Çevre Kirletme Nedeniyle İdari Para Cezası (2872 sayılı Kanun m.20) ve İptal Davası

legapro kapak 16833 LegaPro Hukuk Çevre Kirletme Nedeniyle İdari Para Cezası (2872 sayılı Kanun m.20) ve İptal Davası
Kısaca
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.8, her türlü atık ve artığın çevreye zarar verecek şekilde alıcı ortama verilmesini yasaklar; m.11 arıtma, bertaraf ve izin yükümlülüğünü düzenler.
  • Bu yasaklara aykırılığın yaptırımı m.20’de bent bent sayılan idarî para cezalarıdır; ceza miktarı hangi bendin uygulandığına göre büyük ölçüde değişir.
  • Danıştay, yaptırım kararında yalnızca m.8 ve m.11 ile yönetmelik maddelerinin gösterilmesini yeterli görmemekte; m.20’nin hangi bendine dayanıldığının açıkça belirtilmesini istemektedir.
  • Bu talep hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesine dayanır; kişi, eyleminin karşılığındaki yaptırımı önceden bilebilmelidir.
  • İdare mahkemesi, idarenin gösterdiği bendi bir yana bırakıp kendi belirlediği başka bir bende göre işlemi ayakta tutamaz; bu, yasak olan “sebep ikamesi”dir.
  • Aynı fiil nedeniyle ikinci bir ceza verilmişse, ilk cezaya ilişkin yargısal süreç incelenmeden karar verilemez; mükerrer cezalandırma önlenmelidir.
  • m.20’nin ikinci fıkrası uyarınca sayılan bentlerdeki cezalar kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir.
  • 10/6/2022 tarihli 7410 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca, maddede öngörülen cezalar Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat uygulanır.
  • 04/11/2021 tarihli 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.
  • Danıştay, tespit tutanağı, fotoğraf ve video kaydının bulunduğu bir dosyada, numune alınmamış olmasına rağmen cezayı hukuka uygun bulan kararı onamıştır.
  • Denetim yetkisi kural olarak Bakanlığa aittir; m.12 uyarınca il özel idarelerine, çevre denetim birimi kuran belediye başkanlıklarına ve diğer sayılan kurumlara devredilir.
  • m.24 uyarınca idarî yaptırım kararı verme yetkisi de denetim yetkisi devredilen kurumlarca kullanılır.
  • 29/11/2018 tarihli 7153 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca, bu Kanun kapsamındaki idarî para cezalarına karşı davalar Bakanlığa karşı açılır.
  • m.25 uyarınca idarî yaptırım kararına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir; dava açmak tahsili durdurmaz.
  • Ceza mahkemesi değil idare mahkemesi görevlidir; bu, cezanın Kabahatler Kanunu’ndaki genel itiraz yolundan ayrılan en önemli yanıdır.

Bir dereye boşaltılan atık su, limanda gemiden akan bulanık bir sıvı, tesis arkasındaki mevsimlik dereye yığılan mermer çamuru. Bu olayların hepsinde idare bir tutanak düzenler ve arkasından yüksek tutarlı bir idarî para cezası gelir. Uygulamada asıl tartışma çoğu zaman fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği değil, cezanın hangi hükme dayandırıldığı ve nasıl hesaplandığıdır.

Danıştay’ın son yıllardaki kararları bu noktada belirgin bir çizgi kurmuştur: idare, hangi bende dayandığını açıkça göstermek zorundadır; mahkeme de idarenin yerine geçip başka bir bent bularak işlemi ayakta tutamaz. Aşağıda cezanın dayanağı, artırım fıkraları, ispat araçları, yetki ve dava yolu konularını Danıştay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

2872 sayılı Çevre Kanunu m.8 – Kirletme yasağı
“Madde 8 – Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.”
2872 sayılı Kanun m.25 – İtiraz ve dava yolu
“İdarî yaptırım kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre idarî yaptırım kararını veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir. İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz. İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.”
Değişiklik uyarısı
2872 sayılı Kanun m.20’ye 10/6/2022 tarihli 7410 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca, maddede öngörülen cezalar Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat olarak uygulanır; 04/11/2021 tarihli ve 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir. m.20/1-ı/3, 29/11/2018 tarihli 7153 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilmiştir. m.24’e aynı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca idarî para cezalarına karşı davalar Bakanlığa karşı açılır; m.24’ün yedinci fıkrası ise 11/3/2026 tarihli 7576 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilmiş ve belirli ihlallerde yaptırım yetkisi ile husumet Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. Ayrıca m.11 ve m.12, 26/4/2006 tarihli 5491 sayılı Kanun ile; m.11’in bazı fıkraları 24/12/2020 tarihli 7261 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle değiştirilmiştir.
Konu2872 sayılı Kanun (çevre cezaları)Kabahatler Kanunu genel rejimi
Yaptırım kararını verenBakanlık ve yetki devredilen kurumlar (m.24)İlgili kanunda gösterilen makam (m.22)
Başvuru merciiİdare mahkemesi (m.25)Sulh ceza hâkimliği (m.27)
SüreTebliğden itibaren 30 günTebliğ veya tefhimden itibaren 15 gün
Dava açmanın etkisiTahsili durdurmazBaşvuru, kararın yerine getirilmesini durdurur
Tahsil usulüKabahatler Kanunu hükümleri uygulanırKabahatler Kanunu m.17
HusumetKural olarak Bakanlığa karşı (m.24 ek fıkra)Kararı veren idareye
ArtırımKurum/kuruluş/işletmede üç kat, ÖÇK bölgesinde iki katGenel artırım kuralı yoktur
Ceza tutarım.20’de bent bazında belirlenmiş, yıllık olarak yeniden değerlenirİlgili kanunda
Denetimm.12 uyarınca devredilebilen yetkiGenel kolluk ve ilgili idare
Kritik nokta
İdarî yaptırım kararında yalnızca “2872 sayılı Kanun’un 8. ve 11. maddeleri ile … Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca” biçiminde bir dayanak gösterilmesi yeterli değildir. Bu maddeler yükümlülüğü ve yasağı düzenler; yaptırımı ise m.20’nin bentleri belirler. Danıştay, hangi bendin uygulandığı gösterilmeden verilen cezayı hukuki belirlilik ilkesine aykırı bulmaktadır. Dava dilekçesi yazılırken ilk kontrol edilmesi gereken nokta budur.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Tebliğ tarihini kesin olarak belirleyin; m.25 uyarınca otuz günlük dava açma süresi bu tarihten işler.
  2. Yaptırım kararında m.20’nin hangi fıkra ve bendine dayanıldığını kontrol edin; belirtilmemişse bunu ilk iptal sebebi olarak ileri sürün.
  3. Kararda gösterilen bent ile somut fiilin örtüşüp örtüşmediğini karşılaştırın; bent yanlışsa bunu ayrıca belirtin.
  4. Ceza tutarının nasıl hesaplandığını isteyin: alt sınırdan mı ayrılınmış, groston hesabı nasıl yapılmış, hangi tebliğ esas alınmış?
  5. Üç kat artırım uygulanmışsa, muhatabın gerçekten “kurum, kuruluş veya işletme” olup olmadığını tartışın.
  6. İki kat artırım uygulanmışsa, fiilin gerçekleştiği yerin Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde kalıp kalmadığını belgelendirin.
  7. Aynı fiil için daha önce ceza verilip verilmediğini araştırın; mükerrer ceza iddiasını dosyaya belge ile koyun.
  8. Önceki cezaya ilişkin yargısal süreç devam ediyorsa, bunun mahkemece değerlendirilmesini açıkça talep edin.
  9. Tespit tutanağının usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğini, imza ve tebliğ kayıtlarını inceleyin.
  10. Numune alınmamışsa nedenini sorgulayın; ancak fotoğraf, video ve tutanağın tek başına yeterli görülebildiğini de hesaba katın.
  11. Cezayı veren makamın yetkisini denetleyin: yetki devri hangi genelgeye dayanıyor, karar hangi organ tarafından alınmış?
  12. Dava açmanın tahsili durdurmadığını unutmayın; gerekiyorsa yürütmenin durdurulması talebini dilekçede ayrıca ve gerekçeli olarak isteyin.
Danıştay kararları

Danıştay 6. Daire, 07.06.2023 T., 2022/3833 E., 2023/5632 K.
Daire, yaptırım kararında yalnızca Kanun’un 8. ve 11. maddeleri ile yönetmelik hükmünün gösterilmesini yeterli görmemiş; m.20’nin hangi bendine dayanıldığının açıkça belirtilmemesini hukuki belirlilik ilkesine aykırı bulmuştur. Kararda Anayasa Mahkemesi’nin 17.04.2008 günlü, E:2005/5, K:2008/93 sayılı kararına atıfla belirlilik ilkesi açıklandıktan sonra şu değerlendirme yapılmıştır: “davacının çevreyi kirleten eyleminin 2872 sayılı Kanunun 20/1. maddesinin hangi bendindeki para cezasıyla karşılanması gerektiğinin idarenin sorumluluğunda olduğu, idarenin bu sorumluluğunun hukuk devleti ilkesinin unsurlarından olan hukuki belirlilik ve davacının hukuki güvenliği gereği olduğu açıktır.” Daire, eylemin fotoğraf, video kaydı, tutanak ve teknik kanaat raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen, “failin, eyleminin karşılığındaki yaptırımı bilmemesinin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesine uygun olmadığı”nı vurgulamış ve sadece m.8, m.11 ile Atık Yönetimi Yönetmeliği m.5/ö’nün belirtilmesinin “tek başına para cezasının yasal dayanağı olarak kabul edilemeyeceği” sonucuna varmıştır. Sonuç: davanın reddi yolundaki bölge idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir (karşı oy, kararın onanması gerektiği yönündedir).

Danıştay 6. Daire, 10.03.2022 T., 2019/14010 E., 2022/2945 K.
Bu kararda Daire, idare mahkemesinin idarenin dayandığı bendi bir yana bırakıp kendi belirlediği başka bir bende göre işlemi ayakta tutmasını “sebep ikamesi” sayarak bozma sebebi kabul etmiştir. Kararda kurumun tanımı şöyle yapılmıştır: “idarece işleme gerekçe olarak gösterilen nedenin ya da mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmiş olması durumunda, idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden ya da mevzuat hükmü saptanarak idarenin ileri sürdüğü neden ya da mevzuat hükmünün bir yana bırakılmak suretiyle dosyadan saptanan nedene ya da mevzuat hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi, idare hukukunda ‘sebep ikamesi’ olarak adlandırılmaktadır.” Somut olayda idare m.20/1-(r) bendine dayanmış, mahkeme ise m.20/1-(ı) bendinin son paragrafının uygulanması gerektiğini belirterek davayı reddetmiştir. Daire, İdare Mahkemesince “idarece verilen para cezası tutarının belirlenmesinde hangi kriterlerin dikkate alınması gerektiği hususları açıklandıktan sonra, uyuşmazlık konusu idari para cezası işleminin hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, sebep ikamesi yapılmak suretiyle idare yerine geçecek nitelikte” karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Sonuç: bölge idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir.

Danıştay 6. Daire, 07.06.2023 T., 2022/6000 E., 2023/5648 K.
Daire, ilk cezanın iptal edilmesi üzerine aynı fiil için ikinci bir bentten yeniden ceza verilen dosyada, ilk cezaya ilişkin yargısal süreç incelenmeden karar verilemeyeceğine hükmetmiştir. Olayda gemiden akan bulanık su nedeniyle önce m.20/1-(ı)/3 uyarınca 878.973 TL ceza verilmiş, bu ceza mahkemece iptal edilince idare bu kez m.20/1-(ı)/4 uyarınca 439.500 TL ceza vermiştir. İlk iptal kararına karşı yürüyen istinaf süreci ise Daire’nin 27/12/2022 tarih ve E:2021/6165, K:2022/12066 sayılı kararıyla bozulmuş ve dosya yeniden istinaf aşamasına gelmiştir. Daire bu tabloyu şöyle değerlendirmiştir: “Bu durumda; aynı fiil nedeniyle mükerrer ceza uygulamasının söz konusu olmaması için, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen ilk cezaya konu işlemle ilgili yargısal sürecin incelenip değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.” Sonuç: bölge idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda ise cezanın belediye encümeni yerine daire başkanı tarafından verilmiş olmasının yetki yönünden hukuka aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüş, bu değerlendirme çoğunluk gerekçesine dâhil edilmemiştir.

Danıştay 4. Daire, 24.03.2025 T., 2023/14098 E., 2025/1938 K.
Daire, kirli balast deşarjı nedeniyle gemi donatanına verilen yaklaşık 4,97 milyon liralık cezayı, numune alınmamış olmasına rağmen hukuka uygun bulan kararı onamıştır. İlk derece mahkemesi, denetim tutanağı ve görüntü kayıtlarından “gemiden boşaltılan sıvının kirli nitelikte olduğu ve denizde kirliliğe yol açtığının açık bir şekilde görüntülerde yer aldığı”nı saptamış; ayrıca davacının balast suyunun körfezden alınıp yine denize verildiği yönündeki beyanının deşarjın gerçekleştiğini kabul anlamına geldiğini belirtmiştir. Cezanın yapısı bakımından kararda m.20/1-(ı)/3’ün 29/11/2018 tarihli 7153 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirildiği, m.20/2 uyarınca sayılan bentlerdeki cezaların kurum, kuruluş ve işletmelere üç kat verileceği, 10/6/2022 tarihli 7410 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca da cezaların Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat uygulanacağı ve 04/11/2021 tarihli 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Marmara Denizi ve Adalar’ın bu bölge ilan edildiği açıklanmıştır. Sonuç: temyiz istemi reddedilerek bölge idare mahkemesi kararı ONANMIŞTIR; onama, m.20/1-(ı)/3 uyarınca verilen ceza yönünden oy birliğiyle, m.20/2 ve ek fıkra uyarınca verilen ceza yönünden ise bir üyenin karşı oyu ve oy çokluğuyla olmuştur.

Bu dört karar bir arada okunduğunda, çevre para cezalarının denetimi belirli bir sıra izler. İlk halka dayanaktır. Kanun’un 8. maddesi kirletme yasağını, 11. maddesi arıtma ve izin yükümlülüğünü koyar; ancak bunlar yaptırım hükmü değildir. Yaptırım, m.20’de bent bent düzenlenmiştir ve bentler arasındaki fark milyonlarca liraya ulaşabilir. 2023 tarihli karar bu nedenle, hangi bende dayanıldığının işlemde gösterilmesini zorunlu sayar.

İkinci halka bu zorunluluğun temelidir. Daire, Anayasa Mahkemesi’nin belirlilik ilkesine ilişkin kararına dayanarak, bireyin hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın bağlandığını belirli bir kesinlik içinde bilmesi gerektiğini vurgular. Bu, yalnızca biçimsel bir gereklilik değildir: muhatap, hangi bendin uygulandığını bilmeden savunmasını kuramaz ve tutarın doğru hesaplanıp hesaplanmadığını denetleyemez.

Üçüncü halka, mahkemenin bu eksikliği kendiliğinden gideremeyeceğidir. 2022 tarihli karar sebep ikamesi kavramını açıkça tanımlar ve idare mahkemesinin idarenin yerine geçerek başka bir bent bulup işlemi ayakta tutmasını hukuka aykırı sayar. İki karar birlikte şu sonucu doğurur: dayanağı eksik veya yanlış gösterilmiş bir ceza, mahkemede tamir edilemez; iptal edilmesi gerekir. Bu, idari işlemin iptali davasında sebep unsurunun denetiminin klasik bir uygulamasıdır.

Dördüncü halka, iptalden sonra ne olacağıdır. İdare, iptal kararı üzerine aynı fiil için doğru bent üzerinden yeni bir ceza verebilir. Ancak 2023 tarihli ikinci karar burada bir sınır çizer: ilk cezaya ilişkin yargısal süreç henüz kesinleşmemişse, ikinci ceza hakkındaki dava karara bağlanırken bu süreç mutlaka gözetilmelidir. Aksi hâlde aynı fiil iki kez cezalandırılmış olur.

Beşinci halka tutarın hesabıdır. m.20 birçok bentte tutarı sabit değil, groston veya benzeri ölçüler üzerinden belirler. Bunun üzerine iki artırım gelir: m.20/2 uyarınca kurum, kuruluş ve işletmelere üç kat; 2022’de eklenen fıkra uyarınca Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat. Bu iki artırımın birlikte uygulanması, cezayı temel tutarın çok üzerine çıkarır. 2025 tarihli karardaki karşı oy, tam da bu iki artırımın uygulanabilmesi için muhatabın niteliğinin ve yerin ayrıca ve açıkça değerlendirilmesi gerektiğini savunmuş; çoğunluk ise mahkeme kararını bu yönden de onamıştır.

Altıncı halka ispattır. 2025 tarihli kararda onanan mahkeme kararı, numune alınmamış olmasına rağmen tespit tutanağı, fotoğraf ve video kayıtlarını yeterli görmüştür. Bu, savunma tarafı için önemli bir uyarıdır: “numune alınmadı” itirazı tek başına sonuç doğurmayabilir. Buna karşılık 2023 tarihli kararda da görüldüğü gibi, delilin güçlü olması dayanağın eksikliğini kapatmaz.

Yedinci halka yetkidir. Kanun’un 12. maddesi denetim yetkisini Bakanlığa vermekte, gerektiğinde il özel idarelerine, çevre denetim birimi kuran belediye başkanlıklarına ve maddede sayılan diğer kurumlara devredilmesini öngörmektedir. m.24 ise yaptırım kararı verme yetkisinin de bu kurumlarca kullanılacağını söyler. 2023 tarihli kararın karşı oyunda, belediyelerde bu yetkinin encümene ait olduğu ve daire başkanı tarafından kullanılamayacağı ileri sürülmüştür; bu görüş azınlıkta kalmakla birlikte, dosyalarda yetki itirazının ciddi biçimde tartışılabileceğini göstermektedir. Konunun bir başka yüzü belediye encümeni kararlarına karşı açılan davalarda da karşımıza çıkar.

Son halka usuldür. m.25 uyarınca yaptırım kararına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılır; dava açmak tahsili durdurmaz. Bu iki kural, cezanın Kabahatler Kanunu’ndaki genel rejimden ayrıldığı noktaları oluşturur. Ayrıca 29/11/2018 tarihli değişiklikle davaların Bakanlığa karşı açılacağı düzenlenmiş, 11/3/2026 tarihli değişiklikle de belirli ihlaller bakımından husumet Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. Husumetin yanlış yöneltilmesi dosyayı gereksiz yere uzatır; bu nedenle dava dilekçesi yazılmadan önce hangi hükme dayanıldığının belirlenmesi ayrıca önem taşır. Aynı fiilin cezai boyutu için çevrenin kasten kirletilmesi suçuna bakılmalıdır.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
İşlemde m.20’nin bendini göstermemeBelirlilik ilkesine aykırılık, iptalUygulanan fıkra ve bent açıkça yazılmalı
Mahkemenin başka bir bende göre işlemi ayakta tutmasıSebep ikamesi, bozmaİdarenin dayanağı üzerinden denetim yapılmalı
Aynı fiil için ikinci cezayı bağımsız değerlendirmeMükerrer cezalandırma riskiİlk cezanın yargısal süreci incelenmeli
Üç kat artırımı otomatik uygulamaMuhatabın niteliği tartışılmazKurum, kuruluş veya işletme olup olmadığı belirlenmeli
Özel Çevre Koruma Bölgesi tespitini atlamaİki kat artırım denetlenemezFiilin yeri ilan kararıyla karşılaştırılmalı
Yalnızca “numune alınmadı” itirazına dayanmaİtiraz karşılıksız kalabilirTutanak, görüntü ve rapor bütün olarak çürütülmeli
Otuz günlük süreyi kaçırmaDava süre aşımından reddedilirTebliğ tarihinden itibaren süre takip edilmeli
Dava açmakla tahsilin duracağını sanmaCezanın takibi devam ederGerekiyorsa yürütmenin durdurulması istenmeli
Husumeti yanlış yöneltmeDosya uzar, süre riski doğarm.24’teki husumet kuralları kontrol edilmeli
Çevre para cezasına nereye itiraz edilir?

2872 sayılı Kanun m.25 uyarınca idarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu, Kabahatler Kanunu’ndaki sulh ceza hâkimliğine başvuru yolundan ayrılan bir düzenlemedir.

Dava açınca cezanın tahsili durur mu?

Durmaz. m.25’te açıkça “Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz” denilmektedir. Tahsilin durması isteniyorsa yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmalıdır.

Cezada hangi maddenin gösterilmesi gerekir?

Danıştay 6. Daire’nin 07.06.2023 tarihli 2022/3833 E. sayılı kararına göre, yalnızca m.8 ve m.11 ile yönetmelik hükümlerinin gösterilmesi yeterli değildir; yaptırımı düzenleyen m.20’nin hangi bendine dayanıldığının açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi hâlde işlem hukuki belirlilik ilkesine aykırı olur.

Mahkeme yanlış maddeyi düzeltip cezayı ayakta tutabilir mi?

Tutamaz. Danıştay 6. Daire’nin 10.03.2022 tarihli kararında, idarenin dayandığı bent bir yana bırakılarak başka bir bende göre karar verilmesi “sebep ikamesi” olarak nitelendirilmiş ve idare yerine geçecek nitelikte karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

İlk ceza iptal edilirse idare yeniden ceza verebilir mi?

Verebilir; ancak Danıştay 6. Daire’nin 07.06.2023 tarihli 2022/6000 E. sayılı kararına göre, aynı fiil nedeniyle mükerrer ceza uygulaması olmaması için ikinci cezaya ilişkin davada ilk cezaya konu işlemle ilgili yargısal sürecin incelenip değerlendirilmesi gerekir.

Ceza neden üç kat verilmiş olabilir?

2872 sayılı Kanun m.20’nin ikinci fıkrası, maddede sayılan belirli bentlerdeki idarî para cezalarının kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verileceğini düzenler. Muhatabın bu niteliklerden birini taşıyıp taşımadığı ayrıca tartışılabilir.

Özel Çevre Koruma Bölgesinde ceza artar mı?

Artar. m.20’ye 10/6/2022 tarihli 7410 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca, maddede öngörülen cezalar Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat olarak uygulanır. 04/11/2021 tarihli 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Marmara Denizi ve Adalar bu kapsamda ilan edilmiştir.

Numune alınmadıysa ceza iptal edilir mi?

Zorunlu değildir. Danıştay 4. Daire’nin 24.03.2025 tarihli kararında onanan mahkeme kararında, denetim tutanağı, fotoğraf ve video kayıtlarından kirliliğin açıkça anlaşıldığı belirtilerek ceza hukuka uygun bulunmuştur. İtirazın tutanak ve görüntü kayıtlarını bütün olarak hedef alması gerekir.

Cezayı kim verebilir?

m.24 uyarınca idarî yaptırım kararı verme yetkisi Bakanlığa aittir ve m.12’nin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisi devredilen kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Bakanlık merkez teşkilatında genel müdürler, taşrada il müdürleri bu kararları verir.

Belediyeler çevre cezası verebilir mi?

Çevre denetim birimi kuran belediye başkanlıklarına m.12 uyarınca denetim yetkisi devredilebilir ve m.24 uyarınca yaptırım kararı verme yetkisi de bu kurumlarca kullanılır. Belediye içinde bu yetkinin hangi organca kullanılacağı ise tartışmalıdır; Danıştay 6. Daire’nin 07.06.2023 tarihli kararına yazılan karşı oyda yetkinin belediye encümenine ait olduğu ileri sürülmüştür.

Davayı kime karşı açmalıyım?

m.24’e 29/11/2018 tarihli 7153 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca, bu Kanun uyarınca uygulanacak idarî para cezalarına karşı açılacak davalar Bakanlığa karşı açılır. 11/3/2026 tarihli 7576 sayılı Kanun’la değiştirilen yedinci fıkra kapsamındaki ihlallerde ise dava Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne karşı açılır.

Kirleten kimdir, tesis mi işletmeci mi sorumlu?

m.8’in ikinci cümlesi, kirlenmenin meydana geldiği hâllerde “kirleten”e kirlenmeyi durdurma ve etkilerini giderme yükümlülüğü yükler. Kirletenin kim olduğu, denetim tutanağı, analiz raporu ve teknik kanaat raporu gibi delillerle somut olayda belirlenir.

Atığı taşıyan firma varsa sorumluluk değişir mi?

Atığın üçüncü bir firmaya taşıttırıldığı savunması dosyada ileri sürülebilir; ancak m.11, atık üreticilerine atıklarını yönetmeliklere uygun biçimde arıtma, bertaraf etme veya ettirme yükümlülüğü yükler. Sorumluluğun kime ait olduğu delillerle tespit edilir.

Aynı olaydan ceza davası da açılır mı?

Açılabilir. İdarî para cezası idari yaptırımdır; fiil ayrıca TCK m.181 ve devamındaki çevreye ilişkin suçları oluşturuyorsa ceza yargılaması bağımsız olarak yürür.

Ceza tutarları her yıl değişiyor mu?

2872 sayılı Kanun m.20’deki tutarlar yeniden değerleme oranına göre her yıl güncellenmekte ve Bakanlıkça yayımlanan tebliğlerle duyurulmaktadır. Bu nedenle cezanın hangi yılın tebliğine göre hesaplandığı da denetlenmelidir.

İlgili mevzuat
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.8 – Kirletme yasağı
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.11 – İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.12 – Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.20 – İdarî nitelikteki cezalar
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.24 – İdarî yaptırım kararı verme yetkisi ve husumet
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu m.25 – İdarî yaptırımların uygulanması, tahsil usulü ve itiraz
  • 29/11/2018 tarihli 7153 sayılı Kanun m.5 ve m.6 – m.20 ve m.24’te yapılan değişiklikler
  • 10/6/2022 tarihli 7410 sayılı Kanun m.5 – Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat uygulama
  • 11/3/2026 tarihli 7576 sayılı Kanun m.2 – m.24’ün yedinci fıkrasındaki değişiklik
  • 04/11/2021 tarihli ve 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı – Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi
  • Atık Yönetimi Yönetmeliği ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu – İdarî para cezalarının tahsil usulü

İlgili yazılarımız: ÇED kararı ve iptal davası, çevrenin kasten kirletilmesi suçu, idari para cezasının iptali, maden ruhsatı iptali ve idari yaptırımlar ve idari işlemin geri alınması ve kaldırılması.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İdare hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Makaleler

Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır;…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Gayrimenkul Hukuku Makale

Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi: Başvuru, Süreler, Yenileme ve İptal

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 3194 sayılı İmar Kanunu m.21 uyarınca, m.26’daki istisna…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Aldatıcı Reklam ve Haksız Ticari Uygulama: Reklam Kurulu Kararları (6502)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticari reklam, bir mal veya hizmetin satışını sağlamak…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku Makale

Fiilî Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) – 5510 Sayılı Kanun m.40

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Fiilî hizmet süresi zammı, halk arasındaki adıyla yıpranma…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Kira Hukuku Makale

Kiracının Geri Verme Borcu ve Hor Kullanma Tazminatı (TBK m.334)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kiracı, kiralananı ne durumda teslim almışsa o durumda…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Aile Hukuku Makale

Evlenmenin Butlanı Davası (TMK m.145-160)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Evlenmenin butlanı, şeklen kurulmuş bir evliliğin kanunun aradığı…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara