Taşınmazı Çok Düşük Bedelle mi Devrettiniz? Aşırı Yararlanma (Gabin) Şartları (TBK 28)

Taşınmazı Çok Düşük Bedelle mi Devrettiniz? Aşırı Yararlanma (Gabin) Şartları (TBK 28)

Kısaca

  • Aşırı yararlanma (eski adıyla gabin), bir tarafın diğerinin olumsuz koşullarını sömürerek edimler arasında açık oransızlık yaratmasıdır — TBK m. 28.
  • Kanun aşırı yararlanmayı irade bozuklukları arasında değil, sözleşmenin kurulması hükümleri içinde düzenlemiştir; kurucu unsurlarla ilgili bir kurumdur.
  • Bir objektif unsur aranır: edimler arasında açık oransızlık.
  • İki sübjektif unsur aranır: zarar görenin zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliği; ve karşı tarafın bundan yararlanma (sömürme) kastı.
  • Zarar görenin iki seçimlik hakkı vardır: sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip verdiğini geri istemek veya sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini istemek.
  • Süre ikilidir: düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrenmeden, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl; her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl.
  • Zor durum devam ediyorsa bir yıllık süre henüz işlemeye başlamaz — uygulamada davayı kurtaran nokta budur.
  • Yargıtay önce objektif unsuru inceletir; oransızlık kanıtlanırsa kişilik, yaş, sağlık, ekonomik güç ve psikolojik yapı gibi sübjektif yönler derinlemesine araştırılır.
  • Her fiyat farkı “açık oransızlık” değildir; 250.000 TL değerindeki taşınmaza 180.000 TL ödenmesi yeterli görülmemiştir.
  • Buna karşılık 200.000 TL değerindeki dairenin 15.000 TL bedelle, üzerinde onlarca haciz varken devredilmesi tipik bir gabin görünümüdür.
  • Tacir, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli hareket etmekle yükümlüdür; kendi kusuruyla düştüğü sıkıntıya dayanarak aşırı yararlanma iddiasında bulunması güçtür.
  • İddia tanık dâhil her türlü delille ispat edilebilir; ancak ispat yükü zarar gördüğünü ileri sürendedir.

Kısa cevap: Aşırı yararlanma (gabin), bir tarafın diğerinin olumsuz koşullarını sömürerek edimler arasında açık oransızlık yaratmasıdır (TBK m.28); bir objektif unsur (açık oransızlık) ve iki sübjektif unsur (zarar görenin zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliği ve karşı tarafın bundan yararlanma kastı) aranır. Zarar gören ya sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip verdiğini geri ister ya da oransızlığın giderilmesini ister.

Ekonomik olarak sıkışmış bir kişinin, üzerinde onlarca haciz bulunan dairesini değerinin onda birine devretmesi hukuken geçerli midir? Sözleşme özgürlüğü ilkesi “taraflar edimlerini diledikleri gibi belirler” der. Ama karşı taraf bu sıkışıklığı bilerek kullanmışsa, sözleşmenin geçerliliğinde ısrar etmek adalet duygusunu zedeler.

Türk Borçlar Kanunu bu noktada devreye girer. TBK m. 28, 818 sayılı Kanun’daki “gabin” kenar başlığını “aşırı yararlanma” olarak değiştirmiş ve zarar görene eski kanunda bulunmayan ikinci bir seçenek daha tanımıştır: sözleşmeyi tümüyle geri çevirmek yerine, ona bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini istemek. Aşağıda kurumun üç unsurunu, iki farklı süreyi ve mahkemelerin oransızlığı hangi eşikte “açık” saydığını inceliyoruz.

Kanunî dayanak

TBK m. 28 — “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.”

Maddenin sistematik yeri önemlidir: aşırı yararlanma, TBK’nın “Sözleşmenin kurulması” bölümünde, irade bozukluklarını düzenleyen m. 30-39’dan önce yer alır. Yargıtay bu ayrımı açıkça vurgular: “Borçlar Kanunu aşırı yararlanmayı bir irade bozukluğu hali olarak öngörmemiştir… aşırı yararlanma sözleşmenin kurucu unsurlarıyla ilgili bir kurumdur.”

İspat bakımından ise irade bozukluklarıyla aynı kolaylık tanınmıştır:

HMK m. 203/1-ç — Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında “Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları” sayılmıştır.

TTK m. 18/2 — Her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.

Aşırı yararlanma ile komşu kurumların farkı

ÖlçütAşırı yararlanma (TBK m. 28)İrade bozukluğu (m. 30-39)Muvazaa
Sistematik yeriSözleşmenin kurulmasıİrade bozukluklarıGenel hüküm ve içtihat
Temel olguSömürü + açık oransızlıkİradenin sakatlanmasıGörünürdeki işlemle gerçek iradenin ayrışması
Karşı tarafın durumuYararlanma (sömürme) kastı aranırAldatmada kast, yanılmada gerekmezHer iki taraf da anlaşmıştır
Seçimlik hakİade veya oransızlığın giderilmesiYalnız iptal (ve şartlarına göre tazminat)Kesin hükümsüzlüğün tespiti
Süre1 yıl + her hâlde 5 yıl1 yılSüreye bağlı değildir
Sürenin başlangıcıÖğrenme; zor durumda ise durumun kalktığı tarihÖğrenme / korkutmanın etkisinin kalkması—
İspatTanık dâhil her türlü delil (HMK m. 203/1-ç)Her türlü delil

Kritik nokta. Aşırı yararlanma davalarında sıralama serbest değildir. Yargıtay’ın istikrarlı formülü şudur: “aşırı yararlanma davasında öncelikle edimler arasındaki açık oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.” Yani önce değer tespiti yaptırılır; oransızlık yoksa kişisel koşullar hiç tartışılmaz. Dava dilekçesinde bu nedenle keşif ve bilirkişi talebi mutlaka yer almalıdır.

Ne yapmalı?

  1. Sözleşme tarihini, ödeme belgelerini ve tapu kaydını çıkarın; devir tarihindeki takyidatları (haciz, ipotek) tek tek listeleyin.
  2. Devir tarihindeki gerçek değeri belirlemek için keşif ve bilirkişi incelemesi talep edin; objektif unsur bununla kurulur.
  3. Zor durumunuzu belgeleyin: icra takibi dosyaları, banka borçları, sağlık raporları, işsizlik veya iflas kayıtları.
  4. Zor durumun ne zaman sona erdiğini tespit edin; bir yıllık süre bu tarihten işlemeye başlar.
  5. Her hâlükârda sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren beş yıllık üst sınırı gözden kaçırmayın.
  6. Karşı tarafın durumunuzu bildiğini gösterin: yazışmalar, tanıklar, tapu kaydındaki hacizlerin görünürlüğü, pazarlık sürecine ilişkin kayıtlar.
  7. İki seçimlik haktan hangisini kullanacağınıza karar verin ve dilekçede net yazın: iade mi, yoksa oransızlığın giderilmesi (bedel farkı) mi?
  8. Talebi terditli kurmak genellikle daha güvenlidir: öncelikle tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel farkı.
  9. Hakkın kullanıldığını gösteren bir ihtarname gönderin; ihtar tarihi, sürenin kullanıldığına dair güçlü bir delildir.
  10. Tanık listenizi süresinde ve usulüne uygun sunun; HMK m. 240/2 uyarınca dinletilecek vakıa ve tanık bilgileri açıkça yazılmalıdır.
  11. Tacirseniz basiretli davranma yükümlülüğünü hesaba katın; sıkıntının kendi kusurunuzdan doğduğu izlenimini vermeyin.
  12. Taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse tapu siciline güven kuralı devreye girer; dava ile birlikte tedbir şerhi isteyin.

Yargıtay kararlarından

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1628, K. 2023/1438, 13.04.2023

Aşırı yararlanma bir irade bozukluğu hâli değildir; tacir kendi kusurundan doğan sıkıntıya dayanamaz. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki payı %60’tan %50’ye düşürülen yüklenici şirket, ekonomik sıkıntısından yararlanıldığını ileri sürerek ikinci sözleşmeyle bağlı olmadığının tespitini istemişti. Daire önce kurumun yerini belirlemiştir: TBK m. 28, 818 sayılı Kanun’un 21. maddesini karşılar, “Gabin” kenar başlığı “Aşırı Yararlanma” olarak değiştirilmiştir ve yeni düzenlemeyle zarar görene “sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı da tanınmıştır.” Ardından sistematik ayrımı yapmıştır: “Borçlar Kanunu aşırı yararlanmayı bir irade bozukluğu hali olarak öngörmemiştir. Bu nedenle, aşırı yararlanma irade bozukluğu sebepleri arasında değil sözleşmenin kurulması (akdin inikadı) ile ilgili hükümler arasında düzenlenmiştir.” Somut olayda ise davacının “TTK 18/2 maddesi hükmü uyarınca basiretli bir tacir olarak hareket etmekle yükümlü olduğu”, iddia ettiği sıkışıklığa rağmen ikinci sözleşmeyi kendi iradesiyle imzaladığı, iki sözleşme arasındaki farkın aşırı oransızlık sayılamayacağı ve karşı tarafın sömürme kastının bulunmadığı belirlenmiştir. Karar, hükmün ONANMASINA, oy birliğiyle verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/8916, K. 2023/1340, 08.03.2023

Zor durum sürüyorsa bir yıllık süre işlemeye başlamaz; unsurlar eksiksiz araştırılmadan hüküm kurulamaz. Üzerinde on beş haciz şerhi bulunan çatı katı meskenini 15.000 TL bedelle devreden davacı, taşınmazın gerçek değerinin çok üstünde olduğunu ileri sürerek gabin nedeniyle tapu iptali istemişti. İlk derece mahkemesi başlangıçta davayı süreden reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise tapudaki haciz şerhlerinin devam ettiğini, dolayısıyla dava tarihi itibarıyla davacının zor durumda kalma hâlinin sürdüğünü saptayarak kararı kaldırmış ve işin esasına girilmesini istemişti. Yeniden yapılan yargılamada bilirkişi taşınmazın satış tarihindeki değerini 200.000 TL, dava tarihindeki değerini 215.000 TL olarak belirlemiş, dava kabul edilmişti. Daire, TBK m. 28’in unsurlarını aktardıktan sonra “aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır” demiş; ne var ki taraflara tanık listesi vermek üzere süre verilmediğini ve davacı hesabına gönderilen 124.900 TL’nin niteliği araştırılmadan sonuca gidildiğini tespit etmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/5845, K. 2023/1929, 30.03.2023

Her fiyat farkı “açık oransızlık” değildir. Ölümünden yaklaşık bir buçuk ay önce taşınmazını devreden mirasbırakanın çocukları, devrin muris muvazaası, ehliyetsizlik ve gabin nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi keşifle taşınmazın satış tarihindeki değerini 250.000 TL olarak belirlemiş, davalı tarafından 180.000 TL ödendiğini tanık beyanlarıyla saptamış, devrin mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu dönemde yapıldığını, tarafların önceden birbirlerini tanımadıklarını tespit ederek “ehliyetsizlik, gabin ve muvazaa iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği” gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, aynı TBK m. 28 çerçevesini yineledikten sonra kararı “usul ve kanuna uygun” bulmuş ve temyiz sebeplerini bozmayı gerektirir nitelikte görmemiştir. Bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, oy birliğiyle ve kesin olarak hükmedilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/4454, K. 2023/2087, 05.04.2023

