Hastane mi Hekim mi Sorumlu? TBK 66 ve 116 Ayrımı

- Hasta ile hekim/hastane arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sözleşmesidir (TBK m.502 vd.).
- Vekil sonuçtan değil, özenden sorumludur; ancak en hafif kusurundan bile sorumlu olur (TBK m.400).
- Hastanenin sorumluluğu ikiye ayrılır: TBK m.66 (sözleşme dışı) ve TBK m.116 (sözleşmeye dayalı, yardımcı kişi).
- Hasta ile hastane arasında önceden kurulmuş bir sözleşme varsa uyuşmazlık m.116 kapsamındadır.
- TBK m.116’da kurtuluş kanıtı yoktur; hastane kendi kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamaz.
- Ayrıca organizasyon sorumluluğu vardır: zarara işletmenin düzeni, aracı veya elemanı yol açmışsa hastane sorumludur.
- Hekim ve hastane, hastaya karşı müteselsilen sorumlu tutulur.
Tıbbi zarar davalarında ilk soru genellikle şudur: kime dava açılacak?
Cevap tek isim değildir. Hekim ve hastane, farklı hukuki temellerden ama çoğu kez birlikte sorumlu olur.
Temel ilişki: vekâlet
Doktor ile hasta arasındaki ilişki, tedavi amaçlı müdahalelerde vekâlet sözleşmesidir. Vekil, yöneldiği sonucun elde edilememesinden sorumlu değildir; ancak bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur.
Mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan bile sorumludur. Bu nedenle doktorun ve hastanenin meslek alanı içinde kalan bütün kusurları — hafif de olsa — sorumluluğun unsuru sayılır. Ölçüt, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranıştır; yani ağırlaştırılmış bir özen borcudur.
Vekilin somut yükümlülükleri
- Mesleki tüm şartları yerine getirmek
- Hastanın durumunu zamanında ve gecikmeksizin saptamak
- Somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz almak
- Uygun tedaviyi gecikmeden belirleyip uygulamak
- Asgari düzeyde bile tereddüt varsa bunu giderecek araştırmayı yapmak
- Tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken en emin yolu seçmek
Hasta, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, TBK m.510 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılır.
Hastane niçin sorumlu? İki ayrı madde
| TBK m.66 | TBK m.116 | |
|---|---|---|
| Nitelik | Sözleşme dışı | Sözleşme sorumluluğu |
| Önceki ilişki | Yok — zarar gören üçüncü kişi | Var — kurulmuş sözleşme |
| Kurtuluş kanıtı | Tanınmıştır | Tanınmamıştır |
| Kusur | Özen ölçütü | Farazi kusur |
TBK m.116/1: “Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.”
m.116’da çalıştırana kurtuluş kanıtı tanınmamış, farazi kusur kabul edilmiştir. Çalıştıran, yardımcı kişi yerine geçip onun davranışında bulunmuş olsaydı bu davranış kendisine kusur olarak yükletilebilecek idiyse sorumlu olur. Yani hastane, kendisinin kusursuz olduğunu ispat etmekle sorumluluktan kurtulamaz.
Organizasyon sorumluluğu
Hastanenin sorumluluğu yalnızca yardımcı kişilerin verdiği zararla sınırlı değildir. Zarara işletmenin çalışma düzeni sebep olduğunda, işletme faaliyeti ile zarar arasında zaman ve yer ilişkisi bulunması yanında zarara işletmenin kullandığı bir araç veya gerecin ya da çalıştırdığı bir elemanın yol açması yeterlidir.
Ne yapmalı?
- Davayı hem hekime hem hastane işletmecisine birlikte yöneltin.
- Hastaneye kabul sözleşmesinin veya kayıt/fatura belgelerinin dosyaya girmesini sağlayın.
- Sözleşme ilişkisi kurulmuşsa TBK m.116 temeline dayanın; kurtuluş kanıtını kapatır.
- Tam hasta dosyasını — konsültasyon, hemşire gözlem, ameliyat notu — isteyin.
- Zarar cihaz, sterilizasyon veya nöbet düzeninden kaynaklıysa organizasyon kusurunu ayrıca ileri sürün.
- Bilirkişinin ilgili branş uzmanlarından oluşmasını isteyin.
- Ceza dosyası varsa kesinleşmiş mahkûmiyeti hukuk dosyasına sunun.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2023/1948, K.2024/345, 23.01.2024 Ayrımın en net anlatımı. Daire önce vekâlet çerçevesini kurar: hasta, mesleki iş gören vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir; gereken özen görevini göstermeyen vekil vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır ve “aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.” Ardından iki maddeyi ayırır: TBK m.66’ya dayanan sorumluluk sözleşme dışı sorumluluk hâlini düzenler — burada zarar gören üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında hiçbir hukuki, özellikle sözleşmeye dayalı ilişki yoktur. TBK m.116’ya dayanan sorumluluk ise bir sözleşme sorumluluğudur; burada daha önceden kurulmuş bir sözleşme ilişkisi mevcuttur ve “çalıştırana kurtuluş kanıtı tanınmamış, farazi kusur kabul edilmiştir.” Somut olayda davacı hasta ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, sağlık hizmetinin ifasının yardımcı kişi konumundaki hekime bırakıldığı ve ifa sırasında zarar verildiği tespit edilerek uyuşmazlığın TBK m.116’dan kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/500, K.2025/4016, 11.09.2025 Ağırlaştırılmış özen borcu. Daire, davanın temelinin vekillik sözleşmesi ve dayanağın özen borcuna aykırılık olduğunu belirledikten sonra ölçütü açıkça ağırlaştırır: “Vekilin özen borcu sorumluluğu belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınmaktadır. Dolayısı ile ağırlaştırılmış bir özen borcudur. O nedenle hekimin ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.” Vekilin, hastanın durumunu zamanında ve gecikmeksizin saptamak, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz almak, asgari düzeyde bile tereddüt doğuran hâllerde bunu giderecek araştırmayı yapmak ve tedavi yöntemleri arasında en emin yolu seçmekle yükümlü olduğu vurgulanır; gereken özeni göstermeyen vekil TBK m.510 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılır. Karar ayrıca TBK m.116/1 metnini aktararak yardımcı kişinin verdiği zarardan çalıştıranın sorumluluğunu m.66 ve m.116 ayrımı içinde ele alır.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/3293, K.2025/624, 04.02.2025 Kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti ve hastanenin temyizinin reddi. Daire, TBK m.502 vd. çerçevesinde vekilin sonuçtan değil özenden sorumlu olduğunu, en hafif kusurundan bile sorumlu bulunduğunu ve bu nedenle doktorun ve hastanenin meslek alanı içindeki bütün kusurlarının hafif de olsa sorumluluğun unsuru sayılacağını tekrarladı. Olayda Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonucunda sanık doktor hakkında, mağdurun bir gözünün tamamen işlevsiz kalması ve diğer gözünün görme işlevini kısmen yitirmesine yaptığı tedavi sonucu sebebiyet verdiği iddiasıyla taksirle yaralama suçundan yargılama yapılmış, doktor kusurlu bulunarak mahkûmiyetine karar verilmiş ve karar 14.05.2019’da kesinleşmişti. Bu tablo karşısında davalı Hastane vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına hükmedildi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2026/1703, K.2026/3296, 21.05.2026 Devralan hastane de sorumludur. Alınan bilirkişi raporlarında davalı doktorun kusurlu olduğunun tespit edildiği, davalı hastanenin de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında oluşan zarardan sorumlu olduğu, raporların hüküm kurmaya yeterli bulunduğu ve hükmedilen tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu belirlendi. Kararın pratik değeri şu noktadadır: davalı hastane anonim şirketinin yapılan devir nedeniyle sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Böylece hastanenin el değiştirmesi, hastanın devir öncesi doğmuş alacağını takip etmesini engellememektedir. Daire, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarını reddederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK m.370/1 uyarınca onanmasına, ayrıca duruşma vekâlet ücretinin davalı hastane ve doktordan alınarak davacılara verilmesine oy birliğiyle karar verdi.
Davayı hekime mi hastaneye mi açmalıyım?
Kural olarak ikisine birlikte. Hekim vekâlet ilişkisinden doğan özen borcuna aykırılık nedeniyle, hastane ise hem yardımcı kişinin fiilinden hem işletme organizasyonundan sorumludur. Yargıtay uygulamasında hekim ve hastane hastaya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır. Ayrıca hastane tüzel kişiliğinin mali gücü tahsil bakımından genellikle daha güvenlidir; bu nedenle husumetin dar tutulması pratikte alacağın tahsilini zorlaştırabilir.
TBK 66 ile TBK 116 arasındaki fark nedir?
TBK m.66 sözleşme dışı sorumluluğu düzenler; burada zarar gören ile adam çalıştıran arasında önceden kurulmuş bir hukuki ilişki yoktur. TBK m.116 ise sözleşme sorumluluğudur; çalıştıran ile zarar gören arasında daha önce kurulmuş bir sözleşme bulunur. Fark ispat bakımından belirleyicidir: m.116’da çalıştırana kurtuluş kanıtı tanınmamış, farazi kusur kabul edilmiştir; kendi kusursuzluğunu ispat etmek sorumluluktan kurtarmaz.
Hastane “hekim bizim kadromuzda değil” diyebilir mi?
Bu savunma tek başına sonucu değiştirmez. Hastaneye kabul sözleşmesi kurulduğunda sağlık hizmetinin ifası hastanenin borcudur ve borcun ifasını yardımcı kişiye bırakmış olması TBK m.116 uyarınca sorumluluğunu kaldırmaz. Ayrıca organizasyon sorumluluğu kapsamında, zarara işletmenin çalışma düzeninin, kullandığı bir araç veya gerecin ya da çalıştırdığı bir elemanın yol açması sorumluluk için yeterli görülmektedir.
Vekil sonucu garanti etmiyorsa neden sorumlu oluyor?
Sorumluluğun kaynağı sonuç değil, özendir. Vekil yöneldiği sonucun elde edilememesinden sorumlu değildir; ancak o sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan bile sorumlu olduğundan, meslek alanı içindeki her kusur — hafif olsa dahi — sorumluluğun unsuru sayılır. Ölçüt, basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranıştır.
Hastane devredilirse tazminat hakkım kaybolur mu?
Hayır. Yargıtay, davalı hastane şirketinin yapılan devir nedeniyle sorumlu olduğunu kabul ederek hükmü onamıştır. Hastanenin el değiştirmesi, devir öncesinde doğmuş bir tazminat alacağının takibini kendiliğinden engellemez. Bununla birlikte devrin niteliği ve kapsamı dosyaya göre değişebileceğinden, dava dilekçesinde hem devreden hem devralan tüzel kişiliğe husumet yöneltilmesi ve ticaret sicil kayıtlarının celbi yerinde olur.
Ceza davasındaki mahkûmiyet hukuk davasını etkiler mi?
Etkiler. Yargıtay, doktor hakkında taksirle yaralama suçundan verilen ve kesinleşen mahkûmiyet kararının bulunduğu bir dosyada, davalı hastane vekilinin tüm temyiz itirazlarını reddederek hükmü onamıştır. Kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti kusurun ortaya konulmasında güçlü bir dayanaktır. Bu nedenle varsa ceza dosyasının tamamının ve kesinleşme şerhinin hukuk dosyasına sunulması önerilir.
Bilirkişi raporu aleyhime çıkarsa ne yapabilirim?
Rapora süresi içinde ayrıntılı ve teknik itiraz sunulmalı, eksik incelenen noktalar ve dosyadaki hangi belgenin değerlendirilmediği somut olarak gösterilmelidir. Vekilin ağırlaştırılmış özen borcu, tereddüt doğuran hâllerde araştırma yapma ve en emin yolu seçme yükümlülüğü gibi ölçütlerin rapora ayrı ayrı sorulmasını istemek yerinde olur. Gerektiğinde Adli Tıp Kurumu veya üniversite öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir kuruldan rapor alınması talep edilebilir.
Hangi mahkemede dava açılır?
Özel hastane ve hekime karşı açılan tazminat davaları kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür; hastanın tüketici sıfatıyla hareket ettiği hâllerde tüketici mahkemesi gündeme gelebilir. Kamu hastanelerinde ise sağlık hizmetinin kusurlu işletilmesinden doğan zararlar hizmet kusuru kapsamında idari yargıda tam yargı davasına konu olur. Bu nedenle davanın açılacağı yargı kolunun, hizmetin kamu veya özel niteliğine göre baştan doğru belirlenmesi gerekir.
- 6098 sayılı TBK m.66 — Adam çalıştıranın sorumluluğu
- 6098 sayılı TBK m.116 — Yardımcı kişilerin fiilinden sorumluluk
- 6098 sayılı TBK m.400 — Vekilin özen ve sadakat borcu
- 6098 sayılı TBK m.502 vd. — Vekâlet sözleşmesi
- 6098 sayılı TBK m.510 — Vekâletin gereği gibi ifası
- 6100 sayılı HMK m.266 — Bilirkişiye başvurulması
- Hasta Hakları Yönetmeliği m.14, 15
Bağlantılı başlıklar için malpraktis nedir, hekimin aydınlatma yükümlülüğü ve estetik ameliyat ve eser sözleşmesi yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.