Haksiz Fiilde Zamanasimi (TBK m. 72): Iki Yil, On Yil ve Uzamis Ceza Zamanasimi

Kısaca
- Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar — TBK m. 72.
- Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, uzamış ceza zamanaşımı uygulanır.
- Uzamış ceza zamanaşımının uygulanması için mahkûmiyet kararı, hatta ceza davası açılmış olması bile şart değildir; eylemin suç sayılması yeter.
- Bu kural sürücü ile diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında ayrım yapmaz; hepsi için aynı süre uygulanır.
- Öğrenmeden kasıt, zararın ve tazminat sorumlusunun öğrenilmesidir; hangisi sonra öğrenilirse süre o günden işler.
- “Öğrenebilecek durumda olmak” süreyi başlatmaz; kesin öğrenme aranır.
- Bedensel zararda öğrenme, yaralanmanın gerçekleşmesi ve tedavinin tamamlanmasıyla gerçekleşir; maluliyet oranının belirlendiği rapor tarihinin buna etkisi yoktur.
- Trafik kazalarında KTK m. 109 özel hüküm getirir: iki yıl ve her hâlde on yıl; cezayı gerektiren fiilde uzamış ceza zamanaşımı maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
- Taksirle yaralamada ceza zamanaşımı sekiz yıldır; olay üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra açılan dava, uzamış süreden yararlanamaz.
- Ceza zamanaşımı on yıllık mutlak süreyi uzatmaz ve iki yıllık süreyi kısaltmaz; kurumun amacı zarar göreni korumaktır.
- Zamanaşımı def’idir: ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz ve ıslahla artırılan kısım için ayrıca ileri sürülebilir.
- Rücu isteminde süre farklıdır: tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlunun öğrenildiği tarihten iki yıl, her hâlde ödemeden itibaren on yıl (TBK m. 73).
Tazminat davalarında en sık kaybedilen savaş esasa hiç girilmeden verilir: zamanaşımı. Kaza yıllar önce olmuştur, mağdurun tedavisi uzamıştır, maluliyet raporu geç alınmıştır ve dava açıldığında karşı taraf tek bir cümleyle def’ide bulunur.
Türk Borçlar Kanunu bu alanda üç süreyi aynı anda çalıştırır: öğrenmeden itibaren iki yıl, fiilden itibaren on yıl ve fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre. Bu üç sürenin nasıl birlikte işlediği, hangisinin hangisini uzattığı ve “öğrenme”nin ne zaman gerçekleştiği, uygulamanın en tartışmalı noktalarıdır. Aşağıda üçünü de ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TBK m. 72 — “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.”
Sorumlular arasındaki rücu istemi ayrı bir süreye tabidir:
TBK m. 73 — “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.”
Trafik kazalarında özel hüküm uygulanır:
2918 sayılı KTK m. 109 — “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar…”
Üç sürenin birlikte işleyişi
| Süre | Başlangıcı | Niteliği | Uygulama koşulu |
|---|---|---|---|
| İki yıl | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği gün | Nispi (sübjektif) süre | Her haksız fiilde |
| On yıl | Fiilin işlendiği gün | Mutlak (objektif) üst sınır | Her haksız fiilde |
| Uzamış ceza zamanaşımı | Fiilin işlendiği gün | Ceza kanununa göre belirlenir | Fiil suç oluşturuyor ve ceza süresi daha uzunsa |
| Rücu — iki yıl | Tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlunun öğrenildiği gün | Nispi süre | Sorumlular arasında |
| Rücu — on yıl | Tazminatın tamamının ödendiği gün | Mutlak süre | Sorumlular arasında |
| Trafik kazası (KTK m. 109) | Öğrenme / kaza günü | İki yıl ve on yıl | Motorlu araç kazalarında |
Kritik nokta. Uzamış ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için failin cezalandırılmış olması gerekmez. Yargıtay bunu açıkça belirtir: kural, “ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.” Aynı şekilde, uzamış süre bakımından sürücü ile işleten arasında ayrım yapılmaz; hepsi için aynı süre geçerlidir. Buna karşılık ceza zamanaşımı, on yıllık mutlak süreyi uzatmaz.
Ne yapmalı?
- Olay tarihini ve öğrenme tarihini ayrı ayrı belirleyin; ikisi arasındaki farkı belgeyle ortaya koyun.
- Zararı mı yoksa sorumluyu mu sonra öğrendiğinizi tespit edin; süre, sonraki öğrenme gününden işler.