Davalının kabul beyanı kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve davayı sonuçlandırır. Paylarını köy muhtarı olan davalıya çok düşük bedelle sattıklarını ileri sürerek gabin nedeniyle tapu iptali isteyen davacılara karşı, davalı dilekçeyle davayı kabul ettiğini bildirmişti. Aynı taşınmaz hakkında önalım davası açmış olan üçüncü kişi ise asli müdahil sıfatıyla, kabulün kendi davasını sonuçsuz bırakmak amacıyla muvazaalı yapıldığını savunmuştu. Alt mahkemeler bu savunmayı kabul edip kabul beyanına itibar etmeyerek davayı reddetmişti. Daire, TBK m. 28’in unsurlarını aktardıktan sonra HMK m. 308 ve 311’e dayanmış; “feragat ve kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu, bu nedenle… davalının davayı kabul ettiğini beyan etmesi sonucu davanın sonuçlandığı”, müdahilin muvazaa iddiasının ise “kendisi tarafından açılan ön alım davasında değerlendirilmesi gerektiği” sonucuna varmıştır. Karar, bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.

Bu dört karar, aşırı yararlanma davasının nerede kazanılıp nerede kaybedildiğini net biçimde gösteriyor. Kurumsal olarak aşırı yararlanma bir irade bozukluğu değil, sözleşmenin kuruluşuna ilişkin bir koruma mekanizmasıdır; bu ayrım, iade yanında “sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığı giderme” seçeneğinin neden bu kurumda bulunup irade bozukluklarında bulunmadığını açıklar. Uygulamada ise dava üç eşikten geçer. Birinci eşik objektiftir ve önce o incelenir: edimler arasında açık oransızlık kanıtlanmazsa kişisel koşullar hiç tartışılmaz. Buradaki ölçü matematiksel bir yüzde değil, olayın bütünüdür; 250.000 TL değerindeki taşınmaz için 180.000 TL ödenmesi yeterli görülmezken, 200.000 TL değerindeki dairenin üzerindeki on beş haciz şerhiyle birlikte 15.000 TL’ye devri tipik bir sömürü görünümü oluşturur. İkinci eşik çift yönlü sübjektif unsurdur: zarar görenin darda kalması, deneyimsizliği veya düşüncesizliği yetmez, karşı tarafın bu durumu bilerek kullanma kastı da ortaya konmalıdır — ve tacir bakımından basiretli davranma yükümlülüğü bu ikinci unsuru zayıflatır. Üçüncü eşik süredir ve burada kanun, irade bozukluklarından farklı bir denge kurar: bir yıl, zor durumun ortadan kalktığı tarihten işler; sıkışıklık sürüyorsa süre henüz başlamamıştır. Buna karşılık sözleşmeden itibaren beş yıl mutlak bir tavandır. Son olarak usul de sonucu belirleyebilir: davalının kabul beyanı kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve üçüncü kişilerin buna ilişkin itirazları kendi davalarında ele alınır.

Sık yapılan hatalar

HataNeden sorun çıkarırDoğrusu
Keşif ve değer tespiti istemeden dava açmakObjektif unsur ispatlanamazsa sübjektif unsurlar hiç incelenmezDevir tarihindeki gerçek değeri bilirkişiyle belirletin
Süreyi sözleşme tarihinden başlatmakZor durumda süre, durumun ortadan kalktığı tarihten işlerZor durumun sona erdiği tarihi belgeleyin
Beş yıllık üst sınırı unutmakZor durum sürse bile beş yıl geçtiğinde hak düşerSözleşme tarihinden itibaren beş yılı takvime alın
Yalnız kendi sıkıntısını anlatmakKarşı tarafın sömürme kastı ayrı bir unsurdurKarşı tarafın durumu bildiğini gösteren delil sunun
Tacir olarak kendi kusurundan doğan sıkıntıya dayanmakTTK m. 18/2 basiretli davranma yükümlülüğü getirirSıkıntının dışsal ve öngörülemez kaynağını ortaya koyun
Seçimlik hakkı belirsiz bırakmakİade ile oransızlığın giderilmesi farklı taleplerdirTalebi net ve gerekiyorsa terditli kurun
Tanık listesini usulüne uygun vermemekHMK m. 240/2 vakıa ve tanık bilgilerini ararListeyi süresinde, vakıayı belirterek sunun
Ödemelerin niteliğini açıklığa kavuşturmamakHesaba geçen tutarın hangi işleme ait olduğu oransızlık hesabını değiştirirHer ödemenin dayanağını dekont ve belgeyle eşleştirin
Tapu kaydına tedbir istememekTaşınmaz üçüncü kişiye geçerse iade sonuçsuz kalabilirDava ile birlikte tedbir şerhi talep edin

