Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Ne Zaman Açılır? Kime Karşı Açılır?

- Muhdesat, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlardır (22.12.1995 tarihli 1/3 sayılı İBK).
- Bir şeye malik olan kimse, onun bütünleyici parçalarına da malik olur (TMK m. 684).
- Arazi mülkiyeti, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapıları, bitkileri ve kaynakları da kapsar (TMK m. 718).
- Muhdesat şahsî bir haktır; sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet ya da sınırlı aynî hak vermez.
- Bu nedenle kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
- Kalıcı olması amaçlanmayan kulübe, büfe, çardak ve baraka gibi hafif yapılar taşınır hükümlerine tâbidir (TMK m. 728).
- Kavak gibi kesilip satılabilen ağaçlar muhdesat sayılmaz; taşınır hükümlerine tâbidir.
- Tespit davasının görülebilmesi için güncel hukuki yarar gerekir ve bu yarar dava sonuna kadar sürmelidir (HMK m. 106/2).
- Hukuki yarar dava şartıdır; yokluğunda dava usulden reddedilir (HMK m. 114/1-h, 115).
- Yargıtay uygulamasında güncel yarar; derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm ya da kamulaştırma gibi istisnaî hâllerde kabul edilir.
- Kadastro Kanunu m. 19/2, muhdesatın tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine izin veren özel bir düzenlemedir.
- Bu kural yalnızca kadastro tespitinden önce meydana getirilmiş muhdesatlar için uygulanır.
- Kadastro Kanunu m. 12/3 uyarınca, on yıllık hak düşürücü süre içinde tespitten önceki nedenlere dayanılarak açılan davalara m. 19 uygulanır.
- Dava, muhdesat iddiasını kabul etmeyen tapu kayıt malikine karşı açılır; üçüncü kişiye karşı açılmasında hukuki yarar yoktur.
- Muhdesatı meydana getirenin ispat yükü kendisindedir (TMK m. 6, HMK m. 190).
Kısa cevap: Muhdesat, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlardır; şahsî bir haktır ve sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet ya da sınırlı aynî hak vermez. Bu nedenle kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Bir arsanın üzerine ev yapmış, ağaç dikmiş ya da tesis kurmuş olan kişi, çoğu zaman bunları “kendi malı” olarak görür. Oysa Türk hukukunda kural nettir: üst toprağa tâbidir. Araziye kalıcı biçimde bağlanmış yapılar arazinin bütünleyici parçası hâline gelir ve arazinin malikine ait olur.
Bu kuralın yumuşatılmış hâli, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasıdır. Ancak bu dava her zaman açılamaz: kendine özgü bir tespit davası olduğundan hem güncel bir hukuki yarar hem de doğru bir hasım gerektirir. Aşağıda hangi hâllerde açılabileceğini, kime karşı yöneltileceğini ve Kadastro Kanunu’nun getirdiği özel imkânı ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TMK m. 684, 718 ve 728 — Bütünleyici parça, arazi mülkiyeti ve hafif yapılar
“Madde 684- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.”
“Madde 718- Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”
“Madde 728- Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir. Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez.”
TMK m. 722, 724 ve 1012 — Malzeme, bedel ve beyanlar hanesi
“Madde 722- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur…”
“Madde 724- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.”
“Madde 1012- Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır… Özel kanun hükümleri saklıdır.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 19/2 ve m. 12/3 — Muhdesat şerhi
Yargıtay kararlarında aktarıldığı üzere m. 19/2: “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.” Aynı Kanun’un 12/3 hükmü gereğince “on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir.”
Hangi hâlde dava görülür?
| Durum | Güncel hukuki yarar | Sonuç |
|---|---|---|
| Derdest ortaklığın giderilmesi davası | Vardır | Dava görülür |
| Kentsel dönüşüm uygulaması | Vardır | Dava görülür |
| Kamulaştırma işlemi | Vardır | Dava görülür |
| Kadastro tespitinden önce yapılan muhdesat | Kadastro K. m. 19 uygulanır | Beyanlar hanesine tescil istenebilir |
| Kadastro tespitinden sonra yapılan muhdesat | Yoktur | Usulden ret |
| Beyanlar hanesinde zaten şerh varsa | Yoktur | Usulden ret |
| Tapu maliki olmayan üçüncü kişiye karşı | Yoktur | Usulden ret |
| Eda davası açma imkânı varsa | Kural olarak yoktur | Usulden ret |
| Hafif yapı veya kesilip satılan ağaç | Muhdesat değildir | Taşınır hükümleri uygulanır |
Kritik nokta: Bu dava, muhdesat iddiasını kabul etmeyen tapu kayıt malikine karşı açılır. Tapuda malik olmayan, üçüncü kişi konumundaki bir kişiye karşı açılan muhdesat tespiti davasında hukuki yarar bulunmaz; örneğin Hazine adına kayıtlı bir taşınmazdaki binanın kendisine ait olduğunun tespitini, komşusuna ya da kardeşine karşı isteyen kişinin güncel hukuki yararı yoktur. Buna karşılık muhdesat sahibinin eli tamamen boş değildir: yaptığı yapı üzerinde kişisel bir hakkı bulunduğundan, zilyetliğin korunması davaları açabileceği gibi bu kişisel hakka dayanarak el atmanın önlenmesi de isteyebilir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Önce yapının kalıcı nitelikte olup olmadığını belirleyin; hafif yapılar muhdesat değildir.
- Ağaçlarda, bağ-bahçe ağacı ile kesilip satılan ağaç ayrımını yapın.
- Taşınmazın tapu kaydını ve malikini güncel olarak çıkartın.
- Tapunun beyanlar hanesinde muhdesat şerhi olup olmadığını kontrol edin; varsa yeniden dava açmayın.
- Güncel hukuki yararınızı doğuran olguyu (ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma, kentsel dönüşüm) belgeleyin.
- Kadastro yoluna gidecekseniz kadastro tutanağını ve tespit tarihini getirtin.
- Yapının inşa tarihinin tespit tarihinden önce olduğunu kanıtlayın.
- Kadastro Kanunu m. 12/3’teki on yıllık hak düşürücü süreyi hesaplayın.
- Davayı tapu kayıt malikine yöneltin; malik değişmişse taraf teşkilini tamamlayın.
- İnşa ettiğinizi gösteren ruhsat, fatura, emlak beyanı, abonelik ve tanık delillerini toplayın.
- Hukuki yararınız yoksa sebepsiz zenginleşme veya el atmanın önlenmesi gibi eda yollarını değerlendirin.
- Dilekçede hukukî nitelendirmeye takılmayın; vakıaları eksiksiz anlatın.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1854, K. 2019/1096, 22.10.2019
Ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma yoksa muhdesat tespiti davası görülemez. Anneleri tarafından kardeşine satılan taşınmaz üzerindeki binanın ikinci katını kendisinin yaptırdığını ileri süren davacı, aidiyetin tespitini ve beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiştir. Kurul, kuralı ortaya koymuştur: “Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m. 722, 724, 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez… Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.” İstisnaları da saymıştır: “Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması, Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesi hükmünün uygulanma imkânının bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.” Somut olayda “sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre eda davasına ilişkin talepte bulunma imkânının mevcut olduğu” belirtilerek hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kurul, direnme kararının BOZULMASINA, 22.10.2019 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar vermiştir. Karşı oyda, tespit davasının eda davasının öncüsü olduğu ve davacının güncel yararının bulunduğu savunulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/450, K. 2023/1075, 08.11.2023
Muhdesat kadastro tespitinden önce yapılmışsa Kadastro Kanunu m. 19 gereği hukuki yarar vardır. Malik hanesi açık bırakılan bir parsel üzerindeki binanın kendilerince inşa edildiğini ileri süren davacıların davası, bölge adliye mahkemesince hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmiştir. Kurul önce genel kuralı yineledikten sonra özel düzenlemeye geçmiştir: “3402 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası… muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Kısaca muhdesat şerhi olarak tanımlanan bu kural sadece kadastro tespit gününden önce taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlar yönünden uygulanabilir.” Ayrıca “6100 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir” denilerek, tarafların hukukî nitelendirmesiyle bağlı olunmadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak binanın inşa tarihinin tespit tarihinden önce olup olmadığının araştırılması, “tespitten önce olduğunun belirlenmesi hâlinde ise 3402 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların hukuki yararının bulunduğunun kabulü” gerektiği belirtilmiştir. Kurul, direnme kararının BOZULMASINA, 08.11.2023 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak karar vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/654, K. 2024/530, 23.10.2024
Dava tapu kayıt malikine karşı açılmalıdır; üçüncü kişiye karşı hukuki yarar yoktur. Hazine adına kayıtlı arsa üzerindeki binayı kendisinin yaptığını ileri süren davacı, kardeşine karşı el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve muhdesatın aidiyetinin tespitini istemiştir. Kurul, muhdesatın hukukî niteliğini açıkladıktan sonra ölçütü koymuştur: “Yargıtay, öğreti ve uygulamada bu davaların muhdesat iddiasını kabul etmeyen tapu kayıt maliki ya da maliklerine karşı açılacağı konusunda görüş birliği vardır. Muhdesatın aidiyeti istemli davalar tespit davası niteliğinde olduğundan, davacının tapu kayıt maliki olmayan ve üçüncü kişi konumunda olan kişiye karşı bu davayı açmasında hukuki yararı yoktur.” Muhdesat sahibinin elindeki imkânlar da gösterilmiştir: “muhdesatı inşa eden kişi 4721 sayılı Kanun’un 982 ve 983 üncü maddelerinde düzenlenen zilyetliğin gaspı ve zilyetliğe saldırıdan doğan davalar kapsamında… dava açabileceği gibi zilyetliğinin arkasında nesnel veya kişisel bir hakkı bulunduğu takdirde… el atmanın önlenmesi isteminde de bulunabilir.” Kurul, direnme kararının BOZULMASINA, 23.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar vermiştir. Karşı oyda, 4706 sayılı Kanun m. 5 uyarınca yapı sahibine tanınan satış önceliği nedeniyle davacının hukuki yararının bulunduğu savunulmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1272, K. 2024/1508, 13.03.2024
Beyanlar hanesinde şerh varsa yeniden dava açmakta hukuki yarar yoktur. Ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmazdaki kargir evin kendisine ait olduğunun tespitini isteyen davacının davası, ilk derece mahkemesince kabul edilmiş; bölge adliye mahkemesi ise kadastro tutanağında ve tapuda muhdesat şerhi bulunduğunu belirleyerek davayı usulden reddetmiştir. Daire, ölçütü tekrar ettikten sonra bu değerlendirmeyi yerinde bulmuştur: “Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir.” Daire, kesinleşen kadastro tespiti ile aidiyeti zaten belirlenmiş muhdesatın yeniden dava konusu yapılamayacağı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar vermiştir.
İlk halka, tanım. Muhdesat, arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlardır. Kalıcı olması amaçlanmayan kulübe, büfe ve baraka gibi hafif yapılar ile kesilip satılabilen ağaçlar bu kapsamda değildir; onlara taşınır hükümleri uygulanır.
İkinci halka, bütünleyici parça. Kalıcı yapı, araziyle sıkı biçimde birleştiği anda onun bütünleyici parçası olur. Bu andan itibaren malzeme ya da bitki sahibinin ayrı bir mülkiyet hakkından söz edilemez; arazi üzerindeki aynî hak muhdesatı da kapsar.
Üçüncü halka, şahsî hak. Muhdesat sahibinin elinde kalan, aynî değil kişisel bir haktır. Bu hak sahibine ikili bir mülkiyet vermez; ancak zilyetliğin korunması ve el atmanın önlenmesi gibi yolları kullanma imkânı sağlar.
Dördüncü halka, güncel yarar. Tespit hükmünün icra kabiliyeti bulunmadığından bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Yargıtay, güncel hukuki yararı derdest ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm ve kamulaştırma gibi istisnaî hâllerle sınırlamıştır.
Beşinci halka, eda davası önceliği. Tespit davası eda davasının öncüsüdür. Sebepsiz zenginleşme gibi bir eda yolu açıksa, kural olarak tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmaz.
Altıncı halka, hasım. Dava, muhdesat iddiasını kabul etmeyen tapu kayıt malikine yöneltilmelidir. Tapuda malik olmayan üçüncü kişiye karşı açılan davada hukuki yarar yoktur; bu, en sık karşılaşılan usul hatalarından biridir.
Yedinci halka, kadastro istisnası. Kadastro Kanunu m. 19/2, muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesine izin veren özel bir düzenlemedir ve yalnızca kadastro tespit gününden önce var olan muhdesatlar için işler. Aynı Kanun’un 12/3 hükmü, on yıllık hak düşürücü süre içinde tespitten önceki nedenlere dayanılarak açılan davalara bu maddenin uygulanmasını sağlar.
Sekizinci halka, nitelendirme. Hukukî nitelendirme ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir; hâkim tarafların ileri sürdüğü maddi vakıalarla bağlıdır, onların hukukî nitelendirmesiyle değil. Bu nedenle dilekçede vakıaların eksiksiz anlatılması, madde numarası yazmaktan daha önemlidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Tapu maliki olmayana dava açmak | Hukuki yarar yokluğu | Kayıt malikine yöneltilmeli |
| Güncel yarar doğuran olguyu göstermemek | Usulden ret | Ortaklığın giderilmesi vb. belgelenmeli |
| Mevcut muhdesat şerhine rağmen dava açmak | Usulden ret | Tapu kaydı önceden incelenmeli |
| Hafif yapıyı muhdesat saymak | Yanlış hukukî yol | Taşınır hükümleri uygulanır |
| Kesilip satılan ağacı muhdesat saymak | Talep karşılanmaz | TMK m. 728-729 değerlendirilmeli |
| Kadastro tespit tarihini araştırmamak | m. 19 uygulanamaz | Tutanak ve tespit tarihi getirtilmeli |
| On yıllık süreyi kaçırmak | Hak düşürücü süre dolar | Süre baştan hesaplanmalı |
| Eda davası varken tespit istemek | Hukuki yarar yokluğu | Sebepsiz zenginleşme yolu düşünülmeli |
| İnşa ettiğini belgelendirmemek | İspat edilemez | Ruhsat, fatura, beyan ve tanık toplanmalı |
Muhdesat ne demektir?
Eşya hukukunda muhdesat; bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları ifade eder. Bu tanım 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulanmıştır.
Yaptığım bina benim mülküm olur mu?
Kural olarak olmaz. Arazi mülkiyeti, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapıları da kapsar; kalıcı yapı arazinin bütünleyici parçası hâline gelir ve arazinin malikine ait olur.
Muhdesat sahibinin hakkı nedir?
Şahsî bir haktır. Sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet ya da sınırlı bir aynî hak vermez.
Her yapı muhdesat mıdır?
Hayır. Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar maliklerine aittir; taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez.
Kavak ağaçları muhdesat sayılır mı?
Sayılmaz. Kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilip kesilerek satılabilen ağaçlar muhdesat niteliğinde değildir; bunlar taşınır hükümlerine tâbidir.
Bu dava her zaman açılabilir mi?
Hayır. Tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar bu yararın sürmesi gerekir.
Hangi hâllerde güncel hukuki yarar kabul edilir?
Yargıtay uygulamasında; taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnaî durumlarda güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Hukuki yarar yoksa ne olur?
Hukuki yarar dava şartıdır; bulunmadığının tespiti hâlinde dava, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir.
Dava kime karşı açılır?
Muhdesat iddiasını kabul etmeyen tapu kayıt malikine ya da maliklerine karşı. Tapu kayıt maliki olmayan üçüncü kişiye karşı bu davayı açmakta hukuki yarar yoktur.
Kadastro Kanunu ne imkân sağlıyor?
Kanun’un 19/2 hükmü, taşınmaz üzerinde malikinden başkasına ait muhdesat varsa bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine izin verir.
Bu kural her muhdesat için geçerli mi?
Değildir. Muhdesat şerhi kuralı yalnızca kadastro tespit gününden önce taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlar yönünden uygulanabilir.
Kadastrodan sonra dava açma süresi var mı?
Kadastro Kanunu’nun 12/3 hükmü gereğince on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır.
Tapuda zaten muhdesat şerhi varsa dava açabilir miyim?
Kesinleşen kadastro tespitiyle aidiyeti belirlenmiş ve beyanlar hanesine şerh edilmiş bir muhdesatın yeniden dava konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmektedir.
Muhdesatıma müdahale edilirse ne yapabilirim?
Muhdesatı inşa eden kişi, zilyetliğin gaspı ve zilyetliğe saldırıdan doğan davaları açabileceği gibi, zilyetliğinin arkasında kişisel bir hakkı bulunduğundan el atmanın önlenmesi isteminde de bulunabilir.
İspat yükü kimdedir?
Davacıdadır. Muhdesatı kendi adına ve hesabına meydana getirdiğini, dolayısıyla muhdesat üzerinde hakkı bulunduğunu ispat etmelidir.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 684 — Bütünleyici parça
- 4721 sayılı TMK m. 718 — Taşınmaz mülkiyetinin kapsamı
- 4721 sayılı TMK m. 722-724 — Başkasının malzemesinin kullanılması ve bedel
- 4721 sayılı TMK m. 728 — Taşınır yapılar
- 4721 sayılı TMK m. 729 — Araziye dikilen fidanlar
- 4721 sayılı TMK m. 981-983 — Zilyetliğin korunması
- 4721 sayılı TMK m. 1012 — Beyanlar sütunu
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12/3 — Hak düşürücü süre
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 19 — Muhdesatın gösterilmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 106 — Tespit davası
- 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115 — Hukuki yarar dava şartı
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 19 — Kamulaştırmada muhdesat
Taşınmaz uyuşmazlıklarındaki diğer yazılarımız için ortaklığın giderilmesi davası, taşkın yapı ve haksız inşaat, üst hakkı, kamulaştırmasız el atma ve tapu kaydının düzeltilmesi yazılarımızı; usul yönünden dava şartları ve ilk itirazlar yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında güncel hukuki yararın bulunup bulunmadığı; taşınmazın tapu durumuna, kadastro tespit tarihine ve varsa derdest davalara göre değişir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.