Komplikasyon mu Malpraktis mi? Hekimin Sorumluluğunda Sınır Nerede Başlar

- Komplikasyon, tıbbın kural ve gereklerine uygun davranılmasına rağmen ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçtur; malpraktis ise özen borcuna aykırı davranıştan doğan zarardır.
- Hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet ilişkisidir; vekil sonucu değil, sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özenli olmasını taahhüt eder.
- TBK m.506 uyarınca vekilin özen borcu, benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin davranışı esas alınarak belirlenir.
- Yargıtay’ın yerleşik ifadesiyle doktorun ve hastanenin meslek alanı içindeki bütün kusurları, hafif de olsa sorumluluğun unsuru sayılır.
- Buna karşılık aynı içtihatta, tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmasına rağmen sonuç değişmemişse doktorun sorumlu tutulmaması gerektiği belirtilmiştir.
- Bir sonucun literatürde komplikasyon olarak sayılması tek başına yeterli değildir; o sonucun somut olayda gerekli dikkat ve özene rağmen ortaya çıktığının saptanması gerekir.
- Komplikasyon gerçekleştikten sonraki süreç de denetlenir: zamanında fark edilmesi, doğru yönetilmesi ve gerekiyorsa sevk edilmesi ayrı bir özen yükümlülüğüdür.
- Yargıtay, tıbbi müdahale sonrası bakım sorumluluğuna giren olayların “komplikasyon” etiketiyle geçiştirilmesini yetersiz bulmuştur.
- Sonucun komplikasyon olması, aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; hastanın olası komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi aydınlatmanın bir gereğidir.
- Aydınlatılmış onamın alındığını ispat yükü hekimde veya sağlık kuruluşundadır.
- Onam formu mevzuata uygun düzenlenmiş ve baskı, tehdit veya eksik aydınlatma iddiası ispatlanamamışsa, komplikasyon hâlinde dava reddedilir.
- Bilirkişi raporu, tarafların itirazlarını karşılamıyor ve Yargıtay denetimine elverişli değilse hükme esas alınamaz; yeni heyetten rapor alınması gerekir.
- Karmaşık dosyalarda Yargıtay, üniversite öğretim üyelerinden oluşan, akademik kariyere sahip uzman heyet aranmasını istemektedir.
- Kusur bulunmadığı usulüne uygun biçimde saptanmışsa ilk derece mahkemesinin ret kararı onanır; sorumluluk kusursuz sorumluluk değildir.
- Aynı ölçütler, hekimi çalıştıran sağlık kuruluşu bakımından da adam çalıştıran sıfatıyla geçerlidir.
Her istenmeyen sonuç hata değildir; her hata da komplikasyon etiketiyle örtülemez. Tıbbi sorumluluk dosyalarının neredeyse tamamı bu iki cümle arasındaki boşlukta geçer. Davalı taraf sonucu “her türlü özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon” olarak tanımlar, davacı taraf ise aynı sonucu “önlenebilirdi” diye niteler. Mahkemenin işi, bu iki nitelendirmeden hangisinin dosyadaki verilerle uyuştuğunu belirlemektir.
Ayrımın hukuki çerçevesi bellidir. Hekim, sonucu değil özeni taahhüt eder. Ancak Yargıtay bu çerçeveyi iki uçtan da sınırlar: hafif kusur bile sorumluluk doğurur, buna karşılık kurallara uyulmuş ve sonuç yine değişmemişse sorumluluk doğmaz. Aşağıda bu dengeyi kuran kararları, komplikasyon yönetimi ve aydınlatma boyutlarıyla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“MADDE 506- Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.”
m.112: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” — m.49: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” — m.502: “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2022 tarihli kararında, Biyotıp Sözleşmesi’nin 5. maddesi ile Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 26. maddesi birlikte değerlendirilerek şu tespit yapılmıştır: “Salt yapılacak işleme rıza göstermek yeterli değildir. Ayrıca, komplikasyonların da izah edilmesi gerekmektedir.” Aynı kararda “Aydınlatılmış onamda ise ispat külfeti hekim ya da hastanededir” denilmiştir. Dolayısıyla sonucun komplikasyon sayılması, aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
| Ölçüt | Komplikasyon | Malpraktis (tıbbi kötü uygulama) |
|---|---|---|
| Tanım | Kurallara uyulmasına rağmen gelişen istenmeyen sonuç | Özen borcuna aykırılıktan doğan zarar |
| Kusur | Bulunmaz | Hafif kusur dahi yeterlidir |
| Endikasyon ve teknik | Tıbben uygundur | Uygun değildir veya yanlış uygulanmıştır |
| Yetkili kişi | İşlem yetkili uzmanca yapılmıştır | Yetkisiz ya da uygun olmayan kişi işlemi yapmıştır |
| Ortam ve pozisyon | Tıbbi standarda uygundur | Standarda aykırıdır |
| Sonrası yönetim | Zamanında fark edilip doğru yönetilmiştir | Geç fark edilmiş veya yanlış yönetilmiştir |
| Aydınlatma | Yine de zorunludur | Eksikliği ayrı bir sorumluluk doğurur |
| İspat yükü | Onamın alındığını hekim ispatlar | Kusursuzluğunu hekim ispatlar (TBK m.112) |
| Sonuç | Kural olarak davanın reddi | Maddi ve manevi tazminat sorumluluğu |
Bir sonucun tıp literatüründe komplikasyon olarak sayılıyor olması, o dosyada sorumluluğun bulunmadığı anlamına gelmez. Yargıtay’ın kararlarından çıkan ölçüt üç aşamalıdır: birincisi, işlemin endikasyonu ve tekniği tıbben uygun mu; ikincisi, işlem yetkili kişi tarafından, uygun ortamda ve uygun pozisyonda mı yapılmış; üçüncüsü, sonuç ortaya çıktıktan sonraki yönetim ve bakım süreci özenli mi. Bu üç aşamadan herhangi birinde aksaklık varsa, sonucun literatürde komplikasyon sayılması sorumluluğu kaldırmaz.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tüm tıbbi kayıtları eksiksiz temin edin: hasta dosyası, ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem kayıtları ve görüntüleme raporları.
- Aydınlatılmış onam formunun aslını isteyin; formda hangi komplikasyonların, hangi oranlarla sayıldığını inceleyin.
- Onamın ne zaman ve hangi koşullarda alındığını araştırın; acil ve ağrılı bir anda alınan onam tartışmaya açıktır.
- İşlemin endikasyonunun ve tekniğinin tıbben uygun olup olmadığını ayrı bir başlık olarak ele alın.
- İşlemi kimin yaptığını netleştirin; işlemin yetkili uzman yerine başka bir hekim veya sağlık personelince yapılması başlı başına bir kusur iddiasıdır.
- İşlemin yapıldığı ortamı ve hastanın pozisyonunu sorgulayın; ameliyathane yerine hasta odasında yapılan girişimler dosyada ayrıca tartışılır.
- Sonuç ortaya çıktıktan sonraki süreci inceleyin: ne zaman fark edildi, hangi önlemler alındı, sevk gerekiyorsa ne zaman yapıldı?
- Bilirkişi raporunu satır satır okuyun; raporun itirazları karşılayıp karşılamadığını ve gerekçelerini açıklayıp açıklamadığını denetleyin.
- Raporun yetersiz olduğunu düşünüyorsanız itirazlarınızı soyut değil, somut ve numaralandırılmış biçimde sunun.
- Karmaşık dosyalarda üniversite öğretim üyelerinden oluşan yeni bir heyet talep edin; ilgili branştan bir uzmanın heyette bulunmasını ayrıca isteyin.
- Hekimin yanında sağlık kuruluşunu da hasım gösterin; kuruluş adam çalıştıran sıfatıyla sorumludur.
- Zamanaşımı ve görevli mahkeme konusunu baştan çözün; özel sağlık kuruluşuyla kurulan ilişkide tüketici mahkemesi gündeme gelebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.12.2022 T., 2022/7315 E., 2022/9661 K.
Daire, üreter kopmasının literatürde yaklaşık %1 sıklıkla görülen bir komplikasyon olduğunu, onam formunun mevzuata uygun düzenlendiğini ve baskıyla alındığının ispatlanamadığını saptayarak davanın reddi gerektiğine karar vermiştir. Kararda önce ölçüt konulmuştur: “Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.” Daire ardından sınırı çizmiştir: “Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.” Aydınlatma bakımından ise “Ortaya çıkan hasarın komplikasyon olması aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı gibi hastanın komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi aydınlatma yükümlülüğünün bir gereğidir” denilmiş; somut olayda onam formunun içeriğinin mevzuata uygun olduğu ve onamın baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındığının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.373/1 uyarınca KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı davalılar yararına BOZULMUŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.04.2025 T., 2024/2691 E., 2025/2093 K.
Bu kararda Daire, sezaryen sonrası ayak altına konulan sıcak su torbasının yol açtığı yanığın “komplikasyon” olarak nitelendirilmesini hüküm kurmaya elverişli bulmamıştır. Daire önce özen ölçütünü tekrarlamış — “Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir” — ardından bilirkişi raporunu değerlendirmiştir: yanığın komplikasyon olarak değerlendirildiği belirtilmişse de “tibbi müdahele sonrası bakım sorumluluğuna giren bu hususta belirtilen görüş, davalıların sorumluluklarına ilişkin kanaat edinmeye yeter nitelikte olmayıp, hüküm kurmaya elverişli değildir.” Daire, yeni heyetten hemşirenin görevini tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği, getirse de aynı sonucun oluşup oluşmayacağı hususlarında rapor alınmasını istemiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı davacı yararına BOZULMUŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.10.2025 T., 2025/582 E., 2025/4981 K.
Daire, kateter çıkarılması sırasında gelişen hava embolisi dosyasında, davacıların bilirkişi raporlarına yönelttiği somut itirazların hiç değerlendirilmemiş olmasını eksik inceleme saymıştır. Kararda önce standart konulmuş — “Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır” — ardından dosyaya uygulanmıştır: “kataterin çıkarılması işleminin pratisyen hekim tarafından yapılamayacağı, kataterin çıkarılması işleminin ameliyathanede değil odada yapılmasının doğru olmadığı, kataterin çıkarılma pozisyonun genel tıbbi uygulamaya uygun olmadığı yönündeki davacıların itirazların değerlendirilmediği görülmüştür.” Daire, hekime ve hastaneye kusur atfedilip edilmeyeceğinin “üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan” alınacak raporla tartışılmasını istemiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.12.2024 T., 2024/800 E., 2024/8591 K.
Daire, üç ayrı ameliyatın hiçbirinde genel cerrahi uygulamaları bakımından yanlış sayılabilecek bir işlem bulunmadığının bilirkişi raporuyla saptandığı dosyada, davanın reddine ilişkin kararı onamıştır. İlk derece mahkemesi, “davacıya yapılan üç ameliyatın herbirinde genel cerrahi uygulamaları açısından yanlış olarak adlandırılabilecek herhangi bir uygulamanın olmadığı ve ameliyatı yapan davalı doktorun bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği” gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, “yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı” sonucuna varmıştır. Karar, tıbbi sorumluluğun kusursuz sorumluluk olmadığını ve kusur usulüne uygun biçimde araştırıldığında ret kararının ayakta kalacağını göstermektedir. Sonuç: temyiz itirazları reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca ONANMIŞ; karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka özenin ölçüsüdür. TBK m.506, ölçüyü “benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış” olarak belirler. Yargıtay bunu daha da sıkı yorumlar: mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan bile sorumludur ve doktorun meslek alanı içindeki bütün kusurları, hafif de olsa sorumluluğun unsuru sayılır. Aynı ölçüt, adam çalıştıran sıfatıyla sağlık kuruluşu için de geçerlidir. Bu noktada hastane ile hekimin sorumluluğu arasındaki ayrım ayrıca değerlendirilmelidir.
Üçüncü halka sınırdır ve çoğu zaman gözden kaçar. 2022 tarihli karar bunu tek cümleyle koyar: tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemişse doktor sorumlu tutulmamalıdır. 2024 tarihli 11. Hukuk Dairesi kararı da aynı yöndedir; kusur usulüne uygun biçimde araştırılmış ve bulunmamışsa dava reddedilir. Tıbbi sorumluluk bir kusursuz sorumluluk hâli değildir.
Dördüncü halka, komplikasyon etiketinin nasıl denetleneceğidir. Bir sonucun literatürde komplikasyon olarak sayılması dosyayı kapatmaz. 2022 tarihli kararda üreter avülsiyonunun literatürde %1 sıklıkla görüldüğü, endikasyonun ve tekniğin tıbben uygun olduğu, komplikasyon yönetiminin de uygun yürütüldüğü ayrı ayrı saptanmıştır. Yani komplikasyon savunması, ancak bu üç unsur birlikte doğrulandığında sonuç doğurmuştur.
Beşinci halka, sonrası süreçtir. 2025 tarihli iki karar tam da burada bozma vermiştir. Sıcak su torbası dosyasında Daire, olayın “tıbbi müdahale sonrası bakım sorumluluğuna” girdiğini söyleyerek komplikasyon nitelendirmesinin bu hususta kanaat vermeye yetmediğini belirtmiştir. Kateter dosyasında ise işlemin kim tarafından, nerede ve hangi pozisyonda yapıldığına dair itirazların hiç tartışılmamış olması bozma sebebi sayılmıştır. Her iki karar da aynı mesajı verir: komplikasyon, öncesi ve sonrasıyla birlikte denetlenir.
Altıncı halka aydınlatmadır. 2022 tarihli karar, sonucun komplikasyon olmasının aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, hastanın komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesinin aydınlatmanın gereği olduğunu açıkça yazar. Aynı kararda onamın alındığını ispat külfetinin hekim ya da hastanede olduğu belirtilir. Onam formunun içeriği mevzuata uygunsa ve baskı, tehdit veya eksik aydınlatma iddiası ispatlanamamışsa, bu savunma başarılı olur. Ayrıntı için aydınlatılmış onam ve hekimin sorumluluğu başlığına bakılabilir.
Yedinci halka ispat aracıdır. Bu dosyalar fiilen bilirkişi raporu üzerinden çözülür. Yargıtay, tarafların somut itirazlarını karşılamayan, gerekçesini açıklamayan ve denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınamayacağını iki ayrı kararda vurgulamıştır. Karmaşık dosyalarda üniversite öğretim üyelerinden oluşan, akademik kariyere sahip heyet aranmakta; sıcak su torbası dosyasında olduğu gibi gerektiğinde hemşirelik alanından bir uzmanın da heyette bulunması istenmektedir. Bu nedenle bilirkişi raporuna itirazın nasıl yazıldığı, dosyanın kaderini doğrudan belirler.
Son halka pratik sonuçtur. Davacı taraf için strateji, komplikasyon savunmasını genel olarak reddetmek değil, üç aşamadan hangisinde aksaklık olduğunu somutlaştırmaktır. Davalı taraf için ise savunma, sonucu literatüre dayandırmakla bitmez; endikasyonun, tekniğin, uygulayan kişinin, ortamın ve sonrası yönetimin uygunluğunu belgelemek gerekir. Her iki tarafta da belirleyici olan, iddiaların dosyadaki somut kayıtlara bağlanmasıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Komplikasyon etiketini tek başına yeterli sayma | Eksik inceleme, bozma | Endikasyon, teknik ve sonrası yönetim ayrı ayrı denetlenmeli |
| Sonrası bakım sürecini incelememe | Sorumluluk gözden kaçar | Fark etme, önlem ve sevk süreci araştırılmalı |
| Bilirkişi itirazlarını soyut yazma | İtiraz karşılıksız kalır | İtirazlar somut ve numaralandırılmış olmalı |
| Yetersiz raporu hükme esas alma | Bozma sebebi | Denetime elverişli yeni rapor alınmalı |
| Onam formunu dosyaya koymama | İspat yükü hekimde olduğundan aleyhe sonuç | Onam formu ve ekleri sunulmalı |
| Komplikasyonları onamda saymama | Aydınlatma eksik sayılır | Olası komplikasyonlar açıkça yazılmalı |
| Yalnızca hekimi hasım gösterme | Tahsil güçlüğü doğabilir | Sağlık kuruluşu da hasım gösterilmeli |
| İşlemi kimin yaptığını sorgulamama | Kritik kusur iddiası kaçırılır | Uygulayanın yetkisi araştırılmalı |
| Sorumluluğu kusursuz sorumluluk sanma | Beklenti yönetimi başarısız olur | Kusur yoksa dava reddedilir |
Komplikasyon ile malpraktis arasındaki fark nedir?
Komplikasyon, tıbbın kural ve gereklerine uygun davranılmasına rağmen ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçtur. Malpraktis ise özen borcuna aykırı davranıştan doğan zarardır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2022 tarihli kararında belirtildiği üzere, “Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.”
Hekim iyileşmeyi taahhüt eder mi?
Etmez. Hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet ilişkisidir ve vekil, yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur.
Hafif kusur da sorumluluk doğurur mu?
Evet. Yargıtay’ın yerleşik ifadesiyle “Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.”
Bilirkişi “komplikasyondur” derse dava biter mi?
Bitmez. 3. Hukuk Dairesi’nin 14.04.2025 tarihli kararında, sıcak su torbası yanığının komplikasyon olarak değerlendirildiği rapor “davalıların sorumluluklarına ilişkin kanaat edinmeye yeter nitelikte olmayıp, hüküm kurmaya elverişli değildir” denilerek hüküm bozulmuştur.
Komplikasyon sonrası süreç de denetlenir mi?
Evet. Komplikasyonun zamanında fark edilmesi, doğru yönetilmesi ve gerekiyorsa hastanın ileri merkeze sevk edilmesi ayrı bir özen yükümlülüğüdür. 3. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2022 tarihli kararında komplikasyon yönetiminin tıbben uygun olduğu ayrıca saptanmıştır.
İşlemi yetkisiz bir hekim yaparsa ne olur?
Bu, başlı başına bir kusur iddiasıdır. 3. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2025 tarihli kararında, kateterin çıkarılması işleminin pratisyen hekimce yapılamayacağı yönündeki itirazın hiç değerlendirilmemiş olması eksik inceleme sayılmış ve hüküm bozulmuştur.
İşlemin yapıldığı yer önemli mi?
Önemlidir. Aynı kararda, kateterin çıkarılması işleminin ameliyathanede değil hasta odasında yapılmasının ve çıkarma pozisyonunun genel tıbbi uygulamaya uygun olmadığının ileri sürüldüğü, bu itirazların da değerlendirilmediği belirtilmiştir.
Komplikasyon olsa bile aydınlatma gerekir mi?
Gerekir. 3. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2022 tarihli kararına göre “Ortaya çıkan hasarın komplikasyon olması aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı gibi hastanın komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi aydınlatma yükümlülüğünün bir gereğidir.”
Onamın alındığını kim ispatlar?
Aynı kararda açıkça belirtildiği üzere, “Aydınlatılmış onamda ise ispat külfeti hekim ya da hastanededir.” Onam formunun düzenlendiğini ve içeriğinin mevzuata uygun olduğunu gösterme yükü davalı taraftadır.
Formu imzaladım, artık dava açamaz mıyım?
Onam formunun imzalanmış olması tek başına sonucu belirlemez; ancak formun içeriği mevzuata uygunsa ve onamın baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındığı ispatlanamazsa savunma başarılı olur. 20.12.2022 tarihli kararda davanın reddi gerektiği bu gerekçeyle belirtilmiştir.
Bilirkişi raporuna nasıl itiraz etmeliyim?
İtirazlar soyut değil, somut ve gerekçeli olmalıdır: hangi tespitin hangi tıbbi veriyle çeliştiği, hangi sorunun cevapsız kaldığı ayrı ayrı gösterilmelidir. Yargıtay, tarafların itirazlarını karşılamayan ve denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınamayacağını belirtmektedir.
Yeni bilirkişi heyeti nasıl oluşturulur?
3. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2025 tarihli kararında, “üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan” nedenlerini açıklayıcı ve denetime elverişli rapor alınması istenmiştir. 14.04.2025 tarihli kararda ise heyette hemşirelik alanından bir uzmanın da bulunması aranmıştır.
Hastane de sorumlu olur mu?
Olur. Yargıtay kararlarında, özen borcuna ilişkin hususların “doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerli” olduğu belirtilmektedir. Sağlık kuruluşu adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulur.
Kusur bulunmazsa ne olur?
Dava reddedilir. 11. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2024 tarihli kararında, üç ameliyatın hiçbirinde yanlış sayılabilecek bir uygulama bulunmadığı ve hekimin kusurunun olmadığı saptandığı için ret kararı onanmıştır.
Estetik girişimlerde de aynı ölçüt mü uygulanır?
Estetik amaçlı müdahalelerde ilişkinin niteliği tartışmalıdır ve Yargıtay bu tür müdahalelerde eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmektedir. Bu durumda hekim sonucu da taahhüt etmiş sayılabileceğinden değerlendirme farklılaşır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.502 – Vekâlet sözleşmesinin tanımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.506 – Vekilin sadakat ve özen borcu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112 – Borca aykırılıkta kusursuzluğun ispatı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 – Haksız fiil sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.51 ve m.56 – Tazminatın belirlenmesi ve manevi tazminat
- Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (Biyotıp Sözleşmesi) m.5 – Rıza
- Hekimlik Meslek Etiği Kuralları m.26 – Aydınlatılmış onam
- Hasta Hakları Yönetmeliği – Bilgilendirme ve rıza hükümleri
- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266 ve devamı – Bilirkişi incelemesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.281 – Bilirkişi raporuna itiraz
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.370 ve m.371 – Onama ve bozma
İlgili yazılarımız: malpraktis kavramı, hekimin aydınlatma yükümlülüğü ve rıza, estetik ameliyat ve eser sözleşmesi, tıbbi belge ve hasta dosyasına erişim ve sağlık hizmetinde hizmet kusuru ve tam yargı davası.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.