İmar Planına Askı Süresinde İtiraz Edilirse Dava Süresi Ne Zaman Başlar? Askı Süresi

Kısaca
- İmar planları belediye meclisince onaylanır ve onay tarihinden itibaren ilan yerlerinde ve idarenin internet sayfasında bir ay süreyle eş zamanlı olarak askıya çıkarılır.
- Bir aylık ilan süresi içinde plana itiraz edilebilir. Belediye meclisi, kendisine gönderilen itirazları ve planları on beş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.
- Dava açma süresinin başlangıcı, askıda itiraz edilen tarih değil, askı süresinin son gününü izleyen gündür. Çünkü itirazlar askıdan indikten sonra karar merciine gönderilir.
- Askı süresinde itiraz edilmişse: cevap verilmezse zımni ret oluşur ve o tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılır.
- Askı süresinde itiraz edilmemişse: dava, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılmalıdır.
- Süreler geçtikten sonra yapılan “plan değişikliği” başvurusu yeni bir dava açma süresi başlatmaz; süresi geçtikten sonra verilen idari cevap da dava hakkını ihya etmez.
- Plan bir aydan kısa süreyle askıda kalmışsa usulüne uygun ilan yoktur; süre hesabı vatandaş lehine, bir aylık askının bitmesi gereken tarihe göre yapılır.
- Esasa gelince: plan değişikliği, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozamaz; kaldırılan donatı alanı için hizmet etki alanı içinde eşdeğer alan ayrılması zorunludur.
Kısa cevap: İmar planları onay tarihinden itibaren bir ay süreyle askıya çıkarılır ve bu süre içinde plana itiraz edilebilir; dava açma süresi askı süresinin son gününü izleyen günden başlar. Askı süresinde itiraz edilmişse cevap verilmemesi zımni ret oluşturur ve o tarihten itibaren 60 gün içinde, itiraz edilmemişse askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır.
Bir sabah mahallenizdeki park alanının plan değişikliğiyle konut alanına çevrildiğini öğreniyorsunuz. Ya da kendi arsanızın bir kısmının yol, bir kısmının “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak ayrıldığını fark ediyorsunuz. İlk düşünce genellikle şudur: “Belediyeye dilekçe vereyim, olmazsa dava açarım.”
Ne yazık ki imar planlarında hukuki mücadelenin kaderi çoğu zaman esasa hiç gelmeden, süre üzerinden belirleniyor. İmar planları idari yargıda “ilanı gereken düzenleyici işlem” sayıldığı için dava süresi ilan tarihinden başlar; kimseye ayrıca tebligat yapılmaz. Askı bir kere indikten sonra takvim işlemeye başlar ve çoğu dosya, esasında ne kadar haklı olursa olsun süre aşımından reddedilir. Bu yazıda askı süresinin nasıl işlediğini, itirazın süreyi nasıl etkilediğini ve hangi hataların telafisi olmadığını Danıştay içtihadıyla ele alıyoruz.
Askı, itiraz ve kesinleşme: temel çerçeve
3194 sayılı İmar Kanunu m.8/b: “(…) Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.”
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 33. maddesi bu çerçeveyi tamamlar: plana itiraz otuz günlük ilan süresi içinde idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir; itirazların reddedilmesi hâlinde planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın ret kararı tarihinde kesinleşir; itiraz olmaması hâlinde ise planlar askı süresinin sonunda kesinleşir. Askı süresinde yapılan itirazlar üzerine planda değişiklik yapılırsa, planın değişen kısımları için yeniden ilan süreci başlatılır. Onaylanmış planlarda yapılacak revizyon, ilave ve değişiklikler de aynı usullere tabidir.
Buradaki en kritik nokta şudur: itiraz, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi anlamında “üst makama başvuru” niteliğindedir; ancak 3194 sayılı Kanun’un 8/b maddesi bu başvuru için özel bir süre getirmiştir. Yani genel kuraldaki “dava açma süresi içinde başvuru” yerine, imar planlarında “bir aylık askı süresi içinde itiraz” geçerlidir.
