Zorunlu Müdafilik: CMK m.150 Hangi Suçlarda Avukat Şart?

legapro kapak 16082 LegaPro Hukuk Zorunlu Müdafilik: CMK m.150 Hangi Suçlarda Avukat Şart?
Kısaca
  • Şüpheli veya sanıktan müdafi seçmesi istenir; seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse istemi hâlinde müdafi görevlendirilir (m.150/1).
  • İstem aranmaksızın müdafi görevlendirilecek hâller: çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması (m.150/2).
  • Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da ikinci fıkra uygulanır (m.150/3).
  • “Beş yıldan fazla” ≠ “beş yıl”: alt sınırı tam beş yıl olan suçta istem olmadan müdafi atanması zorunlu değildir.
  • Nitelikli hâller ve artırım öngören özel kanun hükümleri alt sınırı yükseltiyorsa, ölçüt buna göre belirlenir.
  • m.188/1: zorunlu müdafiliğin kabul edildiği hâllerde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır; müdafiin mazeretsiz gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde devam edilebilir.
  • Sonradan müdafi atanması yetmez: etkin müdafi yardımı için sanığa müdafii ile birlikte savunma yapma imkânı tanınmalıdır.

Zorunlu müdafilik, savunmayı devletin denetlemesi değildir. Yargıtay’ın ifadesiyle amaç, “isnat edilen suçun ciddiliği karşısında savunmanın desteklenmesi” ve “demokratik bir toplumun gereği olarak sanığın hukuki güvenliğinin tesisi”dir.

Pratikte iki soru belirleyicidir: hangi dosyada zorunludur ve atanmış olması yeterli midir?

Üç ayrı hâl

CMK m.150: “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.”

FıkraHâlİstem gerekli mi?
150/1Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyanEvet — istem üzerine
150/2Çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul, sağır ve dilsizHayır — re’sen
150/3Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarHayır — re’sen

Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılan yönetmelikle düzenlenir (m.150/4).

Ölçütün tarihçesi

DönemÖlçüt
01.06.2005 — 19.12.2006Üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlar
19.12.2006’dan itibaren
5560 sayılı Kanun m.21
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar

Değişikliğin sebebi uygulamada yaşanan sorunlardı: birçok soruşturma ve kovuşturma işleminde müdafi atanmasının maliyeti ve güçlüğü. Böylece kapsam daraltılmıştır.

“Beş yıldan fazla” ne demek? Yargıtay’a göre en az beş yıl bir gün. Kanun koyucunun bunu kastettiği, CMK m.196/2‘deki farklı ifadeden anlaşılır: orada istinabe yasağı için “alt sınırı beş yıl ve daha fazla” denilmiştir. Aynı düşünce m.150/3’te de olsaydı paralel bir düzenleme yapılırdı. Bu nedenle alt sınırı tam beş yıl olan suçlarda, m.150/2’deki hâller de yoksa, istem olmadan müdafi atanması zorunlu değildir.

Artırım öngören hükümler ölçütü değiştirir mi?

Yargıtay, temel cezanın gözetilmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, cezada her hâlde belirli oranda artırım öngören özel kanun hükümlerinin sonucu değiştirebileceğini de uygulamıştır. Örneğin TCK m.314/2‘deki silahlı terör örgütüne üye olma suçunda temel ceza beş yıldan başlar; ancak 3713 sayılı Kanun m.5/1 gereğince cezanın her hâlde 1/2 oranında artırılması zorunlu olduğundan, bu suçta zorunlu müdafi atanması gerekir.

Duruşmada hazır bulunma zorunluluğu

CMK m.188/1: “Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir.”

İkinci cümle KHK/676 (2016) ile eklenmiş ve 7070 sayılı Kanun ile aynen kabul edilmiştir. Bu, zorunluluğun istisnasıdır ve dar yorumlanır: müdafiin mazeretsiz gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlleriyle sınırlıdır. Müdafi hiç görevlendirilmemişse ya da görevlendirilen müdafi duruşmalara hiç katılmamışsa, bu istisna işlemez.

Müdafisiz yargılama, CMK m.289 anlamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak değerlendirilmektedir.

Müdafi görevini yapmazsa: m.151

DurumYapılacak işlem
Müdafi duruşmada hazır bulunmaz, vakitsiz çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırHâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar; oturuma ara verebilir ya da erteleyebilir (m.151/1)
Yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsaOturum ertelenir (m.151/2)

Sanık zorunlu müdafiyi azledebilir mi? Yönetmelik uyarınca sanıkça müdafi azledilerek yargılamaya müdafisiz devam edilemez; buna karşılık zorunlu müdafi görevini yerine getirmekten kaçındığı takdirde mahkemece değiştirilebilir. Bu işlem re’sen yapılabileceği gibi sanığın talebi üzerine de yapılabilir; talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir.

Maddenin 3-6. fıkraları ayrı bir konuyu düzenler: TCK m.220 ve 314‘te sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafiliğini üstlenen avukat, hakkında bu suçlardan kovuşturma bulunması hâlinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilir. Yasaklama kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere bir yıl süreyle verilir; kovuşturmanın niteliği itibarıyla altı ayı geçmemek üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma sonunda KYO veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi hâlinde, kesinleşme beklenmeksizin yasaklama kendiliğinden kalkar. Karara karşı itiraz edilebilir.

“Etkin müdafi yardımı”

Müdafi atanmış olması tek başına yeterli değildir. Yargıtay’ın ölçütü şudur: m.150/3’ün amacına uygun şekilde etkin bir müdafi yardımından söz edebilmek için, müdafi atanan sanığa müdafii ile birlikte savunmasını yapma imkânı tanınması gerekir.

Sonradan müdafi atanmışsa yapılması gerekenler
Daha önce müdafi bulunmaksızın yapılan esaslı işlemlerin hatırlatılması
Suçlamanın dayanağını oluşturan eylemlerin, delillerin ve hukukî nitelendirmenin anlatılması
CMK m.147 uyarınca yasal hakların ayrıntılı şekilde hatırlatılması
Müdafii eşliğinde sorgu yapılıp savunmanın alınması

Ne yapmalı?

  1. Suçun alt sınırını hesaplayın. Ölçüt “beş yıldan fazla”, yani en az beş yıl bir gündür; alt sınırı tam beş yıl olan suçta m.150/3 uygulanmaz.
  2. Artırım hükümlerini gözden geçirin. Özel kanunda her hâlde uygulanacak bir artırım varsa alt sınır yükselir ve zorunlu müdafilik doğabilir.
  3. m.150/2 hâllerini atlamayın. Şüpheli çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise ceza miktarına bakılmaz.
  4. Tutuklama sevkini ayrı değerlendirin. CMK m.101/3 uyarınca tutuklanması istenen ve seçtiği müdafii bulunmayan şüpheliye suçun niteliğine bakılmaksızın müdafi görevlendirilir.
  5. Duruşma tutanaklarını tarayın. Zorunlu müdafiliğe tabi bir dosyada müdafiin hazır bulunmadığı oturumlar var mı; müdafiin gelmemesi mazeretsiz miydi?
  6. Müdafi görevini yapmıyorsa m.151’e dayanın. Mahkemeden derhâl başka müdafi görevlendirilmesini ve gerekiyorsa oturumun ertelenmesini talep edin; talebinizin tutanağa geçmesini sağlayın.
  7. Sonradan atanmışsa “etkin yardım” isteyin. Önceki işlemlerin hatırlatılmasını, delillerin anlatılmasını ve müdafi eşliğinde yeniden sorgu yapılmasını talep edin.
Yargıtay uygulaması
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2011/194, K.2011/228, 15.11.2011 “Beş yıl” ile “beş yıldan fazla” arasındaki bir gün. Uyuşmazlık, alt sınırı beş yıl hapis cezası olan suçlarda m.150/3 uyarınca zorunlu müdafi atanmasının gerekip gerekmediğiydi. Kurul önce kurumun tarihçesini çıkardı: maddenin 01.06.2005’te yürürlüğe giren ilk hâlinde üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlarda isteme bakılmadan müdafi atanması zorunluyken, uygulamada yaşanan sorunlardan, birçok soruşturma ve kovuşturma işleminde müdafi atanmasının maliyeti ve güçlüğü nedeniyle 5560 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle madde bugünkü hâlini almıştır. Somut olayda sanık hakkında TCK m.86/1, 86/3-e, 87/1-d uyarınca asgari beş yıl hapis cezası öngörülüyordu; m.150/2’deki hâllerden biri de bulunmadığından talep olmaksızın müdafi atanması mecburi değildi ve müdafi atanmadan yargılamaya devam edilmesi savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuyordu. Kararda ölçüt, CMK m.196/2 ile karşılaştırma üzerinden temellendirilmiştir: kanun koyucu istinabe yasağını düzenlerken açıkça “alt sınırı beş yıl ve daha fazla” demiş; m.150/3’te ise “beş yıldan fazla” ifadesini kullanmıştır.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2018/59, K.2022/277, 19.04.2022 Müdafisiz karar, hukuka kesin aykırılıktır. Yerel mahkeme, sanıkların savunma hakkının kısıtlanmadığı gerekçesiyle bozmaya direnmişti. Kurul, m.188/1’e KHK/676 ile eklenen istisnanın kapsamını daralttı: hükümde öngörülen istisna müdafilerin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi hâlidir; somut olayda ise müdafiler ilk bozma sonrası duruşmalara hiç katılmamışlardı. Ayrıca müdafilerin hazır olmadığı karar oturumunda savcı esas hakkında mütalaada bulunmuştu ve CMK m.216 uyarınca da müdafiin yokluğunda hüküm açıklanamazdı. Kurul, “duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken sanıklar müdafilerinin yokluğunda, yeni bir müdafi görevlendirilmeden ya da müdafi temini için oturum ertelenmeden yargılamaya devam edilerek hükmün tesis ve tefhim edilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde bulunduğu ve bu durumun CMK’nın 289. maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden biri olduğu” sonucuna vardı. Direnme gerekçesi isabetli görülmedi ve hükümler bozuldu.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2024/83, K.2025/478, 19.11.2025 Atamak yetmez: etkin müdafi yardımı. Silahlı terör örgütüne üye olma suçunda Kurul önce zorunluluğu saptadı: TCK m.314/2‘deki temel cezanın 3713 sayılı Kanun m.5/1 gereğince her hâlde 1/2 oranında artırılması zorunlu olduğundan, CMK m.150/3 ile Anayasa m.36 ve AİHS m.6‘daki adil yargılanma ilkesi bakımından zorunlu müdafi atanması gerekiyordu. Kurul, kurumun amacını da vurguladı: “zorunlu müdafilik, isnat edilen suçun ciddiliği karşısında savunmanın desteklenmesi amacıyla sanık lehine getirilmiş bir kurum olup bununla savunmanın devlet tarafından denetim altında tutulması değil, demokratik bir toplumun gereği olarak sanığın hukuki güvenliğinin tesisi amaçlanmıştır.” Somut olayda sanığın sorgusu 09.07.2018‘de müdafisiz yapılmış, sonuca etkili usulî işlemler de bu şekilde icra edilmişti; 10.06.2019‘da müdafi atanmasına rağmen sanığa müdafii ile birlikte usulüne uygun savunma yapma imkânı tanınmamış, önceki esaslı işlemler hatırlatılmamış, suçlamanın dayanağı eylemler, deliller ve hukukî nitelendirme anlatılarak CMK m.147 uyarınca hakları hatırlatılmak suretiyle müdafii eşliğinde sorgu yapılmamıştı. Kurul, etkin bir müdafi yardımından yararlandırılmadan mahkûmiyete karar verilen sanığın savunma hakkının kısıtlandığını kabul ederek Başsavcılık itirazının kabulüne hükmetti.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/396, K.2023/641, 06.12.2023 Sanık zorunlu müdafisinden şikâyetçiyse mahkeme karar vermelidir. Sanık, 15.06.2017 tarihli dördüncü celsede zorunlu müdafisine ilişkin şikâyetlerini ileri sürerek azlini istemiş, müdafi de göreve devam edip etmeme konusunda kararsızlığını ifade etmişti. Kurul, ilgili yönetmelikte sanıkça müdafiin azledilerek yargılamaya müdafisiz devam edilemeyeceği düzenlenmiş olmakla birlikte, aynı yönetmeliğin 6/6. maddesi gereğince zorunlu müdafiin görevini yerine getirmekten kaçındığı takdirde mahkemece değiştirilebileceğini; bunun re’sen veya sanığın talebi üzerine yapılabileceğini belirtti. CMK m.192/2 ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığın müdafiin görevden alınması talebi hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, talebin heyetçe karara bağlanmaması ve yönetmeliğin 6/6. maddesi göz ardı edilerek yargılamaya devam edilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde ve usul ve yasaya aykırı kabul edilmiştir.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. Savunma hakkı, Anayasa m.36‘da güvence altına alınmıştır ve sanık bu hakkı bizzat ya da müdafii aracılığıyla kullanabilir. AİHS m.6/3-(c) ise üç ayrı yetki tanır: kendisini bizzat savunmak, seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanmak ve avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksunsa ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz yararlanmak. Türk hukukunda bu üçüncü yetkinin karşılığı CMK m.150‘dedir ve madde üç kademeli bir yapı kurar. Birinci fıkra genel kuraldır: şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir; seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse istemi hâlinde müdafi görevlendirilir. İkinci fıkra, kişinin durumundan kaynaklanan üç hâlde istem aranmaksızın görevlendirmeyi zorunlu kılar: şüpheli veya sanığın çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz olması. Üçüncü fıkra ise ölçütü suçun ağırlığına bağlar: alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ikinci fıkra hükmü uygulanır. Bu ölçüt daraltılarak bugünkü hâlini almıştır. Maddenin 01.06.2005‘te yürürlüğe giren ilk hâlinde, üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlarda isteme bakılmaksızın müdafi atanması zorunluydu; 19.12.2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5560 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle zorunluluk alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlandırılmıştır. Ceza Genel Kurulu bu değişikliğin sebebini açıkça belirtmiştir: uygulamada yaşanan sorunlar ve birçok soruşturma ve kovuşturma işleminde müdafi atanmasının maliyeti ve güçlüğü. İfadenin yorumu da içtihatla netleşmiştir. “Beş yıldan fazla”, Kurul’un ifadesiyle “en az beş yıl bir gün” anlamına gelir. Kurul bu sonucu, kanun koyucunun CMK m.196/2‘de kullandığı farklı ifadeye dayandırmıştır: istinabe suretiyle sorguya çekilemeyecek suçlar belirlenirken “alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar” denilmiştir; aynı düşünce m.150/3’te de egemen olsaydı paralel bir düzenleme yapılırdı. Buna göre alt sınırı tam beş yıl olan bir suçta — ve m.150/2’deki hâller yoksa — istem olmaksızın müdafi atanması zorunlu değildir ve atanmaması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmaz. Buna karşılık ölçüt, cezayı her hâlde artıran özel kanun hükümleri karşısında değişebilir. TCK m.314/2‘deki silahlı terör örgütüne üye olma suçunda temel ceza beş yıldan başlamakla birlikte, 3713 sayılı Kanun m.5/1 uyarınca temel cezanın her hâlde 1/2 oranında artırılması zorunlu olduğundan bu suçta zorunlu müdafi atanması gerektiği kabul edilmiştir. Ayrıca CMK m.101/3 ayrı ve bağımsız bir zorunluluk kaynağıdır: tutuklanması istenen ve seçtiği bir müdafii bulunmayan şüpheliye, suçun niteliği ve öngörülen ceza miktarı gözetilmeksizin müdafi görevlendirilmesi yasal zorunluluktur. Duruşma aşamasında zorunluluğun karşılığı m.188/1‘dedir: Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır. Maddeye KHK/676 (2016) ile eklenen ve 7070 sayılı Kanun ile aynen kabul edilen cümle bir istisna getirir: müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilir. Ceza Genel Kurulu bu istisnayı dar yorumlamıştır: müdafilerin ilk bozma sonrası duruşmalara hiç katılmamış olması, “duruşmayı terk etme” hâli değildir. Kurul ayrıca CMK m.216‘ya işaret ederek, savcının esas hakkında mütalaada bulunduğu oturumda müdafiin yokluğunda hükmün açıklanamayacağını belirtmiş; müdafisiz yargılamaya devam edilerek hüküm tesis ve tefhim edilmesini savunma hakkının kısıtlanması ve CMK m.289 uyarınca hukuka kesin aykırılık hâli saymıştır. Müdafiin görevini yapmaması hâlinde izlenecek yol m.151‘de düzenlenmiştir: görevlendirilen müdafi duruşmada hazır bulunmaz, vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar; oturuma ara verebilir ya da erteleyebilir. Yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum ertelenir. Sanığın zorunlu müdafisinden memnun olmaması hâlinde ise denge şöyle kurulur: ilgili yönetmelik uyarınca sanıkça müdafi azledilerek yargılamaya müdafisiz devam edilemez; buna karşılık zorunlu müdafi görevini yerine getirmekten kaçındığı takdirde mahkemece değiştirilebilir ve bu işlem re’sen veya sanığın talebi üzerine yapılabilir. Kurul, CMK m.192/2 ile birlikte, sanığın müdafiin görevden alınması talebi hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğini; talebin karara bağlanmaksızın yargılamaya devam edilmesinin savunma hakkının kısıtlanması olduğunu belirtmiştir. Nihayet içtihat, zorunlu müdafiliği biçimsel bir atama olmaktan çıkarıp etkinlik ölçütüne bağlamıştır. Kurul’un ifadesiyle, m.150/3’ün amacına uygun şekilde etkin bir müdafi yardımından söz edebilmek için müdafi atanan sanığa müdafii ile birlikte savunmasını yapma imkânı tanınması gerekir. Sorgusu müdafisiz yapılmış ve sonuca etkili usulî işlemler bu şekilde icra edilmiş bir dosyada, sonradan müdafi atanması tek başına yeterli değildir; daha önce müdafi bulunmaksızın yapılan esaslı işlemler hatırlatılmalı, suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler, deliller ve hukukî nitelendirme anlatılmalı, CMK m.147 uyarınca yasal haklar ayrıntılı şekilde hatırlatılmalı ve müdafii eşliğinde sorgu yapılıp savunma alınmalıdır. Bunlar yapılmadan sürdürülen yargılama sonunda verilen mahkûmiyet, savunma hakkının kısıtlanması sayılmaktadır. Öte yandan içtihat, her müdafisizliği ihlal saymamaktadır: tutuklanması amacıyla sevk edildiği sulh ceza hâkimliğinde m.101/3 uyarınca kendisine müdafi atanan, kovuşturmada m.147/1-(c)‘deki hakkından haberdar edilen ve müdafi talebinde bulunmayan sanık bakımından müdafiye erişim hakkının kısıtlanmadığı ve zorunlu müdafi atanmamasında isabetsizlik bulunmadığı da kabul edilmiştir. Bu nedenle bir dosyada zorunlu müdafilik denetimi yapılırken üç soru birlikte sorulmalıdır: zorunluluk doğmuş muydu, müdafi hazır bulunmuş muydu ve yardım etkin miydi.
Hangi suçlarda zorunlu müdafi atanır?

CMK m.150/3 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda. Ayrıca m.150/2 uyarınca şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise ceza miktarına bakılmaksızın istem aranmadan müdafi görevlendirilir.

Alt sınırı tam beş yıl olan suçta müdafi zorunlu mu?

Hayır. Yargıtay’a göre “beş yıldan fazla” ifadesi en az beş yıl bir gün anlamına gelir. Kanun koyucu CMK m.196/2’de istinabe yasağını düzenlerken “beş yıl ve daha fazla” demişken, m.150/3’te “beş yıldan fazla” ifadesini kullanmıştır.

Terör suçlarında zorunlu müdafi gerekir mi?

TCK m.314/2’deki silahlı terör örgütüne üye olma suçunda temel ceza beş yıldan başlasa da, 3713 sayılı Kanun m.5/1 uyarınca cezanın her hâlde 1/2 oranında artırılması zorunlu olduğundan Yargıtay zorunlu müdafi atanması gerektiğini kabul etmiştir.

Müdafi duruşmaya gelmezse yargılama devam eder mi?

CMK m.188/1’e göre zorunlu müdafiliğin kabul edildiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır; ancak müdafiin mazeretsiz olarak gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde devam edilebilir. Yargıtay bu istisnayı dar yorumlamakta, müdafiin duruşmalara hiç katılmamasını kapsam dışında tutmaktadır.

Müdafi görevini yapmıyorsa ne olur?

CMK m.151/1 uyarınca hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar; oturuma ara verebilir veya erteleyebilir. Yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum ertelenir.

Zorunlu müdafimi azledebilir miyim?

Yönetmelik uyarınca sanıkça müdafi azledilerek yargılamaya müdafisiz devam edilemez. Ancak zorunlu müdafi görevini yerine getirmekten kaçınıyorsa mahkemece değiştirilebilir; bu işlem re’sen veya sanığın talebi üzerine yapılır ve talep hakkında karar verilmesi gerekir.

Sonradan müdafi atanması eksikliği giderir mi?

Tek başına gidermez. Yargıtay’a göre etkin müdafi yardımından söz edilebilmesi için önceki esaslı işlemler hatırlatılmalı, suçlamanın dayanağı eylemler, deliller ve hukukî nitelendirme anlatılmalı, CMK m.147 uyarınca haklar hatırlatılmalı ve müdafi eşliğinde sorgu yapılıp savunma alınmalıdır.

Müdafisiz yargılamanın sonucu nedir?

Yargıtay, zorunlu müdafiliğe tabi bir dosyada müdafi yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması ve CMK m.289 uyarınca hukuka kesin aykırılık hâli saymaktadır.

Tutuklama sevkinde müdafi zorunlu mu?

Evet. CMK m.101/3 uyarınca tutuklanması istenen ve seçtiği bir müdafii bulunmayan şüpheliye, suçun niteliği ve öngörülen ceza miktarı gözetilmeksizin müdafi görevlendirilmesi yasal zorunluluktur.

İlgili mevzuat
  • 5271 sayılı CMK m.149 — Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi
  • 5271 sayılı CMK m.150 — Müdafiin görevlendirilmesi (5560/21 ile değişik)
  • 5271 sayılı CMK m.151 — Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve görevden yasaklanma
  • 5271 sayılı CMK m.101/3 — Tutuklama isteminde müdafi görevlendirilmesi
  • 5271 sayılı CMK m.147 — İfade ve sorgunun tarzı
  • 5271 sayılı CMK m.188 — Duruşmada hazır bulunacaklar
  • 5271 sayılı CMK m.196/2 — İstinabe suretiyle sorgu yasağı
  • 5271 sayılı CMK m.216 ve 289 — Esas hakkında mütalaa, hukuka kesin aykırılık hâlleri
  • Anayasa m.36 ve AİHS m.6/3-c — Savunma hakkı

Bağlantılı başlıklar için kaçak sanık, tanıklıktan çekinme ve beraat ve CYO yazılarımıza bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.

Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Ceza hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Makaleler

Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır;…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Gayrimenkul Hukuku Makale

Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi: Başvuru, Süreler, Yenileme ve İptal

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 3194 sayılı İmar Kanunu m.21 uyarınca, m.26’daki istisna…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Aldatıcı Reklam ve Haksız Ticari Uygulama: Reklam Kurulu Kararları (6502)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticari reklam, bir mal veya hizmetin satışını sağlamak…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku Makale

Fiilî Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) – 5510 Sayılı Kanun m.40

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Fiilî hizmet süresi zammı, halk arasındaki adıyla yıpranma…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Kira Hukuku Makale

Kiracının Geri Verme Borcu ve Hor Kullanma Tazminatı (TBK m.334)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kiracı, kiralananı ne durumda teslim almışsa o durumda…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Aile Hukuku Makale

Evlenmenin Butlanı Davası (TMK m.145-160)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Evlenmenin butlanı, şeklen kurulmuş bir evliliğin kanunun aradığı…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara