Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası: Ayırt Etme Gücü, Adli Tıp Raporu ve İyiniyetli Üçüncü Kişi

- Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; ayırt etme gücü bulunmayanın fiilleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.10, 14, 15).
- Satış, bağış, vekaletname veya satış vaadi sözleşmesi tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı temlik, ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına konu olabilir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre taraflardan birinin ayırt etme gücünün olmaması kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re’sen gözetilip araştırılmalıdır.
- Dava birden fazla hukuki sebebe dayanıyorsa (ehliyetsizlik, muris muvazaası, hile, gabin) mahkeme öncelikle ehliyetsizlik iddiasını inceler.
- Ayırt etme gücü nispi bir kavramdır; kişiye ve işleme göre değişir. Bu nedenle ehliyet, işlem tarihi itibarıyla değerlendirilir.
- Yargıtay, bu konuda en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan rapor alınmasını gerekli görmektedir.
- Rapor öncesinde doktor raporları, hastane kayıtları, reçeteler, görüntüleme belgeleri ve kişiyi tanıyan tanıkların beyanları eksiksiz toplanmalıdır.
- Adli Tıp Kurumu içindeki raporlar çelişkiliyse çelişki üst kurul raporuyla giderilmelidir.
- Yargıtay’ın benimsediği ilkeye göre ayırt etme gücü bulunmayanla yapılan işlemde karşı tarafın iyiniyetli olması işlemi geçerli kılmaz.
- Buna karşın tapu kütüğüne iyiniyetle dayanarak taşınmazı sonradan edinen üçüncü kişi, TMK m.1023 korumasından yararlanabilir; bu durumda tapu iptali yerine tazminat gündeme gelir.
- Mirasbırakanın ehliyetsizliğine dayanan davada tereke elbirliği mülkiyetine tabidir; mirasçılar kural olarak birlikte hareket etmelidir.
- Satıcı hayattaysa ve ehliyetsiz olduğu anlaşılırsa dava vasi huzuruyla görülmelidir.
- Ehliyetsizlik yalnızca davacı tarafından değil, savunma olarak da ileri sürülebilir; satış vaadine dayanan tescil davasında davalı mirasçılar bu iddiayı ileri sürmüştür.
- Kişi ehliyetli bulunursa hata, hile ve gabin gibi diğer hukuki sebepler ayrıca incelenir.
- Önceden kısıtlanmış bir kişinin vasisinin izni olmadan yaptığı işlemler de ayrıca değerlendirilmelidir; vesayet makamının izni gereken işlemler kanunda gösterilmiştir.
Ehliyetsizlik davaları çoğunlukla aile içinde başlar. İleri yaşta, demans, Alzheimer, şizofreni veya ağır bir travma sonrası bakıma muhtaç hâle gelen bir kişinin taşınmazı, bir yakını ya da yabancı biri aracılığıyla tapuda devredilir; diğer mirasçılar durumu çoğu zaman ölümden sonra fark eder. Tapu memurunun işlem sırasında kişiyle kısa bir görüşme yapmış olması, ayırt etme gücünün bulunduğunu tek başına göstermez.
Bu davaların sonucu büyük ölçüde işlem tarihindeki sağlık durumunun ne kadar iyi belgelendiğine ve Adli Tıp Kurumu raporuna bağlıdır. Taşınmaz üçüncü bir kişiye devredilmişse tapu iptali yerine tazminat istemi öne çıkabilir. Aşağıda Yargıtay kararları üzerinden bu sürecin nasıl işlediği anlatılıyor.
Kanunî dayanak
| Konu | Dayanak | Yargıtay yaklaşımı |
|---|---|---|
| Fiil ehliyetinin şartları | TMK m.10 | Ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama |
| Ehliyetsizin işlemi | TMK m.15 | Kural olarak hukuki sonuç doğurmaz |
| Karşı tarafın iyiniyeti | İBK 11.06.1941, 4/21 | İşlemi geçerli kılmaz |
| Kamu düzeni niteliği | HGK 13.04.2016 | Re’sen gözetilir ve araştırılır |
| İnceleme sırası | Y1HD 12.10.2017 | Önce ehliyetsizlik, sonra diğer sebepler |
| Rapor mercii | HMK m.282; Y1HD kararları | Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu |
| Çelişkili raporlar | Y1HD 06.06.2023 | Üst kurul raporuyla çelişki giderilir |
| Sonraki iyiniyetli malik | TMK m.1023; Y1HD 20.09.2022 | Kazanımı korunur; ilk alıcıdan tazminat istenebilir |
| Mirasçıların açtığı dava | Elbirliği mülkiyeti; Y1HD 12.10.2017 | Tüm mirasçılar birlikte hareket etmeli |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tapu müdürlüğünden işlem dosyasını, resmî senedi ve varsa vekaletnameyi isteyin; işlemin tarihini ve kimler aracılığıyla yapıldığını tespit edin.
- Satıcının işlem tarihinden önceki ve sonraki tüm sağlık kayıtlarını hastane adlarıyla birlikte listeleyin.
- Psikiyatri, nöroloji, geriatri muayene notlarını, epikriz raporlarını ve görüntüleme belgelerini temin edin.
- Kişinin günlük yaşamını yakından bilen komşu, bakıcı, aile hekimi gibi tanıkların listesini hazırlayın.
- Satıcı hayattaysa ve ayırt etme gücü sürekli olarak yoksa önce vesayet sürecini değerlendirin; dava vasi huzuruyla yürütülmelidir.
- Satıcı ölmüşse mirasçılık belgesini alın ve tüm mirasçıların davaya katılımını sağlayın; katılmayan mirasçı için terekeye temsilci atanmasını değerlendirin.
- Taşınmazın tapu kaydını güncel olarak kontrol edin; üçüncü kişiye devredildiyse devir tarihleri ve bedeller arasındaki ilişkiyi inceleyin.
- Dava dilekçesinde ehliyetsizliği birincil sebep olarak, muris muvazaası, hile veya gabin iddialarını ise kademeli olarak ileri sürün.
- Taşınmazın el değiştirmesini önlemek için ihtiyati tedbir talep edin.
- Tapu iptalinin mümkün olmaması ihtimaline karşı terditli olarak bedel veya tazminat talebinde bulunun.
- Adli Tıp Kurumu raporu geldiğinde dayanılan belgeleri kontrol edin; eksik veya çelişkili değerlendirme varsa üst kurula gönderilmesini isteyin.
- İkinci alıcının iyiniyetli olmadığını gösteren olguları, örneğin akrabalık, kısa sürede el değiştirme veya bedel düşüklüğünü, somut delillerle ortaya koyun.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.04.2016 T., 2014/726 E., 2016/500 K.
Ehliyetsizlik kamu düzenine ilişkindir; savunma olarak ileri sürülmesi hâlinde de vekaletname ve sözleşme tarihleri itibarıyla Adli Tıp raporu alınmalıdır. Davacı, mirasbırakanın vekili aracılığıyla noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı mirasçıların bir kısmı, mirasbırakanın 18.04.2006 tarihli vekaletname ve 29.05.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi sırasında ileri derecede demans ve Alzheimer hastası olduğunu savunmuştur. Mahkeme davayı kabul etmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ehliyet araştırması yapılmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, mahkeme ise tescilin zilyetliğe dayandırıldığı gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, “davanın taraflarından birinin ayırtım (temyiz) gücünün olmaması kamu düzenine ilişkin olup; mahkemece bu husus re’sen gözetilmeli ve araştırılmalıdır” diyerek mirasbırakanın her iki tarih itibarıyla temyiz kudretinin araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Görüşmeler sırasında bazı üyeler, ehliyetsizliğe dayanarak satış vaadinin hükümsüzlüğünü ileri sürmenin hakkaniyete uygun olmadığını savunmuş; ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir. Direnme kararı 13.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 06.06.2023 T., 2022/6474 E., 2023/3228 K.
Ehliyet tespiti için hastane raporu ve hâkimin gözlemi yeterli görülmemiş; Adli Tıp Kurumu içindeki çelişki üst kurul raporuyla giderildikten sonra verilen kabul kararı onanmıştır. Davacı, yedi parseldeki payını davalıya satış yoluyla devretmiş, işlemin ehliyetsizlik, hata, hile ve gabin nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise devrin aralarındaki takas anlaşması gereğince yapıldığını savunmuştur. Ruh sağlığı hastanesinin şizofreni tanılı sağlık kurulu raporuna ve mahkemenin gözlemine dayanan ilk kabul kararı, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığı gerekçesiyle 24.12.2015 tarihinde bozulmuştur. Dairenin bozma kararında, Adli Tıp Kurumundan akit tarihindeki ehliyet konusunda rapor alınması, “davacının ehliyetli olmadığının anlaşılması halinde vasi huzuru ile eldeki davanın görülmesi, ehliyetli olduğunun saptanması halinde hata, hile ve gabin hukuksal nedenleri üzerinde durularak” karar verilmesi istenmiştir. İkinci kabul kararı, Adli Tıp Kurumunun iki biriminin raporları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle 28.09.2020 tarihinde yeniden bozulmuştur. Mahkeme, Adli Tıp Birinci Üst Kurulunun 17.08.2021 tarihli raporunda davacının 08.03.2012 tarihli temlikte fiil ehliyetinin bulunmadığının belirlenmesi ve davalının, davacının kardeşinin eşi olarak bu durumu bilebilecek konumda olması üzerine davayı kabul etmiştir. Bu karar 06.06.2023 tarihinde oybirliğiyle onanmış; davalının karar düzeltme istemi de Dairenin 20.11.2023 tarihli, 2023/5030 E., 2023/6527 K. sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 20.09.2022 T., 2022/1564 E., 2022/5936 K.
Ehliyetsizin taşınmazını ilk alıcıdan kısa süre sonra satın alan üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamazsa tapu iptal edilmez; ilk alıcıdan tazminat istenebilir. Düşme sonucu kafa travması ve kısmi felç geçiren davacı, torunu tarafından diğer aile bireylerinden habersiz tapuya götürüldüğünü, satmayı düşündüğü bahçe yerine daha değerli taşınmazının 110.000 TL bedelle davalıya satıldığını ve davalının taşınmazı yedi gün sonra ikinci davalıya devrettiğini ileri sürmüştür. Dava, ehliyetsizlik ve hile sebeplerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir; davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir. Kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesi tapu iptali talebini reddetmiş, ilk alıcıdan 90.622 TL tazminata hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, ikinci davalının “taşınmazı ediniminde kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı, bu şekilde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesindeki korumadan yararlanmasına yasal engel bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunu reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ayrıca ilk alıcının artık tapu maliki olmadığını, tazminatın ise banka hesabına yatırılan 110.000 TL taşınmazın dava tarihindeki değerinden mahsup edilerek hesaplanmasının doğru olduğunu belirtmiştir. Yargıtay, gerekçesinde ayırt etme gücü bulunmayanın işleminde karşı tarafın iyiniyetinin işlemi geçerli kılmayacağı ilkesini ve Adli Tıp raporunun önemini hatırlatmış, ancak bölge adliye mahkemesi gerekçesinde isabetsizlik görmemiştir. Karar 20.09.2022 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak onanmıştır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12.10.2017 T., 2015/2332 E., 2017/5368 K.
Birden fazla sebebe dayanan davada önce ehliyetsizlik incelenir; ehliyetsizlik hâlinde tüm mirasçılar birlikte hareket etmelidir. Mirasbırakan 21.08.2010’da oğluna satış yetkisini de içeren genel vekaletname vermiş; vekil oğul, üç taşınmazı Eylül ve Ekim 2010’da diğer davalıya satmıştır. Mirasbırakanın 04.06.2011’de ölümünden sonra diğer mirasçılar ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası sebeplerine dayanarak dava açmıştır. Mahkeme iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, birden fazla hukuki sebebin birlikte ileri sürülebileceğini hatırlatarak “Böylesi bir durumda, kamu düzenini ilgilendirmesi bakımından öncelikle ehliyetsizlik iddiası üzerinde durulması gerektiğinde kuşku yoktur” demiştir. Daireye göre mirasbırakanın vekaletname ve temlik tarihlerindeki ehliyeti hakkında Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmalıdır. Ehliyetsizlik anlaşılırsa tereke elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan mirasçılar payları oranında istekte bulunamaz; dava dışı mirasçı bulunduğu için bu durumda davanın reddedilmesi gerekir. Ehliyet bulunursa vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası da aynı gerekçeyle dinlenemeyecek, muris muvazaası iddiası ise ayrıca incelenecektir. Karar 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle bozulmuştur.
İspat bakımından Yargıtay’ın yaklaşımı tutarlıdır. Hukuk Genel Kurulu, ayırt etme gücünün yokluğunu kamu düzenine ilişkin saymış ve re’sen araştırılmasını istemiştir. 2023 tarihli kararın geçtiği yol ise pratikte bunun ne anlama geldiğini gösterir: hastane sağlık kurulu raporu ve mahkemenin kendi gözlemiyle verilen karar bozulmuş, Adli Tıp Kurumunun iki birimi arasındaki çelişki üst kurula taşınmış ve ancak on yıla yaklaşan bir yargılamanın sonunda hüküm kesinleşmiştir. Bu nedenle dava açılmadan önce sağlık belgelerinin eksiksiz toplanması, sürecin uzunluğunu doğrudan etkiler.
Davanın açılışı bakımından 2017 tarihli karar önemli bir tuzağa işaret eder. Mirasbırakanın ehliyetsizliğine dayanan davada tereke elbirliği mülkiyetine tabidir ve mirasçılar kural olarak birlikte hareket etmelidir. Mirasçılardan birinin davaya katılmaması, özellikle taşınmazı devralan kişinin de mirasçı olduğu durumlarda, davanın bu gerekçeyle reddine yol açabilir. Aynı dosyada ileri sürülen muris muvazaası ise her mirasçının kendi payı için dava açabildiği ayrı bir hukuki sebeptir. Muris muvazaası davalarının koşulları için muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası yazımıza bakılabilir.
Ehliyetsizliğin yalnızca davacıya ait bir silah olmadığı da Hukuk Genel Kurulu kararından anlaşılmaktadır. Satış vaadine dayanarak tescil isteyen alıcıya karşı mirasçılar, vaadin yapıldığı tarihte mirasbırakanın ayırt etme gücünün bulunmadığını savunmuştur. Kurul çoğunluğu, bu savunmanın hakkaniyete aykırı olduğu yönündeki görüşü kabul etmemiştir. Satış vaadi sözleşmelerine dayalı tescil davaları için tapu iptal ve tescil davası yazımız incelenebilir.
Taşınmaz el değiştirdiğinde ise dengeyi TMK m.1023 kurar. Yargıtay’ın 1941 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına dayanan ilkesi, ehliyetsizle doğrudan işlem yapan kişinin iyiniyetinin işlemi kurtarmayacağıdır. Ancak 2022 tarihli kararda görüldüğü gibi, tapu kütüğüne güvenerek taşınmazı sonradan edinen üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamazsa kazanımı korunur. Bu durumda mağdur taraf, taşınmazı ilk devralandan tazminat isteyebilir. Bu nedenle dava dilekçesinde tapu iptaline ek olarak terditli tazminat talebi bulunması, üçüncü kişinin akraba olup olmadığı, bedelin gerçek değere oranı ve devirler arasındaki süre gibi kötüniyet belirtilerinin de ortaya konulması önemlidir. Hata, hile ve korkutma gibi irade bozuklukları için irade bozuklukları, aşırı yararlanma için gabin yazılarımıza bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Yalnızca hastane raporuna dayanmak | Yargıtay Adli Tıp Kurumu raporu alınmasını gerekli görmektedir | Tüm belgelerle birlikte Adli Tıp raporu isteyin |
| Sağlık belgelerini eksik sunmak | Rapor, dosyadaki belgelerle sınırlı değerlendirme yapar | İşlem öncesi ve sonrası tüm kayıtları toplayın |
| Ehliyeti genel olarak değerlendirmek | Ayırt etme gücü işlem tarihi itibarıyla belirlenir | Vekaletname ve temlik tarihlerini ayrı ayrı sorun |
| Mirasçılardan birini davaya katmamak | Elbirliği mülkiyeti nedeniyle dava reddedilebilir | Tüm mirasçıların katılımını veya temsilci atanmasını sağlayın |
| Yalnızca tapu iptali istemek | İyiniyetli üçüncü kişi TMK m.1023 ile korunabilir | Terditli olarak tazminat da talep edin |
| İhtiyati tedbir istememek | Taşınmaz dava sırasında el değiştirebilir | Dava ile birlikte tedbir talep edin |
| Çelişkili raporlara itiraz etmemek | Çelişki giderilmeden verilen karar bozulabilir | Üst kurul raporu talep edin |
| Hayattaki ehliyetsiz kişi adına vasisiz dava açmak | Dava vasi huzuruyla görülmelidir | Önce vesayet sürecini başlatın |
| Tanıklardan genel ifade almak | “Unutkandı” gibi ifadeler somut bilgi vermez | Somut olay ve tarihleri anlattırın |
Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali davası nedir?
Taşınmazını satan, bağışlayan veya bu amaçla vekaletname veren kişinin işlem tarihinde ayırt etme gücünden yoksun olduğu iddiasıyla, tapu kaydının iptali ve eski malik ya da mirasçıları adına tescili istenen davadır.
Ayırt etme gücü nasıl tanımlanır?
TMK m.13’e göre yaşının küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir.
Alıcı iyiniyetliyse satış geçerli sayılır mı?
Yargıtay kararlarında aktarılan ve 1941 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıyla benimsenen ilkeye göre, ayırt etme gücü bulunmayan kişiyle yapılan işlemde karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz.
Taşınmaz başkasına satıldıysa geri alınabilir mi?
Taşınmazı tapu kütüğüne güvenerek sonradan edinen üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamazsa TMK m.1023 uyarınca kazanımı korunabilir. Yargıtay’ın 2022 tarihli onama kararında bu nedenle tapu iptali reddedilmiş, ilk alıcıdan tazminata hükmedilmiştir.
Hangi rapor esas alınır?
Yargıtay, ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması nedeniyle en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan rapor alınmasını gerekli görmektedir. Bilirkişi raporu hâkimi bağlamasa da bu konu özel ve teknik bilgi gerektirir.
Hastane sağlık kurulu raporu yeterli mi?
Tek başına yeterli görülmeyebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, şizofreni tanılı hastane raporu ve mahkemenin gözlemine dayanan kabul kararını Adli Tıp Kurumu raporu alınmadığı gerekçesiyle bozmuştur.
Adli Tıp raporları çelişirse ne olur?
Çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Yargıtay’ın incelediği dosyada Adli Tıp Kurumunun iki biriminin raporları arasında çelişki bulunduğu için karar bozulmuş, dosya üst kurula gönderilmiş ve üst kurul raporuna göre verilen karar onanmıştır.
Mirasçılardan biri davaya katılmazsa ne olur?
Mirasbırakanın ehliyetsizliğine dayanan davada tereke elbirliği mülkiyetine tabidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, ehliyetsizlik anlaşılırsa mirasçıların payları oranında istekte bulunamayacağını ve dava dışı mirasçı bulunması hâlinde davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Ehliyetsizlik ile muris muvazaası birlikte ileri sürülebilir mi?
Evet. Davada birden fazla hukuki sebebin birlikte gösterilmesinde usule aykırılık yoktur. Ancak kamu düzenine ilişkin olduğu için mahkeme önce ehliyetsizlik iddiasını inceler, ardından diğer sebeplere geçer.
Vekaletname tarihinde ehliyet varsa satış tarihinde yoksa sonuç ne olur?
Yargıtay kararlarında ehliyet, vekaletnamenin düzenlendiği tarih ile temlik veya sözleşme tarihi itibarıyla ayrı ayrı araştırılmaktadır. Her iki tarihin de Adli Tıp Kurumuna açıkça sorulması gerekir.
Satıcı hayattaysa davayı kim açar?
Satıcı ayırt etme gücünden yoksunsa dava vasi huzuruyla yürütülmelidir. Yargıtay’ın bozma kararında da davacının ehliyetsiz olduğunun anlaşılması hâlinde davanın vasi huzuruyla görülmesi istenmiştir. Vesayet süreci için vesayet yazımıza bakılabilir.
Ehliyetsizlik savunma olarak ileri sürülebilir mi?
Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun incelediği olayda satış vaadine dayanan tescil davasında davalı mirasçılar, mirasbırakanın vaat tarihinde ehliyetsiz olduğunu savunmuş ve Kurul bu savunmanın araştırılması gerektiğine karar vermiştir.
Hangi mahkemede dava açılır?
Tapu iptali ve tescil davaları kural olarak asliye hukuk mahkemesinde, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Taşınmaz birden fazla yerde ise yetki kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Hile iddiası için süre var mı?
Yargıtay kararlarında aktarıldığı üzere hileye dayanan iptal hakkı, aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanılmalıdır. Ehliyetsizlik ise kamu düzenine ilişkin görülmekte ve yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmektedir.
Tanıkların ifadesi ne kadar önemlidir?
Yargıtay, tanıklardan açıklayıcı ve doyurucu somut bilgi alınmasını istemektedir. Tanık beyanları ve sağlık belgeleri birlikte Adli Tıp Kurumunun değerlendirmesine sunulur; bu nedenle somut olay ve tarih içeren anlatımlar daha değerlidir.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.9 — Fiil ehliyetinin içeriği
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.10 — Fiil ehliyetinin koşulları
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.13 — Ayırt etme gücü
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.14 ve 15 — Fiil ehliyetsizliği ve sonuçları
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.405 — Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.640 — Mirasçılar arasındaki ortaklık
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1023 — İyiniyetli üçüncü kişinin korunması
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1024 ve 1025 — Kötüniyetli üçüncü kişi ve yolsuz tescilin düzeltilmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.36 ve 39 — Aldatma ve iptal süresi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.282 — Bilirkişi raporunun değerlendirilmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 — İhtiyati tedbir
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 11.06.1941, 4/21
İlgili yazılarımız: Tapu iptal ve tescil davası · Muris muvazaası · İrade bozuklukları · Vesayet davası · Mirastan mal kaçırma
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.