Dava açma süresi nasıl hesaplanır?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, süre başlangıcını neden askı tarihine değil askıdan inişe bağladığını açıkça gerekçelendirmiştir: imar planlarına askı süresi içinde yapılan itirazlar, karar verilmek üzere askı süresi dolduktan sonra yetkili merciye gönderilir. Bu nedenle dava açma süresinin başlangıcında, askıda yapılan itiraz tarihi yerine, itirazların değerlendirileceği sürecin başladığı askıdan inmeyi takip eden tarih esas alınır.
| Durum | Süre başlangıcı | İşleyiş |
|---|---|---|
| Askı süresinde itiraz edilmemiş | Askı süresinin son gününü izleyen gün | 60 gün içinde dava açılır |
| Askı süresinde itiraz edilmiş, cevap yok | Askı süresinin son gününü izleyen gün | 30 gün sonunda zımni ret; onu izleyen 60 gün içinde dava |
| Askı süresinde itiraz edilmiş, süresinde ret cevabı | Cevabın tebliğ tarihi | Tebliği izleyen günden itibaren 60 gün |
| Süreler geçtikten sonra verilen cevap | — | Dava açma hakkı ihya olmaz |
| Askı bir aydan kısa | Bir aylık askının bitmesi gereken tarih | Usulüne uygun ilan yoktur; süre lehe hesaplanır |
Dikkat – zımni ret süresi değişti: 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki cevap verme süresi eskiden altmış gün iken sonradan otuz güne indirilmiştir. Bu nedenle içtihatta hem “60 gün” hem “30 gün” ifadelerine rastlanır; hangisinin uygulanacağı işlem tarihinde yürürlükte olan hükme göre belirlenir. Kendi dosyanızda hangi sürenin geçerli olduğunu mutlaka kontrol edin.
Bir örnek üzerinden
Diyelim ki 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu 22/12/2021 – 22/01/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldı ve siz 21/01/2022’de itiraz ettiniz. Süre 21/01/2022’den değil, askı süresinin son gününü izleyen günden işlemeye başlar. İdare otuz gün içinde cevap vermezse 21/02/2022’de itiraz zımnen reddedilmiş sayılır; bu tarihi izleyen altmış gün içinde, yani en geç 22/04/2022 tarihine kadar dava açılması gerekir. Bu tarihten sonra açılan dava süre aşımından reddedilir.
En yaygın ölümcül hata: sonradan “plan değişikliği” istemek
Uygulamada sık görülen senaryo şudur: kişi askı süresini kaçırır, yıllar sonra taşınmazını satmak isteyince imar durumunu öğrenir ve belediyeye “taşınmazımın konut alanına alınması” talebiyle başvurur. Talep reddedilince de bu ret işlemine karşı dava açar.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bu yolu kapatmıştır: askı süresi içinde plana itiraz etmeyen ve askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açmayan kişinin, sonradan yaptığı plan değişikliği talebi yeni bir dava açma süresi başlatmaz. Bu süreler geçirildikten sonra yapılacak başvuruların dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır.
Aynı şekilde, “planı sonradan öğrendim” savunması da kural olarak sonuç doğurmaz; çünkü imar planı ilanı gereken düzenleyici bir işlemdir ve süre ilandan başlar. Bunun tek istisnası, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrasındaki imkândır: düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilir. Örneğin plana dayanılarak yapı ruhsatı verildiğinde veya parselasyon yapıldığında, bu uygulama işlemiyle birlikte plana da yeniden dava açılabilir.
Esas yönünden: plan değişikliği hangi hâllerde iptal edilir?
Süreyi tutturduktan sonra sıra esasa gelir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesi, plan değişikliğinin sınırlarını çizer.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m.26: “(1) İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. (2) İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. (3) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. (…) b) İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur.”
Aynı maddenin beşinci fıkrası, inşaat emsalinin, kat adedinin veya ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair plan değişikliklerinde, artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak ve plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılmasını zorunlu kılar. Yedinci fıkra ise yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen değişikliklerde ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu ve analizi hazırlanmasını arar. Yönetmeliğin Ek-2 tablosu, farklı nüfus grupları için kişi başına düşmesi gereken asgari donatı standartlarını (eğitim, açık ve yeşil alan, sağlık, sosyal-kültürel tesis, ibadet yeri, teknik altyapı) belirler.
Ne yapmalı?
- Bölgenizdeki belediyenin ilan panosunu ve internet sayfasındaki askı ilanlarını düzenli takip edin. Plan askıya çıktığında kimseye ayrıca tebligat yapılmaz.
- Askıya çıkan planın askı başlangıç ve bitiş tarihlerini belgeleyin: askı tutanağı, ilan panosu fotoğrafı, internet sayfasının ekran görüntüsü. Askının bir aydan kısa olması başlı başına bir hukuka aykırılıktır.
- Plan paftasını, plan notlarını ve plan açıklama raporunu idareden yazılı olarak isteyin. Rapor, değişikliğin gerekçesinin nesnel olup olmadığını gösteren temel belgedir.
- İtirazınızı askı süresi içinde, kayda girecek biçimde ve yazılı olarak yapın. Evrak kayıt numarasını ve tarihini saklayın.
- İtiraz dilekçesinde somut olun: hangi parsel, hangi fonksiyon değişikliği, hangi donatı kaldırıldı, eşdeğer alan ayrıldı mı, yoğunluk ne kadar arttı.
- Askı süresi bittikten sonra takvimi başlatın: cevap gelmezse zımni ret tarihini, cevap gelirse tebliğ tarihini not edin.
- Süre dolmadan dava açın. “Belediye cevap verir belki” beklentisiyle beklemek, en sık yapılan ve telafisi olmayan hatadır.
- Dava dilekçesinde hem usul (askı ve ilan usulsüzlüğü, meclis kararının usulü) hem esas (şehircilik ilkeleri, donatı dengesi, kademeli birliktelik, eşdeğer alan, etki değerlendirme raporu eksikliği) iddialarını birlikte ileri sürün.
- Daha önce aynı alan hakkında verilmiş kesinleşmiş bir iptal kararı varsa mutlaka dosyaya koyun; yeni planın o kararın gereklerini yerine getirip getirmediği ayrı bir denetim konusudur.
- Süreyi kaçırdıysanız umutsuzluğa kapılmayın: plana dayalı bir uygulama işlemi (ruhsat, parselasyon, kamulaştırma) tesis edildiğinde, uygulama işlemiyle birlikte düzenleyici işleme de dava açma imkânı doğar.
Danıştay içtihadı ne diyor?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/1155, K. 2024/2927, 20.11.2024
Süre başlangıcı askıdan inişe bağlıdır; sonradan yapılan plan değişikliği talebi dava süresini ihya etmez. 1/25000 ölçekli nazım imar planı 20/07/2017 – 21/08/2017 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, davacı askı süresi içinde plana itiraz etmemiş ve altmış günlük dava süresinde de dava açmamıştı. Yaklaşık bir buçuk ay sonra, 03/09/2017 tarihinde taşınmazının konut alanına alınması talebiyle başvurmuş, bu talebin zımnen reddi üzerine 08/12/2017’de dava açmıştı. Kurul, imar planlarının 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki “ilanı gereken düzenleyici işlemlerden” olduğunu belirttikten sonra süre başlangıcını gerekçelendirdi: itirazlar askı süresi dolduktan sonra karar merciine gönderildiğinden, “dava açma süresinin başlangıcında, askıda yapılan itiraz tarihi yerine, itirazlar hakkında değerlendirme yapılacak sürecin başladığı askıdan inmeyi takip eden tarihin esas alınması gerekmektedir” dedi. Somut olayda ise “yeni bir dava açma süresi başlatmasına hukuken olanak bulunmayan” 03/09/2017 tarihli başvurunun reddi üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği sonucuna varıldı. Kurul, ayrıca bu süreler geçirildikten sonra yapılacak başvuruların dava açma süresini ihya etmeyeceğini açıkça vurguladı ve süre aşımı yolundaki ısrar kararını sonucu itibarıyla yerinde buldu.
Danıştay 6. Daire, E. 2025/2388, K. 2025/6408, 03.12.2025
Süresi geçtikten sonra verilen cevap, dava açma hakkını geri getirmez. 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu 22/12/2021 – 22/01/2022 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, davacı 21/01/2022’de plana itiraz etmişti. Daire, önce süre rejimini ortaya koydu: askı süresinde itiraz edilmişse dava açma süresi 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında belirlenir; itiraza otuz gün içinde cevap verilmemişse itiraz zımnen reddedilmiş sayılır ve ilan tarihinin son gününü izleyen otuz günden sonraki altmış gün içinde dava açılması gerekir. Kararda, geç cevabın etkisi bakımından çok net bir tespit yapıldı: “Belirtilen süreler geçtikten sonra cevap verilmesi halinde dava açma hakkının ihya olduğundan söz edilemez. Zira İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinin ikinci fıkrasında, yetkili idari mercilerce dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde 11. maddede, sonradan yetkili mercilerce cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.” Somut olayda 21/02/2022’de oluşan zımni reddi izleyen altmış gün içinde, en geç 22/04/2022’de dava açılması gerekirken bu sürenin aşıldığı saptandı.
Danıştay 6. Daire, E. 2021/1485, K. 2024/6704, 19.11.2024
Plan bir aydan kısa askıda kalmışsa usulüne uygun ilan yoktur; süre vatandaş lehine hesaplanır. Şile’de bir uygulama imar planı 02/07/2019 – 31/07/2019 tarihleri arasında, yani yalnızca 29 gün askıda kalmıştı. Davacı 31/07/2019’da itiraz etmiş, itirazın reddi üzerine 29/11/2019’da dava açmış; idare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi davayı süre aşımından reddetmişti. Daire, Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi ile idarenin başvuru yollarını ve sürelerini bildirme yükümlülüğünü öngören 40. maddesine atıf yaptıktan sonra, planın bir ay süreyle ilan edilmediğini saptadı ve “usulüne uygun bir ilanın varlığından söz edilemeyeceğinden, zımni ret süresinin son ilan tarihinden başlatılmasına olanak bulunmamaktadır” dedi. Kararda, “davacının hak kaybı yaşamaması için İdarenin cevap verme süresinin bir aylık askı süresinin bitmesi gereken tarih olan 02/08/2019 tarihinden itibaren hesaplanması” gerektiği belirtilerek davanın süresinde açıldığı sonucuna varıldı. Daire ayrıca “29 gün süreyle ilan edilen planın mevzuatla getirilen şekil şartlarına aykırılık taşıdığı açık olup, İdare Mahkemesince bu husus dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir” diyerek askı usulsüzlüğünün esasa da etki edeceğini vurguladı. Karar oybirliğiyle ve kesin olarak bozma yönünde verildi.
Danıştay 6. Daire, E. 2022/7933, K. 2025/580, 12.02.2025
Donatı alanını kaldırıp eşdeğer alan ayırmayan ve kesinleşmiş iptal kararını etkisiz kılan plan değişikliği iptal edilir. Kartal’da yaklaşık 3 hektarlık bir parselde, önceki plan kararları yargı kararıyla iptal edilmiş olmasına rağmen taşınmazın %65,55’i ticaret+konut, %34,45’i resmî kurum alanı olarak yeniden planlanmıştı. Bilirkişi incelemesinde, plan notlarına göre alanda yaklaşık 940 kişilik ilave nüfus öngörüldüğü, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin Ek-2 tablosuna göre bu nüfus için asgari standartlar üzerinden yaklaşık 19.035 m² kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması gerektiği, oysa planda açık ve yeşil alan ile anaokulu gibi en temel hizmetlere dahi yer verilmediği saptandı. Daire, idarenin “çevredeki mevcut donatılardan yararlanılır” savunmasını, bu donatıların kapasitesine ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle kabul etmedi. Ayrıca önceki iptal kararı sonrasında “yargı kararlarını işlevsiz hale getirmeye yönelik kullanım kararları getirildiği, buna karşılık yapı ve nüfus yoğunluğunun düşürülmesi, yeni sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması noktasında kesinleşen iptal gerekçelerini gidermeye yönelik bir değişiklik yapılmadığı” tespitini yaparak, plan değişikliğinin 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Kararda uygulama imar planı ölçeğinde “resmî kurum alanı” gösteriminin tek başına yeterli olmadığı, hangi resmî kurum faaliyetinin icra edileceğinin somut olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu da vurgulandı. Nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri oybirliğiyle iptal edildi.
Bu dört karar, imar planı uyuşmazlıklarının iki ayrı katmanda yürüdüğünü gösteriyor. Birinci katman tamamen usul ve takvim üzerine kuruludur ve buradaki kural sert: imar planı ilanı gereken düzenleyici bir işlemdir, kimseye tebligat yapılmaz, süre askıdan inişle başlar. İDDK’nın 2024 tarihli kararı, süre başlangıcının neden itiraz tarihi değil askıdan iniş olduğunu da açıklıyor — itirazlar askı bittikten sonra toplu hâlde karar merciine gönderiliyor, dolayısıyla değerlendirme süreci ancak o tarihte başlıyor. Aynı kararın ikinci mesajı daha da can alıcı: askı süresini kaçıran kişinin yıllar sonra “planı değiştirin” diye başvurup ret üzerine dava açması, kapanmış bir kapıyı yeniden açmaz. 6. Daire’nin 2025 tarihli kararı ise bu sertliği bir adım öteye taşıyor ve 2577 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri arasındaki metin farkına dayanıyor: 10. maddede süre geçtikten sonra verilen cevabın yeni bir dava süresi başlatacağı açıkça yazılıdır, 11. maddede böyle bir hüküm yoktur. Yani belediye size altı ay sonra “itirazınız reddedildi” yazısı gönderse bile, süre çoktan dolmuşsa dava hakkı geri gelmez. Buna karşılık aynı sertlik idare aleyhine de işliyor. 6. Daire’nin Şile kararı, 29 günlük askıyı “usulüne uygun ilan” saymayarak süre hesabını vatandaş lehine kaydırıyor ve Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerine dayanıyor. Buradaki pratik sonuç şudur: askı tarihlerini belgelemek yalnızca kendi takviminizi kurmak için değil, idarenin usulsüzlüğünü ispat etmek için de gereklidir; üstelik Daire, kısa askının esasa ilişkin bir şekil sakatlığı da oluşturduğunu ayrıca belirtmiştir. İkinci katman esasa ilişkindir ve orada denetimin ekseni Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesidir. Kartal kararı bu denetimin nasıl işlediğini somut sayılarla gösteriyor: planın getirdiği nüfus hesaplanıyor, Ek-2 tablosundaki kişi başına asgari standartlarla çarpılıyor ve ayrılması gereken donatı alanı ile fiilen ayrılan alan karşılaştırılıyor. “Çevrede zaten okul ve cami var” savunması, bu tesislerin kapasitesine dair somut veri sunulmadıkça kabul görmüyor. Kararın son katmanı ise yargı kararlarının bağlayıcılığıyla ilgili: kesinleşmiş bir iptal kararının ardından, iptal gerekçelerini gidermeden aynı işlev ve yoğunlukta ısrar etmek 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine aykırıdır. Dolayısıyla aynı alan hakkında daha önce kazanılmış bir dava varsa, o karar yeni davanın en güçlü dayanağıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Askıyı takip etmemek, tebligat beklemek | Süre kaçırılır, plan kesinleşir | İlan panosu ve idarenin internet sayfası düzenli izlenmelidir |
| Sözlü itiraz veya kayda girmeyen dilekçe | İtiraz ispatlanamaz | Yazılı, evrak kaydına giren itiraz yapılmalıdır |
| Süreyi itiraz tarihinden başlatmak | Hesap yanlış çıkar | Süre askı süresinin son gününü izleyen günden başlar |
| Belediyenin cevabını süresiz beklemek | Zımni ret oluşur, süre işler ve dolar | Zımni ret tarihi hesaplanıp takvime alınmalıdır |
| Geç gelen ret cevabına güvenmek | Dava süre aşımından reddedilir | 2577 m.11’de m.10/2 gibi bir ihya hükmü yoktur |
| Süre geçtikten sonra plan değişikliği talep etmek | Yeni süre başlamaz | Uygulama işlemi çıkmasını bekleyip birlikte dava açmak değerlendirilmelidir |
| Askı tarihlerini belgelememek | Kısa askı iddiası ispatlanamaz | Askı tutanağı ve ekran görüntüleri saklanmalıdır |
| Yalnızca “mağduriyet” anlatan dilekçe yazmak | Esas denetimi için veri kalmaz | Donatı, yoğunluk, eşdeğer alan ve kademeli birliktelik somut olarak tartışılmalıdır |
| Plan açıklama raporunu hiç istememek | Değişikliğin gerekçesi denetlenemez | Rapor ve plan notları mutlaka temin edilmelidir |
Sık sorulan sorular
İmar planı askıya çıktığında bana tebligat yapılır mı?
Hayır. İmar planları 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi anlamında “ilanı gereken düzenleyici işlem” niteliğindedir; bireysel tebligat yapılmaz. Plan, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve idarenin internet sayfasında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Dava süresi bu ilana bağlı olarak işler.
Askı süresi kaç gündür, hafta sonları sayılır mı?
3194 sayılı Kanun m.8/b “bir ay” der; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m.33 ise “otuz gün” ifadesini kullanır. Süre ay olarak belirtildiğinde, başlangıç gününe karşılık gelen günde sona erer. Danıştay 6. Dairesi, 02/07/2019’da askıya çıkarılan bir planda bir aylık sürenin 02/08/2019’da biteceğini kabul etmiştir. Ara günlerin tatil olması süreyi durdurmaz; yalnızca sürenin son gününün tatile denk gelmesi hâlinde süre izleyen ilk iş günü sonunda biter.
Askı süresi içinde itiraz etmek zorunda mıyım?
Zorunlu değildir; itiraz etmeden de doğrudan dava açabilirsiniz. Ancak bu durumda dava, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılmalıdır. İtiraz etmenin avantajı, dava açma süresini 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi mekanizmasıyla uzatması ve idareye sorunu yargısız çözme imkânı vermesidir.
İtiraz ettim, belediye hiç cevap vermedi. Ne zaman dava açmalıyım?
Askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren cevap verme süresi işler. Bu süre içinde cevap verilmezse itiraz zımnen reddedilmiş sayılır ve zımni ret tarihini izleyen altmış gün içinde dava açmanız gerekir. Cevap verme süresinin otuz gün mü altmış gün mü olduğu, işlem tarihinde yürürlükte olan 2577 sayılı Kanun m.11 hükmüne göre belirlenir; bu nedenle tarihinizi mutlaka kontrol ettirin.
Belediye çok geç bir tarihte “itirazınız reddedildi” yazısı gönderdi. Bu tarihten itibaren dava açabilir miyim?
Hayır. Danıştay 6. Dairesi, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesinin ikinci fıkrasında süre geçtikten sonra verilen cevap üzerine yeniden dava açılabileceği düzenlendiği hâlde 11. maddede böyle bir hüküm bulunmadığını belirterek, süreler geçtikten sonra verilen cevabın dava açma hakkını ihya etmeyeceğini kabul etmiştir.
Plan bir ay yerine 25 gün askıda kaldı. Bu benim lehime mi işler?
Evet. Danıştay 6. Dairesi, 29 gün askıda kalan bir planda usulüne uygun ilanın varlığından söz edilemeyeceğini, bu nedenle zımni ret süresinin fiilî son ilan tarihinden başlatılamayacağını kabul etmiş; süreyi, bir aylık askının bitmesi gereken tarihten hesaplamıştır. Ayrıca kısa askının planın şekil şartlarına aykırılık oluşturduğunu ve bu hususun esasta da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Askı süresini kaçırdım. Yapabileceğim hiçbir şey kalmadı mı?
Doğrudan plana dava açma imkânı kural olarak kapanmıştır. Ancak 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrası, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceğini öngörür. Plana dayanılarak yapı ruhsatı verilmesi, parselasyon yapılması veya kamulaştırma işlemi tesis edilmesi hâlinde, bu uygulama işlemiyle birlikte plana da dava açılabilir. Buna karşılık kendi başvurunuzun reddi, yeni bir süre başlatmaz.
Komşu parseldeki plan değişikliğine dava açabilir miyim?
İdari yargıda dava açma ehliyeti “menfaat ihlali” ölçütüne bağlıdır ve bu menfaatin kişisel, meşru ve güncel olması aranır. İmar uyuşmazlıklarında Danıştay, “ilgililer” kavramını geniş yorumlayarak imar faaliyetlerinden etkilenen belde sakinlerinin de dava açabileceğini kabul etmektedir. Meslek odalarının imar planlarına karşı dava açma ehliyeti de yerleşik olarak tanınmaktadır.
Mahalledeki parkın konut alanına çevrilmesi hukuka uygun mu?
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m.26/3, sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması veya küçültülmesine dair plan değişikliklerinin zorunluluk olmadıkça yapılamayacağını, yapılacaksa ancak tesisin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alan ayrılması suretiyle mümkün olacağını öngörür. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur. Eşdeğer alan ayrılmadan yapılan böyle bir değişiklik, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı bulunmaktadır.
Emsal ve kat artışı getiren plan değişikliğinde idare neyi ispatlamak zorunda?
Yönetmelik m.26/5 uyarınca artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak ve plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılması gerekir. Ayrıca m.26/7 uyarınca yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen değişikliklerde kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu ve analizi hazırlanması zorunludur. Bu belgeler yoksa veya içerikleri somut veriye dayanmıyorsa, plan değişikliği bu yönden sakat olur.
“Çevrede zaten okul, park, cami var” savunması kabul ediliyor mu?
Kural olarak hayır. Danıştay 6. Dairesi, çevredeki mevcut donatı alanlarından yararlanılacağı savunmasını, bu alanların kapasitesinin ne durumda olduğuna ve yeterli olup olmadığına ilişkin rakamsal ve somut veri sunulmadığı gerekçesiyle kabul etmemiştir. Yönetmeliğin Ek-2 tablosundaki asgari standartlar, plan alanına getirilen nüfus üzerinden ayrıca hesaplanmalıdır.
Aynı alanla ilgili daha önce iptal kararı almıştım, yeni plan yine benzer. Ne yapabilirim?
Bu, davanızın en güçlü dayanağıdır. Danıştay 6. Dairesi, kesinleşmiş iptal kararının ardından iptal gerekçelerini gidermeye yönelik değişiklik yapılmaksızın aynı işlev ve yoğunlukta ısrar edilmesini, yargılama faaliyetinin etkisiz kılınması sayarak 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine ve hukuk devleti ilkesine aykırı bulmuştur. Yeni planın önceki kararın gereklerini yerine getirip getirmediği ayrıca denetlenir.
Dava açtım, plan uygulanmaya devam ediyor. Ne yapmalıyım?
İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talebinde bulunmanız gerekir. Aksi hâlde plan uygulanmaya devam eder, ruhsatlar verilir ve yapılar yükselir; iptal kararı sonradan gelse bile fiilî durumun geri döndürülmesi çok güçleşir. Talebinizi somut ve telafisi güç zarar iddiasıyla gerekçelendirin.
İlgili mevzuat
- 3194 sayılı İmar Kanunu m.5 (plan tanımları), m.6 (planların kademelenmesi), m.8/b (planların hazırlanması, ilanı ve itiraz), m.9 (Bakanlığın yetkisi)
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 (dava açma süresi ve düzenleyici işlemler), m.10 (idari makamların sükûtu), m.11 (üst makamlara başvurma), m.27 (yürütmenin durdurulması), m.28 (kararların uygulanması), m.49 (temyiz)
- Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m.5 (mekânsal kullanım tanımları), m.22–24 (analiz, nazım ve uygulama imar planı), m.26 (imar planı değişikliği esasları), m.33 (planların ilanı, itirazlar ve kesinleşmesi), Ek-2 asgari sosyal ve teknik altyapı standartları
- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği m.19 (parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 (hak arama hürriyeti), m.40/2 (başvuru yolu ve süresini bildirme yükümlülüğü)
İmar uyuşmazlıklarının diğer boyutları için: planın esastan denetimi hakkında imar planının iptali davası, ruhsatsız yapılarda idari yaptırımlar için imar para cezası ve itiraz ile imar kirliliğine neden olma suçu, yapı kayıt belgesi süreci için imar affı ve imar barışı, riskli yapı süreci için riskli yapı tespitine itiraz yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. İmar planı uyuşmazlıklarında süreler kısadır ve kaçırıldığında telafisi çoğu zaman mümkün olmaz. Askı tarihleri, itiraz tarihi ve cevap tarihi her dosyada ayrı ayrı hesaplanmalıdır.