Grev Kararı Uygulanmazsa Ne Olur? Sendikanın Toplu İş Sözleşmesi Yapma Yetkisinin Düşmesi (6356 s.K. m.60 ve m.75)

Kısaca
- Grev kararı, uyuşmazlık tutanağının tebliğinden itibaren altmış gün içinde alınabilir ve aynı süre içinde, altı iş günü önceden bildirilecek tarihte uygulamaya konulabilir.
- Bu süre içinde grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi hâlinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşer.
- Yargıtay, 60 gün içinde grev kararı alınmış olsa dahi uygulama tarihi bildirilmemişse yetkinin düştüğüne karar vermiştir; iki şart birlikte aranır.
- Grev oylaması, kanunî grev sürecinin zorunlu unsuru değildir; grevin uygulamaya konması için oylama talebinin veya sonucunun beklenmesi gerekmez.
- Bildirilen tarihte başlamayan grev hakkı düşer (m.60/4); aynı fıkra uyarınca yetki belgesinin de hükmü kalmaz.
- Belirlenen günde hiçbir işçi greve katılmamışsa, grev bildirilen tarihte başlamamış sayılır.
- İşin bırakılmasına yol açmayan bir grev kararının “uygulamaya konulduğundan” söz edilemez.
- m.75/6’nın uygulanabilmesi için önce fiilen uygulanmaya başlamış bir grev bulunmalıdır; madde metnindeki “grevi uygulayan sendikanın” ibaresi bunu gösterir.
- m.75/6 uyarınca, grevi uygulayan sendikanın yetki tespiti için başvurduğu tarihteki üyelerinin dörtte üçünün üyelikten ayrıldığı tespit edilirse ilgililerden biri grevin sona erdirilmesi için mahkemeye başvurabilir.
- Her dava, açıldığı tarihteki maddî ve hukukî olgulara göre karara bağlanır; grev uygulama tarihinden önce açılan davada m.75/6’nın da m.60/4’ün de şartları oluşmamıştır.
- Yetki tespiti bakımından esas alınan tarih, sendikanın Bakanlığa başvuru tarihidir; sonraki üye kaybı yetki tespitini kendiliğinden geçersiz kılmaz.
- Alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunun kesinleşmesi hâlinde işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır; bu, dörtte üç hesabını doğrudan etkiler.
- Kabul edilen işe iade davası ve süresinde yapılan işe başlama başvurusu fesih tarihini değiştirdiğinden, üye sayısı hesabını da etkiler.
- Bu nedenle üye sayısı hesabı yapılmadan önce derdest muvazaa ve işe iade davalarının etkisi araştırılmalıdır; aksi hâlde karar eksik incelemeye dayanır.
- Grevi uygulayan işçi sendikasının kapatılması, feshedilmesi veya infisahı hâlinde grev kendiliğinden sona erer ve yetki belgesi hükümsüz olur (m.75/4).
Toplu iş sözleşmesi sürecinde yetkinin alınması yolun başıdır. Asıl kırılma noktası, arabuluculuk aşamasının uyuşmazlıkla sona ermesinden sonra başlayan altmış günlük süredir. Bu sürede atılmayan her adım, sendikanın aylarca hatta yıllarca uğraşarak kesinleştirdiği yetkiyi kendiliğinden düşürebilir.
Bu yazıda grev kararının alınması ve uygulanmasına ilişkin sürelerin nasıl işlediğini, hangi hâllerde yetkinin düştüğünü, hangi hâllerde grevin mahkeme kararıyla sona erdirilebileceğini ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin son yıllarda bu ayrımları nasıl netleştirdiğini inceliyoruz.
Kanunî dayanak
6356 sayılı Kanun m.60 (Kanuni grev ve lokavt kararının alınması ve uygulamaya konulması)
“(1) Grev kararı, 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde alınabilir ve bu süre içerisinde altı iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya konulabilir. Bu süre içerisinde, grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi hâlinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşer. … (4) Bildirilen tarihte başlamayan grev hakkı veya lokavt düşer. Süresi içinde grev kararı uygulamaya konulmamışsa ve alınmış bir lokavt kararı da yoksa veya lokavt da süresi içinde uygulamaya konulmamışsa yetki belgesinin hükmü kalmaz. (5) Grev ve lokavt kararlarının uygulanacağı tarih, kararı alan tarafça karşı tarafa tebliğ edilmek üzere notere ve bir örneği de görevli makama tevdi edilir.”
6356 sayılı Kanun m.75/6 (Grev ve lokavtı sona erdirme kararı)
“Grevi uygulayan sendikanın, yetki tespiti için başvurduğu tarihte işyerindeki üyesi işçilerin dörtte üçünün sendika üyeliğinden ayrıldıklarının tespiti hâlinde, ilgililerden biri grevin sona erdirilmesi için mahkemeye başvurabilir. Mahkemece belirlenecek tarihte grevin sona ereceği ikinci fıkradaki usule göre ilan edilir.”
Değişiklik uyarısı – m.60/6 iptal edilmiştir
6356 sayılı Kanun’un 60. maddesinin altıncı fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2014 tarihli ve E.2013/1, K.2014/161 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle madde metninde bugün altıncı fıkra bulunmamaktadır; eski metne dayanan kaynaklar bu yönden güncelliğini yitirmiştir. Aynı Anayasa Mahkemesi kararının 169. paragrafı, grevin unsurlarını da belirlemiştir: “Bir grevden söz edebilmek için işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işi bırakmaları gerekmektedir. … Bu anlamda tek bir işçinin işi bırakması grev olamaz, zira grev toplu bir harekettir. Bununla birlikte işçilerin topluca işi bırakmış bulunmaları da yeterli değildir. Topluca işi bırakmak suretiyle, o işyerinde işi durdurma veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatma amacının da bulunması gerekir.”
| Ölçüt | m.60/1 ve m.60/4 – yetkinin düşmesi | m.75/6 – grevin sona erdirilmesi |
|---|---|---|
| Sebep | Süre içinde karar alınmaması veya uygulama tarihinin bildirilmemesi | Üyelerin dörtte üçünün üyelikten ayrılması |
| Ön şart | Grevin henüz uygulanmamış olması | Fiilen uygulanmaya başlamış bir grevin bulunması |
| Sonuç | Toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşer | Mahkemece belirlenecek tarihte grev sona erer |
| Kararın niteliği | Sonuç kanundan doğar, karar tespit niteliğindedir | Grevin sona ermesi mahkeme kararına bağlıdır |
| Başvuru sahibi | Hukukî yararı bulunan taraf | İlgililerden biri |
| Esas alınan tarih | Uyuşmazlık tutanağının tebliği | Yetki tespiti için başvuru tarihi |
| Grev oylamasının etkisi | Süreyi durdurmaz, beklenmesi gerekmez | Doğrudan ilgisi yoktur |
| Dava zamanı | Süre dolduktan sonra | Grev fiilen başladıktan sonra |
| Erken açılan davanın âkıbeti | Şartlar oluşmadığından reddedilir | Şartlar oluşmadığından reddedilir |
Kritik nokta
m.60/1’deki cümlede geçen “veya” bağlacı, iki seçenekten birinin yerine getirilmesinin yeterli olduğu anlamına gelmez. Yargıtay, altmış gün içinde grev kararı alınmış olsa bile uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi hâlinde yetkinin düştüğüne hükmetmiştir. Yani karar almak ve uygulama tarihini bildirmek, ikisi de aynı süre içinde tamamlanması gereken iki ayrı yükümlülüktür.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Uyuşmazlık tutanağının tebliğ tarihini kesin olarak belirleyin. Altmış günlük sürenin başlangıcı bu tarihtir; arabulucunun tutanağı düzenlediği veya görevli makama tevdi ettiği tarih değildir.
- Süreyi takvim üzerinde geriye doğru kurgulayın. Uygulama tarihinin de altmış gün içinde kalması gerektiğinden ve altı iş günü önceden bildirim zorunlu olduğundan, bildirimin en geç ne zaman yapılması gerektiği baştan hesaplanmalıdır.
- Grev kararını ve uygulama tarihini ayrı ayrı takip edin. Kararın süresinde alınmış olması tek başına yeterli değildir; uygulama tarihinin de aynı süre içinde bildirilmiş olması gerekir.
- Bildirimi usulüne uygun yapın. Uygulama tarihi, karşı tarafa tebliğ edilmek üzere notere ve bir örneği görevli makama tevdi edilir; ayrıca işyerinde derhâl ilan edilir.
- Grev oylamasını beklemeyin. Grev oylaması kanunî grev sürecinin zorunlu unsuru değildir; oylama talebi veya sonucu beklenerek süre kaçırılmamalıdır.
- Grev günü katılımı belgelendirin. Belirlenen günde hiçbir işçinin greve katılmaması hâlinde grev başlamamış sayılır; bu nedenle katılımın tutanakla tespiti her iki taraf için de belirleyicidir.
- Dava açmadan önce doğru aşamada olduğunuzdan emin olun. Grev uygulama tarihinden önce açılan davada ne m.60/4’ün ne de m.75/6’nın şartları oluşmuş sayılır.
- m.75/6 davasında fiilî grevi ispatlayın. Madde “grevi uygulayan sendikanın” der; uygulanmayan bir grev bakımından bu hüküm işletilemez.
- Dörtte üç hesabında doğru tarihi esas alın. Karşılaştırma, sendikanın yetki tespiti için Bakanlığa başvurduğu tarihteki üye sayısı ile yapılır.
- Derdest muvazaa davalarının etkisini araştırın. Alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu kesinleşirse işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılacağından, üye sayısı hesabı değişir.
- İşe iade davalarını gözden kaçırmayın. Kabul edilen işe iade davası ve süresinde yapılan işe başlama başvurusu fesih tarihini değiştirir; işçi işe başlatılırsa iş sözleşmesi devam eder.
- Üye sayılarını duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit ettirin. Bakanlık kayıtları, işyeri sicil numaraları ve işkolu değişiklikleri birlikte incelenmeden yapılan hesap, bozma sebebidir.
Yargı kararları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.05.2024 T., 2024/6486 E., 2024/9391 K.
Grev kararı süresinde alınsa bile uygulama tarihi bildirilmezse yetki düşer; grev oylaması beklenmez. İşletme toplu iş sözleşmesi sürecinde arabuluculuk aşaması uyuşmazlıkla sonuçlanmış, uyuşmazlık tutanağı sendikaya 12.08.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, sendika 12.09.2023 tarihinde grev kararı almış; ancak altmış günlük süre içinde grev uygulama tarihi bildirilmemiş ve grev uygulanmamıştır. Sendika savunmasında maddedeki “veya” bağlacına dayanarak iki hâlden birinin gerçekleşmemesinin yeterli olduğunu ileri sürmüştür. Daire, grev oylamasının hukukî konumunu belirledikten sonra sonucu şöyle bağlamıştır: “Grev oylaması yasal bir grev sürecinin zorunlu bir unsuru olmayıp işyerinde veya işletmede çalışan işçilerin bu yolda bir talepte bulunmasına bağlıdır. … Bu anlamda grev oylaması grevin uygulanmasının zorunlu şartı olmadığı için grevin uygulanmaya konması için ne grev oylaması talebinin ne de oylama sonucunun beklenmesine gerek vardır. Bu açıklamalar ışığında belirtmek gerekir ki 6356 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihinden itibaren 60 gün içinde alınan grev kararının uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi hâlinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşer.” Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 23.02.2023 T., 2023/1665 E., 2023/2938 K.
Hiçbir işçi katılmazsa grev başlamamış sayılır; ancak dava grev tarihinden önce açılmışsa şartlar henüz oluşmamıştır. 21.02.2022 tarihinde alınan grev kararında uygulama tarihi 03.03.2022 olarak belirlenmiş; işveren, uygulama tarihinden önce, 23.02.2022’de dava açarak grevin durdurulmasını ve yetki belgesinin geçersizliğini istemiştir. Belirlenen günde hiçbir işçi greve katılmamıştır. Daire önce grevin başlamamış sayıldığını ortaya koymuştur: “belirlenen günde işyerinde veya işletmede hiçbir işçi greve katılmamış ise bu durumda grev bildirilen tarihte başlamamış sayılacaktır. … işin bırakılmasına müncer olmayan bir grev kararının uygulamaya konulduğundan ya da grevin başlatıldığından söz etmek hiçbir şekilde mümkün değildir.” Daire ayrıca m.75/6’nın ön şartını da belirtmiştir: “6356 sayılı Kanun’un 75 inci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanabilmesi … için, öncelikle fiilen uygulanmaya başlamış bir grevin söz konusu olması gerekmektedir. Nitekim anılan maddenin başında açık bir şekilde ‘Grevi uygulayan sendikanın’ ibaresi kullanılmakla bu hususa vurgu yapılmıştır.” Bununla birlikte, “her dava açıldığı tarih itibarıyla mevcut maddi ve hukuki olgulara göre karara bağlanmalıdır” ilkesi gereği, dava tarihi grev uygulama tarihinden önce olduğundan hem m.75/6’nın hem de m.60/4’ün şartları oluşmamıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 21.09.2023 T., 2023/14497 E., 2023/12536 K.
Yetki belgesi düzenlendikten hemen sonra üye kaybına dayanılarak açılan dava, grev uygulanmadan sonuç doğurmaz. Yetki tespitine itiraz davası kesinleşip yetki belgesi düzenlendikten hemen sonra, 11.03.2022 tarihinde işveren tarafından, sendikanın başvuru tarihindeki üyelerinin dörtte üçünden fazlasını kaybettiği ileri sürülerek yetkinin düşürülmesi istenmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise yetki tespitinde başvuru tarihinin esas alınacağı ve önceki davanın kesinleştiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, m.75/6’nın uygulanabilmesi için fiilen uygulanmaya başlamış bir grevin bulunması gerektiğini yineleyerek şu sonuca varmıştır: “dava tarihinin, grev uygulama tarihinin öncesindeki bir tarih olduğu dikkate alındığında, somut olayda dava tarihi itibarıyla 6356 sayılı Kanun’un 75 inci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmasının şartları oluşmamıştır.” Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ilave gerekçe ile ONANMASINA, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 19.12.2024 T., 2024/13602 E., 2024/16287 K.
Dörtte üç hesabı yapılmadan önce derdest muvazaa ve işe iade davalarının etkisi araştırılmalıdır. Sendika 20.02.2024’te grev kararı almış, grev 20.03.2024’te uygulamaya konulmuş, ertesi gün işveren m.75/6’ya dayanarak grevin sona erdirilmesini ve yetki belgesinin geçersizliğini istemiştir. Sendika savunmasında, işverenin muvazaalı alt işverenlik ilişkileri kurarak üyeleri başka şirketlere kaydırdığını, muvazaa tespitine itiraz davaları ile işe iade davalarının derdest olduğunu ileri sürmüştür. Bölge adliye mahkemesi bu iddiaları somut veriye dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş; Daire ise araştırmayı eksik bulmuştur: “alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespit edilmesi ve bu tespitin kesinleşmesi ihtimalinde, alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceğinden, bu işçiler arasında sendika üyelerinin bulunması durumunda, bu tespit 6356 sayılı Kanun’un 75 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında sendikanın üyelerinin dörtte üçünü kaybedip kaybetmediği konusunda doğrudan sonuca etki edecek niteliktedir. Yine aynı şekilde işe iade davası kabul edilen sendika üyesinin bulunması ve kanuni süre içinde işe başlama başvurusu yapılması durumunda, fesih tarihi değişeceğinden ve ayrıca işçi işe başlatılırsa iş sözleşmesi devam edeceğinden, bu hususlar da doğrudan sonuca etki edecek niteliktedir.” Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda, 6356 sayılı Kanun’un grev aşamasına ilişkin hükümlerinin birbirinden bağımsız iki mekanizma kurduğu görülür: grev henüz uygulanmadan işleyen süre denetimi (m.60) ve grev fiilen başladıktan sonra işleyen temsil gücü denetimi (m.75/6). Uygulamadaki hataların çoğu, bu ikisinin birbirine karıştırılmasından doğar.
Birinci halka, altmış günlük sürenin iki ayrı yükümlülük içermesidir. Kanun metni “grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi” der. Buradaki “veya”, iki yükümlülükten birini seçme imkânı tanımaz; her ikisinin de yerine getirilmemesi hâlini ayrı ayrı yaptırıma bağlar. Grev kararının süresinde alınmış olması, uygulama tarihi bildirilmediği sürece yetkiyi korumaya yetmez.
İkinci halka, grev oylamasının sürece etkisidir. Grev oylaması, işçilerin greve karşı iradelerini ortaya koyabildikleri demokratik bir imkândır; ancak kanunî grev sürecinin zorunlu unsuru değildir ve ancak işçilerin dörtte birinin talebiyle gündeme gelir. Bu nedenle sendikanın oylama talebini veya sonucunu bekleyerek uygulama tarihini bildirmemesi, süreyi durduran bir mazeret sayılmaz.
Üçüncü halka, grevin “başlaması” kavramıdır. Grev, kâğıt üzerindeki bir kararla değil, işçilerin fiilen işi bırakmasıyla gerçekleşir. Belirlenen günde hiçbir işçi greve katılmamışsa grev başlamamış sayılır; işin bırakılmasına yol açmayan bir kararın uygulamaya konulduğundan söz edilemez. Bu, Anayasa Mahkemesi’nin grev tanımına ilişkin belirlemesiyle de örtüşür: grev toplu bir harekettir ve işi durdurma veya önemli ölçüde aksatma amacı taşımalıdır.
Dördüncü halka, m.75/6’nın ön şartıdır. Madde, “grevi uygulayan sendikanın” ibaresiyle başlar. Bu ifade tesadüfî değildir: hüküm, ancak fiilen sürmekte olan bir grevi sona erdirmeye yarar. Grev hiç başlamamışsa sona erdirilecek bir grev de yoktur; bu durumda işletilecek hüküm m.60/4’tür.
Beşinci halka, dava zamanının kendisidir. Her dava açıldığı tarihteki maddî ve hukukî olgulara göre karara bağlanır. Grev uygulama tarihinden önce açılan bir davada henüz ne grev başlamış ne de süre dolmuştur; dolayısıyla iki hükmün de şartları oluşmamıştır. İşverenin süreci hızlandırmak amacıyla erken dava açması, davanın reddiyle sonuçlanır.
Altıncı halka, dörtte üç hesabında esas alınan tarihtir. Karşılaştırma, sendikanın yetki tespiti için Bakanlığa başvurduğu tarihteki üye sayısı ile yapılır. Yetki tespitine itiraz davası kesinleşmişse, sonradan gerçekleşen üye kaybı yetki tespitinin kendisini geçersiz kılmaz; ancak fiilen uygulanan bir grev varsa m.75/6 kapsamında grevin sona erdirilmesine sebep olabilir.
Yedinci halka, üye sayısı hesabının göründüğünden karmaşık olmasıdır. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde muvazaa tespit edilip kesinleşirse, alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır; bu işçiler arasında sendika üyeleri varsa dörtte üç hesabı doğrudan değişir. Aynı şekilde kabul edilen bir işe iade davası ve süresinde yapılan işe başlama başvurusu fesih tarihini değiştirdiğinden hesabı etkiler. Bu nedenle Yargıtay, bu davalar araştırılmadan varılan sonucu eksik inceleme saymaktadır.
Sekizinci halka, sürecin bütününe bakan bir strateji gereğidir. Sendika açısından kritik olan, yetkinin kesinleşmesinden sonra takvimi kaybetmemektir; işveren açısından ise doğru aşamada ve doğru hükme dayanarak dava açmaktır. Sürecin önceki aşaması için toplu iş sözleşmesi yetki tespiti ve itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden yanlış | Doğrusu |
|---|---|---|
| “Grev kararını aldım, yetkim korunur” demek | Uygulama tarihinin de süre içinde bildirilmesi gerekir | Karar ve bildirim birlikte tamamlanır |
| Altmış günü tutanağın düzenlendiği tarihten saymak | Süre uyuşmazlık tutanağının tebliğinden işler | Tebliğ tarihi esas alınır |
| Grev oylaması sonucunu bekleyip süreyi kaçırmak | Oylama kanunî grev sürecinin zorunlu unsuru değildir | Süre içinde uygulama tarihi bildirilir |
| Uygulama tarihini yalnızca işyerinde ilan etmek | Tarih notere ve görevli makama da tevdi edilmelidir | Noter, görevli makam ve işyeri ilanı birlikte yapılır |
| Grev kararı alınmasını grevin başlaması saymak | Grev fiilen işin bırakılmasıyla başlar | Katılım olmadan grev başlamamış sayılır |
| Grev başlamadan m.75/6 davası açmak | Hüküm yalnızca grevi uygulayan sendika için işler | Grev fiilen başladıktan sonra dava açılır |
| Dörtte üç hesabını dava tarihindeki sayıyla yapmak | Karşılaştırma yetki tespiti başvuru tarihine göredir | Başvuru tarihindeki üye sayısı esas alınır |
| Muvazaa davalarını göz ardı etmek | Muvazaa kesinleşirse işçiler baştan asıl işverenin sayılır | Derdest davaların etkisi araştırılır |
| İşe iade davalarının etkisini hesaba katmamak | Kabul edilen işe iade fesih tarihini değiştirir | İşe iade ve başvuru durumu ayrıca incelenir |
Grev kararı ne zamana kadar alınabilir?
6356 sayılı Kanun m.60/1 uyarınca, m.50/5’te belirtilen uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde. Aynı süre içinde, altı iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte grev uygulamaya konulabilir.
Altmış günlük süre ne zaman başlar?
Arabuluculuk süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa arabulucu üç iş günü içinde uyuşmazlık tutanağı düzenler ve görevli makama tevdi eder; görevli makam tutanağı en geç üç iş günü içinde taraflara tebliğ eder. Altmış günlük süre bu tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
Grev kararı süresinde alındı ama uygulanmadıysa yetki düşer mi?
Evet. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, altmış gün içinde alınan grev kararının uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi hâlinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinin düşeceğine karar vermiştir. Maddedeki “veya” bağlacına dayanan aksi yorum kabul görmemiştir.
Grev oylaması yapılmadan grev uygulanabilir mi?
Evet. Grev oylaması kanunî grev sürecinin zorunlu bir unsuru değildir; işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte birinin talebine bağlıdır. Yargıtay, grevin uygulamaya konması için ne oylama talebinin ne de oylama sonucunun beklenmesine gerek olmadığını belirtmiştir.
Grev günü hiçbir işçi katılmazsa ne olur?
Grev bildirilen tarihte başlamamış sayılır. Yargıtay’a göre işin bırakılmasına yol açmayan bir grev kararının uygulamaya konulduğundan söz edilemez. Bu durumda m.60/4 uyarınca grev hakkı düşer ve yetki belgesinin hükmü kalmaz.
Grev başlamadan yetkinin düştüğü davası açılabilir mi?
Grev uygulama tarihi gelmeden açılan davada şartlar henüz oluşmamıştır. Yargıtay, her davanın açıldığı tarihteki maddî ve hukukî olgulara göre karara bağlanacağını belirterek, grev tarihinden önce açılan davada ne m.60/4’ün ne de m.75/6’nın uygulanma şartlarının oluştuğunu kabul etmemiştir.
Üyelerin dörtte üçü ayrılırsa grev otomatik olarak biter mi?
Hayır. m.75/6 uyarınca ilgililerden birinin mahkemeye başvurması gerekir; grev, mahkemece belirlenecek tarihte ve görevli makamca işyerinde ilan edilmesiyle sona erer. Sona erme kendiliğinden gerçekleşmez.
m.75/6 uygulanabilmesi için grevin fiilen başlaması şart mı?
Evet. Yargıtay, maddenin başındaki “grevi uygulayan sendikanın” ibaresine dayanarak, hükmün uygulanabilmesi için öncelikle fiilen uygulanmaya başlamış bir grevin bulunması gerektiğini iki ayrı kararında vurgulamıştır.
Dörtte üç hesabında hangi tarih esas alınır?
Sendikanın yetki tespiti için Bakanlığa başvurduğu tarih. Madde metni “yetki tespiti için başvurduğu tarihte işyerindeki üyesi işçilerin dörtte üçünün” ifadesini kullanır. Yetki tespitinin kendisi bakımından da Bakanlık kayıtları ile başvuru tarihi esas alınır.
Yetki tespiti kesinleştikten sonra üye kaybı yetkiyi düşürür mü?
Yetki tespitinin kendisini geçersiz kılmaz. Yetki tespitine itiraz davası kesinleşmişse aynı konuda yeniden karar verilemez. Ancak fiilen uygulanmakta olan bir grev varsa, üyelerin dörtte üçünün ayrıldığının tespiti hâlinde m.75/6 kapsamında grevin sona erdirilmesi istenebilir.
Muvazaalı alt işverenlik iddiası üye sayısını etkiler mi?
Evet. Alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu tespit edilir ve kesinleşirse, alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu işçiler arasında sendika üyeleri varsa, dörtte üç hesabı doğrudan etkilenir. Yargıtay bu hususun araştırılmadan sonuca gidilmesini eksik inceleme saymıştır.
İşe iade davaları dörtte üç hesabını nasıl etkiler?
İşe iade davası kabul edilen sendika üyesi bulunması ve kanunî süre içinde işe başlama başvurusu yapılması hâlinde fesih tarihi değişir; işçi işe başlatılırsa iş sözleşmesi devam eder. Bu iki durum da üye sayısının hesabına doğrudan etki eder.
Sendika kapatılırsa grev ne olur?
6356 sayılı Kanun m.75/4 uyarınca, grevi uygulayan işçi sendikasının herhangi bir nedenle kapatılması, feshedilmesi veya infisah etmesi hâllerinde grev ve alınmış bir karar varsa lokavt kendiliğinden sona erer ve yetki belgesi hükümsüz olur.
Grevin sona ermesi lokavtı da sona erdirir mi?
Hayır. m.75/3 uyarınca grevin uygulanmasına son verilmesi lokavtın, lokavtın uygulanmasına son verilmesi ise grevin kaldırılmasını gerektirmez. İki eylem birbirinden bağımsız olarak sona erdirilir.
6356 sayılı Kanun m.60’ta iptal edilen bir hüküm var mı?
Evet. Maddenin altıncı fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2014 tarihli ve E.2013/1, K.2014/161 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle yürürlükteki metinde altıncı fıkra bulunmamaktadır; eski metne dayanan kaynaklar bu yönden güncel değildir.
İlgili mevzuat
- 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.41 vd. – Yetki
- 6356 sayılı Kanun m.50 – Arabulucunun görevlendirilmesi ve uyuşmazlık tutanağı
- 6356 sayılı Kanun m.51 – Yüksek Hakem Kuruluna başvurma
- 6356 sayılı Kanun m.58 – Grevin tanımı ve kanunî grev
- 6356 sayılı Kanun m.60 – Kanunî grev ve lokavt kararının alınması ve uygulamaya konulması
- 6356 sayılı Kanun m.61 – Grev oylaması
- 6356 sayılı Kanun m.75 – Grev ve lokavtı sona erdirme kararı
- Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2014 tarihli E.2013/1, K.2014/161 sayılı kararı – m.60/6’nın iptali
- 4857 sayılı İş Kanunu m.2 – Asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve muvazaa
- 4857 sayılı İş Kanunu m.21 – İşe iade ve işe başlatmama tazminatı
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu – Görev ve yargılama usulü
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.369-371 – Temyiz incelemesi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: toplu iş sözleşmesi yetki tespiti ve itiraz, grev nedir, iş hukukunda grev hakkı, asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve muvazaa, sendikal tazminat davası, toplu iş sözleşmesinden yararlanma ve dayanışma aidatı.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukukî görüş yerine geçmez.