Takipsizlik Kararına İtiraz: CMK m.172-173 ve “Yeni Delil”

legapro kapak 16079 LegaPro Hukuk Takipsizlik Kararına İtiraz: CMK m.172-173 ve "Yeni Delil"
Kısaca
  • Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (m.173/1).
  • Merci, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir.
  • İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir (m.173/2).
  • Hâkimlik gerekirse soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir; yeterli neden yoksa istemi gerekçeli olarak reddeder ve itiraz edeni giderlere mahkûm eder (m.173/3).
  • İstem yerinde bulunursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir (m.173/4).
  • Savcının takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde uygulanmaz (m.173/5).
  • İtiraz reddedilirse aynı fiilden dava açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil ve ayrıca sulh ceza hâkimliğinin kararı gerekir (m.172/2, m.173/6) — bu bir muhakeme şartıdır.

Soruşturma “takipsizlik” ile kapandığında dosya bitmiş sayılmaz. Kanun, suçtan zarar görene yargısal bir denetim yolu açar.

Buna karşılık aynı kanun, kapanan dosyanın keyfî biçimde yeniden açılmasını da engeller. İki kural birlikte okunmalıdır.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

CMK m.172/1: “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.”

Unsurİçerik
İki sebepKamu davası için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması
Kime bildirilirSuçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheli
Kararın içeriğiİtiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir

Maddenin üçüncü fıkrası ayrı bir yol açar: kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespiti veya başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucu düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilirse yeniden soruşturma açılır.

İtiraz: merci, süre ve sonuç

KonuKural (m.173)
Kim itiraz ederSuçtan zarar gören
SüreKararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren — kararda gösterilen süre içinde
MerciKararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği
Dilekçenin içeriğiKamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller
Hâkimliğin seçenekleriSoruşturmanın genişletilmesi talebi — bunu açıkça belirtmek suretiyle başsavcılıktan; ② yeterli neden yoksa gerekçeli ret + itiraz edeni giderlere mahkûm etme + dosyayı savcıya gönderme; ③ istemi yerinde bulma
Kabul hâlindeCumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir
BildirimSavcı, ret kararını itiraz edene ve şüpheliye bildirir

İtiraz merciinin tarihçesi. Maddenin ilk hâlinde merci, en yakın ağır ceza mahkemesi başkanıydı. 6217 sayılı Kanun (14.04.2011) ile yetki ağır ceza mahkemesine, 6545 sayılı Kanun (28.06.2014) ile sulh ceza hâkimliğine verilmiştir. Eski tarihli dosyalarda merci bu takvime göre belirlenir.

Takdir yetkisi istisnası (m.173/5)

“Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” Bu, klasik anlamda delil yetersizliğine dayanan takipsizlikten farklı, kanunun savcıya tanıdığı takdir hâllerini kapsar.

İtiraz reddedilirse: “yeni delil” şartı

CMK m.172/2: “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.”

m.173/6 ise itirazın reddi hâlinde aynı usule gönderme yapar. Yargıtay bu şartı ceza muhakemesi şartı olarak nitelendirmektedir; yani yokluğunda dava görülemez.

DönemYeniden dava açma şartı
1412 sayılı CMUKMerci kararından sonra dava ancak yeni vakıa ve yeni delillere dayanılarak açılabilirdi; ayrıca yeni bir hâkim/mahkeme kararı aranmıyordu
01.06.2005 — 06.01.2017CMK m.172/2: yeni delil meydana çıkmadan savcı kendiliğinden dava açamaz
06.01.2017’den itibaren
680 sayılı KHK, 7072 sayılı Kanun
İki şart: elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi

“Yeni delil” nedir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun tanımı: “kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir.”

Ancak “yenilik” tek başına yetmez. Delilin ayrıca tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması; dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve davanın açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir.

Şart gerçekleşmeden dava açılmışsa

Mahkemenin yolu CMK m.223/8‘dedir: soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup şart henüz gerçekleşmemişse, önce durma kararı verilir; ardından itirazı karara bağlayan merciin yeniden dava açılabilmesi konusundaki kararı beklenir ve sonucuna göre hüküm kurulur.

Ne yapmalı?

  1. Tebliğ tarihini not edin. Süre tebliğden işler ve kararın kendisinde itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilmiş olmalıdır.
  2. Doğru mercie başvurun. Merci, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir.
  3. Dilekçeyi delil odaklı yazın. m.173/2 “kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller” ister; soyut şikâyet yerine hangi delilin neyi ispatlayacağını yazın.
  4. Soruşturmanın genişletilmesini talep edin. Toplanmamış deliller varsa bunu ayrıca isteyin; hâkimlik bu hususu açıkça belirterek başsavcılıktan talep edebilir.
  5. Gider riskini hesaplayın. İstem reddedilirse hâkimlik itiraz edeni giderlere mahkûm eder.
  6. Ret sonrası “yeni delil” arayın. Yeni delil, karardan önce var olup ele geçirilememiş ya da görülmemiş ve değerlendirilmemiş delili de kapsar; ayrıca dava açmaya elverişli güçte olmalıdır.
  7. Hâkimlik kararını unutmayın. Yeni delil bulunsa bile, sulh ceza hâkimliğinin kararı olmadan aynı fiilden dava açılamaz; bu bir muhakeme şartıdır.
Yargıtay uygulaması
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2016/984, K.2020/400, 06.10.2020 Kurumun tarihçesi ve niteliği. Kurul, 1412 sayılı CMUK dönemindeki takipsizlik kararlarının hukuk güvenliğine aykırı olduğu düşüncesiyle eleştirildiğini ve öğretinin yeni dava açılması için yeni delil şartı aranmasını savunduğunu aktardı. Bu eleştiriler üzerine 5271 sayılı CMK m.172/2 ile, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra yeni bir delil meydana çıkmadan savcının kendiliğinden dava açamayacağı hükme bağlanmış; 06.01.2017’de yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ve 7072 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile buna iki şart daha eklenmiştir: yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hâkimliğince bu konuda bir karar verilmesi. Kurul bu hususu “kanun koyucu tarafından ceza muhakemesi şartı olarak” düzenlenmiş saymıştır. Kararda ayrıca itiraz merciinin tarihçesi çıkarılmıştır: ilk metinde en yakın ağır ceza mahkemesi başkanı, 6217 sayılı Kanun ile ağır ceza mahkemesi, 6545 sayılı Kanun ile sulh ceza hâkimliği. Kurul, CMUK’tan farklı olarak CMK m.173’te bu kararlara karşı itiraz yolunun açılmasıyla takipsizlik kararlarına “yargısal bir nitelik kazandırıldığını” vurgulamıştır.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2022/209, K.2024/1108, 08.02.2024 “Yeni delil” tanımı. Daire, Ceza Genel Kurulunun 31.10.2017 tarihli ve 2017/15-186 E., 2017/450 K. sayılı ilamına atıfla iki şartlı yapıyı aktardıktan sonra, 23.06.2015 tarihli ve 2013/7-700 E., 2015/241 K. sayılı ilamdaki tanımı esas aldı: “kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir.” Kararda ölçütün ikinci ayağı da vurgulanmıştır: yeni soruşturma başlatılabilmesi için delilin yenilik yanında “tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması”, “dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı” ve suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte bir delil çıktığında savcı işe tekrar el atarak iddianame düzenleyebilir.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2021/4207, K.2021/8616, 07.12.2021 Şart gerçekleşmemişse önce durma kararı. Şüpheli hakkında 20.01.2012‘de kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, katılan vekilinin itirazı 13.02.2012‘de reddedilmişti. Buna rağmen aynı olay ve aynı sanık hakkında yeni bir şikâyet dilekçesi üzerine 05.06.2012 tarihli iddianameyle dava açılmıştı. Daire, itirazın reddinden sonra yeni delil nedeniyle dava açılabilmesinin yine itiraz merciinin bu hususta karar vermesi şartına bağlı olduğunu; şart gerçekleşmemişse CMK m.223/8 uyarınca önce durma kararı verilmesi, ardından merciin yeniden kamu davası açılabilmesi konusundaki kararının beklenmesi gerektiğini belirtti. Somut olayda bozma üzerine dosya mercie gönderilmiş ve merci, yeni bir delil ortaya çıkmadığından yeniden kamu davası açılmasına yer olmadığına kesin olarak karar vermiştir.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2018/479, K.2020/1347, 11.02.2020 Mahkeme önceki dosyayı getirtip tartışmalıdır. Daire, m.172/1 ve 172/2’yi birlikte anarak mahkemenin yapması gerekeni sıraladı: kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin dosya celbedilmeli, tarafların ve olayın aynı olup olmadığı, aynı ise dava açılması için yeni delil elde edilip edilmediği ve ayrıca söz konusu kararın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilerek bu husus karar yerinde tartışılmalıdır. Bunlar yapılmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurulması kanuna aykırı bulunarak hüküm bozuldu. Aynı kararda ikinci sanık bakımından, savunması alınmaksızın yargılama yapılmasının CMK m.191 ve 193/1’e aykırılık oluşturduğu belirtilerek hüküm ayrıca bozulmuştur.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, soruşturma evresinin iki olası sonucundan biridir ve CMK m.172/1 uyarınca iki hâlde verilir: kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması. Karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Madde gerekçesi, terim tercihini de açıklar: 1412 sayılı Kanun’daki “takipsizlik kararı” yerine, soruşturma evresinden kovuşturmaya geçilip geçilmemesi söz konusu olduğu için “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” terimi benimsenmiştir. Gerekçe, ikinci fıkranın amacını da çarpıcı bir benzetmeyle ortaya koyar: kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların zamanaşımı süresince şüphelinin başında Demokles’in kılıcı gibi durmasının önlenmesi. İtiraz, m.173‘te düzenlenmiştir ve Ceza Genel Kurulunun ifadesiyle bu yol, 1412 sayılı Kanun dönemindeki takipsizlik kararlarından farklı olarak bu kararlara “yargısal bir nitelik kazandırmıştır”. İtiraz hakkı suçtan zarar görene aittir ve kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyen süre içinde kullanılır. Merci, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir. Bu merci zaman içinde iki kez değişmiştir: maddenin ilk hâlinde en yakın ağır ceza mahkemesi başkanı yetkiliyken, 14.04.2011’de yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun ile yetki ağır ceza mahkemesine, 28.06.2014’te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile sulh ceza hâkimliğine verilmiştir; eski tarihli dosyalarda merci bu takvime göre belirlenir. Dilekçenin içeriği kanunla belirlenmiştir: m.173/2 uyarınca dilekçede “kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller” belirtilir. Bu, itirazın soyut bir şikâyet tekrarı olmaması gerektiğini gösterir. m.173/3, hâkimliğe üç seçenek tanır. Birincisi, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse, bu hususu açıkça belirtmek suretiyle o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir. İkincisi, kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder, itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı savcıya gönderir; savcı kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. Üçüncüsü, m.173/4 uyarınca istemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Maddenin beşinci fıkrası bir istisna koyar: savcının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde uygulanmaz. İtirazın reddedilmesinden sonrası, kurumun en teknik kısmıdır. m.173/6, m.172/2‘ye gönderme yapar ve böylece iki hüküm tek bir rejim oluşturur. Bu rejim de zaman içinde katılaşmıştır. 1412 sayılı CMUK döneminde, merci kararından sonra kamu davası ancak yeni vakıalara ve yeni delillere dayanılarak açılabiliyordu; ancak dava açılması ayrıca takipsizlik kararını kaldıran yeni bir hâkimlik veya mahkeme kararına bağlı kılınmamıştı. 01.06.2005’te yürürlüğe giren CMK m.172/2 ile, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra yeni bir delil meydana çıkmadan savcının kendiliğinden dava açamayacağı hükme bağlandı. Nihayet 06.01.2017’de yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ve 08.03.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7072 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile iki şart eklendi: yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi. Ceza Genel Kurulu bunu açıkça “ceza muhakemesi şartı” olarak nitelendirmiştir; yani şart gerçekleşmeden açılan dava görülemez. “Yeni delil” kavramının içeriği de içtihatla doldurulmuştur. Ceza Genel Kurulunun tanımına göre “kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir.” Bu tanım iki yönden önemlidir: delilin karardan sonra doğmuş olması şart değildir; dosyada bulunup gözden kaçmış bir delil de yenidir. Buna karşılık yenilik tek başına yetmez; delilin ayrıca tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması, dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve davanın açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte bir delil ortaya çıktığında Cumhuriyet savcısı işe tekrar el atarak iddianame düzenleyebilir. Şart gerçekleşmeden dava açılmışsa mahkemenin izleyeceği yol da belirlenmiştir. Yargıtay, CMK m.223/8‘e dayanarak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup şart henüz gerçekleşmemişse öncelikle durma kararı verilmesi, ardından daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair itirazı karara bağlayan merciin yeniden kamu davası açılabilmesi konusundaki kararının beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Uygulamada bu denetim çoğu kez atlanmakta ve mahkemeler doğrudan esasa girmektedir; Yargıtay bu hâlde mahkemeden şunları istemektedir: kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin dosyanın celbedilmesi, tarafların ve olayın aynı olup olmadığının saptanması, aynı ise dava açılması için yeni delil elde edilip edilmediğinin ve kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti ve bu hususun karar yerinde tartışılması. Bunlar yapılmadan kurulan hükümler eksik inceleme gerekçesiyle bozulmaktadır. Son olarak m.172/3, insan hakları boyutunda ayrı bir yol açar: kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. Bu hüküm, 6459 sayılı Kanun ile 2013’te eklenmiştir ve m.172/2’deki “yeni delil” şartından bağımsız, ayrı bir yeniden açılma sebebidir.
Takipsizlik kararına kim itiraz edebilir?

CMK m.173/1 uyarınca suçtan zarar gören itiraz edebilir. Karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

İtiraz nereye yapılır?

Kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine. Bu yetki 6545 sayılı Kanun’la (28.06.2014) sulh ceza hâkimliklerine verilmiştir; daha önce ağır ceza mahkemesi, en başta ise en yakın ağır ceza mahkemesi başkanı yetkiliydi.

İtiraz dilekçesinde ne yazmalıyım?

CMK m.173/2 uyarınca kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. Soyut şikâyet tekrarı yerine hangi delilin neyi ispatlayacağını somutlaştırmak gerekir.

Hâkimlik eksik delilleri toplatabilir mi?

Evet. CMK m.173/3 uyarınca sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir.

İtirazım reddedilirse ne olur?

Hâkimlik istemi gerekçeli olarak reddeder, itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı savcıya gönderir. Bundan sonra aynı fiilden dava açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince karar verilmesi gerekir.

“Yeni delil” ne demek?

Yargıtay’a göre karardan önce mevcut olup ele geçirilemeyen ya da dosyada bulunmakla birlikte savcı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil de yenidir. Ancak delilin ayrıca dava açmaya yetecek güçte, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte olması gerekir.

Yeni delil bulursam doğrudan dava açılır mı?

Hayır. CMK m.172/2 uyarınca yeni delil yanında sulh ceza hâkimliğince bu hususta bir karar verilmesi de gerekir. Yargıtay bunu ceza muhakemesi şartı olarak nitelendirmektedir.

Şart gerçekleşmeden dava açılırsa mahkeme ne yapar?

CMK m.223/8 uyarınca önce durma kararı verilir; ardından itirazı karara bağlayan merciin yeniden kamu davası açılabilmesi konusundaki kararı beklenir ve sonucuna göre hüküm kurulur.

AİHM kararı varsa soruşturma yeniden açılır mı?

CMK m.172/3 uyarınca kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespiti veya başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucu düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilirse yeniden soruşturma açılır.

İlgili mevzuat
  • 5271 sayılı CMK m.172 — Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
  • 5271 sayılı CMK m.173 — Cumhuriyet savcısının kararına itiraz
  • 5271 sayılı CMK m.170 — Kamu davasını açma görevi
  • 5271 sayılı CMK m.171 — Kamu davasının açılmasının ertelenmesi
  • 5271 sayılı CMK m.223/8 — Durma ve düşme kararı
  • 6217 sayılı Kanun — İtiraz merciinin ağır ceza mahkemesi olarak belirlenmesi (2011)
  • 6545 sayılı Kanun m.71 — İtiraz merciinin sulh ceza hâkimliğine verilmesi (2014)
  • 680 sayılı KHK ve 7072 sayılı Kanun — Yeni delil ve hâkimlik kararı şartı (2017)
  • 6459 sayılı Kanun m.19 — AİHM kararı üzerine yeniden soruşturma (2013)

Bağlantılı başlıklar için iddianamenin iadesi, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı ve soruşturmanın gizliliği yazılarımıza bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.

İtiraz süresi ve mercii kararın kendisinde gösterilir; işlem yapmadan önce kararınızdaki bilgiyi ve yürürlükteki metni doğrulayın.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Ceza hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Makaleler

Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır;…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Gayrimenkul Hukuku Makale

Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi: Başvuru, Süreler, Yenileme ve İptal

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 3194 sayılı İmar Kanunu m.21 uyarınca, m.26’daki istisna…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Aldatıcı Reklam ve Haksız Ticari Uygulama: Reklam Kurulu Kararları (6502)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticari reklam, bir mal veya hizmetin satışını sağlamak…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku Makale

Fiilî Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) – 5510 Sayılı Kanun m.40

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Fiilî hizmet süresi zammı, halk arasındaki adıyla yıpranma…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Kira Hukuku Makale

Kiracının Geri Verme Borcu ve Hor Kullanma Tazminatı (TBK m.334)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kiracı, kiralananı ne durumda teslim almışsa o durumda…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Aile Hukuku Makale

Evlenmenin Butlanı Davası (TMK m.145-160)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Evlenmenin butlanı, şeklen kurulmuş bir evliliğin kanunun aradığı…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara