Koşula Bağlı Borçlar (TBK m. 170-176): Şart Nedir, Ne Zaman Gerçekleşmiş Sayılır?

- Koşul (şart), bir sözleşmenin hukukî sonuçlarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bağlanmasıdır.
- Sözleşmenin hüküm doğurması bir olguya bağlanmışsa geciktirici (taliki) koşul; sona ermesi bağlanmışsa bozucu (infisahi) koşul söz konusudur.
- Geciktirici koşula bağlı sözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça ancak koşulun gerçekleştiği andan itibaren hüküm ifade eder (TBK m. 170).
- Bozucu koşulun gerçekleşmesiyle sözleşmenin hükümleri o anda ortadan kalkar; aksi kararlaştırılmadıkça sona erme geçmişe etkili değildir (TBK m. 173).
- Koşul askıdayken borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür (TBK m. 171).
- Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersizdir.
- Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır (TBK m. 175/1).
- Taraflardan biri koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır (TBK m. 175/2).
- Yargıtay’a göre koşulun gerçekleşmesi yalnızca kasten değil, ihmal suretiyle engellenmişse de dürüstlük kuralına aykırılık vardır.
- Bu durumda zarar gören taraf, koşul aynen gerçekleşmiş gibi edimin ifasını ve müspet zararını talep edebilir.
- Hukuka veya ahlaka aykırı bir davranışı sağlamak için konulan koşula bağlı işlem kesin hükümsüzdür (TBK m. 176).
- Uygulamadaki en büyük hata, koşul ile muacceliyet olgusunu karıştırmaktır: doğduğu kesin olan borcun ifa zamanının bir olguya bağlanması gerçek anlamda koşul değildir.
- Böyle hâllerde TBK m. 170 ve devamı doğrudan değil kıyasen uygulanır.
- Bir sözleşmedeki her “kayıt” da koşul değildir; yazılı muvafakat alınması gibi kayıtlar koşul olarak nitelendirilemeyebilir.
- Özel bir kanun ödeme takvimini kendisi düzenlemişse, TBK m. 175 üzerinden sonuç değiştirme çabası kabul görmeyebilir.
Sözleşmelerin çoğu “şu olursa” cümleleriyle doludur. Kredi çıkarsa, ruhsat alınırsa, kesin hakediş onaylanırsa, izin verilirse… Bu cümleler masada zararsız görünür; uyuşmazlık çıktığında ise davanın tamamını belirler. Çünkü bir kaydın koşul sayılıp sayılmaması, borcun doğup doğmadığını, muaccel olup olmadığını ve tazminat istenip istenemeyeceğini değiştirir.
Türk Borçlar Kanunu bu meseleyi 170 ile 176. maddeler arasında düzenler. Aşağıda koşulun tanımını, türlerini, askı dönemindeki durumu ve en çok tartışılan hükmü olan TBK m. 175’i Yargıtay uygulamasıyla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TBK m. 170 – Geciktirici koşul: “Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur. Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder.”
TBK m. 171 – Askı dönemi: “Koşul gerçekleşinceye kadar borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür. Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, alacağı koşula bağlı olmayan alacaklıların haklarını korumak üzere başvurabilecekleri önlemleri alabilir. Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olur.”
TBK m. 173 – Bozucu koşul: “Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılan sözleşme, bozucu koşula bağlanmış olur. Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar. Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, geçmişe etkili olmaz.”
TBK m. 175 – Dürüstlük kurallarına aykırı engelleme: “Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır. Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.” — TBK m. 176: “Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür.”
Uygulamada en çok karıştırılan üç kavramın farkı şudur:
| Ölçüt | Geciktirici koşul (TBK m. 170) | Vade / muacceliyet olgusu |
|---|---|---|
| Neye etki eder | Borcun doğması | Borcun istenebilir hâle gelmesi |
| Borç var mı | Koşul gerçekleşene kadar yok | Baştan itibaren var |
| Olgunun gerçekleşmesi | Belirsiz | Beklenen ama zamanı belirsiz |
| Askıda koruma | TBK m. 171 uygulanır | Genel hükümler |
| Gerçekleşmezse | Borç hiç doğmaz | Muacceliyet sorunu doğar |
| Dürüstlük kuralı | TBK m. 175 doğrudan uygulanır | TBK m. 175 kıyasen uygulanır |
| Örnek | “İmar izni çıkarsa satarım” | “Kesin hakediş onaylanınca öderim” |
| Zamanaşımı | Koşulun gerçekleşmesiyle işler | Muacceliyetle işler |
| Sözleşmedeki adı | Koşul yazması şart değil | Koşul yazması onu koşul yapmaz |
Kritik nokta: Sözleşmede “şu şartla” ifadesinin geçmesi, o kaydı otomatik olarak TBK m. 170 anlamında koşul yapmaz. Yargıtay, sözleşmede sayılan bazı olguların aslında hükümlerini doğurduğu kesin olan bir borç için ifa zamanının belirlenmesine hizmet ettiğini, bu hâlde koşula ilişkin hükümlerin doğrudan değil kıyasen uygulanacağını kabul etmektedir. Buna karşılık bazı kayıtların hiç koşul sayılamayacağı da belirtilmiştir. Nitelendirme yanlış yapıldığında dava, esasa hiç girilmeden kaybedilir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Kaydı önce doğru nitelendirin. Sözleşmedeki ifade koşul mu, vade mi, yoksa yalnızca bir yükümlülük mü? Kullanılan kelime değil, tarafların iradesi ve kaydın işlevi belirleyicidir.
- Koşulsa türünü belirleyin. Sözleşmenin doğmasını mı yoksa sona ermesini mi bağlıyor? Geciktirici ile bozucu koşulun sonuçları taban tabana zıttır.
- Olgunun gerçekten belirsiz olup olmadığını sorgulayın. Gerçekleşmesi kesin olan bir olay koşul değil vadedir.
- Koşulun kimin iradesine bağlı olduğunu tespit edin. Tarafların iradesine, üçüncü kişinin iradesine veya dış olaylara bağlanmış olması, dürüstlük denetiminin yoğunluğunu değiştirir.
- Askı dönemindeki davranışları kayda geçirin. TBK m. 171 borçluya ifayı engelleyecek davranışlardan kaçınma yükümü yükler; bu döneme ilişkin yazışmalar sonradan kritik delil olur.
- Karşı tarafı yazılı olarak harekete geçirin. Koşulun gerçekleşmesi için karşı tarafın bir başvuru yapması gerekiyorsa, bunu ihtarname ile isteyin ve cevabını saklayın.
- Engellemeyi somutlaştırın. TBK m. 175 için “yapması gereken neydi, yapmadı” sorusunun belgelerle cevaplanması gerekir.
- İhmali de ileri sürün. Engellemenin kasten yapılmış olması şart değildir; gerekli çabayı göstermemek de dürüstlük kuralına aykırılık sayılabilir.
- Sonucu doğru talep edin. TBK m. 175/1 uygulanırsa koşul gerçekleşmiş sayılır; buna bağlı olarak edimin ifası veya müspet zarar istenebilir.
- Özel kanun var mı bakın. İlgili alanda ödeme veya tahakkuk takvimini düzenleyen özel bir kanun varsa, TBK m. 175 üzerinden sonuç değiştirmek güçleşir.
- Hukuka aykırı koşulu ayrıca tartışın. TBK m. 176 kapsamına giren bir koşul varsa, işlemin tamamı kesin hükümsüzdür; bu def’i değil, resen gözetilecek bir sebeptir.
- Talep sonucunu ve faizi eksiksiz yazın. Koşulun gerçekleşmiş sayılmasına bağlı alacaklarda faiz ve başlangıç tarihi ayrıca ve açıkça istenmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 29.04.2025 T., 2023/3565 E., 2025/1730 K.
Sözleşmedeki her kayıt koşul değildir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde ikinci parseldeki inşaata “arsa maliklerinin yazılı muvafakati alınması kaydıyla” başlanacağı öngörülmüştü. Bölge adliye mahkemesi bunu TBK m. 170 anlamında geciktirici koşul sayıp, muvafakat verilmediği için sözleşmenin o parsel bakımından hüküm ifade etmediği sonucuna varmıştı. Daire önce kavramı tanımlamıştır: “Şart, bir sözleşmenin varlığının veya hukuki sonuçlarının gerçekleşeceği kesin olmayan gelecekteki bir olaya bağlanmasıdır. Şayet sözleşmenin hukuki sonuçlarının doğması şarta bağlanmışsa erteleyici (taliki) şart, sona ermesi şarta bağlanmışsa bozucu ‘infisahi’ şart söz konusu olur. Şartın gerçekleşmesi tarafların iradesine, taraflarla birlikte üçüncü şahsın iradesine veya dış olaylara bağlanabilir.” Ardından nitelendirmeyi düzeltmiştir: “Somut olayda, sözlemenin 2-A maddesinde, TBK’nın 170 ve devamı maddelerinde tanımlandığı şekilde bir koşula yer verilmemiştir… Davalı arsa sahiplerinin yazılı muvafakatının alınması kaydının TBK’nın 170. maddede belirtilen koşul olarak kabulü mümkün değildir.” Daire, davanın reddi sonucunu ise TBK m. 97 üzerinden doğru bulmuştur: yüklenici kendi edimini sözleşmeye uygun yerine getirmediğinden talebi yerinde değildir. Bölge adliye mahkemesi kararı, gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek oy birliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 03.12.2024 T., 2023/3075 E., 2024/4538 K.
Muacceliyet olgusu gerçek koşul değildir; TBK m. 170 vd. kıyasen uygulanır ve m. 175 devreye girer. Alt yüklenici, teminat ve emanet kesintilerinin iadesini istemiş; mahkemeler, sözleşmede iade için aranan olgular (SGK ilişiksizlik belgesiyle teminatın çözdürülmesi, üst iş sahibince kesin hakedişin onaylanması) gerçekleşmediği için alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire ayrımı netleştirmiştir: bu olgular “koşula bağlı borçların düzenlendiği TBK 170 vd. maddelerde düzenlenen anlamda bir koşul değildir”; çünkü orada koşul “borçların hükümlerini doğurması anlamındadır”. Somut olayda ise söz konusu olan, “hükümlerini doğurduğu kesin olan bir borç için ifa zamanının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önceden kesin olarak bilinmeyen ama gerçekleşmesi beklenen bir olguya bağlanması”dır; bu nedenle “TBK 170 vd. madde hükümlerden kıyasen yararlanılabilecektir.” Kıyasen uygulanacak hüküm de TBK m. 175’tir. Daire sonucu şöyle bağlamıştır: yüklenici işi teslim etmiş ve kabul tutanağı onaylanmışsa, davalı gerekli işlemleri yapmıyorsa “bunun olumsuz sonuçları davacıya yüklenemez”; gerekli başvuruları yapıp sonuç alamamışsa yapması gereken yargısal yollara başvurmaktır ve “üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmeyen kimsenin sözleşmede koşul olarak belirtilen olguların gerçekleşmediğini savunması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacaktır.” Karar oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.06.2022 T., 2021/7448 E., 2022/4859 K.
Engelleme ihmalle de olabilir; sonucu müspet zarardır. Bir savunma sanayi ürününün tasarımını yapan davacı, sözleşme gereği satıştan pay alacaktı; davalı şirketler ise ürünü hiç satmadıklarını, dolayısıyla kâr payı alacağının doğmadığını savunmuştu. Daire, TBK m. 175’in kapsamını genişçe çizmiştir: “Şartın gerçekleşmesinin kasten engellenmesi dürüstlük kuralına aykırı sayılacağı gibi, ihmal suretiyle şartın gerçekleşmemesine yol açılması da dürüstlük kuralına aykırı sayılacaktır.” Sonucu ise şöyle belirlemiştir: “bir edimin ifasına ilişkin koşulun gerçekleşmesinin borçlu tarafından kasten veya ihmal suretiyle dürüstlük kuralına aykırı olarak engel olunması ve bundan da bir zarar doğması halinde zarar gören taraf, bu koşul aynen gerçekleşmiş gibi sözleşmeye konu edimin ifasını talep etme hakkına sahip olacak ve ifa edilmeyen edimleri müspet zarar olarak karşı taraftan talep edilebilecektir.” Somut olayda ürünün üç yıl boyunca tanıtım ve pazarlamasının durdurulması, davacının toplantılardan uzak tutulması ve alternatif ürünlerin üretilmesi birlikte değerlendirilerek satış koşulunun bilinçli olarak engellendiği kabul edilmiştir. Karar davacı yararına bozulmuş; hüküm oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy kullanan üyeler, fiilen satış yapılmadığından kâr payı hakkının dava tarihinde doğmadığını ve ret kararının isabetli olduğunu belirtmiştir; bu görüş Dairenin kararı değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 09.11.2023 T., 2023/2857 E., 2023/3188 K.
Özel kanun ödeme takvimini kendi düzenlemişse, TBK m. 175 sonucu değiştirmeyebilir. Kurum, elektrik dağıtım şirketinden pay alacağının geç ödendiğini ileri sürerek gecikme faizi istemiş; mahkemeler, ilgili kanun gereği payın faturada gösterilmesi gerektiğini, ay sonu itibarıyla henüz faturalandırılmamış tutar üzerinden tahakkuk yapılamayacağını belirterek davayı reddetmişti. Daire, uyuşmazlığı 3093 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleri üzerinden çözmüş; “davalı şirketin düzenlediği faturalarda … payının ayrıca gösterilmesi gerektiği, bu nedenle ay sonu itibariyle henüz faturalandırılmamış tutar üzerinden … payı alacağı tahakkuk ettirilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle kararı onamıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy kullanan üye, faturaların geç düzenlenmesi nedeniyle TBK m. 175 uyarınca tahakkukun en geç fatura tanzim tarihinde yapılmış sayılması gerektiğini savunmuştur; bu görüş çoğunluğun kararı değildir. Karar, TBK m. 175’in her gecikmeyi tersine çeviren genel bir kural olmadığını göstermesi bakımından önemlidir.
Dört karar birlikte okunduğunda, koşul uyuşmazlıklarının üç aşamalı bir sınavdan geçtiği görülür: nitelendirme, engelleme ve sonuç.
Birinci halka – nitelendirme her şeydir. Nisan 2025 tarihli karar, sözleşmedeki “kaydıyla” ifadesinin tek başına koşul yaratmadığını gösterir. Kavramın tanımı nettir: hukukî sonuçların gerçekleşeceği kesin olmayan gelecekteki bir olaya bağlanması. Bir kayıt bu tanıma oturmuyorsa, TBK m. 170’e dayanan bütün argüman çöker.
İkinci halka – koşul ile vade arasındaki ince çizgi. Aralık 2024 tarihli karar bu ayrımı en açık biçimde yapar. Borç doğmuşsa ve tartışılan şey yalnızca ne zaman istenebileceğiyse, ortada gerçek anlamda koşul yoktur. Yine de TBK m. 170 ve devamı kıyasen uygulanır; böylece TBK m. 175’in dürüstlük denetimi bu hâllerde de devreye girer. Bu, alt yüklenici ve taşeron dosyalarında hayatî bir kapıdır.
Üçüncü halka – engelleme kasıt gerektirmez. Haziran 2022 tarihli karar, TBK m. 175’in yalnızca kötü niyetli engellemeyi değil, ihmali de kapsadığını söyler. Bu, ispat yükünü hafifletir: karşı tarafın kötü niyetini kanıtlamak yerine, kendisinden beklenen çabayı göstermediğini ortaya koymak yeterli olabilir.
Dördüncü halka – sonuç iki katmanlıdır. Koşul gerçekleşmiş sayıldığında borç doğar; buna bağlı olarak edimin ifası istenebileceği gibi, ifa edilmeyen edimler müspet zarar olarak da talep edilebilir. Talep sonucunun bu iki ihtimalden hangisine kurulduğu, davanın kaderini belirler.
Beşinci halka – TBK m. 175 sihirli değnek değildir. Kasım 2023 tarihli karar bunun sınırını gösterir. Alanı düzenleyen özel bir kanun tahakkuk ve ödeme takvimini kendisi belirlemişse, çoğunluk sonucu bu özel düzenleme üzerinden kurmuştur. TBK m. 175 argümanı orada yalnızca karşı oyda kalmıştır. Genel hükme dayanmadan önce özel hükmün ne dediği okunmalıdır.
Altıncı halka – askı dönemi boş dönem değildir. TBK m. 171 borçluya, koşul gerçekleşinceye kadar ifayı engelleyecek davranışlardan kaçınma yükümü yükler ve alacaklıya koruma önlemleri alma imkânı tanır. Bu dönemde yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersizdir. Askı döneminde sessiz kalmak, sonradan ispat sorunu doğurur.
Yedinci halka – bozucu koşul geriye yürümez. TBK m. 173 uyarınca bozucu koşulun gerçekleşmesiyle sözleşme o anda sona erer; aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça geçmişe etkili olmaz. Bu, o ana kadar doğmuş alacakların ayakta kalması demektir ve tasfiye hesabını doğrudan etkiler.
Sekizinci halka – sözleşme yazılırken kazanılır. Bu uyuşmazlıkların büyük bölümü, sözleşmede koşulun kimin hangi işlemi yapmasına bağlandığının ve o işlem yapılmazsa ne olacağının yazılmamasından doğar. Koşulun gerçekleşmesi için gereken başvuruların kim tarafından, hangi sürede yapılacağını ve süre geçerse koşulun gerçekleşmiş sayılacağını sözleşmeye yazmak, sonradan TBK m. 175 tartışmasına girmekten çok daha ucuzdur. Cezaî şart düzenlemeleriyle birlikte kurgulandığında bu koruma daha da güçlenir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden yanlış? | Doğrusu |
|---|---|---|
| Sözleşmede “şart” yazmasını yeterli saymak | Nitelendirme kelimeye değil işleve bakar | Kaydın borcu mu ifa zamanını mı bağladığını belirleyin |
| Vadeyi koşul sanmak | Doğmuş borçta koşul değil muacceliyet vardır | TBK m. 170 vd. hükümlerini kıyasen tartışın |
| Geciktirici ve bozucu koşulu karıştırmak | Biri doğuşu, diğeri sona ermeyi bağlar | Hangi sonucun bağlandığını açıkça saptayın |
| Bozucu koşulun geçmişe etkili olduğunu sanmak | Aksi kararlaştırılmadıkça geriye yürümez | O ana kadar doğmuş alacakları koruyun |
| Engelleme için kasıt aramak | İhmal de dürüstlük kuralına aykırı sayılabilir | Gerekli çabanın gösterilmediğini ortaya koyun |
| Askı döneminde sessiz kalmak | TBK m. 171’e dayanacak delil oluşmaz | İhtarname ve yazışmalarla süreci belgeleyin |
| Özel kanunu atlayıp TBK m. 175’e dayanmak | Özel düzenleme sonucu belirleyebilir | Önce alanın özel kanununu inceleyin |
| Yalnızca tespit istemek | Koşul gerçekleşmiş sayılırsa ifa veya tazminat istenebilir | Talep sonucunu edim ya da müspet zarar olarak kurun |
| Hukuka aykırı koşulu görmezden gelmek | TBK m. 176 işlemi kesin hükümsüz kılar | Kesin hükümsüzlüğü ayrıca ileri sürün |
Koşul (şart) nedir?
Bir sözleşmenin varlığının veya hukukî sonuçlarının, gerçekleşeceği kesin olmayan gelecekteki bir olaya bağlanmasıdır. Olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olması esastır.
Geciktirici ve bozucu koşul arasındaki fark nedir?
Sözleşmenin hukukî sonuçlarının doğması bir olguya bağlanmışsa geciktirici (taliki), sona ermesi bağlanmışsa bozucu (infisahi) koşul vardır. Geciktirici koşulda sözleşme koşul gerçekleşinceye kadar hüküm doğurmaz; bozucu koşulda ise koşul gerçekleştiği anda hükümler ortadan kalkar.
Koşul gerçekleşmezse ne olur?
Geciktirici koşulda sözleşme hiç hüküm ifade etmez; taraflar birbirinden ifa isteyemez. Bozucu koşulda ise sözleşme yürürlükte kalmaya devam eder.
Koşul askıdayken taraflar ne yapabilir?
TBK m. 171 uyarınca borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür. Hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, koşula bağlı olmayan alacaklıların başvurabileceği koruma önlemlerini alabilir.
Askı döneminde yapılan satış geçerli midir?
TBK m. 171’in son cümlesi, koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarrufların koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olacağını düzenler. Bu nedenle askı döneminde yapılan devirler bütünüyle korunmaz.
Karşı taraf koşulun gerçekleşmesini engellerse ne olur?
TBK m. 175/1 uyarınca, taraflardan biri koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa koşul gerçekleşmiş sayılır. Bu durumda borç doğmuş kabul edilir.
Engellemenin kasten yapılması şart mı?
Hayır. Yargıtay uygulamasına göre koşulun gerçekleşmesinin kasten engellenmesi kadar, ihmal suretiyle gerçekleşmemesine yol açılması da dürüstlük kuralına aykırı sayılır.
Koşul gerçekleşmiş sayılırsa ne isteyebilirim?
Koşul aynen gerçekleşmiş gibi sözleşmeye konu edimin ifasını talep edebilirsiniz; ifa edilmeyen edimler bakımından müspet zararınızı da isteyebilirsiniz.
Koşulu kendi lehime gerçekleştirirsem ne olur?
TBK m. 175/2 bunu da yaptırıma bağlamıştır: taraflardan biri koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.
Sözleşmede “şu belge alınırsa ödenir” yazıyor; bu koşul mu?
Mutlaka değil. Borcun doğduğu kesinse ve bağlanan şey yalnızca ifa zamanıysa, bu gerçek anlamda koşul değil muacceliyet olgusudur. Bu hâlde koşula ilişkin hükümler doğrudan değil kıyasen uygulanır; ancak dürüstlük denetimi yine de yapılır.
Karşı taraf gerekli başvuruyu hiç yapmıyorsa ne yapmalıyım?
Önce yazılı olarak başvuru yapmasını isteyin ve süre verin. Başvuruyu yaptığı hâlde sonuç alamamışsa yargısal yollara başvurması beklenir. Üzerine düşeni yapmayan tarafın koşulun gerçekleşmediğini savunması hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.
Hukuka aykırı bir koşul konulabilir mi?
Hayır. TBK m. 176 uyarınca, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma ya da yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulan koşula bağlı hukukî işlem kesin olarak hükümsüzdür.
Koşula bağlı alacakta zamanaşımı ne zaman başlar?
Geciktirici koşula bağlı bir alacakta borç, koşulun gerçekleşmesiyle doğar; bu nedenle zamanaşımı da bu andan itibaren işlemeye başlar. Muacceliyetin bir olguya bağlandığı hâllerde ise başlangıç muacceliyet anına göre belirlenir.
Koşullu borç mirasçıya geçer mi?
TBK m. 174 uyarınca koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir.
Sözleşmeyi yazarken hangi cümleyi eklemeliyim?
Koşulun gerçekleşmesi için hangi tarafın hangi işlemi ne kadar sürede yapacağını ve bu süre içinde yapılmazsa koşulun gerçekleşmiş sayılacağını açıkça yazmak, sonradan doğacak dürüstlük tartışmalarının büyük bölümünü ortadan kaldırır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 170 – Geciktirici koşul
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 171 – Koşulun askıda olduğu sıradaki durum
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 172 – Koşul gerçekleşinceye kadar elde edilen yararlar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 173 – Bozucu koşul
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 174 – Koşulun gerçekleşmesi ve mirasçıya geçiş
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 175 – Dürüstlük kurallarına aykırı engelleme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 176 – Yasak koşullar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 97 – Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırası
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112 – Borca aykırılık ve tazminat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 125 – Temerrütte alacaklının seçimlik hakları
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 179 – Ceza koşulu
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 – Dürüst davranma ve hakkın kötüye kullanılması yasağı
İlgili yazılarımız: cezaî şart (TBK m. 179), genel işlem koşulları, kefalet sözleşmesinde şekil şartları, simsarlık sözleşmesi ve komisyon ücreti.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Bir kaydın koşul sayılıp sayılmayacağı sözleşmenin bütünü ve tarafların iradesi değerlendirilerek belirlenir.