- Bedensel zararda tedavi sürecinin ne zaman tamamlandığını gösteren belgeleri toplayın; süre burada başlar.
- Maluliyet raporunun tarihine güvenmeyin; raporun geç alınması tek başına süreyi ötelemez.
- Değişen ve gelişen bir arıza varsa bunu tıbbî kayıtlarla ispatlayın; aksi hâlde son muayene tarihi esas alınır.
- Fiilin suç oluşturup oluşmadığını ve ceza zamanaşımını hesaplayın (taksirle yaralamada sekiz yıl).
- Ceza dosyası açılmamış olsa bile uzamış süreye dayanabileceğinizi unutmayın; eylemin suç sayılması yeter.
- On yıllık mutlak sınırı takvime alın; uzamış ceza zamanaşımı bu sınırı aşmanıza imkân vermez.
- Trafik kazalarında KTK m. 109’un zamanaşımını kesme kuralını kullanın: sigortacıya karşı kesilme, tazminat yükümlüsüne de sirayet eder.
- Belirsiz alacak veya kısmi dava tercihinizi süre riskine göre yapın; ıslahla artırılan kısım için ayrıca zamanaşımı def’i ileri sürülebilir.
- Rücu davası açacaksanız TBK m. 73’teki iki ve on yıllık süreleri, ödemenin tamamlandığı tarihten hesaplayın.
- Birlikte sorumlulara durumu bildirin; bildirmezseniz rücu zamanaşımı sizin aleyhinize erken işlemeye başlayabilir.
Yargıtay kararlarından
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/639, K. 2024/31, 31.01.2024
Uzamış ceza zamanaşımı için mahkûmiyet ya da ceza davası açılmış olması şart değildir; bedensel zararda öğrenme tedavinin tamamlanmasıyla gerçekleşir. Trafik kazasında kalıcı iş göremezliğe uğrayan davacı, kısmi dava açtıktan yıllar sonra ıslahla talebini yükseltmiş; davalı ıslah edilen kısım için zamanaşımı def’inde bulunmuştu. Hukuk Genel Kurulu, haksız fiillere uygulanacak üç süreyi sıraladıktan sonra uzamış ceza zamanaşımının koşulunu belirlemiştir: “ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.” Ayrıca “ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış” olduğunu vurgulamıştır. Somut olayda kaza nedeniyle oluşan “bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi olmadığı, bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğunun kabul edilmesi gerektiği”ni, değişen ya da gelişen bir arıza bulunmadığını, beş yıllık ceza zamanaşımı gibi on yıllık sürenin de dolduğunu saptamıştır. Karar, direnme kararının BOZULMASINA, oy çokluğuyla verilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15142, K. 2023/11539, 30.10.2023
Maluliyet raporunun tarihi süreyi başlatmaz; sekiz yıllık ceza zamanaşımı dolmuşsa talep reddedilir. 11.12.2011 tarihli trafik kazasında yaralanan davacı, 18.08.2020 tarihli maluliyet raporundan sonra 04.12.2020’de Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmuş; hakem heyetleri zamanaşımı def’ini reddetmişti. Daire, KTK m. 109’u aktardıktan sonra öğrenme kavramını tanımlamıştır: “Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.” Eylemin TCK m. 89 kapsamında taksirle yaralama olduğunu ve TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunu belirleyerek, kazadan sonra sekiz yıl içinde dava açılmadığı gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar vermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13089, K. 2024/3383, 16.04.2024
Sonradan artan bir rahatsızlık iddia edilmiyorsa, süre son muayene tarihinden işler. 11.10.2011 tarihli kazada yaralanan davacı, 11.06.2021 tarihli maluliyet raporundan sonra açtığı davada zararı o raporla öğrendiğini savunmuştu. Daire önce KTK m. 109 ile TBK m. 72 arasındaki ilişkiyi kurmuştur: iki düzenleme “zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK’nın 72 nci maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır)”. Ayrıca KTK m. 109/2’deki “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesiyle kanun koyucunun “taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul ettiği”ni belirtmiştir. Somut olayda maluliyete yol açan rahatsızlığın son muayenede tespit edildiğini, sonradan tedavi görüldüğü ya da artış olduğunun iddia edilmediğini saptayarak zararın öğrenildiği tarihi 30.11.2011 (son muayene) olarak kabul etmiş; ne iki yıllık ne de uzamış ceza zamanaşımı içinde dava açılmadığı gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, oy birliğiyle hükmetmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6345, K. 2024/2535, 06.03.2024
Uzamış ceza zamanaşımı süresi de geçmişse, on yıl dolmamış olsa bile talep reddedilir. 06.09.2011 tarihli tek taraflı trafik kazasında yolcu olarak yaralanan davacının başvurusu hakem heyetlerince kabul edilmiş; itiraz hakem heyeti “başvurunun kaza tarihinden sonra 10 yıl içerisinde yapılmış olması nedeni ile” talebin zamanaşımına uğramadığını kabul etmişti. Daire, KTK m. 109’un iki ve on yıllık sürelerini ve uzamış ceza zamanaşımını açıkladıktan sonra somut olayı değerlendirmiştir: kaza tarihinde yürürlükte olan TCK’ya göre eylem taksirle yaralama suçudur ve zamanaşımı sekiz yıldır; kaza 06.09.2011’de meydana gelmiş, dava ise 26.04.2021’de açılmıştır. “Olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK’nın 109/2 nci maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir” diyerek kararın davalı yararına BOZULMASINA, oy birliğiyle karar vermiştir.
