Mirasın Hükmen Reddi ve Terekenin Borca Batıklığı

Kısaca
- Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2). Buna “hükmen ret” denir.
- Hükmen ret süreye tabi değildir; üç aylık ret süresi bu davada uygulanmaz ve mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmasının önemi yoktur.
- Ödemeden aciz ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibarıyla mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları pasifini oluşturur; pasifin aktiften fazla olması borca batıklığı gösterir.
- İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmişse tereke borca batık kabul edilir. Aksi hâlde aktif ve pasif, kurum kayıtları üzerinden tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
- Mirasçı, tereke işlemlerine karışmış, olağan yönetim dışında işler yapmış ya da tereke mallarını gizlemiş veya kendine mal etmişse mirası reddedemez (TMK m.610/2).
- Terekeyi sahiplenen mirasçının sonradan borca batıklık ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırı görülür ve korunmaz.
- Buna karşılık veraset ve intikal beyannamesi vermek gibi yasal zorunluluktan doğan işlemler ile ekonomik koşullar gözetildiğinde pek mühim olmayan bir ödeme, terekenin benimsenmesi sayılmayabilir.
Bir yakının ölümünden sonra gelen icra takibi, çoğu kişi için sürpriz olur. Türk hukukunda mirasçılar, mirasbırakanın borçlarından kural olarak kendi malvarlıklarıyla da sorumludur. Kanun koyucu bu ağır sonucu yumuşatmak için birkaç kurum öngörmüştür; bunlardan biri de mirasın hükmen reddidir.
Bu yazıda hükmen retten yararlanmanın şartlarını, borca batıklığın nasıl ispatlandığını, hangi davranışların “terekeyi benimseme” sayıldığını ve davanın nasıl kurulması gerektiğini Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin son dönem kararlarıyla ele alıyoruz.
Gerçek ret ve hükmen ret farkı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.605: “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”
Maddenin birinci fıkrası “gerçek ret”, ikinci fıkrası “hükmen ret” olarak adlandırılır. İkisi arasındaki fark, uygulamada belirleyicidir:
| Gerçek ret (m.605/1) | Hükmen ret (m.605/2) | |
|---|---|---|
| Nasıl gerçekleşir? | Mirasçının sulh hukuk mahkemesine yönelttiği ret beyanıyla | Kanun gereği kendiliğinden; mahkeme kararı bunu tespit eder |
| Süre | Kural olarak üç ay | Süreye tabi değildir |
| İyi niyet | — | Mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmasının önemi yoktur |
| Şartı | Ret iradesinin süresinde açıklanması | Ölüm tarihinde ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması |
| Nasıl ileri sürülür? | Ret beyanı | Alacaklılara karşı tespit davası açılabileceği gibi, mirasçıya karşı açılan davada def’i olarak da her zaman ileri sürülebilir |
Bu son satır pratikte çok işe yarar: üç aylık süreyi kaçırmış bir mirasçı, tereke gerçekten borca batıksa hâlâ korunabilir. Aleyhine açılan bir alacak davasında dahi terekenin borca batık olduğunu def’i olarak ileri sürebilir.
Borca batıklık nasıl belirlenir?
Ölçüt sade görünür: ölüm tarihi itibarıyla mirasbırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları pasifini oluşturur. Pasifin aktiften fazla olması, terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla borca batık olduğunu gösterir.
Ancak bu hesabın yapılabilmesi için titiz bir araştırma gerekir. Yargıtay’ın aradığı yöntem şudur:
| Adım | Yapılması gereken |
|---|---|
| 1 | İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmişse tereke borca batık kabul edilir |
| 2 | Aciz vesikası yoksa mirasbırakanın malvarlığı bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü gibi kurum ve kuruluşlardan sorulur |
| 3 | Alacak ve borçlar zabıta marifetiyle de araştırılır |
| 4 | Aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı birlikte değerlendirilerek aktif ve pasif tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenir |
| 5 | Mirasçının mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı araştırılır |
Araştırmanın en kritik yönü tarihtir: tüm sorgular ölüm tarihi esas alınarak yapılmalıdır. Ölüm tarihi gözetilmeden yapılan taşınmaz sorgusu ya da hiç yapılmayan araç kaydı incelemesi, kararın bozulmasına yol açmaktadır. Bugün adına kayıtlı malı bulunmayan bir kişinin ölüm gününde aracı veya taşınmazı olmuş olabilir; hesap o güne göre kurulur.
Ret hakkını düşüren davranışlar
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.610: “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.”
Hükmen retten yararlanmak isteyen mirasçı bakımından da aynı sınır geçerlidir: tereke borca batık olsa dahi, tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı mirası reddedemez. Yargıtay bunu bir adım ileri götürür: terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri dürüstlük kuralına aykırı olur ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Peki sınır nerede? Kararlardan çıkan ayrım şudur:
| Davranış | Değerlendirme |
|---|---|
| Veraset ve intikal beyannamesi vermek | Yasal zorunluluk gereği; terekenin olağan yönetimi niteliğindedir |
| Derdest davaya mirasçı sıfatıyla katılmak ve vekâlet ücreti talep etmek | Olağan yönetim niteliğinde kabul edilmiştir |
| Zamanaşımını kesmek için dava açmak veya icra takibi yapmak | Ret hakkını ortadan kaldırmaz (m.610/3) |
| Ekonomik koşullar gözetildiğinde pek mühim olmayan bir ödeme yapmak | Terekenin benimsenmesi sayılmayabilir |
| Mirasbırakanın ölümünden önce verdiği otomatik ödeme talimatıyla hesabından ödeme yapılması | Ödemeyi kimin yaptığı araştırılmalı; mirasçının fiili değilse benimseme sayılmaz |
| Tereke malını satmak veya kendine mal etmek | Ret hakkını düşürür |
| Tereke mallarını gizlemek | Ret hakkını düşürür |
Bir başka önemli ayrıntı: benimseme değerlendirmesi mirasçı bazında yapılır. Kardeşlerden biri terekeyi sahiplenmişse, bu durum diğer mirasçıların hükmen retten yararlanmasını engellemez; hüküm her mirasçı için ayrı kurulur.
Davanın kurulması: taraf, görev ve usul
| Konu | Açıklama |
|---|---|
| Davanın türü | Terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunun tespiti davası |
| Davacı | Yasal ve atanmış mirasçılar |
| Davalı | Terekenin alacaklıları (banka, kamu kurumu, üçüncü kişi alacaklılar) |
| Süre | Yok; her zaman açılabilir, ayrıca def’i olarak ileri sürülebilir |
| Vekâletname | Mirasın reddi yetkisini içeren özel vekâletname sunulması aranmaktadır |
| Araştırma | Kurum kayıtları ölüm tarihi esas alınarak resen araştırılır |
Uygulamada alacaklı taraf düzenli olarak iki savunma ileri sürer: mirasın üç aylık sürede reddedilmediği ve mirasçıların terekeyi benimsediği. Birincisi hükmen ret bakımından sonuç doğurmaz; ikincisi ise dosyanın gerçek çekişme alanıdır.
Hükmen retin sonuçları
Terekenin borca batık olduğu tespit edildiğinde mirasçılar, mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlıklarıyla sorumlu tutulamaz. Bunun somut yansımaları şunlardır:
- Mirasçılar aleyhine yürütülen icra takipleri bakımından borçlu sıfatı ortadan kalkar.
- Mirasbırakanın borcuna dayalı olarak mirasçılara karşı açılan alacak veya tazminat davalarında, mirası reddetmiş bulunmaları hüküm kurulurken gözetilir ve mirasçılar aleyhine tazminata karar verilemez.
- Tereke, tasfiye hükümlerine göre alacaklılar arasında paylaştırılır; mirasçıların kişisel malvarlığı bu tasfiyenin dışında kalır.
Ne yapmalı?
- Ölüm tarihini merkeze alın. Bütün sorgular ve değerlemeler o güne göre yapılmalıdır; sonraki tarihli kayıtlar tek başına sonuç doğurmaz.
- Kurum sorgularını eksiksiz isteyin. Tapu, trafik, bankalar, vergi daireleri ve belediyeler; hepsi ayrı ayrı sorulmalıdır.
- Aciz vesikası varsa öne çıkarın. İcra takibi sonunda düzenlenmiş aciz vesikası, borca batıklığın en güçlü delilidir.
- Terekeye dokunmayın. Aracı satmak, eşya taşımak, hesaptan para çekmek gibi işlemler ret hakkınızı düşürebilir.
- Zorunlu işlemleri ayırın. Veraset ve intikal beyannamesi gibi yasal zorunluluklar olağan yönetim sayılmaktadır; ancak bunu dosyada açıkça açıklayın.
- Otomatik ödeme talimatlarını kontrol edin. Mirasbırakanın hesabından devam eden ödemelerin kimin fiiliyle yapıldığı ayrıca araştırılmalıdır.
- Özel vekâletname düzenletin. Mirasın reddi yetkisini içermeyen genel vekâletname eksiklik doğurur.
- Aleyhinize dava varsa def’i olarak ileri sürün. Ayrı bir tespit davası açmayı beklemeden, mevcut davada borca batıklığı savunma olarak dile getirin.
- Her mirasçı için ayrı değerlendirme isteyin. Bir mirasçının benimseme fiili, diğerlerinin hakkını ortadan kaldırmaz.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/766, K. 2024/1831, 28.03.2024
Hükmen ret süreye tabi değildir; ancak terekeyi sahiplenen mirasçı bunu ileri süremez. Daire, mirasın hükmen reddine ilişkin uyuşmazlıkta çerçeveyi şöyle çizmiştir: “TMK’nın 605/2 nci maddesine dayanan mirasın reddi istemi süreye tâbi olmayıp mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir.” Kararda ayrıca ret hakkının sınırı açıkça gösterilmiştir: “Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.” Daire, temyiz olunan kararı usul ve kanuna uygun bulmuş ve ileri sürülen nedenleri bozmayı gerektirir nitelikte görmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3280, K. 2023/4702, 12.10.2023
Cüzi bir ödeme, terekenin benimsenmesi sayılmaz. Mirasçılardan biri, mirasbırakanın vefatından sonra onun kredi borcuna karşılık yaklaşık 5.000 TL ödeme yapmış; yerel mahkeme bunu terekenin benimsenmesi sayarak o mirasçı yönünden davayı reddetmişti. Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur: “ödenen meblağın ekonomik koşullar gözetildiğinde pek mühim miktarda olmadığı anlaşıldığından davacılardan … yönünden de mirasın hükmen reddine karar verilmesi gerekirken bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş” denilmiştir. Aynı dosyaya ilişkin önceki bozma ilâmında ise, mirasçıların veraset ve intikal beyannamesi vermeleri ile derdest bir davaya mirasçı sıfatıyla katılıp lehlerine vekâlet ücreti talep etmelerinin yasal zorunluluk gereği terekenin olağan yönetimine ilişkin olduğu; mirasbırakanın ölümünden önce verdiği otomatik ödeme talimatı uyarınca kendi hesabından yapılan ödemeler bakımından ise ödemenin gerçekten mirasçılarca yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği belirtilmişti.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/1443, K. 2023/2727, 22.05.2023
Üç aylık süre bu davada uygulanmaz; sınır TMK m.610/2’dir. Daire, mirasın hükmen reddine ilişkin kararı oy birliğiyle onarken iki ilkeyi birlikte vurgulamıştır. Birincisi süre: hükmen ret talebi bakımından TMK m.606’da belirtilen süre uygulanmaz. İkincisi sınır: “tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2 nci maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.” Kararda ayrıca terekenin borca batık olup olmadığının; malvarlığının bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü gibi kurumlardan sorulması, alacak ve borçların zabıta marifetiyle de araştırılması ve aktif ile pasifin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi suretiyle saptanacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/314, K. 2025/3943, 30.09.2025
Araştırma ölüm tarihi esas alınarak yapılmazsa karar bozulur. Mirasçılar, mirasbırakanın aktif malvarlığı bulunmadığını ileri sürerek terekenin borca batık olduğunun tespitini istemiş; yerel mahkeme davayı kabul etmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Daire kararı oy birliğiyle ve kesin olarak bozmuştur. Gerekçe kısa ve nettir: “murisin taşınmaz malvarlığı olup olmadığı yönünden yapılan araştırmada, ölüm tarihi dikkate alınmadığı gibi murisin ölüm tarihi itibarıyla araç kaydı olup olmadığı yönünden de inceleme ve araştırma yapılmamıştır.” Daire, belirtilen araştırmaların ölüm tarihi itibarıyla yapılarak aktif ve pasifin tam olarak belirlenmesinden sonra karar verilmesi gerektiğini işaret etmiştir.
Dört karar birlikte okunduğunda hükmen retin iki eksenli bir kurum olduğu görülüyor. Birinci eksen hesap: mirasın kendiliğinden reddedilmiş sayılması, mirasbırakanın ölüm günündeki mali tablosuna bağlı. Bu tablo tahminle değil, kurum kayıtlarıyla kuruluyor — tapu, trafik, bankalar, vergi daireleri ve belediyeler ayrı ayrı sorgulanıyor, alacak ve borçlar zabıta marifetiyle de araştırılıyor ve sonuçta aktif ile pasif tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanıyor. Buradaki en sık hata teknik değil kavramsal: araştırmanın bugüne göre değil ölüm gününe göre yapılması gerekiyor; ölüm tarihi gözetilmeden yapılan bir taşınmaz sorgusu ya da hiç yapılmayan araç incelemesi tek başına bozma sebebi oluyor. İkinci eksen davranış: kanun, borca batık bir terekede bile mirasçıyı sınırsız korumuyor. Tereke işlemlerine karışan, olağan yönetim dışına çıkan, tereke malını gizleyen ya da kendine mal eden mirasçı reddedemiyor; üstelik Yargıtay bunu dürüstlük kuralıyla da destekliyor — önce terekeyi sahiplenip sonra borca batıklığa sığınmak hakkın kötüye kullanılması sayılıyor. Ancak bu sınır katı değil, ölçülü uygulanıyor: veraset ve intikal beyannamesi vermek gibi yasal zorunluluklar, zamanaşımını kesmek için yapılan işlemler ve ekonomik koşullar gözetildiğinde pek mühim olmayan bir ödeme benimseme sayılmıyor; mirasbırakanın önceden verdiği otomatik talimatla yapılan ödemede ise fiilin kime ait olduğu ayrıca araştırılıyor. Nihayet değerlendirme mirasçı bazında yapılıyor: bir kardeşin sahiplenme fiili, diğerinin hakkını ortadan kaldırmıyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun yaratır | Doğrusu |
|---|---|---|
| “Üç ay geçti, artık yapacak bir şey yok” diye düşünmek | Hükmen ret süreye tabi değildir | Terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman istemek |
| Mirasbırakanın aracını satmak veya devretmek | Tereke malını kendine mal etme sayılabilir | Tereke malvarlığına dokunmadan hukuki yolu işletmek |
| Mirasbırakanın hesabından para çekmek | Terekeyi benimseme olarak değerlendirilebilir | Hesap hareketlerini durdurmak, banka ile yazışmayı belgelemek |
| Otomatik ödeme talimatını görmezden gelmek | Devam eden ödemeler benimseme iddiasına dayanak yapılabilir | Talimatın mirasbırakan tarafından verildiğini belgelemek |
| Araştırmayı güncel kayıtlarla yapmak | Ölçüt ölüm tarihindeki malvarlığıdır | Tüm sorguları ölüm tarihi esas alınarak istemek |
| Aciz vesikasını dosyaya sunmamak | Borca batıklığın en güçlü delili gözden kaçar | İcra dosyasından aciz vesikasını temin edip sunmak |
| Genel vekâletnameyle dava açmak | Mirasın reddi yetkisini içeren özel vekâletname aranmaktadır | Vekâletnameyi bu yetkiyi kapsayacak şekilde düzenletmek |
| Aleyhe açılan davada sessiz kalmak | Borca batıklık def’i olarak da ileri sürülebilir | Mevcut davada savunma olarak dile getirmek |
Mirasın hükmen reddi nedir?
Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, TMK m.605/2 uyarınca miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Mahkemeden istenen şey, bu durumun tespitidir; ret iradesinin açıklanması gerekmez.
Üç aylık süreyi kaçırdım, hâlâ hükmen retten yararlanabilir miyim?
Evet. TMK m.605/2’ye dayanan istem süreye tabi değildir ve TMK m.606’daki süre bu davada uygulanmaz. Mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davasıyla terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, kendilerine karşı açılan davada def’i olarak da her zaman ileri sürebilirler.
Borca batıklık nasıl ispatlanır?
İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmişse tereke borca batık kabul edilir. Aksi hâlde mirasbırakanın malvarlığının bulunup bulunmadığı bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü gibi kurumlardan sorulur; alacak ve borçlar zabıta marifetiyle de araştırılır ve aktif ile pasif tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenir.
Araştırma hangi tarihe göre yapılır?
Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Bu nedenle taşınmaz, araç, banka ve vergi kayıtlarına ilişkin sorguların ölüm tarihi esas alınarak yapılması gerekir. Ölüm tarihi gözetilmeden yapılan araştırma eksik sayılmakta ve karar bozulmaktadır.
Hangi davranışlar terekeyi benimseme sayılır?
TMK m.610/2 uyarınca tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası reddedemez. Tereke malını satmak veya kendine mal etmek tipik örneklerdir.
Veraset ve intikal beyannamesi vermek ret hakkımı düşürür mü?
Yargıtay kararlarına konu bir dosyada, mirasçıların veraset ve intikal beyannamesi vermeleri ile derdest bir davaya mirasçı sıfatıyla katılıp vekâlet ücreti talep etmeleri, yasal zorunluluk gereği terekenin olağan yönetimine ilişkin işlemler olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle tek başına terekenin sahiplenilmesi sayılmamıştır.
Mirasbırakanın borcuna küçük bir ödeme yaptım; hakkımı kaybeder miyim?
Zorunlu olarak kaybetmezsiniz. Yargıtay, mirasbırakanın kredi borcuna karşılık yapılan yaklaşık 5.000 TL tutarındaki ödemeyi, ekonomik koşullar gözetildiğinde pek mühim miktarda görmemiş ve bunu terekenin benimsenmesi saymamıştır. Değerlendirme ödemenin tutarına, niteliğine ve somut koşullara göre yapılır.
Kardeşim terekeyi sahiplendi; ben de hakkımı kaybeder miyim?
Hayır. Benimseme değerlendirmesi mirasçı bazında yapılır ve hüküm her mirasçı için ayrı kurulur. Nitekim Yargıtay kararlarına konu dosyalarda bir mirasçı yönünden dava reddedilirken diğerleri yönünden mirasın hükmen reddine karar verilmiştir.
Davayı kime açmam gerekir?
Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, terekenin alacaklılarına karşı açılır. Uygulamada bankalar, kamu kurumları ve diğer alacaklılar davalı olarak gösterilir. Ayrıca mirasın reddi yetkisini içeren özel vekâletname sunulması aranmaktadır.
Hükmen ret kararı verilirse mirasçı olarak sorumluluğum ne olur?
Mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlığınızla sorumlu tutulamazsınız. Mirasın reddedildiği durumlarda mirasçılar aleyhine tazminata karar verilemeyeceği kabul edilmektedir; mirasbırakanın borcuna dayalı olarak yürütülen takip ve davalarda bu durum hüküm kurulurken gözetilir.
Zamanaşımını kesmek için dava açarsam ret hakkımı kaybeder miyim?
Hayır. TMK m.610/3 açıkça, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılmasının ret hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenler.
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2 — Dürüst davranma ve hakkın kötüye kullanılması yasağı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.605 — Ret hakkı ve hükmen ret
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.606 — Ret süresi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.610 — Ret hakkının düşmesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.612 — Borca batık terekenin reddi ve tasfiyesi
- Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m.39 — Mirasın reddinde vekâlet
Bu konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: reddi miras nedir, davası nasıl açılır, borçlu ölen kişinin borçları ve mirasın reddi, terekenin resmî defteri ve tereke ne demek, tereke davası nedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belge ve olgularıyla değerlendirilir, benzer görünen olaylarda dahi farklı sonuçlara ulaşılabilir. Kararların güncel hâli ve tam metinleri için bağlantı verilen resmî kaynaklara başvurulmalıdır.