Sık sorulan sorular

Gabin ile aşırı yararlanma aynı şey mi?

Evet. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 21. maddesindeki “Gabin” kenar başlığı, 6098 sayılı Kanun’un 28. maddesinde “Aşırı Yararlanma” olarak değiştirilmiştir.

Aşırı yararlanma bir irade bozukluğu mudur?

Hayır. Yargıtay, kanunun aşırı yararlanmayı irade bozukluğu hâli olarak öngörmediğini, sözleşmenin kurulmasına ilişkin hükümler arasında düzenlendiğini ve kurucu unsurlarla ilgili bir kurum olduğunu belirtir.

Hangi unsurlar aranır?

Bir objektif unsur (edimler arasında açık oransızlık) ve iki sübjektif unsur (zarar görenin zor durumda kalması, deneyimsizliği veya düşüncesizliği; karşı tarafın yararlanma kastı).

Kaç kat fark “açık oransızlık” sayılır?

Kanun sabit bir oran koymaz; her olay kendi içinde değerlendirilir. Uygulamada 250.000 TL değerindeki taşınmaza 180.000 TL ödenmesi yeterli görülmemiş, buna karşılık 200.000 TL değerindeki dairenin 15.000 TL’ye devri gabin görünümü kabul edilmiştir.

Sözleşmeyi iptal ettirmek zorunda mıyım?

Hayır. TBK m. 28 iki seçimlik hak tanır: sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bildirip verdiğinizi geri istemek ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini istemek.

Süre ne zaman başlar?

Düşüncesizlik veya deneyimsizlikte bunu öğrendiğiniz tarihten; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl. Her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren beş yıllık üst sınır vardır.

Zor durumum hâlâ sürüyor; süre işliyor mu?

Kanunun ifadesine göre bir yıllık süre, zor durumun ortadan kalktığı tarihten başlar. Uygulamada tapudaki haciz şerhlerinin dava tarihinde devam etmesi, zor durumun sürdüğü yönünde değerlendirilmiştir.

İddiamı tanıkla ispat edebilir miyim?

Evet. Aşırı yararlanma iddiaları HMK m. 203/1-ç uyarınca senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasındadır; tanık dâhil her türlü delille ispat edilebilir.

Tacirim; aşırı yararlanmaya dayanabilir miyim?

Dayanabilirsiniz, ancak TTK m. 18/2 tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesini arar. Sıkışıklığın kendi kusurunuzdan doğduğu değerlendirilirse sübjektif unsur kabul edilmeyebilir.

Tapuda düşük bedel göstermiştik; bu aleyhime olur mu?

Uygulamada resmî senette harç kaygısıyla düşük bedel yazılması yaygındır ve mahkemeler gerçek değeri keşifle belirler. Ancak bu durum, iddianızı zayıflatan bir savunmaya da zemin hazırlar; ödemeleri belgelendirmek önemlidir.

Davalı davayı kabul ederse ne olur?

HMK m. 311 uyarınca kabul kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve dava bu beyanla sonuçlanır. Üçüncü kişilerin kabulün muvazaalı olduğuna ilişkin iddiaları kendi davalarında değerlendirilir.

Aşırı yararlanma ile aşırı ifa güçlüğü aynı mı?

Hayır. Aşırı yararlanma sözleşmenin kurulduğu andaki sömürüyle ilgilidir; aşırı ifa güçlüğü (TBK m. 138) ise sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü durumları ve uyarlamayı konu alır.

Kira sözleşmesinde de aşırı yararlanma ileri sürülebilir mi?

Kural olarak TBK m. 28 tüm sözleşmelere uygulanabilir. Ancak kira bedelinin sonradan dengesizleşmesi aşırı yararlanma değil, uyarlama konusudur.

Aşırı yararlanma ile muvazaa arasındaki fark nedir?

Muvazaada taraflar birlikte anlaşıp görünürde bir işlem yaparlar ve yaptırım kesin hükümsüzlüktür. Aşırı yararlanmada ise gerçek bir sözleşme vardır; sorun, bir tarafın diğerinin olumsuz koşullarını sömürmesidir.

Sözleşme iptal edilirse verdiğimi nasıl geri alırım?

Tapulu taşınmazlarda tapu iptali ve tescil davasıyla; bunun mümkün olmadığı hâllerde bedel veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade istenir.

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 28 — Aşırı yararlanma
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27 — Kesin hükümsüzlük
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30-39 — Yanılma, aldatma ve korkutma
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 138 — Aşırı ifa güçlüğü
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77-82 — Sebepsiz zenginleşme
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 — Basiretli iş adamı gibi hareket etme
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203 — Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 240 — Tanık listesi
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 308, 311 — Kabul ve sonuçları
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1023 — Tapu siciline güven

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: irade bozuklukları: hata, hile ve korkutma, muvazaa nedir, tapu iptal ve tescil davası, kira uyarlama davası şartları, önalım (şufa) davası.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, dosyadaki belgelere ve olayın özelliklerine göre değişir. Aşırı yararlanma davalarında bir yıllık ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin birlikte hesaplanması gerekir.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Hukuki rehberler — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Karşılıklı Alacaklar Nasıl Takas Edilir? Takas Şartları ve Takas Def’i (TBK m.139-145)

İçindekilerKanunî dayanakTakas ile mahsubun farkıNe yapmalı?Sık yapılan hatalarSık sorulan sorular Kısaca Takas, karşılıklı olarak birbirinden alacaklı iki kişiden…

28.08.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

İhbar Süresi Nedir, İhbar Süresi Hesaplama

İçindekilerTürkiye’de İşten Ayrılırken İhbar Süresi Hakkında Kapsamlı Bilgilerİhbar Tazminatı: Detaylı Bilgiler ve Hesaplama Rehberiİstifa Eden İşçinin İhbar Süresi:…

12.05.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Gardiyan Nasıl Olunur?

İçindekilerGardiyan (İnfaz Koruma Memuru) Olmak İçin GerekenlerGardiyanlık (İnfaz Koruma Memurluğu) Başvurusu Nasıl Yapılır?Gardiyanlık (İnfaz Koruma Memurluğu) Başvuru ŞartlarıGardiyanlık…

19.06.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Yalova Boşanma Davaları Avukatı

İçindekilerYalova Boşanma Davaları Avukatı: Dava Türleri, Yetki ve SüreçBoşanma Davasında Hangi Davalar Açılabilir?Görevli ve Yetkili MahkemeDava Açılınca Alınan…

15.08.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

WhatsApp Yazışmaları Delil Olabilir Mi?

İçindekilerWhatsApp Mesajları Delil Olur Mu? Hangi Şartlarda?1. Hukuka Uygunluk İlkesi: Mesajlar Nasıl Elde Edildi?2. Gerçeklik ve Bütünlük: Mesajlar…

04.01.2025 Yazıyı oku ›
Makaleler

Malulen Emeklilik Rehberi: Başvuru Süreci ve Şartlar

İçindekilerMalulen Emeklilik Nedir? Şartları Nelerdir?Maluliyet ve Malulen Emeklilik: Temel KavramlarMaluliyet Nedir?Malulen Emeklilik Nedir?Malulen Emeklilik ŞartlarıGenel ŞartlarÖzel ŞartlarMalulen Emekliliği…

14.02.2025 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara