İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? Bilirkişi Raporu ve Çelişkili Raporlar

Kısaca
- İş kazası dosyalarında kusur oranı yalnızca bir yüzde değildir: maddi tazminattan yapılacak indirimi, manevi tazminatın takdirini, müteselsil sorumlular arasındaki rücu alacağını ve Kurum ödemelerinden tenzil edilecek tutarı birlikte belirler.
- Kusur raporunun gerekçeli, denetime elverişli olması, kusur oranlarının dayanakları belirtilerek tespit edilmesi ve kaza tarihinde yürürlükte olan hükümlerin irdelenmesi gerekir.
- Dosyada birbiriyle çelişen kusur raporları varsa, “aynı doğrultudadır” denilerek geçiştirilemez; çelişki giderilmeden hüküm kurulması bozma sebebidir.
- Rapor, kazanın gerçekleştiği alanda uzman ve içinde A sınıfı iş güvenliği uzmanı bulunan heyetten alınmalıdır.
- Birden çok sorumlu varsa kusur oranları ayrıştırılmalıdır; asıl işveren, alt işveren ve üçüncü kişinin payı ayrı ayrı belirlenmeden hüküm kurulamaz.
- Kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgular hukuk hâkimini bağlar; mahkûmiyeti kesinleşenlere herhâlde bir miktar kusur verilmesi gerekir.
- Sürekli iş göremezlik derecesine itiraz edilmişse, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmalıdır.
Kısa cevap: İş kazası dosyalarında kusur oranı yalnızca bir yüzde değildir; maddi tazminattan yapılacak indirimi, manevi tazminatın takdirini, müteselsil sorumlular arasındaki rücu alacağını ve Kurum ödemelerinden tenzil edilecek tutarı birlikte belirler. Dosyada birbiriyle çelişen kusur raporları varsa çelişki giderilmeden hüküm kurulması bozma sebebidir.
İş kazası davalarında taraflar çoğu zaman hukuki bir tartışma yürüttüklerini sanır; oysa dosyanın kaderini belirleyen belge çoğunlukla tek bir rapordur. Kusur raporu, kimin ne oranda sorumlu olduğunu saptar ve bu oran, hesap raporundaki her rakamı doğrudan değiştirir.
Bu yazıda kusur oranının hangi sonuçları etkilediğini, geçerli bir kusur raporunun taşıması gereken nitelikleri, çelişkili raporlarda izlenmesi gereken yolu ve ceza dosyası ile maluliyet raporunun etkisini Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin son dönem kararları üzerinden ele alıyoruz. İşverenin sorumluluğunun hukuki temeli ise ayrı bir yazının konusudur.
Kusur oranı neyi belirler?
| Etki alanı | Kusur oranının rolü |
|---|---|
| Maddi tazminat | Sigortalının kazanç kaybı hesabından kendi kusuru oranında indirim yapılır |
| Manevi tazminat | Miktarın takdirinde tarafların kusur durumu öncelikle dikkate alınır |
| Müteselsil sorumlular arası rücu | Kendi payından fazla ödeyen borçlunun diğerlerine yönelteceği rücu alacağının miktarını belirler |
| Kurum ödemelerinin tenzili | Sorumlular arasında 5510 sayılı Kanun m.21/4 anlamında üçüncü kişi varsa, tazminattan tenzil edilecek Kurum ödemelerinin miktarını etkiler |
| Rücu davası | Kurumun işverene ve üçüncü kişiye rücu edebileceği tutar kusur oranıyla çarpılarak bulunur |
Bu nedenle Yargıtay, iş kazası davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya konulmasını ve kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesini arar.
Rücuda kusurun rolü: 5510 sayılı Kanun m.21
5510 sayılı Kanun m.21: “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
(…) İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir. (…)”
Hükmün birinci ve dördüncü fıkraları farklı hesap mantığı taşır ve bu fark uygulamada sıkça karıştırılır:
| İşveren (m.21/1) | Üçüncü kişi (m.21/4) | |
|---|---|---|
| Esas alınan tutar | Gelirin ilk peşin sermaye değeri ile gerçek zarar karşılaştırılır, düşük olan esas alınır | Gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı |
| Kusur uygulaması | Belirlenen tutara işverenin kusur oranı uygulanır | Belirlenen tutara üçüncü kişinin kusur oranı uygulanır |
| Kaçınılmazlık | Sorumluluğun tespitinde dikkate alınır | — |
İşveren ile üçüncü kişinin aynı davada birlikte yer alması hâlinde iki fıkranın nasıl uygulanacağı ayrıca hesaplanır; bu nedenle kusur oranlarının kişi kişi ayrıştırılması zorunludur.
Geçerli bir kusur raporunun ölçütleri
| Ölçüt | Ne aranır? |
|---|---|
| Heyetin niteliği | Kazanın gerçekleştiği alanda uzman, içinde A sınıfı iş güvenliği uzmanı bulunan heyet |
| Kapsam | İşyerinin niteliğine göre alınması gereken önlemlerin neler olduğu, hangilerinin alındığı, hangilerinin alınmadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı |
| Hukuki çerçeve | 4857 sayılı Kanun m.77 ile 6331 sayılı Kanun m.4 ve m.5 ve ilgili yönetmelikler irdelenmiş olmalı |
| Zaman | Kaza tarihi itibarıyla uygulanması gereken hükümlere göre düzenlenmiş olmalı |
| Gerekçe | Kusur oranları dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edilmeli |
| Denetlenebilirlik | Rapor gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olmalı |
| Tutarlılık | Dosyadaki diğer raporlarla çelişki içermemeli; varsa çelişki giderilmiş olmalı |
| Yan dosyalar | Kurum denetmen raporu, varsa rücu ve ceza dosyaları incelenmiş olmalı |
Bu ölçütleri karşılayan bir rapora dayanılarak kurulan hüküm, temyiz incelemesinde ayakta kalmaktadır. Buna karşılık gerekçesiz bir yüzde dağılımı, itiraz karşısında dosyayı savunmasız bırakır.
Çelişkili raporlar: en sık bozma sebebi
Uygulamada aynı dosyada üç ayrı kusur dağılımının bulunması nadir değildir: Kurum denetmen raporu bir oran, ilk bilirkişi heyeti başka bir oran, ikinci heyet bir başkasını söyler. Böyle bir tabloda mahkemenin yapması gereken, raporlardan birini seçmek değil, çelişkiyi gidermektir.
Yargıtay’ın kabul etmediği iki yol vardır:
- Çelişkiyi görmezden gelmek. Birbirinden farklı değerlendirmeler içeren raporlar için “aynı doğrultudadır, birbirini teyit etmektedir” denilerek hüküm kurulması bozma sebebidir.
- Aynı bilirkişilerden ek rapor almak. Çelişkinin, raporu düzenleyen aynı heyetten alınan ek raporla giderilmeye çalışılması yeterli görülmemekte; dosyanın yeni bir heyete tevdi edilmesi aranmaktadır.
Buna karşılık, önceki raporlar arasındaki çelişki gerçekten giderilerek düzenlenmiş, gerekçeli ve dayanakları gösterilmiş bir rapora dayanan hüküm onanmaktadır.
Birden çok sorumlu: kusurun ayrıştırılması
İş kazalarında çoğu zaman asıl işveren, alt işveren, işveren vekili ve dava dışı üçüncü kişiler birlikte gündeme gelir. Davacı bakımından bu kişiler müteselsilen sorumlu olsa da, kusur oranlarının kişi bazında ayrıştırılması zorunludur. Nedeni pratiktir:
| Neden ayrıştırma gerekir? | Sonuç |
|---|---|
| İç ilişkideki rücu | Payından fazla ödeyen sorumlunun diğerlerine rücu alacağı ancak oranlar belliyse hesaplanabilir |
| Üçüncü kişinin varlığı | 5510 sayılı Kanun m.21/4 farklı bir hesap öngördüğünden üçüncü kişinin payı ayrı belirlenmelidir |
| Kurum ödemelerinin tenzili | Tazminattan indirilecek Kurum ödemesi, sorumluların niteliğine ve oranına göre değişir |
| Usuli kazanılmış haklar | Bazı davalılar kararı temyiz etmemişse onlar yönünden oluşan kazanılmış hak gözetilmelidir |
Ayrıca davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği — asıl işveren mi, alt işveren mi, yüklenici mi, üçüncü kişi mi — açıkça belirlenmeden kusur dağılımı yapılamaz.
Ceza dosyasının etkisi
İş kazalarının önemli bir kısmı aynı zamanda ceza soruşturmasına konu olur. Hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesi bakımından ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir; ancak kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu hukuk hâkimini bağlar.
Bunun somut sonucu şudur: hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşmiş kişilere, hukuk dosyasında herhâlde bir miktar kusur verilmesi gerekir. Ceza dosyasında kusurun varlığı sabit görülmüşken hukuk dosyasında aynı kişinin tümüyle kusursuz sayılması çelişki oluşturur ve bozma sebebi olur.
Maluliyet oranı ve Adli Tıp
Kusur oranı kadar belirleyici ikinci sayı, sigortalının sürekli iş göremezlik derecesidir. Bu oran, Kurumca tespit edilir; ancak taraflardan biri itiraz ettiğinde mahkemenin yapması gereken bellidir: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü ve 1976/6-4 sayılı Kararına ve yasal prosedüre uygun şekilde, 2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ni de irdeleyecek biçimde Adli Tıp Kurumundan rapor aldırmak. Sürekli iş göremezlik derecesinde farklılık oluşursa, bunun gelir miktarına etkisi Kurumdan sorularak belirlenir.
Rapora itiraz ve usuli kazanılmış hak
Rapora itiraz, yalnızca bir hak değil aynı zamanda bir yüktür. Hesap raporu tebliğ edildikten sonra belirli bir unsura — örneğin hesaba esas alınan ücrete — itiraz edilmemişse, rapor o yönüyle karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturur ve bu husus istinaf aşamasında ilk kez ileri sürülemez.
Manevi tazminat bakımından da ayrı bir usul kuralı işler: talepler dava yığılması kapsamında ayrı ayrı hüküm doğurduğundan, her bir talep için kesinlik sınırı ayrı değerlendirilir ve sınırın altında kalan miktarlar bakımından temyiz yolu kapalıdır.
Ne yapmalı?
- Heyetin niteliğini baştan tartışın. Kazanın gerçekleştiği alanda uzmanlık ve A sınıfı iş güvenliği uzmanı bulunup bulunmadığını rapor gelmeden önce gündeme getirin.
- Yan dosyaların celbini isteyin. Kurum denetmen raporu, rücu dosyası ve ceza dosyası, kusur raporunun dayanağı olmalıdır.
- Çelişkiyi somut olarak gösterin. Hangi raporda hangi oranın verildiğini tablo hâlinde sunun; “çelişki vardır” demek yetmez.
- Yeni heyet talep edin. Çelişkinin aynı bilirkişilerden ek raporla giderilmesine itiraz edin.
- Kusurun ayrıştırılmasını isteyin. Asıl işveren, alt işveren, işveren vekili ve üçüncü kişilerin payları ayrı ayrı belirlenmelidir.
- Ceza dosyasındaki maddi olguları vurgulayın. Kesinleşmiş mahkûmiyet varsa, ilgili kişiye kusur verilmesi gerektiğini açıkça ileri sürün.
- Maluliyet itirazınızı süresinde ve gerekçeli yapın. Adli Tıp Kurumundan rapor alınması talebini usulüne uygun biçimde kayda geçirin.
- Hesap raporunun her unsuruna ayrı ayrı itiraz edin. Ücret, tablo, faiz başlangıcı ve tenzil kalemleri için itiraz etmemek kazanılmış hak doğurur.
- Zamanaşımı ve talep kalemlerini hükümde takip edin. Değerlendirilmeyen bir itiraz ya da hüküm altına alınmayan bir kalem, eksik hüküm tesisi sayılır.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11762, K. 2025/7752, 08.05.2025
Farklı değerlendirmeler içeren raporlar “aynı doğrultuda” sayılamaz; kusur oranları ayrıştırılmalıdır. Elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden işçinin yakınlarının açtığı davada, dosyada iki ayrı kusur heyeti raporu bulunuyordu ve davalıların kusur dağılımı bakımından aralarında fark vardı. Yerel mahkeme raporların birbirini teyit ettiği gerekçesiyle davalıları toplu hâlde %100 kusurlu sayarak hüküm kurmuş, istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur. Gerekçede, kusur oranlarının kesin tespitinin taşıdığı önem şöyle açıklanmıştır: “meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını etkilediği gibi müteselsil sorumlular arasında 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi anlamında üçüncü kişinin bulunması durumda hesaplanan maddi tazminat tutarından tenzil edilecek Kurum ödemelerinin miktarını da etkilemektedir.” Daire ayrıca üst işveren–alt işveren sıfatları belli olmasına rağmen kusur oranlarının ayrıştırılmadan hüküm kurulmasını ve zamanaşımı itirazının değerlendirilmemesini de hatalı bulmuş; dosyanın A sınıfı iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdiini işaret etmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2995, K. 2025/105, 07.01.2025
Çelişkisi giderilmiş, gerekçeli ve dayanakları gösterilmiş rapora dayanan hüküm ayakta kalır. Yüksekten düşme sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan işçinin davasında, Kurum inceleme raporu ile iki ayrı bilirkişi kurulu raporu farklı kusur dağılımları içeriyordu. Mahkeme, çelişki giderilerek düzenlenen ikinci kurul raporunu esas almış; bölge adliye mahkemesi bu raporun kusur aidiyet ve dağılımının olayın oluş şekline uygun olduğunu, kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli kanun hükümlerinin irdelendiğini, raporun gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğunu ve kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiğini belirterek istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Daire kararı oy birliğiyle onamıştır. Kararda ayrıca hesap raporunun tebliğinden sonra ücret unsuruna itiraz edilmemesinin davacı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğu ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kesinlik sınırı nedeniyle miktardan reddi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3262, K. 2025/1439, 04.02.2025
Kesinleşen ceza mahkûmiyeti varsa, o kişiye hukuk dosyasında da bir miktar kusur verilmelidir. Beton pompası hortumunu tutarken yüksek gerilime kapılan işçi nedeniyle Kurumun açtığı rücu davasında Daire, aynı dosyaya ilişkin bozma ilâmında şu ölçütü koymuştu: “ceza davasında kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden (…) kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek” karar verilmesi gerekir. Aynı ilâmda, işveren yönünden 5510 sayılı Kanun m.21/1’e göre gelirin ilk peşin sermaye değeri ile gerçek zararın karşılaştırılıp düşük olanın esas alınacağı, üçüncü kişi yönünden ise m.21/4 uyarınca gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının benimseneceği ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Bozma sonrası verilen karar, davalılardan birinin yapılandırma kapsamında ödeme yaptığı iddiası nedeniyle dava konusunun devam edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle oy birliğiyle yeniden bozulmuştur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/1929, K. 2025/6064, 16.04.2025
Maluliyet oranına itiraz varsa Adli Tıp Kurumundan rapor alınmalıdır. Yol yapımı inşaatında makine operatörü olarak çalışırken iş kazası geçiren sigortalı nedeniyle açılan rücu davasında Daire, önceki bozma ilâmında iki eksikliğe işaret etmişti: dava dışı idare ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ve asıl işverenlik–alt işverenlik sıfatlarının irdelenmemiş olması ile sürekli iş göremezlik derecesine yapılan itirazın karşılanmamış olması. İkinci nokta bakımından Daire, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararına ve yasal prosedüre uygun şekilde, 2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ni de irdeleyecek şekilde Adli Tıp Kurulundan bir rapor aldırılması ve sürekli iş göremezlik derecesinde farklılık oluşursa gelir miktarına etkisinin Kurumdan sorulması gerektiğini belirtmişti. Bozmaya uyularak verilen karar, kusur ve hesap raporları ile tüm dosya kapsamı bakımından yerinde görülerek oy birliğiyle onanmıştır.
Dört karar birlikte okunduğunda kusur raporunun neden dosyanın ağırlık merkezi olduğu netleşiyor. Kusur oranı tek bir yerde değil, dört ayrı yerde sonuç doğuruyor: sigortalının maddi zararından yapılacak indirimde, manevi tazminatın takdirinde, müteselsil sorumlular arasındaki rücu ilişkisinde ve Kurum ödemelerinin tenzilinde. Bu yüzden Yargıtay, raporun “bir yüzde söylemesini” yeterli görmüyor; oranın dayanaklarının gösterilmesini, kaza tarihindeki mevzuatın irdelenmesini ve raporun denetime elverişli olmasını arıyor. İkinci ortak nokta çelişki yönetimi: aynı dosyada farklı oranlar veren raporlar varsa, bunları “birbirini teyit ediyor” diye birleştirmek mümkün değil; çelişki, dosyanın yeni bir heyete tevdiiyle giderilmeli. Üçüncüsü ayrıştırma zorunluluğu: davacıya karşı müteselsil sorumluluk, sorumlular arasındaki payların belirsiz kalmasını meşrulaştırmıyor — çünkü rücu ilişkisi ve üçüncü kişiye ilişkin özel hesap kuralı ancak paylar belliyse işleyebiliyor. Dördüncüsü dış kaynaklar: kesinleşen ceza kararındaki maddi olgular hukuk hâkimini bağlıyor ve mahkûmiyeti kesinleşen kişiye kusur verilmemesi kabul edilmiyor; maluliyet oranına itiraz edildiğinde ise İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yönetmelik çerçevesinde Adli Tıp Kurumuna gidilmesi gerekiyor. Son olarak usul: rapora süresinde itiraz etmemek kazanılmış hak doğuruyor, temyiz aşamasında telafisi mümkün olmuyor. Kısacası bu davalarda kazanan taraf, çoğu zaman hukuki argümanı daha güçlü olan değil; rapor sürecini adım adım yöneten taraf oluyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun yaratır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Rapora genel ifadelerle itiraz etmek | Somutlaştırılmayan itiraz değerlendirilmez | Hangi ölçütün eksik olduğunu madde madde göstermek |
| Çelişkiyi aynı heyete gidermesi için bırakmak | Ek rapor çelişkiyi gidermeye yeterli görülmemektedir | Dosyanın yeni bir heyete tevdiini talep etmek |
| Kusuru toplu olarak belirletmek | Rücu ve tenzil hesapları paylar belli olmadan yapılamaz | Her sorumlu için ayrı oran talep etmek |
| Ceza dosyasını dosyaya getirtmemek | Kesinleşen kararın maddi olguları hukuk hâkimini bağlar | Ceza ve rücu dosyalarının celbini istemek |
| Maluliyet itirazını gerekçesiz yapmak | Adli Tıp’a gidilmesi için usulüne uygun itiraz gerekir | İtirazı gerekçelendirip Adli Tıp Kurumundan rapor talep etmek |
| Hesap raporunun ücret unsuruna itiraz etmemek | İtiraz edilmeyen unsur karşı taraf lehine kazanılmış hak doğurur | Tebliğden sonra süresinde ve kalem kalem itiraz etmek |
| Faiz başlangıcını talep dilekçesinde belirtmemek | Faizin hangi tarihten işleyeceği talebe bağlıdır | Dava ve ıslah dilekçelerinde faiz başlangıcını açıkça yazmak |
| Kurum ödemelerinin tenzilini gözden kaçırmak | Mükerrer ödemenin önlenmesi için rücuya tabi kısım indirilir | Bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerini Kurumdan sordurmak |
Kusur raporunu kim hazırlar?
Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti hazırlar. Yargıtay, raporun kazanın gerçekleştiği alanda uzman ve içinde A sınıfı iş güvenliği uzmanı bulunan bir heyetten alınmasını aramaktadır. Olayın niteliğine göre heyette ilgili uzmanlık dalından hekim bulunması da gerekebilir.
Dosyada birden fazla kusur raporu varsa hangisi esas alınır?
Raporlar arasında farklılık varsa mahkeme birini seçmekle yetinemez; çelişkiyi gidermesi gerekir. Farklı değerlendirmeler içeren raporlar için “aynı doğrultudadır” denilerek hüküm kurulması bozma sebebidir. Çelişkinin, raporu düzenleyen aynı heyetten alınan ek raporla giderilmeye çalışılması da yeterli görülmemektedir.
Kusur oranı tazminatı nasıl etkiler?
Maddi tazminatta sigortalının kendi kusuru oranında kazanç kaybından indirim yapılır. Manevi tazminatın takdirinde tarafların kusur durumu öncelikle dikkate alınır. Ayrıca müteselsil sorumlular arasındaki rücu alacağı ve tazminattan tenzil edilecek Kurum ödemeleri de kusur oranına bağlı olarak değişir.
Kusur oranına nasıl itiraz edilir?
İtiraz süresinde, yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Heyetin alan uzmanlığı, raporun kaza tarihindeki mevzuatı irdeleyip irdelemediği, alınması gereken önlemlerin tek tek incelenip incelenmediği, oranların dayanaklarının gösterilip gösterilmediği ve dosyadaki diğer raporlarla çelişki bulunup bulunmadığı öne çıkarılmalıdır.
Ceza davasında beraat kararı verildi; hukuk davasında kusursuz sayılır mıyım?
Hayır. Hukuk hâkimi kusurun değerlendirilmesi bakımından ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir. Buna karşılık kesinleşen ceza mahkemesi kararında saptanan maddi olgularla bağlıdır. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa, ilgili kişiye hukuk dosyasında da herhâlde bir miktar kusur verilmesi gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranına itiraz edebilir miyim?
Evet. Kurumca belirlenen sürekli iş göremezlik derecesine itiraz edilmesi hâlinde mahkemenin, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü ve 1976/6-4 sayılı Kararı ile 2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde Adli Tıp Kurumundan rapor aldırması gerekir. Derecede farklılık oluşursa bunun gelir miktarına etkisi Kurumdan sorulur.
Asıl işveren ile alt işverenin kusuru neden ayrı belirlenmeli?
Davacıya karşı müteselsil sorumluluk söz konusu olsa da, payından fazla ödeyen sorumlunun diğerlerine rücu edebilmesi ve 5510 sayılı Kanun m.21/4 kapsamındaki üçüncü kişiye ilişkin özel hesabın yapılabilmesi için oranların kişi bazında ayrıştırılması zorunludur. Ayrıştırma yapılmadan kurulan hüküm bozulmaktadır.
Kurumun rücu alacağı nasıl hesaplanır?
İşveren yönünden 5510 sayılı Kanun m.21/1 uyarınca gelirin ilk peşin sermaye değeri ile yöntemince hesaplanacak gerçek zarar karşılaştırılır ve düşük olan tutar esas alınır. Üçüncü kişi yönünden ise m.21/4 gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenir. Her iki tutara da ilgili kişinin kusur oranı uygulanır.
Kaçınılmazlık kusur oranını nasıl etkiler?
5510 sayılı Kanun m.21/1’in son cümlesi, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını düzenler. Kaçınılmazlık, mevzuatın öngördüğü tüm önlemler alınmış olsa dahi fennen önlenemeyen durumu ifade eder; bu nedenle raporda ayrıca tartışılması gerekir.
Hesap raporuna itiraz etmezsem ne olur?
Raporun tebliğinden sonra belirli bir unsura itiraz edilmemesi, o yönüyle karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturur. Örneğin hesaba esas alınan ücrete süresinde itiraz edilmemişse, bu husus istinaf veya temyiz aşamasında ilk kez ileri sürülemez.
Manevi tazminat için temyiz yolu her zaman açık mı?
Hayır. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK m.362 uyarınca temyiz edilemez. Ayrıca dava yığılması kapsamında her bir talep ayrı bir dava sayıldığından, kesinlik sınırı talep bazında değerlendirilir ve sınırın altında kalan kalemler bakımından temyiz istemi miktardan reddedilir.
İlgili mevzuat
- 5510 sayılı Kanun m.13 — İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması
- 5510 sayılı Kanun m.21 — İş kazası ve meslek hastalığında işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 ve m.5 — İşverenin genel yükümlülüğü ve risklerden korunma ilkeleri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.61 ve m.62 — Müteselsil sorumluluk ve iç ilişkide paylaştırma
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74 — Hukuk hâkiminin ceza kararıyla bağlılığı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266, m.281 ve m.282 — Bilirkişi incelemesi ve rapora itiraz
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.110 ve m.362 — Dava yığılması ve temyiz kesinlik sınırı
Bu konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: iş sağlığı ve güvenliğinde işverenin sorumluluğu, iş kazası tazminat hesaplama, kaza kusur oranına itiraz nasıl yapılır ve destekten yoksun kalma tazminatı.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belge ve olgularıyla değerlendirilir, benzer görünen olaylarda dahi farklı sonuçlara ulaşılabilir. Kararların güncel hâli ve tam metinleri için bağlantı verilen resmî kaynaklara başvurulmalıdır.