Bu dört karar bir arada, zamanaşımı savunmasının neden bu kadar sık başarılı olduğunu açıklıyor. Birincisi, üç süre paralel işler ve en erken dolan hangisiyse dava o tarihte düşer; ceza zamanaşımı yalnızca iki yıllık nispi süreyi uzatmaya yarar, on yıllık mutlak sınırı aşamaz. İkincisi, uzamış ceza zamanaşımı için ceza yargılamasının varlığı aranmaz — eylemin suç sayılması yeterlidir ve bu kural sürücü, işleten ve sigortacı ayrımı yapmaksızın herkes için geçerlidir; dolayısıyla “ceza davası açılmadı” savunması bu süreyi devre dışı bırakmaz. Üçüncüsü ve pratikte en tehlikeli olanı, “öğrenme”nin dar yorumlanmasıdır: bedensel zararda süre, maluliyet raporunun düzenlendiği tarihte değil, yaralanmanın gerçekleşip tedavinin tamamlandığı tarihte işlemeye başlar. Raporun yıllar sonra alınması süreyi ötelemez; ancak değişen ve gelişen bir durum varsa, bu gelişmenin son bulduğu ve iş göremezlik oranının kesinleştiği tarih başlangıç sayılır — bunu iddia ve ispat etmek zarar görene düşer. Dördüncüsü, zamanaşımı bir def’idir ve kısmi dava sonrası ıslahla artırılan kısım için ayrıca ileri sürülebilir; bu nedenle uzun süren dosyalarda talep artırımı zamanlaması, tazminatın önemli bir bölümünün kaybedilip kaybedilmemesini belirler.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Süreyi maluliyet raporu tarihinden başlatmak | Rapor tarihinin öğrenmeye etkisi yoktur | Tedavinin tamamlandığı tarihi esas alın |
| Ceza davası açılmadığı için uzamış süreye dayanmamak | Eylemin suç sayılması yeterlidir | Suç niteliğini ve ceza zamanaşımını hesaplayıp dayanın |
| Uzamış ceza zamanaşımının on yılı uzattığını sanmak | On yıl mutlak üst sınırdır | Her iki sınırı ayrı ayrı takvime alın |
| Yalnız sürücü için ceza zamanaşımına dayanmak | Kural işleten dâhil tüm sorumlular için geçerlidir | Aynı süreyi tüm sorumlulara karşı ileri sürün |
| Gelişen rahatsızlığı iddia ve ispat etmemek | Aksi hâlde son muayene tarihi esas alınır | Kontrol kayıtları ve raporlarla gelişmeyi belgeleyin |
| Kısmi davada ıslahı geciktirmek | Islah edilen kısım için ayrı zamanaşımı def’i mümkündür | Talebi mümkün olan en erken aşamada artırın |
| Sigortacıya başvuruyu ihmal etmek | Kesilme etkisinden yararlanılamaz | KTK m. 109’daki karşılıklı kesilme kuralını kullanın |
| Rücu süresini olay tarihinden hesaplamak | Rücuda süre ödemenin tamamlanmasından işler | TBK m. 73’e göre iki ve on yılı ödemeden itibaren sayın |
| Birlikte sorumluya bildirimde bulunmamak | Zamanaşımı bildirimin yapılabileceği tarihte işlemeye başlar | Talebi öğrenir öğrenmez diğer sorumlulara bildirin |
Sık sorulan sorular
Haksız fiilde zamanaşımı kaç yıldır?
Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa o süre uygulanır.
Eski kanundaki bir yıllık süre ne oldu?
818 sayılı Borçlar Kanunu m. 60’taki bir yıllık süre, 6098 sayılı Kanun’un 72. maddesinde iki yıla çıkarılmıştır. Hangi kanunun uygulanacağı olay tarihine göre belirlenir.
“Öğrenme” tam olarak ne demek?
Zararın ve tazminat sorumlusunun kesin olarak öğrenilmesidir. Öğrenebilecek durumda olmak yetmez; ikisinden hangisi sonra öğrenilirse süre o günden işlemeye başlar.
Maluliyet raporunu geç aldım; süre rapor tarihinden mi başlar?
Kural olarak hayır. Yargıtay, maluliyet oranının belirlendiği tarihin öğrenmeye etkisi olmadığını, yaralanmanın gerçekleşmesi ve tedavinin tamamlanmasıyla zararın kapsamının belli olduğunu kabul eder.
Rahatsızlığım sonradan ağırlaştı; ne olur?
Bedensel zararda değişen ve gelişen bir durum varsa, bu gelişmenin son bulduğu ve iş göremezlik oranının kesinleştiği tarih başlangıç olur. Ancak bunu ileri sürüp tıbbî kayıtlarla ispatlamak gerekir.
Uzamış ceza zamanaşımı için ceza davası şart mı?
Hayır. Eylemin ceza kanunlarına göre suç sayılması yeterlidir; mahkûmiyet kararı, hatta ceza davası açılmış olması bile aranmaz.
Uzamış süre işletene ve sigortacıya karşı da uygulanır mı?
Evet. Kanun koyucu bu konuda sürücü ile diğer sorumlular arasında ayrım yapmamış; kuralın hepsi için geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Ceza zamanaşımı on yıllık süreyi uzatır mı?
Hayır. Ceza zamanaşımı iki yıllık nispi süreyi uzatmaya yarar; on yıllık mutlak süre üst sınır olarak kalır.
Taksirle yaralamada ceza zamanaşımı ne kadar?
TCK m. 89 kapsamındaki taksirle yaralama, TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık zamanaşımına tabidir.
Trafik kazasında süreler farklı mı?
KTK m. 109 özel hüküm getirir: öğrenmeden iki yıl, kaza gününden on yıl; cezayı gerektiren fiilde uzamış ceza zamanaşımı maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Ayrıntı için trafik kazalarında zamanaşımı süreleri yazımıza bakabilirsiniz.
Sigortacıya başvuru zamanaşımını keser mi?
KTK m. 109 uyarınca zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır.
Kısmi dava açtım; ıslahla artırdığım kısım zamanaşımına uğrar mı?
Uğrayabilir. Karşı taraf ıslah edilen kısım için süresinde zamanaşımı def’inde bulunursa, o kısım bakımından süre ayrıca değerlendirilir.
Zamanaşımını hâkim resen dikkate alır mı?
Hayır. Zamanaşımı bir def’idir; ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz. Bu yönüyle hak düşürücü sürelerden ayrılır — bkz. zamanaşımının kesilmesi ve durması.
Zamanaşımı dolduysa hiçbir hakkım kalmaz mı?
Tazminat isteminiz dava edilebilir olmaktan çıkar. Ancak TBK m. 72/2 uyarınca, haksız fiil dolayısıyla sizin bakımınızdan bir borç doğmuşsa, tazminat isteminiz zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman o borcu ifadan kaçınabilirsiniz.
Ödediğim tazminatı diğer sorumludan ne kadar sürede isteyebilirim?
TBK m. 73’e göre tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde ödemenin tamamlandığı tarihten itibaren on yıl içinde.
İlgili mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 — Haksız fiil sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 — Tazminat isteminde zamanaşımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 73 — Rücu isteminde zamanaşımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74 — Ceza hukuku ile ilişki
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 154-158 — Zamanaşımının kesilmesi ve ek süre
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109 — Trafik kazalarında zamanaşımı
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66 — Dava zamanaşımı süreleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 89 — Taksirle yaralama
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 109 — Belirsiz alacak ve kısmi dava
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 176 — Islah
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: trafik kazalarında zamanaşımı süreleri, trafik sigortasında zamanaşımı ve başvuru şartı, zamanaşımının kesilmesi ve durması, destekten yoksun kalma tazminatı, ceza zamanaşımı ve dava zamanaşımı.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, öğrenme tarihinin belgelenmesine ve fiilin ceza hukuku bakımından nitelendirilmesine göre değişir. Zamanaşımı savunması davanın esasına hiç girilmeden sonuç doğurabildiğinden, sürelerin en baştan hesaplanması önem taşır.