Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71): Elektrik, Doğalgaz ve Denkleştirme

legapro kapak 16411 LegaPro Hukuk Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71): Elektrik, Doğalgaz ve Denkleştirme

Kısaca

  • TBK m. 71, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğan zarardan işletme sahibini ve varsa işleteni müteselsilen sorumlu tutar.
  • Kusur aranmaz. Davacının ispat etmesi gereken üç şey vardır: zarar, tehlikeli faaliyet ve aralarındaki uygun illiyet bağı.
  • Kurtuluş kanıtı yoktur. İşletme, “her türlü özeni gösterdim” diyerek kurtulamaz.
  • Sorumluluk yalnızca üç sebeple kalkar: mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru — ve bunlar illiyet bağını kesecek yoğunlukta olmalıdır.
  • Bir işletmenin tehlikeli sayılması için ölçüt m. 71/2’dedir: uzman bir kişiden beklenen tüm özen gösterilse bile sıkça veya ağır zarar doğurmaya elverişli olmak.
  • Yargıtay uygulamasında elektrik iletim ve dağıtımı ile doğalgaz dağıtımı tipik tehlikeli işletme faaliyetleridir.
  • Enerji nakil hattında malik (TEDAŞ) ile işletme hakkı sahibi dağıtım şirketi birlikte sorumludur; aralarındaki devir sözleşmesi zarar göreni bağlamaz.
  • Aşırı rüzgâr, sıcak hava gibi bölgenin iklim koşullarına göre öngörülebilir meteorolojik olaylar mücbir sebep sayılmaz.
  • İşletmenin ayrıca kendi kusuru varsa bu munzam kusurdur; munzam kusur varsa illiyet bağını kesen sebeplere dayanılamaz.
  • Zarar görenin hafif kusuru sorumluluğu kaldırmaz; yalnızca müterafik kusur indirimi sebebidir.
  • Faaliyete hukuk düzenince izin verilmiş olması sorumluluğu kaldırmaz; m. 71/4 ayrıca bir denkleştirme (uygun bedel) talebi tanır.
  • Zamanaşımı TBK m. 72’ye tabidir: öğrenmeden itibaren iki, her hâlde on yıl.

Elektrik direğinden kopan tel, aşırı ısınan hattan çıkan kıvılcımın tutuşturduğu zeytinlik, kaldırım altındaki doğalgaz borusundan sızan gazın yol açtığı patlama… Bu olayların ortak özelliği şudur: zarar, kimsenin “ihmali” ile açıklanamayacak kadar faaliyetin kendi doğasından kaynaklanır. Türk Borçlar Kanunu’nun 71. maddesi tam bu boşluğu doldurur.

Madde 2012’de yürürlüğe girdiğinde Türk hukukuna genel bir tehlike sorumluluğu kuralı getirmiş oldu. Bugün uygulamada en sık başvurulduğu alanlar elektrik ve doğalgaz dağıtımıdır; ancak maddenin ikinci fıkrasındaki ölçüt, hangi işletmenin bu kapsama gireceğini olaydan olaya belirlemeye elverişli, açık uçlu bir ölçüttür.

Kanunî dayanak

Sorumluluğun tamamı TBK m. 71’de düzenlenmiştir:

“Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.

Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır.

Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır.

Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.”

Elektrik tesislerinde teknik yükümlülüğün kaynağı ise Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’dir:

“Kuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır. Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır…” (m. 5)

“Tesislerin ve aygıtların teknik belgelerinde belirtilen aralıklarda bakım ve onarımları yapılmalıdır. Yapılan bakım ve onarımlar kalıcı bir şekilde kaydedilmelidir.” (m. 27)

Kusursuz sorumluluk türleri arasındaki fark

TürÖrnekSorumluluğun dayanağıKurtuluş kanıtı
Hakkaniyet sorumluluğuTBK m. 65 — ayırt etme gücü olmayan kişiHakkaniyet
Özen (sebep) sorumluluğuTBK m. 66 — adam çalıştıranÖzen yükümlülüğüVar
Özen (sebep) sorumluluğuTBK m. 67 — hayvan bulunduranBakım ve gözetimVar
Ağırlaştırılmış sebep sorumluluğuTBK m. 69 — yapı malikiYapım bozukluğu / bakım eksikliğiYok
Tehlike sorumluluğuTBK m. 71 — tehlikeli işletmeFaaliyetin kendisindeki tehlikeYok
Özel tehlike sorumluluğuKTK m. 85 — araç işleteniMotorlu araç işletilmesiYok

Kritik nokta: Tehlike sorumluluğunda tartışma “kim kusurlu?” sorusunda değil, illiyet bağında düğümlenir. Davalı işletmenin bilirkişi raporunda %0 kusurlu bulunması, sonucu değiştirmez; nitekim Yargıtay uygulamasında bilirkişinin işletmeye hiç kusur yüklemediği dosyalarda dahi tazminata hükmedilmiştir. Buna karşılık zararın, faaliyetten değil bambaşka bir sebepten — örneğin kaçak çekilen bir hattın kopmasından — doğduğu ispatlanırsa sorumluluk doğmaz. Bu nedenle savunma da, iddia da illiyet bağı üzerine kurulmalıdır.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Olay yeri tutanağını kaybetmeyin. Jandarma veya polisin olaydan hemen sonra düzenlediği görgü ve tespit tutanağı, yangın gibi delillerin kısa sürede yok olduğu olaylarda öncelikli delildir.
  2. Fotoğraf ve video ile durumu sabitleyin. Kopan tel, gevşemiş bağlantı, hattın yapıya olan mesafesi, kazı izleri ve dolgu malzemesi ayrı ayrı görüntülenmelidir.
  3. Ceza soruşturmasını takip edin. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar hukuk davasını sona erdirmez; ancak dosyadaki keşif ve bilirkişi tespitleri hukuk davasında delil olarak kullanılır.
  4. Sorumlu halkayı doğru kurun. Enerji nakil hatlarında malik (TEDAŞ / TEİAŞ) ile işletme hakkı sahibi dağıtım şirketi birlikte dava edilmelidir.
  5. İdari başvuru gerekip gerekmediğini ayırt edin. Belediyenin hizmet kusuru iddiası varsa o kısım idari yargıda görülür; dava başlangıçta iki yargı koluna ayrılabilir.
  6. Bakım kayıtlarını isteyin. Yönetmelik, bakım ve onarımların kalıcı biçimde kaydedilmesini emreder; bu kayıtların sunulamaması işletme aleyhine değerlendirilir.
  7. Meteoroloji verisi çıkartın. “Fırtına vardı” savunmasına karşı bölgenin çok yıllık rüzgâr ve sıcaklık ortalamaları, olayın öngörülebilirliğini gösterir.
  8. Uzman bilirkişi heyeti talep edin. Elektrik-makine mühendisi, yangın uzmanı ve iş güvenliği uzmanından oluşan heyet, tek kişilik rapordan daha güçlü sonuç verir.
  9. Zararı kalem kalem belgeleyin. Tedavi giderleri, iş göremezlik, ağaç ve mahsul kaybı, ilk tesis bedeli, arazinin yeniden dikime hazırlanması gibi kalemler ayrı ayrı hesaplatılmalıdır.
  10. Maluliyet raporunu resmî kurumdan alın. Adli Tıp Kurumu veya üniversite adli tıp anabilim dalı raporu, aktüeryal hesabın dayanağıdır.
  11. Müterafik kusur iddiasına hazırlıklı olun. Zarar görenin davranışı tartışılacaktır; bunun sorumluluğu kaldırmadığı, yalnızca indirim sebebi olduğu baştan ortaya konmalıdır.
  12. Süreleri hesaplayın. TBK m. 72 uyarınca öğrenmeden itibaren iki, her hâlde on yıllık süre işler; ıslahla artırılacak miktar da bu süre içinde talep edilmelidir.

Yargıtay kararlarıyla

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5837, K. 2024/4119, 05.12.2024

Tehlike sorumluluğunun anatomisi ve “hiç kusurum yok” savunmasının sınırı: Kiracısı olduğu evin bacasını temizlerken üstteki yüksek gerilim hattından ark alan kişinin ölümü üzerine açılan davada Daire, önce ilkeyi koymuştur: “Tehlike sorumluluğunun dayandığı temel ilke ‘Tehlike İlkesi’dir. Tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğun doğması için, tehlikeli bir olgu ve meydana gelen zarar ile söz konusu tehlikeli olgu arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Tehlikeli bir faaliyeti ile başkasına zarar veren kimse, bu zararın ortaya çıkmasında hiç kusuru olmasa bile sorumludur.” Ardından ispat yükünü ters çevirmiştir: “Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etme zorunluluğu yoktur… Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir.” İlliyet bağının kesilme hâlleri de sayılmıştır: “Uygun illiyet bağı ancak üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur.” Somut olayda bilirkişi TEİAŞ’a hiç kusur yüklememiş, kusurun tamamı belediye ve kaçak yapı sahibine verilmişti; Daire buna rağmen sorumluluğun devam ettiğine hükmetti: “TEİAŞ’ın dava dışı Belediye ve kaçak yapı sahibine bildirim ve uyarılarda bulunduğuna dair belgelerin zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla TEİAŞ’ın meydana gelen zarardan sorumluluğunun ortadan kalkmadığının kabulü gerekir. Bu husus ancak tazminatın kapsamıyla ilgili olup, belirlenecek miktarın tayininde gözönüne alınmalıdır.” Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy çokluğu).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6097, K. 2026/3183, 20.05.2026

Fırtına ve sıcak hava mücbir sebep değildir: Elektrik direğindeki tellerin sıcaktan gevşeyip rüzgârla birbirine çarpması sonucu çıkan kıvılcımın 1.220 zeytin ağacını yaktığı olayda bölge adliye mahkemesi, bilirkişilerin yangının sebebini bilimsel olarak tespit edemediği gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire önce yerleşik içtihadını hatırlatmıştır: “yüksek voltajlı elektrik enerjisi iletimi ve dağıtımı faaliyeti, yapısı gereği çevreye yüksek düzeyde tehlike arz eden bir faaliyettir. Bu nedenle elektrik dağıtım şirketlerinin hukuki sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 71. maddesinde düzenlenen ‘Tehlike Sorumluluğu’ niteliğindedir.” Ardından mücbir sebep savunmasının kapısını kapatmıştır: “Aşırı rüzgar veya sıcak hava gibi meteorolojik durumlar, bölgenin iklim koşullarına göre öngörülebilir nitelikte olduğundan, hatların bakım ve onarımını yapmakla yükümlü olan davalı şirket yönünden illiyet bağını kesen bir mücbir sebep olarak kabul edilemez.” Delil hiyerarşisi bakımından da ölçüt vermiştir: “yangın gibi ani gelişen ve delillerin zamanla kaybolma ihtimali yüksek olan olaylarda, olayın hemen ardından kamu görevlileri tarafından düzenlenen olay yeri görgü ve tespit tutanakları, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında öncelikli ve önemli delil niteliğindedir.” Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı davacı yararına BOZULMUŞTUR (oy birliği).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5147, K. 2024/2943, 10.10.2024

Malik ile işleten birlikte sorumludur; devir sözleşmesi zarar göreni bağlamaz: Dört yaşındaki çocuğun kopan elektrik telinden akıma kapılarak ölümü üzerine açılan davada ilk derece mahkemesi, işletme hakkı devir sözleşmesine dayanarak TEDAŞ yönünden davayı husumetten reddetmişti. Daire bu yaklaşımı benimsememiştir: “Elektrik enerjisinin varlığı, nakli, dağıtımı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısıyla zarar doğurma ihtimali taşıdığından, enerji nakil hatlarından dolayı 6098 sayılı Kanun’un 71 inci maddesi uyarınca işletme hakkı sahibi olan dağıtım şirketi ve yapı maliki olarak TEDAŞ’ın enerji nakil hatları ile tesislerinin malik ve işleticisi ile birlikte ‘tehlike sorumluluğu’ da bulunmaktadır.” Devir sözleşmesinin etkisi ise şöyle sınırlandırılmıştır: “davacılar bu sözleşme yönünden üçüncü kişi konumunda olup, sözleşme hükümleri onlar yönünden bağlayıcı değildir. Sözleşme ancak iç ilişkide, diğer bir anlatımla sözleşmenin tarafları arasında uygulanabilir.” Buna karşılık somut olayda zarar, davacıların kendilerinin kaçak olarak çektiği hattın kopmasından doğduğu için davanın reddi sonucu itibarıyla doğru bulunmuştur. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, ilk derece kararı gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMIŞTIR (oy birliği).

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/13721, K. 2025/3106, 24.02.2025

Doğalgaz dağıtımı da tehlikeli işletmedir: İzinsiz kazı sonrası uygun olmayan malzemeyle kapatılan hatta taş batması nedeniyle delinen borudan sızan gazın patlaması sonucu %14,2 oranında malul kalan davacının açtığı davada, dağıtım şirketi bakım denetimlerini süresinde yaptığını, kusurun izinsiz kazı yapan üçüncü kişilerde olduğunu ve illiyet bağının tamamen kesildiğini savunmuştu. Daire, kararın “önemli ölçüde tehlike arz eden işletmeyi işleten davalı şirketin bu faaliyeti nedeniyle oluşan zarardan kusursuz sorumlu olduğunun ve bu nedenle tazmin edilmesi gereken tutarın usulünce belirlenmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun” olduğunu belirterek temyiz itirazlarını reddetmiştir. Karar, zarar görenin kusurunun belirlenemediği hâllerde müterafik kusur indirimi yapılamayacağı yönündeki değerlendirmeyi de yerinde bulmuştur. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ONANMIŞTIR (oy birliği).

Bu dört karar, TBK m. 71’in uygulamada nasıl işlediğini uçtan uca gösterir. İlk halka kapsamdır: hangi işletme “önemli ölçüde tehlike arz eden” sayılır? Kanun soyut bir ölçüt koyar — uzman bir kişiden beklenen tüm özen gösterilse bile sıkça veya ağır zarar doğurmaya elverişli olmak. Yargıtay bu ölçütü elektrik iletim ve dağıtımı ile doğalgaz dağıtımı bakımından yerleşik biçimde uygulamaktadır. Ölçüt açık uçlu olduğundan, benzer nitelikteki başka faaliyetler — akaryakıt ve LPG dolum tesisleri, patlayıcı üretimi, madencilik, kimyasal işleme gibi — de olaydan olaya bu kapsamda değerlendirilebilir. Maddenin ikinci fıkrasındaki ikinci cümle ayrıca bir kısayol sunar: bir kanun benzeri tehlikeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörmüşse, o işletme doğrudan önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılır.

İkinci halka ispat düzenidir ve pratikte belirleyici olan da budur. 2024 tarihli karar, ispat yükünün yönünü açıkça belirtir: davacı kusuru ispatlamak zorunda değildir; illiyet bağının bulunmadığını kanıtlamak davalıya düşer. Bunun somut sonucu şaşırtıcıdır — bilirkişi heyetinin işletmeye hiç kusur yüklemediği, kusurun tamamını belediyeye ve kaçak yapı sahibine verdiği bir dosyada bile işletme sorumlu tutulmuştur. Üçüncü kişilerin kusuru burada sorumluluğu kaldırmamış, yalnızca tazminatın miktarını belirlerken dikkate alınacak bir unsur sayılmıştır. Uygulamada “biz defalarca uyardık, belediye yıkmadı” türü savunmaların neden yeterli olmadığı bu ayrımda yatar: uyarı yapmak, tehlikeyi fiilen bertaraf etmekle aynı şey değildir.

Üçüncü halka illiyet bağını kesen sebeplerdir ve bunların eşiği yüksektir. 2026 tarihli karar, mücbir sebep savunmasının en sık kullanılan biçimini — hava koşullarını — reddeder: bölgenin iklimine göre öngörülebilir olan rüzgâr ve sıcaklık, bakımla yükümlü işletme bakımından mücbir sebep değildir. Buna karşılık aynı içtihat, illiyet bağının gerçekten koptuğu hâllerde sorumluluğun doğmadığını da gösterir: 2024 tarihli TEDAŞ kararında zarar, davacı tarafın kendi çektiği kaçak hattın kopmasından doğduğu için dava reddedilmiştir. Yani madde, tehlikeli işletmeyi her zararın sigortacısı hâline getirmez; yalnızca kendi faaliyetinin doğurduğu zararlardan sorumlu tutar.

Dördüncü halka husumettir. Enerji nakil hatlarında mülkiyet TEDAŞ’ta kalırken işletme hakkı dağıtım şirketlerine devredilmiştir. Yargıtay, m. 71’in “işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur” ifadesinden hareketle her ikisine de husumet yöneltilebileceğini kabul eder ve aralarındaki devir sözleşmesinin zarar gören üçüncü kişiyi bağlamayacağını vurgular. Sözleşme yalnızca iç ilişkide, rücu aşamasında sonuç doğurur. Bu nedenle davanın yalnız dağıtım şirketine yöneltilmesi gereksiz bir risktir.

Son olarak maddenin az bilinen dördüncü fıkrası: denkleştirme. Faaliyete hukuk düzenince izin verilmiş olması — ruhsat, lisans, imar izni — sorumluluğu kaldırmaz; zarar görenler ayrıca faaliyetin sebep olduğu zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilir. Bu, hukuka uygun ama zararlı faaliyetler bakımından bağımsız bir talep imkânı yaratır ve dava dilekçesinde çoğu zaman gözden kaçırılır.

Sık yapılan hatalar

HataDoğrusu
Davayı yalnız dağıtım şirketine açmakHattın maliki ile işletme hakkı sahibi birlikte müteselsilen sorumludur; ikisine de husumet yöneltilmelidir
Bilirkişi “işletme kusursuz” dedi diye davadan vazgeçmekTehlike sorumluluğunda kusur aranmaz; belirleyici olan illiyet bağıdır
Ceza dosyasındaki takipsizliği kesin sonuç saymakKovuşturmaya yer olmadığı kararı hukuk hâkimini bağlamaz; kusursuz sorumluluk ayrıca değerlendirilir
“Fırtına vardı, mücbir sebeptir” savunmasına güvenmekBölge iklimine göre öngörülebilir hava olayları illiyet bağını kesmez
Üçüncü kişinin kusurunu tam kurtuluş sanmakKesme etkisi için üçüncü kişinin kusurunun ağır ve illiyeti kesecek yoğunlukta olması gerekir
Olay yeri tutanağı yerine yıllar sonra alınan raporu esas almakYangın gibi olaylarda sıcağı sıcağına düzenlenen resmî tutanak öncelikli delildir
Ruhsat ve lisansın koruma sağlayacağını düşünmekHukuk düzenince izin verilmesi sorumluluğu kaldırmaz; ayrıca denkleştirme talebi doğar
Zarar görenin hafif kusurunu davayı bitiren sebep saymakHafif kusur yalnızca müterafik kusur indirimi sebebidir
Zarar kalemlerini tek başlıkta toplamakKaim değer, mahsul kaybı, ilk tesis bedeli, iş göremezlik gibi kalemler ayrı ayrı hesaplatılmalıdır
Tehlike sorumluluğu ile kusur sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Kusur sorumluluğunda eylem, hukuka aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusur aranır. Tehlike sorumluluğunda ilk dördü aynıdır, ancak kusur şartı aranmaz. Bu nedenle davacının ispat yükü belirgin biçimde hafifler.

Hangi işletmeler “önemli ölçüde tehlike arz eden” sayılır?

TBK m. 71/2’deki ölçüt esastır: işletmenin mahiyeti, kullanılan malzeme, araç ve güçler dikkate alındığında, uzman bir kişiden beklenen tüm özen gösterilse bile sıkça veya ağır zarar doğurmaya elverişli olması. Yargıtay uygulamasında elektrik iletim ve dağıtımı ile doğalgaz dağıtımı bu kapsamda kabul edilmektedir.

İşletme kurtuluş kanıtı sunabilir mi?

Hayır. TBK m. 71’de kurtuluş kanıtı öngörülmemiştir. İşletme ancak illiyet bağının kesildiğini — mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru — ispat ederek kurtulabilir. Bu, adam çalıştıranın sorumluluğundan temel farkıdır.

Bilirkişi şirketin kusursuz olduğunu söylerse dava düşer mi?

Hayır. Kusur, tehlike sorumluluğunun unsuru değildir. Yargıtay, bilirkişinin işletmeye hiç kusur yüklemediği dosyalarda dahi tehlike sorumluluğunun devam ettiğine hükmetmiştir. Kusur ancak tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olur.

Fırtına veya aşırı sıcak mücbir sebep sayılır mı?

Kural olarak hayır. Bölgenin iklim koşullarına göre öngörülebilir nitelikteki meteorolojik olaylar, hatların bakım ve onarımıyla yükümlü şirket bakımından illiyet bağını kesen mücbir sebep kabul edilmemektedir.

Enerji nakil hattında kimi dava etmeliyim?

Hattın maliki (TEDAŞ ya da iletim hatlarında TEİAŞ) ile işletme hakkını devralan dağıtım şirketini birlikte. İkisi arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi zarar gören üçüncü kişiyi bağlamaz; sözleşme yalnızca iç ilişkide, rücu aşamasında sonuç doğurur.

Kaçak elektrik çekilen hattan doğan zararda da sorumluluk var mı?

Zarar, işletmenin faaliyetinden değil kaçak olarak çekilen hattın kopmasından doğmuşsa illiyet bağı kurulamaz ve sorumluluk doğmaz. Yargıtay bu yönde karar vermiştir. Belirleyici olan, zararın hangi kaynaktan doğduğunun teknik olarak ortaya konmasıdır.

Zarar gören de dikkatsiz davranmışsa ne olur?

Hafif veya orta düzeydeki kusur illiyet bağını kesmez; yalnızca tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir. Kusur belirlenememişse indirim de yapılamaz.

Denkleştirme talebi nedir?

TBK m. 71/4’e göre, tehlikeli işletmenin faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile zarar görenler zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilir. Ruhsatlı ve lisanslı faaliyetler bakımından bağımsız bir talep imkânıdır.

İşletmenin ayrıca kusuru varsa ne değişir?

Buna munzam (ek) kusur denir. Munzam kusur hâlinde kusursuz sorumlu kişi, illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamaz; ayrıca bu kusur tazminatın takdirinde aleyhine değerlendirilir.

Hangi zarar kalemlerini isteyebilirim?

Bedensel zararlarda tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve manevi tazminat; ölümde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı. Malvarlığı zararlarında kaim değer, mahsul kaybı, ilk tesis bedeli ve arazinin yeniden kullanıma hazırlanma bedeli talep edilebilir.

Görevli mahkeme hangisi?

Özel hukuk tüzel kişisi olan dağıtım şirketlerine karşı açılan davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir; ticari nitelik taşıyan uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir. Belediye gibi bir idarenin hizmet kusuru iddiası varsa o kısım idari yargıda tam yargı davası olarak görülür.

Zamanaşımı ne kadar?

TBK m. 72 uygulanır: zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunlarında daha uzun bir süre öngörülmüşse o süre geçerlidir. Ayrıntı için haksız fiilde zamanaşımı yazımıza bakınız.

Yapı malikinin sorumluluğu ile tehlike sorumluluğu birlikte ileri sürülebilir mi?

Evet. Enerji nakil hatları aynı zamanda yapı eseri niteliğindedir; bu nedenle uygulamada hem TBK m. 69 hem TBK m. 71 birlikte dayanak yapılmaktadır. Her ikisinde de kurtuluş kanıtı bulunmaz.

Trafik kazaları da TBK m. 71 kapsamında mı?

Hayır. Motorlu araç işletenin sorumluluğu için Karayolları Trafik Kanunu m. 85’te özel bir tehlike sorumluluğu düzenlenmiştir. TBK m. 71/3 uyarınca belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel hükümler saklıdır; bu nedenle trafik kazalarında KTK uygulanır.

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 — Haksız fiil sorumluluğu
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 51-52 — Tazminatın belirlenmesi ve indirim sebepleri
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 61-62 — Müteselsil sorumluluk ve rücu
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66, 67, 69 — Diğer kusursuz sorumluluk hâlleri
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 71 — Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 — Haksız fiilde zamanaşımı
  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85 — Araç işletenin sorumluluğu
  • 4628 sayılı Kanun m. 14 — TEDAŞ ve işletme hakkı devir sözleşmesi
  • 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun m. 18/A — İşletme hakkının verilmesi
  • Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği m. 5, 27 — Tesis güvenliği, bakım ve onarım kaydı

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: yapı malikinin sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu, müteselsil sorumluluk ve rücu, haksız fiilde zamanaşımı, destekten yoksun kalma tazminatı.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, faaliyetin tehlikeli sayılıp sayılmadığına ve illiyet bağına ilişkin teknik delillere göre değişir. Kurtuluş kanıtı bulunmadığından savunmanın illiyet bağı üzerine kurulması gerekir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Hukuki rehberler — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)

İçindekilerKanunî dayanakDürüstlük kuralı ile iyiniyet arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 2…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Kişilik Haklarına Saldırı (TMK m. 24-25): Açılabilecek Davalar ve Ölçütler

İçindekilerKanunî dayanakTMK m. 25’teki davalarNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 24 kuralı tersine…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Munzam (Aşkın) Zarar – TBK m. 122: Şartları, İspatı ve Daireler Arası Ayrılık

İçindekilerKanunî dayanakTemerrüt faizi ile munzam zarar arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Munzam (aşkın)…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Borçlunun Temerrüdü (TBK m. 117-126): İhtar, Vade ve Seçimlik Haklar

İçindekilerKanunî dayanakVade türleri ve ihtar ihtiyacıNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kural açıktır: muaccel bir…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m. 67): Köpek Isırması ve Tazminat

İçindekilerKanunî dayanakHangi kusursuz sorumluluk hangi maddede?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 67, hayvanın…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Yapı Malikinin Sorumluluğu (TBK m. 69): Kurtuluş Kanıtı Yoktur

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasında yapı malikinin yeriNe yapmalı?Sık yapılan hatalarSık sorulan sorular Kısaca Bir binanın veya diğer…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara