ gibi düzenleyici işlemlerin iptali istemleri idari yargıda görülür. Aynı olayda iki farklı yargı kolunun devreye girebileceği unutulmamalı; süre kaçırmamak için başvuru mercii işlem tebliğ edildiği anda belirlenmelidir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- İşlemin dayandığı bendi tespit edin: taklit-tağşiş mi, kodekse aykırılık mı, etiket aykırılığı mı, sağlığı tehlikeye sokma mı?
- Buna göre başvuru merciini belirleyin: idari para cezası ve toplatmada sulh ceza hâkimliği, düzenleyici işlemde idari yargı.
- Tebliğ tarihini kayda geçirin; Kabahatler Kanunu’ndaki başvuru süresi kısadır ve hak düşürücüdür.
- Denetim tutanağını, numune alma tutanağını ve numunenin hangi laboratuvara gönderildiğini belgeleyin.
- Analiz raporunu inceleyin: hangi parametre, hangi yöntem, hangi sınır değer esas alınmıştır?
- Şahit numune bulunup bulunmadığını araştırın ve ikinci analiz talebinizi süresinde yapın.
- Aynı üründen alınan farklı numunelerde çelişkili sonuçlar varsa bunu ayrı bir itiraz başlığı yapın.
- Ürünün gerçekten taklit veya tağşiş sayılıp sayılamayacağını kanunun tanımları üzerinden tartışın.
- Etiket ve ambalajın tüketiciyi yanıltıp yanıltmadığını, ürünün ne olduğunun açıkça yazılıp yazılmadığını görsellerle ortaya koyun.
- Ürün ihracata yönelikse alıcı ülke mevzuatını ve sağlık sertifikası hükümlerini ayrıca ileri sürün.
- Cezanın hesabında esas alınan gayri safi gelir tutarını ve alt-üst sınırlara uyulup uyulmadığını denetleyin.
- Kamuoyuna duyuru yapılmışsa, duyurunun dayanağını ve kapsamını ayrıca değerlendirin.
Danıştay 2. Daire, 23.03.2023 T., 2021/10504 E., 2023/1505 K.
Daire, 5996 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezası ile ürün toplatma kararına karşı açılan davada idari yargının görevli olmadığını, uyuşmazlığın sulh ceza hâkimliğince çözümlenmesi gerektiğini belirlemiştir. Davacı şirkete ait iş yerinden alınan tereyağı numunesinde bitkisel yağ tespit edilmesi üzerine, Kanun’un 24. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılıktan para cezası verilmiş ve ürünler toplatılmıştı. İdare mahkemesi işin esasına girerek davayı reddetmişti. Daire önce boşluğu saptamıştır: “5996 sayılı Yasa’nın mevcut halinde idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.” Ardından sonucu kurmuştur: “dava konusu işlemlerin 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım niteliğinde işlemler olduğu, 5996 sayılı Kanunda ise idari yaptırımlara karşı itiraz konusunda görevli Mahkemenin gösterilmediği, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinde ise idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerin, diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmaması halinde uygulanacağının açıkça belirtilmiş olması karşısında, uyuşmazlığın 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3. ve 27/1. maddeleri gereği adli yargı bünyesinde bulunan Sulh Ceza Hâkimliğince çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.” Sonuç: İdare Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle ve karar düzeltme yolu açık olmak üzere verilmiştir.
Danıştay 10. Daire, 12.12.2023 T., 2020/2293 E., 2023/8057 K.
Daire, Bakanlığın gıda kodeksi düzenleme yetkisinin yalnızca gıda güvenilirliği ile sınırlı olmadığını, tüketicinin yanıltılmasını önlemeye yönelik üretim yasakları getirmeyi de kapsadığını belirlemiştir. Dava, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin pekmez ve bal izlenimi veren ürünlerin üretimini yasaklayan hükümleri ile geçiş hükmünün iptali istemine ilişkindi. Daire önce yetkinin kapsamını çizmiştir: “davalı Bakanlığın bahse konu düzenleme yetkisinin, yalnızca gıdaların insan sağlığı açısından tehlike oluşturup oluşturmadığı ve bu yönden tüketime uygun olup olmadığı (gıdanın güvenilirliği) ile sınırlı olmadığı, aynı zamanda gerçekte sahip olmadığı içeriğe sahipmiş algısı oluşturan ve böylelikle tüketiciyi yanıltan gıdalar bakımından tüketici hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik kurallar getirmeyi de içerdiği anlaşılmaktadır.” Ardından somut değerlendirmeyi yapmıştır: “içinde belirli oranlarda pekmez barındıran, ancak şekerle seyreltilerek satılan ürünlerin her halûkarda (etiket düzenlemelerine rağmen) tüketicinin yanıltılmasına neden olduğunun somut olarak tespit edilmesi üzerine getirilen … düzenlemenin, tüketici menfaatlerinin korunması suretiyle kamu yararına hizmet ettiği anlaşıldığından, davalı idareye tanınan düzenleme yapma yetkisi sınırları içerisinde kaldığı sonucuna varılmaktadır.” Kararda yer alan ve düzenlemenin iptalini öneren değerlendirme, Daire’nin hükmü değil Danıştay savcısının düşüncesidir ve Dairece benimsenmemiştir. Sonuç: DAVANIN REDDİNE karar verilmiş; karar 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere verilmiştir.
Danıştay 10. Daire, 31.10.2024 T., 2020/3039 E., 2024/4394 K.
Daire, bitkisel yağ kullanılarak peynir izlenimi veren ürünlerin üretilemeyeceği yönündeki kodeks düzenlemelerini hukuka uygun bularak davayı reddetmiştir. Dava, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin ilgili hükmü ile Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği’ndeki “bitkisel yağlar kullanılamaz” ibaresinin iptali istemine ilişkindi. Danıştay Onuncu Dairesi’nin sonraki tarihli bir kararında bu karara şu ifadelerle atıf yapılmıştır: “dava konusu düzenlemeler ile peynir adı altında veya etiketi, şekli, ambalajı ile peynir gibi görünen, peynir izlenimi veren, ancak içeriğinde peynirin içeriğinde olması gereken süt ürününü içermeyen veya bu süt ürününün miktarının azaltılması ve dolayısıyla ürünün niteliğinin değişmesi sonucunu doğuran gıda bileşenlerinin eklenmesine (bitkisel yağ ilavesine) izin verilmemesi ile taklit ve tağşişin önüne geçilmeye, tüketicinin yanıltılmasınının engellenmeye çalışıldığı, bitkisel yağ içeren peynir üretilemeyeceği yönündeki düzenlemelerin, tüketici menfaatlerinin korunması suretiyle kamu yararına hizmet ettiği anlaşıldığından … davaların reddine karar verilmiştir.” Kararda yer alan ve düzenlemelerin iptalini savunan, bitkisel yağ içeren peynirin insan sağlığına zararlı olduğunu ortaya koyan bilimsel veri bulunmadığı ve sorunun denetimle çözülebileceği yönündeki değerlendirme, çoğunluk gerekçesine dâhil edilmeyen bir KARŞI OY görüşüdür. Sonuç: DAVANIN REDDİNE karar verilmiş; karar 31.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla verilmiştir.
Danıştay 10. Daire, 28.11.2024 T., 2024/2500 E., 2024/5666 K.
Daire, üretim yasağının mutlak olmadığını; ürünün gerçekten peynir izlenimi verip vermediğinin bilirkişi incelemesiyle somut olarak belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Davacı şirket, yurt dışından aldığı sipariş için ürettiği vegan ürünlerin ihracatında gerekli sağlık sertifikasını istemiş; başvuru, bitkisel yağ veya diğer gıda bileşenleri kullanılarak peynir izlenimi veren ürünler üretilemeyeceği gerekçesiyle reddedilmişti. Daire önce sınırı çizmiştir: “Esasen konuya ilişkin olarak yürürlükte bulunan düzenlemelerin, bitkisel yağ ile vegan ürün üretilip tüketiciyi yanıltmayacak, taklit ve tağşiş içermeyecek şekilde ambalajlanıp piyasaya sunulmasını engelleyici bir kural içermemesi karşısında; davacı tarafından, peynir adını içermeyen, etiketinde ve ambalajında peynir olmadığının açıkça vurgulandığı … süt ürünü içermeksizin bitkisel yağ ile vegan ürün üretilip piyasaya sunulabileceği hususunda bir engel bulunmamaktadır.” Ardından yapılması gerekeni göstermiştir: “Mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile sağlık sertifikası istenilen ürünlerin; tüketici de gerek görünümü gerekse etiketi ile peynir olduğu yanılgısı yaratıp yaratmayacağı, içerisinde süt ürünü bulunmadığının açıkça anlaşılıp anlaşılmadığı, etiketinde ve ambalajında peynir olmadığının açıkça vurgulanıp vurgulanmadığı hususlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.” Sonuç: Davacının temyiz istemi kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 28.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.
İkinci halka, düzenleme yetkisinin kapsamıdır. Bakanlığın gıda kodeksi düzenleme yetkisi yalnızca ürünün insan sağlığı için tehlike oluşturup oluşturmadığıyla sınırlı değildir; gerçekte sahip olmadığı içeriğe sahipmiş algısı oluşturan ürünler bakımından tüketici hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik kural getirmeyi de kapsar. Bu nedenle “ürün sağlığa zararlı değil” savunması tek başına yeterli olmaz.
Üçüncü halka, düzenlemenin usulüdür. Gıda kodeksinin teknik ve bilimsel yönden hazırlanması konusunda yetkili merci Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu’dur; kodeks tasarıları bu Komisyonun kararıyla yayımlanmak üzere Bakanlığa sunulur. Düzenleyici işleme karşı açılacak davada bu usule uyulup uyulmadığı ayrı bir denetim başlığıdır.
Dördüncü halka, normlar hiyerarşisidir. Üst hukuk normlarında bulunmayan bir yasaklamanın yalnızca tebliğ hükmüyle getirilmesi mümkün değildir; nitekim daha önce bir tebliğ hükmü tam olarak bu gerekçeyle iptal edilmiş, aynı yasak sonradan yönetmelik düzeyine taşınmıştır. Dolayısıyla itirazın hangi normu hedef aldığı doğru seçilmelidir.
Beşinci halka, yasağın mutlak olmamasıdır. 2024 tarihli karar, tüketiciyi yanıltmayacak, taklit ve tağşiş içermeyecek biçimde ambalajlanan ürünlerin üretilip piyasaya sunulmasını engelleyen bir kural bulunmadığını belirtmiştir. Buna göre ürünün adı, etiketi ve ambalajı peynir izlenimi vermiyorsa, üretim yasağının uygulanması için önce somut bir tespit yapılması gerekir. Bu tespit, bilirkişi incelemesiyle tereddüde yer bırakmayacak şekilde yapılmalıdır.
Altıncı halka, yaptırımın ağırlığıdır. Taklit ve tağşişte ürüne el konulur, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılır ve değerlendirilmesi mümkün değilse Bakanlık gözetiminde imha edilir. İdari para cezası ise gayri safi gelirin yüzde biri ölçüsüne bağlanmış olup alt ve üst sınırlar içinde belirlenir. Tekrar hâlleri ceza artışını, ikinci tekrar ise adli para cezası ile sektörden men yaptırımını getirir. Cezanın hesabına esas alınan malî yıl ve gelir tutarı mutlaka denetlenmelidir.
Yedinci halka, kamuoyunun bilgilendirilmesidir. Bakanlık, bir gıdanın risk oluşturabileceğinden şüphe duyulması üzerine alınan veya alınması öngörülen önlemleri belirler ve riskin mahiyeti ile alınan tedbirler hakkında kamuoyunu bilgilendirir. Duyurunun kapsamı ve süresi işletme açısından cezadan daha ağır sonuçlar doğurabilir; bu nedenle duyurunun dayanağı ayrıca sorgulanmalıdır. Ticari itibara ilişkin sonuçlar bakımından haksız rekabet hükümleri de gündeme gelebilir.
Son halka, görevli mercidir. 5996 sayılı Kanun’da idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolu gösterilmediğinden, idari para cezası ve toplatma kararlarına karşı başvuru sulh ceza hâkimliğine yapılır; bu, Kabahatler Kanunu’ndaki idari para cezasına itiraz rejiminin doğrudan sonucudur. Buna karşılık kodeks yönetmeliği ve tebliğ gibi düzenleyici işlemlerin iptali istemleri idari yargıda görülür ve bu davalarda temyiz kapsamına ilişkin kurallar uygulanır. Yanlış mercie yapılan başvuru süre kaybına yol açar.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| İdare mahkemesinde dava açmak | Görev yönünden ret ve süre kaybı | Para cezasına sulh ceza hâkimliğine başvurulmalı |
| Başvuru süresini kaçırmak | İtiraz incelenmez | Tebliğ tarihi derhâl kayda geçirilmeli |
| Dayanak bendi ayırt etmemek | Savunma yanlış zeminde kurulur | Hangi fıkraya aykırılık olduğu saptanmalı |
| “Sağlığa zararlı değil” savunmasıyla yetinmek | Yanıltıcılık tartışması boş kalır | Tüketiciyi yanıltma unsuru ayrıca çürütülmeli |
| Şahit numune talebini geciktirmek | İkinci analiz imkânı yitirilir | Talep süresinde ve yazılı yapılmalı |
| Etiket görsellerini dosyaya sunmamak | Yanıltıcılık iddiası çürütülemez | Ambalaj ve etiket görselleri sunulmalı |
| Bilirkişi incelemesi talep etmemek | Teknik tespit yapılmadan karar verilir | Ürünün izlenim yarattığı bilirkişiyle denetlenmeli |
| Ceza hesabını denetlememek | Fazla tutar kesinleşir | Gayri safi gelir ve sınırlar incelenmeli |
| İhracat boyutunu ileri sürmemek | Alıcı ülke mevzuatı gözetilmez | Sağlık sertifikası hükümleri ayrıca tartışılmalı |
Tağşiş nedir?
Kanun’un tanımına göre tağşiş, bu Kanun kapsamındaki ürünlere temel özelliğini veren öğelerin ve besin değerlerinin tamamının veya bir bölümünün mevzuata aykırı olarak çıkarılmasını veya miktarının değiştirilmesini veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin, o madde yerine aynı maddeymiş gibi katılmasını ifade eder.
Taklit nedir?
Kanun kapsamındaki ürünlerin, şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi gösterilmesidir.
Taklit veya tağşiş yapılmış ürün satılabilir mi?
Satılamaz. Kanun’un 24. maddesinin dördüncü fıkrasına 2020 yılında eklenen cümleye göre taklit ve tağşiş yapılmış ürün işleme tâbi tutulamaz ve piyasaya arz edilemez.
Ürün sağlığa zararlı değilse ceza verilebilir mi?
Verilebilir. Danıştay 10. Daire’nin kabulüne göre düzenleme yetkisi yalnızca gıda güvenilirliğiyle sınırlı olmayıp, gerçekte sahip olmadığı içeriğe sahipmiş algısı oluşturan ve tüketiciyi yanıltan gıdalar bakımından tüketici hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik kurallar getirmeyi de kapsar.
Gıda kodeksini kim hazırlar?
Kanun’un 23. maddesi uyarınca Bakanlık hazırlar ve yayımlar. Bu amaçla Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu oluşturulur; Komisyon, gıda kodeksinin teknik ve bilimsel yönden hazırlanması konusunda yetkili mercidir.
Tebliğ ile yeni bir yasak getirilebilir mi?
Üst hukuk normlarında bulunmayan bir yasaklamanın tebliğ hükmüyle getirilmesine hukuken olanak bulunmadığı, daha önce verilen bir Danıştay kararında kabul edilmiş; aynı yasak sonradan yönetmelik düzeyine taşınmıştır.
Vegan veya bitkisel ürün üretmek yasak mı?
Danıştay 10. Daire’nin 2024 tarihli kararına göre, yürürlükteki düzenlemeler bitkisel yağ ile vegan ürün üretilip tüketiciyi yanıltmayacak ve taklit-tağşiş içermeyecek şekilde ambalajlanıp piyasaya sunulmasını engelleyici bir kural içermemektedir. Belirleyici olan ürünün peynir izlenimi verip vermediğidir.
Peynir izlenimi verip vermediği nasıl belirlenir?
Aynı karara göre mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle; ürünün görünümü ve etiketi ile tüketicide peynir olduğu yanılgısı yaratıp yaratmayacağı, içinde süt ürünü bulunmadığının açıkça anlaşılıp anlaşılmadığı ve ambalajda peynir olmadığının açıkça vurgulanıp vurgulanmadığı tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir.
Taklit ve tağşişte ceza nasıl hesaplanır?
Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendine göre, kanunda gösterilen alt ve üst sınırlar içinde kalmak kaydıyla, fiilden bir önceki malî yıl sonunda oluşan veya hesaplanamıyorsa fiil tarihine en yakın malî yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirin yüzde biri oranında idari para cezası verilir.
Fiil tekrarlanırsa ne olur?
Fiilin üç yıl içinde birinci kez tekrarlanmasında idari para cezasının alt ve üst sınırları bir katı artırılarak uygulanır. İkinci kez tekrarlanmasında üreten veya ithal eden işletmeciye bin günden üç bin güne kadar adli para cezası verilir ve işletmeci beş yıldan on yıla kadar sektördeki faaliyetinden men edilir.
Sağlığı tehlikeye sokan gıdada yaptırım nedir?
40. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre bu gıdalar masrafları sorumlusuna ait olmak üzere toplatılır, mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilir; üreten, ithal eden veya kendi adı ya da ticari unvanı altında piyasaya arz edenlere bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verilir.
Bakanlık ürünü nasıl toplatabilir?
Gıda, Bakanlıkça belirlenen şartlara uygun olsa bile, güvenilir olmadığına dair yeterli şüphe veya sebebin oluşması durumunda Bakanlık piyasaya arzı kısıtlayabilir veya piyasaya arz edilen gıdayı toplatabilir. Ayrıca 26. madde kapsamında geçici üretim durdurma ve toplatma gibi ihtiyati tedbirlere başvurabilir.
Kamuoyuna duyuru yapılabilir mi?
Kanun’un 26. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Bakanlık, bir gıda ve yemin insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturabileceğinden şüphe duyulması üzerine alınan ya da alınması öngörülen önlemleri belirler ve riskin mahiyeti ile alınan tedbirler hakkında kamuoyunu bilgilendirir.
Cezaya karşı nereye başvurulur?
Danıştay 2. Daire’nin kabulüne göre, 5996 sayılı Kanun’da idari yaptırımlara karşı görevli mahkeme gösterilmediğinden, Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27/1. maddeleri gereği uyuşmazlık adli yargı bünyesindeki sulh ceza hâkimliğince çözümlenir.
Dosyaya hangi belgeler konmalı?
Denetim ve numune alma tutanakları, laboratuvar analiz raporları ve varsa şahit numune sonuçları, ürün etiket ve ambalaj görselleri, üretim reçetesi ve hammadde alım belgeleri, izlenebilirlik kayıtları, işletme kayıt veya onay belgesi, ceza hesabına esas malî tablolar ve tebligat belgeleri.
- 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu m.1 – Amaç
- 5996 sayılı Kanun m.3 – Taklit ve tağşiş tanımları
- 5996 sayılı Kanun m.21 – Gıda ve yem güvenilirliği şartları
- 5996 sayılı Kanun m.22 – Ürünün toplatılması ve tüketicinin bilgilendirilmesi
- 5996 sayılı Kanun m.23 – Gıda kodeksi ve Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu
- 5996 sayılı Kanun m.24 – İzlenebilirlik, etiketleme, sunum ve reklâm
- 5996 sayılı Kanun m.26 – Risk analizi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve ihtiyati tedbirler
- 5996 sayılı Kanun m.40 – Gıda ve yem ile ilgili yaptırımlar
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3 – Genel kanun niteliği
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.16 – Yaptırım türleri
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27 – Başvuru yolu
- Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği – Özel hükümler ve uyum zorunluluğu
İlgili yazılarımız: kabahatler kanununda idari para cezasına itiraz, mühürleme ve faaliyetten men kararına itiraz, akaryakıt istasyonunda lisans iptali, ayıplı mal ve iade hakkı ve idari işlemin geri alınması.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.